Bulmacadaki kelimelere göre  hazırlanmış 

BULMACA SÖZLÜĞÜ  

 A B C Ç D E F G H I İ J K L M N

 O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z       [Ana Sayfa]

  Düzenleyen :

  Sabahattin ÖZTÜRK

 

RA :Radyumun simgesi.

RA:Arjantin’in plaka işareti.

RAAD:Eski dilde çok konuşan,geveze anlamındaki sözcük.

RAAT : Geveze.

RABELAİS:Gargantua ve Pantagruel adlı yergili yapıtlarıyla ünlü Fransız yazarı.

RABİA:Eski dilde dördüncü.

RABİA:Osmanlılarda,Tanzimat’tan sonra kolağası rütbesine eşit olan sivil unvan.

RABİA:Yediyüzonüç ve sekizyüzbir yılları arasında yaşayan,ilk Arap kadın şairi ve mutasavvıfı.

RABİR: Yakındoğu’da ve özellikle Cezayir’de konuşulan Fransızca-İtalyanca-İspanyolca karması dil.

RACA: Hindistan Prensi.

RACİ:Geri dönen.

RACİL:İslam ordularında piyade erlerine verilen ad. 

RACON:Argo’da yol,yöntem.

RAD :Eski dilde geri çeviren,reddeden.

RAD: Kuranda bir sure.

RADA:Polonya,Litvanya,Belarus ve Ukrayna’da siyasal erki üstlenen meclise verilen ad.

RADANSA:Yelkenlere açılan deliklere ve halat ilmiklerine geçirilen metal halka.

RADAR:Radyo dalgalarının yankısını alarak cisimlerin yerini ve uzaklığını bulabilen,genellikle uçak ve gemilerde kullanılan cihaz.

RADDE:Kerte,derece.

RADİ:Süt kardeş. 

RADİFE: Kıyamet gününde çalınacağına inanılan surun ikinci üflenişi.

RADİKA :Karahindiba’nın sebze olarak yenen yaprakları.

RADON:Atom numarası 86,atom ağırlığı 222 olan,radyum tuzunun su ile işlenmesinden hidrojen ve oksijenle karışım durumunda elde edilen,boru yardımıyla sıvı hava içinden geçirilerek karışımdan ayrılan radyoaktif element.

RADULA:Yumuşakçaların ağzında bulunan boynuzsu ve şerit biçiminde ki organ.

RADYAN:Bir dairede yarıçap uzunluğundaki yay parçasını gören merkez açıya eşit açı ölçme birimi.

RADYAN:Işın yada ısı yayan.

RADYOLİNK: Haberleşmede,yüksek frekanslı radyo dalgalarıyla bağlantı kurmaya yarayan sistem.

RADYOLOJİ:Işınbilim. 

RADYOTERAPİ: İks (x) ışınlarının biyolojik etkisine dayanan bir tedavi yöntemi.

RADYUM:Baryum’a benzeyen,radyoaktif alkali toprak metali.   

RAFAL:Rüzgar hızının ani ve kısa süreli artışı.

RAFIZİLİK:Şii Mezhebinin bir kolu ve bu koldan olanların inancı.

RAFİNATÖR:Odun liflerini içinde bulunabilecek yabancı maddelerden arıtma ünitesi.

RAFİT   :Bazı hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan iğne biçiminde billur madde.

RAFTİNG:Akarsu krosu da denilen spor dalı. Sal yarışı. 

RAFYA: Afrika ve Amerika’da yetişen,iri gövdeli ve uzun yapraklı bir palmiye.

RAFYA: Giyim süslemede,çanta,şapka,sepet örmede kullanılan parlak,renkli ve dayanıklı bir şerit.

RAG  : Eski dilde dağ eteği, çayırlık, çimenlik.  

RAGA:Hindistan ve Pakistan müziğinde doğaçlamanın belli bir notalar dizisine (genellikle beş-yedi arası) dayalı melodi çatısı ve kendine özgü ritim kalıpları.

RAGAMALA: Kırk iki müzik makamını kapsayan ve Hindistan’da çok tanınan bir derleme.

RAGIP: İstekli,isteyen.

RAGLAN:Kolları yakadan inen palto.

RAH :Yol.

RAHE:El ayası.

RAHİM:Koruyan,acıyan,merhamet eden.

RAHLE :Eskiden ders çalışma masası. Üzerinde kitap okunan,yazı yazılan,bazıları açılıp kapanabilen alçak küçük masa.

RAHMAN:Herkese,her canlıya merhamet eden (Tanrı).

RAHMİ: Merhametle ilgili.

RAHNE  :Gedik,yarık. Yıkılma ya da oyulma yoluyla açılan delik.

RAHNE: Zarar,ziyan.

RAHNÜMA(REHNÜMA):Yol gösteren,kılavuzluk eden.

RAHT :Pencere ve kapı kanatlarını çerçeveye tutturan menteşe takımı.

RAHVAN :Koşarken bir yandaki iki bacağını aynı anda atan binek hayvanlarının biniciyi sarsmayan koşma biçimi.

RAİ :Cezayir’de doğan ve Arap müziğiyle Batı müziğinin karışımı olan müzik türü.

RAİ :Eski dilde sığır çobanı.

RAİ:Gören,görücü.

RAİB : Gözbağcı, büyücü.  

RAİF :Eski dilde acıyan.

RAİK:Eski dilde katıksız,saf.

RAİŞ:Eski hukukta rüşvet verenle alan arasında aracılık edene verilen ad.

RAİYE :Bir hükümdarın yönetimi altındaki halk.

RAİYE:Eskiden pastoral anlamında kullanılan sözcük.

RAİYE:Otlayan hayvan sürüsü.

RAK: Üzerine yazı yazılan tabaklanmış  ceylan derisi.

RAKABE: Bir malın sahipliği.

RAKABE:Eski dilde köle,kul anlamında bir sözcük.

RAKADAN  :Zıplama, sıçrama. 

RAKAMLAMAK:Bas notalarının üstüne akortlarını belirten rakam koymak.

RAKIM:Yükselti.

RAKİ:Eski dilde eğilen,secde eden.

RAKİK:Eski dilde narin, ince ruhlu, dokunaklı, hassas. Merhametli, çok acıyan. Yufka yürekli. (İslam  hukukunda: Köle).

RAKİME:Eski dilde üzerine yazı yazılmış kağıda veya mektuba verilen ad.

RAKİT : Durgun su.  

RAKO: İri taneli bir pirinç türü.

RAKOR:Sıhhi tesisatta iki boruyu döndürmeden birbirine bağlanmasını sağlayan bağlantı parçası.

