|
Bulmacadaki kelimelere göre hazırlanmış |
|||
|
|
LA:Başına eklendiği sözcüğü olumsuz yapan Arapça önek. LA:Lantanın simgesi. LAAKAL:Eski dilde en azından, asgari. LAB:Deterjanlara belirli oranda katılan bir madde. LABA:Antalya yöresine özgü,kaburga eti ve pirinçle yapılan bir yemek. LABADA:Efelek de denilen çok yıllık otsu bir bitki.Yaprakları sebze olarak yenen bir bitki. LABEL:Bir ürünün kalitesini garanti eden işaret. LABİRENT:Çıkış yeri kolaylıkla bulunamayacak kadar karışık koridorları olan yapı. LABİS:Eski dilde giyen,giyinmiş. LABNE:Tatlı ve pasta yapımında kullanılan bir tür krem peynir. LABORANT:Araştırmalarda,laboratuar deneylerinde yardımcı olarak çalıştırılan kimse. LABROS:Lapina balığının büyüğü. LABUNYA:Yapımı tamamlanmış deri bir eşyanın kırışıklarını gidermeye yarayan ve ısıtılarak kullanılan alet. LACEREM:Şüphesiz,elbette anlamında bir sözcük. Mutlaka. LAÇIN:Atmaca,doğan. LAÇİN:Çıkılması güç kayalık yer. LAÇKA:Gemi halatının gevşetilip boşa bırakılması. LAÇO: Argo’ da genç ve yakışıklı erkeğe verilen ad. LADANG:Endonezya’da yakılarak açılmış tarlalarda yapılan göçebe tarımı. LADEN:Botanikte (Cistus creticus) olarak tanımlanan,Akdeniz ülkelerinde yetişen tüylü ve genellikle yapışkan yapraklı,beyaz veya pembe çiçekli,reçinesi hekimlikte kullanılan bir bitki. LADİN:Botanikte (Picea) olarak tanımlanan,çamgillerden,50-60 m kadar yükseklikte olan,düz gövdeli,kozalağı aşağıya doğru sarkık,kerestesi ve reçinesi çok beğenilen,çam türüne çok yakın bir orman ağacı. LADİNİ:Din dışı. LADOGA:Avrupa’nın en büyük gölü. LADURİ:Ege yöresine özgü,et suyu ve unla yapılan bir çorba. LAEDRİ:Bilmiyorum anlamında kime ait olduğu bilinmeyen şiirlerin altına yazılan bir sözcük. Yazarı bilinmeyen,anonim. LAEDRİYE : Bilinemezcilik. LAERTES: Yunan mitolojisinde Odisseus’un babası. LAFAZAN: Geveze. LAFIZ:Yasanın sözle anlatmak,bildirmek istediği anlam. LAG:Latife,şaka. LAGAR:Zayıf,çelimsiz,etsiz. LAGOS:Kaya hanisi. LAGÜN: Açık denizden bir kum setiyle ayrılmış yada kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini almış sığ koy yada körfez,deniz kulağı. LAĞAR:Doğal olarak böğürleri kalçalara doğru daralan at için kullanılan sözcük. LAHANA:Botanikte (Brassia oleracea) olarak tanımlanan,turpgillerden,güz ve kış sebzesi olarak yetiştirilen ve birçok türü olan bitki.Kelem. LAHİKA:Ek. LAHİT:Kenarları kagir,üstü kapak taşlarıyla örtülü mezar. Taş veya mermerden oyma süslü mezar. LAHM:Eski dilde et. LAHMACUN:Üstüne kıyma,kıyılmış soğan ve baharat konularak fırında pişirilen pide. LAHO:Trabzon ve Rize yöresinde mezgit balığına verilen ad. LAHOS:Hanigillerden,Akdeniz ve Ege’de yaşayan lezzetli bir balık. Girida. LAHURİ:Lahor şalı. LAHUT:Tanrı alemi. LAHUTİ :Tanrısal.İlahi. LAİ: Özellikle 12. ve 13. yüzyılda Fransa’da geliştirilmiş Ortaçağ şiir ve müzik biçimi. Orta çağdaki Breton saz şairlerinin aracılığıyla ortaya çıkan,biri anlatımsal,diğeri de lirik iki şiir türünün adı. LAİKA:Yunan müziğinde bir tür . LAİN:Melun , kovulmuş,lanetlenmiş, istenmeyen. LAK:Çeşitli ağaçlardan elde edilerek cilacılıkta kullanılan bir tür zamk. Tahta cilası. Uzakdoğu’da yetişen Amerikan elmasından çıkarılan bir tür zamk./Vernik. LAK:Malatya yöresinde kayısı kurusuna verilen ad. LAKA:Bir cins reçine. LAKABİ:On ikinci yüzyılda Selçuklular döneminde İran’ın Kaşan kentinde üretilen bir tür seramik. LAKE:Bir cins reçine kullanılarak cilalanmış mobilyalar için kullanılan sözcük. LAKERDA:Palamut,torik gibi balıklardan dilim dilim kesilerek yapılan salamura. LAKLAKA:Gereksiz, anlamsız, boş söz. LAKLAR: Kuzey Kafkasya’da yaşayan Müslüman bir halk. LAKME:Leo Delibes’in üç perdelik operası. LAKONİK:Vecize,kısa ve özlü söz. LAKRİMAL:Gözyaşı ile ilgili. LAKŞMİ:Hinduizm’de servet ve iyi talih tanrıçası. LAKTİK: Süt asidi. LAKTOZ:Sütteki şeker. LAL:Parlak,saydam kırmızı renkte değerli bir taş. LAL:Samit’de denilen ve sözsüz oynanan köy seyirlik oyunlarının genel adı, dilsiz. LAL:Sevgilinin dudağı. LALADAŞ:Osmanlı sarayında bir lalanın altındaki acemilerin birbirine hitap biçimi. LALAHAN :Ankara’nın Elmadağ ilçesine bağlı bir belde. LALANGA:Yağda kızartılarak,üzerine şeker yada şerbet dökülen bir hamur tatlısı. LALE:Botanikte (Tulipa gesneriana) olarak tanımlanan,zambakgillerden,yaprakları uzun ve mızraksı,çiçekleri kadeh biçiminde,türlü renkte bir süs bitkisi. LALE:Meyve koparmak için ucuna üçlü yada dörtlü bir