|
Bulmacadaki kelimelere göre hazırlanmış |
|||
|
|
IAAF:Uluslar arası Amatör Atletizm Federasyonu kısaltması. IBKA:Eski dilde ağlatma. IBLIK:Besleyip yağlandırmak için enenmiş horoz. ICIK:Halk dilinde azmış yaraya verilen ad. IĞIL:Belli olmayacak kadar yavaş akan su. IH:Deveyi çöktürmek için çıkarılan ses. IHLARA :Aksaray ilinde , Bizans dönemine ait tüf kayalara oyulmuş pek çok dinsel yapının bulunduğu ünlü mağara. Aksaray’ın Güzelyurt ilçesine bağlı,Hıristiyanlık tarihi açısından önem taşıyan bir belde. IKLIĞ:Eski bir Türk çalgısı. IKTA:Osmanlıda ,Padişahın bir miktar toprağı birine mülki olarak veya gelirinden yararlanmak üzere vermesi. Tarihte,İslam devletlerinde maaş yerine yada hizmet karşılığı olarak belirli süreler için asker ve ricale bırakılan toprak. ILGAR:Dizginleri koyuverilmiş bir atın dört nala koşması. ILGARİNİ: Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde kireç taşları içinde oluşmuş, iki katlı kolay girilebilen ünlü bir mağara. ILGIM:Serap. ILGIN:Konya’nın kaplıcasıyla ünlü bir ilçesi. ILGINCAR:Gülgillerden,kaplamacılıkta kullanılan yabani bir ağaç,kuş kirazı. ILICA:Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde bir şelale. ILICA:Suyu sıcak olarak yerden çıkan hamam,kaplıca. ILICASU:Kütahya’nın Gediz ilçesinde bir kaplıca. ILINCAK:Küçük çocuk salıncağı. ILISILIK:Çankırı’nın Ilgaz ilçesinde bir içmece ve maden suyu. ILISU:Batman’ın Hasankeyf ilçesini sular altında bırakacak olan baraj. ILKI :At sürüsü. Yılkı. IMIZGAN:Uyuklayan. IMIZGANMAK:Uyku ile uyanıklık arası bir durumda bulunmak,uyuklamak. INA :Irak’ın resmi haber ajansı. INCALIZ:Turşusu yapılan bir tür küçük yaban soğanı. IR:Siirt yöresine özgü,kıyma ve bulgurla yapılan bir yemek. IRAK : Türk müziğinde bir makam adı. IRAKGÖRÜR :Dürbün. IRGANDI: Bursa’nın Orhangazi ve Yıldırım ilçelerini birbirine bağlayan,Türkiye’nin tek çarşılı köprüsü. IRIM:Orta Asya’da yaşayan Şamanist Türkler arasında çeşitli şeylerden anlam çıkartarak bakılan fal. IRIP:Bir tür delikli balık ağı. IRIZVA:Güney Anadolu’da yaşayan Türkmenler arsında yaygın telli bir çalgı.Kara düzen. IRKI:Zayıf, cılız, hastalıklı anlamında yerel sözcük. IROK:Mardin yöresinde,kızartılarak hazırlanan içli köfteye verilen ad. IRS:Karı ile kocadan her biri. IRZ:Bir kimsenin cinsel dokunulmazlığı. Namus,iffet. IS:Sahip,malik, iye. ISDAR (ISTAR): Halı veya kilim dokunan tezgah. ISFAHAN : Türk müziğinde bir makam adı. ISIDENETİR:Bir yer yada nesnenin ısısını kendiliğinden düzenleyen,aynı derecede olmasını sağlayan cihaz,termostat. ISIKERTE:Halk dilinde termometreye verilen ad. ISIN:Kalori. ISIRAN :Fırında ekmek, börek, çörek çevirmeye yarayan bir tür kürek. Teknelerdeki hamuru kazımaya yarayan araç. ISIRGIN:İsilik. ISIVEREN:Ekzotermik. ISIYAYAR:Konvektör. ISKALARYA:Çarmıkların halat basamakları. ISKAPARMA:Gemi kiralama. ISKARÇA: Geminin pek sıkı istif halinde yükletilmiş olması. ISKARLAT: Venedik’te dokunan ve Osmanlılar tarafından ithal edilerek yeniçerilere dağıtılan bir tür çuha kumaşı. ISKARMOZ.: Bir balık türü. |