RAKU:Japon işi çömlek,sırlı seramik kap.(16. yüzyılda Japonya’nın Kyoto kentinde,özel olarak çay töreni için tasarlanan kurşun sırlı seramik kaplar).

RAKUN  :Çamaşırcı ayı denilen, kürkü kıymetli bir hayvan. Kuzey Amerika’da ağaçlarda yaşayan,kafası tilkiye benzeyen kürklü bir hayvan.

RAKURSİ:Bir resim,desen yada alçak kabartmada,bazı nesne ve figür boyutlarının,perspektifin etkisiyle kısalması. Resimde bir nesne veya figürü derinlik duygusu içinde verme yöntemi.

RAL : Akciğerleri dinlerken hekimin duyduğu patolojik ses.

RALİL  :Borneo dağlarında yaşayan sülün.

RAM:Bilgisayarda erişilebilir bellek.

RAMA : Hint tanrısı.

RAMAD:Tezhipçilerin altını dövmeleri sırasında tirşenin kenarlarından dışarı taşan parçalara verilen ad.

RAMAK:Çok az kaldı anlamında bir sözcük.

RAMAS: Halk dilinde ekin yığınına verilen ad.

RAMAYANA:Kutsal Hint destanı.

RAMBURSMAN :Geri ödeme. 

RAMBUTON:Tüylü liçi’ de denilen bir bitki.

RAMİ:Botanikte (Boehmeria nivea) olarak tanımlanan,ısırgangillerden,Çin Vietnam ve Malezya’da yetişen ve lifleri dokumacılıkta kullanılan değerli bir bitki.

RAMİN:Tropikal bir ağaç.

RAMİZ:Türk karikatür sanatının,1900-1953 yılları arasında yaşamış ünlü ustası.

RAMKA: Kurtulmuş kuzu ve oğlak derileri.

RAMONDİA:Çan biçiminde mor çiçekleri olan otsu bir bitki.

RAMORA:Büyük balıkların göğsüne yapışık olarak yaşayan küçük balıklara verilen ad.

RAMP:Bir tiyatro sahnesinin önünde,ışık ve ışıldakların yerleştirildiği,izleyiciye en yakın yer.

RAMPA:Bir arazinin,bir karayolunun,bir demiryolu hattının yatay doğrultuya göre yokuş olan bölümü.

RAMPA:Bir geminin bir başka gemiye,dubaya,iskeleye yada sala değecek biçimde yanaşması.

RAMPA:Füzeli mermi veya makinelerin,havaya fırlatılmak için üstüne yerleştirildikleri eğik destek.

RAN : Akira Kurosava’nın bir filmi.

RAN :Nazım Hikmet’in  soyadı.

RAN:İskandinav mitolojisinde ağıyla yakaladığı denizcileri okyanusta evine götüren,okyanus tanrısı Aegir’in karısı.

RANA :Güzel,hoş (kadın).

RAND :Güney Afrika Cumhuriyeti’nin para birimi.

RANDA :Gemilerde mizana direğinin gerisindeki yelken. Yelkenli bir gemide,en kıçta yer alan direğe çekilen dörtgen biçiminde yelken.

RANDORİ:Judo’da saldırıcı ile savunmacı arasındaki hücum çalışması.

RANGUN:Myanmar’ın (Birmanya) başkenti.

RANİ :Hindistan Prensesi .Raca karısı.

RANİNA : Tropikal denizlerin az derin sularında yaşayan bir yengeç cinsi. 

RANK:Elemanları belirli bir sıraya göre dizili bir kümedeki konum yada yer.

RANKER : Genellikle dağlarda oluşan bir aşınma toprağı.

RANSEYMAN  :Herhangi   bir   kişinin,  malın   yada   durumun   niteliklerini   öğrenmek   için  toplanan  bilgi.

RANT: Bir mal ya da paranın,belirli bir süre içinde emek verilmeden sağladığı gelir. Getirim.

RANTABİLİTE:Yatırılmış sermayenin,bir kuruluşun veya bir yatırım konusunun gelir sağlayabilme olanağı,verimlilik.

RANTABL:Gelir getiren,kar sağlayan. Karlı,verimli.

RANTİYE:Bankada bulunan paranın faiziyle veya sahibi bulunduğu değerli kağıtların geliriyle yaşayan kimse.

RANZ:İsviçre’li çobanların türküsü.

RANZA  :İki yataklı karyola.  

RANZA: Gemi,tren,kışla,yatılı okul gibi yerlerde üst üste yapılan yatak yeri.

RAP:Şarkının sert bir biçimde vurgulandığı disko müzik üslubu.

RAPANA  :Karından bacaklı bir yumuşakça cinsi.  

RAPEL: Aşının tutması için yinelenmesi.

RAPİDO:Çizim yapmak için kullanılan çini mürekkepli kalem.

RAPORTÖR   :Sözcü.

RAPSODİ:Daha çok halk türkülerinden seçilmiş ezgilerin birbirine eklenmesiyle oluşturulan müzik yapıtı. Ulusal ya da yöresel konulardan esinlenerek oluşturulmuş müzik yapıtı.

RAS :Habeş soylusu.

RASA:Hırvatistan’da bir liman kenti.

RASAS  :Kurşun.

RASASİ:Kurşun renginde olan.

RASATHANE:Gözlem evi.

RASATTEPE:Ankara’da Anıtkabir’in bulunduğu tepenin eski adı.

RASBA: Açılmış bir deliği işlemek,genişletmek ve temizlemek için kullanılan kesici çelik kalem.

RASİ  :Demir atmış gemi.  

RASİH: Kuvvetli,sağlam.

RASİME: Eski dilde tören,merasim.

RASİME:Töre,gelenek.

RASİZM:Irkçılık.

RASKOLNİKOV:Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” adlı romanının baş kişisi.

RASPA:Argo’da çok yemek yeme,oburluk anlamında sözcük.

RASPA:Demir,tahta yüzeylerdeki boya,pas gibi şeyleri çıkarmak,pürüzleri gidermek için kullanılan iri dişli bir törpü. Tahta pas törpüsü.

RASPUTİN:Kendisine aziz süsü vererek yerleştiği sarayda türlü entrikalar çevirmesiyle ünlü Rus papazı.

RAST  :Tesadüf.  

RAST : Türk müziğinde bir makam adı.   

RASTAFARİ:Antil Adalarında,özellikle Jamaika’da yaygın olan ve siyahların anayurt Afrika’ya dönüp özgürlüğe kavuşmalarını amaçlayan mistik,kültürel ve siyasal akım.

RASTIK:Kadınların kaşlarını ya da saçlarını boyamak için sürdükleri siyah boya. Sürme.

RASTIK:Tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı.