çatal geçirilmiş sırık. LALESAR:Sığırcık. LALEŞ:Irak’ın Musul kenti yakınında Yezidiler tarafından kutsal sayılan vadi. LALEZAR:Bursa yöresine özgü,püre haline getirilmiş patatesle yapılan bir tür salata. LALEZAR:Lale bahçesi. LALİN:Eski dilde kırmızı renkli olan. LALİNA:Büyük Okyanus’ta görülen ve dünya iklimi üzerinde büyük etkisi olan deniz akıntısı. LALİOFOBİ: Kekeleyeceği veya telaffuz hatası yapacağı endişesiyle konuşmaktan korkma. LALOPATOLOJİ: Konuşma bozukluklarının tanı ve tedavisiyle ilgili tıp dalı. LALOTO: Doğu Karadeniz yöresine özgü,mısır ununa çeşitli sebzeler karıştırılarak yapılan ve lames de denilen bir ekmek. LAM: Dar,çok ince metal parça. LAM:Ebcet hesabında otuz sayısının adı. LAMA :Amerikan devesi. LAMA:Yassı ve dar biçimli metal parça LAMAS : Akdeniz bölgesinde bir akarsu. LAMBA:Kapı, pencere ya da kapak kenarlarına açılan dik açılı girinti. LAMBADA: Brezilya kökenli bir dans ve müzik. LAMBASA:Yelkenli gemilerde,serenin aşınmaması için direğe vurulan tiriz. LAMBRİ:Bir yapının iç duvar kaplaması. LAME:Dokusunda çoğunlukla altın yada gümüş renginde tel bulunan kumaş Maden parlaklığı verilmiş deri veya kumaş.,simli kumaş.. LAMEKAN : Mekansız. LAMELİF: Asaf Halet Çelebi’nin bir kitabı. LAMELİF:Çapraz,dolaşık yol. Dolambaçlı, eğri büğrü, çapraşık LAMES: Doğu Karadeniz yöresine özgü,laloto da denilen ve mısır ununa çeşitli sebzeler karıştırılarak yapılan bir tür ekmek. LAMİ: Parıldayan. LAMİNARYA:Bütün denizlerde yetişen,emici köklerle kayalara tutunan,uzun şeritler durumunda bir deniz yosunu. LAMİNAT:Mobilyacılıkta dış yüzeylerin kaplanmasında kullanılan,dış etkenlere dayanıklı plastik bir malzeme. LAMİSE:Duyarga, dokunma duyusu. LAMORGUE :Serbest düzenin yaratıcılarından olan sembolist Fransız şairi. LAMPANT: Duru. LAMPARO: Fenerle balık avında kullanılan lamba. LAMPARO:Edirne’nin Enez ilçesinde bir göl. LAMPASA:Uzun ve yırtmaçlı bir tür etek. LAN (Local Area Network) : Yerel ağ,özel bilgisayar ağları. Yerel bilgisayar ağı anlamında kullanılan kısaltma. LAN:Eski dilde lanet sözü. LAN:İsveç’te 26’ya bölünmüş olan idari bölümlerden her biri. LAND:Almanya’da eyalet anlamında kullanılan sözcük. LANDO:Dört tekerlekli, içinde dingillere paralel olarak düzenlenmiş karşılıklı iki oturma sırası bulunan üstü açılıp kapanabilen çift körüklü binek arabası. LANE:Eski dilde yuva. Kuş yuvası. LANGIRT:Dikdörtgen bir masada oynanan minyatür futbol oyunu. LANGUR:Hindistan’da yaşayan bir maymun türü. LANGUST :Kabuklulardan,makasları olmaması,duyargalarının daha uzun ve güçlü olmasıyla ıstakozdan ayrılan,eti için avlanan bir deniz hayvanı. LANOLİN:Yapağıdan elde edilen,eczacılıkta ve parfümeride kullanılan sarımtırak renkte bir yağ. LANSE:İleri atılmış,ortaya çıkarılmış. Takdim etme. LAO:Laos ve Tayland’da konuşulan bir dil. LAOLAR:Laos ve Tayland nüfusunun çoğunluğunu oluşturan halk. LAOZİ:Çin’de Taoculuğun kurucusu. LAP:Ege bölgesinde taze sarı incire verilen ad. LAP:Lenf düğümlerindeki büyümeler ve değişiklikler. LAPACI:Vücutça toplu olmasına karşın direnci az olan. LAPARATOMİ:Karnın açılması. LAPAS:Hayvanların bağlandığı gölgelik. LAPAZ:Bolivya’nın başkenti. LAPAZAN : Trabzon ilinde bir yayla. LAPÇIN:Tabanı meşinden yapılmış mest , edik. LAPİLLİ:Yanardağlardan fırlayan parça. LAPİNA: Çil balığı da denilen,kırmızı benekli bir balık. Kayalık kıyılarda , sığ sularda yaşayan 25-35 cm uzunluğunda kırmızı benekli,mavi veya yeşil bir balık. LAR: Libya’nın plaka işareti. LAR:Roma tanrısı. LARAN:Etrüsklerde savaş tanrısı. LARENDE:Karaman kentinin eski adı. LARENJİT:Gırtlaktaki aşırı ve süreğen iltihap. LARGETTO:Bir parçanın largo’dan daha çabuk ve hafif çalınacağını anlatan müzik terimi. LARGO:Bir parçanın ağır ve görkemli çalınacağını veya söyleneceğini anlatan müzik terimi. LARİ:Gürcistan’ın para birimi. LARİSA:İzmir’in Menemen ilçesinde antik bir kent. LARP:Ansızın ve güçlü bir biçimde. LARSA:Eski Babil başkentlerinden biri. LASER:Dört beş metre boyunda ve tek kişilik bir spor yelkenlisi. LASKİNE: İskambil kağıtlarıyla oynanan bir çeşit oyun. LASO:Güney Amerika’da yaban hayvanlarını yakalamakta kullanılan kement. LASTA:Bir geminin alabildiği yük miktarı (Kuzey Avrupa’da kullanılan 200 kg’a yakın gemi yüklerine ve büyük miktarda ticaret mallarına değer biçmeye yarayan kütle ölçü birimi). LASTEKS:Lastik,ipek,pamuk veya yün karışımı yapay bir kumaş türü. LASTİKOTİN: İnce