Bulmacadaki kelimelere göre  hazırlanmış 

BULMACA SÖZLÜĞÜ  

 A B C Ç D E F G H I İ J K L M N

 O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z       [Ana Sayfa]

  Düzenleyen :

  Sabahattin ÖZTÜRK

 

UA: Ukrayna’nın plaka işareti.

UAGADUGU:Burkino Faso’nun başkenti.

UAS :Eski Mısır tanrılarının asası.  

UBA:Uluslar arası Boks Birliği’nin simgesi.

UBUDİYET: İnsanın bütün varlığıyla Tanrı’ya bağlanması. Kölelik,kulluk.

UCA  : Bir yengeç türü.

UCA:Halk dilinde yüce.

UCAR:Belirti,ipucu anlamında yerel sözcük.

UCAY:Kutup.

UÇ: Sınır boyu.   

UÇAN: Antalya’nın Serik ilçesinde bir şelale.

UÇANTOP:Voleybol.

UÇARI:Eski dilde odun,ağaç.

UÇBEYİ:Osmanlı devletinde sınır kalelerinin muhafız yada komutanlarına verilen ad.

UÇHİSAR:Nevşehir ilinde turistik bir belde.

UÇKUN:Ateşten fırlayan ve etrafa saçılan kıvılcım.

UÇLAMA. :Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okununca ortaya bir söz çıkacak biçimde düzenlenmiş şiir .

UÇMAK:Cennet.

UÇU:Erendiz Atasü’nün bir öykü kitabı.

UÇUN:Bayrağın uçkurluk karşısındaki kenarı.

UÇURMA:Yelkenli gemilerden oluşan ince donanmanın en küçük ve en hızlı gemisinin adı. Osmanlı donanmasının en küçük ve hızlı gemisi.

UDEBA  :Edipler.  

UDEL:Çarlık Rusya’sında imparatorluk ailesinin toprak olarak sahip olduğu mülklere verilen ad.

UDON: Japon mutfağına özgü bir tür şehriye çorbası.

UDU:Afrika müziğine özgü,testiye benzer vurmalı bir çalgı.

UEFA:Avrupa Futbol Birliği’nin kısaltması.

UFA :Başkırdistan Özerk  Cumhuriyeti’nin başkenti. 

UFANTI  :Kırıntı. 

UFARAK:Biraz ufak.

UFKİ : Yatay.  

UFO  :Kimliği bilinemeyen gök cismi.  

UFUK: Göz erimi.

UFUL:Yıldız için batma.

UFUNET  :İrinli yara.  Pis koku.

UGARİT:Suriye’nin kıyı şeridinde ünlü bir antik kent.

UGİYA:Moritanya’nın para birimi.

UGNİ:İtalya ve Fransa’da yetişen,değerli bir şarap veren beyaz üzüm cinsi.

UĞRA:Yufka açılırken hamurun tahtaya yapışmaması için serpilen kalın un.

UĞRALAMAK:Hamur açılırken yapışmaması için  un serpmek.

UĞRU:Hırsız.

UĞU:Halk dilinde baykuşa verilen ad.

UĞUT:Çimlenmiş buğdayın kaynatılmasıyla yapılan bir tür yemek.

UHDE:Sorumluluk.

UHDUME:Eskiden beli ince göstermek için kadınların kalça üzerine bağladıkları yastık.

UHLAN:Bir çok Avrupa ordusunda mızraklı süvarilere verilen ad.

UHREVİ:Öbür dünya ile ilgili,ahiret ile ilgili.

UHURU: Afrika’nın en yüksek dağı Kilimanjaro’nun yerli dillerde özgürlük anlamına gelen adı.     

UKAB:Eski dilde kartal takım yıldızının adı.

UKAB:Hazreti Muhammed’in siyah renkli sancağının adı.

UKAD:Düğümler anlamında eski sözcük.

UKBA:Öteki dünya, ahiret.

UKDE:İçe dert olan şey.

UKE:Judo’da saldırıya uğrayan ve teknik olarak rakibinden zayıf kalan taraf.

UKNUM :Prensip, umde, ilke, din ve felsefe temellerinden biri./ Hipostaz. Kimi felsefe ve din kurumlarının dayandığı temellerden her biri.

UKR :Eskiden şiirin en güzel beytine verilen ad.

UKR:Ukrayna’nın uluslar arası kodu.

UKUBAT:Çekilen cezalar,işkenceler.

UKUBET:Çok çirkin ve sakil. Öbür dünyada verilecek olan ceza.

UKULELE :Hawai adalarına özgü  gitara benzer dört telli çalgı. 

ULAÇ: Belirteç olarak kullanılan eylem soylu sözcük. Fiillerin zarf olarak kullanılan şekilleri, bağfiil.