RASYO:İşletmelerin faaliyetlerini ölçme amaçlı kullanılan oransal göstergelere verilen ad.

RASYON:Günlük ihtiyacını karşılamak üzere bir hayvana verilen yem miktarı. Organizmanın 24 saatlik madde ve enerji ihtiyacını karşılayan besinlerin çeşidi ve miktarı.

RAŞA: Osmanlı döneminde Avusturya’dan gelen bir cins kumaşa verilen ad.

RAŞE :Eski dilde titreyiş, titreme.

RAŞİT:Olgun,akıllı.

RAŞİTİZM:Çocuklarda kalsiyum,fosfor eksikliğinden yada dengesizliğinden ileri gelen,biçim bozukluğuna neden olan kemik hastalığı.

RAŞOMON :Akira Kurosava’nın bir filmi.

RATAFYA:Bahçelerde yetiştirilen çok kokulu karanfil ırkı.

RATAN:Güneydoğu Asya’da yetişen ve mobilya yapımında kullanılan bir cins kamış.

RATANET: Arapça dışında bir dille konuşma.

RATANYA:Karabuğdaygillerden ,20-40 cm yükseklikte,Amerika’da yetişen,bir çok türü bulunan,basit yapraklı,kökü toz durumuna getirilip hekimlikte ishal kesici olarak kullanılan bir ağaççık.

RATE :Başarısız.

RATE: Büyük fare.

RATİB:Sıraya koyan,tertipleyen. Sıralayan.  

RATİBE:  Maaş, aylık.  

RATİNAJ:Yün kumaşların havlarına kıvırcık görünüm  kazandırmak için yapılan uygulama. 

RATİNG:Kitle iletişim araçlarında izlenme durumu,değerlendirme,takdir.

RATİNG:Kredi kalitesinin veya borçlanma araçları üzerindeki risk derecesinin belirlenmesi operasyonu.

RATİP:Eski dilde yaş,nemli.

RAUF:Esirgeyici,merhametli.

RAVANDA: Kilis ilinde ünlü bir kale.

RAVANDA:Kahramanmaraş yöresine özgü,kaynatılmadan güneş ısısıyla yapılan,tadı ekşimsi üzüm pekmezi.

RAVENALA:Biri Amerika’da,diğeri Madagaskar’da yetişen ve yelpaze biçiminde yaprakları olan iki ağacın ortak adı.

RAVENDİYE:Maddeci İslam öğretisi.

RAVENT:Botanikte (Rheum officinale) olarak tanımlanan,karabuğdaygillerden,1-2 m yükseklikte,büyük yapraklı,beyaz çiçekli,çok yıllık otsu bir bitki.

RAVİ:Rivayet eden.

RAVNT:Dönem.

RAVYOLİ:Küçük kareler biçiminde kesilmiş hamur katları arasına kıyma konularak yapılan İtalyan yemeği.

RAVZA:Türbe.Aziz mezarı.

RAYBA:Bir borunun  ağzına  biçim  vermek ,  genişletmek   ya  da   pürüzlerini   almakta    kullanılan  aygıt. Pürüz alır.  

RAYET:Eski dilde bayrak,sancak.

RAYİÇ :Malın satış değeri.

RAYİHA:Hoşa giden güzel koku.

RAYMİ:Eski Peru halklarının dokuz gün süren dinsel bayramı.

RAYON  :Rusya’da, bir kazaya karşılık gelen yönetim bölümünü belirten Rusça sözcük.  

RAYONİZM: Rusya’da soyut sanatın gelişimini önemli ölçüde etkileyen ve ışıncılık da denilen soyut resim akımı.

RAYONİZM:Işıncılık da denilen soyut resim akımı.

RAYOŞUMEKETİP:Siirt yöresine özgü,yağ içinde kızartılarak yapılan cevizli bir hamur tatlısı.

RAZ:Eski dilde gizem. Sır,gizli tutulan şey.

RAZAKI:Kalınca kabuklu,iri ve uzunca taneli bir tür üzüm.

RAZI:Uygun bulan, benimseyen.

RAZİK:Eski dilde yiyecek ve içecek şeyleri veren anlamında sözcük.

RAZİYANE:Hekimlikte gaz söktürücü olarak kullanılan bir bitki. Rezene.

RAZMOL:İri kepekli un.

RB:Rubidyum’un simgesi.

RCA:Orta Afrika Cumhuriyeti’nin plaka işareti.

RCH:Şili plakası.

RE :Renyum elementinin simgesi.

REA : Satürn’ün bir uydusu.

REA: Güney Amerika’da yaşayan  devekuşuna benzeyen uçamayan bir kuş.

REAKTÖR: Yakıt olarak çevre havayı kullanan ve pervanelerin yardımı olmaksızın doğrudan doğruya tepki ile çalışan,iki ucu açık boru biçiminde itici.

REAL: Brezilya’nın para birimi.

REALGAR  :Kırmızı zırnık.  

REBAB  :İslam ülkelerinde kullanılan kimi mızraplı ve yaylı çalgıların ortak adı. Gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılmış uzun saplı saz.  

REBEK  :Keman gibi omuza dayanarak çalınan yaylı çalgı.

REBEKA  :İshak Peygamberin karısı ve Yakup Peygamberin annesi olan kadın. 

REBİ:Bahar mevsimi.

REBİYÜLAHİR: Ay takviminin dördüncü ayı,küçük mevlit ayı.

REBUS:Görsel olarak hazırlanan bulmacalara verilen ad.

RECEP:Ay takviminin yedinci ayı.

RECİM (RECM):İslam hukukunda zina suçu işleyenlerin taşlanarak öldürülmesi.

REÇİNA :Reçineli içki.

REÇİNE: Bazı bitkilerde özellikle çam ağaçlarında oluşan katı ve yarı akışkan organik salgı maddesi. Çam sakızı.  Akındırık.

REÇME:Penye veya jarse tipi pamuklu örme kumaşlarda,genellikle tişört ve bluzlarda etek ve kol ağızlarını kapamada kullanılan dekoratif dikiş türü.

REDAKSİYON:Yazılmış bir metin üzerinde gereken düzeltmeleri yaparak yazıyı yayına hazır duruma getirme,yazı yazma,kaleme alma.

REDAKTÖR:Yazı yazan,bir yazıyı kaleme alan kimse.

REDE  :Bir duvardaki taş yada tuğla sırası.  

REDEVANS:Bir berat,lisans hakkı veya ticari marka sahibinin bunu devrettiği firmalardan aldığı maddi karşılık.

REDİ :Meme emen çocuk.

REDİF:Osmanlı ordusunda askerlik görevini bitirdikten sonra yedeğe ayrılan er. Yedek.