iplikle çok sıkı dokunmuş bir tür yünlü kumaş. LAŞE:Gemi enkazı, batık. LAŞE:Leş. LAT: Müslümanlık öncesi Kabe’de bulunan üç puttan biri. LAT:Letonya para birimi. LATA:Kalın ve dar tahta. LATA:Osmanlılarda ilmiyenin giydiği bir tür üstlük. LATANYA:Bazı türleri evlerde süs bitkisi olarak yetiştirilen,bazı türlerinden de dokumalık iplik elde edilen bir tür palmiye. LATEKS:Kauçuk ağacının ve bazı bitkilerin genellikle süt görünümünde olan öz suyu. LATERİT:Sıcak nemli iklimlerde oluşan,parlak kırmızı yada kahverengiye çalan kırmızı renkli,demir oksit ve alüminyum bakımından zengin toprak. LATERNA:Kolu çevrilerek çalınan,sandık biçiminde bir tür org. LATES : Afrika ve Hindistan’ın tatlı sularında yaşayan, eti lezzetli bir balık. Nil levreği de denilen iri bir balık. LATİ:Tropikal Afrika’da yetişen ve odunu doğramacılıkta kullanılan bir ağaç. LATİFİ:Kendi dönemine değin gelen şairleri anlattığı tezkiresiyle tanınan XVI. Yüzyıl divan yazarı. LATİFUNDİA:İlkel yöntemlerle ve düşük verimle işletilen geniş tarım alanları. LATİLOKUM :Lokuma verilen bir ad. LATİN:İtalya’da yaşamış antik halk. LATİNO : ABD’de Latin kökenli göçmen işçilere verilen ad. LATMOS: Ege bölgesindeki Beşparmak Dağı’nın antik dönemlerdeki adı. LAURA:Otto Preminger’in “Kanlı Gölge” olarak da bilinen ünlü filmi. LAVA:Herhangi bir yana yanaşmış filikanın kürek çekmeksizin ilerlemesi için verilen emir. LAVAJ:Tıpta,bir organı su vererek yıkayıp temizleme. LAVALİYER:Çift halkalı bir düğümle bağlanan ve iki kanadı serbestçe sarkan geniş kravat. LAVANTA:Botanikte (Lavandula angustifolia) olarak tanımlanan,ballıbabagillerden,mavi veya mor renkli çiçekleri koku sanayinde kullanılan bir bitki. LAVAŞ :Mayalı hamurdan tandırda pişirilerek yapılan ve yapıldığı yere göre büyüklüğü değişen ince ekmek türü. İnce pide. LAVAŞA:Yassı gümüş külçesi. LAVDANOM:Eskiden kullanılan ve içinde afyon bulunan sulu bir ilaç. LAVİ :Geniş bir yüzeyin sulandırılmış mürekkep,kurum boyası yada suluboyayla hiç fırça izi kalmayacak biçimde boyanarak örtülmesi. LAVMAN: Kalın bağırsağı anüs yoluyla su fışkırtarak yıkama. LAVRA:Denizcilikte,kandilisaların donatılması için çubukların üzerine açılan dikdörtgen biçimindeki batiska. LAVTA:Doğacak çocuğu ana rahminden çekmeye yarayan aygıt. Erkek doğum hekimi. LAVTA:Mızrapla çalınan,gövdesi uttan küçük bir çalgı. LAVUK:Argo’da adam,herif anlamında bir sözcük. LAY:Çamur,cıvık. LAYEMUT:Ölümsüz , ölmez. LAYİHA :Herhangi bir konuda bir görüş ve düşünceyi bildiren yazı. Tasarı. LAYKA(LAİKA):Orta boy ve irilikteki Sibirya av köpeği. Uzaya gönderilen ilk canlı olan köpek. LAYTER:Kıyıdan açıkta bulunan gemilerin yüklemesinde ve boşaltılmasında kullanılan,genellikle altı düz,sığ su teknesi. LAYTMOTİF:Genellikle operalarda bazen da senfonik şiirlerde sık sık yinelenen küçük melodi parçası. LAZA:Bal koymaya yarayan tekne. LAZANYA: Kat kat dizilmiş geniş hamur şeritlerinden oluşan bir tür İtalyan hamur işi. İtalyan mutfağına özgü bir cins makarna yemeği. LAZAR:Öldükten sonra İsa tarafından diriltildiğine inanılan adam (Marksist terminolojide toplumun en düşkün kesimine onun adı verilir). LAZARETO:Bir limanda,bulaşıcı hastalıklar bulunan bir ülkeden gelmiş bir gemideki insanların karantinaya alındıkları bina. LAZER:Küçük bir alan üzerine odaklanmış yoğun ışık kaynağı. LAZKİRAZI:Doğu Karadeniz yöresinde yetişen ve karayemiş de denilen bir meyve. LAZKİYE:Sedir ağacı dumanı ile kurutulan,Suriye kökenli Şark tipi bir tütün türü. LAZUT:Halk dilinde mısır. LB:Liberya’nın plaka işareti. LE :Vietnam krallık hanedanı. LEA:Yakup peygamberin ilk karısı ve İsrail’in 12 kabilesinden beşinin geleneksel anası. LEAL:İnciler. LEAMET : Alçaklık, bayağılık. LEANDROS:Yunan mitolojisinde,sevgilisi Hera’yı görmek için Çanakkale boğazını geçerken boğularak ölen kahraman. LEASİNG:Taşınır ya da taşınmaz bir malın belirli bir süre sonunda tek taraflı bir satış vaadiyle kiraya verilmesi. LEB:Eski dilde dudak. LEBALEP .:Ağzına kadar dolu. LEBBEYK:Buyurun efendim,emredin anlamında bir seslenme sözü. LEBENİ:Diyarbakır yöresine özgü,bir tür yoğurt çorbası. LEBİB:Akıllı,zeki. LEBİBE:Eski dilde akıllı. LEBİSTES:Bir akvaryum balığı. LEÇE:Donmuş lav akıntılarıyla kaplı alan. LEÇE:Taşlı tarla. LEÇEK:Baş örtüsü,yün atkı. LEÇER:Kıl elek. LED :Minik ampul. LED: Diyotlu aydınlatma yönteminin kısa yazılışı. LEDA:Yunan mitolojisinde,kuğu kılığına giren