Bulmacadaki kelimelere göre  hazırlanmış 

BULMACA SÖZLÜĞÜ  

 A B C Ç D E F G H I İ J K L M N

 O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z       [Ana Sayfa]

  Düzenleyen :

  Sabahattin ÖZTÜRK

 

VACLAV HAVEL:Şeytan Çelmesi, Buruk Ezgi, Bildirim gibi oyunları dilimize de çevrilmiş, 1989’da Cumhurbaşkanı seçilmiş Çek oyun yazarı ve devlet adamı.

VAFİR:Bol,çok.

VAFTİZ:Hıristiyanlıkta,ilk günahı silmek ve Hıristiyanlaştırmak amacıyla yapılan kutsal işlem.

VAGİNA:   Döl yolu.

VAGONET:  Küçük vagon.  

VAHAMET:Güçlük,korkulacak tehlikeli durum.

VAHDANİYET:Tanrının birliği,bir olması.

VAHDET:Birlik,teklik.

VAHİ:Boş,saçma.

VAHİD: Birim.

VAHİT:Bir,tek.

VAHİY (VAHY):İlahi duyuru. Bir fikir veya buyruğun Tanrı tarafından bir peygambere duyurulması.

VAİD:Bir kimseyi hatasını söyleyerek kötülükten koruma,doğru yola yönlendirme.

VAİŞYA:Hindistan’da tarım, hayvancılık ve ticaretle uğraşan üretici sınıfı kapsayan kast.

VAK (VAKAR):Eski dilde ağırbaşlılık.

VAKANÜVİS:Osmanlı tarihçisi.

VAKAŞLAR:Kuzey Amerika’da yaşayan Kızılderili bir halk.

VAKETA:İnek derisinden bir tür ince meşin.

VAKFE:Hac ibadeti sırasında Arafat’ın tepesinde bir süre durma.

VAKIF:Bir hizmetin yerine getirilmesi amacıyla,bir kimsenin belli koşullar ve resmi yollarla parasını ya da mülkünü bağışlaması.

VAKKAS  :Savaşçı,okçu. 

VAKUM:Boşluk.

VAKVAKIYE:İstanbul’da 1656’da ortaya çıkan ve Çınar Vakası da denilen büyük bir ayaklanma.

VAL:Yerbilimde,uzun ve geniş ağızlı çöküntü.

VALA: Yüksek,yüce.

VALA:Başörtüsü olarak kullanılan bir tür ipekli dokuma.

VALABİ:Avustralya’da yaşayan çeşitli otçul keselilerin ortak adı. Küçük yapılı bir kanguru cinsi. Kürkçülükte kullanılan kanguru derisine verilen ad.

VALAİS : İsviçre’de kanton. 

VALE: Otellerde görevli acemi ve genç eleman. Otellerde,müşterilerin arabalarını park etmekle görevli kimse.

VALE: Tiyatroda kurnaz uşak tiplemesine verilen ad.

VALERİYAN: Kediotu da denilen ve köksapı hekimlikte kullanılan bir bitki.

VALHALLA: İskandinav mitolojisinde,savaşta ölen kahramanların gittikleri cennet.

VALİNKA:Rus müziğine özgü bir tür gayda.

VALLA:Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde ünlü bir kanyon.

VALONLAR:Belçika’da yaşayan bir halk.

VALÖR:Bankaya yatırılan paraya uygulanacak olan faizin başlama tarihini belirten terim.

VAN: İri ve verimli kiraz çeşidi.  

VAN:Yarış atlarının taşınması için yapılmış kapalı taşıma aracı.

VANADYUM:Beyaz bir element.

VANDAL:Eski kültür ve sanat yapıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse ya da topluluk.

VANGA:Madagaskar’da yaşayan ötücü bir kuş.

VAPUR:Su buharı gücüyle çalışan gemi.

VAPURDUMANI:Koyu gri renk.

VARAGELE:Artvin yöresine özgü düz horon da denilen bir halkoyunu.

VARAGELE:Denizcilikte bir şeyi,bir yerden bir yere çekerek götürüp getirmeye yarayan halat.