REDİF:Şiirde bir uyaktan sonra yinelenen aynı anlamdaki sözcük yada eklere verilen ad.

REDİGAST:Slav mitolojisinde savaş tanrısı.

REDİNGOT:Arkası yırtmaçlı,etekleri uzun,çift sıra düğmeli,resmi erkek ceketi. Vücuda oturan,eteğe doğru bollaşan robmanto veya manto.

REDOKS:Bir atom veya molekülden ötekine bir veya daha çok elektronun geçişi olayı.

REDRESÖR:İki yönlü bir dalgalı akımı,bir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt.

REESKONT:Bir bankanın elinde bulundurduğu,ödeme sırası henüz gelmemiş senetleri bir başka bankaya iskonto ettirmesi.

REF :Kaldırma, giderme. Lağvetme. Yukarı kaldırma.

REFERANDUM:Halk oylaması.

REFERANS:Başvurulması gereken kaynak. Bir kimsenin yararlılığını,yeteneğini gösteren belge.

REFİ: Yüksek,yüce.

REFİK: Arkadaş.

REFİKA:Eski dilde eş,zevce.

REFLEKTÖR:Gelen ışıkları yansıtan araç. Yansıtıcı,yansıtaç.

REFLÜ:Mide asidinin yemek borusuna kaçması şeklinde ortaya çıkan hastalık.

REFREF:Hazreti Muhammed’in Miraç’a çıkarken bindiği bineklerden biri.

REFT:Eski dilde gidiş, gelip gitme.

REFTİYE: Osmanlı devletinde ülke dışına çıkartılan mallardan alınan gümrük vergisi.(Dışsatım vergisi).

REFÜJ:Orta kaldırım. Yaya kaldırımı.

REG:Eski dilde damar.

REGAİP  :Recep ayının kandil olarak kutlanan ilk Cuma gecesi.Amine Hatun’un Hazreti Muhammed’e gebe kaldığı gece.

REGATA:Yelkenli,kürekli yada motorlu olabilen bir çeşit yarış teknesi.

REGGAE:Jamaika’da 1960’ların ortalarında doğan bir popüler müzik ve dans üslubu.

REGLAN:Giysilerde omuzları kaplayan ve yakaya doğru uzanan kol. Pelerinli bir çeşit palto.

REGRESİON:Diğer bir olayın belirli bir büyüklüğüne karşılık bulan bir olayın yaklaşık büyüklüğünü bulma amacını güden işlem.

REGÜLATÖR:Bir makinenin görevini istenilen ölçüde tutup ayarlayabilen araç. Düzenleyici.

REHA : Kurtuluş, kurtulma.

REHABİLİTASYON:Bir kimsenin iş yapmaya engel olan sakatlığını veya yetersizliğini gidermek amacıyla uygulanan tedavi,iyileştirme.

REHAMET:Sesin yada sözün yumuşak,ince,tatlı yada yavaş olması.

REHAVİ:Türk müziğinde iki makamın ortak adı.

REHGÜZAR: Yol üstü.

REİCHSTAG:Roma-Germen İmparatorluğunun 12. yüzyıldan 1806’ya değin yasama organı.

REİKİ:Evrensel hayat enerjisi anlamına gelen çok eski bir Japon sağlık tekniği.

REİMS:Dünyaca ünlü Champagne şaraplarının Fransa’da bulunan başlıca üretim merkezi.

REİS:Çok yargıçlı mahkemelerde,mahkeme başkanlığı yapan yargıç.

REİŞİ:Japonya ve Çin’de yetişen şifalı bir mantar cinsi.

REJENERASYON:Canlı yapılarda görülen yenilenme.

REJİ:Eskiden Tekel idaresine verilen ad.

REJYONALİZM: Sanatta bir anlayış,tutum ya da üslubun belirli bir yöre,yer ya da bölgeye özgü olmasını amaçlayan yönelim.

REKAD:Bazı Afrika ülkelerinde,hükümdarlık otoritesinin ve meşruluğunun simgesi olan,üzeri işlemeli kumandan sopası.

REKAKET :Dilde tutukluk, kekemelik.

REKİK:Dili tutuk olan,kekeme.

REKOLTE:Tarımda bir yılda elde edilen herhangi bir ürünün toplamı.

REKS:Eski dilde geri döndürme,geri çevirme.

REKTİFİYE:Motorun eskiyen yada aksayan parçalarını değiştirerek yada onararak motoru yeni duruma getirme işlemi.

REKTÖR  :Üniversitenin tüzel kişiliğini temsil eden,yönetiminden,öğretimin düzenli yürütülmesinden sorumlu kimse.  

REKTUM:Kalınbağırsağın son bölümü.

REKZETMEK: Dikmek,saplamak,kurmak.

REM :ABD’li bir rock müzik grubu.

REM:Eski dilde onarma.

REM:İnsandaki etkisi açısından tanımlanan ışınım (radyasyon) dozu birimi.

REMAYÖZ : Triko eşyaların yakasını yapmada kullanılan makine.  

REMBETİKO: Türkiye’den Yunanistan’a göç eden Rumların oluşturduğu bir müzik türü.

REMEL :Aruz ölçülerinden biri.

REMEL.:Türk Müziğinde bir usul..

REMENDE:Eski dilde korkan, ürkek.

REMİL:Bir fal türü.Özellikle kum falı.

REMİZ (REMZ): Simge,sembol.  

REMMAL: Kum falcısı.

RENAN:Fransa’da eleştirel felsefe okulunun öncülerinden olan ünlü düşünür,tarihçi ve din bilgini.

RENANET :Yüksek sesle inleme.

RENC:Eski dilde eziyet,sıkıntı,azap.

RENÇBER:Tarımda ve yapı işlerinde ağır işleri gören gündelikli işçi,ırgat.

RENDE:  Tahta yüzeyleri pürüzsüz duruma getirmekte kullanılan marangoz   aracı.

RENDE: Üzerinde kesici çıkıntıları bulunan peynir, havuç,soğan gibi şeyleri ufak parçalara ayırmak için kullanılan mutfak aracı.

RENE THEOPHİLE LAENNEC:Steteskop kaşifi Fransız hekim.

RENET:Açık ve yeşil renkli,mayhoş ve kokulu bir elma cinsi.

RENGA:Klasik Japon şiirinin nazım şekillerinden biri.

RENGİN: Boyalı,renkli,parlak.

RENİN: İnleme,inilti. Bağırma,haykırma.

RENKSER:Renklerle ilgili olan,kromatik.

REOBAZ  :Bir sinir lifini uyarmak için anında devreye giren  bir doğru elektrik akımının sahip olması gereken en düşük şiddet değeri. 

