|
Bulmacadaki kelimelere göre hazırlanmış |
|||
|
|
RA :Radyumun simgesi. RA:Arjantin’in plaka işareti. RAAD:Eski dilde çok konuşan,geveze anlamındaki sözcük. RAAT : Geveze. RABELAİS:Gargantua ve Pantagruel adlı yergili yapıtlarıyla ünlü Fransız yazarı. RABİA:Eski dilde dördüncü. RABİA:Osmanlılarda,Tanzimat’tan sonra kolağası rütbesine eşit olan sivil unvan. RABİA:Yediyüzonüç ve sekizyüzbir yılları arasında yaşayan,ilk Arap kadın şairi ve mutasavvıfı. RABİR: Yakındoğu’da ve özellikle Cezayir’de konuşulan Fransızca-İtalyanca-İspanyolca karması dil. RACA: Hindistan Prensi. RACİ:Geri dönen. RACİL:İslam ordularında piyade erlerine verilen ad. RACON:Argo’da yol,yöntem. RAD :Eski dilde geri çeviren,reddeden. RAD: Kuranda bir sure. RADA:Polonya,Litvanya,Belarus ve Ukrayna’da siyasal erki üstlenen meclise verilen ad. RADANSA:Yelkenlere açılan deliklere ve halat ilmiklerine geçirilen metal halka. RADAR:Radyo dalgalarının yankısını alarak cisimlerin yerini ve uzaklığını bulabilen,genellikle uçak ve gemilerde kullanılan cihaz. RADDE:Kerte,derece. RADİ:Süt kardeş. RADİFE: Kıyamet gününde çalınacağına inanılan surun ikinci üflenişi. RADİKA :Karahindiba’nın sebze olarak yenen yaprakları. RADON:Atom numarası 86,atom ağırlığı 222 olan,radyum tuzunun su ile işlenmesinden hidrojen ve oksijenle karışım durumunda elde edilen,boru yardımıyla sıvı hava içinden geçirilerek karışımdan ayrılan radyoaktif element. RADULA:Yumuşakçaların ağzında bulunan boynuzsu ve şerit biçiminde ki organ. RADYAN:Bir dairede yarıçap uzunluğundaki yay parçasını gören merkez açıya eşit açı ölçme birimi. RADYAN:Işın yada ısı yayan. RADYOLİNK: Haberleşmede,yüksek frekanslı radyo dalgalarıyla bağlantı kurmaya yarayan sistem. RADYOLOJİ:Işınbilim. RADYOTERAPİ: İks (x) ışınlarının biyolojik etkisine dayanan bir tedavi yöntemi. RADYUM:Baryum’a benzeyen,radyoaktif alkali toprak metali. RAFAL:Rüzgar hızının ani ve kısa süreli artışı. RAFIZİLİK:Şii Mezhebinin bir kolu ve bu koldan olanların inancı. RAFİNATÖR:Odun liflerini içinde bulunabilecek yabancı maddelerden arıtma ünitesi. RAFİT :Bazı hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan iğne biçiminde billur madde. RAFTİNG:Akarsu krosu da denilen spor dalı. Sal yarışı. RAFYA: Afrika ve Amerika’da yetişen,iri gövdeli ve uzun yapraklı bir palmiye. RAFYA: Giyim süslemede,çanta,şapka,sepet örmede kullanılan parlak,renkli ve dayanıklı bir şerit. RAG : Eski dilde dağ eteği, çayırlık, çimenlik. RAGA:Hindistan ve Pakistan müziğinde doğaçlamanın belli bir notalar dizisine (genellikle beş-yedi arası) dayalı melodi çatısı ve kendine özgü ritim kalıpları. RAGAMALA: Kırk iki müzik makamını kapsayan ve Hindistan’da çok tanınan bir derleme. RAGIP: İstekli,isteyen. RAGLAN:Kolları yakadan inen palto. RAH :Yol. RAHE:El ayası. RAHİM:Koruyan,acıyan,merhamet eden. RAHLE :Eskiden ders çalışma masası. Üzerinde kitap okunan,yazı yazılan,bazıları açılıp kapanabilen alçak küçük masa. RAHMAN:Herkese,her canlıya merhamet eden (Tanrı). RAHMİ: Merhametle ilgili. RAHNE :Gedik,yarık. Yıkılma ya da oyulma yoluyla açılan delik. RAHNE: Zarar,ziyan. RAHNÜMA(REHNÜMA):Yol gösteren,kılavuzluk eden. RAHT :Pencere ve kapı kanatlarını çerçeveye tutturan menteşe takımı. RAHVAN :Koşarken bir yandaki iki bacağını aynı anda atan binek hayvanlarının biniciyi sarsmayan koşma biçimi. RAİ :Cezayir’de doğan ve Arap müziğiyle Batı müziğinin karışımı olan müzik türü. RAİ :Eski dilde sığır çobanı. RAİ:Gören,görücü. RAİB : Gözbağcı, büyücü. RAİF :Eski dilde acıyan. RAİK:Eski dilde katıksız,saf. RAİŞ:Eski hukukta rüşvet verenle alan arasında aracılık edene verilen ad. RAİYE :Bir hükümdarın yönetimi altındaki halk. RAİYE:Eskiden pastoral anlamında kullanılan sözcük. RAİYE:Otlayan hayvan sürüsü. RAK: Üzerine yazı yazılan tabaklanmış ceylan derisi. RAKABE: Bir malın sahipliği. RAKABE:Eski dilde köle,kul anlamında bir sözcük. RAKADAN :Zıplama, sıçrama. RAKAMLAMAK:Bas notalarının üstüne akortlarını belirten rakam koymak. RAKIM:Yükselti. RAKİ:Eski dilde eğilen,secde eden. RAKİK:Eski dilde narin, ince ruhlu, dokunaklı, hassas. Merhametli, çok acıyan. Yufka yürekli. (İslam hukukunda: Köle). RAKİME:Eski dilde üzerine yazı yazılmış kağıda veya mektuba verilen ad. RAKİT : Durgun su. RAKO: İri taneli bir pirinç türü. RAKOR:Sıhhi tesisatta iki boruyu döndürmeden birbirine bağlanmasını sağlayan bağlantı parçası. RAKU:Japon işi çömlek,sırlı seramik kap.