BULMACA SÖZLÜĞÜ
A
B C Ç D
E F G
H I İ
J K L
M N
|
|
D Grubunun kurucularından olup hat sanatından esinlendiği soyut yapıtlarıyla tanınmış ressamımız.:ELİF NACİ Dadanma.:TEBELLEŞ Dadı. : TAYA Dağ faresi de denilen kemirgen bir hayvan.:HAMSTER Dağ geçidi. : AŞIT Dağ keçisi. : ELİK: YAĞMURCA Dağ kırlangıcı da denilen küçük bir kuş. : EBREHE Dağ kırlangıcı,keçisağan.:EBABİL Dağ lalesi.Manisa lalesi. : ANEMON Dağ servisi, dikenli ardıç. : SEDİR : ARAR Dağ sırtı,dik yokuş.:YURA Dağ sırtı,tepe,bayır.:KIRAN Dağ sırtlarında davarların yatırıldığı düz, rüzgar almayan kuytu yer.: ARKAÇ Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer.: BELEN Dağ sırtlarında,taş aralarından sızan su,küçük pınar.:SIZAK Dağ tavuğu. : ÇİL Dağ üzerindeki yüksek geçit,dik dağ yolu.:BEKEN Dağ veya tepelerle sınırlanmış,suları aynı denize,göle veya ırmağa akan bölge.:HAVZA Dağ yürüyüşü. : TREKKİNG Dağ.:KUH Dağcı.:ALPİNİST Dağcılık. :ALPİNİZM Dağda yaşayan ve geçimini odun satarak sağlayan kimse.:ÇITAK Dağdan inen sel. : KAYAN Dağılıp parçalanacak hale gelmek,dağılıp parçalanmak,inhilal.:EPRİMEK Dağılma, : İNFİSAH Dağın alt bölümü. : ETEK Dağınık,derbeder. :HARABATİ Dağıtıcı.:DİSTRİBÜTÖR Dağıtıcı.:MÜVEZZİ Dağıtma,üleştirme.:TEVZİ Dağlama resmi.:PİROGRAVÜR Dağlarda kaybolan insanları kurtarmasıyla ünlenmiş köpek soyu.:SENBERNAR Dağlarda yetişen,rengi hafif yeşil bir çeşit yaban soğanı.:KÖMÜREN Dağların oluşumunu inceleyen bilim dalı.:OROJENİ Dağların oyuk ve kuytu yerleri. : KEPEZ Dağlık bölge.:KUHİSTAN Dağlık yer.:CEBELİSTAN Daha çok Afrika’nın dağlık bölgelerinde yaşayan,uzun yada kısa kuyruklu türleri olan maymunlara verilen ad.:ŞEBEK Daha çok ahşap malzemelere sürülen parlak cila.:VERNİK Daha çok ayakkabı yapılan bir çeşit sağlam ve parlak kumaş.:KARAMANDOLA Daha çok cami avlularında bulunan havuz.:ŞADIRVAN Daha çok dansçılığı ve koreograflığıyla tanınan,unutulmaz “Singing in the Rain” (Yağmur Altında) filminin yönetmenliğini de üstlenen başrol oyuncusu.:GENE KELLY Daha çok denizi ve denizle mücadele eden balıkçıları işlediği yapıtlarıyla tanınmış ,1936-1998 yılları arasında yaşamış ressamımız. :ÖZER KABAŞ Daha çok gençlerin ve araştırmacıların konaklaması için yapılmış ve belirli kurallara göre yönetilen ekonomik tesisler.:HASTEL Daha çok hayvan postundan yapılan bir başlık türü.:BÖRK Daha çok hekimlik ve fotoğrafçılıkta kullanılan saydam,renksiz,kokusuz bir madde.:JELATİN Daha çok kadınların bluz üzerine giydikleri yelek. : JİLE Daha çok Karadeniz yöresinde giyilen bir tür erkek ayakkabısı. : ÇAPULA Daha çok mehter müziğinde kullanılan üflemeli bir çalgı. : NEFİR Daha çok nemli yerlerde yetişen ve ilaç olarak kullanılan bir bitki.:AT KUYRUĞU Daha çok Nil ırmağında kullanılan bir tür küçük gemi. : FELUKA Daha çok ormanlarda yaşayan ve yanar dönerli mavi yada mor pırıltılar saçan beyaz benekli,kahverengi kelebek.:APATURA Daha çok radyo için hazırlanmış,genellikle güldürü niteliğinde kısa oyun.:SKEÇ Daha çok sığırlara saldıran,onların kanını emen sokucu sinek.:BÜVE Daha çok soyut tarzda çalışan ve 1906-1978 yılları arasında yaşayan kadın heykelcimiz.:LERZAN BENGİSU Daha çok tahıl tarlalarında görülen mor çiçekli bir bitki,mavi kantaron. / Peygamber çiçeğine verilen ad : BELEMİR Daha çok Türkmen oymakları arasında rastlanan bir tür kukla oyunu. : KARAÇOR Daha iyi. : EVLA Daha küçük.:MİNÖR Daha sonra.:BİLAHARE Daha uzun bir parçaya giriş olarak çalınan ve asıl parçaya yol göstericilik görevini yapan kısa beste.:PRELÜD Dahi. : ÖKE Dairelerde,işyerlerinde para işlerine bakan görevli.:MUTEMET Dal ve budak kırpıntısı.:ÇIRPI Dalan., çıkar topluluğu. : LOBİ Daların alçalarak geçit verdiği yer. : BEL Dalga dalga renkli çizgiler.:MENEVİŞ Dalga, kasırga. : ELLEZ Dalga. : TALAZ Dalga.:MEVC