VARAK:Yaprak.

VARAKPARE:Kağıt parçası.

VARAN:Tropikal bölgelerde yaşayan kimi kertenkelelerin ortak adı.

VARANT: Tüccar tarafından bir malın mağazaya teslimi üzerine kendisine verilen rehin senedi. Genel mağazaya bırakılan bir malı teslim eden bir malı teslim eden ve onun üzerinde rehin hakkı kuran emre yazılı senet.

VARBOMANİ:Aşırı biçimde konuşma eğilimi.

VARDA:Dikkat et,savul,destur anlamında bir ünlem.

VARDAKOSTA:Argo’da iriyarı ve gösterişli kadınlara verilen ad.

VARDAKOSTA:Eskiden kıyıları koruyan gemilere verilen ad.

VARDAMANA:Gemilerde korkuluk olarak kullanılan kalın halat.

VARDAPET:Ortodokslar’da dinsel aşamada bir mevki.

VARDELA:Yaklaşık üç santimetre genişliğinde yumuşak kösele şerit.

VARDUMAN:Salah Birsel’in bir şiir kitabı.

VARENİKİ:Suda haşlandıktan sonra erimiş tereyağı gezdirilerek sunulan beyaz peynirli bir ravyoli türü.

VARESTE:Bir şeyden kurtulmuş,bir şeyin uzağında.

VARGEL  :Herhangi bir makinenin bir doğrultuda gidip gelerek iş gören parçası.

VARGI:Mantıkta verilen bir önermeden çıkarsama yoluyla varılan sonuç.

VARİ  : Madagaskar’da yaşayan bir cins maymun. 

VARİDAT:  Gelirler.

VARİDAT:Akla gelen,içe doğan düşünce.

VARİDAT:Şeyh Bedrettin’in Tanrı,evren ve insan hakkındaki görüşlerini içeren ünlü yapıtı.

VARİDE:Gelen evrak. 

VARİL Bir petrol ölçü birimi. Küçük fıçı.

VARİS:Toplardamar genişlemesi.

VAROŞ:  Kent veya kasabada dış mahalle.  

VARSAĞI:Halk edebiyatına özgü,sekizli hece ölçüsüyle yazılan ve ilk dizesinde bre,be hey gibi bir ünleme yer verilen şiir türü.

VARSAKLAR : Güney Anadolu’da yaşayan ve halk edebiyatı şiir türlerinden birine adını vermiş olan Türkmen boyu.

VARSAYIM:Hipotez,faraziye.

VARSIL:  Zengin.

VARTA: Tehlikeli durum.

VARTAVAR:Doğu Karadeniz bölgesinde tulum eşliğinde horon oynayarak yapılan geleneksel yayla eğlencelere verilen ad.

VARUNA:Veda dininin en eski ve en büyük tanrısı.

VARYASYON:Belli bir temayı,değişik armoni,melodi ve ritimle süsleyerek yeniden çalma,çeşitleme.

VARYETE:Şarkı,dans,hokkabazlık,temsil gibi aralarında ilişki bulunmayan farklı oyunlardan oluşan gösteri.

VARYOS (VALYOS):Taş kırmak için kullanılan,iki ucu az keskin büyük çekiç,balyoz.

VASAL:Bir derebeyin himayesine girip kendini onun hizmetine adayan kimse. Orta çağda Fransa’da derebeyinin maddi ve manevi esareti altında bulunan kimse

VASATİ:Ortalama.

VASBAS: Ak gözlü ördek.

VASFİ:Niteleyen.

VASİ  :Bir yetimin veya akılca zayıf birinin malını yöneten kimse.

VASİ:Geniş,engin  

VASİLAKİ:Bozcaada’ya özgü şaraplık bir üzüm cinsi.

VASİSTAS:Pencere veya kapının üst yanında bulunan ve oda havasının değiştirilmesine yarayan açılır kapanır bölüm.

VAŞAK:Kedigillerden,kürkünden yararlanılan çok yırtıcı hayvan.