(16. yüzyılda Japonya’nın Kyoto kentinde,özel olarak çay töreni için tasarlanan kurşun sırlı seramik kaplar). RAKUN :Çamaşırcı ayı denilen, kürkü kıymetli bir hayvan. Kuzey Amerika’da ağaçlarda yaşayan,kafası tilkiye benzeyen kürklü bir hayvan. RAKURSİ:Bir resim,desen yada alçak kabartmada,bazı nesne ve figür boyutlarının,perspektifin etkisiyle kısalması. Resimde bir nesne veya figürü derinlik duygusu içinde verme yöntemi. RAL : Akciğerleri dinlerken hekimin duyduğu patolojik ses. RALİL :Borneo dağlarında yaşayan sülün. RAM:Bilgisayarda erişilebilir bellek. RAMA : Hint tanrısı. RAMAD:Tezhipçilerin altını dövmeleri sırasında tirşenin kenarlarından dışarı taşan parçalara verilen ad. RAMAK:Çok az kaldı anlamında bir sözcük. RAMAS: Halk dilinde ekin yığınına verilen ad. RAMAYANA:Kutsal Hint destanı. RAMBURSMAN :Geri ödeme. RAMBUTON:Tüylü liçi’ de denilen bir bitki. RAMİ:Botanikte (Boehmeria nivea) olarak tanımlanan,ısırgangillerden,Çin Vietnam ve Malezya’da yetişen ve lifleri dokumacılıkta kullanılan değerli bir bitki. RAMİN:Tropikal bir ağaç. RAMİZ:Türk karikatür sanatının,1900-1953 yılları arasında yaşamış ünlü ustası. RAMKA: Kurtulmuş kuzu ve oğlak derileri. RAMONDİA:Çan biçiminde mor çiçekleri olan otsu bir bitki. RAMORA:Büyük balıkların göğsüne yapışık olarak yaşayan küçük balıklara verilen ad. RAMP:Bir tiyatro sahnesinin önünde,ışık ve ışıldakların yerleştirildiği,izleyiciye en yakın yer. RAMPA:Bir arazinin,bir karayolunun,bir demiryolu hattının yatay doğrultuya göre yokuş olan bölümü. RAMPA:Bir geminin bir başka gemiye,dubaya,iskeleye yada sala değecek biçimde yanaşması. RAMPA:Füzeli mermi veya makinelerin,havaya fırlatılmak için üstüne yerleştirildikleri eğik destek. RAN : Akira Kurosava’nın bir filmi. RAN :Nazım Hikmet’in soyadı. RAN:İskandinav mitolojisinde ağıyla yakaladığı denizcileri okyanusta evine götüren,okyanus tanrısı Aegir’in karısı. RANA :Güzel,hoş (kadın). RAND :Güney Afrika Cumhuriyeti’nin para birimi. RANDA :Gemilerde mizana direğinin gerisindeki yelken. Yelkenli bir gemide,en kıçta yer alan direğe çekilen dörtgen biçiminde yelken. RANDORİ:Judo’da saldırıcı ile savunmacı arasındaki hücum çalışması. RANGUN:Myanmar’ın (Birmanya) başkenti. RANİ :Hindistan Prensesi .Raca karısı. RANİNA : Tropikal denizlerin az derin sularında yaşayan bir yengeç cinsi. RANK:Elemanları belirli bir sıraya göre dizili bir kümedeki konum yada yer. RANKER : Genellikle dağlarda oluşan bir aşınma toprağı. RANSEYMAN :Herhangi bir kişinin, malın yada durumun niteliklerini öğrenmek için toplanan bilgi. RANT: Bir mal ya da paranın,belirli bir süre içinde emek verilmeden sağladığı gelir. Getirim. RANTABİLİTE:Yatırılmış sermayenin,bir kuruluşun veya bir yatırım konusunun gelir sağlayabilme olanağı,verimlilik. RANTABL:Gelir getiren,kar sağlayan. Karlı,verimli. RANTİYE:Bankada bulunan paranın faiziyle veya sahibi bulunduğu değerli kağıtların geliriyle yaşayan kimse. RANZ:İsviçre’li çobanların türküsü. RANZA :İki yataklı karyola. RANZA: Gemi,tren,kışla,yatılı okul gibi yerlerde üst üste yapılan yatak yeri. RAP:Şarkının sert bir biçimde vurgulandığı disko müzik üslubu. RAPANA :Karından bacaklı bir yumuşakça cinsi. RAPEL: Aşının tutması için yinelenmesi. RAPİDO:Çizim yapmak için kullanılan çini mürekkepli kalem. RAPORTÖR :Sözcü. RAPSODİ:Daha çok halk türkülerinden seçilmiş ezgilerin birbirine eklenmesiyle oluşturulan müzik yapıtı. Ulusal ya da yöresel konulardan esinlenerek oluşturulmuş müzik yapıtı. RAS :Habeş soylusu. RASA:Hırvatistan’da bir liman kenti. RASAS :Kurşun. RASASİ:Kurşun renginde olan. RASATHANE:Gözlem evi. RASATTEPE:Ankara’da Anıtkabir’in bulunduğu tepenin eski adı. RASBA: Açılmış bir deliği işlemek,genişletmek ve temizlemek için kullanılan kesici çelik kalem. RASİ :Demir atmış gemi. RASİH: Kuvvetli,sağlam. RASİME: Eski dilde tören,merasim. RASİME:Töre,gelenek. RASİZM:Irkçılık. RASKOLNİKOV:Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” adlı romanının baş kişisi. RASPA:Argo’da çok yemek yeme,oburluk anlamında sözcük. RASPA:Demir,tahta yüzeylerdeki boya,pas gibi şeyleri çıkarmak,pürüzleri gidermek için kullanılan iri dişli bir törpü. Tahta pas törpüsü. RASPUTİN:Kendisine aziz süsü vererek yerleştiği sarayda türlü entrikalar çevirmesiyle ünlü Rus papazı. RAST :Tesadüf. RAST : Türk müziğinde bir makam adı. RASTAFARİ:Antil Adalarında,özellikle Jamaika’da yaygın olan ve siyahların anayurt Afrika’ya dönüp özgürlüğe kavuşmalarını amaçlayan mistik,kültürel ve siyasal akım. RASTIK:Kadınların kaşlarını ya da saçlarını boyamak için sürdükleri siyah boya. Sürme. RASTIK:Tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı. RASYO:İşletmelerin faaliyetlerini ölçme amaçlı