Dalgakıranla yapılmış liman.:MENDİREK Dalgalı elektrik akımı veren üreteç.:ALTERNATÖR Dalgalı parıltılar verilmiş olan bir tür kumaş. : MUARE Dalgalı,kıvrımlı.:ONDÜLE Dalkavuk. : YALAKA Dalla örtülü, çalı çırpıdan yapılmış kulübe,çardak. : ALACIK Dallardan örülmüş büyük sepet.:ÇİTEN Dalları çok çatallı ve sapları odunsu bir bitki türü.:ÇALI Dalsız budaksız ağaç. : KABAŞ Dalyanın kapak yeri.: BASARNA Dam üzerindeki karı atmakta kullanılan büyük tahta kürek.:AYALAMA Damak zevki olan.Yemekten ve içkiden anlayan,bunların tadına varabilen kimse.:GURME:GASTRONOM Damar içine x ışınlarını geçirmeyen bir madde şırınga edildikten sonra damarların filminin alınması.:ANJİYOGRAFİ Damar sertliği. : ARTERYOSKLEROZ Damarlı ve yarı saydam bir taş. : ONİKS Damga, mühür. : KAŞE Damgalanmış , akçe haline getirilmiş madeni para.:MESKUK Damıtma işinde kullanılan araç. Damıtıcı.:İMBİK Damızlık dişi hayvan.:MAYA Damızlık erkek at.:AYGIR Damızlık erkek koyun. : KOÇ Damla. : KATRE Damlarda kiriş yerine kullanılan ağaç.:MEHTEK Damların üstündeki karı atmakta kullanılan büyük tahta kürek.:AYALAMA Damların üzerine döşenen kalın ve büyük ağaç.:HEZEN Danışma kurulu.: ŞURA Danışma. :MEŞVERET .:İSTİŞARE Danışman. :MÜŞAVİR Danimarka dili. : DANCA Danimarka, İsveç ve Norveç’in küçük para birimi. : ÖRE Danimarka’nın para birimi.:KRON Dans adımı. : EŞAPE Dans düzenleme sanatı. : KOREOGRAFİ Dansçının ayakkabılarına takılan metal plakaların vurmalı bir çalgı gibi kullanıldığı dans üslubu.:KLAKET Danslı ve özel kıyafetli gece eğlencesi.:BALO Dantel ya da nakış ipliği yumağı. : KUKA Dantel.:TENTENE Dar ağızlı şişkin karınlı çoğu hasırla kaplı büyük su şişesi.:DAMACANA Dar bir çevreye özgü dil,argo.:JARGON Dar geçit,boğaz.:DERBENT Dar sokak,dar yol,patika anlamında yerel sözcük.:İRİM Dar tentene. : OYA Dar ve ensiz tahta.: TİRİZ Dar ve kapalı yerlerde duyulan kaygı veya korku,kapalı yer korkusu.: KLOSTROFOBİ Dar ve uzun kavkılı bir deniz yumuşakçası. :SÜLİNE Dar, uzun ve hafif bir yarış kayığı. : KİK Dar,uzun ve hafif bir yarış kayığı,kik.:FUTA Dar.:DARAÇ Darıdan yapılan şarabın kımızla karıştırılmasıyla elde edilen eski Türk içkisine verilen ad.: TARASUN Datça yakınlarındaki ünlü antik kent. : KNİDOS Datça yarımadasına verilen bir başka ad.:REŞADİYE Dava.:ARANÇ Davar ağılı.:KOM Davar ve sığır gibi hayvanlar.:MEVAŞİ Davet eden, çağıran. : DAİ Davet etmek.:OKUMAK Davranışçılık.:BEHAVYORİZM:BİHEYVİYORİZM Davranışı kaba,sert,gönül kırıcı olan,nadan.:NOBRAN Davranışları çabuk ve kesin olan.:CEVVAL Davranmak,ayağa kalkmak.:YEKİNMEK Davul,gergef,elek gibi nesnelerin çerçevesi.:KASNAK Davula sol elle vurulan ince değnek.:BIZBIZ Dayanak, yardımcı. : MEDAR Dayanıklı (Farsça).:KUNT Dayanıklı ambalaj kağıdı.:KRAFT Dayanıklı, sağlam. : KAVİ Dayanıklılık sağlamak veya kaymayı önlemek için ayakkabıların altına çakılan iri başlı çivi.:KABARA Dayanılacak şey,ilke.:UMDE Dayanışmacılık. :SOLİDARİZM Dayanma.:İRTİFAK Dede Korkut kitabında destan,hikaye anlamında kullanılan sözcük.:BOY Dedeler, atalar. : ECDAT Dedikodu etme. : NEMİME Dedikodu.Bir kişinin gıyabında ileri geri konuşmak. : GIYBET Dedikoducu. : NEMMAL Define. : GÖMÜ Defnegiller familyasından bir ağaç ve bu ağacın bazıları armut biçiminde olan meyvesi.:AVOKADO Defnegillerden bir ağaç ve bu ağacın içinde kokulu bir yağ bulunması dolayısıyla bahar gibi kullanılan kabuğu.:TARÇIN Defterler.:DEFATİR Değer,tutar.:SEMEN Değerbilir,iyilikbilir. : KADİRŞİNAS Değeri bir milyon hertz olan frekans birimi.:MEGAHERTZ Değerinden çok aşağı bir fiyatla alınan veya alınabilecek olan şey,kelepir.:OKAZYON Değerini, önemini yitirmiş. : KADÜK Değerini,önemini yitirmiş,eskimiş.:KADÜK Değerli bir orkide türü.:ADA Değerli bir süs taşı. : AKİK.:BERİL Değerli eşya,kumaş,mücevher v.s. alınıp satılan kapalı çarşı.:BEDESTEN Değerli madenler için kullanılan İngiliz ağırlık sistemi. : TROY Değerli madenlerde yasanın istediği ağırlık,saflık ve değer derecesi ölçüsü. : MİYAR Değerli madenlerin saflık derecesi.: AYAR Değerli metal ve taşlardan yapılan süs eşyası.:KUYUM Değerli olan,zebercet adını taşıyan silikat.: OLİVİN Değerli olmayan maden veya taşlardan yapılmış takı,süs eşyası.:BİJUTERİ Değerli süs taşı,mücevher.:GEVHER Değerli taşlarla donanmış. : MURASSA Değerli tespih taşı.