Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

A-2 (ANALEZİ - AZVAY) - Sayfa 2

e-Posta Yazdır PDF
Makale İçeriği
A-2 (ANALEZİ - AZVAY)
Sayfa 2
Sayfa 3
Tüm Sayfalar

ARANY: Macaristan’ın 1817-1882 yılları arasında yaşayan en büyük epik şairi.

ARAP SABUNU:Potasla yapılan bir sabun türü.

ARAP: Sabunu,atı ve saçı vardır.

ARAPACİS:Augustus adına kurulan ve Roma sanatının en önemli yapıtlarından biri olan sunak.

ARAPAHOLAR: Kuzey Amerika’da yaşayan Kızılderili bir halk.

ARAPATA: Semerkant yakınında 10. Yüzyılda yapılan en eski İslam türbesi.

ARAPAYMA:Güney Amerika’da yaşayan dünyanın boyu 4-5 metreye ulaşan en büyük tatlı su balıklarından biri.

ARAPKIZI:Kırmızı renkli ve mayhoş bir elma cinsi.

ARAPSAÇI:Ege bölgesinde körpe sapları sebze olarak kullanılan otsu bir bitki. Rezenenin sebze olarak kullanılan iplik biçimindeki yapraklı körpe saplarına denir.

ARAPSUN: Nevşehir’in ilçesi Gülşehir’in eski adı.

ARAR: Türkiye’nin ilk deniz araştırma gemisi.

ARAR:Dağ servisi.

ARARAT : Ağrı Dağı’nın eski adı.

ARAROT:Maranta adlı kamıştan elde edilen ve bebek maması yapılan un.

ARAS:Doğu Anadolu’dan doğarak Hazar’a dökülen bir ırmak.

ARASARİ:Güney Amerika’da yaşayan,tukan ailesinden,rengarenk tüylü bir kuş.

ARASAT:İslam inancına göre kıyamet günü bütün ölülerin dirilerek toplanacağı yerin adı.

ARASIL:Koşut, paralel.

ARASIRA: Bazı bazı,aralıklı.

ARASÖZ:Bir söylemde yer alan ek açıklama.

ARASTA:Eskiden çarşılarda aynı alışveriş bölgelerinde aynı işi yapan esnafın bir arada bulunduğu bölüm.Osmanlı mimarlığında bir eksen üzerinde dizilmiş dükkan sıralarından oluşan çarşı yapısı.

ARASTAK:Eskiden mimaride yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.Damlar,çatılar,tahtlar.

ARAŞ: Eski dilde göğün yüksek katları.

ARAŞİT: Yer fıstığı.

ARAT:Şanlıurfa-Gaziantep karayolunda bir dağ geçidi.

ARATAV: Ağrı Dağına,11. Yüzyılda Anadolu’ya gelen Türklerin yüce dağ anlamında verdikleri ad.

ARATİ: Brahmanizm’de,bir tanrıyı ya da bir kişiyi onurlandırmaya yönelik tapınma hareketi.

ARAVAK: Güney Amerika yerlileri arasında en yaygın dil öbeği.

ARAVAKLAR: Güney Amerika’da yaşayan yerli bir halk.

ARAVUL:Bir yerin özelliklerini araştıran asker kıtası.

ARAYİŞ: Süs,bezek.

ARAZBAR:Türk Müziğinde bir makam.

ARAZBARBUSELİK.: Türk müziğinde bir makam.

ARBALET:Bir kundak üzerine oturtulan ve zemberekle geçirilen çelik kundaklı, tetikli yay. Ortaçağın en önemli atış silahı.

ARBEDE:Gürültü,kavga.

ARBİTRAJ: Fiyat farklarından yararlanmak amacıyla para,kıymetli maden,tahvil ve hisse senedi alıp satma işlemidir. Bir döviz,menkul değer,mal veya üretim faktörü gibi ekonomik varlığın aynı andaki fiyat farklılığından kar sağlamak üzere eş anlı olarak alınıp satılması şeklinde yapılan işlemler.

ARBORETUM:Değişik türlerden,çoğunlukla yabanıl ağaç,ağaççık ve çalıların deneysel yetiştirilmesine ayrılmış park yada alan.

ARBORİO: Bir pirinç çeşidi.

ARCA:Çam ağacı,tahta kutu ve sandık.

ARCA:İki çenetli ilkel yumuşakça.

ARCA:Temiz, namuslu anlamında yerel sözcük.

ARÇİN: Özellikle Sinop yöresinde yaygın olan bir tür erkek başlığı.

ARD:Değirmen taşına buğdayı akıtan oluk.

ARDA: Arazide dikilen işaret çubuğu.

ARDA:Maden üzerine kazıma yapmak ve çıkrıkta çevrilen şeyleri yontmak için kullanılan çelik kalem.Tespihçi kalemi.

ARDAK. :İçten çürümüş ağaç . Ağaçlarda mantarların oluşturduğu bir tür çürüme başlangıcı.

ARDALA: Kervanın en sonundaki deveye takılan büyük çan.

ARDAVİRAFNAME: Zerdüşt inancının en önemli dinsel metinlerinden biri.

ARDIL:Halef. Sonra gelen.