kullanılan oransal göstergelere verilen ad. RASYON:Günlük ihtiyacını karşılamak üzere bir hayvana verilen yem miktarı. Organizmanın 24 saatlik madde ve enerji ihtiyacını karşılayan besinlerin çeşidi ve miktarı. RAŞA: Osmanlı döneminde Avusturya’dan gelen bir cins kumaşa verilen ad. RAŞE :Eski dilde titreyiş, titreme. RAŞİT:Olgun,akıllı. RAŞİTİZM:Çocuklarda kalsiyum,fosfor eksikliğinden yada dengesizliğinden ileri gelen,biçim bozukluğuna neden olan kemik hastalığı. RAŞOMON :Akira Kurosava’nın bir filmi. RATAFYA:Bahçelerde yetiştirilen çok kokulu karanfil ırkı. RATAN:Güneydoğu Asya’da yetişen ve mobilya yapımında kullanılan bir cins kamış. RATANET: Arapça dışında bir dille konuşma. RATANYA:Karabuğdaygillerden ,20-40 cm yükseklikte,Amerika’da yetişen,bir çok türü bulunan,basit yapraklı,kökü toz durumuna getirilip hekimlikte ishal kesici olarak kullanılan bir ağaççık. RATE :Başarısız. RATE: Büyük fare. RATİB:Sıraya koyan,tertipleyen. Sıralayan. RATİBE: Maaş, aylık. RATİNAJ:Yün kumaşların havlarına kıvırcık görünüm kazandırmak için yapılan uygulama. RATİNG:Kitle iletişim araçlarında izlenme durumu,değerlendirme,takdir. RATİNG:Kredi kalitesinin veya borçlanma araçları üzerindeki risk derecesinin belirlenmesi operasyonu. RATİP:Eski dilde yaş,nemli. RAUF:Esirgeyici,merhametli. RAVANDA: Kilis ilinde ünlü bir kale. RAVANDA:Kahramanmaraş yöresine özgü,kaynatılmadan güneş ısısıyla yapılan,tadı ekşimsi üzüm pekmezi. RAVENALA:Biri Amerika’da,diğeri Madagaskar’da yetişen ve yelpaze biçiminde yaprakları olan iki ağacın ortak adı. RAVENDİYE:Maddeci İslam öğretisi. RAVENT:Botanikte (Rheum officinale) olarak tanımlanan,karabuğdaygillerden,1-2 m yükseklikte,büyük yapraklı,beyaz çiçekli,çok yıllık otsu bir bitki. RAVİ:Rivayet eden. RAVNT:Dönem. RAVYOLİ:Küçük kareler biçiminde kesilmiş hamur katları arasına kıyma konularak yapılan İtalyan yemeği. RAVZA:Türbe.Aziz mezarı. RAYBA:Bir borunun ağzına biçim vermek , genişletmek ya da pürüzlerini almakta kullanılan aygıt. Pürüz alır. RAYET:Eski dilde bayrak,sancak. RAYİÇ :Malın satış değeri. RAYİHA:Hoşa giden güzel koku. RAYMİ:Eski Peru halklarının dokuz gün süren dinsel bayramı. RAYON :Rusya’da, bir kazaya karşılık gelen yönetim bölümünü belirten Rusça sözcük. RAYONİZM: Rusya’da soyut sanatın gelişimini önemli ölçüde etkileyen ve ışıncılık da denilen soyut resim akımı. RAYONİZM:Işıncılık da denilen soyut resim akımı. RAYOŞUMEKETİP:Siirt yöresine özgü,yağ içinde kızartılarak yapılan cevizli bir hamur tatlısı. RAZ:Eski dilde gizem. Sır,gizli tutulan şey. RAZAKI:Kalınca kabuklu,iri ve uzunca taneli bir tür üzüm. RAZI:Uygun bulan, benimseyen. RAZİK:Eski dilde yiyecek ve içecek şeyleri veren anlamında sözcük. RAZİYANE:Hekimlikte gaz söktürücü olarak kullanılan bir bitki. Rezene. RAZMOL:İri kepekli un. RB:Rubidyum’un simgesi. RCA:Orta Afrika Cumhuriyeti’nin plaka işareti. RCH:Şili plakası. RE :Renyum elementinin simgesi. REA : Satürn’ün bir uydusu. REA: Güney Amerika’da yaşayan devekuşuna benzeyen uçamayan bir kuş. REAKTÖR: Yakıt olarak çevre havayı kullanan ve pervanelerin yardımı olmaksızın doğrudan doğruya tepki ile çalışan,iki ucu açık boru biçiminde itici. REAL: Brezilya’nın para birimi. REALGAR :Kırmızı zırnık. REBAB :İslam ülkelerinde kullanılan kimi mızraplı ve yaylı çalgıların ortak adı. Gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılmış uzun saplı saz. REBEK :Keman gibi omuza dayanarak çalınan yaylı çalgı. REBEKA :İshak Peygamberin karısı ve Yakup Peygamberin annesi olan kadın. REBİ:Bahar mevsimi. REBİYÜLAHİR: Ay takviminin dördüncü ayı,küçük mevlit ayı. REBUS:Görsel olarak hazırlanan bulmacalara verilen ad. RECEP:Ay takviminin yedinci ayı. RECİM (RECM):İslam hukukunda zina suçu işleyenlerin taşlanarak öldürülmesi. REÇİNA :Reçineli içki. REÇİNE: Bazı bitkilerde özellikle çam ağaçlarında oluşan katı ve yarı akışkan organik salgı maddesi. Çam sakızı. Akındırık. REÇME:Penye veya jarse tipi pamuklu örme kumaşlarda,genellikle tişört ve bluzlarda etek ve kol ağızlarını kapamada kullanılan dekoratif dikiş türü. REDAKSİYON:Yazılmış bir metin üzerinde gereken düzeltmeleri yaparak yazıyı yayına hazır duruma getirme,yazı yazma,kaleme alma. REDAKTÖR:Yazı yazan,bir yazıyı kaleme alan kimse. REDE :Bir duvardaki taş yada tuğla sırası. REDEVANS:Bir berat,lisans hakkı veya ticari marka sahibinin bunu devrettiği firmalardan aldığı maddi karşılık. REDİ :Meme emen çocuk. REDİF:Osmanlı ordusunda askerlik görevini bitirdikten sonra yedeğe ayrılan er. Yedek. REDİF:Şiirde bir uyaktan sonra yinelenen aynı anlamdaki