Geçmiş Zaman Olur ki... 

 Gazetelerden Ayancık  Haberleri

 (1)  (2)  (3)

     Sayfa- 1                                     (Ana Sayfa)                                                               Eski Ayancık Gazetelerinden>>>

 spor ihtiyaçlarına  cevap veren sahalar olmuş durumdadır.

Samsun ile Zonguldak arasındaki tek nizami saha Ayancık'tadır. Sahayı Belediye bir kontralit fabrikası için arsa olarak satmış ve iki yıl sonra da geri almıştır. Belediye, sahayı şimdi şahıslara parsellemekle meşguldür.

Bir zamanlar bütün Ayancık gençliğinin ziyaret yeri olan kulüp binası ise 40 seneden beri tamir görmemekten dolayı harap olmuş vaziyette. 1963 yılında ilçeye gelen zamanın Devlet Bakanı Necmi Öktem, kendisine ricaya gelen halka yardım vaadediyor. Bakan, binanın tapusunun Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğüne devredilmesi şartıyle onarım ve bakımının sağlanacağına söz veriyor. Bina sahibi ve federe bir kulüp olan Gençlikspor'a da 50 yıllık işletme hakkı tanınıyor. Gençlikspor idarecileri, Bakanın sözüne güvenerek binanın tapusunu devrediyorlar. Bugün aradan dört yıl geçmiş olmasına rağmen binaya hâlâ bir tek çivi bile çakılmış değil. Bina bugün balkonu çökmüş, camları kırılmış, çatısı açılmış vaziyette harabeye dönmüş, kulüp idarecileri Bakana inanmış olmanın pişmanlığı içinde bulunuyorlar.

Son on senedir futbolda birtek mağlubiyet almamış olan Ayancık Gençliksporlular, boş arsalarda soyunup maça çıkarlarken, ilgililerin ağzından eksilmeyen sporu yurda yayma, spor tesisleri kurma sözlerinin mânasını iyice anlamış vaziyetteler

  GENEL MÜDÜRLÜK MALI- Beden Terbiyesi Tesisler Dairesinin

  4 yıldır tek bir çivi çakmadığı Ayancık Spor Kulübü binası.

4 yıl önce "Tapuyu verin yaptıralım"

dediler; tapu verildi amma...

Genel Müdürlük

Ayancık'ı unuttu 

          Cumhuriyet - 1967   AYANCIK  (Özel)

Türkiye'de Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğünün spor tesisleri konusundaki tutumuna en güzel örnek, Ayancık Gençlik Kulübünün tesislerinin bugünkü durumudur.1930 yıllarının Ayancık'ında Atatürk'ün çağrısına uyarak Ayancık'lılar tarafından kurulan ve bütün ihtiyaçlara uzun müddet cevap vermiş Kulüp binası, futbol, voleybol, basketbol sahaları, tenis kortu ve atletizm pisti bugün artık üzerinde binalar yapılmasını  bekleyen arsalar, boş arsalar da gençlerin

8.Nisan.1970-

(Tercüman/Spor gazetesi)

     Üç sene süren bir inşaat sonunda, Ayancık modern bir stada kavuşmuştur. 811 bin 756 liraya mal olan Ayancık stadının inşası tamamen Belediye tarafından yapılmış ve masrafları karşılanmıştır. 

      Şimdilik üçbin kişi ala-bilecek durumdaki stad-yum Karadeniz kıyısında güzel manzarası ile de göz doldurmaktadır.

İleri bir tarihte, stadyum 10 bin kişiye çıkarılacaktır. Fotoğrafta Ayancık'ın yepyeni şirin stadı görül-mektedir.(THA)

Resimde damadın şahitliğini yapan Bülent Ecevit gelin Hatice Övet'i tebrik ederken görülüyor

ve Sinop milletvekili Fikret Övet Rize milletvekiliyle halay çekerken görülüyor              

 Nişanlısı Milletvekili olmasını

 şart koşmuştu

                      8.Ağustos.1971- Saklambaç

Öcal KARAKAŞ - AYANCIK   

 Sinop Milletvekili Fikret Övet "Seninle ancak milletvekili olursan evlenirim" diyen nişanlısıyle milletvekili olduktan ancak iki yıl sonra maaş farklarını alınca evlenebilmiştir.

