|
Deli Remzi
Tarık Buğra "Delileri de delilikleri de pek
severim. Muharebede yiğidin akıllısı yaptığı deliliklerden belli
olur" diye Çerkez Ethem'i konuşturur, "Küçük Ağa" romanında... Şeyh
Edebali de; "Bilesin ki! Atın iyisine doru, Yiğidin iyisine deli
derler..." diye nasihat eder Osman Beye... "Delilkle velilik
arasında ince bir perde vardır" derler... Delilik Ayancık'ta biraz
da delikanlılık gibi görülmüş. Mesela yıllardır Ayancık İstanbul
arasında Deli Metin, Deli Hakkı gibiler otobüs şoförlüğü yapmış.
Biliriz ki gurbette olanlar memleketin delisini velisini, taşını
toprağını, herşeyini özler.
***
Armutluyazı'lı Remzi Özcan, yani Deli Remzi
düğünlerde çerkez mızıkası çalar şenlik yapardı. Bir lokma bir
hırkaya kanaat eden dervişler gibiydi. Nefes darlığından
muzdaripti. Son zamanlarında ağzından "Allah" lafzından başka kelime
çıkmamıştı. Cenazesi 25.07.1985'te
Armutluyazı Köyü mezarlığında toprağa verildi.
se-si-öz
*** *** ***
Sinop Kaf-Der web sitesinden
aldığımız,
Deli Remzi Hakkında yazılanlar:
Bir insan düşünün ki hayatı boyunca kendi
mutluluğundan daha çok diğer insanların mutluluğu için uğraşsın. Bir
ömrü Çerkes köylerinde geçen, gittiği köylerde bayram havası
estiren. Çerkes toplumunun paylaşımcı yapısında sevgi ve saygı
öğretirken, sadakatle, mızıkanın en güzelini çalan çirkin kral...
Aslında bakmayın siz, her Çerkes köyünün
vardır bir Deli Remzi'si...
Merhabalar ,
İsterseniz Remzi Özcan’ı tanımadan önce
birazcık babasından, Deli Tevfik’ten bahsedelim. (Deli, Çerkeslerde
kişiyi onure etmek için kullanılan bir sözcüktür.)
Söylenildiğine göre Deli Tevfik zamanının
bileği bükülmeyen güçlü kuvvetli, güreşçilerinden biri. 3 kişi
uğraştığı halde dizini bile bükemedikleri söylenir.
Anlatıldığına göre Deli Tevfik değirmende
kavga ettiği bir kişinin ölümüne (sebebini bilmiyoruz) sebep olur ve
idamlık kaçak konumuna düşer. O artık aranan bir adamdır.
Çerkes köylerindeki güreş kültürünün
devam ettiği zamanlar, köydeki büyük bir güreşi çevredeki ağaçdan
izlemek zorunda kalır. Çünkü kendisini arayan Jandarma komutanı da
güreşi seyredenler arasındadır. Güreşe gelen bir pehlivan önüne
gelen herkesi yener, rakip kalmamıştır . 'Başka çerkes kaldı mı?'
diye yarı espirili sorusu güreşi ağaçtan seyreden Deli Tevfik’in
zoruna gider. Silahı ve çerkes kamasını çıkartır. Doğru komutanın
yanına gider ve bir güreş yapmak istediğini, bu güreşten sonra
kendisini tutuklayabileceğini söyler. Komutanın kabul etmesiyle
güreşe başlar ve rakibini, hem de 2 defa yener . Onun bu kendine
güvenen, dürüst erdemli tavrı komutanın hoşuna gider. Deli Tevfik’e
derki; “Sen kaçaksın, kaçacaksın. Ben de seni yakalayacağım” der ve
Tevfik’in kaçmasına izin verir.
Bu olaydan sonra ilerleyen zamanlarda
Köylüler söz verdikleri üzere Tevfik’i Sinop Jandarmaya teslim
ederler. Tevfik’in cezası iyi halden ömür boyu hapse düşer.
Kastamonu’ya kimsenin yenemediği bir Rus pehlivan gelmiştir.
Tevfik’i hapisten güreş meydanına taşır zamanın görevlileri. Tevfik
Rus’u da yener Cezasında indirim yapılır ve bir zaman sonra çıkar.
İşte bu Deli Tevfik’in oğludur Remzi..
Aslında uzun lafa gerek yok, sözün iyisi
kısa olanıdır diyelim ve Bektaşağa Köyünden Gonejko Yaşar KANDEMİR
hocaya kulak verelim. Ne geçmiş yüreğinden Deli Remzi için bakalım.
Remzi ÖZCAN
Ayancık ilçesinin, Armutluyazı'sından
Remzi Özcan'dı adı, yetimdi anasından
'Deli Tevfik' denilen bir babanın
oğluydu
Belliki çok çekmişti, içi dolu doluydu
Neler anlatmazdı uçuk benizli yüzü
Düşünerek söylerdi, söylediği her sözü
Halk ozanı gibiydi, elinde mızıkası
Simgesi sayılırdı, onun fotör şapkası
Her gittiği yerdi, Çerkes Köyleri
Mızıkayla oynattı, hanımları, beyleri
Ömerdüz, Büyükdüz, Karabağ, İncemeydan
Bektaşağa, Dağyeri çıkardı Acısu dan..
