|
Bulmacadaki kelimelere göre hazırlanmış |
|||
|
|
GABAR:Irmaklarda ve haliçlerde yük taşımakta kullanılan tekne. GABARDİN :Sık dokunmuş bir tür ince yünlü yada pamuklu kumaş. Su geçirmeyen kumaştan yapılmış reglan pardösü. GABARİ:Bazı eşyaya verilmesi gereken boyutları,yan görüşü çizmeye,hazırlamaya yada denetlemeye yarayan örnek. GABARİ:Bir yapının belediyece öngörülen azami yüksekliği. Taşıtlarda yükün yükseklik ölçüsü. GABİ (GABİYE):Kalın kafalı,ahmak, anlayışsız,ebleh. GABİN :Alışverişte satın alınan mala ödenen karşılığın,malın değerinden çok fazla olması,alışverişte hile yapma. Bir sözleşme yapılırken taraflardan birinin ötekini aşırı bir biçimde sömürmesi. GABYAR: Eskiden yelkenli gemilerde yelkenlerin,serenlerin ve seren donanımlarının bakımıyla görevli tayfa. GACALLAR: Bulgaristan’da yaşayan Müslüman bir Türk boyu. GACO.:Argo’da dost,metres anlamında sözcük. GAÇ:Petrol yağlarındaki parafinin giderilmesi ile elde edilen arıtılmış yağsı parafin. GADA:Üzüntü dert anlamında yerel sözcük. GADDAR: Acımasız,merhametsiz. GADİR (GADR):Haksızlık etme,zarar verme. Haksızlık, kıygı. GADOLİNYUM:Nadir topraklar grubundan kimyasal bir element. GAFFAR:Af ve merhamet sahibi,yargılayıcı. GAFİL:Aymaz. GAFUR: Allahın bağışlayıcı anlamındaki sıfatı. GAG:Oyuna komiklik ve neşe katan beklenmedik söz veya hareket,gülüt. GAGA:Ordu’nun Fatsa ilçesinde doğal güzelliğiyle tanınmış bir göl. GAGABURUN: Karadeniz yöresine özgü yelkenli bir tekne. GAGAKU:Japon saray müziğinin genel adı. GAGALI:Başı yuvarlak,kıçı aynalı Karadeniz yapısı bir yelkenli. GAGAVUZ:Büyük çoğunluğu Moldova’da,az bir bölümü Deliorman,Dobruca,Besarabya ve Ukrayna’da oturan Ortodoks Türk halkı. GAİLE:Sıkıntı,dert,üzüntü. GAİP:Görünmez alem. GAİTA:İnsan dışkısı. GALA:Meriç ırmağının deltasında,bir çok kuş türünü barındıran ve tabiatı koruma alanı kapsamına alınan bir göl. GALAKSİ:Gökada. GALAT:Yanlış kelime veya söz. GALATIMEŞHUR:Genelleştiği için yanlışlığına önem verilmeden kullanılagelen söz,deyim,terim,yaygın yanlış. GALATLAR:Avrupa’dan doğuya akınlar yaparak Orta Anadolu’ya yerleşen ve bu bölgeye adını veren kelt halkı. GALATYA:Antik çağlarda Kızılırmak ile Sakarya ırmağı arasındaki bölgeye verilen ad. GALDİRİK (GELDİRİK):Kuzey Anadolu’da yetişen,tüylü ve çiçekli dalları sebze olarak kullanılan otsu bir bitki. GALENOS:Eski çağların en büyük hekimlerinden biri olan ve deneysel fizyolojinin kurucusu sayılan eski Yunanlı hekim. GALERİÇ: Kızılırmak deltasındaki orman alanına verilen ad. GALETA:Fırında iyice pişirilerek kurutulan çeşitli biçimde peksimet. GALEYAN:Coşma. GALİ: Alçak ve altı düz gemi. GALİ:Gemilerin üst güvertelerinde ve palavralarında bulunan mutfak. GALİBARDA:Mora çalan koyu kırmızı renk. GALİZ:Kaba ve çirkin, iğrenç. GALON: Çeşitli sıvıları taşımakta kullanılan silindir biçiminde metalden yapılmış büyük kap. Anglosaksonların kullandığı yaklaşık 4,5 litrelik bir tür ölçü birimi. GALOP: At yarışında ya da antrenmanda atın yaptığı derece. GALOPAGOS: Büyük Okyanusta,çok zengin bir hayvan yapısına sahip olan,bu nedenle Darwin’in Doğal Ayıklanmalar Teorisi ile ilgili araştırmalarını yürüttüğü takımada. GALVANİZ:Üzeri değerli madenlerle kaplanacak bakır levhanın batırıldığı altın,gümüş veya platin banyosu. Çinko banyosu. GALVANOMETRE:Mıknatıslı iğnede oluşan sapmaları gözlemek yoluyla elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan cihaz. GALYOT:Başı ve kıçı çok yuvarlak gulet tipinde Hollanda yelkenlisi. GAM:Müzikte bir oktavın içindeki belli notalar ya da aralıklar düzeni. GAMA: Yunan abecesinde bir harf. GAMA:Radyoaktif cisimler tarafından yayılan ve X ışınlarından daha kısa dalgalı olan ışınlar. GAMAGLOBÜLİN:Kanda,lenfte,safrada v.s.’de bulunan bir protein türü. GAMAY:Şaraplık bir üzüm cinsi.