BULMACA SÖZLÜĞÜ
A
B C Ç
D E F
G H I
İ J K
L M N
|
|
Abadan yapılmış terlik.:PANTUFLA Abani de denilen bir tür beyaz kumaş. : AĞABANİ Abartı. : MÜBALAĞA Abartılı gurur,kuşku,güvensizlik,bencillikle belli olan bir ruh hastalığı.:PARANOYA ABD Başkanı Eisenhower’in takma adı. : İKE ABD Başkanları Washington,Jefferson,Lincoln ve Roosevelt’in dev büstlerinin oyulduğu dağ.:RUSHMORE ABD haber alma örgütünün simgesi. : CİA ABD halkından olan kimse. : YANKİ ABD’de yaygın olan ve çağdaş uygarlığa karşı oluşlarıyla tanınan bir tarikatın üyelerine verilen ad. : EMİSH ABD’de oldukça yaygın olan ve “Birleşme Kilisesi” adıyla tanınan tarikatın kurucusu olan Koreli din adamı. : MOON ABD’de yaygın olan ve birden çok kadınla evlenmeyi gerekli gören bir dinin mensuplarına verilen ad. : MORMONLAR ABD’de ilk atom bombası denemesinin yapıldığı kent. : LOSALAMOS ABD’de Latin kökenli göçmen işçilere verilen ad. : LATİNO ABD’de yayımlanan dünyanın en ünlü mizah dergilerinden biri. : MAD ABD’de,Batı Afrika’da ve dünyanın benzer başka ülkelerinde zaman zaman beliren,dönercesine yükselen dar çerçeveli hava hareketi.:TROMB ABD’de,değişmeyen bir oyuncu kadrosu ve kalıp olaylara dayalı sürekli bir öyküsü olan,eylemden çok diyalogun önemsendiği ve gerçek yaşamdan daha ağır bir tempoda gelişen radyo ve televizyon dizilerine verilen ad.:SOAPOPERA ABD’de,New Mexico’nun kuzeybatı kesiminde,Arizona’da ve Utah’ın güneydoğu kesiminde yaşayan ve sayıları 100 bin dolayında olan Kızılderili topluluğu.:NAVAHOLAR ABD’li bir rock müzik grubu. : REM ABD’nin güney batısı ile Meksika’nın kuzeyinde doğal olarak yetişen ve yağı,sabun,şampuan ve saç kremi gibi çeşitli kozmetik ürünlerinde kullanılan sert dallı bitki.:JOJOBA ABD’nin güneydoğu eyaletlerinde yaşayan ve Osmanlı denizcilerinin torunları olduklarına inanılan bir halk.:MELUNCANLAR ABD’ye bağımlı devletlerden Guam’ın başkenti.:AGANE Abdest alırken eli ıslatıp başa,meste sargı veya yaraya sürme,sıvazlama.:MESH Abdülhak Hamit Tarhan’ın manzum trajedisi. : NESTEREN Abecenin bir yada bir çok harfini kullanmamaya özen gösterilerek yazılan yazı.(Halk edebiyatındaki lebdeğmez denen şiir türü bunun en güzel örneklerinden biridir.).:LİPOGRAM Abla.:CİCE Aborda sırasında meydana gelebilecek çarpmaların etkisini azaltmak için gemi ile yanaşılan mevki yada iki gemi arasına konulan halat,ağaç,lastik vs.:USTURMAÇA Acele,tez anlamında kullanılan yerel bir sözcük.:ALADI Acem hükümdarı. : EKASİRE Acem pirinci ve tereyağıyla pişirilip üzerine kuzu eti yada uykuluk konarak yenen pilav.:ÇİLAV Acem pirinciyle pişirilen etli bir pilav türü.:ÇİLAV Acemi boğa güreşçisi.:NOVİLLERO Acemi zeybek.:KIZAN Acemi, bir işe yeni başlayan. : NEVNİYAZ Acemi. : TOR Acı ,keder,üzüntü. : ISTIRAP Acı biber.:KAYEN Acı çaça da denilen bir balık.:PAPALİNA Acı çikolata : BİTTER Acı kahve. : MIRRA Acı kavun. : EŞEK HIYARI Acı portakal esansı ve kınakına özütü içeren soda tipi.:TONİK Acı portakal kabuğundan yapılan bir çeşit likör . : KÜRASO Acı pul biber. : İSOT Acı yitimi. : ANALJEZİ Acı, üzüntü. : ELEM Acıbadem ağacı. : EREZ Acıbakla,Yahudi baklası gibi adlar da verilen ve nohuda benzer meyveleri kaynatıldıktan sonra yenen bitki.:TERMİYE Acıbalık da denilen bir tatlı su balığı.:GÖRDEK Acıklı olay, dram. : HAİLE Acıklılık. : FECAAT Acımasız,gaddar,zalim.:DELİBALTA Acımasız,merhametsiz,zorba.:CEBERUT Acımasız,merhametsiz.:GADDAR Aç gözlü.: TAMAHKAR Açgözlülük. : TAMAH Açı ölçer.:GONYOMETRE Açı ölçme cetveli,iletki.:MASTARA Açı ölçmeye ya da çizmeye yarayan araç. : İLETKİ Açı ölçmeye yarayan dönme hareketli bir çeşit cetvel. : ALİDAT Açık tohumlardan parklarda süs bitkisi olarak yetiştirilen, yurdu Güney Asya olan,palmiyeye benzer ağaç. : SİKALAR Açık alanlardan ve kalabalık yerlerden aşırı derecede korkma.:AGORAFOBİ Açık artırma ile satış.:MEZAT Açık artırma.:MÜZAYEDE Açık bir kitabın solda kalan sayfası,arka sayfa.:VERSO Açık deniz,engin.:ALARGA Açık denizden bir kum setiyle ayrılmış yada kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini almış sığ koy yada körfez,deniz kulağı.:LAGÜN Açık duran baş parmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık.: SERE Açık eflatun renk.: KIZILŞAP Açık elin iç yüzüyle vurulan tokat.:SİLLE Açık havada ızgara veya kızartma yapmaya