|
Bulmacadaki kelimelere göre hazırlanmış |
|||
|
|
JA :Japonya’nın plakası. JA :Almanca evet. JA: Jamaika’nın plaka işareti. JABİRU :Amerika’da yaşayan bir leylek türü. JABORANDİ: Tropikal Amerika’da yetişen ve salya otu da denilen şifalı bir çalı. JACKPOT:Bazı oyunlarda,özellikle bazı kumar makinelerinde biriken paranın tamamını veya önemli bir bölümünü kazanmayı sağlayan simgeler birleşimi. JACKSON POLLOCK:Soyut dışavurumculuk akımının en önemli adlarından biri olup boyayı tuvale damlatarak, akıtarak ya da savurarak yapılan “damlatma resmi” geliştirmiş ünlü ABD’li ressam. JAGUAR:Güney ve Orta Amerika’da yaşayan,postu benekli ve iri gövdeli bir hayvan. JAKAMAR:Tropikal Amerika’da yaşayan,ağaçkakana benzer uzun kuyruklu bir kuş. JAKAR :Dokumacılıkta,atkı ipliklerinin ayrı ayrı denetlenebilmesini olanaklı kılan tezgah. Aynı adlı tezgahta dokunan karmaşık desenli bir kumaş. JAKARANDA: Mavi ya da mor renkte gösterişli çiçekler açan bir süs bitkisi. Anayurdu Orta ve Güney Amerika ile Batı Hint adaları olan elli kadar ağaç ve çalı türünün ortak adı. JAKET:Beyaz porselen kaplama. JAKETATAY :Resmi ziyafet ve davetlerde erkeklerin giydikleri, arkası yırtmaçlı, etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlak kesilmiş ceket. JAKO:Batı Afrika ormanlarında,Gine ile Liberya arasında yaşayan,türleri içinde en iyi konuşan gri papağan. JAKOBEN:Devletin merkeziyetçiliğini savunan kimse. Halk adına,halka karşın devrimci girişimlerde bulunan kimse. JAKUZİ:Masaj aktiviteli havuzlu banyo, sağlık havuzu.Su masajı küveti. JALAPENO: Meksika’ya özgü acı bir biber cinsi. JALE : Çiy, kırağı.Şebnem. JALON: Yol yapımında yön bulmak için kullanılan araç. Yer ölçümünde uzaklık saptama,hizalama işlemlerinde kullanılan beyaz ve kırmızı şeritler halinde boyanmış ağaç veya metal çubuk. JALUZİ :Şerit perde. JAMBON :Saklamak için tuzlanmış veya iste kurutulmuş domuz budu veya kolu. JAMBOS:İnce ve mumsu derili, ekşi ve gevrek etli bir sıcak ülke meyvesi. JAMES JOYCE:Özellikle Ulysses adlı romanıyla tanınan İrlandalı yazar. JANR:Avrupa resim sanatında günlük yaşamı,ev yaşamını,festivalleri yada içki sahnelerini betimleyen yapıtlara verilen ad. JANR:Tarz,cins,çığır. JANT:Taşıtlarda lastiklerin takıldığı tekerleğin çember biçimindeki bölümü. JAPON GÜLÜ:Kamelya. JAPONE:Elbisede bir tür kol kesimi. Kolsuz kadın giysisi. JARDİNİYER:Çiçek yetiştirilen veya konulan bir sandığı taşıyan süslü mobilya. JARGON:Dar bir çevreye özgü dil,argo. Meslek argosu. JARSE:Esnek dokunmuş ipekli veya yünlü bir kumaş türü. JARTİYER:Çorapları diz altında yada üstünde tutmaya yarayan lastikli bağ. Çorap bağı . JAVEL: Ağartmakta ve yara temizlemekte kullanılan kimyasal bir su. JAYADEVA:Kuzey Hindistanlı şair.Kirişna Şarkısı adı verilen yapıtı,bugün de dinsel halk bayramlarında oynanan ve yatra adı verilen oyunlardan oluşmuştur.(12. yüzyıl). JEL: Kozmetikte,hekimlikte kullanılan saydam ve pelte kıvamında madde. JELATİN:Genellikle hekimlik ve fotoğrafçılıkta kullanılan,hayvanların kemik,kıkırdak,vb dokularından veya bitkisel yosunlardan elde edilen saydam,renksiz,kokusuz bir madde. JELOZ:Bir tür jelatin,agaragar. Deniz yosunlarından çıkarılan bir tür jelatin. JENA:Isıya dayanıklı bir cam. JENED (JENET):Lekeli postu kürkçülükte kullanılan memeli bir hayvan. JENERASYON:Kuşak,nesil,soy. JENERATÖR:Üreteç. JENERİK:Bir filmde emeği geçenlerin adlarını içeren ve filmin başında ya da sonunda yer alan liste. Tanıtma yazısı. JENOSİT:Bir insan topluluğunu ulusal,dinsel vb sebeplerle yok etme,soykırım. JEODEZİ:Yer ölçme bilgisi. JEOFİZİK:Yerin iç yapısı ile yerin sarsıntı ve yük altında dinamik davranışını araştıran bilim dalına verilen ad. JEOLOG:Yer bilimi uzmanı. |