(Deniz filinin dişinden yapılan). : NAKA Değersiz,bayağı.:KIRTIPİL Değersiz,önemsiz.:NAÇİZ: HOR Değirmen oluğu : ABARA Değirmen suyunu başka yöne akıtmak için yapılan düzen.: SAVAK Değirmen taşına buğdayı akıtan oluk.:ARD Değirmen taşının ekseni.:SEPEK Değirmen. : AS Değirmene su veren oluğun eğimi.:SEĞİRDİM Değiş tokuş da üste verilen şey. : ABRA Değiş tokuş. : MÜBADELE Değiş,mal değişi,trampa.:TROK Değişenlerin özünde değişmeden kaldığı varsayılan idealist kavram.:TÖZ Değişik renkli çiçekleri ve rozet yaprakları olan, dere kenarlarında da yetişen bir süs bitkisi.:ÇUHA ÇİÇEĞİ Değişik alanlarda düzeltme,belirleme,ölçme,denetleme işlerinde kullanılan ve yaptığı işe göre yapısı değişen araç. : ŞABLON Değişik biçim.:VERSİYON Değişik boyda , sert ağaçtan yapılmış tuşlardan oluşan bir Afrika çalgısı. : BALAFON Değişik çağları birbirine karıştırma, bir olayın çağıyla ilgili yanılma. : ANAKRONİZM Değişik genetik kökenli çeşitli hücrelerden oluşan organizma.:KİMERA Değişik iş kollarında gerekli olan şeyler,araç ve gereçler.:LEVAZIM Değişik kökenden gelen azınlıkları, etnik grupları ve bunların kültürel kimliklerini eğemen doku ve kültür içinde eriterek yok etme sürecinin sonucu. : ASİMİLASYON Değişik renkli üst üste iki katmandan oluşan ve üstteki katmanına kabartma bir desen yapılan değerli bir taş.. : KAME Değişik renkte boya kullanılarak,kumaş üzerine desen ve zemin basma işlemiyle bu işleme uğratılan ipekli,yünlü vs kumaş. : EMPRİME Değişik sayıda akortlu tahta yada metal çubukların gam sırasıyla dizilmesinden oluşan iki değnekle vurularak çalınan bir çalgı. : KSİLOFON Değişik sayıda tümen ve savaş destek birliklerinden kurulu büyük askeri birlik.:KOLORDU Değişik şekillerde kesilmiş,yağda veya fırında kızartılmış ekmek.:KRUTON Değişik tonlarda boyama. : RÖFLE Değişik türden hayvan veya bitkiden üremiş hayvan veya bitki,melez,kırma,azma.:METİS Değişik türlerden,çoğunlukla yabanıl ağaç, ağaççık ve çalıların deneysel yetiştirilmesine ayrılmış park veya alan. : ARBORETUM Değişim cetveli,grafik.:DİYAGRAM Değişken huylu. : AYSAR Değişmesi bir doğru ile gösterilebilen anlamındaki matematik terimi.:LİNEER Değiştirgeç. : RÖLE Değme, dokunma. : MES Değnek.:ÇOMAK Değnekten uzun ve kalınca ağaç :SIRIK Dekorasyonda ve mobilyacılıkta kullanılan,deri taklidi sentetik malzeme.:SKAY Dekoratif bir dikiş türü. : REÇME Dekoratif demir işçiliği. : FERFORJE Delege . : MURAHHAS Delgeç. : MATKAP Delgi veya küçük torna çevirmek için kullanılan ok yayı biçimindeki araç.:KEMANE Deli Derviş ya da Kul Mustafa” da denilen Türk halk şairi. : FERYADİ (1824-1904) Deli” anlamında yerel bir sözcük. : ESERLİ Delikanlı,genç anlamında yerel sözcük.:KIRAY Delikanlı.Yakışıklı erkek:CİVAN Delikli çanak.:SÜZGÜ Delikli kepçe.:KEVGİR Delikli örgü,gözenek. : AJUR Delikli tahta üzerinde taşlarla oynanan bir oyun türü.:MANKALA Delil,kanıt,ispat.:BURHAN Delilik.:CİNNET.:CÜNUN Deliller,belgeler anlamında eski sözcük. : DELAİL Deliorman,Dobruca, Besarabya ve Ukrayna’da oturan Hıristiyan Ortodoks Türklere verilen ad.:GAGAVUZ Delip geçen,içe işleyen.:NAFİZ Delişmen,atak.:DELİFİŞEK Delişmen.:ZIPIR Delme.:PERFORAJ Delta : ÇATALAĞIZ Demetçik de denilen,etli yapraklı ve pembe,kırmızı,turuncu çiçekli bir süs bitkisi.:KALANCO