(Ünlü Fransız şarabı Beaujolais bundan yapılır). GAMBİT:Satrançta,bir piyonu yada başka bir taşı feda ederek üstün bir pozisyon kazanmaya dayalı açılış. GAMBOT:Birkaç topu olan bir çeşit küçük ve hafif savaş gemisi. GAMELAN:Endonezya’nın Cava ve Bali adalarına özgü,vurmalı çalgılardan oluşan orkestra. GAMET:Biyolojide üreme hücresi. Erkek ya da dişi üreme hücresi. GAMOFOBİ: Evlilik korkusu. GAMSELE:Su geçirmez kauçuklu yağmurluk. GAMZE:Çene yada yanak çukuru. GANA: Afrika’da bir ülke. GANADERO:Güreş boğası yetiştiren kimse. GANG:Bir maden cevherini yada değerli taşı saran değersiz madde. GANG:Kanunsuz işlerle uğraşan kimselerden oluşan çete. GANİ:Zengin. GANYAN:At yarışlarında birinciliği kazanan at. GAPAR:Bir tür yaban kedisi. GAR:Eskiden Bulgar krallarına verilen unvan. GARABET:Yadırganacak yönü olma,gariplik,tuhaflık. GARAM:Çok derin hissedilen sevgi yada gönül bağı. Şiddetli sevgi ve özlem. GARAMİ:Düşünceden çok canlı duygulara ve aşklara dayanan sanat yapıtı. GARAMMASALA:Hint mutfağına özgü,kakule tohumları,tarçın,karanfil ve karabiberden oluşan,özellikle balık ve tavuk yemeklerinde kullanılan hafif acı bir baharat. GARBOLOJİ:Çöplerin bilimsel yollarla incelenip sınıflandırılması. GARD:Eskrim,boks gibi oyunlarda korunmak için alınan durum. GARDENPARTİ:Bahçede yapılan büyük eğlence. GARDENYA: Güzel kokulu çiçekler açan bir ağaççık. GARDROP:Giysi dolabı. GARET:Düşman toprağına yağma için yapılan akın. GARİDU:Hindu mitolojisinde,Tanrı Vişnu’nun binek kuşu. GARİG:Otsu bitkilerle kaplı olan ve zamanla önce makiliğe, sonra da ormana dönüşen ekolojik alanlara verilen ad. GARİK:Suya batmış. GARK: Suya batma,batırma,boğulma. GARMONİ (GARMON) :Kafkaslara özgü bir tür akordeon. GARNİTÜR: Bezenti. GARNİTÜR:Et veya balık gibi asıl yemeğin yanına eklenen sebze,patates vb. yiyecekler. GAROZ:Tekirdağ yöresine özgü,kolyoz,torik gibi balıklarla hazırlanan bir tür meze. GARSAK: İznik gölünün gideğeni olan çay. GARSONİYER:Erkeklere ait özel konut. GAS:Yalan, şaka anlamında yerel bir sözcük. GASİL:Ölü yıkama. GASP:Zorla alma. GASSAL:Ölü yıkayıcı. GASTRİT:Mide mukozası iltihabı. GASTROENTOROLOJİ:Tıbbın sindirim sistemi hastalıklarını inceleyen dalı. GASTRONOM:Gurme. GASTRONOMİ:Yemek bilgisi. GAŞAK:Buzağıların,annelerinden ayrılarak konuldukları bölme. GAŞİY:Etkileyici bir güzellik karşısında kendinden geçme,çok beğenme. GATİN: Eski dilde anlayışlı,uyanık. GATO:Pasta, çörek. GAUGUİN:Nereden Geliyoruz ? Kimiz ? “Altın Vücutlar” gibi yapıtlarıyla ünlü Fransız ressam. GAUSS:Manyetik alanın şiddet birimi. GAV:Kırmızı toprak. GAVİAL:Hindistan’ın büyük ırmaklarında yaşayan büyük bir timsah cinsi. GAVOT:Bir tür eski Fransız halk dansı. GAVUR:Merhametsiz,inatçı,acımasız. GAVURİNİ:Antalya’nın Alanya ilçesinde bir mağara. GAYAKOL :Peygamber ağacı reçinesinden çıkarılan ve hekimlikte kullanılan bir sıvı. GAYAL:Asya’da yaşayan yarı evcil bir sığır cinsi. GAYBUBET:Hazır olmayış,yokluk. GAYDA:Kamıştan yapılmış çift düdük ve tulumdan oluşan,tiz sesli,nefesli bir çalgı türü. Zurnalı ve tulumlu bir çalgı. GAYR:Başka kimse, başkası. GAYUR:Gayretli,çok çalışkan. GAYYA:İslamiyet’e göre cehennemde bulunan bir kuyu. GAYZ: Öfke,kızgınlık,hınç. GAYZER:Volkan bölgelerinde,belli aralıklarla su ve buhar fışkırtan sıcak kaynak. Yer altından gaz veya sıvı fışkıran yer,kaynaç. GAZA:Din adına yapılan savaş. GAZAB:Arapçada öfke,kızgınlık,hiddet. GAZAL : Ceylan. GAZANFER:Yiğit,kuvvetli adam. GAZANİA (GAZANYA):Güney Afrika’da yetişen ve bazı türleri bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, kömeç halinde sarı, turuncu ya da beyaz çiçekler açan çok yıllık bitki. GAZAP:Öfke,kızgınlık,hınç. GAZE:Kadınların yüzlerine sürdükleri allık. GAZEBO:Geniş bir görüş sağlamak için yüksek bir yere yapılan küçük kule. GAZEKİ:Cepken altına giyilen kolsuz bir çeşit giysi. GAZEL:Sonbaharda kuruyup dökülen ağaç yaprağı. GAZELHAN:Gazel