REOMÜR  :Suyun  buz  tutması  ile  kaynaması  arası  seksen  eşit  parçaya  bölünerek  elde  edilen  sıcak ölçer. Bir cins termometre.

REOSTA:Elektrik akımının şiddetini azaltıp çoğaltmaya yarayan araç.

 

REPERTUAR:Bir tiyatro kurulunun oynamak için seçip hazırlamış olduğu oyunların,bir kişi veya grubun söyleyeceği şarkıların listesi.

REPLİK:Tiyatroda karşılıklı konuşma sırasında bir oyuncunun rol arkadaşının sorularına ya da sözlerine verdiği karşılık.

REPLİKA: Bir sanat yapıtının kopyası.

REPO:Bir bankanın sattığı menkul değerleri geri satın alma taahhüdüne verilen ad. Halk dilinde gecelik faiz.

REQUİEM  :Katoliklerde   ölüler  için  yapılan  dua, bu  duaya  özgü  müzik . Ölünün  hatırasına  yapılan tören.

RERONDO  :Müzikte, ana motifin tekrarlandığı hareketli bölümlerin ana parçadan ayrılarak tekrarlanmasından elde edilen soyut parça.  

RES  :Divan şiirinde uyakta tesis adıyla anılan eliften önceki sessiz harfin harekesi. 

RES:Bir haberin insanlar arasında yayılması.

RES:Eski dilde içi taşla örülü kuyuya verilen ad.

RES:Hastalığın bedene yerleşmesi.

RES:Koyun,keçi türünden küçükbaş hayvan.

RESEPİSE:Genel mağazalara mal bırakırken karşılığında alınan ticari belge.

RESEPSİYON:Resmi ziyafet,kabul töreni.

RESEPTÖR:Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz.

RESESİF:Biyolojide çekinik.

RESESYON:İktisatta,iktisadi dalgalanmanın etkinliklerin gerilemesiyle belirlenen aşaması,ekonomik durgunluk.

RESİF:Su düzeyindeki sıra kayalar.

RESİKAR:İktidar makamı.

RESİTAL  :Bir sanatçının tek müzik aleti eşliğinde verdiği konser. Geceleyin açık havada sevgi duyulan biri için verilen küçük konser.

RESİTATİF:Vokal eserlerde orkestranın yada yaylı sazların,sesi çeşitli akorlarla desteklemesi.

RESPİRATÖR:Solunum zorluğu çeken hastaların solumalarına yardım eden aygıt.

REST:Pokerde oyuncunun önündeki paranın tümü.

RESTO:Lokantada garsonların vazgeçilen yemeği mutfağa bildirmek için söyledikleri söz.

RESULMAL:Eski dilde sermaye,kapital.

REŞ  :Yağmur çisentisi.  

REŞADİYE:Datça yarımadasına verilen bir başka ad.

REŞAT: Doğru yolda yürüme.

REŞİDİYE:Eskiden şeker ve nişastayla yapılan bir tür tatlı.

REŞK  :Kıskanma. 

REŞKO:Doğu Anadolu bölgesindeki Cilo (buzul) dağının en yüksek tepesi olan Uludoruk’un eski adı.

REŞME:Atların koşum takımlarına gümüş ve altın yaldızlı pullarla yapılan süsleme.

REŞME:Penye konfeksiyonunda kullanılan ve zincirli dikiş yapan bir tür makine.

RETEPORA: Denizde yaşayan yosun hayvanı cinsi.

RETİME  :Bir şeyi unutmamak için parmağa bağlanan iplik.

RETİNA :Gözdeki ağ tabaka.

RETORİK: Güzel söz söyleme,hitabet sanatı.

RETRET:Karşılığı ödenmemiş bir poliçeden dolayı, hak sahibince sorumlu kişilerden birine çekilen yeni poliçe.

RETRİVER:Bir İngiliz av köpeği türü.

RETRO:Yaşanmamış geçmişe duyulan özleme verilen ad.

RETROSPEKTİF:Bir sanatçının,bir okulun,bir dönemin yapıtlarını toplu biçimde sunan sergi.

RETT:Yalnızca kız çocuklarında görülen, anormal vücut hareketleri ve konuşma bozukluğuyla ortaya çıkan sendrom.

REV:Eski dilde korku,heyecan.

REVA :Yakışır,yerinde,uygun.

REVAÇ:Geçerli ve değerli olma,sürüm.

REVAK:Binaların önlerinde,üstü örtülü ve önü açık yer. galeri,kemer altı. Sundurma.

REVAKIYE: Aklın egemenliğini,doğaya uygun yaşamayı ve dünya yurttaşlığı ülküsünü amaç edinen stoacılık felsefesinin eski adı.

REVANİ:Yumurta ve irmikle yapılan,fırında kabarıp piştikten sonra şerbet dökülen bir tür tatlı.

REVENDÜK:Eskiden dokunan bir tür kalın ve pamuklu bez.

REVERANS:Selam vermek veya teşekkür etmek için eğilerek veya dizleri kırarak yapılan hareket.

REVERSİ:Dört kişi arasında ve 48 kağıtla oynanan bir iskambil oyunu.

REVİŞ:Üslup.

REVNAK:Eski dilde parlaklık,göz alıcılık.

REVOLVER: Tek parçadan oluşan bir tabanca türü.Altıpatlar.

REVÜ:    Çeşitli dans ve oyunlardan oluşmuş sahne gösterisi.

REYAN :Her şeyin evveli, tazesi, turfanda.

REYB :Kuşku, sanı.

REYE:Çizgili kumaşlar için kullanılan bir sözcük. Çubuklu çizgileri olan kumaş.

REYHAN  :Fesleğen’de denilen,yaprakları güzel kokulu bir süs bitkisi.  

REZ:Eski dilde asma,bağ kütüğü.

REZANET: Ağırbaşlılık.

REZE: İki koldan oluşan T biçiminde menteşe.

REZE:İnce talaş.

REZEDE :Botanikte   (Rese da luteola)   olarak   tanımlanan , muhabbetçiçeğigillerden , 1,5 m  yüksekliğinde , tohumlarından    kandil  yağı ,  çiçeklerinden  sarı  boya  çıkarılan  otsu  bir  bitki.

REZENE:Maydanozgillerden,baharlı meyveleri yemeklerde ve bazı içkilerde tat verici olarak kullanılan bir bitki. Gaz söktürücü bir bitki

REZERPİN:Zakkumdan elde edilen ve tansiyon düşürücü olarak kullanılan bir alkaloit.

REZİDANS:Restoranı,otoparkı,havuzu,alışveriş merkezlerini içinde barındıran ve otel gibi hizmet veren gökdelenlerdeki dairelere verilen isim.