ARDİL: Yerfıstığı proteinlerinin değişik molekül düzenlemesiyle elde edilen yapay iplik ya da elyaf.

ARDİYE:Genellikle ticaret eşyasının saklandığı yer,depo.

ARDUVAZ (ARDUAZ):İnce yapraklar biçiminde ayrılabilen ve özellikle çatı örtüsü olarak kullanılan kayağan taşlara verilen ad.. Killerin başkalaşımı ile oluşmuş, yapraklar şeklinde ayrılabilen bir taş.Karataş.

ARE:Ödünç mal.

ARECAN:Topallık, aksayarak yürüme.

AREKA:Güneydoğu Asya’da yetişen ve zeytine benzer meyveleri olan,bu meyveler sakız gibi çiğnenen bir palmiye türü.

AREMREM:Kalabalık çok sayıda askere sahip ordu” anlamında eski bir sözcük.

ARENA: Siyasal çekişmelerin geçtiği yer.

ARENA:Boğa güreşi yapılan alan.

ARENGA: Asya’nın tropikal bölgelerinde yetişen kalın gövdeli bir palmiye.

ARENİT:Kum büyüklüğünde taneciklerden oluşan tortul kayaçların genel adı.

ARENOTOKİ:Yalnız erkek bireyler veren döllenmesiz üreme.

AREOMETRE:Sıvı ölçer.

ARES:Yunan mitolojisinde savaş tanrısı. (Roma mitolojisinde:Mars).

ARETAS:İstanbul’da Boğaz içine dökülen Göksu’nun antik adı.

ARF.: Güzel koku.

ARGAÇ:Dokuma tezgahında çözgüler arasından enine atılan iplik,atkı.

ARGALİ :Kuzeydoğu Asya’da yaşayan,büyük boynuzları olan bir yaban koyunu.

ARGAN: Fas’ta yetişen ve meyvesinden değerli bir yağ elde edilen dikenli bir ağaççık.

ARGIN:Gücü tükenmiş,yorgun,bitkin.

ARGO:Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek yada topluluktaki insanların kullandığı özel dil yada sözcük dağarcığı. Mecazen serserilerin,külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim. Kaba ve küfürlü söz ya da deyim

ARGO:Yunan mitolojisinde altın postu aramaya çıkan geminin adı.

ARGON:Havada yüzde bir oranında bulunan,rengi kokusu ve tadı olmayan bir element.

ARGONOMİ:Tanrıbilim.

ARGONOT:Kafadanbacaklılardan,salyangoz kabuğu biçiminde kabuğu olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan.

ARGUN:Hatay yöresine özgü, yan yana tutturulmuş iki kamış düdükten yapılmış çifte kaval.

ARGUŞTEK: Hastalıktan ve kötü gözden korunmak için insan ya da hayvanlara tılsım olarak takılan nazarlık.

ARGÜMAN:Bir şeyi desteklemek ya da çürütmek için ileri sürülen neden, kanıt, dayanak.

ARHAT: Budizm de varoluşun gerçek doğasını kavrayarak Nirvana’ya ulaşmış yetkin kişi.

ARIK :Fide veya fidan dikilen yer.

ARIK:Sıska,zayıf,kuru.

ARIKİL: Porselen yapımında kullanılan kalitesiz beyaz kil.

ARIKOVANI:Yengeç takım yıldızı yörüngesinde bir yıldız kümesi.

ARIKUŞU:Sırtı sarı,karnı mavimsi yeşil renkte bir kuş.

ARILIK: Doğum,sünnet gibi olaylarda verilen bahşiş.

ARIN:Maden ocağında kazı yerini ilerleme yönünden sınırlayan yüzey. Kazı yerleri.

ARIŞ:Araba oku.

ARIŞ:Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü.

ARIT:Kastamonu-Bartın Küre dağları milli parkında,mağaralarıyla ünlü bir kanyon.

ARIZ :Yanak.

ARIZ:Sonradan ortaya çıkan.

ARIZİ:Gelip geçici.

ARİ:Hint İran dil grubuna verilen ad.

ARİ:Nazilerin politikasında Germen asıllı kimselere yakıştırılan ad.

ARİ:Yoksul,çıplak,saf,saf ırk.

ARİA (ARİYA):Sancağı, yelkeni veya sereni direkten aşağı alma.Yelken indirme.

ARİADNE:Sevgilisi Theseus’un Girit Labirentinden çıkabilmesi için ona ipliği veren Girit kralı Minos’un kızı.

ARİANE:Yer eksenli yörünge üzerine,deneme uyduları yerleştirmek amacıyla geliştirilmiş Avrupa uzay füzesi.

ARİDAS: Hindistan’da kaba ipekten yapılan bir cins tafta.

ARİEL: Kudüs’ün simgesel adı.

ARİEL: Uranüs gezegeninin bir uydusu.

ARİEL:Yahudi inancında kötü ruhlu meleklere verilen ad.Musevi metinlerinde,kimi zaman iyi,kimi zaman da kötü işler yapan göksel varlığın adı.

ARİF:Bilen.

ARİFAN. :Bilginler ,arifler,bilgi sahibi olanlar.

ARİFANE :Yiyeceği ortaklaşa sağlanan toplantı.