Seyrek hafif sakalı, safça görünüşüyle
Eğlendirdi herkesi, espiri neşesiyle
Kimi değer verdi, kimi hor gördü belki
Yine de hatırlanmak dostlar öyle güzel ki
Köylü YAŞAR incitir insanı kötü kelam
Bu dünyadan bir REMZİ gelip geçti
vesselam.
YAŞAR KANDEMİR (Gonejko)
Bektaşağa Köyü /SİNOP
***
Deli Remzi İçin Yakın Dostları Ne
Dedi?
Kendini akıllı gören, çok akıllıdan daha
akıllı ve insancıldı. İstanbul'a geldiğinde çok evimde misafir
olmuştur. "Vallaha Allah'tan korkmasam ben mızıkaya kuran okuturum"
derdi ve çok mantıklı konuşmaları da vardı. Onun mızıkası yüzünden
düğünümüzde çok büyük bir kavga çıkmıştı. Mızıkası çok kıymetliydi
onun. Hayatında en yakını, dertleştiği, tek onu anlayan mızıkasıydı.
Rahmetle anıyorum.
Fatma Aydın-Sinop
***
Bazı insanlar toplumun üstünde olmak
durumunu hak ederken, nedense vefasız insan topluluklarında,
ötelenmiş alt seviyede bir davranış biçimiyle karşılaşıyor ve bunu
hazmedemeyip agresif olabiliyorlar veya hiper aktif bir yapıya sahip
oldukları için davranış bozuklukları sergiliyorlar. Bu da gelişmemiş
insan topluluklarında kişileri deli sıfatına sokuyor ve gerçekten
delirmelerine vesile oluyorlar diye düşünüyorum. Onların yarısı kadar
temiz, onların yarısı kadar hesapsız olabilsek, değil Türkiye'de
dünyada bile savaşlar olmazdı. Dağyeri'li Ayşe, Armutluyazı'lı deli
Remzi... Güzel insanlar, nur içinde yatın. Biz öleceğiz unutulacağız.
Bizi
kimse çocuklarına anlatmayacak. Ama sizleri de kimse unutmayacak, öyle
görülüyor.
Firdevs Aslan-Sinop
***
Tarık Buğra "Delileri de delilikleri de
pek severim. Muharebede yiğidin akıllısı yaptığı deliliklerden belli
olur" diye Çerkez Ethemi konuşturur, "Küçük Ağa" romanında... Şeyh
Edebali de; "Bilesin ki! Atın iyisine doru, Yiğidin iyisine deli
derler..." diye nasihat eder Osman Beye... "Delilkle velilik
arasında ince bir perde vardır" derler... Delilik Ayancık'ta biraz
da delikanlılık gibi görülmüş. Mesela yıllardır Ayancık İstanbul
arasında Deli Metin, Deli Hakkı gibiler otobüs şoförlüğü yapmış.
Biliriz ki gurbette olanlar memleketin delisini velisini, taşını
toprağını, herşeyini özler.
sesiöz-Sinop
***
Not : Deli
Remzinin bedeni 25.07.1985 te Sinop-Ayancık/Armutluyazı'da toprağa
verilmişti. Ancak unutulması mümkün olmayan bu güzel insanı, bizde
modern dünyada yok olan değerlerimize sahip çıkan bir haykırış
olarak değerlendiriyor ve saygıyla anıyoruz.
http://www.sinopkafder.org/deliremzi.html
*** *** ***
Çocukluk günlerimin Ayancık'ında yüzünü
unutamadığım simalardan biridir Deli Remzi. Ona çoğu zaman Ayancık
sokaklarında, özellikle de düğünlerde rastlardım. Fötr şapkasının
altında küçük yüzü ve her an gülümseyen hatları, yarı kısık gözleri,
hafif kirli sakalı, koyu renk ve dikine çizgili takım elbisesi, orta
boyu, sakin yürüyüşü, ama ille de elindeki çerkes mızıkası.
Doğduğumuz toprakların yok olan sayısız siması gibi, o da aramızdan
ayrılıverdi.
Turan Gökmenoğlu
***
Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın.
Aslında nice mecnun var ki, bin akıllı görünene bedel. Sağol renk
kattın. Bulunduğu ortamdan daha ilerisini gören ön sezili ve atak
kişilere de önce deli derler. Sonra bu deli bir bakmışsın, dahi
olmuş. Tarihte böyle insanlar çok. Tabiri caizse, önce kafayı yemiş,
üşütmüş, başka işi gücü yok mu, derler. Birde adamı süründürürler.
Öldükten sonra evliya ederler. Kabri ziyaretgah olur. Merhumun
kimseye zararı dokunmamış, aksine renk katmış. Neyse uzatmıyayım.
Hoşça kalın
hatko Mehmet_bi
http://www.uzunyayla.com/icerik/724/deli-remzi.html
*** *** ***
|