yarayan ocak.:BARBEKÜ Açık kapı ve pencereler arasında oluşan hava cereyanı.: KURANDER Açık kestane renginde olan.:KONUR Açık mavi hareli ela göz.:ÇAKIR Açık mavi, kırmızı ve beyaz,sıkı ve tatlı küçük elma. : ABİ Açık mor renk.:EFLATUN Açık pokere verilen bir başka ad.:DUGUDUK Açık saman renginde bir tür ipek kumaş.:SADAKOR Açık sarı renk. : BALKÖPÜĞÜ Açık sarı renkli at.:CERDE Açık toprak rengi. : BOZ Açık turuncu renk.:KAZAYAĞI Açık ve yüksek sesle.:CEHREN Açık yeşil renk. : FİLİZİ Açık yeşil renkli,mayhoş ve kokulu bir elma cinsi.:RENET Açık yeşil ve pembe renkli, kolay işlenen, değerli bir taş. : YEŞİM Açık, ortada. : AYAN Açık,aşikar.:CELİ Açıkça,apaçık,açıktan açığa.:SARAHATEN Açıkgöz, kurnaz, hin.: EKE Açıkgöz,akıllı,çalışkan anlamında yerel sözcük.:ZİREK Açıkgöz.:CİNGÖZ Açıklığı örtmek için kapı ya da dolap kapaklarının kenarlarına çakılan çıta. : BİNİ Açıklık,bellilik.:BEDAHET Açıktaki bir duvarı hava koşullarından korumak için üstüne konan örtü öğesi.:HARPUŞTA Açıktan geç,yaklaşma anlamında bir denizcilik ünlemi.:ALARGA Açıldığında tohumların ortaya çıktığı kabuk: ÇENET Açılma,açıklık.:KÜŞAYİŞ Açılmış bir deliği işlemek,genişletmek ve temizlemek için kullanılan kesici çelik kalem.:RASBA Açımlama,yorumlama.:ŞERH Açma, açılış. : KÜŞAT Ad kavmi hükümdarı Şeddad tarafından cennete benzetilerek yaptırılan efsanevi bahçe. İREM Ad verilmiş,adı olan.:MÜSEMMA Ad veya numara çekilerek oynanan şans oyunlarının genel adı.: LOTARYA Ad,unvan,etiket.:TİTR Ada.:CEZİRE Adaçayı. : MERYEMİYE Adak. : NEZİR Adalet. :TÜRE Adana ilinde ünlü bir antik kent. : ANAZARBA Adana ilinde ünlü bir höyük.:MİSİS Adana ovasında kıyı gölü. : AKYATAN Adana ve Mersin yöresinde güğümle doldurularak sokaklarda satılan ve böbreğe iyi geldiğine inanılan meyankökü şurubu.:AŞLAMA Adana ve Mersin yöresine özgü,nişasta ve gül suyuyla yapılan bir tatlı.:BİCİ Adana yöresinde yetiştirilen ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki.:MÜHLİYE Adana yöresine özgü kıyma,soğan ve domatesle hazırlanan bir yemek.:BANDURİ Adana yöresine özgü,cevizli bir hamur tatlısı.:KARAKUŞ Adana’da bir baraj.:ÇATALAN Adana’nın Kozan ilçesinde,MÖ 3. yüzyıla tarihlenen ünlü kale.:KARASİS Adana’nın Tufanbeyli ilçesinde antik bir kent. : ŞAR Adana’nın Yumurtalık ilçesinin eski adı.:AYAS Adana’nın Yüreğir ilçesine bağlı bir belde. : GEÇİTLİ Adanmış ülke yada İsrail ülkesinin eski adı.:KENAN Adbilimin dağ adlarını inceleyen dalı.:ORONİMİ Adcılık.:NOMİNALİZM Adem ile Havva’nın üçüncü oğlu. : ŞİT Adet kanaması.:MENSTRÜASYON Adet yokluğu. : AMENORE Adı hemen akla gelmeyen ufak ve değersiz şeyler için kullanılan sözcük.:ZAMAZİNGO Adı kötüye çıkmış kimse.:BEDNAM Adım aralığı. : FULE Adım.:HATVE Adın durum eklerinden biri. : DE Adını Ankara’nın bir ilçesinden alan ve kaliteli bir şarap veren siyah üzüm cinsi.:KALECİKKARASI Adını anma,sözünü etme.:ZİKİR Adını bir Amerika ülkesine vermiş olan ağaç cinsi.:BREZİL Adını bir siyasetçiden Fransız faşizmi. : PUJADİZM Adını bugünkü Bogota yakınlarında yaşamış bir yerli kabilesinin efsanevi yöneticisinden alan masalsı altın ülkesi.: ELDORADO Adını Çek yazar Karel Çapek’in bir tiyatro yapıtından alan ve belirli bir işi kendi kendine yapabilen otomatik aygıt.:ROBOT Adını İbni Rüşd’den alan ve insan aklıyla Tanrı aynı şeydir,ruh ölümlüdür gibi düşünceleri savunan görüş.:AVERROİZM Adıyaman ilinde, Kommagene krallığının beş önemli kentinden biri. : PERRE Adıyaman ilinde,Roma döneminden kalma ünlü köprü: CENDERE Adıyaman yöresine özgü,kuşbaşı et ve bulgurla yapılan bir yemek.:TAPLAMA Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde bir göl.:AZAPLI Adil hükümdar.:DAVER Adriya denizinde kullanılan,büyük ve çok hafif gondol.:PEOTA Af ve merhamet sahibi,yargılayıcı.:GAFFAR Afgan halklarından biri. : PEŞTUN Afganistan ve Pakistan kadınlarının yüzlerini örtmek için kullandıkları bir tür peçe: BURKA Afganistan’ın para birimi. : AFGANİ Afrika kabilelerinde krala verilen ad.: KABAKA Afrika kokarcası da denilen bir kürk hayvanı. : ZORİLLA Afrika kökenli bir Amerikan müziği.:CAZ Afrika kökenli bir dans. : BAMBULA Afrika kökenli öldürücü bir virüs.:EBOLA Afrika misk kedisi. : KALEMİS Afrika müziğine özgü,özellikle Angola’da kullanılan, ağaçtan yapılma ve silindir biçiminde bir