sözcük yada eklere verilen ad. REDİGAST:Slav mitolojisinde savaş tanrısı. REDİNGOT:Arkası yırtmaçlı,etekleri uzun,çift sıra düğmeli,resmi erkek ceketi. Vücuda oturan,eteğe doğru bollaşan robmanto veya manto. REDOKS:Bir atom veya molekülden ötekine bir veya daha çok elektronun geçişi olayı. REDRESÖR:İki yönlü bir dalgalı akımı,bir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt. REESKONT:Bir bankanın elinde bulundurduğu,ödeme sırası henüz gelmemiş senetleri bir başka bankaya iskonto ettirmesi. REF :Kaldırma, giderme. Lağvetme. Yukarı kaldırma. REFERANDUM:Halk oylaması. REFERANS:Başvurulması gereken kaynak. Bir kimsenin yararlılığını,yeteneğini gösteren belge. REFİ: Yüksek,yüce. REFİK: Arkadaş. REFİKA:Eski dilde eş,zevce. REFLEKTÖR:Gelen ışıkları yansıtan araç. Yansıtıcı,yansıtaç. REFLÜ:Mide asidinin yemek borusuna kaçması şeklinde ortaya çıkan hastalık. REFREF:Hazreti Muhammed’in Miraç’a çıkarken bindiği bineklerden biri. REFT:Eski dilde gidiş, gelip gitme. REFTİYE: Osmanlı devletinde ülke dışına çıkartılan mallardan alınan gümrük vergisi.(Dışsatım vergisi). REFÜJ:Orta kaldırım. Yaya kaldırımı. REG:Eski dilde damar. REGAİP :Recep ayının kandil olarak kutlanan ilk Cuma gecesi.Amine Hatun’un Hazreti Muhammed’e gebe kaldığı gece. REGATA:Yelkenli,kürekli yada motorlu olabilen bir çeşit yarış teknesi. REGGAE:Jamaika’da 1960’ların ortalarında doğan bir popüler müzik ve dans üslubu. REGLAN:Giysilerde omuzları kaplayan ve yakaya doğru uzanan kol. Pelerinli bir çeşit palto. REGRESİON:Diğer bir olayın belirli bir büyüklüğüne karşılık bulan bir olayın yaklaşık büyüklüğünü bulma amacını güden işlem. REGÜLATÖR:Bir makinenin görevini istenilen ölçüde tutup ayarlayabilen araç. Düzenleyici. REHA : Kurtuluş, kurtulma. REHABİLİTASYON:Bir kimsenin iş yapmaya engel olan sakatlığını veya yetersizliğini gidermek amacıyla uygulanan tedavi,iyileştirme. REHAMET:Sesin yada sözün yumuşak,ince,tatlı yada yavaş olması. REHAVİ:Türk müziğinde iki makamın ortak adı. REHGÜZAR: Yol üstü. REİCHSTAG:Roma-Germen İmparatorluğunun 12. yüzyıldan 1806’ya değin yasama organı. REİKİ:Evrensel hayat enerjisi anlamına gelen çok eski bir Japon sağlık tekniği. REİMS:Dünyaca ünlü Champagne şaraplarının Fransa’da bulunan başlıca üretim merkezi. REİS:Çok yargıçlı mahkemelerde,mahkeme başkanlığı yapan yargıç. REİŞİ:Japonya ve Çin’de yetişen şifalı bir mantar cinsi. REJENERASYON:Canlı yapılarda görülen yenilenme. REJİ:Eskiden Tekel idaresine verilen ad. REJYONALİZM: Sanatta bir anlayış,tutum ya da üslubun belirli bir yöre,yer ya da bölgeye özgü olmasını amaçlayan yönelim. REKAD:Bazı Afrika ülkelerinde,hükümdarlık otoritesinin ve meşruluğunun simgesi olan,üzeri işlemeli kumandan sopası. REKAKET :Dilde tutukluk, kekemelik. REKİK:Dili tutuk olan,kekeme. REKOLTE:Tarımda bir yılda elde edilen herhangi bir ürünün toplamı. REKS:Eski dilde geri döndürme,geri çevirme. REKTİFİYE:Motorun eskiyen yada aksayan parçalarını değiştirerek yada onararak motoru yeni duruma getirme işlemi. REKTÖR :Üniversitenin tüzel kişiliğini temsil eden,yönetiminden,öğretimin düzenli yürütülmesinden sorumlu kimse. REKTUM:Kalınbağırsağın son bölümü. REKZETMEK: Dikmek,saplamak,kurmak. REM :ABD’li bir rock müzik grubu. REM:Eski dilde onarma. REM:İnsandaki etkisi açısından tanımlanan ışınım (radyasyon) dozu birimi. REMAYÖZ : Triko eşyaların yakasını yapmada kullanılan makine. REMBETİKO: Türkiye’den Yunanistan’a göç eden Rumların oluşturduğu bir müzik türü. REMEL :Aruz ölçülerinden biri. REMEL.:Türk Müziğinde bir usul.. REMENDE:Eski dilde korkan, ürkek. REMİL:Bir fal türü.Özellikle kum falı. REMİZ (REMZ): Simge,sembol. REMMAL: Kum falcısı. RENAN:Fransa’da eleştirel felsefe okulunun öncülerinden olan ünlü düşünür,tarihçi ve din bilgini. RENANET :Yüksek sesle inleme. RENC:Eski dilde eziyet,sıkıntı,azap. RENÇBER:Tarımda ve yapı işlerinde ağır işleri gören gündelikli işçi,ırgat. RENDE: Tahta yüzeyleri pürüzsüz duruma getirmekte kullanılan marangoz aracı. RENDE: Üzerinde kesici çıkıntıları bulunan peynir, havuç,soğan gibi şeyleri ufak parçalara ayırmak için kullanılan mutfak aracı. RENE THEOPHİLE LAENNEC:Steteskop kaşifi Fransız hekim. RENET:Açık ve yeşil renkli,mayhoş ve kokulu bir elma cinsi. RENGA:Klasik Japon şiirinin nazım şekillerinden biri. RENGİN: Boyalı,renkli,parlak. RENİN: İnleme,inilti. Bağırma,haykırma. RENKSER:Renklerle ilgili olan,kromatik. REOBAZ :Bir sinir lifini uyarmak için anında devreye giren bir doğru elektrik akımının sahip olması gereken en düşük şiddet değeri. REOMÜR :Suyun buz tutması ile kaynaması arası seksen eşit parçaya bölünerek elde edilen sıcak ölçer. Bir cins termometre. REOSTA:Elektrik akımının şiddetini azaltıp çoğaltmaya yarayan araç. |