okuyan kimse. GAZİMİYAN:Gerek Müslümanlar gerek Hindular tarafından büyük saygı gösterilen ve adına Şadi denilen düğün günü şenlikleri düzenlenen Hintli Veli. GAZLIGÖL:Afyonkarahisar ilinde bir kaplıca. GAZVE:Arap kabileleri arasındaki çarpışma. GE:Germanyum’un simgesi. GE:Gürcistan’ın plaka imi. GEBEKİRSE:İzmir’in Selçuk ilçesindeki Küçük Menderes Irmağı deltasında, birçok kuş türünü barındıran göl. GEBEŞ:Argo’da aptal,sersem,şiş göbekli. GEBRE:Atı tımar etmekte kullanılan kıldan kese. GEÇE:Karşılıklı iki yandan her biri. GEÇEK:Küçük tahta köprü. GEÇENEK: Koridor. GEÇİTLİ: Adana’nın Yüreğir ilçesine bağlı bir belde. GEÇKİ:Türk müziğinde bir makamdan yada bir usulden başkasına geçmek. GEDA:Dilenci,yoksul,fakir. GEDELEÇ : Ok torbası, kılıfı. GEDEME:Göçebelerin kullandığı bir tür keçe çadır. GEDEMEÇ:Köy evlerinde giriş yeri. Köylerde oda kapısı yanında ayakkabı çıkartılan yer. GEDİK:Bir yüzeydeki çatlak veya aralık. GEDİKLİ:Bir yerle veya işle olan ilgisini sürdüren kimse,müdavim. GEĞREK:Kaburgaların altındaki boşluklardan her biri. GEKO:Bir cins kertenkele. Sakangur adıyla da bilinen kimi küçük yapılı sürüngenlerin ortak adı. GELBER:İnşaat harcı karmaya yarayan kürek boyutundaki geniş ağızlı çapa. GELBERİ:Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek için kullanılan uzun saplı demir alet. GELEBİCİN:Yayınbalığına verilen bir başka ad. GELEĞEN:Ana ırmağa karışan akarsu. GELEME: İki yıl sürülmeyen boş tarla. GELEMİŞ:Antalya’nın Kaş ilçesinde,Eşen çayının ağzında bir kıyı gölü. GELENİ:Tarla faresi. GELGEÇ:Sebatsız,kararsız. GELGEL:Başa takılan elmas yada altın iğne. GELGİT : Ay ve Güneşin yer yuvarlağı üzerindeki çekim güçleri sebebiyle deniz yüzünde su düzeyinin alçalması,kabarması olayı. GELİDONYA:Antalya’nın Fenike ilçesinde,bugün Bodrum Sualtı Müzesinde sergilenen dünyanın en eski batıklarından birinin çıkarıldığı burun. GELİN FENERİ:Gülgillerden bir ağaç,kuş kirazı,ılgıncar. GELİN: Lütfi Ömer Akad’ın bir filmi. GELİNCİK:Botanikte (Papaver rhoeas) olarak tanımlanan,yazın kırlarda,özellikle ekin tarlalarında yetişen,kırmızı ve otsu bir bitki. GELİNCİK:Yılanbalığına benzer bir balık. GELİNCİK:Yılancık, arpacık,çıban gibi yaralara verilen genel ad. GELİNTÜLÜ:Rize’deki Ayder yaylası yakınında bir şelale. GEM:Atı yönetmek için ağzına takılan demir araç GEMARA:Yahudilikte,din bilginlerinin ve hahamların,sözlü şeriat derlemesi Mişna’yı konu alan yorum ve açıklamaları. GEMİNİ:İkizler takım yıldızının Latince adı. GEN:Bir süre sürülmeyerek boş bırakılmış tarla. Tarıma elverişsiz toprak. GEN:İçinde bulunduğu hücre veya organizmaya özel bir etkisi olan,kuşaktan kuşağa ve hücreden hücreye geçen kalıtımsal öğe. Kalıtım, soya çekim. GENE KELLY: Daha çok dansçılığı ve koreograflığıyla tanınan,unutulmaz “Singing in the Rain” (Yağmur Altında) filminin yönetmenliğini de Stanley Donen ile birlikte üstlenen başrol oyuncusu. GENELEME:Mantıkta bir düşüncenin başka sözlerle yeniden anlatılması. GENETİK:Kalıtım bilimi. GENİŞKE:Koyun yada keçi yavruladığı zaman çobana verilen bahşiş. GENOM:Gametlerde bulunan kromozomların hepsine verilen ad. Bir canlıdaki genlerin tümü. GENZEK:Genizden konuşan,hımhım. GER:Tek tük ağaç bulunan kayalık. GERALİ:Ege bölgesine özgü zeybek türü bir halk oyunu. GERBİL: Afrika ve Asya’nın kurak bölgelerinde yaşayan bir antilop. GERDANİYE:Türk müziğinde bir makam. GERDANİYEBUSELİK: Türk müziğinde bir makam adı. GEREN:Kuruyunca çatlayan killi bir toprak türü. Tuzlu,killi toprak. GERENUK: Afrika’da yaşayan,çok uzun boyunlu bir antilop. GERES:Portekiz’de ağaçlı dağlık kütle. GEREŞ: Kuruyunca çatlayan toprak. GERGA:Aydın ilindeki Gökbel Dağında antik bir Karya kenti. GERGEDAN:Zoolojide (Rhinoceros inducus) olarak tanımlanan,sıcak ülkelerde yaşayan,burnunun üstünde bir veya iki boynuzu bulunan,kalın