Maaşının azlığı nedeniyle düğününü bu zamana kadar geciktirdiğini söyleyen 40 yaşındaki milletvekili, Sinop'un tanınmış şahıslarından Osman Karagülle'nin kızı Hatice ile dünya evine girdikten sonra "Muradımıza erdik" demiştir.

   19.Aralık.1971-Pazar "Tercüman" gazetesi

YUVARLANAN  KAYA

5  KİŞİYİ  ÖLDÜRÜP

24  BİNAYI  YIKTI

Ayancıkta meydana gelen

toprak kayması yüzünden

üç kişi de ağır yaralandı

   YURT HABERLERİ SERVİSİ

Bir süredir devam eden yağışlar sebebiyle Sinop'un Ayancık ilçesinde meydana çelen toprak kaymasında beş kişi ölmüş, üç kişi yaralanmış, 24 bina da yıkılmıştır.

Dün sabaha karşı 04.00 sıralarında fazla yağışlar yüzünden, Ayancık ilçesinin Batı kesimindeki yüksek tepeden kopan büyük bir Kaya parçası ile beraberinde sürüklediği toprak ve taşlar kasabanın içerlerine kadar inerek, onaltı ev, sekiz dükkânın yıkılmasına sebep olmuştur. İlçe halkının uykuda bulundukları bir sırada meydana gelen toprak kayması, evlerinde uyumakta olan Ali Demir, Fatma Demir, Hamdi Demir, Arif Kabasakal ve Makbule Kabasakal ismindeki

şahısların ölümüne, üç kişinin de ağır şekilde yaralanmasına yol açmıştır. Yaralılar Sinop Devlet Hastanesinde tedavi altına alınmışlardır. İlçe halkını büyük bir üzüntüye boğan olaydan sonra Başbakan Nihat Erim, Sinop Valisi İsmail Dokuzoğlu'na bir telgraf çekerek, üzüntülerini bildirmiş, felâkete uğrayan vatandaşlara derhal yardım edileceğini söylemiştir. Başbakan Erim, İmar ve İskân Bakanlığından yardım için gerekli tedbir alınmasını istemiştir. Felâketzedelere yardım için ilk olarak acil yardım fonundan onbeşbin lira ve Kızılay tarafından çadır ve yiyecek malzemesi gönderilmiştir.

   22.Aralık.1971 Günaydın gazetesi

Dağdan kopan dev kaya önüne geleni 

   bir lokomotif gibi çiğneyip geçti...       

   Öcal Karakaş AYANCIK'tan bildiriyor.

Sinop'a bağlı Ayancık ilçesinde meydana gelen heyelan sonunda yerle bir olan evden sapasağlam kurtulan Semra (15) ile Sabriye Tarakçı (20) kardeşler "Dede ve ninemiz çığlık dahi atamadan öldü" diyerek durmadan ağlamaktadır.

"KIYAMET KOPUYORDU SANKİ!"

"Gök delinmişçesine yağmur yağıyordu. Kuvvetle esen rüzgârın kiremitleri uçurmasından korkuyorduk. Birden ortalık gündüz gibi aydınlandı. Arkasından elektrikler kesildi. Her yer kapkaranlık oldu. Hepimiz olduğumuz yerde donup kaldık. Kulakları âdeta sağır eden bir uğultu büyüdükçe büyüdü. Kıyamet kopuyordu sanki. Korkunç bir çatırtı duyduk. Bir anda boşluğa uçtuk..."

Bu sözleri Ayancık'taki faciada dedeleri Arif ile nineleri Makbule Kabasakal'ı kaybeden Sabriye (20) ve Semra Tarakçı (15) adlı kardeşler söylüyordu. Hâlâ olayın etkisinden kurtulamamışlardı. Devamlı olarak ağlıyor ve sinir krizleri geçiriyorlardı.

Taş yığını haline gelen evlerinin altından sağ salim çıktıklarına inanamayan genç kızlar ikide bir "Hakikaten yaşıyor muyuz?" diye etrafındakilere hayretle soruyorlardı.

"BİR ANDA BOŞLUĞA UÇTUK..."