REPERTUAR:Bir tiyatro kurulunun oynamak için seçip hazırlamış olduğu oyunların,bir kişi veya grubun söyleyeceği şarkıların listesi. REPLİK:Tiyatroda karşılıklı konuşma sırasında bir oyuncunun rol arkadaşının sorularına ya da sözlerine verdiği karşılık. REPLİKA: Bir sanat yapıtının kopyası. REPO:Bir bankanın sattığı menkul değerleri geri satın alma taahhüdüne verilen ad. Halk dilinde gecelik faiz. REQUİEM :Katoliklerde ölüler için yapılan dua, bu duaya özgü müzik . Ölünün hatırasına yapılan tören. RERONDO :Müzikte, ana motifin tekrarlandığı hareketli bölümlerin ana parçadan ayrılarak tekrarlanmasından elde edilen soyut parça. RES :Divan şiirinde uyakta tesis adıyla anılan eliften önceki sessiz harfin harekesi. RES:Bir haberin insanlar arasında yayılması. RES:Eski dilde içi taşla örülü kuyuya verilen ad. RES:Hastalığın bedene yerleşmesi. RES:Koyun,keçi türünden küçükbaş hayvan. RESEPİSE:Genel mağazalara mal bırakırken karşılığında alınan ticari belge. RESEPSİYON:Resmi ziyafet,kabul töreni. RESEPTÖR:Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz. RESESİF:Biyolojide çekinik. RESESYON:İktisatta,iktisadi dalgalanmanın etkinliklerin gerilemesiyle belirlenen aşaması,ekonomik durgunluk. RESİF:Su düzeyindeki sıra kayalar. RESİKAR:İktidar makamı. RESİTAL :Bir sanatçının tek müzik aleti eşliğinde verdiği konser. Geceleyin açık havada sevgi duyulan biri için verilen küçük konser. RESİTATİF:Vokal eserlerde orkestranın yada yaylı sazların,sesi çeşitli akorlarla desteklemesi. RESPİRATÖR:Solunum zorluğu çeken hastaların solumalarına yardım eden aygıt. REST:Pokerde oyuncunun önündeki paranın tümü. RESTO:Lokantada garsonların vazgeçilen yemeği mutfağa bildirmek için söyledikleri söz. RESULMAL:Eski dilde sermaye,kapital. REŞ :Yağmur çisentisi. REŞADİYE:Datça yarımadasına verilen bir başka ad. REŞAT: Doğru yolda yürüme. REŞİDİYE:Eskiden şeker ve nişastayla yapılan bir tür tatlı. REŞK :Kıskanma. REŞKO:Doğu Anadolu bölgesindeki Cilo (buzul) dağının en yüksek tepesi olan Uludoruk’un eski adı. REŞME:Atların koşum takımlarına gümüş ve altın yaldızlı pullarla yapılan süsleme. REŞME:Penye konfeksiyonunda kullanılan ve zincirli dikiş yapan bir tür makine. RETEPORA: Denizde yaşayan yosun hayvanı cinsi. RETİME :Bir şeyi unutmamak için parmağa bağlanan iplik. RETİNA :Gözdeki ağ tabaka. RETORİK: Güzel söz söyleme,hitabet sanatı. RETRET:Karşılığı ödenmemiş bir poliçeden dolayı, hak sahibince sorumlu kişilerden birine çekilen yeni poliçe. RETRİVER:Bir İngiliz av köpeği türü. RETRO:Yaşanmamış geçmişe duyulan özleme verilen ad. RETROSPEKTİF:Bir sanatçının,bir okulun,bir dönemin yapıtlarını toplu biçimde sunan sergi. RETT:Yalnızca kız çocuklarında görülen, anormal vücut hareketleri ve konuşma bozukluğuyla ortaya çıkan sendrom. REV:Eski dilde korku,heyecan. REVA :Yakışır,yerinde,uygun. REVAÇ:Geçerli ve değerli olma,sürüm. REVAK:Binaların önlerinde,üstü örtülü ve önü açık yer. galeri,kemer altı. Sundurma. REVAKIYE: Aklın egemenliğini,doğaya uygun yaşamayı ve dünya yurttaşlığı ülküsünü amaç edinen stoacılık felsefesinin eski adı. REVANİ:Yumurta ve irmikle yapılan,fırında kabarıp piştikten sonra şerbet dökülen bir tür tatlı. REVENDÜK:Eskiden dokunan bir tür kalın ve pamuklu bez. REVERANS:Selam vermek veya teşekkür etmek için eğilerek veya dizleri kırarak yapılan hareket. REVERSİ:Dört kişi arasında ve 48 kağıtla oynanan bir iskambil oyunu. REVİŞ:Üslup. REVNAK:Eski dilde parlaklık,göz alıcılık. REVOLVER: Tek parçadan oluşan bir tabanca türü.Altıpatlar. REVÜ: Çeşitli dans ve oyunlardan oluşmuş sahne gösterisi. REYAN :Her şeyin evveli, tazesi, turfanda. REYB :Kuşku, sanı. REYE:Çizgili kumaşlar için kullanılan bir sözcük. Çubuklu çizgileri olan kumaş. REYHAN :Fesleğen’de denilen,yaprakları güzel kokulu bir süs bitkisi. REZ:Eski dilde asma,bağ kütüğü. REZANET: Ağırbaşlılık. REZE: İki koldan oluşan T biçiminde menteşe. REZE:İnce talaş. REZEDE :Botanikte (Rese da luteola) olarak tanımlanan , muhabbetçiçeğigillerden , 1,5 m yüksekliğinde , tohumlarından kandil yağı , çiçeklerinden sarı boya çıkarılan otsu bir bitki. REZENE:Maydanozgillerden,baharlı meyveleri yemeklerde ve bazı içkilerde tat verici olarak kullanılan bir bitki. Gaz söktürücü bir bitki REZERPİN:Zakkumdan elde edilen ve tansiyon düşürücü olarak kullanılan bir alkaloit. REZİDANS:Restoranı,otoparkı,havuzu,alışveriş merkezlerini içinde barındıran ve