derili,saldırıcı bir hayvan. GERGEF: Üzerine kumaş gerilerek nakış işlemeye yarar,çoğu dikdörtgen biçiminde olan çerçeve.Kasnak. GERGİCEK:Masa ve sandalye ayaklarını birbirine bağlayarak açılmalarını önleyen çubuk. GERİ:Araba üzerine gerilerek içine saman veya tahıl doldurulmuş büyük kıl çuval. GERİATRİ:Yaşlanma ile ilgili sağlık konuları üzerinde duran tıp dalı. GERİDON:Genellikle üstü mermer,tek ayaklı yuvarlak masa. GERMANYUM :Silisyum ve kalayla benzerlikler gösteren bir element. GERMİAB:Mardin’in Dargeçit ilçesinde bir kaplıca. GERMİÇ:İri balıklarda kılçık durumunda olan kemik. GERZE: Sinop’un bir ilçesi. GERZE:Karadeniz bölgesinde yetişen siyah renkli bir tavuk ırkı. GESTALT:Psikolojik olayların bir bütün yada biçim olduğunu savunan görüş. GEŞİVUTE: Sakarya iline özgü,püre haline getirilmiş barbunya fasulyesiyle yapılan bir yemek. GETR:Ayakkabının üstünden bacağın alt bölümüne değin sarılan , kumaş yada köseleden yapılmış bir tür tozluk. GETTO Bir yerleşim bölgesinin,aynı şehirden gelen insanların yerleştiği bölümü.: GETTO:Kimi Avrupa toplumlarında Yahudilerin gönüllü olarak yada zorlanarak yerleştikleri kent dışındaki yer. GEVARUK:Hakkari ilinde kaya resimleriyle tanınmış vadi. GEVE: Budanan dallarda kalan kuru uç. GEVEN (KEVEN) :Baklagillerden,bazı türlerinden kitre denilen zamk çıkarılan,çok yıllık,dikenli bir çalı. GEVENDE:Adıyaman’ın yerel çalgıcılarına verilen ad. GEVHER:Değerli süs taşı,mücevher. GEVİŞ:Bazı hayvanların yutmuş olduğu yiyeceği ağzına getirip yeniden çiğnemesi. GEYGİ:Elbise,giyecek. GEYİKLİ BABA :Osmanlı devletinin kuruluş yıllarında büyük yararlılıklar gösteren ve Bursa’da külliyesi bulunan ünlü Türkmen dervişi. GEYŞA:Özel olarak erkeklere hizmet için yetiştirilmiş Japon kadını. GEZ:Tüfek,tabanca gibi ateşli silahlarda namlunun gerisinde bulunan ve nişan alırken arpacıkla birlikte göz ile hedef arasında aynı doğru üzerine getirilen kertik. Okun kirişe geçen ucundaki kertik. GEZ:Yer ölçmeye yarar düğümlü ip. GEZE: Düğünden sonra oğlan ve kız tarafının verdikleri karşılıklı ziyafet. GEZEKLİK:Sığır sürüsünün otlamaya gitmeden önce toplandığı yer. GEZGE: Kol gezen silahlı kuvvet,devriye. GEZİ:Eskiden kullanılmış,pamuk ve iplikle karışık dokunmuş hareli kumaş. GICIR: Sakız kıvamını artırmak için katılan,kauçuk cinsinden bir madde. GIDIK:Çene altı,gerdan. GILDIRGIÇ:Çiftçilikte kullanılan bir alet. GILMAN:Cennette hizmet gördüğü düşünülen delikanlılar. GINA: Bıkma,usanma. GINA: Zenginlik,bolluk. GIPTA:İmren. GIR: Söz,lakırdı. GIR:Argo’da alay etme,dalga geçme. GIRBAL:Elek,kalbur. GIRNATA:Halk dilinde klarnet. GIRTLAK:Hançere. GIYBET :Dedikodu.Bir kişinin gıyabında ileri geri konuşmak. Gİ:İkinci Dünya Savaşında ABD erlerine verilen ad. GİACOMO BALLA :Fütürizm akımının kurucularından ünlü İtalyan ressam. GİB:Ekvator Afrika’sında ve Güney Afrika’da yaşayan küçük antilop. GİDEROS:Kastamonu’nun Cide ilçesinde doğal güzelliğiyle tanınmış bir koy. GİDON:Bisikletin ön tekerlek maşası üstüne bağlanmış,iki elle kullanılan yön değiştirme aracı,yönelteç. GİDON:Komodorlara özgü çıması çatal biçiminde kesilmiş sancak. GİGAKU:Japonya’da Buda manastırlarında açık havada maskeli olarak yapılan dans. GİLABURU:Orta ve Kuzey Anadolu’da yetişen,meyveleri halk hekimliğinde kullanılan bir ağaççık. GİLİK:Sacda pişirilen bir çeşit çörek.Küçük ekmek. GİLİRİK:Bazı yörelerimizde küçük kar anlamında kullanılan sözcük. GİMİ:Gövdesi , kabuğu soyulduktan sonra yenilen veya turşusu yapılan yumru köklü, beyaz çiçekli ve otsu bir bitki. GİNSENG:Kuvvet verici,yorgunluk giderici ve cinsel gücü artırıcı özellikleri olan bir Uzakdoğu bitkisi. GİPÜR: Zemin dokusu olmayan iplikten ya da ipekten örülen kabartma dantel. İplikten veya ipekten olan,geniş ilmeklerden oluşan bir tür dantel. |