Demir atmış bir geminin zincirinin su içindeki bölümü.:KALOMA Demir atmış gemi. : RASİ Demir betonla yapılmış yapı.:KARKAS Demir kiriş. : PUTREL Demir şiş. : SİH Demir ve sac kesmek için üzerine çekiçle vurularak yürütülen keskin araç.:KESKİ Demir veya tunçtan dökülmüş,yuvarlak ve boş olan içine patlayıcı maddeler doldurulup havan topu veya el ile atılan yuvarlak bir bomba türü.:HUMBARA Demir yada tahta üzerindeki boya,pas gibi şeyleri çıkarmakta kullanılan çelik araç.:RASPA Demirci aracı. : ÖRS Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç. : AÇKI Demirin simgesi. : FE Demirli betonla yapılmış yapı.:KARKAS Demiryollarında traverslerin altına, şoselerde düzeltilmiş toprak üzerine döşenen taş kırıkları. :BALAST Demiryollarında gündüz mekanik olarak bir kolla gece kırmızı ışıkla işaret veren alet.:SEMAFOR Demokrasi. : ELERKİ Demokratik hak ve özgürlüklerin tam anlamıyla baskı altında tutulduğu, terör ve zulme dayanan devlet yönetimleri için kullanılan söz. : TOTALİTER Demre’de (Yeni adı Kale) yaşadığına ve Noel Baba olduğuna inanılan ve adı efsaneleşen Aziz.:AYANİKOLA Den dolayı,..den ötürü anlamında eski bir sözcük.: BİNAEN Denek taşı.: MİHENK Deneme.:PROVA Denetleme,denetim.: TEFTİŞ: MURAKABE Denetleyici,denetçi.:MURAKIP Deney ötesinde geçerliği olan bilgi.:APRİORİ Deney üstü. : TRANSANDANTAL Deneyci bilgi kuramı ile psikolojide,duyuların dış nesnelere tepki göstermesi sonucunda idea’ların ortaya çıkmasından önce zihnin durumu.:TABULARASA Deneyimcilik.:AMPİRİZM Deneylerle henüz yeterli derecede doğrulanmamış,ancak doğrulanacağı umulan teorik düşünce,varsayım,faraziye.:HİPOTEZ Deneysel.:AMPİRİK Deneyselcilik.:EKSPERİMANTALİZM Denge, ölçü. : MUVAZENE.:BALANS Dengesini ustalıkla korurken top, bıçak, tabak gibi nesneleri havaya atıp tutarak gösteri yapan sanatçı.: JONGLÖR Deniz altında kalmış bir vadinin veya vadiler sisteminin alt bölümü. : RİA Deniz anası. : MEDÜZ Deniz ataşesi.:ATAŞENAVAL Deniz avcılığında kullanılan ince daldan örülü sepet. : KİRTİL Deniz ayısı da denilen ve soğuk güney denizlerinde yaşayan fok türü. : OTARİ Deniz bilim.:OŞİNOGRAFİ Deniz derinliğini ölçme işi (Batimetre). : İSKANDİL Deniz dibini tarayarak deniz kabuklularını avlamaya yarayan bir balık ağı türü.:ALKARNA Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanılan araç.:BATİSKAF Deniz güçlerinin tümü.:BAHRİYE Deniz içinde zincirlerin birbirine dolaşması. : ISPARMAÇA Deniz kenarında salaş ve dam gibi barınılacak yer.:KAVALA Deniz kırlangıcı da denilen bir kuş.:SUMRU Deniz kırlangıcı.:BALIKÇIN Deniz kıyısında bulunan kamışlık ve sazlık.:KALAMIŞ Deniz kıyısında dalga aşındırmasıyla oluşmuş sarp ve yüksek yer. : YALIYAR Deniz kıyısında yetişen esmer su yosununa verilen ad. : FUKUS Deniz kızı.: SİRER Deniz kulağı.:LAGÜN Deniz kuşlarının gübre olarak kullanılan pisliği. : GUANO Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesindeki Su Altı Savunma komandolarını işaret eden kısaltma.:SAS Deniz limanlarını ve derinliklerini, gelgitleri, bu limanlara giriş ya da çıkış biçimlerini açıklamalı bir şekilde gösteren kitap. Bu betimlemeyi resimleyen eski deniz haritası. : PORTOLANO Deniz mili.:KNOT Deniz suyuyla yapılan tedavi yöntemi.:TALASSOTERAPİ Deniz tabanında oluşan depremin yarattığı büyük dalga.:TSUNAMİ Deniz tanrıçası Thetis ile Zeus soyundan Pele-us’un oğlu;Phtia ülkesinin kralı.:AKHİLLEUS Deniz tarafından ırmak ağızlarında yada akarsuların kazdığı derin vadilerin aşağı kesimlerinde oluşan yüksek kenarlı kıyı biçimi. : RİA Deniz taşıtlarını yönetmek. : ABRAMAK Deniz taşıtlarının pervanesi. : USKUR Deniz tedavisi.:TALASOTERAPİ Deniz teknelerini karaya çekmek için bunların altına sürülen yuvarlak ağaç.:FİLENK Deniz teknelerinin iç yanları.: ALABANDA Deniz