|
Orijinal Tespitler, notlar
Orijinal
Tespitler,notlar >>>>>
İbretler, fıkralar, kıssalar
Kim Gâvur?
Tiksindiğiniz
şeyi için
Öldükten Sonra
Dirilenler
Referansım
Allah'tır
Vücudunda manevi
bir zırh (cevşen) vardı
Çocuğunuza
Kuran Okumayı Telkin Ettiniz Mi?
Geçti artık!
İpin hesabı

Kitaplardan Notlar
Reis bey - N.F.Kısakürek
Gönül Doktoru -
Yaşar Kandemir
Minyeli Abdullah
- Hekimoğlu İsmail
Veda Hutbesi
Güzel Sözler (Der:
Veyis Susam)
Şeyh Edebali'nin Osman Bey'e
Vasiyeti
Unutmayın -
Y.Bahadıroğlu

Zemzem- Mevlüt Özcan
H.Fettahoğlu'dan "Çiğ
Köfte" tarifi
Karadeniz
Bölgesi yemekleri
Duânın manyetik gücü ve tedâvi
Bizim müziğimiz ruha seslenir

Gıybet - Veyis
Susam
Evvabin Namazı - Hamdi
Döndüren
Şeçme şiirlerden
Çanakkale
Şehitlerine-Mehmet Âkif Ersoy
Sakarya Destanı - Necip Fazıl
Kısakürek
Sen - Ali Ulvi Kurucu
Sultanım
Efendim - Ali Ulvi Kurucu
|
Ali Ulvi Kurucu'yu anarken...
Merhum şair Ali Ulvi
Kurucu'yu 27.02.2000 tarihinde Medine-i
Münevvere'deki evinde ziyaret etme imkânı
bulmuştuk. 2000 yılı hac dönemi Sinop'tan
görevli olarak Hacca gittiğimizde önce Medine'ye
geçtik. O mübarek beldede bir pastanedeki
hemşehrimiz bizi minübüsüyle Ali Ulvi hocanın
evine götürdü. Dış avlusu iki metre
yükseklikteki duvarla çevrilmiş, bahçeli bir ev.
Bizi misafir odasına buyur ettiler. Bize kısa
bir sohbette bulundu. İlim adamının hali başka
oluyor.
Her hali, her sözü ibret ve ders veriyor.
Gözlerine bakınca sanki maveraya bakıyormuş gibi
oluyor insan.
Benim aklımda "Ey
ömrünü bir gayeye
vakfeyleyen insan" diye başlayan şiiri
vardı. Sormak geçti içimden. O mübarek ben daha
birşey demeden, vaktiyle yazdığı bu şiirden
bahsederek, siz benim kabul olmuş dualarımsınız
dedi ve gençlikten ümitvar olduğunu dile
getirdi. O gün bir arkadaş fotoğraf makinası
getirmişti yanında. Ben bunu öğrenince,
"Efendim, dedim, arkadaşta fotoğraf makinası
var, beraber resim çekilebilirmiyiz.?" "Hay hay"
dedi hemen. Hem birlikte, hem de onun yalnız
resmini çektik. Resimleri arkadaşım Hac dönüşü
adresime postaladığı zaman çok sevinmiştim.
Çünkü benim için unutulmaz bir hatıraydı.
03.02.2002 de Rahmeti Rahmana kavuştuğu zaman
biz yine Hacdaydık ama Mekke'de olduğumuz için cenazesinde
bulunamamıştık. Vefatını daha sonra Hac dönüşü
öğrendik. Ruhu şad olsun. Bu güzel insanı hep
hayırla anıyoruz.
Ali Ulvi Kurucu ile
beraber
Ali Ulvi Kurucu 27.02.2000
|
|
|
Mahlukata şefkat ve merhamette
güneş gibi ol
İnsanların ayıbını örtmekte gece gibi ol
Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol
Hilmiyet ve ağır başlılıkta ölü gibi ol
Sehavet ve cömertlikte akan sular gibi ol
Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol !
Mevlâna Celâaleddin-i RUMİ
|
Seçilmiş Yazılar
Kalbimizi kaydırma - İ.LütfiÇakan
Kalb-i Selim Götürmek -
A.Taşgetiren
Takva -Ali Ulvi Kurucu
Kâbe - Şâmil İA
Rasûlullah'a
Mektup -Rukiye Aslan
Peygamber
Bize Gelse - M.Karabaşoğlu
İslamda Şehid ve Şehidlik
- M.Emin Parlaktürk
İslâm Ve
Evrensellik - Hüseyin Demirtaş
Ebu Eyyub’un Bahçesinde -
Yusuf Özcan
Mir'at-ül Memalik
- Seydi Ali Reis
Sinop'u ziynetlendiren
Seyyid Bilâl
Seyyid İbrahim Bilâl
Hazretleri
Dışarda deli
dalgalar; Sinop’u oyalar - N.Sevindi
Sinop ile ilgili genel
bilgiler
Geçmişe Yolculuk
Neden Mümkün?
|
"Atta..''
Akşam gazetesinin
yazarlarından Cenk Koray vefat etmeden
önce köşesinde son defa anlattığı fıkrada ebedi
yolculuğu işleyerek aynen şunları
yazdı:
Azrail
Temel odasında
oturmuş televizyon seyrederken, birden içeriye
Azrail'in girdiğini görmüş. Anlamış ki, terk-i
dünya edecek. Ölmek de istemiyor. Acaba Azrail'i
kandırabilir miyim diye geçirmiş içinden. Sonra
da en iyisi bebek taklidi yapayım, belki acır
affeder diye düşünmüş. Sırt üstü yere uzanmış,
ayaklarını ve kollarını yukarıya kaldırarak
Azrail'e seslenmiş.
- Inga, ınga, ınga.
Azrail yaklaşmış,
kucağına almış Temel'i ve konuşmuş:
- Hadi canım,
atta, atta, atta!
-Akşam
Gazetesi-
24.07.2000 Akit gazetesinden |
|
Saatin zinciri dolunca eylemez tık tık,
Vakti merhun gelince ruha derler
çık çık,
Hakka kulluk eyle!
Zira âhirette dinlemezler hık
mık...
Gönenli Mehmet Efendi |
|
|
Geceyarısı
telefon
Gecenin
bir yarısı saat 03.30 civarında telefonu çaldı.
Telefondaki ses annesinin sesiydi.
Adam,
uyku sersemliği ile; "Ne var anne, ne istiyorsun
bu saatte, neden beni rahatsız ettin? Sabah
arasan olmaz mıydı?" diye üzücü sözler sarfetti.
Annesi
biraz buruk, bir de ağlamaklı bir ses tonu ile;
"Bundan 35 yıl önce tam bu gece yarısı, 03.30'da
sen de beni rahatsız etmiştin. Doğum günün kutlu
olsun" diyerek telefonu kapattı.
.Ekim.2004
- Vakit |
|
|