GİRAN:Hafif bulutlu,sisli hava. GİRAY:Kırım hanlarına ve prenslerine verilen san. GİRDAP:Bir engelle karşılaşan su veya hava akıntısının dönerek ve çukurlaşarak yaptığı çevrinti,ters akıntıların oluşturduğu dönme,burgaç,anafor. GİRİBANİ: Eskiden giyilen bir çeşit gömlek. GİRİDA:Lahos da denilen eti lezzetli bir balık. GİRİFT:Birbirinin içine girip karışmış,çapraşık. GİRİT TAŞI:Tebeşir. GİRLEVİK:Erzincan ilinde bir çağlayan. GİRME:Muğla’nın Yatağan ilçesinde bir kaplıca. GİRO: İtalya bisiklet turuna verilen ad. GİRYAN: Ağlayıcı,ağlayan. GİSELLE:Beyaz balenin ve romantik balenin en büyük örneklerinden olan iki perdelik fantastik bale. GİZ:Yelken gemilerine mizana direği denilen kıç direkte eğik duran bayrak sereni. GİZEK:Orta Asya kökenli,kabak kemaneye benzer bir çalgı. GİZEM:Sır. GLADİO:NATO’nun gizli ve askeri terör örgütü. GLAKOM:Çoğunlukla gözün iç basıncının çoğalmasıyla kendini gösteren,körlüğe sebep olabilen bir göz hastalığı. GLASE:Çok öğütülmüş ince şeker. GLASE:Yumuşak deri./ Üzerine saydam bir cila tabakası çekilmiş olan eşya. GLAYÖL:Kuzgun kılıcı da denilen çiçek. GLEY: Oksijenden yoksun bir yer altı su örtüsü tarafından sürekli doymuş halde tutulan toprak ya da kat. GLİKOZ:Üzüm şekeri. GLİNKA:Uluslar arası ün kazanan ilk Rus besteci ve Rus müziğinde ulusal okulun kurucusu olan besteci. GLOBAL:Küresel. GLOKOM:Karasu.(Göz hastalığı). Göz tansiyonu. GLOP:Göz küresi. GLOP:Lamba karpuzu. GLORİA:Tekstilde,çözgüsünde organze,atkısında pamuk ipliği kullanılan dokuma. GLUTAMAT: Güneydoğu Asya mutfağının vazgeçilmez baharatı. GLUTEN:Tahıl unlarından nişasta çıkarıldıktan sonra geri kalan albüminli madde. GNAYS :Kuvars, mika ve feldspattan oluşmuş kayaç. GNOMON:Yazıcı uç adı verilen ve gölgesi düzlemsel bir yüzeye düşen basit bir çubuktan oluşmuş ilkel güneş saati. GNU:Afrika’da yaşayan,yelesi ve sakalı bulunan iri antilop. GO:Çin ve Japonya’da oynanan bir strateji oyunu. Çin satrancı. GOAVA:Amerika’nın tropikal bölgelerinde yetişen bir meyve ağacı. GOBENE: Tombil de denilen bir balık. GOBİT:Bazlamaya benzer bir tür ekmek. GOBLEN:Kanaviçe veya telleri sayılabilecek türde kumaş üzerine renkli iplikle yapılan özel bir işleme. GOCİK: Halk dilinde manda yavrusuna verilen ad. GOCUK:Tek parça hayvan (koyun) postundan yapılan ceket. İçi kürk,pelüş vs den yapılan kalın ceket. GODE:Verev ya da düz kesilmiş bir kumaşın alt kısmı üst kısmından daha geniş olan kıvrım. GODZİLLA:Japon sinemasında 1954’den bu yana yirminin üstünde filme konu olan, beyazperdenin en tanınmış canavarlarından biri. GOHŞEKİ:Şırnak’a özgü beyzbola benzeyen bir spor. GOKART: Çim motoruyla çalışan,tek kişilik küçük yarış arabası. GOL:Pasifik adaları yerlilerinin,ayak bileklerine dallar bağlayarak yüksek bir kuleden atlamalarına dayanan tören. GOLEM: Yahudi kültüründe,bazı aziz hahamların canlandırabilme gücüne sahip olduğu insan biçimli otomat türü. GOLETİ:Rize yöresine özgü bir tür pide. GOLF:Küçük bir topu özel sopalarla belli çukurlara iterek oynanan bir açık hava sporu. GOLFSTRİM: Atlas Okyanusunda,Meksika Körfezinden başlayarak Britanya ve İskandinavya kıyılarına kadar gelen sıcak su akıntısı. GOLGOTHA: İsa peygamberin çarmıha gerildiği tepenin adı. GOM:Sonunda yumuşayıp açılarak yara halini alan enfeksiyon kökenli, yumru biçiminde deri kabartısı. GOMALAK:Mobilya cilalamakta kullanılan bir zamk türü. Şellak da denilen ve cilacılıkta kullanılan hayvansal kökenli reçine. GOMİNA:Gemi demirinin zinciri. GONAT:Eşey bezi. GONCA:Tam açılmamış çiçek. GONDOL:Venedik’te kullanılan uzun ve tek kürekli,başı yukarıya doğru kalkık kayık. GONG :Boksta her raundun başlangıç ve bitimini bildiren ses verici araç. GONK :Keçe ya da bez kaplı bir tokmakla vurularak titreşmesi sağlanan bir kurstan oluşan vurgulu çalgı. GONOKOK:Belsoğukluğu mikrobu. GONORE:Tıp dilinde bel soğukluğu hastalığına verilen ad. GONYOMETRE :Açı