Sabriye ile Semra zaman zaman dalıyor ve müthiş olayı kesik kesik anlatmaya çalışıyordu:

"-Dedemizle ninemiz yandaki odadaydılar. Tüyler ürperten korkunç çatırtı ilkin orada patladı. Sonra bizim odanın duvarı bir anda parçalandı. Bütün bunlar saniye farkıyle oluyordu. Bir anda boşluğa uçtuk. Düştüğümüz yerdi. Üstümüze çaprazlamasına devrilen bir kalas bizi ölümden kurtardı. Bütün bina tepemize yıkılmıştı. Zor nefes alıyorduk. Böylece kaç saat kaldık bilemiyoruz. Ama bize asırlarca taş ve toprağın içinde kalmışız gibi geliyor. İşte o zaman her şeyin bittiğini sandık. Sonra bizi kurtardılar. Bütün bunları rüya gibi hatırlıyoruz."

KAZANIN BİLANÇOSU : 5 ÖLÜ

Ayancık tepesindeki kayaların heye-lan sonunda yuvarlanmasıyle meydana gelen faciada beş kişi öldü, iki ev tamamen yıkıldı ve 15'e yakın bina da oturulmaz hale geldi.

Bir mermi hızı ile, bir kâbus gibi şehrin Üzerine inen kayanın yıktığı bir yuva. Ayancıklılar "Kader" diyorlar, "Elden ne gelir ki." Fotoğrafta, kayanın darmadağın ettiği bir ev görülüyor.

Semra ve Sabriye Tarakçı'nın feci bir ölümden kurtuldukları evde dedeleri Arif Kabasakal ile nineleri Makbule ezilerek can verdi. Ahmet Demir, eşi Fatma ve oğulları ortaokul öğrencisi Hasan facianın kurbanı oldular.

200 metre yükseklikten yuvarlanan kayalar dağdan inan ölümdü ve Ayancıklılara 1971'in en acı günlerini yaşattı...

8.Eylül.1975 Günaydın gazetesi

Ayancıklı balıkçılar barınak istiyorlar

Birhan  ERKAN- SİNOP- Geçimlerini balık avcılığı ile sağlayan Ayancıklı balıkçılar kentlerine bir barınak yapılmasını istemektedirler. Özellikle kış aylarında açık deniz kenarında teknelerini, bırakmak zorunda kalan balıkçılar, dalgaların tesiri ile motorlarının hasara uğradığını söylemektedirler. Kış mevsiminin yaklaşması ile birlikte balıkçılar sahile yaptıkları derme çatma barakalar altında teknelerini muhafaza etmeye çalışmaktadırlar.

 ALMAN  LOKANTACI  KAÇAN  KARISI  İLE

(Tercüman-18.Haziran.1969)

“Grönland’a kaçsalar

bulacağım onları!..

YANDA RESMİ GÖRÜLEN İŞÇİ İLE KAÇAN KARISINI ARAYAN ALMAN LOKANTACILAR KRALI İSTANBUL'A GELDİ

Alman lokanta kralı bir Türk’e kaçan karısını Ayancık’ta arıyor…

İSTANBUL

Almanya’nın lokanta kralı Makro Zrno adında bir milyoner, Sinop’lu Hüseyin Çelik ile kaçan karısını bulana dörtbin mark mükâfat vaat etmiştir.

Otuzbeş yaşındaki Al-man milyoner, gönül hırsızı Hüseyin ile kaçan güzel karısı Liane Zrno’nun, arabası ile onbin lira parasını da aldığını iddia etmiş ve “Değil Sinop’a, Grönlanda kaçsalar yine de bulacağım onları” demiştir.

SİNOPLU HÜSEYİN ÇELİK

Almanya’nı Hagen şeh-rindeki birçok lokanta ve birahanenin sahibi olan Mar-ko Zrno, karısının Sinop’lu Hüseyin’le kaçtığını öğrenir öğrenmez deliye dönmüş ve hemen Türkiye’ye hareket ederek soluğu İstanbul Emni-yet Müdürlüğünde almıştır.

Meramını el hareketleri ve mimiklerle anlatmaya çalışan Zrno, Almanca ve Yugoslavca konuştuğu için emniyet men-supları sözlerinden bir şey anlayamamış, bunun üzerine Sirkeci’deki bir otelden tercü-man çağırılmıştır. Bu arada heyecanından, bardak bardak su içen Alman milyoner, olayı şöyle anlatmıştır. “Hüseyin ile bir ay kadar önce lokantamda tanıştık. Devamlı müşterimiz olduğu için, 

evvelce de aşinalığım vardı. Her zaman bana Sinop’lu olduğunu, Türk olmasına rağmen Almanları çok sevdiğini söylerdi. Sami-miyetimiz ilerlemiş, hatta bir keresinde bana tabanca hediye etmek istemiş, fakat kabul etmemiştim. Karıma karşı centilmence davranır iltifat ederdi. Nihayet geçen ayın yirmi dokuzunda sabah karımı

yanımda bulamadım. Alt kattaki komşulara sordum. “Her zaman gelen Türk’le gitti” dediler. Ancak giderken yeni aldığım arabamı, onbin lira paramı ve bazı eşyalarımı da götürmüşler.”