el davulu. : NGOMA Afrika ülkelerinde yaşayan Müslümanların kurban bayramına verdikleri ad.:TABASKİ Afrika ve Amerika’da yetişen,iri gövdeli ve uzun yapraklı bir palmiye.:RAFYA Afrika ve Asya’nın kurak bölgelerinde yaşayan bir antilop. : GERBİL Afrika ve Asya’nın sıcak bölgelerinde yaşayan çok zehirli bir yılan türü. : KOBRA Afrika ve Hindistan’ın tatlı sularında yaşayan, eti lezzetli bir balık. : LATES Afrika zencilerinin çalı çırpıdan yaptıkları çardak gibi barınak. : APATAM Afrika zencilerinin kullandığı,pişmiş topraktan koni biçiminde yapılmış bir müzik aracı.:BANYA Afrika’da bir ırmak. : OTİ Afrika’da bir oyun türü. : AVELE Afrika’da bir ülke. : BENİN-ERİTRE-GANA-LESOTHO Afrika’da çitle çevrili ir hayvan barınağı ile çevresindeki evlerden oluşan yerleşme biçimi.:KRAAL Afrika’da gruplar halinde yaşayan ve firavun faresi de denilen , boyu 30 cm kadar olan memeli bir hayvan.:KUYRUKSÜREN Afrika’da ve Arabistan’da yaşayan bir maymun cinsi. : BABUİN Afrika’da yaşayan bir antilop türü. : ORİBİ :UREBİ: KOB Afrika’da yaşayan bir leylek türü.:MARABU Afrika’da yaşayan bir yaban kedisi.:İMPAKA Afrika’da yaşayan cüce şempanze türü.:BONOBO Afrika’da yaşayan en iri antiloplardan biri. : ELAND Afrika’da yaşayan iki antilop türünün ortak adı. : GNU.:KUDU Afrika’da yaşayan İnek antilobu. : KAAMA Afrika’da yaşayan iri bir antilop: BEİSA Afrika’da yaşayan parıltılı, mavi ve yeşil tüylü bir kuş. : ALAYCIKUŞ Afrika’da yaşayan ve “Alurlar” da denilen halk. : LURİLER Afrika’da yaşayan ve çok hızlı koşabilen bir antilop. : İMPALA Afrika’da yaşayan, narin ve küçük bedenli bir antilop. : BEİRA Afrika’da yaşayan,çok uzun boyunlu bir antilop.:GERENUK Afrika’da yetişen ve odunu doğramacılıkta kullanılan büyük bir ağaç: İROKO : MAKORE Afrika’da yetişen ve odunu marangozlukta kullanılan bir ağaç.: AKO.:LİMBA.:NAGA Afrika’da yetişen ve udunu marangozlukta kullanılan büyük bir ağaç. : OBEŞE Afrika’da yetişen,kerestesi parlak,öz odunu mor,dış odunu pembe renkli mobilyacılıkta kullanılan bir ağaç. :OKUME Afrika’dan zenciler tarafından getirildiği sanılan ağır bir Küba dansı. : HABANERA Afrika’nın en yüksek dağı Kilimanjaro’nun yerli dillerde özgürlük anlamına gelen adı. : UHURU Afrika’nın hızlı koşular için yetiştirilmiş evcil hecin devesi. : MEHARİ Afrika’nın orta kesimlerindeki bataklık ve longozlarda yaşayan bir antilop türü.:SİTATUNGA Afrika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan iri bir leylek cinsi. : TANTAL Afrika’nın tropikal bölgelerinde yetişen çok geniş ve yüksek gövdeli ağaç.:BAOBAP Afrika’ya özgü , toprağa açılmış deliklere taşları yerleştirmeye ya da almaya dayanan bir oyun.: AVALE Afrika’ya özgü bir yaban kedisi. : SERVAL Afrika’ya özgü,ağaç gövdelerinden yapılan bir tür ksilofon. : AMADİNDA Afrika’ya özgü,bir dizi bambu dilden oluşan vurmalı bir çalgı.:LİKEMBE Afrika’ya özgü,bir dizi metal yada bambu dilden oluşan çalgı.:MBİRA Afrika’ya özgü,testiye benzer vurmalı bir çalgı.:UDU Afyon ilinde bir kaplıca.:ÖMERLİ Afyon ilinde,Kızıl Kilise olarak da bilinen bir kaplıca.:HEYBELİ Afyon yöresinde kadınlar tarafından oynanan bir halk oyunu.:FADİK Afyon’un Emirdağ ilçesinde , Toros sediri bölgesi olan ve “tabiatı koruma alanı” kapsamına alınan yöre. DANDİNDERE Afyon’un Çay ilçesinde bir göl. : KARAMIK Afyon’un Dinar ilçesindeki antik kent. : APAMEİA Afyon’un İhsaniye ilçesinde,Friglerden kalma yüzlerce kaya mezarının bulunduğu yöre.:AYAZİN Afyon’un Sandıklı ilçesinde bir kaplıca.:HÜDAİ Afyon’un Sultandağı ilçesine bağlı, kiraz ve vişne üretimiyle tanınmış bir belde. : DEREÇİNE Afyondan çıkarılan,öksürüğü kesmek için hekimlikte kullanılan bir madde. : KODEİN Afyondan elde edilen bir alkoloit. : NARSEİN Afyondan elde edilen ve hekimlikte kullanılan bir alkoloit. : PAPAVERİN Afyonkarahisar ilinde bir göl.:EBER Afyonkarahisar ilinde bir kaplıca.:GAZLIGÖL:ÖMERLİ Afyonkarahisar ilindeki bir dağın adı.:AHIR Afyonkarahisar yöresine özgü bir halk oyunu.:FADİK Agaragar.:JELOZ Ağ : APIŞLIK Ağ yatak.:HAMAK Ağabey sözcüğünün konuşmada aldığı biçim. : ABİ Ağabeyinin ölümü üzerine Saltuklular Beyliğinin başına geçen ve özellikle Erzincan’ın Tercan ilçesindeki kümbeti,köprüsü ve kervansarayıyla tanınan kadın hükümdar.:MAMAHATUN Ağacı koyu kahverengiye yada siyaha