ARİFİYE: Yurdumuzda kurulmuş 21 Köy Enstitüsünden biri.(Sakarya).

ARİKA:Kımız rakısı.

ARİKİ:Paskalya adasında bulunan ve boyları yediyle yirmi metre arasında değişen, volkanik taşlardan yontulma, tanrılaştırılmış ,devasa baş heykellerine verilen ad.

ARİKULA: Eski Roma’da aşağı sınıf halkın ve balıkçıların giydiği bir çeşit palto.

ARİLER: Tarih öncesi dönemlerde Kuzey Hindistan’da ve İran’da yaşamış halk.

ARİN :Doğu Anadolu’da bir göl.

ARİNA:Temizlik işlerinde kullanılan bir tür toprak.

ARİS:Eski dilde gerdek.

ARİTMETİK:Matematiğin sayıları,bunların arasındaki bağıntıları ve işlemleri konu alan dalı.

ARİTMİ:Kalp atışlarındaki düzensizlik ve eşitsizlik.

ARİVA:Yelkenli gemilerde gabyaların direklere çıkması için verilen komut.

ARİVİST: Ne pahasına olursa olsun hedefine varmak,başarıya ulaşmak isteyen kimse.

ARİYA: Sancağı,yelkeni ya da sereni direkten aşağı alma.

ARİYERE: Zeka ve bunun sonucu olarak eğitim ve öğretim bakımından gelişmemiş kimse.

ARİYERE:Ticarette geciktirilmiş ödemeler için kullanılan sözcük.

ARİYET:Ödünç,iğreti.,emanet.

ARİZ: Ardıç ağacı.

ARİZ:Geniş,enli.

ARİZA:Yüksek bir makama sunulan mektup yada dilekçe.

ARİZAMİK:Derinliğine, iyice.Enine boyuna.

ARJANTİN: Büyük bira bardağı.

ARK:İki iletken arasında meydana gelen ve çok yüksek bir ısı açığa çıkaran, ışıklı elektrik boşalımı.

ARKAÇ : Ağıl,davar ağılı. Dağ sırtlarında davarların yatırıldığı düz, rüzgar almayan kuytu yer.

ARKAD:Mimarlıkta,sütun yada ayakların taşıdığı kemer sırasına verilen ad.

ARKAİK :Güzel sanatlarda klasik çağ öncesinden kalan. Eskil. Bir sanatın,bir üslubun oluşum aşamasını niteleyen sözcük. Kullanıldığı çağdan daha eski bir çağdan kalma bir biçimin,bir yapının özelliği.

ARKALIK:Ev içinde giyilen kolsuz,kalınca bir tür kısa hırka.

ARKALIK:Hamalların yük taşırken kullandıkları arka yastığı.Hamal semeri.

ARKAMAHMUZ:Suların rahat akmasını sağlamak için bir köprü ayağında yapılan profilli bölüm.

ARKAR(ARKAL): Evcil koyun ırklarından bazılarının atası sayılan yaban koyunu.

ARKEBÜZ:On beşinci asırda Fransa’da kullanılmaya başlanan,taşınabilir ateşli silah. Omuzda taşınan,uzun bir tabanca.Çok eski zamanlarda kullanılmış olan bu silaha Fransızlar el topu da derler.

ARKEGON:Yosunlarla eğrelti otlarının dişilik organı.

ARKEOLOG: Kazıbilimci.

ARKEOLOJİ: Eski zamanlardan kalma mimari yapıları,sanat eserlerini,anıtları,eski şehir kalıntılarını,ören yerlerini araştırma,bulma ve değerlendirme bilimi. Kazı bilimi.

ARKEOPTERİKS:Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili.

ARKETİP:Bir mimari öğenin henüz etkin biçimine ulaşmamış ilk örneği.

ARKİTEKT: Mimar.

ARKTİK:Kuzey kutbuyla ilgili, kuzey kutup yakınında olan.

ARKTİKA: Kuzey kutup bölgesi.

ARKUT:Bolu’nun Gerede ilçesinde kayak merkezi olan bir dağ.

ARKUTBEY: Amasya’nın Hamamözü ilçesinde bir kaplıca.

ARMA :Geminin yürümesine hizmet eden direk,seren,ip,halat ve yelken takımı.

ARMA: Bir devlet,hükümdar,aile ya da kente ait ayırt edici işaret.Ongun.

ARMADA:Donanma.

ARMADİLLO: Sırtında zırh benzeri kemerler bulunan bir tür tespih böceği.

ARMADOR: Geminin direk,seren,yelken ve ip donanımını düzenleyen usta.

ARMADORA:Gemide direklere takılı halatları bağlamak için küpeştenin iç tarafında bulunan delikli ve çubuklu levha.

ARMAGEDON:İncil’e göre mahşer gününde iyilik ve kötülük orduları arasında olacak savaş meydanı.

ARMAGNAC: Fransa’nın güney batısında tarihsel bir bölgenin ve burada üretilen ünlü bir konyağın adı.

ARMATÖR:Ticaret gemisi sahibi.

ARMATÜR:Bir aygıtın yada bir düzeneğin ana bölümünü oluşturan parçaların tümü.

