BULMACA SÖZLÜĞÜ         A B C Ç D E F G H I İ J K L M N

  Düzenleyen :  

  Sabahattin ÖZTÜRK

        O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z        [Ana Sayfa]

Ebabil kuşu.:EBREHE

Ebcet hesabında otuz sayısının adı.:LAM

Ebedi,sonsuz.:HALİT

Ebegümecigillerden bir bitki.:BAMYA

Ebru sanatında,kırmızı boya elde etmekte kullanılan iyi cins bir toprak.:GÜLBAHAR

Eceabat’ın eski adı.:MAYDOS

Eczacılık.  :  İSPENÇİYARİ

Eczacılıkta kullanılan bir bitki,eşek kulağı.:KARAKAFES

Eczacılıkta kullanılan ve çürümeyen  bir bitki.:KARAYA

Eczacılıkta, parfümeride kullanılan ve çiçeklerden çıkarılan sarımtırak yağ. : LANOLİN

Edat. : İLGEÇ

Edebiyat yapıtlarını sinema,televizyon ve radyonun teknik olanaklarına uygun duruma getirmek.:UYARLAMAK

Edebiyat,müzik ve plastik sanatlarda geleneklere bağlı kalma eğilimi.:AKADEMİZM

Edebiyat-ı Cedide’ye tepki olarak 1910’da kurulan edebi topluluk. : FECRİ ATİ

Edebiyatta anlatımın konuyla bağdaşması,tutarlık.:İNSİCAM

Edebiyatta anlatışta düzgünlük ve açıklıkla birlikte amaca uygunluk.:FESAHAT

Edebiyatta bir şiiri yada şiir parçasını şakacı bir anlatıma çevirme.:HEZEL

Edebiyatta birden çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek,kötüsünü kastetmek.:CİNAS

Edebiyatta ve müzikte,kır hayatını ve törelerini anlatan eser.:PASTORAL

Edebiyatta,iki yada ikiden daha çok anlamı olan bir sözcüğü yaygın olmayan anlamlarını düşündürecek yolda kullanma sanatı.:İHAM

Edebiyatta,kişileştirilen varlıklara,hayali yaratıklara söz söyletme sanatı,dillendirme.:İNTAK

Edebiyatta,sözün düzgün ve tutarlı,birbirine bağlanarak söylenmesi.:İNSİCAM

Edepsiz,şamatacı.:ŞEREMET

Edepsiz,şirret.:ZİLLİMAŞA

Edipler. :   UDEBA 

Edirne ilinde bir dere.:PRAVADİ

Edirne yöresinde yaşayan Çingenelerin geleneksel bahar eğlencelerine verilen ad. : KAKAVA

Edirne yöresine özgü bir peynir tatlısı.: BELMUS

Edirne’de Meriç ırmağı deltasında bir göl.:BÜCÜRMENE

Edirne’nin Enez ilçesinde bir göl.:LAMPARO

Edirne’nin Enez ilçesinin antik adı. : AİNOS

Edmond Rostad’ın ünlü oyunu.:CYRANO DE BERGERAC (Sirano dö Berjerak)

Efe.:ZEYBEK

Efelek de denilen çok yıllık otsu bir bitki.. : LABADA          

Efendisinin hizmetinden ayrılan ve serüvenler ardında ülkeyi baştan başa dolaşmaya koyulan samuray.:RONİN

Efes kentinin kurucusu. : ANDROCLE 

Efes’te bir tapınak. :   SERAPİS 

Eflatun,beyaz, kokulu çiçekler açan bir ağaç.:LEYLAK

Efsane köpek.:KITMİR

Efsanelere göre içene ölümsüzlük sağlayan bir su.:ABIHAYAT

Efsanevi Argos kralı.:AGAMEMNON

Efsanevi bir kuş. :   SİMURG 

Eftalitler de denilen ve 5. yüzyılda güçlü bir devlet kuran eski Türk ulusu.:AKHUNLAR

Ege bölgesi kıyılarında,Edremit Körfezinin kuzeybatı ucunda,Ali bey Adası olarak da bilinen ada.:CUNDA

Ege bölgesinde bir dağ.:YUNT

Ege bölgesinde de yetişen ve antik çağlarda meşale olarak kullanılan,sarı çiçekli bir bitki.:ATKASNAĞI