boyamada kullanılan beyaz ve billursu toz.:PARAMİN Ağacın kimyasal yöntemle boyanmasında,ilk boya gereci olarak kullanılan renksiz ve billursu cisim.:PİREKATEŞİN Ağacın reçinesini çıkarmada,boyanmış eski mobilyaları temizlemede kullanılan beyaz toz.:POTAŞE Ağaç bilimi. : DENDROLOJİ Ağaç cilası.:LAK Ağaç çemberler üzerine örülmüş torba biçiminde balık ağı. : VİNTER Ağaç dallarından yapılmış gölgelik.:ÇARDAK Ağaç dikmek için açılan çukur.:EMEN Ağaç gemilerin omurgalarında kullanılan kesik koni biçiminde ağaç çivi.:KAVELA Ağaç gövdeleriyle yapılmış ve çevresinde kazılı çukuru bulunan korunmaya elverişli,kale biçiminde ev.:KORUGAN Ağaç gövdesinin enine kesiti üzerinde görülen yıllık halkaların incelenmesine dayanan yaş ölçme yöntemi.:DENDROKRONOLOJİ Ağaç işleriyle uğraşan ve ağaçtan çeşitli eşya yapan usta.:MARANGOZ Ağaç oyma sanatçısı.:HAKKAK Ağaç oymaya yarar kesici araç. :İVGİ Ağaç rendelemekte kullanılan,uzun marangoz rendesi. : PLANYA Ağaç sansarı.:ZERDEVA Ağaç testi.:BODUÇ Ağaç ve çalıların yetiştirildiği botanik bahçesi.:ARBORETUM Ağaç ve toprakla yapılmış,hendekle çevrilmiş küçük hisar. :PALANKA Ağaç veya demir parçalarını birbirine bağlamakta kullanılan somunlu iri başlı vida : CIVATA Ağaç veya fidan dikmeye yarayan yer.:OYUM Ağaç veya kumaştan yapılmış bir kanal içinde hareket ederek açılıp kapanan perde.:STOR Ağaç veya taştan oyulmuş büyük havan.:DİBEK Ağaç veya topraktan yapılmış küçük testi.:BODUÇ Ağaç yada metal eşyaya yuvarlak bir biçim vermek için kullanılan çarklı tezgah.:TORNA Ağaç,bağ çubuğu veya sebze dikmek için açılan çukur.:EMEN Ağaç,taş ve madenleri oyarak şekil veren usta.:NAKKAR Ağaç,taş yada metali yontmaya yarayan çelik araç.:KESKİ Ağaç,taş,metal bir levhanın oyularak işlenmesi ve bunun bir yüzeye basılması tekniği ve bu teknikle yapılmış olan resim.:GRAVÜR Ağaç,taş,metal vs yontmaya yarayan bir ucu keskin çelikten yapılmış bir araç.:KESKİ Ağaç.:ŞECER Ağaçkakan. : TAKTAKI Ağaçların iç kısmından elde edilen ve kağıt yapımında kullanılan madde. : KİTABİYE Ağaçların kütük ve dallarındaki yosun. : PUS Ağaçlı,sulu bahçe.:HADİKA Ağaçlık yerden açılan tarla.:SÖKÜNTÜ Ağaçlık,koru.:MESÇERE Ağaçlıklı yol.:ALE Ağaçsız yerlerde,kuş yakalamak için üstüne ökse yerleştirilen ağaç.:DİKSE Ağaçta ilk olgunlaşan meyve.:ALACA Ağaçtan ve demirden yapılan uzun ve kalın destek.:DİREK Ağaçtan yapılmış iri çekiç.:TOKMAK Ağaçtan yapılmış küçük su kabı. : ÇOTRA Ağaçtan yapılmış su kabı.:ÇAMÇAK Ağaçtan yapılmış testi.: SENEK Ağaçtan yapılmış top.: TOMAK Ağartmakta ve yara temizlemekte kullanılan kimyasal bir su.:JAVEL Ağdalı,koyu kıvamlı bir maddenin özelliği,ağdalık.: VİSKOZİTE Ağı otu.: BALDIRAN Ağıl,davar ağılı : ARKAÇ : KOM Ağın her suya atılışıyla bir defada yakalanan balık. : FOROZ Ağır akan su.:KARASU Ağır başlı, uslu. : DÖLEK Ağır bir kaydırağı buz üzerinde kaydırma temeline dayanan olimpik bir kış sporu.:KÖRLİNG Ağır bir şeyi denizden çıkarmak veya denize indirmek işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi.:ALGARİNA Ağır bir yükün yerden yükseltilmesini sağlayan alet.:KRİKO Ağır cisimleri bir yerden başka bir yere kaydırmak ve özellikle deniz teknelerini karaya çekmek için bunların altına sürülen yuvarlak ağaç.Çekek tahtaları,felek. : FİLENK Ağır haksızlık.:GADİR Ağır kanlı.:MELEME Ağır olmayan,hafif.:YEĞNİ Ağır ritimli İspanyol dansı. : BOLERO Ağır tempolu bir İspanyol dansı.:SARABANDA Ağır topuz.:GÜRZ Ağır ve genellikle ölümle sonuçlanan kanamalı ve ateşli bir hastalığa yol açan virüs. : EBOLA Ağır,kalın,dayanıklı ve sağlam.:KUNT Ağır,yavaş.:AHESTE Ağırbaşlı,sözleri ve davranışları ölçülü olan kimse.:DENLİ Ağırbaşlılık.:VAKAR Ağırlama. : İCLAL : İZAZ Ağırlığı yatay doğrultuda dağıtarak duvarda düşey çatlakların oluşmasını önlemek için duvar içine boydan boya uzatılan ahşap ya da betonarme bağlama öğesi. : HATIL Ağırlık kaldırma aracı. : ELEVATÖR Ağırlık sıfırken yatay duran bir kaldıraç koluna dik olarak tutturulmuş bir ibrenin sapmasıyla kütleleri tartan araç.:KANTAR Ağırlık ve uzunluk ölçüleri için kabul edilmiş yasal ölçü modeli. : ETALON Ağıt,içli şiir.:ELEJİ.:MERSİYE Ağız kısmı yayvan bakır kap. : ÜSKÜRE Ağız mukozasında oluşan yüzeysel yara.:AFT Ağız ve dil hareketlerinden yararlanarak,soluk borusuna arka arkaya küçük