VAT:Saniyede bir jüllük iş yapan motorun güç birimi.

VATKA:Giysilerde omuzların dik durması için konulan parça.

VATMAN:Tramvay sürücüsü.

VATOZ:Zoolojide (Raja clavata) olarak tanımlanan,köpekbalıklarından,sırtında büyük dikenleri olan,kuma gömülü olarak yaşayan bir balık.

VATU:Bir Pasifik ülkesi olan Vanuatu’nun para birimi.

VATVAT :Yarasa,gece kuşu.

VAVEYLA:Çığlık. Feryat.

VAVUK: Gümüşhane-Bayburt karayolunda bir dağ ve geçit.

VAYANG:Endonezya’ya özgü bir gölge oyunu.

VAYBENİ:Trabzon’un Çaykara ilçesine özgü bir halkoyunu.

VAYDAH: Afrika’da yaşayan bir tür ispinoz kuşu.

VAZ:Konma,konulma.

VAZALAK:Geveze,sözünü bilmez anlamında yerel bir sözcük.

VAZEDİLMİŞ: Konulmuş.

VAZEKTOMİ:Erkekte er suyu kanalının kısırlaştırma yada enfeksiyonu önleme amacıyla kesilmesi. Kısırlaştırma.

VAZELİN:Ham petrolden çıkartılan bir tür mineral yağ.

VAZETMEK:Koymak.

VEBAL:Günah.

VEBER:Bazı bitkilerde ve yapraklarda görülen tüycük.

VEBR:Eski dilde ak tavşana verilen ad.

VECA :Ağrı.

VECD:Sevgi veya heyecandan doğan coşkunluk,kendinden geçme.

VECİ:Sızlatan,ağrı veren.

VECİBE:Boyun borcu,ödev. Yükümlülük.

VEÇHE Yön.:

VEÇHİLE: Gereğince.

VEDA: Hinduların kutsal kitabı.

VEDAT:Sevgi,dostluk.

VEDİA :Emanet.İnam. 

VEGA:Eski dilde gürültü. Savaş.

VEGA:Kuzey gökkürenin en parlak yıldızı.

VEHAMET:Tehlikeli son.

VEHBİ:Allah vergisi.

VEHHAB:Çok bağışlayan.

VEHİM:Kuruntu.

VEHİP:Cömert kimse.

VEJETALİN:Bazı bitkilerden çıkarılan ve sadeyağ yerine kullanılan katı yağ.

VEJETARYEN:Et yemez.  

VEJETASYON:Bitki örtüsü.

VEKİLHARÇ:Bir konağın alışverişini yapmakla görevli kimse. Kahya.

VEKTON:Tasım mantığında, bir önermenin anlamı.

VELADİKA:Osmanlı devletinde Karadağ prenslerine verilen unvan.

VELAYET: Sözünü geçirme,otorite.

VELENA:Yelkenli gemilerde iki direk arasındaki istiralyalar üzerine açılan üçgen yelken.

VELENSE:Bir yüzü uzun tüylü,kalın ve ağır battaniye.

VELEV:İster,isterse,olsa da,kaldı ki,hatta..

VELHASIL:Sözün kısası,kısacası.

VELİBAH:Çerkez mutfağına özgü, içine patates konularak yapılan bir tür gözleme.

VELİCANTEPE: Adana kenti yakınında bir höyük.

VELİD:Köle.

VELODROM:Bisiklet yarışı için hazırlanmış pist ve tribünlerden oluşan yapı.

VELUR:Kadife.

VELUTE:Yağ,un ve et suyu katılarak hazırlanan özel sos.

VELÜT:Çok eser veren sanatçı.

 

VELVELE:Gürültü,bağrışma.

VEMİZ:Bulut arasından görünen ışık.

VENA:Toplar damar.

VENDETTA:Korsika’ya özgü kan davası.

VENGE:Tropikal Afrika’da yetişen ve açık damarlı,siyahımsı esmere dönüşen esmer renkte,daha çok kaba dokulu,sert ve ağır bir odun veren ağaç.