Zeus’la karşılaşması bir çok sanatçıya esin kaynağı olmuş ünlü kadın. LEDAN:Arının kovandaki yarıkları kapatmak için salgıladığı siyah ve koyu sıvı. LEDÜN:Tanrı katı. LEDÜNNİ:İlahi sırlarla ilgili olan. LEF: Mayakovski’nin başını çektiği eski Sovyet edebiyat grubu. LEGATO:Bir parçanın notalarının,ara vermeden birbirine bağlanarak söyleneceğini veya çalınacağını belirten müzik terimi. LEGATUS:Papanın temsilcisi. LEGORN:Yumurta verimi çok,genellikle beyaz tüylü bir tavuk ırkı. LEH:Polonya halkından olan kimse. LEHÇE:Bir dilin tarihsel,bölgesel,siyasal sebeplerden dolayı ses,yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan kolu,diyalekt. Bölgesel dil. LEHİM:Metalleri birleştirmede kullanılan kalay ve kurşun alaşımlarının genel adı. LEHİSTAN :Osmanlı imparatorluğunda Polonya’ya verilen ad. LEİNE :Almanya’nın Aşağı Saksonya eyaletinde ırmak. LEJAND:Bir fotoğrafın, haritanın ya da karikatürün gösterdiği şeyi belirten,özünü anlatan yazı. LEJİTİMİST:Tahttan indirilen bir hükümdarın yeniden tahta çıkarılması taraftarı. LEK:Arnavutluk’un para birimi. LEK:İzmir’in Tire ve Ödemiş ilçelerine özgü bir tür bilye oyunu. LEKA:Akya balığına verilen bir başka ad. LEKE:Kirliliği gösteren iz. LEKECİLİK:Doğa biçimlerini değil boya biçimlerini değerlendiren ve boya vuruşundan doğan görüntünün,insanın iç coşkusunu anlatmaya yeter olduğuna inanan soyut resim anlayışı. Taşizm. LEKELİHUMMA:Bitle geçen,ortalama 15 gün süren,vücutta pembe lekelerle beliren ateşli ve tehlikeli bir hastalık türü,tifüs. LEKELİMERCAN:Mırmır balığına verilen bir başka ad. LEKEN:Kar ayaklığı./Tokaçlı kar ayakkabısı. Kara batmamak için ayağa takılan bir çeşit örgülü ayaklık. LEKENDE:Kaba dikiş. LEKSİKOGRAFİ:Sözlük yazarlığı. LEKSİKOLOG:Sözlükbilimci. LEKSİKOLOJİ:Sözlüklerin hazırlanmasında tutulacak yolları,yöntemleri konu alan ve saptayan dilbilim dalı. LEKSİKON: Üzerinde harfler bulunan kağıtlarla oynanan bir kağıt oyunu. LEKTÖR:Okutman. LELEG:Anadolu’nun Yunan öncesi halklarından biri. LELEMENDİ:Yas havalarına uygulanan bir halk ezgisi. LELİK:Halk dilinde çok ağlayan kimseye verilen ad. LEM:Eski dilde parlama parıldama. LEMA: Eski dilde parlaklık. Parıltı. Parlaklık. LEMİS:Bir şeyi elle tutma, dokunarak hissetme. LEMİS:İçine ıspanak,patates,peynir yada kıyma konularak yapılan bir tür pide. LEMPİRA:Honduras’ın para birimi. LEMUR:Maki de denilen bir maymun cinsi. LEMYEZEL:Kalıcılık,ebedilik. LEN:Avrupa yüzme birliğinin simgesi. LENA:Rusya’da bir ırmak. LENDUHA:Çok iri ve kaba şey. LENF:Aynı adlı damarlarda dolaşan kanla,doku öğeleri arasında aracı görevi yapan,kan plazması ve lenfositten oluşan saydam,sarı renkte bir sıvı. Akkan. LENG:Topal, aksak. LENGER :Yayvan ve kenarları geniş,büyük bakır kap. LENGER:Gemi demiri.Çapa. LENGÜİSTİK:Dil bilimi. LENS:Göze takılan mercek. LENTİYE :Denizcilikte kullanılan bir tür ince halat. LENTO:Bir parçanın ağır çalınacağını belirten müzik terimi. LENTO:Kapı ve pencerelerin ağaç,taş yada betondan üst eşiği,boyunduruk. LEO:Aslan takımyıldızının Latince adı. LEPEÇ:Hatay yöresine özgü,tarhana,nohut ve ayranla yapılan çorba. LEPİSKA:Uzun sarı ve yumuşak saç. LEPRA:Cüzam. LEPSİ: Samsun yöresine özgü,tavuk eti ve mısır unuyla yapılan bir yemek. LERCİ:Mis keçisine benzer bir hayvan. LERZAN BENGİSU:Daha çok soyut tarzda çalışan ve 1906-1978 yılları arasında yaşayan kadın heykelcimiz. LERZAN:Titrek, titreyen. LERZE:Titreme,titreyiş. LESEPASE:Sınırdan geçiş belgesi. LESİDİN:Hücre yapısında ve metabolizmasında önemli bir rol oynayan, fosfolipit bileşiklerinin ortak adı. LESOTHO: Afrika’da bir ülke. LEŞKER: Asker, ordu. LETARJİ:Yaşama işlevlerinin çok zayıfladığı,çok derin ve sürekli patolojik uyku durumu. LETİS:İki ayrı ırktan gelme. LETİYE: Belli oranlarda yüksek fırın cürufu katılmış çimento. LETO :Eski Yunan mitolojisinde,Apollon ve Artemis’in annesi olan,Titanların kızı . Eski Yunan mitolojisinde,on iki çocuğu da öldürülünce,taş kesilip sonsuza kadar ağlamaya başlayan Frigya kraliçesi. LETOON:Antalya ilinde antik Likya bölgesinin kutsal alanı olan ören yeri. |
