 |
Salim Acar |
 |
|
1934 te Ayancık
Armutluyazı köyünde doğdu.
Annesi Melek, Babası Tahsin. Çerkez Melboh sülalesinden, bir başka
tarifle Zarbekko'lardan. |
İlkokulu köyünde okudu.
Öğretmenleri Huriye Acar (Yılmaz) idi.
Manisa Soma'da madencilikte
çalıştı. 1960 dan sonra ticarete atıldı. Nakliyecilik, kerestecilik,
araba alım satımı vs. gibi çeşitli ticaret işleriyle uğraştı.
Armutluyazı Köyü Kalkındırma
derneği kurucularından.
Kendisi anlatıyor:
*
Köyde ilk olarak, şimdiki İmam evi olan yeri
dernek binası olarak yaptırdık. Onun yanında eski bir ahşap okul
vardı. Yıkıldı ve yerine cami yapıldı.
Cami güçlüklerle yapıldı tabii. Hacı Nuri temelinde çok çalıştı. O
zamanlar benim iki tane kamyonum vardı. Malzeme olarak ne gerekiyorsa
gönderirdim. Dernek adına kereste aldık, bazılarını kullandık, bir
kısmını da satıp cami inşaatına para olarak kullandık. Caminin ustası
Tavaca'lı Yunus ustaydı. Üstünü dört çark beton yaptı ve çok sağlam
yapıldı.
*
Askerliği kısa devre, 3 ay yaptım. Askere gitmeden önce Soma Linyit
işletmesinde hava tesisatı döşüyorduk yeraltına. İşletme o zaman bizi üç
ay sonra askerden aldı, ihtiyaç var diye. Askerlik müddetince yine orada
çalıştık.
*
Ayancık'ta Yenicami'nin yapılmasında 1987 de dernek olarak katılıp
temelini attık. 1995-96 da, yaklaşık 300 milyara malolan caminin açılışı
gerçekleşti. Cami derneğinde Rasim Özdemir, Şahap Gelişli, Hasan Cankur,
Sait Özçelik gibi kişilerle beraber çalıştık.
*
İlkokul tatillerinde Fayık Özcan'ın babası İbrahim Efendiden Kur'an
okuduk. Zekeriya Efendi bir yere gittiydi galiba, o dönem yoktu. İbrahim
Efendide ders görürken atın üzerinde bir başöğretmen geldi. Çocukların
Kur'an dersi aldığını gördüler.. Jandarma hocaefendiyi aldı götürdü
Ayancık'a. Bir daha okuma imkanımız olmadı tabi. Boşluğa geldi ve biz de
sonra Manisa Soma'ya çalışmaya gittik.
*
Daha sonra Zekeriya Efendi Kur'an dersi vermeye başladı. Zekeriya Efendi
uyanık bir adamdı. Okumaya gelenlere evinde ders verirdi. Evinin önünde
büyük bir ağaç vardı. Çocuklardan birini nöbetçi diktirirdi orada.
Yabancı birisi gelen olursa ıslık çalardı çocuk. Evdekiler hemen Kur'an
cüzlerini tahta sofanın altına, bir kapağı kaldırıp saklarlardı.
Çocuklara da şarkı söyletip oyun oynatırdı ozaman. Öyle öyle çok kişi
okudu. Ömerdüz, Büyükdüz'den gelip yatılı olarak kalıp okurlardı.
*
Eskiden şu Ayancık'ta iki tane araba vardı, o da eski püskü. Şimdiki
devir çok güzel...
|