ölçer. GONZALES:Vatanı Avustralya olan ve evcilleştirilebilen kemirgen bir hayvan. GOOGLE:Merkez Ofisi Kaliforniya’da bulunan,dünyanın en büyük arama motorlarından birinin ve geliştiricisi olan şirketin adı. GORA:Rabindranath Tagore’un ünlü romanı. GORGONZOLA: İnek sütünden yapılan,içten küflü yağlı İtalyan peyniri. GORİ:Gürcistan’da bir kent. GOSPODAR:Osmanlılarda Rumeli’deki büyük toprak sahipleri. GOŞO:Güney Amerika’da sığır çobanlarına verilen ad. GOY:Yahudilerin,Yahudi olmayan kişi ve kuruluşlara verdikleri ad. GOYGOYCU:Dilenci. GÖBEKLİTEPE:Şanlıurfa’da dünyanın en eski tapınma merkezlerinden biri olan ünlü höyük. GÖBEKTAŞI:Hamamlarda terlemek için üzerine uzanılan mermer seki. GÖBEL:Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde bir kaplıca. GÖBELEK:Çıntar da denilen ve yenilen bir mantar cinsi. GÖBELEZ:Halk dilinde köpek yavrusu. GÖCE:Tarhana,bulgur yapmak için kullanılan,kabuğu soyulmuş ve kırılmış buğday. GÖÇERİ:Sürekli yer değiştiren,göç etmekten hoşlanan. GÖDE:Gece ateş etrafında oynanan,oyunun baş kişisi su kabağından yapılmış bir maske taktığı için kabak adı da verilen,Anadolu’nun seyirlik oyunlarından biri. GÖDE:Kısa boylu ve şişman kimse. GÖKADA:Galaksi” de denilen ve milyonlarca yıldızdan oluşan dinamik küme.Uzay adası. GÖKBİLİM: Astronomi. GÖKÇEK:Güzel,sevimli insan. GÖKGÖRMEDİK:Görgüsüz,sonradan görme. GÖLCÜK:Isparta yakınında, 1991’de “tabiat parkı” kapsamına alınan krater gölü. GÖLEK:Küçük göl.Gölet. Su birikintisi. GÖLET:Birikinti suların sulamak amacıyla genellikle bir set ardında toplandığı küçük göl. GÖLEVEZ:Anayurdu Asya’nın güneydoğusu olup Mersin ve Anamur’da da yetiştirilen,patatese benzer yumruları yiyecek olarak kullanılan bir bitki. GÖLEVİÇ:Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde bir şelale. GÖMÜ:Define. GÖN:İşlenmiş deri,kösele. Tabaklanmış deri. GÖNÇ:Zengin,varlıklı. GÖNDER:Bayrak direği. GÖNEN:Nemli toprak. GÖNENÇ:Bolluk,rahatlık ve varlık içinde iyi yaşama,refah. GÖNYE:Dik açıları ölçmeye ve çizmeye yarayan dik üçgen biçiminde araç. GÖRAN (GURAN) :İran’da Alevi anlamında kullanılan sözcük. GÖRDEK: Acıbalık da denilen bir tatlı su balığı. GÖRENEK:Bir şeyi eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı,adet,alışkı. GÖRKEM:Göz alıcı ve gösterişli olma,debdebe,ihtişam,tantana,haşmet,şatafat. GÖVEK:Cevizin dışını saran etli yeşil kabuk. GÖVERİ:Yeşillik,sebze,zerzevat. GÖYÜK:Hastalık ateşi. GÖZE:Hücre. GÖZENE:Bal alırken takılan başlık. GÖZER:Buğday,toprak gibi şeylerin elendiği iri gözlü kalbur. GÖZERİMİ: Ufuk. GÖZETMEN:Okullarda öğrenciler arasında düzeni sağlamakla görevli kimse,mubassır. GR:Yunanistan’ın plakası. GRABEN:Çöküntü hendeği. Tektonik çukur. GRADO:Bir sıvının içindeki alkol derecesi. GRAFİK: Biçim,desen veya çizgilerle gösterme. GRAFİT :Kurşunkalem ve kimi araç parçalarının yapımında kullanılan bir çeşit doğal karbon. Elmas gibi karbon elemanının bir şekli. GRAFOFOBİ:Yazı yazmaktan duyulan aşırı korku. GRAFOLOJİ:Yazı bilgisi. GRAM:Temel ağırlık birimi. GRAMATİKOS:Osmanlı devletinde Rumca antlaşma ve yazıları yazan Rum katiplere verilen ad. GRAMER:Dil bilgisi. GRAMOFOLOJİ:Kişiliğin bir anlatımı olarak kabul edilen el yazısını yorumlama tekniği. GRANDİ:Geminin baştan ikinci direği. GRANDÜK:Çarlık Rusya’sında prenslere verilen unvan. GRANİT:Feldispat,kuvars,mika ve ortoklaz minerallerinden birleşmiş,türlü renkte billursu,çok sert bir kayaç. GRANİTA:Meyve püresi,şeker ve limonla hazırlanan dondurmaya benzer bir yiyecek. GRATEN:Pişirilmiş olan yemeğin üzerine parmesan,kaşar,dil peyniri gibi peynir çeşitlerinden birini rendeleyerek pişirmek. / Yemeğin üzerine beşamel sos dökerek yemek pişene ve sosun üzeri kızarana kadar fırında bekletmek. GRAVİMETRE:Petrol ve maden aramalarında kullanılan duyarlı bir aygıt,yer çekim ölçer. GRAVÜR: Ağaç,taş,metal bir levhanın oyularak işlenmesi ve bunun bir yüzeye basılması tekniği ve bu teknikle yapılmış olan resim. GRAVYER:Gözenekli bir peynir türü. GRE:Çok sık dokulu ve sert bir seramik hamuru türü. GRE:Kumtaşı. GREEN PEACE:Çevreci yeşil barış örgütü.