LETRASET:Matbaacılıkta sürtme yoluyla kağıt veya düzgün bir yüzeye aktarılan grafik karakteri. LETRİZM:Yirminci yüzyılda ortaya çıkan,şiirde sözcüklerin anlamlarından çok ses değerlerine ve harflerin dizilişine önem veren edebiyat akımı. LEV: Ahşap gemilerde sintine sularının akması için döşeklere açılmış deliklerden her biri. LEVA :Bulgaristan’ın para birimi. LEVANT: Bir fındık çeşidi. LEVANT: Doğudan esen bir rüzgar. LEVANT: Eskiden,Müslümanların yerleştiği ve Hıristiyan tacirlerin uğrak yeri olan Akdeniz’in doğu kıyısına verilen ad. LEVANTEN:Osmanlılarda,İstanbul’da ve büyük liman kentlerinde yaşayan ve ticaretle uğraşan,Müslüman olmayan azınlıklara verilen ad. Ortadoğu’da doğmuş Avrupalı. Yakın doğuda yerleşmiş yada evlenerek soyu karışmış Avrupa asıllı kimse. LEVAZIM:Değişik iş kollarında gerekli olan şeyler,araç ve gereçler. LEVENGİ:İçi pirinçle doldurularak pişirilmiş tavuk yada balık yemeği. LEVENT :Yakışıklı ve uzun boylu erkek LEVENT:Osmanlı donanmasında ve kıyılarında görev yapan asker sınıfı. LEVH: Levha. LEVHİMAHFUZ:İslam’da olmuş ya da olacak her şeyin içinde yazılı olduğu tanrısal kitap. Üzerinde kaderin yazılı olduğu ilave levha. LEVİATHAN :Thomas Hobbes’un,”İnsan insanın kurdudur” sözünün de yer aldığı ünlü siyasetbilim yapıtı. LEVİLOZ:Balda ve bir çok meyvede bulunan bir tür şeker.Meyve şekeri. LEVİN:Kokmuş,çürümeye yüz tutmuş hayvan ölüsü. LEVNİ :Lale Devri’nin en ünlü minyatür sanatçısı.( Asıl adı Abdülcelil Çelebi) LEVREK:Eti beyaz,üzeri pullu iri bir balık. LEVS:Kir,pislik. LEVÜLOZ:Meyve şekeri,früktoz. LEVVAME: Çekiştirici,paylayıcı. LEVYE:Bir mekanizmanın kumanda kolu. LEY:Hawai’de karşılama ya da uğurlama anısı olarak verilen, çiçeklerden yapılmış kolye. LEY:Romanya’nın para birimi. LEYAL:Geceler anlamında eski sözcük. LEYAN:Konforlu, lüks hayat, parlayan, parlatıcı. LEYL: Eski dilde gece. LEYLA:Arapça çok karanlık gece. LEYLAK :Botanikte (Syringa vulgaris) olarak tanımlanan,zeytingillerden,yaprakları karşılıklı bir süs bitkisi. Zeytingillerden bir ağaç ve bu ağacın beyaz,eflatun veya pembe renkte,güzel kokulu çiçekleri. LEZ:Osmanlı İmparatorluğu’nun Trablus ve Bingazi’deki hurma ve zeytin ağaçlarıyla kuyulardan aldığı vergi. LEZAR:Kertenkele derisinin sepilenmesiyle elde edilen bir tür deri. LEZBİYEN: Eşcinsel kadın. LEZEZ:Eskiden askerlerin aldıkları üç aylık maaşın Şevval,Zilkade ve Zilhicce aylarına denk gelen dördüncü bölümü. LEZGİLER:Kafkasya’da yaşayan Müslüman bir halk. LEZYON:Doku bozukluğu. LHASA:Tibet’in merkezi olan kent. LIĞ :Akarsuların taşıyıp yığdıkları balçık,kil vs çok ince taneli şeylerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığın,alüvyon. LIKA:Zamklı cila. Lİ (Yİ): Kore hanedanı. Lİ:Çinlilerin bir uzunluk ölçüsü. Lİ:Konfüçyüsçülükte doğru davranış yada doğruluk anlamına gelen kavram. LİAN:Karşılıklı lanet okuma. LİBADE:Bir tür kısa hırka. LİBAS: Eski dilde giysi,giyecek. LİBİDO:Cinsel içgüdünün belirtilerini gösteren,yaşama gücünün bütünü. LİBOR: Londra mali piyasasında yürütülen işlemlerde,birinci sınıf bankların kullandığı kredilere uygulanan faiz oranı. Uluslar arası bankaların genellikle Londra’da saptadıkları kredi faiz ortalamasına verilen ad. LİBRE:Yarım kilogramlık bir ağırlık ölçü birimi. LİBRETTO:Opera,bale gibi müzikli sahne yapıtlarının sözlerini yada konusunu içeren metin kitapçığı. LİBREVİLLE:Gabon’un başkenti. LİÇİ:Çin kirazı denilen ve nemli topraklarda yetişen bir meyve. LİDAKİ:Çipura balığının boyu 10 cm. ye kadar olan gençlerine verilen ad. LİDAR: Şanlıurfa’nın Bozova ilçesinde ünlü bir höyük. LİDİA KRASSA ARZUMANOVA:Bin dokuz yüz yirmi bir’ de Türkiye’ye sığınarak İstanbul Belediye Konservatuarı’nda bale bölümünü kurmuş ve birçok öğrenci yetiştirmiş, bu çalışmalarıyla yurdumuzda balenin öncüleri arasında yer almış Rus asıllı Türk kadın koreograf. LİDO:Bir koyun girişinde ileri doğru uzanmış olan ve bir denizkulağını denizden ayıran kıyı şeridi. Bir lagünü denizden ayıran kıyı dili. Deniz kulağı. LİDO:Venedik Film Festivalinin yapıldığı küçük ada. LİDYA:Batı Anadolu’nun orta kesimindeki antik bölge. LİED: Almanca şarkı anlamında kullanılan sözcük Bir şiirden şarkı olarak söylenmek üzere yapılmış beste. Bir çok kıtadan oluşan şarkı gibi söylenmek üzere yazılmış duygusal şiir,şarkı. LİF:Siirt ilinde bir kaplıca. LİFAFE:Eski dilde keten. LİG:Takımlar grubu, küme. LİGA: Üç deniz mili uzunluğunda eski ölçü birimi. LİGADORA :Denizcilikte kırılmış bir direği, bir sereni geçici olarak onarmaya yarayan ve eski halat liflerinin bükülmesiyle oluşturulan bir tür tirnele, ya da gırcala. LİHYE:Sakal. LİK:Eski dilde fakat,ama,ancak anlamında sözcük. LİKA:Mürekkep hokkalarına konan ham ipek. LİKANTROPİ:Kişinin,kendisini kurt yada