REZİDANS:Yüksek dereceli devlet görevlileri ile elçilerin oturması için ayrılan konut.

REZİSTANS: Bir nesnenin elektrik akımına karşı durma özelliği,direnç.

REZZAK: Bütün yaratıkların rızkını veren Allah.

RG: Röntgenyum elementinin simgesi.

RH:Haiti plakası.

RH:Kan grubunda sabit işaret.

RH:Rodyum’un simgesi.

RHESUS:Bir maymun türü.

RI:Endonezya’nın plakası.

RIDVAN:İslam inancına göre,cennetin muhafızı olan melek.

RIDVAN:Razı olma,kabul etme.

RIFK: Yumuşaklık,yavaşlık,tatlılık.

RIH :  Mürekkeple yazılan yazıyı kurutmak için kağıt üzerine serpilen çok ince ve renkli kum.

RIHDAN:Eskiden yazı kurutmak için kullanılan özel kumun konduğu üzeri delikli kap.

RIKA:Arap harflerinin en çok kullanılan el yazısı biçimi.

RITL:Büyük şarap kadehi.

RIZALIK:Anadolu’nun bazı yörelerinde kaçırılan kızın,buna razı olduğunu göstermek üzere kendisini kaçıran kişiye verdiği mendil,yüzük gibi armağan.

Rİ :Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m  değerinde çizgisel ölçü. Eski Japon uzunluk ölçüsü.,

RİA:Deniz tarafından ırmak ağızlarında yada akarsuların kazdığı derin vadilerin aşağı kesimlerinde oluşan yüksek kenarlı kıyı biçimi. Denizin örttüğü vadi.

RİATA:Fas’ta yaşayan bir Berberi kabilesi.

RİBA:Eski dilde faiz. İslam dinine göre haram sayılan faiz.

RİBAS:Eskiden veba, basur ve mide hastalıklarının tedavisinde kullanılan bir ravent türü.

RİBAT :Eskiden İslam devletlerinde sınır boylarında gözcülük amacıyla kurulan karakol. İslam mimarlığında  kara  ve  deniz  sınırlarının önemli  noktalarında  yer  alan  korunaklı yapı.

RİCAL:Yüksek makamlardaki devlet adamları. Eski dilde erkekler.

RİCHTER:Dokuz dereceden oluşan,depremlerin gücünü ölçme birimi.

RİDA:Dervişlerin omuzlarına örttükleri post.

RİE : Akciğer.

RİEL:Kamboçya’nın para birimi.

RİF:Yelken yarışlarında, yelkenin yüzeyini küçültme eylemi.

RİFAMİSİN:Yarı sentetik bir antibiyotik.

RİFAT: Yücelik.

RİGA :Letonya’nın başkenti.

RİGOLETTO: Verdi’nin ünlü bir operası.

RİH  :Eski dilde rüzgar, esinti.

RİHTECİYAN (RİHTEGAN): Osmanlılarda top döküm ustalarına verilen ad.

RİJİT: Katı,eğilip bükülmez.

RİK:Eski dilde salya.

RİKAB:Eski dilde üzengi.

RİKABDAR:Osmanlılarda hükümdarın ata binerken üzengisini tutan kişi.

RİKABİYE :Sadrazamların veya devlet görevlilerinin padişaha verdikleri armağan.

RİKAP:Üzengi.

RİKAZ:Yeraltından çıkarılan define yada maden.

RİKKAT: İncelik,naziklik.

RİKŞA:Hindistan’da yolcu taşımakta kullanılan üç tekerlekli bisiklet.

RİL  :Kutuların katlama yeri.

RİLA:Bulgaristan’ın ve Balkan Yarımadasının en yüksek dağ sırası.

RİLİ :Yelkenli gemilerde,gabya çarmıklarını ana direğe bağlayan kısa çarmıklar.

RİM :Roma’nın eski adı. Osmanlı döneminde Roma kentine verilen ad.

RİM:Maden pisliği, balmumu.

RİMAYET :Atıcılık.

RİMUR:Özel bir şiir diliyle yazılmış epik İzlanda şiiri türü.

RİN: Eski Japon  bozuk parası.

RİNA :Tırpana balığı. Yan kanatları vücuduna yapışık,uzun kuyruklu,iri bir balık.

RİNDAN:Kalenderler.

RİNG: At yarışlarında bahisçiler topluluğu ve bu topluluğun bulunduğu yer.

RİNGA :Uskumru iriliğinde bir balık.

RİNGGİT  :Malezya’nın para birimi.  

RİNİT :Burun iltihabı.

RİNOLOJİ:Burun ve burun boşluğu hastalıklarıyla uğraşan patoloji dalı.

RİPER:Genellikle bir traktörün arkasına monte edilen ve zemini derince kazmaya yarayan alet.

RİR:Cezayir sahrasında vahalar dizisi.

RİS:Eski dilde öfke.

RİSET:Bir kimsenin,en çok da Hazreti Muhammed’in Tanrı tarafından halka doğru yolu göstermeye memur edilmesi.

RİSOTTO:Pirinç ve rendelenmiş parmican peyniriyle yapılan bir tür İtalyan yemeği.

RİŞE:Püskül,saçak anlamında eski sözcük.

RİŞEGİR:Eski dilde kök tutmuş,köklenmiş.

RİŞLİYÖ :İlmekli bir tür sarma işi ve bununla yapılmış işleme.

RİT :Dinsel tören ve kuralları. Ritüel. Mason sırlarının öğretildiği tören.

RİTA: Hindistan’da yetişen bir ağaç.

RİTA:Gaetano Donizetti’nin bir operası.

RİTALİN:Hiperaktif çocukları sakinleştirmek için kullanılan ilaç.

RİTON:Arkeolojide,genellikle boynuz veya hayvan başı biçiminde içki kadehi.

RİTORNELLO:Müzikte,birbirine karşı öğeler içeren farklı bölümlerinin dönüşümlü olarak seslendirilmesiyle oluşan tekrar bölümü.

RİTÜEL:Ayin.

RİVA:İstanbul’da, üzerinde Ömerli Barajı bulunan dere. Kocaeli yarımadasının en uzun akarsuyu.

RİYAL:Suudi Arabistan,İran,Umman,Katar ve Yemen’de kullanılan para birimi.

RİYALA :Padişaha ait gemi.

RİYALE: Osmanlı donanmasında amirale eş bir rütbe.

RİYASET  :Başkanlık.  

RİYAZET:Eski dilde nefsin isteklerini kırma,perhiz.

RİYAZİYE:Matematik. 

RİZOM:Botanikte köksap.

RL :Lübnan plakası.

RM:Madagaskar’ın plaka işareti.