ticaretinde,masraf çıktıktan sonra kazancın sermaye ve tayfa arasında bölüştürülmesi.:ÜÇÜRDÜM Deniz veya denizcilikle ilgili.: BAHRİ Deniz yada ırmaklarda birdenbire derinleşen yer.:LONGUZ Deniz yolculuklarında geminin veya yükünün gördüğü zarar.. : AVARYA Deniz yollarını gözetmek,deniz ve hava filolarına kılavuzluk etmek amacıyla,topla silahlandırılmış hızlı bir savaş gemisi.:KRUVAZÖR Deniz yosunlarından çıkarılan bir tür jelatin. : JELOZ Deniz yosununun ince bir cinsi.:KETENCİK Deniz,göl ve ırmaklarda balık yatağı olan yer.: BALIKLAVA Deniz,göl ve ırmaklarda kıyılara yakın yerlerde ağ ve kazıklarla oluşturulan,balık avlama yeri.:DALYAN Deniz.:BAHİR Denizaltılarda, tanklarda, siperlerde kullanılan ve bir engelin üstünden görmeyi sağlayan optik aygıt. : PERİSKOP Denizaltında dinleme aygıtı. : SONAR Denizcilerinki gibi geniş ve yatık yaka.Eskiden gemilerdeki usta gemiciler. : MARNEL Denizcilerinki gibi geniş ve yatık yakaya verilen ad.:MARNEL Denizcilik dilinde aşağıda, alt anlamında kullanılan söz. Gemiyi baştan yada kıçtan halatla karaya bağlama. : ABAŞO Denizcilik dilinde bir halatın ya da zincirin bir süre tutularak bırakılmaması için verilen komut.:AGANTA Denizcilik dilinde yelken indirmeye verilen ad.:MAYNA Denizcilik işletmelerinde gemi adamlarını gemilere atama belgesi. : ORDİNO Denizcilikte bir donanımı ters çevirme.:BATİ Denizcilikte bir palanganın, makaralarını, trentilerini, vatalarını sökme. : ISPASA Denizcilikte bir şeyi,bir yerden bir yere çekerek götürüp getirmeye yarayan halat.:VARAGELE Denizcilikte çeşitli yükleri yukarı çekmek için halattan yapılmış sapan.:İZBİRO Denizcilikte çok durgun deniz ve havaya verilen ad.:BONAÇA Denizcilikte eski kalafat üstüpülerini çıkarmada kullanılan ucu kanca biçiminde kalafatçı aleti.:MAVUÇ Denizcilikte iki halatı ek yeri kalınlaşmayacak biçimde birbirine ekleme işi. : MATİZ Denizcilikte kırılmış bir direği, bir sereni geçici olarak onarmaya yarayan ve eski halat liflerinin bükülmesiyle oluşturulan bir tür tirnele, ya da gırcala. : LİGADORA Denizcilikte kullanılan bir tür ince halat. : LENTİYE Denizcilikte kullanılan ucu halkalı cıvata.:MAPA Denizcilikte küreklerin suya her daldırılışı ve çıkarılışı. Kürekleri her daldırmada sandalın aldığı yol. : HAMLA Denizcilikte maçuna ve başka makinelerin çevrilmesi için verilen komut. :VİRA Denizcilikte mürettebatın tören için küpeşteye dizilmesi.:ÇAMARİVA Denizcilikte safra anlamında kullanılan sözcük.:BALAST Denizcilikte sancağı, yelkeni ya da sereni direkten aşağı alma… ARİYA Denizcilikte temiz,düzgün,derli toplu anlamında kullanılan terim.:NETA Denizcilikte topun ateşlenmesi için verilen komut.:FOGA Denizcilikte ve havacılıkta kullanılan radyo seyir sistemi.: LORAN Denizcilikte yarım serenleri sağa sola yada ortaya çevirmek için bunların ucuna bağlı bulunan donanım.:ABLİ Denizcilikte yedek halat. : PERMEÇE Denizcilikte yelken indirme. : MAYNA Denizcilikte yelkenleri açtırmak için verilen komut.:FORA Denizcilikte yelkenleri yerlerine çekmekte kullanılan halatların genel adı.:KANDİLİSA Denizcilikte yelkenlerin açılması komutu.:AMORA Denizcilikte zincirin ırgat çalıştırılarak aşağı alınması,indirilmesi.:AYBOCU Denizcilikte,çekilmekte veya indirilmekte olan bir halatı veya zinciri bir yere bağlamak için verilen komut.: ABOSA Denizcilikte,hareket halindeki bir halatın yada zincirin bir süre tutularak bırakılmaması için verilen komut.:AGANTA Denizcilikte,hep birlikte yapılan işlerde,çalışanları gayrete getirmek için kullanılan sözcük.:YİSA Denizcilikte,kandilisaların donatılması için çubukların üzerine açılan dikdörtgen biçimindeki batiska.:LAVRA Denizde açığa yada kıyılara yerleştirilen,belirli aralıklarla yanıp sönen küçük fener : ÇAKAR Denizde ada.:CEZİRE Denizde ağır cisimleri kaldırmaya,batık gemileri çıkarma veya askıya almaya yarayan,su kesimi az,vinçli tekne yada duba. : ALGARNA Denizde batmış olan bir geminin,bir nesnenin yerini ve durumunu ses dalgalarıyla saptayan sistem.:SONAR Denizde yada kıyıda buz tabakasıyla örtülü olan kesim. : BANKİZ Denizde yaşayan,Latince adı Noctulica Milliaris olan,dokunulduğunda ateş böceği gibi ışık saçan plankton.