ARMATÜR:Bir mıknatısın iki kutbu arasında kuvvet akımını toplu bir duruma getirmek için kutuplar arasına yerleştirilen demir parçası.

ARMO: Yelkenli gemilerde,üzerlerine flok yelkenlerinin çekildiği halatlar.

ARMOLA:İzmir’in Seferihisar ilçesine özgü bir tür tulum peyniri.

ARMONİ: Seslerin uyması,ahenk,uyum.Müzikte iki ya da daha fazla sesin aynı anda tınlaması.

ARMOZ:Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtalarının yan yana gelmeleri sonucu aralarında oluşturdukları çizgi.

ARMUDİ: Marangozlukta kullanılan bir tür reçine.

ARMUDİYE: Küçük hamur parçalarının yağda kızartıldıktan sonra şerbete atılmasıyla yapılan bir tatlı.

ARMUDİYE:Üzerine besmele veya maşallah yazılı armut biçiminde altın nazarlık.

ARMUTLUK : Kader, alınyazısı.

ARNAVUT: Ciğeri,kaldırımı ve biberi vardır.

ARNAVUTBACASI:Tavan arasına ışık sağlayan ışık penceresi.

ARNİKA :Öküzgözü de denilen papatyaya benzer çiçek. Mastı çiçeği.

ARO: Dünyanın en değerli akvaryum balığı cinsi.

AROGAN: Büyüklük taslayan,şişinen,kendini bir şey sanan,küstah.

AROKARYA:Okyanusya’da ve Güney Amerika’da yetişen kozalaklı büyük ağaç.

AROMA:Bitkisel kökenli bir yiyecek ya da içeceğin damakta algılanan hoş kokusu.

AROMATERAPİ:Bitkisel özlü yağlarla yapılan tedavi şekli.

AROMATİK:Kokulandırılmış.

ARONYA:Trabzon çayı,avcı üzümü,likapa gibi adlar da verilen ve Doğu Karadeniz’de yetişen bir meyve (yaban mersini) ağacı.

AROZÖZ:Sulamaya ve yangın söndürmeye yarayan araç.

ARP(HARPA):Dik tutularak parmakla çalınan,eski çağlardan beri kullanılan üç köşeli ve telli,büyük çalgı.

ARPA: Osmanlılarda kullanılmış bir ağırlık ölçüsü.

ARPACIK: Ekilecek küçük soğan.

ARPACIK: Gözkapağının kenarında çıkan büyük çıban. İt dirseği.

ARPACIK:Bazı ateşli silahlarda namlunun ucunda bulunan küçük çıkıntı.

ARPAĞ:Eski Türklerde şamanın hastaları iyileştirmek için okuduğu dualara verilen ad.

ARPAĞAN:Halk dilinde yabani arpa. Yabani bir yulaf cinsi.

ARPALAMA:Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen hastalık. Toynaklı hayvanların ayak derisinde iltihaptan ileri gelen kanama.

ARPALIK: Karşılıksız yarar sağlanılan yer.

ARPALIK:Osmanlılarda saray ve yönetim görevlileriyle din adamlarına verilen ödenek.

ARPEJ:Bir akort oluşturan seslerin birbiri arkasından çalınması.

ARROYO :Yarı kurak ya da çöllük alanlarda rastlanan , yağışlar sırasında birdenbire dolup taşan kuru akarsu yatağı.

ARS:Gelincik.

ARSA: Üzerine bina yapılacak yer.

ARSATA:Bir madeni paranın yüzündeki bütün kabartma ve resimlerden daha yüksek bir çıkıntı oluşturan çevre pervazı.

ARSENİK: Maden filizlerinde çok yaygın bulunan,metal görünümünde basit element. Zırnık,sıçanotu gibi adlar da verilen zehirli bir element.

ARSIZ: Yüzsüz,yılışık.

ARŞ:Göklerin en yüksek katı.

ARŞE:Keman yayı.

ARŞEVEK:Başpiskopos.

ARŞIN :Türkiye’de 1931 yılına kadar kullanılan uzunluk ölçüsü.Yaklaşık orta parmağın ucundan dirseğe kadar kol boyu uzunluğu.Çarşı arşını 68 santim,mimar arşını 75,8 santim uzunluğundadır.

ARŞİDÜK: Avusturya Hanedanına özgü unvan.

ARŞİPEL:Ege denizinin ilk çağlarda “eski deniz” “adalar denizi” anlamındaki adı.

ARŞİV:Belgelik.

ARŞÜFERŞ: Gökyüzü ve dünya.

ARTABEL:Gümüşhane’nin Torul ilçesinde,tabiatı koruma parkı kapsamına alınan 18 krater gölünün ortak adı.

ARTAĞAN:Bereketli,çoğaltan.

ARTAM:Meziyet.Erdem.Yararlı olan ya da beğenilen üstünlük;meziyet.

ARTANE:Anadolu’nun Bitinya bölgesinde Karadeniz kıyısında antik yerleşme.(Bu günkü Şile).

ARTEL:Eski Rusya’da gönüllü emekçiler birliği.İşçi kooperatiflerine ve çiftçi derneklerine verilen ad.