POLİS KAÇAN KADINI BULDU

Polis, Hüseyin Çelik ve Alman sevgilisini İstanbul’da aramış, fakat soruşturmayı derinleştirince Sinop’un kazası Ayancık’ta olduklarını tespit etmiştir.

Bugün Ayancık’a gidecek olan lokantacı, “Karımı affetmeye hazırım yeter ki o bana dönsün, onsuz hayatın manası yo” demiştir.

Marko Zrno, ayrıca karısının bulunduğu yeri kısa zamanda tespit eden Türk Polisine teşekkür etmiştir.

 Devletin en büyük

kereste fabrikası

6 milyon zarar etti

 25.Nisan.1971-Günaydın

Öcal KARAKAŞ-AYANCIK

Sinop'a bağlı Ayancık ilçesindeki devlete ait Türki-ye'nin enbüyük kereste fabri-kasının 1970 yılı içinde 6 mil-yon lira zarar etmiştir. AP hükümetinin, geçen yıl, devle-te ait bütün inşaatlarda özel teşebbüse ait keresteleri ter-cih etmesinin, bu dev fabrika-nın zarara uğramasında başlı-ca rolü oynadığı belirtilmiştir.

 Nitekim Ayancık'ta he-men herkes, AP hükümetinin özel kereste şirketlerini koru-yarak yüksek fiyattan kereste satın almak suretiyle devletin çift taraflı zarara uğratıldığını

 söylemektedir. Ayancık'lılar ve kereste fabrikasında çalı-şanlar, "İlçemize ekonomik yönden büyük katkıda bulu-nan Devlet Kereste Fabrikası-

 'nın zarara üğramasının se-beplerinin en küçük noktası-na kadar araştırılarak, sorum-lulardan hesap sorulması la-zımdır" demektedirler.

 17 Mayıs 1970 Yeniİstanbul gazetesi

YERLİ SİNEMADA YENİ BİR KOMİK

       "Yaygara - 70"den sonra Şefik Döğen meşhur oldu

Şefik Döğen'i "Yaygara 70" komedisiyle tiyatro seyircilerinin hepsi tanıdı. Daha önceki piyeslerde de oynadı,ama "Yaygara 70" deki "Sarhoş Bekir" rolü onu tiyatro alanında ünlü bir oyuncu yaptı.

Şefik Döğen (Sayadının manasına takılan rejisör Fevzi Tuna ona "Şefik Dayakatan" diyor) şimdi İzmir'de bir gazinoda (aynı sarhoş rolünü, biraz değiştirip) Şovmenlik yapıyor. "Vatandaş Bekir" sosyal ve politik hicivler le karşınıza çıkıyor.

Şefik Döğen şöyle konuşuyor;

- "23 yaşındayım. Ayancık'ta doğdum. Babam PTT memurudur. İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümünde okudum. 

ŞEFİK Döğen "Yaygara 70" in bir sahnesinde

Erol Günaydın ve Güzin Özipek ile görülüyor

1965'de OTÜ Tiyatro Festivali'nde "en iyi karakter oyuncusu" seçildim. 14 filmde, 7 fotoromanda, 21 piyeste oynadım. Şimdi Yeşilçam' dayım."

Büyük bir felâkete uğrayan ve şimdi halkının korku içinde yaşadığı Ayancık ilçesinin genel   görünüşü. Şehrin sırtındaki tepeden yuvarlanan büyük bir kaya felâkete sebep olmuştur. (Foto:HÜRRiYET-SiNOP)

  21.Aralık 1971 "Hürriyet" gazetesi

Büyük facia geride ıstıraplı insanlar bıraktı

Ayancıkta heyelan korkusu yatışmıyor

Ertuğrul VEYlSOGLU

SÎNOP, (HA) - Ayancık ilçesinde beş kişinin hayatına mal olan heyelanın yarattığı korku devam etmektedir. Her an yeni bir kaya yuvarlanmasından endişe eden halk, tedirgin yaşamaktadır.