(Milyonlarcası bir araya gelince geceleri bir balık veya bir kayık çarptığında ışık saçarlar). Denizde balıkların veya küreklerin kımıldanışıyla oluşan parıltı.:YAKAMOZ Denizde yol göstermeye,bir tehlikeyi veya geçiş yolunu haber vermeye yarayan yüzer cisim.:ŞAMANDIRA Denizde yosunlu sazlı yer.:ÇEPEZ Denize doğru uzanan taşlık burun.:KEREMPE Denize uzanan dar ve alçak kara parçası.:DİL Denizin çekilmesi.:CEZİR Denizin örttüğü vadi.:RİA Denizlerde veya tatlı sularda yaşayan,yüzücü,orta büyüklükte kabuklu eti yenilir bir deniz hayvanı.:KARİDES Denizlerde yaşayan iki çenetli ve iri bedenli yumuşakça cinsi.:PİNA Denizlerin çekilmesiyle oluşan bölge. : NERİTEL Denizlerin fiziksel,kimyasal ve biyolojik özelliklerini araştıran bilim dalı.:OŞİNOGRAFİ Denizlerin yeryüzünde oluşturduğu yuvar,su yuvarı.:HİDROSFER Denizli yöresinde kına gecesinde gelin için okunan maniye verilen ad. : OKŞAMA Denizli, Isparta ve Burdur’un dağ köylerinde dokunan bir tür kaba kumaş. : MENEVREK Denizli’de “ulusal park” kapsamına alınan dağ. : HONAZ Denizli’nin Çardak ilçesinde bir çok kuş türünü barındıran bir göl.:BEYLERLİ Denizli’nin Sarayköy ilçesinde bir kaplıca.:BABACIK Denk, uygun. : MÜTEVAZİN Denk,eşit.:HEMAYAR Deoksiribo nükleik asit için kullanılan kısaltma.:DNA Deprem bilimi.:SİSMOLOJİ Deprem dalgası.: TSUNAMİ Deprem,rüzgar,sel gibi iç ve dış güçlerin etkisiyle oluşan,yayla,ova,koyak,çukur,dağ vs biçimlerin bütünü yüzey şekilleri.:ENGEBE Depremle ilgili.:SİSMİK Depresyon tedavisinde kullanılan ve yapay olarak elde edilen ilaç.:NİALAMİT Derbeder, başıboş yaşayış. : BOHEM Derbeder. : HARABATİ Dere kenarlarında yetişen uzun saplı bir çalı.Eskiden kırbaç olarak kullanılırmış.:HAYIT Derebeylik düzeninde bir vasala senyörce verilen toprak veya mal. : FİEF Derebeylik düzeninde soyluluk unvanlarının en alt basamağı.:ŞÖVALYE Derebeylik Japonyası’nda en aşağı sınıfı oluşturan halk. : ETA Derebeylikte toprakla beraber satılan köle. : SERF Derebeylikte,kendisine itaat edilen efendi.:SÜZEREN Derece,radde,durum.:KERTE Dergi. : MECMUA Deri ciltlerde,kurt yeniklerinden dolayı meydana gelen iz.:OKRA Deri dokusunun anormal büyüyüp yağlanmasıyla oluşan kabarcık.:ET BENİ Deri hastalığı. : LİKEN Deri hastalıkları için kullanılan bir tür pudra.:TALK Deri tüberkülozu. : SIRACA Deri üzerinde tümör görünümü alan kaba yara izi. : KELOYİT Deri üzerine uygulamaya özgü hamur kıvamında ilaç. : PAT Deri ve kıkırdak gibi hayvansal maddelerden elde edilen,katılaşıp sertleşme özelliğiyle tahta,kağıt vb yapıştırmaya yarayan bir madde.:TUTKAL Deri yada tahta kazımakta kullanılan ve iki ucunda da sapı olan eğri bıçak.:IŞKI Deri yüzeyleri sırım yada küçük çivilerle gerilmiş,genellikle sopalarla çalınan,fıçı biçiminde çeşitli Japon davullarına verilen ad.:TAİKO Deri,kösele vs kesmekte kullanılan,bir ucu küt diğeri sivri ve keskin bıçak.:FALÇATA Deri,kürk veya kumaştan yapılmış bir başlık türü.:KALPAK Deri,tırnak,saç,boynuz gibi yapılarda bulunan protein.:KERATİN Deride oluşan şişkinlik,kızartı,ağrı ve ateşle kendini gösteren irin birikimi.:ÇIBAN Deride özellikle ellerde oluşan zararsız pürtüklü küçük ur.:SİĞİL Deride, sinirler boyunca,özellikle gövde, bacak ve yüzde bir takım ağrılı fiskelerin dökülmesiyle beliren mikroplu bir hastalık : ZONA Deriden yapılmış kalkan. : DARAKA Deriden yapılmış su kabı.:KIRBA Deriden yapılmış