ULADA  :  Aydın yöresinde, kadınların kına gecesi, düğün,bayram gibi özel günlerde başlarına örttükleri geniş örtüye verilen ad.

ULAH:Eskiden Romanya’nın yerli halkına ve bu halkın soyundan olan kimselere Osmanlı Türklerinin verdiği ad.

ULAK: Çağan Irmak’ın bir filmi.

ULAM:Aralarında ilgi yada benzerlik bulunan şeylerin tümü,kategori. Grup.

ULANBATOR:Moğolistan’ın başkenti.

ULANTI: Şiirde,bir dizede tamamlanmayan tümcenin öteki dizelerde sürdürülmesi.

ULAŞ: Alanya ilçesinin tanınmış bir plajı.

ULEMA:Osmanlı devletinde kadılara ve müderrislere verilen ad.

ULTOR  :Roma mitolojisinde Jüpiter ve Mars’ın sıfatı. 

ULTRA:Yapısına girdiği sözcüğe aşırılık anlamı katan yabancı bir önek.

ULTRAVİYOLE:Gözle görülmeyen,mor ışının ötesinde yer alan,yapay olar da elde edilip tıpta kullanılan bir ışınım,mor ötesi.

ULU: En büyük.

ULUBAT:Marmara bölgesinde bir göl.

ULUBURUN:Bodrum  müzesinde  sergilenen  dünyanın  en  eski   batığının   çıkarıldığı ,   Kaş   ilçesindeki  burun.

ULUFE:Osmanlılarda kapıkulu askerlerine saray ve devlet kuruluşlarındaki bazı görevlilere üç ayda bir verilen ücret. Yeniçeri maaşı. 

ULUFESİZ:Maaş alamayan yeniçerilere verilen ad.

ULUĞBEY:Timur’un torunu ve Şahruh’un oğlu olup 1409-1449 yılları arasında Semerkant hükümdarı olarak bilimin gelişmesine büyük katkılarda bulunmuş, özellikle astronomi ve matematik alanlarında değerli eserler yazmış ünlü bilgin ve hükümdar.

ULUHİYET:Eski dilde tanrılık vasfı,tanrısallık.

ULUKALE:Tunceli’nin Çemişkezek ilçesinin 10 km. doğusunda, Osmanlı dönemine ait  ünlü cami.

ULUKAYA:Bartın ilinde bir şelale.

ULUM:Bilimler,ilimler.

ULUNEKE :Cengiz Han’ın annesinin adı. 

Uluslararası ilişkilerde,bir devletin ötekinin koruma ve denetimi altında olması.

ULUYAYLA:Bartın ilinde doğal güzelliğiyle tanınmış bir yayla.

ULUYÖRÜK: Karakeçili de denilen bir Türkmen boyu.

ULVAN:İftihar etme,övünme.

ULVİYYET:Yücelik, yükseklik.  

ULYA:Çok yüce.

ULYSSES:James Joyce’un tanınmış bir romanı.

UMA:Artvin yöresine özgü,yağı çıkarılmış ayranın kaynatılmasıyla yapılan peynir.

UMAMİ:Tatlı,tuzlu,ekşi ve acı tatları dışında kalan beşinci tat.

UMAY:Eski Türklerde çocukları koruyan tanrıça.

UMBO:Bir kalkanın ortasında bulunan,eli korumaya ve oklardan sakınmaya yarayan,genellikle bombeli bölüm.

UMDE:Dayanılacak şey,ilke. Prensip. 

UMİAK:Ren geyiği derisinden yapılmış Eskimo kayığı. Önceleri Grönland da,daha sonra Alaska da Eskimolar tarafından kullanılmış olan tekne türü.

UMK:Eski dilde derinlik.

UMMAN:Ana deniz,okyanus.

UMRAN (ÜMRAN) :Bayındırlık.

UMU :İstek, arzu.

UMUR :Aldırış etme,önem verme.

UMUR: Eski dilde işler,eylemler.

UNAMAK:Saymak,değer vermek anlamında yerel sözcük.

UNAMUNO:Yaman  Adam , Sis, Abel  Sanchez’in yazarı,İspanyol   yazar .  

UNEP:Birleşmiş Milletler Çevre Programının kısaltması.

UNESCO:Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’nün kısa yazılışı.

UNİDO:Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Örgütü’nün kısa yazılışı.

UNKUD:Meyve salkımlarına verilen ad.

UNUTMA BENİ:Küçük mavi çiçekler açan bir bitki.

UPANAYANA:Hinduizm’de erkek çocukların öğrencilik yaşamının başlangıcını ve dinsel topluluğun tam üyesi olarak kabul edilişini simgeleyen tören.

UPANİŞAD :Vahiyle ulaştığı kabul edilen ve Veda döneminin sonunda ortaya çıktıkları için Vedanta diye bilinen kutsal Hindu metinlerini belirten Sankritçe sözcük.