miktarda hava göndermek için başvurulan soluk alma.:FROG Ağız ve diş etleri mukozasının iltihaplanması.Ağız yangısı.:STOMATİT Ağız yangısı. : STOMATİT Ağızdaki kokuları gidermek için çiğnenen baharlı bir madde.:SENSEN Ağızdan ağıza söylenen parola. : PASAPAROLA Ağızdan dolma toplarda,barutu ateşlemek üzere topların kuyruk kısımlarındaki hazne üzerine ağız otu konulması için açılmış olan delik.:FALYA Ağızotu.:YEM Ağların alt ve üst yakalarına geçirilen keçi kılından yapılmış ip.:FARİL Ağlayıcı,ağlayan.:GİRYAN Ağrı Dağı’na 18 km. uzaklıkta, kayak merkezi olan dağın adı. : BUBİ Ağrı Dağı’na tırmanan ilk Türk olan dağcımız. : BOZKURT ERGÜR Ağrı Dağı’ndaki bir yayla. : İLİ Ağrı Dağı’nın eski adı. : ARARAT Ağrı Dağı’nın Farsça adı. : KUHİ NUH Ağrı dağındaki yaylalardan biri.:ELİ Ağrı ili yöresine özgü bir kalk oyunu.:HENNE Ağrı ilinin eski adı.:KARAKÖSE Ağrı kesici olarak kullanılan bir ilaç. : ASPİRİN Ağrı ve sızıdan kıvranmak.:KAPINMAK Ağrı,sancı.:BALKI Ağrı.: VECA Ağrı’nın bir ilçesi. : TUTAK Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesine özgü bir tür köfte. :ABDİGÖR Ağrılı ve kirpikleri dökülmüş göz.:ÇİPİL Ağustos ayının ilk haftasına denk gelen yazın en sıcak günlerine verilen ad.:EYYAMIBAHUR Ağustos böceği.: ORAK BÖCEĞİ Ağzı çember biçiminde telden yapılma torbaya benzer büyük gözlü ağ. : APOŞİ Ağzı geniş tek kulplu su kabı. : KANATA Ağzı geniş, yayvan ve büyükçe su kabı. : BADYA Ağzı sıkı,sır saklayan. : KETUM Ağzı yayvan toprak kap.:DAĞAR Ağzı yayvan,dibi dar toprak kap.:DAĞAR Ağzın alabileceği büyüklükte yiyecek parçası, lokma. : TIKIM Ağzın içinde oluşan pamukçuk. : AFT Ağzına kadar dolu.:LEBALEP Ahali,sakinler.:SEKENE Ahbaplık, arkadaşlık, alışkanlık.: ÜNSİYET Ahır. : ISTABL Ahırlarda gübreyi dışarı atmak yada ahıra saman almak için kullanılan kapaklı yada kapaksız delik,pencere.:TEMEK Ahırlarda iki hayvan yeri arasına bölmelik diye konulan kalın sırık. :ARALTI Ahi kuruluşlarına girenlerin törenle bellerine bağlanan kuşak. : ŞED Ahi, aka, dost. : CÖMERT Ahize,alıcı,reseptör. : ALMAÇ Ahkam-ı sitte” adı verilen altı tür yazının (MUHAKKAK, REYHANİ, SÜLÜS, NESİH, TEVKİ, RİKA) ortaya çıkmasından önce kullanılan Arap yazısının genel adı. : KUFİ Ahlak dışıcılık.:AMORALİZM Ahlak, karakter,huy. : SİRET Ahlak.:AKTÖRE Ahlakı araç değil amaç sayan doktrin,ahlakçılık doktrini.:MORALİZM Ahlaklı.: NEZİH Ahlaksız kimse,melun.:KAYARTO Ahmak,alık,sersem.:SEME Ahmaklık. : HAMAKAT Ahmet Raşit Öğütçü. : ORHAN KEMAL Ahmet Rıfat’ın kurduğu,insanın bütün nefis baskılarından,geçici eğilimlerinden arınmasını amaçlayan bir Sünni sistemi.: RUFAİLİK Ahşabın üzerindeki ufak pürüzleri yontarak giderip dümdüz bir hale getirmek için kullanılan kazıma aleti.:SİSTİRE Ahşap bıçkıcısı.:ERREKEŞ Ahşap gemilerde sintine sularının akması için döşeklere açılmış deliklerden her biri.:LEV Ahşap gemilerin omurgalarının uzunluğunca ve iki yanında borda kaplamalarının en dar yüzüne yerleştirmek için açılan keskin,sivri köşeli yuva. : AŞOZ Ahşap ve çubuklarla yapılan ve pencerelere takılan siper.:KAFES Ahşap ya da taşların birbirine bağlanmasında kullanılan iki ucu dirsekli kenet. : KLAMO Ahşap yapıların dış kaplamalarında kullanılan çıralı tahta. : ÇİĞDENE Ahşap,mermer yada taş levhaları kafes biçiminde oyarak bezeme.:AJUR Ahşap,metal yada taş üzerine mühür,yazı yada motifler oyarak,boşlukların renkli taş,fildişi yada bir başka metalle kakma tekniğiyle doldurulmasıyla yapılan süsleme.:HATEMKARİ Ahşap,mukavva yada deri üstüne uygulanabilen bir tür boyama tekniği ve bu teknikle süslenen eşyaya verilen genel ad.:EDİRNEKARİ Ahşapta rastlanılan yuvarlak,koyuca renkte sert bölüm.