(Kuruluşu:1971). GREGASE:Genellikle alt bölümü killi ve kumlu, üst bölümü tebeşir olan II. Jeolojik çağın son dönemi. GREGORYEN:Günümüzde kullanılmakta olan takvim türünün adı. GREJUVA:Rum ateşi de denilen ve eskiden savaşlarda kullanılan söndürülmesi çok zor sıvı yakıt.(Greguvar ateşi). GRENA:Nar çiçeği renginde bir süs taşı. GRENADA:Antil denizinde bir ada devlet. GRENADİLLO:Çarkıfelek bitkisinin tadı kavuna benzeyen meyvesi. GRES:Makine yağı. GRİF:Ormancılıkta kesilecek ağaçları işaretlemek için kullanılan kıvrık ağızlı kesici alet. GRİFON :Bir ev ve av köpeği cinsi. GRİFON:Baş ve kanatları kartal,gövdesi aslan biçiminde mitolojik yaratık. GRİL:Izgara. GRİO:Zenci Afrika’sında gezgin şair ve müzisyenlere verilen ad. GRİSSİNİ:Genellikle hamurunda yumurta bulunan, özel biçim verilmiş İtalyan kökenli çubuk. GRİZAY:Gri rengin çeşitli tonlarını kullanarak yapılan ve oyulmuş kabartma izlenimi uyandıran resim. GRİZU:Büyük bölümü saf metandan oluşan,kolayca tutuşabilen bir gaz. Normal sıcaklık ve basınçta kömür ocaklarında açığa çıkan,kolayca tutuşabilen bir gaz. GROGİ:Rakibin yumruklarıyla çok sarsılmış fakat hala ayakta durabilen boksör için kullanılan sözcük. GROGREN:Az yada çok kabarık enine fitillerle belirginleşen ipekli bir dokuma. GROSA:On iki düzine. GROSTON :Bir geminin kullanılan bölümünün ton birimi cinsinden karşılığı. Bir geminin mutfak,tuvalet,döşek altı boşluğu,ambar tirizleriyle borda arasındaki boşluk hacimlerinin dışında kalan bölümlerinin ton birimi karşılığı.(1 ton:2,84m3). GROTESK :Kaba gülünçlüklerden,tuhaf ve olmayacak şakalaşmalardan yararlanan,karşıt görüntüleri,bağdaşmaz durumları şaşırtıcı biçimde birleştiren güldürü biçimi. GROTESK: Hayvan,insan ve bitki biçimlerinin karışımından oluşan gerçeküstü duvar süslemeleri ya da heykellere verilen ad. GROTTO:Yapay mağara. GRÖNLAND:Dünyanın en büyük adası. GUANABANA:Tropikal Amerika’da yetişen ve ağırlığı 4,5 kiloyu bulan,üstü etli dikenlerle kaplı yeşil meyveleri sevilerek yenen bir ağaç. GUANO:Deniz kuşlarının gübre olarak kullanılan pisliği. GUARANİ:Paraguay’da yaklaşık 4 milyon (1992) kişinin konuştuğu yerli dil. GUARANİ:Paraguay’ın para birimi. GUATR:Boyundaki tiroit bezinin büyümesi sonucu ortaya çıkan bir hastalık. GUAVA: Tropikal Amerika’da yetişen bir meyve ağacı. GUAYANA :Amerikanın sıcak bölgelerinde yetişen ve mandalinaya benzer meyvesi olan bir ağaç. GUBAR:Eski dilde toz,toprak. GUBARİ:Arap abecesiyle yazılan ve ancak büyüteçle okunabilen çok küçük yazılara verilen ad. GUDA: Hollanda da inek sütünden yapılan bir peynir cinsi. GUDDE:Bez,beze. GUDUBET:Yüzüne bakılmayacak kadar sevimsiz ve çirkin. GUERNİCA:Picasso’nun, İspanya İç Savaşını konu alan ünlü tablosunun adı. GUFRAN:Af,bağışlama. GUGURUK:Saçların tümünü yada bir bölümünü tepede toplayarak yapılan yüksekçe topuz. GULAM:Köle. GULAŞ:Etli,salçalı bir Macar yemeği. GULET:Çok eskiden savaş gemileri,daha sonraları uzun yıllar balıkçı tekneleri olarak kullanılan kıç kısmı yuvarlak ahşap tekneler. İki direkli yelkenli bir savaş gemisi türü. GULÜV:Divan edebiyatında abartmanın en aşırı derecesine verilen ad. GURAB:Osmanlı donanmasında kullanılan iki direkli savaş gemisi. GURK:Erkek hindi. Kuluçka. GURME:Damak zevki olan.Yemekten ve içkiden anlayan,bunların tadına varabilen kimse. GURU:Sihlerin kutsal kitap olarak belledikleri peygamber öğretilerine verilen ad,/ Hindu üstadına verilen ad. GUSTO:Beğeni. GUSÜL:Boy abdesti. GUŞ:Kulak. GUŞA:Guatr. GUŞANE.: Büyük tencere. GUŞETMEK:Dinlemek,işitmek. GUT:Damla hastalığı,nıkris. GUTAPERKA:Malezya’da yetişen bir