ARTEMİS :Yunan mitolojisinde doğa , vahşi hayvanlar , av , bereket , erdenlik ve doğurganlık tanrıçasına verilen ad.Zeus ve Leto’nun kızı,Apollon’un kız kardeşi.(Roma mitolojisindeki adı:Diana).

ARTEMİSİON:Efes’teki (İzmir’in Selçuk ilçesinde) dünyanın yedi harikasından biri olan ve Artemis adına yapılan tapınak.

ARTENE:Gemilerde üzerine üçgen yelken asılan eğik seren.

ARTER:Atardamar.

ARTERİT:Atardamar iltihabı

ARTERYOSKLEROZ:Damar sertliği.

ARTEZYEN: Toprağı burguyla delerek açılan ve suyu yükseğe fışkırtan kaynak.

ARTIK: Yemekten arta kalan.

ARTIKEMEK:İşçinin,ek süre içinde harcadığı ve sonucunda artık değer yarattığı,karşılığı ödenmeyen emek.

ARTIN:Katyon

ARTMAK:Halk dilinde büyük heybe.

ARTODA:Gözde iris ile billur cisim arasında bulunan boşluk.

ARTRALJİ: Eklem ağrısı.

ARTRİT:Eklemlerdeki ağrılı hastalık.Ağrı,kızartı ve şişmeyle belirgin eklem iltihabı.

ARTROLOJİ:Eklemleri inceleyen anatomi dalı.

ARTROZ: İltihaplı olmayan süreğen eklem hastalığı.

ARTUNÇ:Mızrak.

ARU:Endonezya’da bir ada grubu.

ARUBA:Antil denizinde Hollanda’ya ait küçük bir ada.

ARUM:Yılan yastığı,fil kulağı gibi adlar da verilen bir süs bitkisi.

ARUN:Şair Özdemir Asaf’ın soyadı(Asaf Özdemir Arun).

ARUS :Eski dilde gelin. Gelin,yeni evlenmiş kadın.

ARUSEK :Bezekçilikte kullanılan, çok parlak, yeşil ve pembe renkte,helezonlu bir deniz hayvanı kabuğu.

ARUSEK:Ateş böceği.

ARUSEKLİ:Yeşil yada hareli sedefle bezeli her tür ahşap kakma eşya.

ARUSİ: Düğün ziyafeti.

ARUSİYE:Osmanlılarda yeni evlenen erkeklerden alınan vergi.

ARUŞA:Tanzanya’da bir kent.

ARUZ:Hecelerin uzunluk ve kısalık, kapalılık yada açıklık değerlerine göre türlü ses kalıplarından oluşan Divan Edebiyatı nazım ölçüsü.

ARVANA: Dişi deve.

ARYA (ARİA):Operalarda solistlerden birinin orkestra eşliğinde söylediği,genellikle kendi içinde bütünlüğü olan parça.İnsan sesi için bestelenmiş şarkı.

ARYA: Yelkenin,sancağın veya çubukların aşağıya indirilmesi.

ARYANİZM: Arius adlı bir papazın kurduğu,Hıristiyan inanışının tersine olarak İsa’nın tanrılığını yadsıyan mezhep.

ARZ: Satılması için piyasaya mal çıkarılması.

ARZANİ:Eski dilde enine, enlemesine.

ARZUHAL:Dilekçe.

ARZUMANİ:Kars ve çevresinde yaygın Azerbaycan kökenli bir halk oyunu.

AS(KAKIM):Gelinciğe benzer kürkü makbul bir hayvan.

AS: Arsenik.

AS: Eski Roma’da bronz para birimi.

AS:Değirmen.

AS:Favori,/gözde sporcu.

AS:İskambilde birli.

ASA: Fotoğrafçılıkta,filmlerin hızını ayarlamakta kullanılan bir numaralandırma sistemi. Fotoğraf duyarlığını belirtmeye yarayan sayısal değer.

ASA: Kralların,din adamlarının,komutanların ellerinde tuttukları maddi ve manevi güç ve egemenlik sembolü demir veya ağaç değnek.

ASABA:Osmanlı mimarlığında mukarnaslı başlıkların en üst bölümü. Osmanlı mimarlığında,silmelerin ince ve düz köşeli bölümlerine verilen ad.

ASABALIK:Haksız olarak alınan toprak, mal.

ASABİ: Sinirli.

ASABİYECİ: Sinir hastalıkları hekimi,nörolog.

ASADO: Güney Amerika’ya özgü,fırında ya da ızgarada pişirilen sığır eti yemeği.

ASADOLU:Çobanların çaldığı ıslık.

ASAF:Vezir. Eski dilde satrançtaki vezir taşı.Süleyman peygamberin vezirinin adı.

ASAFÇİYİLTEPE:Sahnelediği öncü oyunlarla Türk tiyatrosunda önemli bir yeri olan tiyatro adamımız.(1934-1967).

ASAFİ:Türk müziğinde az kullanılmış pek az bilinen bir zurna türü.

ASAFİYET: Vezirlik.

ASAH:Eski dilde daha doğru, en sağlam.

ASAKİRİMANSURE:İkinci Mahmut döneminde,yeniçeri ocağı kaldırıldıktan sonra kurulan yeni ordunun adı.

ASAKU:Tropikal Amerika’da yetişen ve Hura da denilen kerestelik bir ağaç.