otel gibi hizmet veren gökdelenlerdeki dairelere verilen isim. REZİDANS:Yüksek dereceli devlet görevlileri ile elçilerin oturması için ayrılan konut. REZİSTANS: Bir nesnenin elektrik akımına karşı durma özelliği,direnç. REZZAK: Bütün yaratıkların rızkını veren Allah. RG: Röntgenyum elementinin simgesi. RH:Haiti plakası. RH:Kan grubunda sabit işaret. RH:Rodyum’un simgesi. RHESUS:Bir maymun türü. RI:Endonezya’nın plakası. RIDVAN:İslam inancına göre,cennetin muhafızı olan melek. RIDVAN:Razı olma,kabul etme. RIFK: Yumuşaklık,yavaşlık,tatlılık. RIH : Mürekkeple yazılan yazıyı kurutmak için kağıt üzerine serpilen çok ince ve renkli kum. RIHDAN:Eskiden yazı kurutmak için kullanılan özel kumun konduğu üzeri delikli kap. RIKA:Arap harflerinin en çok kullanılan el yazısı biçimi. RITL:Büyük şarap kadehi. RIZALIK:Anadolu’nun bazı yörelerinde kaçırılan kızın,buna razı olduğunu göstermek üzere kendisini kaçıran kişiye verdiği mendil,yüzük gibi armağan. Rİ :Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m değerinde çizgisel ölçü. Eski Japon uzunluk ölçüsü., RİA:Deniz tarafından ırmak ağızlarında yada akarsuların kazdığı derin vadilerin aşağı kesimlerinde oluşan yüksek kenarlı kıyı biçimi. Denizin örttüğü vadi. RİATA:Fas’ta yaşayan bir Berberi kabilesi. RİBA:Eski dilde faiz. İslam dinine göre haram sayılan faiz. RİBAS:Eskiden veba, basur ve mide hastalıklarının tedavisinde kullanılan bir ravent türü. RİBAT :Eskiden İslam devletlerinde sınır boylarında gözcülük amacıyla kurulan karakol. İslam mimarlığında kara ve deniz sınırlarının önemli noktalarında yer alan korunaklı yapı. RİCAL:Yüksek makamlardaki devlet adamları. Eski dilde erkekler. RİCHTER:Dokuz dereceden oluşan,depremlerin gücünü ölçme birimi. RİDA:Dervişlerin omuzlarına örttükleri post. RİE : Akciğer. RİEL:Kamboçya’nın para birimi. RİF:Yelken yarışlarında, yelkenin yüzeyini küçültme eylemi. RİFAMİSİN:Yarı sentetik bir antibiyotik. RİFAT: Yücelik. RİGA :Letonya’nın başkenti. RİGOLETTO: Verdi’nin ünlü bir operası. RİH :Eski dilde rüzgar, esinti. RİHTECİYAN (RİHTEGAN): Osmanlılarda top döküm ustalarına verilen ad. RİJİT: Katı,eğilip bükülmez. RİK:Eski dilde salya. RİKAB:Eski dilde üzengi. RİKABDAR:Osmanlılarda hükümdarın ata binerken üzengisini tutan kişi. RİKABİYE :Sadrazamların veya devlet görevlilerinin padişaha verdikleri armağan. RİKAP:Üzengi. RİKAZ:Yeraltından çıkarılan define yada maden. RİKKAT: İncelik,naziklik. RİKŞA:Hindistan’da yolcu taşımakta kullanılan üç tekerlekli bisiklet. RİL :Kutuların katlama yeri. RİLA:Bulgaristan’ın ve Balkan Yarımadasının en yüksek dağ sırası. RİLİ :Yelkenli gemilerde,gabya çarmıklarını ana direğe bağlayan kısa çarmıklar. RİM :Roma’nın eski adı. Osmanlı döneminde Roma kentine verilen ad. RİM:Maden pisliği, balmumu. RİMAYET :Atıcılık. RİMUR:Özel bir şiir diliyle yazılmış epik İzlanda şiiri türü. RİN: Eski Japon bozuk parası. RİNA :Tırpana balığı. Yan kanatları vücuduna yapışık,uzun kuyruklu,iri bir balık. RİNDAN:Kalenderler. RİNG: At yarışlarında bahisçiler topluluğu ve bu topluluğun bulunduğu yer. RİNGA :Uskumru iriliğinde bir balık. RİNGGİT :Malezya’nın para birimi. RİNİT :Burun iltihabı. RİNOLOJİ:Burun ve burun boşluğu hastalıklarıyla uğraşan patoloji dalı. RİPER:Genellikle bir traktörün arkasına monte edilen ve zemini derince kazmaya yarayan alet. RİR:Cezayir sahrasında vahalar dizisi. RİS:Eski dilde öfke. RİSET:Bir kimsenin,en çok da Hazreti Muhammed’in Tanrı tarafından halka doğru yolu göstermeye memur edilmesi. RİSOTTO:Pirinç ve rendelenmiş parmican peyniriyle yapılan bir tür İtalyan yemeği. RİŞE:Püskül,saçak anlamında eski sözcük. RİŞEGİR:Eski dilde kök tutmuş,köklenmiş. RİŞLİYÖ :İlmekli bir tür sarma işi ve bununla yapılmış işleme. RİT :Dinsel tören ve kuralları. Ritüel. Mason sırlarının öğretildiği tören. RİTA: Hindistan’da yetişen bir ağaç. RİTA:Gaetano Donizetti’nin bir operası. RİTALİN:Hiperaktif çocukları sakinleştirmek için kullanılan ilaç. RİTON:Arkeolojide,genellikle boynuz veya hayvan başı biçiminde içki kadehi. RİTORNELLO:Müzikte,birbirine karşı öğeler içeren farklı bölümlerinin dönüşümlü olarak seslendirilmesiyle oluşan tekrar bölümü. RİTÜEL:Ayin. RİVA:İstanbul’da, üzerinde Ömerli Barajı bulunan dere. Kocaeli yarımadasının en uzun akarsuyu. RİYAL:Suudi Arabistan,İran,Umman,Katar ve Yemen’de kullanılan para birimi. RİYALA :Padişaha ait gemi. RİYALE: Osmanlı donanmasında amirale eş bir rütbe. RİYASET :Başkanlık. RİYAZET:Eski dilde nefsin isteklerini kırma,perhiz. RİYAZİYE:Matematik. RİZOM:Botanikte köksap. RL :Lübnan