torba.:DAĞAR Derilerin içine batırıldığı tanenli bitki suyu. : TETERİ Derin sular. : ABİSAL Derin üzüntü veya acı.:KAHIR Derin vadi. : KANYON Derin ve doğal kuyu.:DÜDEN Derinin parlatılması.:APRE Derinin yağ bezi ve ter bezi salgılarının anormal artışı. : SEBORE Derinleştirme. : TAMİK Derinliği aynı olan sığ su alanı.:FİLET Derinliği az metal kap. : SAHAN Derinliğine, iyice.Enine boyuna. : ARİZAMİK Derinlik ölçme aracı. : SONDA Derinlik., aptallık. : AMAKAT Derisinden kürk yapılan bir kır sansarı. : FERSAN Derişik nitrik asit.:KEZZAP Deriye sürme yada ovma suretiyle uygulanan ve ağrıların dindirilmesine yarayan sıvı ilaç.:LİNİMENT Deriyi kullanılabilecek duruma getiren kişi,sepici,tabak.:DEBBAĞ Deriyle kaplı bir çeşit eskimo kayığı. : UMİAK Deriyle kaplı tek kişilik Eskimo kayığı.:KAYAK Derlem.:KOLEKSİYON Derlerin sepilenmesinde yada hayvan yaralarının iyileştirilmesinde kullanılan meşe kabuğu tozu.:TETİLE Derli toplu,düzgün anlamında kullanılan denizcilik terimi.:NETA Ders alınması gereken kısa hikaye.:KISSA Ders verme.:TAKRİR Dervişlerin başlarına giydikleri,tiftikten yapılmış,ince ve hafif bir çeşit takke.:ARAKIYE Dervişlerin bulunduğu yer. : DERGAH Dervişlerin giydiği bol bir tür hırka. : FERACE Dervişlerin giydiği eski ve yamalı hırka.:DELK Dervişlerin omuzlarına örttükleri post.:RİDA Dervişlerin taktıkları tiftikten yapılmış ince ve hafif bir takke türü.:ARAKİYE Deseni ve atkısı bozuk olan halı.:ABRAŞ Desenli kumaş. : BASMA Desibel. : DB Destan. : EPOPE Destansı. : EPİK Destek.:PAYANDA Destroyer.:MUHRİP Devamlı su akan boru.:MASLAK Deve semeri. : HAVUT Deve yada domuz yavrusu.:POTLAK Deve yavrusu. : POTUK : KÖŞEK: DORUM:TORUM Devegiller familyasından,sırtında besin depo etmeye yarayan tek hörgücü bulunan bir memeli türü.: HECİN Devekuşu tüyü.:OTRİŞ Devenin sırtındaki tümsek,çıkıntı.:HÖRGÜÇ Deveyi çöktürmek için çıkarılan ses.:IH Devinbilimi. : DİNAMİK Devinim izlenimi uyandıran optik etkilerin ağır bastığı resim akımı.:OPART Devinimi, etkisi olmayan. : EDİLGİN Devirler,çağlar.:DEVRAN Devlet bankasını yöneten kimse.Bir kamu veya özel kuruluşu yöneten kimse.:GUVERNÖR Devlet büyüklerinin ve zengin kimselerin buyruğunda çalışan ve onların birtakım işlerini gören kimse. : KETHÜDA Devlet harcamalarını denetleyen kamu kurumu.:SAYIŞTAY Devlet hazinesi.:BEYTÜLMAL Devlet kuşu.:HÜMA Devlet malı, beylik. Devlet hazinesi.: MİRİ Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge.:BAREM Devlet merkezinde bulunan il memuru. . : AMED Devlet tahvilleri, kambiyo ve menkul değerler üzerinde yapılan spekülatif işlemler. : ACYOTAJ Devlet yönetiminde akrabalara ve özellikle yeğenlere yapılan iltimas.:NEPOTİZM Devlet yönetiminde seçimle gelenlere karşı son sözün yönetim ve ekonomi uzmanlarına bırakılmasına dayanan siyasal yöntem. : TEKNOKRASİ Devletçe koruma altına alınmış tarihi yer veya bölge.:SİT Devletçe para,senet ve tahvil çıkarma,piyasaya sürme.:EMİSYON Devletçe verginin kesildiğini gösteren etiket.:BANDROL Devletçilik. : ETATİZM Devlete ve kişilere ait ormanların,önceden hazırlanıp kabul edilmiş esaslara uygun olarak işletilmesi. : AMENAJMAN Devlete yada bir vakıfa kira olarak ödenen para.:İCARE Devletin merkeziyetçiliğini savunan kimse. : JAKOBEN Devletin yada özel bir kuruluşun ödünç para almak için çıkardığı,yıllık faiz getiren yazılı senet.:TAHVİL Devletler hukukunda bir ulusun hangi devlete bağlanacağıyla ilgili oylama.:PLEBİSİT Devletler.:DÜVEL Devrimden önce Fransa’da soylu olmayanlardan alınan bir vergi.:TAİLLE Devrinin sanat anlayışı içerisinde güzel bir eser meydana getirmek.:İBDA Devriye. : GEZGE Dış beslenen.:HETEROTROP Dış deri.:EKTODERM Dış evlilik.:EGZOGAMİ Dış mahalleler.:VAROŞ Dış merkezli,merkez dışı olan.:EKSANTRİK Dış ticarette,iki ülke arasında