başka bir hayvan sandığı akıl hastalığı,kurt adam hastalığı. LİKAPA:Avcı üzümü,çay üzümü gibi adlar da verilen ve Kuzey Anadolu ormanlarında yetişen bir meyve ağacı. Yaban mersini. LİKAT:Başak toplama. LİKATOR:Osmanlı devletinde Bulgarlardan oluşturulan Voynuk örgütündeki subaylara verilen ad. LİKEMBE :Afrika’ya özgü,bir dizi bambu dilden oluşan vurmalı bir çalgı. LİKEN:Bir mantarla bir su yosununun ortak yaşamasıyla ortaya çıkan bitkilerin genel adı. LİKEN:Kaşındırıcı bir deri hastalığı. LİKİDASYON:Ticarette tasfiye. LİKİDİTE:Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü. LİKİTFON:Hem yatırım fonu almak hem de istenildiği anda nakit olarak kullanmak amacıyla oluşturulan fon türü. LİKOPEN:Domatese kırmızı rengini veren organik bileşik. LİKORİNOZ:Balıkların iste kurutularak yapılan pastırması. LİKRA:Çok esnek bir kumaş cinsi. LİKYA:Antik çağlarda,Anadolu’nun güneybatısına verilen ad. LİLA:Leylak rengi., açık mor. LİLİBRİK:Mayakovski’nin sevgilisi. LİMAKİ:Ayakkabıcılıkta kullanılan küçük eğe. LİMBA (LİMBALİ):Tropikal Afrika’da yetişen ve odunu doğramacılıkta ve parke yapımında kullanılan bir ağaç. LİMBO:Bir ticaret gemisinin içindeki yükü,bordasına yanaşan başka bir gemiye aktarma işlemi. LİMBO:Irmaklarda ve sığ sularda yük taşımakta kullanılan bir tür tekne. LİME: Parça, lokma, dilim LİMNİ:Gümüşhane’nin Torul ilçesinde, doğal güzelliğiyle tanınmış bir göl. LİMNOLOJİ:Gölleri inceleyen bilim dalı. LİMONİ:Yeşile çalan açık sarı renk. LİMUZİN:Üç yanı camlı ve dört kapılı bir otomobilin standartlaştırılmış adı. LİNEER:Matematikte değişmesi bir doğruyla gösterilebilen fonksiyonlar için“Doğrusal” anlamında kullanılan sözcük. LİNET:Sürgün. LİNG:İsveç jimnastiğinin kuramcısı ve kurucusu olan kişi. LİNGA:Hinduizm’de üreme gücünü kişileştiren tanrı Şiva’nın simgesi erkeklik organı. LİNGALA: Kongo’da konuşulan bir Bantu dili. LİNİMENT:Deriye sürme yada ovma suretiyle uygulanan ve ağrıların dindirilmesine yarayan sıvı ilaç. İlaçlı yağ yada merhem. Ovarak sürülen ilaç. LİNİN :Hücre çekirdeğinde bulunan ve kromatin tanelerini taşıyan ağ biçimindeki ipliksi yapı. LİNK:Atın eşkin yürüyüşü. LİNK:İki nokta arasında iletişim kurma olanaklarının varlığını belirtmede kullanılan genel terim. İletişim dizgesi birliği. LİNKA: Bilecik iline özgü,yumurta,ceviz ve pekmezle yapılan bir tür tatlı. LİNOLYUM:Yer döşemesi olarak kullanılan,üzeri keten yağı ve mantar tozuyla kaplanmış jüt bezi,muşamba. LİNOS: Yunan mitolojisinde ağlama ve inlemenin kişileşmiş biçimi. LİNOTİP:Basım evinde harfleri dizen ve satırları blok durumunda döken dizgi makinesi. LİNZ:Avusturya’da bir kent. LİONS:Amerika’da 1917’de çeşitli meslekten insanları kültürel,insancıl amaçlar çerçevesinde toplamak amacıyla kurulan kulüp. LİPARİ:Çiroz durumundan çıkarak yağlanmaya başlamış olan uskumru. LİPARİT (RİYOLİT):Granitle aynı kimyasal yapıda,içinde mikrolitler olan kayaç. LİPİT:Her tür organik yağa verilen ad. LİPOGRAM :Abecenin bir yada bir çok harfini kullanmamaya özen gösterilerek yazılan yazı.(Halk edebiyatındaki lebdeğmez denen şiir türü bunun en güzel örneklerinden biridir.). LİPOM: Yağ dokusunun bulunduğu yerde büyümesiyle oluşan zararsız ur. Yağ uru. LİPPE: Almanya’da Ren’in kolu olan bir ırmak. LİPSOS:İskorpitgillerden,Akdeniz ve Atlas Okyanusunda yaşayan lezzetli bir balık. LİR KUŞU:Çok uzun boylu ötücü bir kuş. LİR:Kaynağı mitolojik çağlara dayanan kirişli bir çalgı. LİRA:Eskiden kullanılan yedi gram ağırlığında altın sikke. LİRİK:İçten gelen duyguları çok etkili ve coşkun bir biçimde anlatan edebiyat eseri. LİRİZM:Kişisel duyguların ilham yolu ile coşkulu ve etkili anlatımı. LİS: Yapısına girdiği sözcüğe yalayıcı anlamını katan sonek. LİSAM :Eski dilde peçe,yaşmak. Müslüman kadınların yüzlerine örttükleri yaşmak. LİSANS:Genellikle dört yıl süren üniversite veya yüksekokul öğrenimi. LİŞAKAT:Divan edebiyatında içkiyi ve içkili toplantıları övmek amacıyla yazılan şiir türü. LİŞER : Trabzon ilinde bir yayla. LİTARJ: Mürdesenk. LİTAS:Litvanya’nın para birimi. LİTERATÜR:Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı ya da yapıtların tümü. LİTERATÜR:Yazın,edebiyat. LİTOFON:Düzgün ve ötümlü sesler çıkaran bir dizi taş üzerine vurularak çalınan vurmalı çalgı. LİTOGRAFYA: Kalkerli taş yüzeyine sert bir cisimle kazındıktan sonra basılmış olan yazı,resim,taş basması. LİTOLOJİ:Taşların yapısını inceleyen