VENİ-VİDİ-VİCİ:Roma imparatoru Sezar’ın geldim,gördüm,yendim anlamındaki ünlü sözü.

VENÜSTRAFOBİ:Güzel kadınlardan korkma.

VERA:Arka,geri,öte.

VERA:Tanrı saygısı ve ahret kaygısından ötürü günah işlemekten titizlikle kaçınma.

VERA:Tropikal Amerika’da yetişen çok sert bir ağaç.

VERANDA:Camlı taraça.

VERÇENİK: Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde Kaçkar dağlarında ünlü bir yayla.

VERDELA:Yaklaşık 3 cm genişliğinde yumuşak, kösele şerit.

VERE:Bir kalenin yada berkitilmiş bir yerin teslimi.

VERESE  :Varisler.  Mirasçılar.

VEREV:Bir köşeden karşı köşeye doğru kesilmiş,katlanmış veya konulmuş olan.

VERGİ:Kamu hizmetlerine harcanmak için hükümetin,yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para.

VERİGO:Kıbrıs’a özgü,iri ve pembe taneli bir üzüm cinsi.

VERİMAY:Halk dilinde Eylül ayına verilen ad.

VERİT:Eski dilde siyah kan damarı,toplardamar.

VERİTABANI:Bilgisayar   kullanımında   çözüme   erişmek  için  işlenebilir  duruma  getirilmiş  bilgi ortamı.

VERİZM: İtalyan edebiyatında 19. yüzyılda ortaya çıkan gerçekçilik akımı.

VERMİYON:Nar çiçeği rengi.

VERMUT:Bir çok bitkiyle özel bir koku verilmiş,tatlı,bir tür şarap.

VERNİK:Özellikle ahşap yüzeyleri korumak için sürülen bir cins cila. Sürüldüğü yüzeylere parlaklık ve kayganlık veren bir cila türü.

VERNİYE:Doğrusal yada dairesel boyutların ölçülmesinde,ölçme duyarlığını artıran,çok küçük boyutların ölçülebilmesini sağlayan düzen. Doğrusal yada dairesel çok küçük boyutların ölçülebilmesini sağlayan düzenek.

VERONİKA:Botanikte (Artemisia) olarak tanımlanan,başka bir adı da yavşan otu olan,sıracagillerden,mavi ve beyaz renkte çiçekler açan bir bitki.

VERSİYON:Değişik biçim.

VERSO :Açık bir kitabın solda kalan sayfası,arka sayfa.

VERTİGO :Baş dönmesi. 

VESAYET: Koruyuculuk.

VESİKALI YARİM: Lütfi Ömer Akad’ın bir filmi.

VESİM:Güzel.

VESİMPAŞA:Girit ablukasında ve 1877 Rus savaşında yararlılıklar göstermiş,Osmanlı devletinin son kaptanı deryası.

VESPA:Bir tür ufak ve hafif motosiklet.

VESVESE:Şüphe,kuruntu.

VETARAN: İlerleyen yaşlarında spora devam eden kişilere verilen ad. Tecrübeli oyuncu. Üst yaş grubundaki sporculara verilen ad.

VETERANUS:Eski Roma’da artık emeklilik hakkını elde etmiş olan asker.

VETİRE:Eski dilde süreç.

VEZNECİ :Terazi yapıp satan kimse.

VİBRAFON: Bir dizi çelik dilden oluşan vurmalı çalgı.

VİBRİYON:Virgül biçimindeki bakteri.

VİCAHİ:Yüz yüze olan veya yapılan,yüzüne karşı olan.

VİDALA:Çanta ve ayakkabı yapımında kullanılan sepilenmiş dana derisi.

VİDANJÖR:Foseptik kuyularındaki pis suları çekmeye yarayan makine.

VİDO:Bezik,tavla gibi oyunlarda ortaya konan parayı iki misline çıkarma.

VİGLA:Gemilerde pruva direkleri üzerinde yer alan gözetleme yeri.

VİKAYE : Koruma,esirgeme,gözetme.  

VİKONT: Latince de yardımcı anlamına gelen vice sözcüğünden türemiştir.Eşine Vikontes denilir.