UPAS:Cava adası yerlilerince silahların ucuna sürülen çok güçlü bitkisel zehir .

UPASAKA:Budizm’e inanan,ama herhangi bir manastır tarikatından olmayan kişi.

UPU:Uluslar arası Posta Birliğinin kısa yazılışı.

 

UR :Eski dilde kale hendeği. 

UR :Neoplazma.

UR: Ardahan ilinde bir ılıca ve madensuyu.

UR:Tümör.

URA :Osmanlılarda sınır nişanı.  

URA: Mersin’in Silifke ilçesinde antik bir kent.

URAGAN :Hızı saatte 120 km’yi geçen çok şiddetli ,yağmur getirmeyen fırtına.  

URAN :Sanayi, endüstri.  

URANOFOBİ:Göğe bakmaktan korkma.

URANÜS:Güneşe uzaklık sırasında yedinci olan ve güneş çevresindeki dolaşımını  84 yılda tamamlayan gezegen.

URARTU:Doğu Anadolu’da Van gölü ve çevresinde kurulmuş eski bir krallık.

URARTULAR:Tunç çağının sonlarıyla demir çağının başlarında merkezi kabaca Van gölü olmak üzere Doğu Anadolu’dan  bu günkü Türkiye’nin Ermenistan ve İran sınırlarının doğusuna kadar uzanan bölgede yaşayan halk.

URASA: Bir hastalığı kocakarı ilaçlarıyla iyileştirme çabası.

URASIYA:Eskiden okçulukta “vurmak amacıyla, hedefe yönelik” anlamında kullanılan sözcük.

URAY: Eski dilde belediye .  

URBAN :Çöl Arapları. Eskiden çöllerde yaşayan Araplara verilen ad.

URBANİZM :Mimarlığın şehir düzeni ile uğraşan kolu. Şehircilik. 

URD: İskandinav mitolojisinde,yaşlı bir kadın olarak tasarımlanan kader tanrıçası.

URDU (URDUCA):Pakistan’ın resmi dili.

UREBİ:Afrika’da yaşayan bir antilop.

URENA: Sıcak bölgelerde yetişen ve lifleri tekstilde kullanılan bir ağaççık. Kongo jütü de denilen otsu bir bitkiye ve bunun saplarından elde edilen liflere verilen ad.

URETRİT:İdrar yolu iltihabı.

URFAKEBABI:Bol maydanoz,domates ve soğanla koyun kıymasından yapılan bir tür şiş köfte.

URGAN:Keten,kenevir,jüt gibi türlü dokuma maddelerinden yapılan ince halat.

URİ : İsviçre’de kanton. 

URİM:Yahudilikte kullanılan kutsal büyük zarları ya da çubukları.

URK:Asmanın yada bostanın verdiği sürgün.

URKEKLİK:Kevdere de denilen,Doğu Anadolu’da ve Kafkasya’da yaşayan keklik cinsi.

URL: Web sitelerinin adresleri için verilen genel isim.

URMAK:Eski dilde vurmak.

URMİYE:Ortadoğu’nun en büyük gölü.

URNA:Ölülerin küllerini saklamaya yarayan vazo.

URODEL:Zoolojide kuyruklular.

URONİ: Kuzey Amerika’daki bir Kızılderili kabilesi.

URS (URAS) :Eski dilde düğün yemeği./Saadet, mutluluk.

URUBU:Tropikal Amerika’da yaşayan küçük bedenli akbaba.

URUÇ:Yukarıya çıkma,yükselme.

URULAR:Güney Amerika’daki Titicaca gölünde yaşayan yerli bir halk.

URUP:Arşın’ın sekizde biri uzunluğundaki ölçü.

US:  Akıl.

USA  :John Dos Passos’un ünlü üçleme romanı.  

USA VURMA: Akıl süzgecinden geçirmek,muhakeme.

USARE :Özsu.

USER.:Rize’de bir yayla.

USKOKLAR:On altıncı yüzyılda Osmanlı karşıtı Sırp,Hırvat,Arnavut,Dalmaçyalı kişilerden oluşan sınır çetelerine verilen ad.

USKUNA :İki direkli yelkenli bir gemi.

USKUPADOR:Savaş gemilerinde temizlik işiyle görevlendirilen er.

USKUR :Deniz taşıtlarının pervanesi. 

USKURU:Cıvata ve somunlardaki yiv.

USLU:Sofralık bir zeytin cinsi.

USRET(USR):Eski dilde zorluk, güçlük. Darlık, sıkıntı. Zor iş. Tıp.

USTABAŞI:Formen.

USTAŞA:Milliyetçi ve terörist,1929’da kurulan Hırvat derneği.

USTUFATO :Et  ve  sebzeleri,  kapak   kenarı   hamurla   iyice   kapatılmış   tencere  içinde  pişirme  yöntemi.