ASAKUSANORİ:Başlıca malzemesi deniz yosunu olan Japon yemeği.

ASAL:Başlıca, temel niteliğinde olan.

ASALAK:Başkalarının sırtından geçinen kimse. Bir canlının içinde onun zararına yaşayan başka canlı.

ASALET:Yazıda ya da sözde bayağı sözcük ve deyim bulunmaması durumu.

ASALGAZLAR:Helyum,Neon,Argon,Kripton,Ksenon gazlarına verilen genel ad.

ASAM:Eski dilde sağır.

ASAMA:Japonya’nın en büyük etkin yanardağı.

ASAMBLAJ :Çeşitli malzemelerin yada ayrı cinsten nesnelerin bir araya getirildiği üç boyutlu sanat yapıtı.

ASAMBLE:Alt kurul,encümen. Kurul.

ASAN:Eski dilde kolay.

ASANA:Eski bir Hindu tapınağı tipi.

ASANA:Yoga’da sekiz aşamalı oturuş biçiminden biri.

ASAR: Adana’nın Pozantı ilçesinde bir yayla.

ASAR: Kayalık tepe.

ASAR:Antalya’nın Akseki ilçesinde bir mağara.

ASAR:Hatay’ın Yayladağı ilçesinde bir mağara.

ASAR:Kastamonu ilinde bir sulama barajı.

ASAR:Muğla’nın Milas ilçesinde,sit alanı olan bir dağ.

ASARIATİKA: Eski yapılar,eski eserler. Taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları.

ASARİM:Çadır kümeleri.

ASATİVATAYA:Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde ilkçağ kenti.

ASBEST :Tremolitin bozulmasından oluşan lifli,kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral. Kaya lifi.Taş pamuğu.

ASCLOPİOS:Yunan-Roma mitolojisinde tıp tanrısı.

ASDAMBLE: Balede,iki ayağı birleştirerek yapılan zıplama hareketi.

ASDİKAĞA: Ermeni asıllı Türk besteci.

ASEAN:Güneydoğu Asya Uluslar Birliği’nin simgesi.

ASEL: Cennette aktığına inanılan dört sudan biri.

ASEL: Eski dilde bal.

ASELBENT:Aynı adlı ağaçtan elde edilerek hekimlikte ve koku yapımında kullanılan bir reçine.Günlük ağacının gövdesi çizilerek elde edilen ve eczacılıkta kullanılan balsam.

ASELİ:Bal renginde olan.

ASELİ:Eskiden Yahudilerin ayırt edilmek için omuzlarına taktıkları bal rengi kumaş parçası.

ASELİDAVUD:Bir cins kına çiçeği.

ASELİYET:Bal özelliği,bal niteliği.

ASEMPTOMATİK: Belirtisiz.

ASEN:Benzen halkalarının birbirine doğrusal olarak bağlandığı çok halkalı aromatik hidrokarbonların genel adı.

ASENKRON:Eş zamanlı olmayan.

ASEPSİ:İlaç kullanmadan,yalnız ısı yardımı ile aygıt ve pansuman gereçleri gibi şeyleri mikropsuzlaştırma işi.

ASES: Salah Birsel’in bir şiir kitabı.

ASES:Osmanlı’da gece bekçisi.

ASETAT:Asetik asidin tuzu ya da esteri.

ASETİKASİT: Sirkeye tadını ve özelliklerinden bir çoğunu veren asit. Sirke asidi.

ASETİLEN: Güçlü ve beyaz bir ışık vererek yanan hidrokarbonlu bir gaz.

ASETON:Bir çok organik maddeyi eritmekte kullanılan uçucu,kolayca alev alır,eter kokusunda bir sıvı.

ASFALYA:İzmir yöresinde elektrik sigortasına verilen ad.

ASFİKSİ. :Soluk tıkanımı

ASHAB: Sahabeler.Muhammed Peygambere Mekke’de uyanlar (Muhacirin) ve O’nu Medine’ye çağıranlar (Ensar).

ASHAB-I KEHF:Yedi Uyuyanlar.309. yıl uyuduklarına inanılan yedi kişiye verilen ad.

ASI:Fayda,yarar.

ASICIL: Her şeyden bir çıkar bekleyen,çıkarcı.

ASILMIŞ AD:Salep bitkisi.

ASIRGA:Kulağa asılan uzun küpe.

ASİDE: Un,et,bamya ile yapılan bir Arap yemeği.

ASİDE:Yağ, un veya nişasta ile pekmez yada şeker karıştırarak yapılan bir tür tatlı.

ASİDOLOJİ:Cerrahi aletler bilgisi.

ASİDOZ: Kanda ve öbür vücut sıvılarında asitlik düzeyinin anormal derecede yüksek olması.Kanda asit fazlalığından ileri gelen hastalık.

ASİLABİ: Bir hecenin bütün harfleri ayrı ayrı okunabildiği halde bunları birleştirememe biçiminde görülen dil ve söz bozukluğu.

ASİMETRİK:Bakışımsız.

ASİMİLASYON:Değişik kökenden gelen azınlıkları, etnik grupları ve bunların kültürel kimliklerini egemen doku ve kültür içinde eriterek yok etme sürecinin sonucu. Bir toplumdaki etnik ya da kültürel azınlıkların egemen kültür içinde eritilmesi süreci.