(Budak,dalın gövde içindeki başlangıç bölümüdür).:BUDAK Ahu, gazal. : CEYLAN Ahududu soslu şeftalili,krem şantili dondurma.:PEŞMELBA Ahududu, ağaç çileği. Çilek likörü. : FRANBUAZ Ahududu. : AĞAÇ ÇİLEĞİ Aids testi. : ELİZA Aids virüsü.:HİV Aile halkı. : HORANTA Ailesine bakan./Yoksul: AİL Ait olduğu yıl içinde toplanamayıp ertesi yıla kalan vergiler.:BAKAYA Ajanda.:ANDAÇ Ak karınca, divik gibi adlar da verilen bir böcek. TERMİT Akaç. : DREN Akaçlama.:DRENAJ Akaju. : MAUN Akanyıldız. : AĞAN : ŞAHAP Akarsu krosu. Sal yarışı. : RAFTİNG Akarsu yatağı., mecra. : AKAK Akarsuları inceleyen bilim dalı.:POTAMOLOJİ Akarsuların taşıyıp yığdıkları balçık,kil vs çok ince taneli şeylerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığın,alüvyon.:LIĞ Akbaba.:KERKES Akciğer ve bronş hastalıklarını inceleyen tıp dalı.:PNÖMOLOJİ Akciğer zarı iltihabı,zatülcenp: SATLICAN Akciğer zarı iltihabı.:PNÖMONİ Akciğer. : RİE Akciğerleri dinlerken hekimin duyduğu patolojik ses. : RAL Akdeniz ülkelerinde görülen, en çok keçi sütü ile bulaşan ateşli bir hastalık.:MALTAHUMMASI Akdeniz yöresinde yetişen ve çiçek tomurcukları turşu yapımında kullanılan bir bitkiye verilen ad. : KEBERE Akdeniz bölgesinde bir akarsu. : ALATA : ALARA: LAMAS Akdeniz bölgesinde bir dağ.:ADRAS.:DEDEGÖL Akdeniz Bölgesinde yaygın bir çiçek.:BEGONVİL Akdeniz bölgesinde yetişen ve köklerinden kırmızı boya elde edilen bir bitki. : HAVACIVA Akdeniz bölgesinde,Boklar Dağları ile Aladağlar kütlesini birbirinden ayıran tektonik kökenli çukur alan.:ECEMİŞ Akdeniz Bölgesinde,Cennet-Cehennem obruklarının ve Narlıkuyu mağarasının da yer aldığı platonun adı.:TAŞELİ Akdeniz bölgesinin batı kesiminde bir akarsu.: EŞEN Akdeniz çevresinde bol yetişen,ateşe ve öksürüğe karşı sağaltıcı bir etkisi bulunan,uyarıcı,güçlendirici,yara sağaltıcı olarak da yararlanılan bir bitki.:DALAKOTU Akdeniz çevresinde yaşayanlarda görülen kansızlık.Cooley hastalığı. : TALASEMİ Akdeniz çevresinde yetişen ve dalları sepet örmekte kullanılan mavi,beyaz,yada menekşe renginde çiçekler açan bir ağaççık.:AYIT : HAYIT Akdeniz havzasında görülen çok sıcak bir rüzgar. : SİROKO Akdeniz kıyılarında görülen,keçi sütüyle insana geçen ateşli bir hastalık.:MALTAHUMMASI Akdeniz ve Ege’de yaşayan lezzetli bir balık :LAHOS Akdeniz ve Marmara’da yaşayan kırmızı renkli,eti lezzetli bir balık. : MAZAK Akdeniz yöresinde kendiliğinden yetişen ve dokumacılıkta kullanılan mavi-beyaz yada menekşe renginde çiçekler açan bir bitki.: ALFA Akdeniz yöresinde yetişen ve halk hekimliğinde kullanılan kokulu bir çalı.:ZUFAOTU Akdeniz yöresinde yetiştirilen ve lezzetli kökleri sebze olarak kullanılan bir bitki.:İSKORÇİNA Akdeniz’de bir ada. : ASİNARA Akdeniz’de yaşayan beyaz etli bir balık. : HANİ Akdeniz’de yaşayan bir balık türü,pervane balığı.:AYBALIĞI Akdeniz’de yaşayan eti lezzetli bir balık. : SİNAGRİT:SİNARİT Akdeniz’de yaşayan eti lezzetli bir balık.:İSTRONGİLOS Akdeniz’de yaşayan iri karides türü. : NİKA Akdeniz’de yaşayan,vücudu yassı,pullu,eti beyaz ve lezzetli bir balık.: İŞKİNE:EŞKİNA Akdeniz’in dördüncü büyük adası. : KORSİKA Akhalar döneminde kılıç ve kalkanın asıldığı,altın yada gümüş işlemeli deri omuz kayışı.:TELAMAN Akıcı maddeleri ya da tozları çekip emmeye yarayan aygıt. : ASPİRATÖR Akıcı söz. : SELİS Akıl yoluyla edinilen bilgiyi kutsal kitapların öğretisiyle kaynaştırmaya çalışmış, düşünceleriyle Spinoza ve Leibniz gibi Batılı düşünürleri derinden etkilemiş ünlü Endülüslü Yahudi filozof ve hekim. : İBNİ MEYMUN Akıl hastalıklarının genel adı. : PSİKOZ Akıl hastalıklarının genel adı.:PSİKOZ Akıl hastalıklarıyla ilgili hekimlik kolu.:AKLİYE Akıl hastanesi hademesi.:GÜLLABİCİ Akıl süzgecinden geçirmek,muhakeme.:USA VURMA Akıl,zihin,idrak,anlak.:ENTELEKT Akıl. : US Akıldışıcılık. : İRRASYONALİZM Akıllı,aklı başında.:HUŞYAR Akıllı,zeki.:LEBİB Akıllıca. : ALEMİYANE Akılsız,aptal.:AHNIT Akılsız,budala,alık. : EBLEH Akım.:DEBİ Akın ve savaşlarda ele geçirilen her beş tutsaktan birinin hükümdarın hakkı olarak ayrılması yada devlete vergi olarak verilmesi.:PENÇİK Akındırık. :REÇİNE Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.:AYNA Akıntılı hastalık.:AKARCA Akıtaç. : PİPET Akıtma.:İSALE Akız otu , mübarek dikeni gibi adlar da verilen ve çiçekli dalları halk hekimliğinde kullanılan otsu bitki. : ŞEVKETİ BOSTAN Akira Kurosava’nın bir filmi. : RAŞOMON : RAN Akkan. : LENF Akkor. : NARIBEYZA . Akla gelen,içe doğan düşünce.:VARİDAT Akla uygun. : MAKUL Akla ve bilmeye değil de iradeye üstünlük tanıyan,ruhsal olayların ve bilgi sürecinin temelinde iradeyi gören bilim dışı öğreti.:VOLONTARİZM Aklama, temize çıkarma. : İBRA Aklama,temize çıkarma.:TEBRİYE Aklı başında olmayan,baygın.:BİHUŞ Aklı yatmış. : KAİL Aklın egemenliğini,doğaya uygun yaşamayı ve dünya yurttaşlığı ülküsünü amaç edinen stoacılık felsefesinin eski adı.:REVAKIYE Akraba ve yakın arkadaşları kayırma.:NEPOTİZM Akran,eş.:BEKTAŞ Akran. : TAYDAŞ Akrebin iğnesi.:NİŞ Akrep takım yıldızının kuyruğunun güneyinde yer alan,küçük güney takımyıldızı,sunak.:ALTAR Akrep takımyıldızının en parlak yıldızı.:ANTARES Akrobat.:CAMBAZ Aksaray ilinde , Bizans dönemine ait tüf kayalara oyulmuş pek çok dinsel yapının bulunduğu ünlü mağara. : IHLARA Aksaray ilinde bir çok kuş türünü barındıran bir sazlık.:ESMEKAYA Aksaray ilinde, M.