ağaçtan elde edilen, sanayide yalıtım maddesi olarak ve diş protezlerinde kullanılan kauçuğa benzer bir madde. GUVAŞ:Bir boya türü ve bu boyayla yapılmış olan resim. Kapatıcı renkleri olan bir tür suluboya ve bununla yapılan resim GUVERNÖR:Devlet bankasını yöneten kimse.Bir kamu veya özel kuruluşu yöneten kimse. GÜBAYE:Siirt yöresine özgü, tandırda pişirilen bir tür ekmek. GÜCÜ:Bez tezgahında ipliği ayarlayan tarak. GÜCÜK:Madencilikte ağaç direklerin hazırlanması sırasında arta kalan kısa parça. GÜDERİ:Genellikle geyik veya keçi derisinden yapılmış yumuşak ve mat meşin. GÜDÜ:Halk dilinde küçük çömleğe yada güveç kabına verilen ad. GÜDÜK:Eksik yanı olan,tamamlanmamış,kısa. GÜĞÜM:Bakırdan yapılmış büyük ve kulplu su kabı. GÜHER:Cevher,mücevher. GÜHERÇİLE:Tarımda gübre,hekimlikte ilaç olarak kullanılan,barut gibi patlayıcı maddeler yapımına yarayan bir madde,potasyum nitrat. GÜL:Botanikte (Rosa) olarak tanımlanan bir süs bitkisi ve aynı adı taşıyan çiçeği. GÜLAB:Gül suyu.Gül yağı yapılırken yan ürün olarak elde edilen kokulu ve renksiz bir sıvı GÜLABDAN:İçine gül suyu konulan uzun boyunlu şişe. GÜLARYA:Ciran da denilen ve sığ denizlerde yaşayan bir balık. GÜLBAHAR:Ebru sanatında,kırmızı boya elde etmekte kullanılan iyi cins bir toprak. GÜLBAHAR:Hepyek de denilen bir tür tavla oyunu. GÜLBANG:Eskiden hep bir ağızdan ve makamla edilen dua veya ant. GÜLÇİN:Gül toplayan. GÜLEK :Çukurova’yı İç Anadolu’ya bağlayan karayolu geçidi. GÜLFEM Gül ağızlı. GÜLGÜN:Gül renkli,pembe. GÜLİBRİŞİM:İstanbul akasyası,ipek ağacı gibi adlar verilen ve pembe yada beyaz çiçekler açan bir süs ağacı. GÜLİSTAN: Gül bahçesi. GÜLİZAR:Gül yanaklı. GÜLKURUSU:Yumuşak pembe renk. GÜLLABİCİ (GÜLLABİ):Eskiden akıl hastalarına bakmakla yükümlü gardiyan,hademe .Akıl hastanesi hademesi.. GÜLLE:Atletizm yarışmalarında atılan,erkekler için 7.257 kg,kadınlar için 4 kg olan madeni küre. Eskiden som taş yada demirden yapılan top mermisi. GÜLŞEHRİ:Türkçenin Anadolu’da bir kültür dili olması için çaba harcamasıyla tanınmış VIV. Yüzyıl tasavvuf şairi. GÜLŞEN: Gül bahçesi. GÜLÜMSE: Ege Bölgesine özgü bir zeytin cinsi. GÜLZAR:Gül bahçesi. GÜME (GÜMELE): Avcı kulübesi. Bostanda yapılan bekçi kulübesi. GÜMGÜM: Güneydoğu Anadolu’ya özgü mırra adlı kahvenin kaynatıldığı bakır cezve. GÜMRAH: Bol ve dolgun. GÜMÜŞLÜK: Bodrum ilçesine bağlı turistik bir belde. GÜNAÇ (GÜNEÇ):Çok güneş alan yer. GÜNCEK:Şemsiye, güneşlik. GÜNEBAKAN:Ay çiçeğine verilen bir başka ad. GÜNEĞİK:Hindiba bitkisine verilen bir başka ad. GÜNEREK:Güneş sisteminin 20 km/sn’lik hızla yöneldiği sanılan ve Herkül takımyıldızında yer alan uzay noktası. GÜNLÜK:Genellikle tütsü için yakılan,hekimlikte kullanılan bir ağaç sakızı. GÜRBULAK:Türkiye ile İran arasındaki sınır kapısı. GÜRCÜOLUK:Bartın’ın Amasra ilçesinde bir mağara. GÜRE: Edremit ilçesine bağlı kaplıcasıyla da tanınmış turistik bir belde. GÜRE:Çiftleşme zamanı gelmiş kısrak veya dişi eşek. GÜRGENAĞACI : Trabzon ilinde bir yayla. GÜRUH:Değersiz,aşağı görülen,küçümsenen topluluk. Sürü. GÜRZ:Eskiden silah olarak kullanılan ağır topuz. GÜTAPERKA:Çeşitli ağaçların sütünden elde edilerek kablo yapımında ve dişçilikte kullanılan kauçuğa benzer madde. GÜVE:Yünlülere,kürklere büyük zarar veren bir tür gece kelebeği. GÜVEÇ:Toprak kapta pişirilmiş yemek. GÜVENDE:Bursa yöresine özgü bir halk oyunu. GÜVERTE:Geminin kemerleri üzerine döşenmiş,baştan kıça kadar uzanan kısmı. Gemide ambar ve kamaraların üstü. GÜVEZ:Mora çalan koyu kırmızı renk. GÜZAF:Boş ve anlamsız söz. GÜZELDERE:Düzce’nin Gölyaka ilçesinde bir şelale. GÜZELLEME:Aşık edebiyatında doğa,sevgili veya at,kuğu,keklik,turna,doğan gibi sevilen bir varlığı övmek amacıyla söylenen lirik şiir. GÜZEŞTE:Osmanlı devletinin Galata sarraflarından aldığı borç karşılığında ödediği faiz. GÜZİDE:Seçkin,seçilmiş,seçme. |