USTUNÇ: Taşınabilir cerrah araçları takımı.

USTURLAP: Özellikle gemicilerin kullandığı,gök cisimlerinin durumuna bağlı olarak konum belirlemeye yarayan aygıt. Gök cisimlerinin yükseltisini ölçmekte kullanılan araç.

USTURMAÇA: Aborda sırasında meydana gelebilecek çarpmaların etkisini azaltmak için gemi ile yanaşılan mevki yada iki gemi arasına konulan halat,ağaç,lastik vs.

USTURUPLU:Derli toplu.

USU:Japonya’nın Hokkaido adasında etkin bir yanardağ.

USUL :Alaturka müzikte tempo.

UŞ :  Kuş yuvası.

UŞAK: Erkek hizmetçi.

UŞAKKAPAN:Bebekleri kaldırdığı söylenen bir cins akbaba.

UŞEBTİ: Eski Mısır’da tahta,taş ya da pişmiş topraktan yapılan mezar heykelciği.

UŞİ:Osmanlı Devletinin Kuzey Afrika’daki son topraklarını da yitirdiği antlaşmanın adı.

UŞKARTMAK: Abartmak anlamında yerel sözcük.

UŞŞAK:Türk müziğinde bir makam.

UT : Utanma duygusu.  

UTA:Geleneksel Japon türkü ve şarkılarına verilen ad.

UTANGAN :Utangaç.

UTARİT  :Merkür.Güneşe en yakın gezegen.  

UTEKA  :Serbest bırakılmış cariyeler , veya köleler, azatlılar.  

UTEROMANİ  :Kadında cinsel isteğin hastalık derecesinde artması.  

UTERUS:Dölyatağı,rahim.

UTİLİTARİZM:Bir işin doğru olup olmadığını o işteki yarar ile ölçen ahlak sistemi.

UTME :Hünnap, iğde gibi zeytinimsi meyve.  

UTO: Eski Mısır inanışında yılan tanrıça.

UTRUŞ:Eski dilde sağır.

UTU:Sümerlerde güneş tanrısı.

UTUK:Moğol devlet örgütünde ulusla oymak arasında yer alan sosyal ve idari birim.

UVAKARİ: Güney Amerika ormanlarında yaşayan bir maymun cinsi.

UVALA:Düdenden daha geniş olan çukurlara verilen ad.

UVEA:Gözyuvarının pigment ve kan damarları içeren katmanı.

UVERTÜR: Genellikle müzikli bir sahne yapıtının orkestrayla çalınan giriş bölümü. Operada,perde açılmadan önce orkestranın çaldığı parça.

UVERTÜR: Pokerde oyunu açabilmek için gerekli el.

UVRİYERİZM:Toplumsal hareketin ancak işçilerin önderliğiyle yürütülebileceğini savunan öğreti.

UVVAR:Eski dilde dağ kırlangıcına verilen ad.

UYARLAMAK:Edebiyat yapıtlarını sinema,televizyon ve radyonun teknik olanaklarına uygun duruma getirmek.

UYGU: İki şey arasındaki uygunluk ilkesi.

UYKULUK: Kundak çocuklarının avucunda biriken kir.

UYKULUK:Kasaplık hayvanların timüs ve pankreas bezlerine verilen ad.

UYLUK:Bacağın kalçadan dize kadar olan bölümü.

UYNUK:Yayıkta yağı alınmış ayran.

UYUN :Gözler, pınarlar, kaynaklar.  

UYUNTU:Uyuşuk,tembel,miskin.

UYUŞUK:Bursa yöresine özgü bir peynir cinsi.

UYUTMA:İncir ve sütle yapılan bir tatlı.

UYUZ:Kaşındırıcı bir deri hastalığı.

UYUZOTU: Hekimlikte uyuza karşı kullanılan çiçekli bir bitki.

UZ:İyi,güzel.

UZ:Özbekistan’ın plaka imi.

UZAK: Nuri Bilge Ceylan’ın bir filmi.

UZAM:Bir nesnenin uzayda kapladığı yer. Mekan.

UZANIM:Nitelik, özellik, ölçü, boyut.

UZİ:İsrail yapımı suikast silahı.

UZLET:Toplum yaşayışından uzaklaşarak tek başına yaşama.

UZO:Yunan rakısı.

UZOM:Algılanan nesnelerin temel özelliği.

UZUNEŞEK: Bir çocuk oyunu.

UZUNGÖL:Trabzon’un Çaykara ilçesinde,1989’da tabiat parkı kapsamına da alınan,doğal güzelliğiyle tanınmış göl.

UZUNHAVA:Türk halk müziğinde bir türkü türü.

UZZA: Müslümanlık öncesi Kabe’de bulunan üç puttan biri.

UZZAL: Türk müziğinde bir makam adı.