VİKTORYA: Önünde arabacı,arkasında uşak yerleri bulunan iki kişilik at arabası.

VİKTORYA:Afrika’da Uganda,Kenya,Tanzanya arasında bölünmüş olan göl.

VİLLA:Yazlıkta yada kent dışında bahçeli ve güzel ev.

VİLNİUS:Litvanya’nın başkenti.

VİMANA: Hindistan’da piramit damlı tapınaklara verilen ad.

VİNA: Hint müziğinde kullanılan bir grup telli çalgıya verilen ad. Kalın bir değnek üzerine monte edilmiş dört teli ve sesi yankılayan iki asma kabağı olan gitar.

VİNTER :Ağaç çemberler  üzerine örülmüş  torba biçiminde balık ağı. 

VİNTERİZE:Donma olayına neden olan bileşiklerden arındırılmış yağlar için kullanılan sözcük.

VİNYET:Bir kitabın sayfalarını süsleyen antet,süslü harf gibi motif.

VİOLA:Kemana benzer büyük bir çalgı.

VİPİT :İngiltere’de yarış köpeği olarak kullanılan küçük tazı.

VİRA :Denizcilikte maçuna ve başka makinelerin çevrilmesi için verilen komut.

VİRE:Durmadan,habire.

VİRELAİ: Fransız edebiyatına özgü,dört bentten oluşan bir şiir türü.

VİRMAN:Bankacılıkta bir hesaptan başka bir hesaba para aktarılması.

VİROLOJİ:Virüslerin incelenmesini konu edinen bilim dalı.

VİRT:Dinsel bir sözü sürekli yineleme.

VİRTÜÖZ:Herhangi bir müzik aracını büyük ustalıkla çalabilen sanatçı.

VİSAK:Bağ.

VİSAL:Sevgiliye kavuşma.

VİSAMİRAL:Amiralden bir rütbe küçük deniz subayı.

VİSKOZ:Selüloz türevlerinin üretilmesinde kullanılan koloidal selüloz çözeltisi.

VİSKOZİTE:  Ağdalı,koyu kıvamlı bir maddenin özelliği,ağdalık.

VİSKOZİTE:Bir akışkanın çekim ve sürtünme kuvvetleri nedeniyle akma eğilimine karşı gösterdiği iç direnç.

VİST: Briçin atası olan kağıt oyunu.

VİŞNAP:Vişne ile kirazın melezlenmesiyle elde edilen meyve.

VİTAL  :Bitki. 

VİTALİZM:Hem ruhtan hem de organizmadan ayrı olan ve tüm organik etkinliklerin temelinde bulunan bir yaşam ilkesinin var olduğunu öne süren öğreti.

VİTAMİN:Hayvani metabolizma için gerekli olan ve organizmaya besin ya da ilaç olarak dışarıdan sağlanan biyokatalizör madde.

VİTİR:Yatsı namazından sonra kılınan üç rekat namaz. 

VİTRAY:Birbirine bağlı kurşun bölmelere yerleştirilmiş renkli cam parçalarından oluşan,saydam pencere süslemesi veya resim.

VİTRAY:Renkli cam parçalarından oluşan pencere süslemesi ya da resim.

VİTRİFİYE: Camlaşmış,camsı.

VİVİPAR: Tohumları ana bitki üzerinde çimlenen bitkilere verilen ad.

VİYA:Dümeni ortaya alarak gemiyi bulunduğu doğrultuda yürütme.

VİYADÜK:Bir vadi yada ırmak üstüne kurulan yüksek ve uzun köprü.

VİYOLA:Kemana benzeyen,kemandan büyük bir çalgı türü.Alto.

VİYOLONSEL :Çello’da denilen telli bir çalgı. Viyoladan büyük,kontrbastan küçük bir orkestra çalgısı.

VİZİTE:Bir muayene için hekime ödenen ücret.

VİZON:Sansargillerden,kürkü çok beğenilen memeli bir hayvan.