plakası. RM:Madagaskar’ın plaka işareti. RMM:Mali’nin plakası. RN: Nijer’in plaka işareti. RN:Radon’un simgesi. RNA: Protein sentezine yardımcı olan bir asit türü. Ribonükleik asit. RO :Romanya’nın plaka işareti. ROBA :Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça, giysi. ROBER:Briçte iki manştan oluşan bölüm. ROBERT ZİMMERMAN:Bob Dylan’ın asıl adı. ROBMANTO:Önden iliklenen,ince mantomsu elbise. ROBOT: Adını Çek yazar Karel Çapek’in bir tiyatro yapıtından alan ve belirli bir işi kendi kendine yapabilen otomatik aygıt. ROBSON:Kanada Kayalık Dağlarının en yüksek tepesi. ROBUSTA: Kaliteli bir kahve cinsi. ROCK:ABD’de bin dokuz yüz ellilerin ortalarında ortaya çıkan müzik tarzı. RODA :Düzgün sarılmış halat yumağı. Üst üste halkalar oluşturacak biçimde istiflenmiş halat. RODAJ:Bir motorun yavaş yavaş çalıştırılarak alıştırılması. RODEZYA:Zimbabwe’nin eski adı. ROKA:Botanikte (Eruca sativa) olarak tanımlanan,turpgillerden,yaprakları salata gibi yenen,20-40 cm yüksekliğinde,sebze olarak bahçelerde yetiştirilen,kokulu,bir iki yıllık bir bitki. ROKAY :Batı mimarlığı ve dekoratif sanatlarında 18.yy da ortaya çıkan stilize deniz kabuğu, çakıl taşı ve sarmal motiflere verilen ad. ROKELA :Herhangi bir değerli taş yada metali sabitleştirmekte kullanılan yapışkan madde. ROKFOR:Koyun sütünden yapılan, mahzenlerde olgunlaştırılan, içi özel küflü peynir. ROKOKO :Bir tür süsleme sanatı. 18. yy başında Fransa’da çok geçerli olan,kavisli çizgileri bol,gösterişli bezeme üslubu. Başak iğnesi de denilen bir işleme türü. ROKOKO:Bir pasta cinsi. ROM :Şeker kamışından şeker yapılırken elde edilen öz suyun,melas ve artıkların mayalandırılarak kurutulmasıyla elde edilen alkollü sert içki. ROMAİKA :Yunan ulusal dansı. ROMAN: Çingene. ROMAN: İnsanın veya çevrenin karakterlerini,göreneklerini inceleyen,serüvenlerini anlatan,duygu ve tutkularını çözümleyen,kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebi tür. ROMANA : İtalya’ya özgü bir tür peynir. ROMANCERO:Avrupa balad edebiyatı içinde kendine özgü bir gelenek oluşturan İspanyol halk baladlarına verilen ad. ROMANESK:Duygusal,düşçü. ROMANOV:Rusya’yı 1613-1917 yılları arasında yöneten hanedan. ROMANS :Onikinci yüzyılın ortasında Fransa’da gelişen ve genellikle şövalyelerin aşklarını konu alan edebiyat biçimi. ROMANS :Şarkı türünde ve piyano için hazırlanmış,genellikle kıtalar biçiminde beste. ROMANS:Sekiz hecelik dizelerden oluşmuş bir İspanyol şiir türü. ROMANTİZM:Onsekizinci yüzyıl sonunda başlayan,duygu , coşku ve sembole aşırı yer veren sanat akımı. ROMATOLOJİ :Romatizma hastalıklarını tedavi eden tıp dalı. ROMB:Amerika,Avustralya ve Yeni Gine’de kullanılan,bir sicimin ucunda döndürülen iki tahta parçasından oluşan müzik aracı. ROMEN RAKAMLARI :I (1) , V (5) , X (10) , L (50) , C (100) , D (500) , M (1000). RONDELA:Somun ile sıkıştırılacak parça arasına yerleştirilen,hafif bombeli ortası delik parça. Cıvataların altına yerleştirilen ortası delik yuvarlak pul,metal parça. RONDO:Ana motifin yinelenmesinden ibaret canlı ve hareketli bestelere verilen ad. RONDO:Sonatların,senfonilerin,konçertoların finali olarak kullanılan müzik biçimi. RONİN:Efendisinin hizmetinden ayrılan ve serüvenler ardında ülkeyi baştan başa dolaşmaya koyulan samuray. Gezgin samuray. RONT:Argo’da dikizleme. ROP:Çoğu tek parça kadın giysisi. RORİ:Polinezya yerlilerinin inancında deniz canavarı. ROSA :Küçük orak. ROSİNANTE:Donkişot’un atının adı. ROSTO: Koyunun kol-kürek bölümünden elde edilen silindir biçimli et. ROSTO:Pişirildikten sonra dilim dilim kesilen et. ROŞAŞANA:Musevilerin yılbaşı bayramı. Yahudi takviminde yılın ilk günü. ROT :Motorlu kara taşıtlarında direksiyon ile tekerlekler arasındaki bağlantıyı sağlayan demir çubuk. ROTARİ :Burguya bir dönme hareketi vererek yapılan kuyu açma yöntemi. ROTATİF:Saatte binlerce baskı yapabilen bir tür baskı makinesi. ROTİ:Fırında pişirilmiş,kızartılmış et,rosto. ROTİL: Otomobilin ön düzeninde bulunan,her yöne dönebilen ve mafsal olarak kullanılan küre biçimindeki parça. ROTOR:Döneç. ROZA LÜXEMBURG :Alman kadın devrimci. ROZE :Pembe renkli şarap. ROZET:Cezayir menekşesi de denilen,pembe yada beyaz renkli çiçekler açan bir süs bitkisi. ROZET:Kapı kolunun altına monte edilen metal parça. RÖDÖVANS:Maden ocaklarının işletilmesinin kiraya verilmesi. RÖFLE:Saç için değişik tonlarda boyama. RÖLANS:Bazı iskambil oyunlarında oyuna sürülen parayı artırmak veya düşünme süresi istemek durumundaki oyuncunun söylediği söz. RÖLANTİ:Motorlu taşıtlarda motorun en az yakıtla çalışma