yapılan alışverişlerin karşılıklı olarak malla ödenmesi,takas.:KLİRİNG Dış yüz,görünüş.:ZAHİR Dış yüzey yada kenar,çevre.:PERİFERİ Dışarıda kalmış ağaç kökü.:ÇOTUK Dışavurumcu anlayıştaki gravürleriyle tanınan kadın sanatçımız. :ALİYE BERGER Dışkı görmekten duyulan aşırı korku. : KOPRAFOBİ Dışkulak yoluyla kulak zarını muayene etmeye yarayan alet.:OTOSKOP Dıştan sağlanan her türlü maddeye karşı fiziksel ve ruhsal bir bağımlılık duyan kimse.:TOKSİMAN Dibek. : SOKU Difteri.: KUŞ PALAZI Diğer bir olayın belirli bir büyüklüğüne karşılık bulan bir olayın yaklaşık büyüklüğünü bulma amacını güden işlem.: REGRESİON Dijital Video Disk’in kısaltması.:DVD Dik açıları ölçmeye ve çizmeye yarayan dik üçgen biçiminde araç.:GÖNYE Dik burun da denilen köpekbalığı cinsi.:MAKO Dik taşların üstüne yerleşmiş masa biçimindeki yassı kaya.:PERİMASASI Dik tutularak parmakla çalınan,üç köşeli ve telli,büyük çalgı.:ARP Dik yerlerden inen buzullarda,derin yarılmalar nedeniyle buz parçalarının koparak aşağıya düşmesi.:SERAK Dik yokuş ya da uçurum. : KABAN Dik, sarp. : YALMAN Dikdörtgen bir masada oynanan minyatür futbol oyunu. : LANGIRT Diken. : NİŞ Dikenleri olmayan ve süs bitkisi olarak yetiştirilen bir cins kaktüs.:FESTAN Dikenli bir bitki türü.:PITRAK Dikenli bir çalı. : KEVEN Dikenli salyangoz.:İSKERLET Dikenli,sert pullu,kısa ve geniş,siyaha yakın esmer bir balık.:ÇOTİRA Dikey,dikine.:AMUDİ Dikilitaş. : OBELİSK Dikilmiş fasiküllerin tümünü karton bir kapak içine koyarak yapılan hafif cilt.:BRADEL Dikiş dikerken,iğnenin batmasını önlemek için parmak ucuna takılan kesik koni biçiminde koruncak.:YÜKSÜK Dikişi gizlemek için ayakkabının taban astarına yada taban köselesine açılan yarık.:HARAMA Dikişte hata. : POT Dikişte kullanılan pamuk ipliği.:TİRE Dikişten çıkan kitapların sırtına makine ile bez geçirme.: BRAKET Dikit.:STALAGMİT Dikiz.:ERKETE Dikme kiriş bağlantılarında direnci sağlayan sargı.:ETRİYE Dikme.Dik. : AMUT Dil bilgisi.:GRAMER Dil bilimi.:LENGÜİSTİK Dil Bozukluğu. : ASİLABİ Dil devriminin ilk yıllarında “vali” anlamında kullanılan sözcük : İLBAY Dil devriminin ilk yıllarında belediye başkanı anlamında kullanılan sözcük.:ŞARBAY Dil tutukluğu.:ANARTRİ Dil ve estetik kurallarını tanımayıp,kapalılığa yönelen çığır.:DADAİZM Dil,gelenek,görenek ve kültür bakımından belli bir birlik gösterdiği halde,anayurt dışında kalmış toprağı anayurda katmayı amaçlayan milliyetçi hareket.:İRREDANTİZM Dil,toplum ve kültür arasındaki ilişkileri konu edinen dilbilim adı. : SOSYOLENGÜİSTİK Dilbilgisinde bulunma hali.:LOKATİF Dilbilgisinde,günlük kullanışa uymayan sözcük ve deyimleri kullanmama yada eskiden kullanılan üsluba dönme isteği. : PÜRİZM Dilde dolaşan,söylenmesi adet olan sözler.:EVRAT Dilde tutukluk, kekemelik. : REKAKET Dilek. : KAM Dilekçe. : ARZUHAL Dilenci,yoksul,fakir.:GEDA Dilenci.: GOYGOYCU.:SAİL Dili anlam açısından inceleyen bilim. : SEMANTİK Dili tutuk olan,kekeme.:REKİK Dili veya yazılı belgeleri dil ve tarih açısından inceleme.:FİLOLOJİ Dilim,parça.:ŞERHA Dilimize de çevrilen Ağaca Tüneyen Baron, Sandık Müşahidi, Varolmayan Şövalye gibi romanlarıyla tanınmış İtalyan yazar. : İTALO CALVİNO Dilsiz,sessiz.:EBKEM Din adamlarının simgesi sayılan başlık. : İMAME Din adamlarının simgesi sayılan başlık.:İMAME Din adına yapılan savaş.:GAZA Din büyüklerinin ya da tarihe geçmiş ünlü kimselerin yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili hikaye. : MENKIBE |
Din dışı. : LADİNİ Din işleriyle uğraşanların mesleği. : İLMİYE Din kurallarını öğretmek için yazılmış kitap.:İLMİHAL Din uğruna yapılan savaş.:CİHAT Din,yasa,töre vs bakımından işlenmesinde,yapılmasında sakınca olmayan,yapılıp işlenmesine izin verilen.:CAİZ Dinamik. : DEVİNİMBİLİMİ Dince çok kötü sayılan d |