VİZÖR:Bir çekim aygıtına takılan ve görüntüleri sınırlamaya,kimi zamanda ayarlamaya yarayan düzenek.

VİZYON:Gösterim.

VLAMİNCK:Fovizm akımının kurucularından olup özellikle manzara resimleriyle tanınmış Fransız ressam.

VN : Vietnam plakası.  

VODVİL:Hareketli,eğlenceli bir konuya dayanan,şarkılara da yer verilen hafif güldürü.

VOKABÜLER  :Bir dilin söz varlığı. Küçük sözlük.

VOKAKA:Madagaskar’da bazı törenlerde içilen kutsal içki.

VOLAN:Bir hareketi bir mekanizmaya aktaran yada makinelerde hareketin hızını düzgün tutmaya yarayan tekerlek.

VOLAN:Kadın giysilerinin etek ucu,kol gibi yerlerinde verev kesilmiş kumaştan yapılan süs.

VOLAPÜK:Bin sekiz yüz yetmiş dokuzda ortaya atılmış yapay bir dil.

VOLATİLİTE:Piyasadaki fiyatların belli bir süre içindeki oynaklığı yada dalgalanması.

VOLİ:Argo’ da vurgun, kazanç, kar.

VOLİ:Balıkçı kayıklarının balıkları çevirmek için denize fırdolayı ağ salmaları.

VOLONTARİZM :Akla ve bilmeye değil de iradeye üstünlük tanıyan,ruhsal olayların ve bilgi sürecinin temelinde iradeyi gören bilim dışı öğreti. İstenççilik.

VOLOŞİNOV  :Sovyet edebiyat eleştirmeni Mihail Mihailoviç Bahtin’in takma adı.

VOLOVAN:Fransız mutfağına özgü bir tür börek. Yaprak hamuru(milföy) ile hazırlanan bir çeşit soslu börek.

VOLTA: Argo’da,aşağı yukarı gidip gelmeye verilen ad.

VOMBAT:Avustralya’da yaşayan,otçul ve iri bedenli keseli hayvan.

VONA:Ordu’nun Perşembe ilçesinin eski adı.

VONOZ  :Uskumru, sardalye, kolyoz gibi balıkların ufağı.  

VOYAGE: İngilizcede uzun deniz yolculuğu.

VOYNUK :Osmanlı devletinde Bulgarlardan oluşturulan bir asker sınıfı.

VOYVODA:Osmanlıların Eflak ve Buğdan Boğdan) beylerine verdikleri bir unvan.

VTOL:Düşey kalkışlı bütün hava taşıtlarını belirten genel terim.

VUADET:Güçlük.

VUALET:Kadın şapkalarına konulan ve yüzü örten ince tül.

VUDU:Antil Adalarında,özellikle Haiti’de yaşayan kara derililerin dini.

VUKUF:Anlama,bilme,bilgi.

VURAÇ:Tokaç,raket.

VURU:Kalbin gevşeyip kasılmasından ileri gelen kımıldanışı,vuruş.

VUŞU: Kungfuya benzer Çin kökenli bir dövüş sporu.

VÜKELA:Bakanlar,vekiller.

VÜSAT:Genişlik.

WALLPAPER:Bilgisayarda duvar kağıdı.Kullanıcı tarafından seçilen ve ekranın zeminini süsleyen desen.

WAP(Wireless Acces Protocol) :Telsiz erişim protokolü.Cep telefonu abonelerinin sınırlı bir kanaldan internete erişimlerini sağlayan protokol.

WEBMASTER:Site şefi.Bir ürün sitesinin bakımı ve sunucunun iyi işlemesi,yeni ürün belgelerinin hazırlanması gibi yükümlülükleri olan uzman.

WELLİNGTON:Yeni Zelanda’nın başkenti.

WHO:Dünya Sağlık Örgütü.

WİMBLEDON:Dünyanın en eski ve en tanınmış tenis turnuvası.

WMO:  Uluslar arası Meteoroloji Birliği.  

WOK: Çin mutfağına özgü,harlı ateşte kızartma yapmaya özgü bir tür tava.

WOP:Makarnacı.İtalyan.