Heyelan sırasında hayatlarını kaybeden Hamdi Demir adlı öğrenci ile Arif Kabasakal ve Makbule Kabasakal

24 evin yıkılmasına, beş kişinin ölümüne, üç kişinin yaralanmasına ve 5 milyon liralık maddî zarara sebep olan büyük kayanın kaymasından bir gün sonra yeniden 500'er tonluk iki kayanın daha kopması, Ayancıklıların korkularını artırmıştır.

Facia, geride ıstıraplı insanlar bırak-mıştır. Sezai Ünsal adında biri korkudan felç olmuş, kimliği tespit edilemeyen bir şahıs da aklını oynatmıştır.

Felakete uğrayan vatandaşlar, sağlık

İşte Azrailin geçtiği yer. 24 ev yıkılmış, beş kişi hayatını kaybetmiş, üç kişi yaralanmış ve geride ıstırap içinde insanlar kalmış. Halk korku içinde yeni kayaların yuvarlanmasını bekliyor. Felâkete uğrayanlar misafirhanelere ve yakınlarının yanlarına yerleştiriliyorlar.

merkezinde açılan kereste fabrikasındaki misafirhanelere ve akrabalarının yanına yerleştirilmiştir.

   29.Eylül.1972 Milliyet

OLAYLAR ve İNSANLAR

 Hasan Pulur

FOTOĞRAF ve ŞARKI

Ayancık’lı avukat Ardan Okay geçen gün albümü karıştırırken bir düğünde çekilmiş fotoğrafa rastladı. Fotoğrafta Sinop CHP Milletvekili Fikret Övet de vardı.  Fotoğrafa  bakarken "radyoda Yusuf Nalkesen'in "o ağacın altını..." şarkısı çalıyordu. Ardan Okay fotoğrafın verdiği ilhamla  şarkıyı  "O  davulun  altını"  diye  çevirdi:

  Gölgesinde saatler boyu dinlendiğimiz 

  Altında hep içerek şevkle inlediğimiz

  O davulun altını şimdi anıyor musun,

  O yanık zurna için hâlâ yanıyor muşun?

                                              ***

Verdiğimiz  o  bahşiş davulcunun cebinde,

Zurnacının hakkı var aldığınız onbinde,

O sıcağın altında hâlâ eriyor musun,

Her düğünde yine çok para veriyor musun?

***

   5.Kasım.1974 Günaydın

Ayancık Kereste Fabrikası ek tesis inşaatları başlıyor

Ferruh ÇETiN (AYANCIK)-

Balkanların en büyük kereste fabrikalarından biri olan Ayancık Kereste Fabrikası, önümüzdeki yıldan itibaren genişleyecek; ve üretimini iki katına çıkaracaktır.

İlgililer, Ayancık Kereste Fab-rikasının genişletilme çalışmalarının başlamış olduğunu, büyütme çalış-maları tamamlandıktan sonra fabrikanın yurt içi üretimini karşıla-dıktan sonra yurt dışına da ihracat yapacağını söylemişler ve aynı zamanda fabrikanın genişletilmesi, bir çok yeni işçinin alınmasını doğuracaktır.

Önümüzdeki yıl büyütülecek olan Ayancık Kereste Fabrikasının umumi görünüşü ve

hızar dairesinden bir görünüş (altta)

 28.Mayıs.1979 Günaydın

AP LİDERİ SİNOP'UN AYANCIK İLÇESİNDE SALDIRIYA UĞRADI

Demirel'i korumak için polisler havaya ateş açtı

 

Demirel'in seçim otobüsüne saldıranların 40 kişilik bir grup olduğu görüldü.Saldırganlar polislerin müdahalesiyle kısa zamanda dağıldı...

Saldırganlar "Faşistler Ayancık'a giremez" diye bağırdı

Olay, Demirel'in içinde bulunduğu seçim otobüsü Ayancık'a girerken oldu. Koruma polisleri de silahla havaya ateş edip saldırganları dağıttılar.

Demirel dün Cide, Devrekani Daday ve Azdavay'da yaptığı konuşmalarda CHP'ye çatarak "1981'e kadar hükümetleri devam edecekmiş.. Buna kendi kendine "moral verme denir" dedi.

Sonraki Sayfa>>>>>