ASİMİLE:Benzeştirme.

ASİMİNA: Kuzey Amerika’nın güneyinde yetişen ve meyvesi yenilen anonagiller familyasından bir ağaççık.

ASİNARA:Sardunya adasının kuzeybatı kıyısında İtalya’ya ait bir ada.

ASİR:Suudi Arabistan’ın güneyinde bir yönetim bölgesi.

ASİST:Futbolda gol pasına verilen ad.

ASİT: Turnusolün mavi rengini kırmızıya çevirmek özelliğinde olan ve bileşimindeki hidrojenin yerine maden olarak tuz oluşturan hidrojenli bileşik.

ASİT:Proton verebilen maddelerin genel adı.

ASİTAN: Büyüklerin bulundukları yer.Dergah.

ASİTAN:Eski dilde kapı önü,eşik.Divan şiirinde sevgilinin kapısının eşiği anlamında kullanılan mazmun.

ASİTAN:Eski dilde Müneccimlerce insanın doğduğu andan başlayarak,yaşamındaki uğursuz anların hesaplanması.

ASİTANE : İstanbul’un eski adlarından biri.

ASİTANE:Mevlevilerde tarikat pirinin gömülü olduğu tekke.

ASİYANOPSİ:Mavi rengi ayırt edememe.

ASİYE:Hazreti Musa’yı Nil ırmağındaki bir sepetten kurtarıp büyüten ve onun peygamberliğine inanan kadın.

ASİYOZGAT: Ankara’nın Elmadağ ilçesinin eski adı.

ASK:İskandinav mitolojisinde ilk insan.

ASK:Kimi mantarların büyüme ve üreme organı.

ASKA: Çeşme duvarlarının bölmeleri.

ASKARİS(ASKARİT) :Bağırsak solucanı.

ASKARYAZ:Bağırsak kurdu.

ASKAT:Matematikte,herhangi bir ölçü biriminin bölündüğü eşit parçalardan her biri.

ASKERANİ:Kars yöresine özgü bir halk oyunu.

ASKLEPİON.(ASKLEPİOS):Eski Yunan ve Roma’da hekimlik (tıp) tanrısı tapınağı.

ASKOSPOR :Asklı mantarların sporuna verilen ad.

ASLANAĞZI:Kısa ayaklı, uzun boyunlu ve saplı su kabı.

ASLANAĞZI:Türlü renkte,kokusuz çiçekleri olan bir bitki.

ASLANTAŞ:Osmaniye’de bir baraj.

ASLIK:Kısır kadın ya da dişi hayvan.

ASLİYE:İdare mahkemeleri,özel mahkemeler ve sulh mahkemelerinin görevi dışında kalan davalara bakan mahkemelere verilen ad.

ASMA: Belirli bir tür üzüm veren bitki.

ASMABİTİ:Eşkanatlılardan,asmalara zarar veren,sarımsı renkte bir böcek,filoksera.

ASMACIİNİ: Konya’nın Derebucak ilçesinde bir mağara.

ASMAODA:Ev avlularında,atölyelerde yada ahırlarda bir köşeye yapılan altı boş küçük oda.

ASMAR: Eski dilde mersin ağacı.

ASMARA:Eritre’nin başkenti.

ASMOLEN: Yapılarda dolgu gereci olarak kullanılan delikli tuğla. Pişmiş toprak,cüruf ve beton karışımından yapılan kiriş,putrel ve nervürler arasına konulan delikli tuğla.

ASOLEPİOS:Eski Yunan-Roma mitolojisinde tıp tanrısı.

ASONANS:Yarım kafiye.

ASOR: Trabzon’un Akçaabat ilçesindeki Sera gölüne verilen bir başka ad.

ASORTİ:Birbirini tutar renk ve yapıda olan.

ASORTİK:Daha çok giyimde,birbirine uygun,birbirini tutan renk ve yapıda olan.

ASPARAGAS:Gazetecilik dilinde bir tür uydurma habere verilen ad.

ASPAT:Bodrum ilçesi yakınında, doğal güzelliğiyle tanınmış bir koy.

ASPERGER:Belli konulara uzun süre odaklanabilme, ayrıntıları algılamada çok başarılı olma, ama insanlarla iletişim kurmakta zorlanma biçiminde kendini gösteren sendrom.

ASPİDİSTRA: Zambakgillerden,genellikle saksıda yetiştirilen bir süs bitkisi.

ASPİRATÖR : Akıcı maddeleri (hava,gaz,buhar gibi) ya da tozları çekip emmeye yarayan aygıt. Emmeç.

ASPİRİN: Ağrı kesici olarak kullanılan bir ilaç.

ASPOKERİ: Bir kumar türü.

ASPUR: Çiçekleri safrana benzeyen bir bitki,papağan yemi,yalancı safran.

ASR: Kuran’ın 103. suresi.

ASR:Eski dilde yüzyıl.

ASRİ: Modern.

ASSAİ:Müzikte,birlikte kullanıldığı terimin anlamına aşırılık kazandıran sözcük.

ASSOS:Çanakkale ilinde ünlü bir antik kent.