Ö. 3200 yılına kadar uzanan ünlü höyük. : ACEMHÖYÜK Aksaray ilindeki Ihlara Vadisinin girişinde bulunan kaplıca.:ZİGA Aksaray’da bir baraj. :APA : MAMASIN Aksaray’ın Güzelyurt ilçesine bağlı,Hıristiyanlık tarihi açısından önem taşıyan bir belde.:IHLARA Aksesuar.:EKLENTİ Aksu,ak basma,perde.:KATARAKT Akşam ezanı ile yatsı ezanı arasındaki zaman dilimi. Akşam vakti, akşam namazı,akşam yemeği:IŞA:AŞA Aktif. : ETKİN Aktinyum elementinin simgesi. : AC Aktinyumun kendiliğinden parçalanmasıyla elde edilen ve kütle numarası 219 olan radon izotopu. : AKTİNON Akustik ölçü birimi.:DESİBEL Akut lösemilerin tedavisinde kullanılan antibiyotik.AZASERİN Akut lösemilerin tedavisinde kullanılan bir antibiyotik. : AZASERİN Akyuvar. : LÖKOSİT Al ile kır arası bir at donu. : KULA Alabalıkgiller familyasından,denizlerde yaşayan bir balık türü.:DENİZALASI Alaca benekli./Cüzamlı./Çiçek bozuğu. : ABRAŞ Alaca benekli.:ABRAŞ Alaca,iki renkli.: YANAL Alacak. : MATLUP Aladağlar Ulusal parkında,doğal güzelliğiyle tanınmış şelaleler.:KAPUZBAŞI Aladağların batı yüzünde ormanlık bir vadi.:EMLİ Alafranga tuvalet. : KLOZET Alageyik. : SIĞIN Alakasız.(Mecazi). : KELALAKA Alamanadan küçük,üç çifte balıkçı kayığı. : MANYAT Alan korkusu.:AGORAFOBİ Alan PARKER tarafından sinemaya da aktarılmış ünlü müzikal. : EVİTA Alan topu.:TENİS Alanya ilçesinde bir çay ve mağara.:DİM Alanya ilçesinin tanınmış bir plajı.:ULAŞ Alaşım. : HALİTA Alaturka fasılda,giriş taksiminden sonra çalınan,dört haneli ve dört teslimli parça.:PEŞREV Alaturka müzikte kullanılan bir tür zilsiz tef. : BENDİR Alaturka müzikte tempo.:USUL Alavereci. : SPEKÜLATÖR Alay,eğlenme. : MEZEK Alaybozan da denilen kısa ve hafif bir tüfek.:KARABİNA Alaysı. : İRONİK Albay.:MİRALAY Alçak ,rezil,soysuz kimse. : DENİ Alçak enlemlerde esen düzenli rüzgar. : ALİZE Alçak ve altı düz gemi.:GALİ Alçaklık, bayağılık. : LEAMET Alçalma,bayağılaşma.:MEZELLET Alçalma,düşkünlük. : ZÜL Alçı taşı.:JİPS Alçı,balmumu gibi maddelerden bir şeyin kalıbını çıkartmak için yapılan işlemlerin bütünü.:MULAJ Alçıdan kabartma süsler.Süslemecilik sanatında alçak kabartma tekniğinde, mala ile yapılan alçı süslemeye verilen ad. : MALAKARİ Alçıtaşı.:PUR Aldatma,oyun,düzen.:DESİSE Aldırış etme,önem verme.:UMUR Alegorik hikaye. : FABL Alet takımı.:AVADANLIK Alev.Yalaz. : ALAZ Aleve tutularak pişirilmiş.:FLAMBE Alevi kuruluşlarına girenlerin törenle bellerine bağlanan kuşak. : ŞED Alevi ve Bektaşi topluluklarında yaygın olan ve müzik eşliğinde uygulanan tören nitelikli oyun.:SEMAH Alevi ve Bektaşilerde müritleri aydınlatmak için düzenlenen cemaatlerde dedelere yapılan yardım ya da verilen para. HAKKULLAH Alevi-Bektaşi ozanlarının tarikatlarıyla ilgili şiirlerine verilen ad. : DEME Alevi-Bektaşi törenlerine verilen ad Alevi semahı.:CEM Alevin oynayarak parıldaması,parlama,parıltı.:YALABIK Alfabetik sıralamalar için kullanılan,kenarında bütün harflerin yer aldığı not defteri,katalog.:FİHRİST Alfred Hitchcook’un bir filmi. : İP Alg,mantar gibi ilkel bitkilerde dişi cinslik hücresi.:OVOGON Algı.:İDRAK Algılanan nesnelerin temel niteliği. : UZAM Alıcı ve satıcıların fiyatları tek başlarına etkileyemeyecek kadar çok sayıda oldukları piyasa biçimi. : ATOMİSİTE Alıcı yönetmeni.:KAMERAMAN Alımlı.:FRAPAN Alın yazısı,kader,yazgı.:MUKADDERAT Alınmasını sağlamak için ilacın içine katılan nötr madde.:SIVAĞ Alınyazısı,kader. : FATALİTE Alışılagelen.:BERMUTAT Alışılmadık çağrışımlar yaratılarak,nesne ve olayların beklenmedik fantastik yada şaşırtıcı bölümleri kullanılıp gerçek dünyadaki ölçek,biçim ve ilişkilerden bilinçli olarak kaçılarak gerçekleştirilen sanatsal bir yöntem.:GROTESK Alışılmış olan,alışkanlık haline gelen.:MENUS Alışılmış,alışılan. :MUTAT Alışkanlık,alışma.:ÜNS.:ÜNSİYET Alışkanlıkla elde edilmiş beceri.: RUTİN Alışma,kaynaşma.:ÜLFET Alışveriş yerleri olan