RMM:Mali’nin plakası.

RN: Nijer’in plaka işareti.

RN:Radon’un simgesi.

RNA: Protein sentezine yardımcı olan bir asit türü. Ribonükleik asit.

RO :Romanya’nın plaka işareti.

ROBA :Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça, giysi.

ROBER:Briçte iki manştan oluşan bölüm.

ROBERT ZİMMERMAN:Bob Dylan’ın asıl adı.

ROBMANTO:Önden iliklenen,ince mantomsu elbise.

ROBOT: Adını Çek yazar Karel Çapek’in bir tiyatro yapıtından alan ve belirli bir işi kendi kendine yapabilen otomatik aygıt.

ROBSON:Kanada Kayalık Dağlarının en yüksek tepesi.

ROBUSTA: Kaliteli bir kahve cinsi.

ROCK:ABD’de bin dokuz yüz ellilerin ortalarında ortaya çıkan müzik tarzı.

RODA  :Düzgün sarılmış halat yumağı. Üst üste halkalar oluşturacak biçimde istiflenmiş halat.

RODAJ:Bir motorun yavaş yavaş çalıştırılarak alıştırılması.

RODEZYA:Zimbabwe’nin eski adı.

ROKA:Botanikte (Eruca sativa) olarak tanımlanan,turpgillerden,yaprakları salata gibi yenen,20-40 cm yüksekliğinde,sebze olarak bahçelerde yetiştirilen,kokulu,bir iki yıllık bir bitki.

ROKAY :Batı mimarlığı ve dekoratif sanatlarında 18.yy da ortaya çıkan stilize deniz kabuğu, çakıl taşı ve sarmal motiflere verilen ad.

ROKELA :Herhangi bir değerli taş yada metali sabitleştirmekte kullanılan yapışkan madde. 

ROKFOR:Koyun sütünden yapılan, mahzenlerde olgunlaştırılan, içi özel küflü peynir.

ROKOKO :Bir tür süsleme sanatı. 18. yy  başında Fransa’da çok geçerli olan,kavisli çizgileri bol,gösterişli bezeme üslubu. Başak iğnesi de denilen bir işleme türü.

ROKOKO:Bir pasta cinsi.

ROM :Şeker kamışından şeker yapılırken elde edilen öz suyun,melas ve artıkların mayalandırılarak kurutulmasıyla elde edilen alkollü sert içki.

ROMAİKA :Yunan ulusal dansı.

ROMAN: Çingene.

ROMAN: İnsanın veya çevrenin karakterlerini,göreneklerini inceleyen,serüvenlerini anlatan,duygu ve tutkularını çözümleyen,kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebi tür.

ROMANA : İtalya’ya özgü bir tür peynir.  

ROMANCERO:Avrupa balad edebiyatı içinde kendine özgü bir gelenek oluşturan İspanyol halk baladlarına verilen ad.

ROMANESK:Duygusal,düşçü.

ROMANOV:Rusya’yı 1613-1917 yılları arasında yöneten hanedan.

ROMANS :Onikinci yüzyılın ortasında Fransa’da gelişen ve genellikle şövalyelerin aşklarını konu alan edebiyat biçimi.

ROMANS :Şarkı türünde ve piyano için hazırlanmış,genellikle kıtalar biçiminde beste.

ROMANS:Sekiz hecelik dizelerden oluşmuş bir İspanyol şiir türü.

ROMANTİZM:Onsekizinci yüzyıl sonunda başlayan,duygu , coşku ve sembole aşırı yer veren sanat akımı.

ROMATOLOJİ  :Romatizma hastalıklarını tedavi eden tıp dalı.  

ROMB:Amerika,Avustralya ve Yeni Gine’de kullanılan,bir sicimin ucunda döndürülen iki tahta parçasından oluşan müzik aracı.

ROMEN RAKAMLARI  :I (1) , V (5) , X (10) , L (50) , C (100) , D (500) , M (1000).

RONDELA:Somun ile sıkıştırılacak parça arasına yerleştirilen,hafif bombeli ortası delik parça. Cıvataların altına yerleştirilen ortası delik yuvarlak pul,metal parça.

RONDO:Ana motifin yinelenmesinden ibaret canlı ve hareketli bestelere verilen ad.

RONDO:Sonatların,senfonilerin,konçertoların finali olarak kullanılan müzik biçimi.

RONİN:Efendisinin hizmetinden ayrılan ve serüvenler ardında ülkeyi baştan başa dolaşmaya koyulan samuray. Gezgin samuray.

RONT:Argo’da dikizleme.

ROP:Çoğu tek parça kadın giysisi.

RORİ:Polinezya yerlilerinin inancında deniz canavarı.

ROSA :Küçük orak.

ROSİNANTE:Donkişot’un atının adı.

ROSTO: Koyunun kol-kürek bölümünden elde edilen silindir biçimli et.

ROSTO:Pişirildikten sonra dilim dilim kesilen et.

ROŞAŞANA:Musevilerin yılbaşı bayramı. Yahudi takviminde yılın ilk günü.

ROT  :Motorlu kara taşıtlarında direksiyon ile tekerlekler arasındaki bağlantıyı sağlayan demir çubuk.

ROTARİ :Burguya bir dönme hareketi vererek yapılan kuyu açma yöntemi.

ROTATİF:Saatte binlerce baskı yapabilen bir tür baskı makinesi.

ROTİ:Fırında pişirilmiş,kızartılmış et,rosto.

ROTİL: Otomobilin ön düzeninde bulunan,her yöne dönebilen ve mafsal olarak kullanılan küre biçimindeki parça.

ROTOR:Döneç.  

ROZA LÜXEMBURG :Alman kadın devrimci.

ROZE :Pembe renkli şarap.

ROZET:Cezayir menekşesi de denilen,pembe yada beyaz renkli çiçekler açan bir süs bitkisi.

ROZET:Kapı kolunun altına monte edilen metal parça.

RÖDÖVANS:Maden ocaklarının işletilmesinin kiraya verilmesi.

RÖFLE:Saç için değişik tonlarda boyama.

RÖLANS:Bazı iskambil oyunlarında oyuna sürülen parayı artırmak veya düşünme süresi istemek durumundaki oyuncunun söylediği söz.

RÖLANTİ:Motorlu taşıtlarda motorun en az yakıtla çalışma ayarı.

RÖLATİVİTE:Bağıntı,görelik, İzafiyet.

RÖLE :Bir elektrik devresindeki akımı,başka bir devreden geçen akımdaki değişiklikler aracılığıyla denetleyen aygıt,.değiştirgeç.

RÖLÖVE:Genellikle eski bir sanat yapıtının,bir yazıtın çizilerek veya boyanarak yapılmış kopyası.