JEOLOJİ:Yer yuvarlağının yapısını,birleşimini,evrimini inceleyen bilim dalı,yer bilimi. JEREZ:İspanya’da üretilen ünlü bir şarap. JERSEY: Küçük yapılı,kısa boynuzlu bir sığır soyu. Bir kültür sığırı türü. JET:Tepkili uçak. JETLAG:Uzun süreli uçuşlarda vücudun saat farkına uyum sağlayamayarak rahatsızlanması. JETON:Kimi aygıtlarda ve işlerde para yerine kullanılan küçük marka. JETSKİ:Su kızağı. JIYAN:Kükremiş,kızgın,coşmuş. JİAO ÇU:Eski Çin kaynaklarında güreşe verilen ad. JİBON:Hindistan yarımadasında yaşayan kuyruksuz,çok uzun kollu maymunların ortak adı. JİG:Bir ortaçağ çalgısı. JİG:On altıncı ve on yedinci yüzyıllarda İskoçya ve Kuzey İngiltere’de,on sekizinci yüzyıldan başlayarak da İrlanda’da yaygın olan ve genellikle tek başına yapılan halk dansı. JİGO:Kasaplık hayvanların budu. JİGOLO:Geçimi yaşlı ve zengin bir kadın tarafından sağlanan genç erkek sevgili. JİK:Yağmur damlası. JİKLE:Motorlu taşıtların yüksek devirde çalışması için fazla benzin akışını sağlayan alet. JİLE:Kadınların genellikle bluz üzerine giydikleri yelek biçimindeki bir giysi türü. Önü ve arkası tek parça,yakasız ve kolsuz kadın yeleği. JİNEKOLOJİ:Kadın hastalıklarını konu edinen tıp dalı, nisaiye. JİNGOİZM:İngiliz şovenizmini anlatmakta kullanılan terim. JİPS:Toprak içinde katman olarak bulunan ve pişirilip toz durumuna getirilerek alçı yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat,alçı taşı. JİRİ TRNKA: Kukla filmin ve çizgi filmin en büyük ustalarından biri olan Çek sinemacı. JİRONDENLER:Fransız devrimi sırasında,Gironde ilinden gelme idealist genç avukatların oluşturduğu ılımlı cumhuriyetçiler. JİYAN:Kükremiş,kızgın,coşmuş. JOGGİNG:Kır,orman vb yerlerde yapılan koşu sporu. Koşmaca . JOJO:Jacgues Brel’in bir şarkısı. JOJOBA :ABD’nin güney batısı ile Meksika’nın kuzeyinde doğal olarak yetişen ve yağı,sabun,şampuan ve saç kremi gibi çeşitli kozmetik ürünlerinde kullanılan sert dallı bitki. JOKER:Konken gibi iskambil oyunlarında istenilen kartın yerine kullanılan kart. JONGLÖR:Dengesini ustalıkla korurken top, bıçak, tabak gibi nesneleri havaya atıp tutarak gösteri yapan sanatçı. JORJET: İpliklerin fazla bükülmüş bulunmasından dolayı bürümcük görünüşlü bir tür kumaş. (Yazlık kadın elbisesi yapılır.). JOTA:Geleneksel İspanyol şarkı ve dansı. Kuzey ispanya’da,özellikle Aragon’da yapılan geleneksel kur dansı. JOY STİCK:Kumanda kolu,oyun çubuğu. JÖLE:Meyve suyunun şekerle kaynatılmasıyla istenilen yoğunlukta elde edilmiş şekerleme. JÖN: Genç erkek öğrenci. JPEG:Çok bantlı,duruk imgelerin sıkıştırılarak kodlanması ve yeniden elde edilmesini öngören uluslar arası grafik standardı. İnternette özellikle kaliteli fotoğrafların gösterilebilmesini sağlayan sıkıştırılmış resim formatı. JUAN GRİS: Sentetik kübizmin öncülüğünü yapan ve 1887-1927 yılları arasında yaşayan ünlü İspanyol ressam. JUDOKA:Judo yapan sporcu. JUJU:Nijerya’dan tüm dünyaya 1960’larda yayılan bir tür popüler dans müziği. JUL: Fizikte bir iş birimi. JUMBO:Tünel açmakta kullanılan ve üzerinde delme tabancaları bulunan araba. JUNYOR:Kendi yaşıtları arasındaki yarışmalara katılan 18 yaşını geçmemiş sporculara verilen ad. JURO:Jeolojide ikinci çağın triasla kretase arasında kalan dönemi. JÜBİLE :Yahudilerde,elli yılda bir Tanrıya ve dinlenmeye ayrılan yıl. JÜBİLE:Bir meslekte uzun süre başarılı olarak çalışanlar için düzenlenen tören. JÜLİDE:Birbirine girmiş,dağınık. JÜPON: Giysi altına giyilen etek.İç etek. JÜRİ:Seçici kurul. JÜT:Hindistan ve Bangladeş’te yetişen,ip ve çuval yapımında kullanılan,liflerinden yararlanılan bir bitki türü ve bu bitkinin liflerinden yapılan dokuma. Kenevir,kendir. |