ASTAKOS:İzmit’in ilk çağdaki adı.

ASTANA :Kazakistan’ın başkenti.

ASTAPADA:Hindistan’da satranç tahtasına verilen ad.

ASTARYA:Bir gemiye yükleme veya boşaltma için tanınan süre.

ASTENİ:Bir çabaya bağlı olsun yada olmasın,bedensel yada ruhsal yorgunluk hali.

ASTERİKS: Goscinny – Uderzo ikilisi tarafından yaratılan ünlü çizgi roman.

ASTEROİT:Küçük gezegen.Güneşin etrafında dönen, kaya ve demirden oluşan,binlerce küçük gezegen.

ASTIM: Nefes darlığı.

ASTİGMATİZM:Gözün saydam tabakasında meridyenlerin eşitsizliği yüzünden net görememe durumu.

ASTİKA:Askeri donatımın metal bölümlerini temizlemek için kullanılan üstübeç,alkol ve sabun karışımı madde.

ASTRAFOBİ:Gök gürültüsü ve yıldırımdan aşırı derecede korkma.

ASTRAGAN:Karakul kuzusunun kıvırcık ve parlak postu.

ASTRALON :Altına bez yapıştırılmış özel çizim kağıdı.

ASTRO: Yunancada yıldız anlamına gelen ve bir çok sözcüğün yapısına giren önek.

ASTROFİZİK:Yıldızların ışığını inceleyen,fizik yapılarını araştıran bilim dalı.

ASTROFOBİ: Gökyüzü ve yıldızlardan aşırı derecede korkma.

ASTROLOJİ:Yıldız falcılığı.

ASTRONOM: Gök bilimci.

ASTRONOMİ:Gök bilim.

ASU:Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın bir şiir kitabı.

ASUB: Hükümdar,şef,efendi.

ASUDE:Gönlü rahat. Sessiz,sakin,huzurlu ,dingin.

ASUMAN:Gökyüzü.

ASUMANE: Tavan,çatı,dam.

ASUMANİ: Açık mavi renk.

ASUNCİON:Paraguay’ın başkenti.

ASUR:Mezopotamya ülkesinin koruyucu tanrısı.

ASURA:Hindu mitolojisinde tanrıların ve insanların düşmanı sayılan devlere ya da iblislere verilen ad.

ASURİLER :Mardin ilinde ve Irak’ın kuzeyinde yaşayan Hıristiyan Nasturiler’e Keldanilere verilen ad.

ASÜD:Eski dilde yiğitler, kahramanlar.

ASYATİPİÜRETİM: Üretim örgütlenmesi ve sınıfsal konum açısından doğu toplumlarının batıdan farklı olduğunu açıklayan teori.

AŞ:Halk dilinde bulgur pilavına verilen ad.

AŞ:Yemek.

AŞAİR:Eski dilde aşiretler,oymaklar.

AŞAK:Sarmaşık, tırmanıcı bitki.

AŞAMA: Varılmak istenen bir amaca doğru geçilmesi gerekli dönemlerden her biri.

AŞAMAK:Yenmek, üstün gelmek, alt etmek.

AŞANA: Köy evlerinde ocağın bulunduğu,yemek pişirilen yer.

AŞANTİLER:Gana’da yaşayan bir halk.

AŞAR (ÖŞÜR) :Osmanlılarda toprak (harman) ürünlerinden onda bir oranında alınan vergi.

AŞARİ:Eski dilde ondalık.

AŞERAT:Eski dilde onluklar.

AŞERMEK: Gebelikte kimi yemeklerden tiksinip olmayacak şeyler için aşırı istek duymak.

AŞEY:Gaziantep yöresine özgü bir halkoyunu.

AŞHANE: Halk dilinde mutfak.

AŞI: Daha iyi ürün elde etmek için bir ağaçtan başka bir ağaca dal nakletme işi.

AŞI: Muğla’nın Ortaca ilçesinde,doğal güzelliğiyle tanınmış bir koy.

AŞIBOYASI:Kahverengine bakan kırmızı kiremit rengi.

AŞIK:Ayak bileğinde bulunan üç kemikten biri.

AŞIKATMAK: Yarışmak,rekabet.

AŞIM:Erkek hayvanın dişisiyle çiftleşmesi.

AŞINIM: Erozyon.

AŞIR (AŞİR):Bir dinsel törende Kuran’dan okunan on ayetlik bölüm.

AŞIRAMENTO: Argo’ da çalma, aşırmak.

AŞIT: Küçük bir suyu ya da hendeği geçmek için yapılmış köprü.

AŞIT:Dağ geçidi.

AŞİNAGA: Japon folklorunda,çok uzun bacaklı efsanevi kişi.

AŞİRAN: Türk müziğinde uşşak dörtlüsüyle sona eren bir çok makamın adında yer alan sözcük.

AŞİRET: Aynı soydan gelen aileler topluluğu,oymak.

AŞİRET:Sivas yöresinde yaygın halay türü bir halk oyunu.

AŞİYAN: Tevfik Fikret’in müze olan evi.

AŞİYAN:Kuş yuvası(Eski dilde).

AŞKABAT:Türkmenistan’ın başkenti.


Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 11:31