RÖLYEF:Kabartma;taş.metal,kil,ahşap yada alçı yüzeyi üzerine bazı kesimleri oyuk,bazı kesimleri ise kabartılı bırakmak suretiyle  belirtilen oluşturma yöntemiyle yapılan sanat yapıtı;tek boyutlu heykel.

RÖNESANS: On beşinci yüzyıldan başlayarak İtalya’da ve daha sonra Avrupa ülkelerinde hümanizmin etkisiyle ortaya çıkan bilim ve sanat çığırı.

RÖNTGENYUM:Periyodik sistemde 111 sıra numarasıyla gösterilen ve simgesi (Rg) olan en yeni element.

RÖPRODÜKSİYON:Özgün bir yapıtın herhangi bir yolla elde edilen kopyası.

RÖTUŞ:Düzeltme amacıyla yapılan değişme.

RS:Sırbistan’ın internet kodu.

RSD:Sırbistan parası (kısa).

RSM:San Marino’nun plaka işareti.

RU:Eski dilde yüz,çehre.

RU:Rutenyum’un simgesi.

RUA:İskambil kağıtlarında papaza verilen ad.

RUAM :Sakağı da denilen ve özellikle atlarda görülen ölümcül bir hayvan hastalığı.

RUBA.:Eski dilde giysi,giyecek.

RUBAİ:Divan edebiyatında dört dizeden oluşan ve belirli aruz kalıpları ile yazılan şiir.

RUBATO: Müzikte,bir pasajın büyük bir ritim özgürlüğü içinde çalınması gerektiğini belirten terim.

RUBERU:Yüz yüze.

RUBİ :Mora dönük canlı kırmızı renk.

RUBİKON:Bezikte,bir taraf bin beş yüz sayıyı tamamlayamadan ötekinin üç bin sayı yaparak oyunu bitirmesi.

RUBİKON:Tehlike sınırı.

RUBLE:Rusya’nın para birimi.

RUBU:Eski dilde dörtte bir,çeyrek.

RUD:İran müziğine özgü,lavtaya benzer telli bir çalgı.

RUF (ROOF):Çatı,dam.

RUFAİLİK:  Ahmet Rıfat’ın kurduğu,insanın bütün nefis baskılarından,geçici eğilimlerinden arınmasını amaçlayan bir Sünni sistemi.

RUGAN:Ayakkabı, çanta yapımında kullanılan parlak deri.

RUGİ :Fas’ta sultanı devirmek isteyen kimseye verilen ad.

RUH: Bedenin yaşama gücü.

RUHAM:Eski dilde mermer.

RUHBAN: Rahipler,

RUHİ SU:Batı müziğinin şan tekniğinden yararlanarak geliştirdiği özgün bir üslupla halk türkülerini yorumlamasıyla tanınmış müzik sanatçımız.

RUHR: Almanya’da bir sanayi bölgesi.

RUHSATİ:Biçim güzelliği ve yalınlığın egemen olduğu koşmalarıyla tanınmış XIX. yüzyıl halk ozanı:

RUHÜLKUDÜS:İslam dininde Cebrail’e verilen bir ad.

RULET:Pastacıların,terzilerin kullandığı dişli,küçük demir çark.

RULMAN:Mekanik ve elektrikli sistemlerde kayma sürtünmesi yerine bir yuvarlanma sürtünmesi sağlayarak enerji kayıplarını azaltmak için yataklar ile dişliler arasına yerleştirilen parça.Bilyeli yatak.

RUM:Müslüman ülkelerde oturan Yunan asıllı kimse.

RUMBA:Küba’dan Amerika ve Avrupa’ya yayılan bir dans ve bu dansın müziği.

RUMELİ:Osmanlı İmparatorluğu zamanında Avrupa kıtasında kalan topraklarımıza verilen ad.

RUMİ:Anadolu Selçuklularının üsluplaştırdıkları filiz,yaprak ve hayvan motiflerinden oluşmuş dolaşık süsleme.

RUMİ:Gaziantep yöresinde yetişen beyaz bir  üzüm cinsi.

RUMİNE  :Lozan antlaşmasının yapıldığı saray.  

RUMKALE: Gaziantep’in Yavuzeli ilçesinde ünlü bir kale ve kent kalıntısı.

RUNİK:Gizemli eski yazı.

RUPİ(RUPİAH):Endonezya’nın para birimi.

RUPİ:Hindistan’ın para birimi.

RUSA :Üç Urartu Kralının ortak adı.

RUSHMORE: ABD Başkanları Washington,Jefferson,Lincoln ve Roosevelt’in dev büstlerinin oyulduğu dağ.

RUSTAİ :Eski dilde köyle ilgili,köylü.

RUŞEN  :Parlak, aydınlık.  

RUŞEN ALİ:Köroğlu’nun gerçek adı.

RUŞEN GÜNEŞ:Ünlü viola virtüozumuz.

RUŞEN: Belli,meydanda.

RUTENYUM: Sert ve kırılgan bir element.

RUTİN:Aralıksız yinelenen ve artık düşünmeden yapılan eylemlerin tümü. Alışkanlıkla elde edilmiş beceri

RUTUKU:Orta Afrika’ya özgü,manyok bitkisinin kökünden yapılan çok sert bir içki.

RUZ:Eski dilde gün.

RUZNAME :Eski dilde günlük olayların yazıldığı defter.

RÜÇHAN:Üstün olma,üstünlük.

RÜFEKA :Arkadaşlar.

RÜKN: Temel direk,sütun.

RÜKU:Öne doğru eğilme.

RÜKÜN  :Bir kurulun, bir topluluğun en önemli üyelerinden her biri. 

RÜKÜN:Bir şeyin en güçlü ve sağlam yönü.

RÜKÜŞ:Gülünç bir biçimde giyinip süslenen kadın.

RÜN: Eski İskandinav halklarının 3. yüzyıldan  sonra kullandıkları,günümüzde ise fal bakmakta kullanılan abece.

RÜSTİK:Köy evi yada köy görünüşü veren,kutsal.

RÜSUMAT:Bazı mallardan devletçe alınan vergiler.

RÜSUP:Tortu,çökelti.

RÜSVA:Ayıplanacak halde olan,rezil.

RÜŞEYM: Embriyon.

RÜŞT:Erginlik.

RÜŞTİYE: Eskiden Ortaokul derecesinde olan eğitim kurumlarına verilen ad.

RÜŞTİYEİ İNAS:Osmanlı döneminde açılan ortaokul düzeyindeki kız okullarına verilen ad.

RÜYET:Eski dilde görme.

RYA:İsveç ve Finlandiya’da üretilen bir halı cinsi.