ayarı. RÖLATİVİTE:Bağıntı,görelik, İzafiyet. RÖLE :Bir elektrik devresindeki akımı,başka bir devreden geçen akımdaki değişiklikler aracılığıyla denetleyen aygıt,.değiştirgeç. RÖLÖVE:Genellikle eski bir sanat yapıtının,bir yazıtın çizilerek veya boyanarak yapılmış kopyası. RÖLYEF:Kabartma;taş.metal,kil,ahşap yada alçı yüzeyi üzerine bazı kesimleri oyuk,bazı kesimleri ise kabartılı bırakmak suretiyle belirtilen oluşturma yöntemiyle yapılan sanat yapıtı;tek boyutlu heykel. RÖNESANS: On beşinci yüzyıldan başlayarak İtalya’da ve daha sonra Avrupa ülkelerinde hümanizmin etkisiyle ortaya çıkan bilim ve sanat çığırı. RÖNTGENYUM:Periyodik sistemde 111 sıra numarasıyla gösterilen ve simgesi (Rg) olan en yeni element. RÖPRODÜKSİYON:Özgün bir yapıtın herhangi bir yolla elde edilen kopyası. RÖTUŞ:Düzeltme amacıyla yapılan değişme. RS:Sırbistan’ın internet kodu. RSD:Sırbistan parası (kısa). RSM:San Marino’nun plaka işareti. RU:Eski dilde yüz,çehre. RU:Rutenyum’un simgesi. RUA:İskambil kağıtlarında papaza verilen ad. RUAM :Sakağı da denilen ve özellikle atlarda görülen ölümcül bir hayvan hastalığı. RUBA.:Eski dilde giysi,giyecek. RUBAİ:Divan edebiyatında dört dizeden oluşan ve belirli aruz kalıpları ile yazılan şiir. RUBATO: Müzikte,bir pasajın büyük bir ritim özgürlüğü içinde çalınması gerektiğini belirten terim. RUBERU:Yüz yüze. RUBİ :Mora dönük canlı kırmızı renk. RUBİKON:Bezikte,bir taraf bin beş yüz sayıyı tamamlayamadan ötekinin üç bin sayı yaparak oyunu bitirmesi. RUBİKON:Tehlike sınırı. RUBLE:Rusya’nın para birimi. RUBU:Eski dilde dörtte bir,çeyrek. RUD:İran müziğine özgü,lavtaya benzer telli bir çalgı. RUF (ROOF):Çatı,dam. RUFAİLİK: Ahmet Rıfat’ın kurduğu,insanın bütün nefis baskılarından,geçici eğilimlerinden arınmasını amaçlayan bir Sünni sistemi. RUGAN:Ayakkabı, çanta yapımında kullanılan parlak deri. RUGİ :Fas’ta sultanı devirmek isteyen kimseye verilen ad. RUH: Bedenin yaşama gücü. RUHAM:Eski dilde mermer. RUHBAN: Rahipler, RUHİ SU:Batı müziğinin şan tekniğinden yararlanarak geliştirdiği özgün bir üslupla halk türkülerini yorumlamasıyla tanınmış müzik sanatçımız. RUHR: Almanya’da bir sanayi bölgesi. RUHSATİ:Biçim güzelliği ve yalınlığın egemen olduğu koşmalarıyla tanınmış XIX. yüzyıl halk ozanı: RUHÜLKUDÜS:İslam dininde Cebrail’e verilen bir ad. RULET:Pastacıların,terzilerin kullandığı dişli,küçük demir çark. RULMAN:Mekanik ve elektrikli sistemlerde kayma sürtünmesi yerine bir yuvarlanma sürtünmesi sağlayarak enerji kayıplarını azaltmak için yataklar ile dişliler arasına yerleştirilen parça.Bilyeli yatak. RUM:Müslüman ülkelerde oturan Yunan asıllı kimse. RUMBA:Küba’dan Amerika ve Avrupa’ya yayılan bir dans ve bu dansın müziği. RUMELİ:Osmanlı İmparatorluğu zamanında Avrupa kıtasında kalan topraklarımıza verilen ad. RUMİ:Anadolu Selçuklularının üsluplaştırdıkları filiz,yaprak ve hayvan motiflerinden oluşmuş dolaşık süsleme. RUMİ:Gaziantep yöresinde yetişen beyaz bir üzüm cinsi. RUMİNE :Lozan antlaşmasının yapıldığı saray. RUMKALE: Gaziantep’in Yavuzeli ilçesinde ünlü bir kale ve kent kalıntısı. RUNİK:Gizemli eski yazı. RUPİ(RUPİAH):Endonezya’nın para birimi. RUPİ:Hindistan’ın para birimi. RUSA :Üç Urartu Kralının ortak adı. RUSHMORE: ABD Başkanları Washington,Jefferson,Lincoln ve Roosevelt’in dev büstlerinin oyulduğu dağ. RUSTAİ :Eski dilde köyle ilgili,köylü. RUŞEN :Parlak, aydınlık. RUŞEN ALİ:Köroğlu’nun gerçek adı. RUŞEN GÜNEŞ:Ünlü viola virtüozumuz. RUŞEN: Belli,meydanda. RUTENYUM: Sert ve kırılgan bir element. RUTİN:Aralıksız yinelenen ve artık düşünmeden yapılan eylemlerin tümü. Alışkanlıkla elde edilmiş beceri RUTUKU:Orta Afrika’ya özgü,manyok bitkisinin kökünden yapılan çok sert bir içki. RUZ:Eski dilde gün. RUZNAME :Eski dilde günlük olayların yazıldığı defter. RÜÇHAN:Üstün olma,üstünlük. RÜFEKA :Arkadaşlar. RÜKN: Temel direk,sütun. RÜKU:Öne doğru eğilme. RÜKÜN :Bir kurulun, bir topluluğun en önemli üyelerinden her biri. RÜKÜN:Bir şeyin en güçlü ve sağlam yönü. RÜKÜŞ:Gülünç bir biçimde giyinip süslenen kadın. RÜN: Eski İskandinav halklarının 3. yüzyıldan sonra kullandıkları,günümüzde ise fal bakmakta kullanılan abece. RÜSTİK:Köy evi yada köy görünüşü veren,kutsal. RÜSUMAT:Bazı mallardan devletçe alınan vergiler. RÜSUP:Tortu,çökelti. RÜSVA:Ayıplanacak halde olan,rezil. RÜŞEYM: Embriyon. RÜŞT:Erginlik. RÜŞTİYE: Eskiden Ortaokul derecesinde olan eğitim kurumlarına verilen ad. RÜŞTİYEİ İNAS:Osmanlı döneminde açılan ortaokul düzeyindeki kız okullarına verilen ad. RÜYET:Eski dilde görme. RYA:İsveç ve Finlandiya’da üretilen bir halı cinsi. |