bilim. LİTOSFER:Yer kabuğunu oluşturan ve yer yuvarlağının merkez çekirdeği çevresinde bulunan katı yuvar,taş küre,taş yuvarı. LİTOT: Fena değil örneğinde olduğu gibi,bilinçli hafifsemeye dayanan söz sanatı. LİTRE:Sıvıları ölçmede kullanılan,bir desimetreküp hacminde ölçü birimi. LİTURYA:Kudas. LİTYUM:Gümüş parlaklığında,bilinen en hafif element. LİVA: Osmanlı devletinde iki alaydan oluşan askeri birlik. Osmanlı devletinde il ile ilçe arasında yer alan yönetim biçimi. Eski dilde sancak. LİVA:Osmanlı devletinde iki alaydan oluşan askeri birlik. LİVANE:Artvin’in eski adı. LİVAR:Avlanan balıkları canlı olarak saklamak için ağız içine doğru konik olarak örülmüş sepet. İçinde diri balık saklanan,denizden ayrılmış havuz. LİVATA:Erkekler arasındaki cinsel ilişki. LİVAYDA : Trabzon ilinde bir yayla. LİVAYDA: Kader, alınyazısı. LİVERA:Karadeniz’de yetişen ve derideki tahrişleri iyileştirmekte kullanılan otsu bitki. LİVRE:Hizmetçi ve uşakların özel forması. LİYAKAT:Yaraşırlık. LİYAN:Sıcak bölge ormanlarında yetişen ve sarmaşık gibi ağaçlara tırmanan bir bitki. LİYNET: İshal,hafif sürgün. LİYNET:Yumuşaklık. LİZ: Mikrop erimesi. LİZOL:Mikrop kırıcı olarak kullanılan ve katrandan çıkarılan,koyu renkli yağsı bir sıvı. LİZÖZ:Yatakta kadınların giydiği bir çeşit yün hırka. LK:Sri Lanka’nın internet harfleri. LKA:Sri Lanka’nın uluslar arası kodu. LNB:Bir uydu anten aksamı. LO:İsveç İşçi Sendikasının simgesi. LOA:Antil adalarında yaygın olan vudu dininde tanrılara ve ruhlara verilen ad. LOB:Teniste topun çizdiği yol.Topu rakibin arkasına düşürmeyi amaçlayan vuruş. LOBELYA:Bir Amerikan bitkisi. Salkım durumundaki mavi çiçekleri olan bir bitki. LOBİ:Belli bir çıkar grubunun isteklerini siyasi organlara kabul ettirmek için kurulmuş olan topluluk,dalan. Çıkar topluluğu. LOBİK:Halk dilinde börülceye verilen ad. LOBOTOMİ:Bir yada daha çok lopun,beyindeki öbür bölgelerle sinir bağlantısının kesilmesini içeren cerrahi işlem. LOBUT:Spor yapmak için tornada çekilmiş kısa ve bir ucu kalın sopa. LOÇA:Gemilerin baş bodoslamalarının her iki yanında,çapayı içine alabilen ve güverteye açılan demir zincirin geçtiği delik. LODA:Üzeri toprak ya da otla örtülmüş saman yığını. LODER:Yol yapımında kullanılan bir makine. Yükleyici. LODOS :Güney, güney rüzgarı, kaba yel. LOG:On tabanlı logaritmanın kısaltması. LOG:Petrol araştırmaları sırasında tutulan kayıt. LOGA:Tavuk için kuluçka. LOGARİTMA:Büyük çarpmaları,bölmeleri,kök ve kuvvet alışlarını yapabilmek için bulunan bir yol. LOGİN: Kullanıcı ismi veya parola ile girilebilen bir siteye,giriş işlemine verilen ad. LOGO: Bir kurum ya da kuruluşu simgeleyen yazı ya da şekil.Harfler, kısaltmalar kümesi. LOGOFET:İstanbul Rum Patrikhanesinde, patriklerle hükümet arasındaki işlere aracılık eden sivil görevlinin sanı. LOGOFOBİ:Belirli sözcüklerden duyulan korku. LOGOMANİ: Aşırı konuşma eğilimi. LOĞ (LOG):Yollarda,toprak damlarda yeri bastırmak veya tarlalarda toprağı ezmek için gezdirilen taş silindir. LOĞUSA OTU:Zeravent de denilen ve kökleri halk hekimliğinde kullanılan bitki. LOİRE:Fransa’nın en uzun ırmağı. LOJİSTİK:Modern mantık. LOK:Gemileri farklı iki su düzeyinin birinden ötekine geçirmek için yapılan ara havuz. LOKA:Pasaklı,kılıksız. LOKALİZASYON:Kuruluş yeri seçimi. LOKATİF:Dilbilgisinde bulunma hali. LOKMA: Bir tür hamur tatlısı. LOKMAN RUHU:Eter. LOKMAN:Bütün hastalıkları iyileştirdiğine inanılan efsanevi hekim. LOKOMOBİL:Sanayi ve tarımda kullanılan, istenilen yere çekilebilen, patlamalı motor ya da buhar makinesi. LOKOMOTİF: Tren vagonlarını çeken,tekerlekli,buharlı,elektrikli,termik motorlu veya sıkıştırılmış havalı makine. LOKRA:Bir cins serçe. LOKTAY :Uzun ,sarı,kırmızı renkli bir Çin ipeklisi. LOKUM:Türklere özgü bir şekerleme. LOLO:Argo’da oyuna getirilip aldatmaya yönelik söz ve davranışlara verilen ad Argo’da gösteriş,kabadayılık.. LOMBAK:Argo’da garip çehreli,pörtlek gözlü kimse. LOMBAR:Gemi bordalarına ve küpeştelerine açılan dörtgen biçiminde delik. LOMBOZ:Gemilerde kamaralarla alt güverteleri aydınlatmak için bordalardan ve güvertelerden açılan yuvarlak pencere. LOME:Togo’nun başkenti. LONCA:Aynı meslekten olanların kurduğu örgüt. Esnaf kuruluşu. Belli bir iş kolunda usta,kalfa ve çırakları içine alan dernek. LONGA : Türk müziğinde bir makam adı. Türk müziğinde Yörük özellik taşıyan oyun havası. LONGOZ: Gür ve sık bataklık ormanlarına verilen