ISKARMOZ:Gemilerin kaburgalarını oluşturan eğri ağaçların adı. ISKARPELA:Demirden yapılmış keskin uçlu bir marangoz aracı. ISKARTA:Herhangi bir nedenle değerini yitirmiş mal. ISKAT:Düşürme,düşürülme,hükümden düşürme. Geçersiz kılma. ISKAT:Ölünün ruhunun azap çekmemesi için dağıtılan,ölenlerin kılınmamış namazları ve tutulmamış oruçları için verilen sadaka. ISKOTA:Denizcilikte büyük yelkenleri yönetmek için kullanılan ip. ISKUNA :Brikten küçük,iki direkli bir çeşit yelkenli gemi. ISLAH:Düzeltme,iyileştirme. ISLAMA:Kesilmiş hamurları yada ekmeği,yağlı su yada et suyuna doğrayıp pişirerek yapılan bir yemek. ISNAN:Diş çıkarma. ISPANAK:Botanikte (Spinacia oleracea) olarak tanımlanan,yapraklarından sebze olarak yararlanılan bir bitki. ISPARMAÇA:Deniz içinde zincirlerin birbirine dolaşması. ISPAROZ:Sıcak ve ılık denizlerde yaşayan bir balık. ISPASA :Denizcilikte bir palanganın, makaralarını, trentilerini, vatalarını sökme. ISPATAN:Halk dilinde yabani tereye verilen ad. ISPAZMOZ :Aşırı titreme,kasılma. ISPIT: Galdirik de denilen ve çiçekli dalları sebze olarak kullanılan otsu bir bitki.Hodan. ISRAR:Direnme,ayak direme,üsteleme. ISTABL: Ahır. ISTAKOZ:Suda yaşayan,sevilen,beyaz eti için avlanan,iri bir böcek. ISTAVROZ: Hıristiyanlığın sembolü sayılan ve birbirini dikey olarak kesen iki çizgiden oluşan biçim,haç,salip. ISTILAH:Bir bilim veya sanata özgü kelime,deyim,terim. Herkesin anlamadığı özel anlamda kullanılan söz,terim. ISTIRAP: Acı ,keder,üzüntü. ISTIRAR: Çaresizlik,mecburiyet,zorunluluk. ISTRANCA:Marmara Bölgesinin Trakya kesiminde yer alan Yıldız dağlarının eski adı. ISTUFA:Sırma yada sırma taklidi telle işlenmiş bir tür kumaş. IŞIĞAN:Yurdumuzda yetişen ve beyaz odunu tornacılıkta kullanılan bir ağaç. IŞIK:Bektaşi dervişi. IŞILAK:Halk dilinde parıltı. IŞILGAN :Çoban püskülü de denilen süs bitkisi,dikenli ağaççık. IŞINIM:Radyasyon. IŞITIN:Lamba. IŞKI:Deri yada tahta kazımakta kullanılan ve iki ucunda da sapı olan eğri bıçak. IŞKIRLAK:Karagöz’ün başlığının adı. IŞTIR (IŞTAR):Ispanakgillerden yaprakları etli bir bitki. ITIK:Köleye yada cariyeye özgürlüğünü geri verme. ITIR: Güzel koku. ITIRŞAHİ:Hoş kokulu ve güzel çiçekleri olan tırmanıcı bir bitki. Tüysü yapraklı ve keskin kokulu bir süs bitkisi. ITLAK:Eski dilde bırakma,salıverme. ITNAP:Sözü boş yere uzatma. ITRA:Mübalağa yaparak övme. ITRAH :Eski dilde dışarı çıkarma,dışarı atma. ITRİ:Güzel kokulu. ITRİYAT:Güzel kokular. ITTILA:Bilgi edinme, öğrenme. IVIRZIVIR :Küçük ve önemsiz şey. IYADET: Eski dilde hasta ziyaretine verilen ad. IZAF:Zayıflama ya da zayıflatma anlamında eski sözcük. IZBANDUT(İZBANDUT):Eskiden Rum korsanlara verilen ad. IZBANDUT:Görünüşü ve davranışı ile korku veren iri yarı adam. IZRAR:Zarara uğramak. IZTIRAR:Yasak olan bir şeyi mecburen yapmak. |