 |
|
|
 |
|
Ali Muslu
Boyabat'ın Kise köyünde 1934 yılında doğdum.
İlkokulu Kise köyde okudum, aynı köyümüzde. Hafızlığımızı da aynı köyde
yaptık. |
Kimdi hafızlık
hocanız?
Ali Rıza Hafız.. Ondan sonra kasabada okuduk,
Boyabat içerisinde. Yusuf Hafız derlerdi ona da. O zaman malum ya kuran
kursu falan yoktu. Hususi olarak camide okurduk. Ondan sonra da bizim
köye imam oldum. Dört sene imamlık yaptım bizim köyde. O zaman köylüler
veriyordu. Kadrolu değil. Sonra askere gittim geldim. Askerden sonra da
Gaziler diye bir köyde 6 sene kadar kaldım. Ondan sonra işte Ayancık'a
geldik.
Kaç senesinde?
1964 de geldim Ayancık'a... 1964 ün martında
Sahil camisinde vazifeye başladım. Ondan sonra 26 sene görev yaptım.
1990 da emekliye ayrıldık.
Müezzin olarak görev yaptınız değil mi?
Evet müezzin olarak.
Kim vardı orada görev yapan?
İmam olarak, Etem hoca vardı. O öldü. Sonra İsa
hoca geldi. İsa Ak... Ondan sonra Mehmet Özer geldi. Oda biraz yaptı.
Sonra tekrar İsa hocayla beraber 20 sene devam ettik. Ben 1990 da emekli
oldum, o da 2001 de mi ne emekli oldu. Böylece Ayancık'a da yerleştik.
İki oğlan, iki kızım var. Onları da buraya evlendirdim. Gelinlerimiz de
buralı. Ayancıklı olduk artık. Ev yaptık Erkengünez'de. Şimdiki hal
oturup duruyoruz orda bakalım.
Sizin
buraya geldiğinizden beri bu zamana kadar İslami yaşayışında gördüğünüz
kadar Ayancık'ta gelişme var mı?. Nasıl bir yaşantı oldu?
Pek de bi gelişme yok. Biraz işte gençlerde
İmam hatip okulu açılalı gençlerde biraz bişeyler oldu ama, yani pek de
yok şimdi. Sahil olduğu için ekseri yazları turistler gelir. Öyle pek de
birşey olmadı yani. Aşağı yukarı 42 sene oluyor ben buraya geleli yani
dinî, İslamî bakımdan gelişme olmuyor. Beriki, çarşının gelişmesi falan
oluyor. İslami bakımdan pek bir gelişme olmuyor yani.
Unutamadığınız bir hatıra, aklınıza gelen, şöyle hikaye gibi bir hatıra
var mı?
Hikaye gibi size bir anımı anlatayım. 1980
senesiydi galiba. Bir gece yatıyordum evde. Gök gürleme gibi bir şakırtı
oldu. O zamanda tabi anarşi devri vardı. Biz bomba attılar sandık. Hemen
sıçradım gece kalktım. Elektriklerde kesilmiş, ondan sonra. Baktım bir
tıkırtı yok. Gök gürleme, yağmur da, kar da yağıyor. Biraz sonra bizim
zil çalındı. Tabi o zaman anarşi korkusuna birden camlara çıkamıyoruz.
Usulca yine baktım. Polis elbiseli biri var. Camı açtım, pencereyi. Ne
o, hayrola dedim. Hoca sen misin dedi. Benim dedim ben de. Dedi anahtar
var mı caminin?. Ne o hayrola dedim. Eey camiyi uçurmuşlar dedi. Onlarda
bomba zannetti. Ordan hemen kalktım ama bir korku bir titreme. Arabaya
aldılar beni. Gittik caminin önüne. Biyol baktık ki minare o şerefeden
yukarısı hiç yok. Tam da o zaman o gece, Fikret Övet vardı onun
annesiyle babası uçakta düştüler onların cenazesi geldi. Turist otelin
kahvesinde bekliyorlarmış. Ondan sonra, onlarda şey zannetmişler,
bomba.. Yatın yatın, yere yatırıyorlar milleti. Neyse kapıyı açtık
girdik emme caminin üst katında, üstünde hiç, kiremit miremit hep
parçalanmış. O yukardaki taşlar hep yumruk gibi olmuş her taraflara
dağılmış. Hükümet binasının bile camını kırmış böyle. Ondan sonra
sabahleyin oldu tabi, Bir hafta onbeş gün falan namaz kılamadık camide.
Tekrar üstünü yaptılar, başladık namaz kılmaya yani...
Cemaatle ilişkileriniz nasıldı?
Cemaatle ilişkilerimiz hep iyi geçti yani. Çok
ta severlerdi bizi. İsa hocayı olsun, beni olsun, Cemaatle tabi pek
böyle şey davranmazdık. Yani çok severlerdi bizi cemaat.
Sizin
belli bir cemaatiniz vardı zaten, İhsan efendi gibi belli kişiler vardı.
İhsan efendi, Temel, hacı Temel vardı. Onlar
şimdi, Osman müftü diye birisi geldi buraya. Bizi yirmişer gün
değiştirdi camilerde. Biz Yenicamiye geldik, Yenicamidekiler Merkeze
gitti, Merkezdekiler Sahile geldiler. Hemen gelmişler müftülüğe, neden
bizim hocalarımızı aldınız. Yok demiş müftü şöyle bir onbeş yirmi gün
değiştirdik falan diye. Yani cemaatımız bizi çok severlerdi.
Cemaatimizle de öyle ileri geri hiç bir şeyimiz olmadı bu 26 sene
zarfında, hep de severlerdi. Hâlâ da gene Ayancık bizi öylece sever
yani..
Bir dönem
hatimle teravih de kıldırdınız herhalde..
Evet. Müftü Nasuf bey zamanında 1989 da,
Köprübaşı camiinde hatimle teravih kıldırdık. O zamanlar cami daha
yapılmamıştı. Alttaki odalarda kılınıyordu. Cahit isimli genç bir
hafızla sırayla, bir akşam o bir akşam ben teravih kıldırdık o sene...
|