ad. LONGOZ:Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı İğne ada beldesinde, tabiatı koruma alanı kapsamına alınan eşsiz bir orman alanı. LONGUR:Elinden iş gelmeyen, beceriksiz ve ağır davranışlı kimseye halk arasında verilen ad. LONGUZ:Deniz yada ırmaklarda birden bire derinleşen yer. LOP:Bir organın yuvarlak ve birbirinden ayrılmış parçalarından her biri. LOPA:Kupes balığına verilen bir başka ad. LOR: Peynir suyundan yapılan yağsız ve ekşimsi bir peynir. LOR:Bir tür taze ve tuzsuz beyaz peynir. LORAN:Denizcilikte ve havacılıkta kullanılan radyo seyir sistemi. LORANT:Bir şeyin parçaları arasındaki uygunluk. LORİ:Canlı renkleri olan bir cins papağan. Papağanla akraba küçük bir kuş. Endonezya ve Yeni Gine’de yaşayan bazı papağanların ortak adı. LORİ:Küçük bir maymun türü. LORİS:Hindistan ve Malezya ormanlarında yaşayan ilkel maymun. LORKE:Özellikle Mardin,Siirt,Elazığ,Malatya,Adana ve çevresinde oynanan halay türü bir halk oyunu. LORTA:Ayakkabı kalıbının çapı. LOSALAMOS :ABD’de ilk atom bombası denemesinin yapıldığı kent. LOSTARYA:Küçük han yada küçük otel. LOSTRA : Ayakkabı boyama. LOSTROMO:Ticaret gemilerinde tayfaların başı. LOŞ:Sacda pişirilen bir tür uzun pide. LOT: Hisse senetleri piyasasında işlem birimi.(1 lot 1000 hisse veya 1.000.000 TL nominal değerli hisse senedini ifade eder.) LOT:Bankacılıkta kullanılan,borsada kota alabilmek için gerekli asgari şirket sermayesi veya pay. LOTA:Sivas ilinde bir göl. LOTA:Tatlı sularda yaşayan bir tür gelincik balığı . LOTARYA :Ad veya numara çekilerek oynanan şans oyunlarının genel adı. LOTİ:Lesotho’nun para birimi. LOTUS:Nilüfer cinsinden bir çok bitkiye verilen genel ad. LÖK:Erkek boz deveye yedi yaşından sonra verilen ad. LÖKEŞE: Atmaca,çulluk. Yaban kazı. LÖKOSİT: Akyuvar. LÖKOZ:Lösemi durumuna tıpta verilen ad. LÖNGÖZ:Marmaris’in Gökova körfezi kıyısında,doğal güzelliğiyle tanınmış bir koy. LÖS: Kil ve kum karışımı,sarı renkli verimli balçık. Yakın jeolojik döneme ait tortul çökellerden oluşan soluk renkli toprak türü. En çok vadilerde,yamaçlarda bulunan kil ve kum karışımı. LÖSEMİ:Kan kanseri . LPG:Sıvılaştırılmış petrol gazı anlamında kullanılan kısaltma. LT:Litvanya’nın plakası. LUANDA:Angola’nın başkenti. LUCKY LUKE:Ülkemizde Red Kit adıyla bilinen çizgi roman kahramanının özgün adı. LUÇİZM:Yirminci yüzyıl başlarında Rusya’da ortaya çıkan ve “ışıncılık” da denilen resim akımı. LUDDİSTLER:Ondokuzuncu yüzyılda İngiltere’de işlerini yitirmelerine yol açan dokuma tezgahlarını tahrip etmek üzere örgütlenen zanaatçılara verilen ad. LUGAZ:Divan edebiyatında manzum bilmece. LUİZİN:İpekli bir kumaş cinsi. LUK:Kullanılacağı zaman hazırlanan losyon. LUKA:Dört İncil’den üçüncüsünün yazarı. LUKATA:Sokakta bulunan ve sahibi bilinmeyen eşya. LULU:Uzun tüylü bir süs köpeği. LUMBAGO:Soğuğun etkisiyle yada bir bükülme sonucunda bel bölgesinde birdenbire beliren ağrı. LUMPEN :Marksist terminolojide,proletaryanın sınıf bilincinden yoksun alt tabakası. LUNA:Resim yapmakta kullanılan bir boya. LUNİK: Ay’a gönderilen ilk kuşak Sovyet uzay araçlarına verilen ad. LUP:Büyüteç,pertavsız. LUPANİN ( LUPİNİN):Çeşitli acıbakla türlerinden elde edilen zehirli bir alkoloit. LUPARA:Mafya adamlarının,hesaplaşmalarında kullandıkları kesik namlulu av tüfeği. LUPERUS:Bütün dünyaya yayılmış küçük yaprak böceği. LUR:İskandinav ülkelerine özgü eski bir üflemeli bir çalgı. (Tarih öncesi tunç korno) LURİLER : Afrika’da yaşayan ve “Alurlar” da denilen halk. LUSAKA:Zambiya’nın başkenti. LUSİTANİA:Bir Alman denizaltısı tarafından batırılan ve 1915’te ABD’nin 1.Dünya Savaşına girmesine neden olan İngiliz yolcu gemisi. LUTİ:Oğlancı. LUTR: Su samurundan elde edilen post. Su samuru. LUVİLER:Anadolu’nun en eski halkı. LUZON: Filipin adalarının en büyüğü ve en önemlisi. LÜKATA:Bulunmuş,sahibi olmayan eşya. LÜKÜSHAYAT: Ekrem Reşit Rey’in metnini yazdığı,Cemal Reşit Rey’in bestelediği ünlü bir operet. LÜLE:Musluksuz su borusu. LÜLE:Saç kıvrımı. LÜLE:Tütün çubuğu,pipo,nargile vs’nin ucuna takılan,tütün konulan yuva. LÜLETAŞI:Eskişehir taşı,deniz köpüğü. Kolayca yontulup işlenen,beyaz renkli doğal magnezyum silikat,Eskişehir taşı. LÜMEN :Işık şiddeti 1 mum olan,eşit dağıtımlı bir nokta kaynağının 1 steradyan içinde yayımladığı ışık akısı. LÜP:Argo’da hiç emek vermeden ele geçirilen şey. LV:Letonya’nın plaka imi. LVOV:Ukrayna’da bir kent LYON:Fransa’da bir kent. |