sahil kenti.:BENDER Alışveriş. : AKSATA Alışverişte aldatılma. : KAZIK Alışverişte çok kar amacını güden kimse.:BEZİRGAN Alışverişte satın alınan mala ödenen karşılığın,malın değerinden çok fazla olması,alışverişte hile yapma.:GABİN Alkalik. : KALEVİ Alkil kökü. : AMİNO Alkol. : ETANOL Alkolde eriyen hayvansal reçine.:GOMALAK Alkollü içkiler.:MÜSKİRAT Allah bize yeter anlamında bir sözcük.:HASBİNALLAH Allah katında hayırlı olan.:HAYRULLAH Allah seni korusun” anlamında kullanılan bir deyim. : SANEKALLAH Allah.:HÜDA Allah’a ortak koşma.:ŞİRK Allah’a şükür anlamında bir söz.:ELHAMDÜLİLLAH Allah’a ve gerçeğe sezgi,gönül ve duygu yoluyla ulaşılabileceğine inanan din ve felsefe doktrini,gizemcilik:MİSTİSİZM Allah’ın buyruklarına uyma.:TAAT Allahın bağışlayıcı anlamındaki sıfatı.:GAFUR Alma yada kabul etme.:AHİZ Almak,alıp götürmek. : APARMAK Alman gümüşü.:MAYŞOR Alman kadın devrimci. : ROZA LÜXEMBURG Alman ulusunun ünlü destanı.:NİBELUNGEN Alman,Avusturya,İngiliz,Rus ve İsveç askeri hiyerarşisinde en yüksek rütbe.:FELDMAREŞAL Almanca evet.:JA Almanca şarkı anlamında kullanılan sözcük :LİED Almanya dışına sürülmüş Musevilerin 14. asırdan başlayarak kullanmış oldukları Almanca- Almanya ve Avusturya’da kullanılmış eski gümüş para. : TALER Almanya ve İtalya’da resim müzelerine çoğu zaman verilen ad. : PİNAKOTEK Almanya’da 1914-1918 yılları arasında etkinlikte bulunan devrimci sosyalist grup.:SPARTAKİSTLER Almanya’da 1947’nin başlarında SS üyelerini kaçırmak amacıyla kurulan gizli örgüt.:ODESSA Almanya’da bir sanayi bölgesi. : RUHR Almanya’da kurulan (1947’nin başlarında SS üyelerini kaçırmak amacıyla ) gizli örgüt. : ODESSA Almanya’da mimar Walter Gropius’un 1919’da kurduğu tasarım okulu ve bu okulda geliştirilen üslup.:BAUHAUS Almanya’da Ren’in kolu olan bir ırmak. : LİPPE Almanya’daki Danzing kentinin adından gelen en iyi anlamında bir sözcük.:DANİSKA Almanya’nın Aşağı Saksonya eyaletinde ırmak. : LEİNE Almanya’ya özgü,geleneksel olarak birayla birlikte içilen damıtık bir içki.:KORN Almanya’ya özgü,tahıl tanelerinden yapılan damıtık bir içki.:KORN Almanya’yı oluşturan eyaletlerin her birine verilen ad.:LAND Alnın üzerine dökülen kısa kesilmiş saç.:KAKÜL Alosa’da denilen balık.: TİRSİ Alp dağlarının yüksek kesimlerindeki çayırlıklara verilen ad.:ALME Alpler’de yer alan, Avrupa’nın en yüksek karayolu geçitlerinden biri. : İSERAN Alt birimlerin her biri,bölüm.:DEPARTMAN Alt deri.:HİPODERM Alt gagasında deriden bir kesesi olan iri kuş.: PELİKAN Alt kademe. : MAİYET Alt tarafı çan biçiminde genişleyen etekler için kullanılan sözcük. : KLOŞ Alt üst,karmakarışık,darmadağınık,allak bullak.:HERCÜMERÇ Alt yapı.:ENFRASTRÜKTÜR Alt,aşağı.:ZİR Altay panteonunda deniz tanrıçası. : AKANA Altay Türklerince inanılan bir cin.:ÇORABAŞ Altay Türklerinde şarkı,türkü anlamında kullanılan sözcük.:KOJAN Altay Türklerinde şarkı,türkü. :KOJAN Altay Türklerinin bir destanı.:AKKÖPÜK Alternatif akım makinelerinin büyük bölümünün temelini oluşturan magnetik alanı bulan Sırp asıllı ABD’li elektrik mühendisi ve mucit. : NİKOLA TESLA Alternatif elektrik akımı üretmekte kullanılan elektronik aygıt. : OSİLATÖR Altı aylığa kadar körpe yaban domuzu.:FESEK Altı düz,küçük gezinti vapuru.:MUŞ Altı düz,üçgen biçiminde yelkenli iki kişilik tekne. : ŞARPİ Altı mukavva ile beslenmiş,üstü sırmalı işleme.: DİVAL Altı veya sekiz çift kürekle çekilen dar,uzun bir çeşit kayık : KANCABAŞ Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipekli kumaş. İpekten sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz kumaş. : DİBA Altın alaşımı.: ORÜR Altın kökü. : İPEKA Altın renginde olan.:ALTUNİ Altın sarısı renginde, berilden oluşan ve kuyumculukta kullanılan bir taş. : HELYODOR Altın sırma yada kılaptan işlenmiş çizgili ipek kumaş ve bu cins kumaşların üstünde bulunan sırma işlemeli yollar. : ALTINOLUK Altın sırmayla işlenmiş.:ZERDUZ Altın ve gümüş eritilen kabın içine konulan çerçeve. : İLİCE Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipek kumaş.:DİBA Altın yaldızla bezeme yapma ve yazı yazma sanatı.:HALKARİ Altın,gümüş,kalay ve bakır karışımından oluşan karma metal.:MOKAMEYA Altına bez yapıştırılmış özel çizim kağıdı.:ASTRALON Altından yapılma, altın rengi. : ZERRİN Altının ayarını anla |