Ege bölgesinde Güllük körfezi kıyısında antik bir kent.  :  İASOS

Ege bölgesinde körpe sapları sebze olarak kullanılan bir ot.:ARAPSAÇI

Ege bölgesinde taze sarı incire verilen ad.  :  LAP

Ege bölgesinde yetişen,özellikle iplere dizilip satılan bir çiçek.:SELLUKA

Ege bölgesindeki Yunt dağlarında yaşayan Yörük erkeklerinin giydiği bir çeşit ceket.:ÇETİKE

Ege bölgesine özgü zeybek türü bir halk oyunu.:GERALİ: FERAYİ

Ege bölgesine özgü, küçük ama lezzetli bir karides cinsi.: ÇİMÇİM

Ege denizinde,Gökçeada (İmroz) batısında,Türkiye’nin batı ucunu oluşturan burnun adı.:AVLAKA

Ege denizinin eski adı. : ADALAR DENİZİ   

Ege denizinin ilk çağlarda “eski deniz” anlamındaki adı. : ARŞİPEL

Ege kıyılarında,özellikle İzmir kentinde etkili yerel deniz meltemi. :  İMBAT

Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişen,tohumları çok zehirli küçük bir ağaççık.:ZİVİRCİK

Ege ve Akdeniz de yaşayan eti lezzetli bir balık.:BAKALYARO

Ege ve Akdeniz kıyılarımızdaki küçük koylara verilen ad.:BÜK

Ege ve Akdeniz’de bulunan iri ve büyük bir karides cinsi.:NİKA

Ege ve Akdeniz’de de yaşayan yırtıcı bir balık.:ÇATALKUYRUK

Ege yöresinde körpe sürgünleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki.:TİLKİŞEN

Ege yöresinde salatası yapılan lahana filizine verilen ad.:CİBEZ

Ege yöresine özgü, patlıcanla yapılan bir yemek. : PABUCAKİ

Ege yöresine özgü,et suyu ve unla yapılan bir çorba.:LADURİ

Egemenliğini tanıma.:BİAT

Eğerin altındaki belleme. :   YUNA

Eğik olarak kesilmiş kenar. :   PAH : ŞATAF

Eğilim,yönelim.:TANDANS.:TREND

Eğim ölçer. :   KLİNOMETRE :EKLİMETRE

Eğirmen,kirmen.:İĞ

Eğitim bilimi. :   PEDAGOJİ 

Eğlence,neşe,zevk.:SAFA

Eğlencelerde kullanılmak için kendi üzerine sarılarak hazırlanan,savrulduğunda çözülen,renkli kağıttan yapılmış ince ve uzun şerit. :SERPANTİN

Eğlenceli,hafif konulu,içinde bestesiz konuşmalar da bulunan sahne yapıtı.:OPERET

Eğrelti otu,aşk merdiveni.: FUJER

Eğreti dikiş.: TEYEL

Eğretileme,istiare.:METAFOR

Eğri kunduracı bıçağı.:FALÇATA

Eğri,yamuk.:YILIK

Eğrikoca, çamurcun” gibi adlar da verilen yabanıl bir ördek. : ÇAKIRKANAT

Eğrilmek için temizlenmiş ve taranmış yumak biçiminde yün.:SÜMEK

Eğrilmekte olan yün,keten gibi şeylerin tutturulduğu,bir ucu çatal değnek.: ÖREKE

Ehli. : EVCİL

Ejderha.:DRAGON

Ek çizgisi, bir vidada iki diş arasında kalan çukur bölüm. :  YİV

Ek olarak,altta.:ZEYLEN

Ek süre. : MEHİL

Ek vagon.:FURGON

Ek. : LAHİKA

Eker. :  MİBZER 

Ekilen  biçilen tarlada  işçileri idare eden kimseye halk dilinde verilen ad. :  EYNERCİ

Ekim ayı.:İLKTEŞRİN

Ekin biçerken sıralanan işçi takımı. : HON

Ekin biçildikten sonra toprakta kalan köklü sap.: ANIZ

Ekin biçilirken saptan dökülerek ertesi yıl kendiliğinden çıkan seyrek ekin.:ALAVAZDA

Ekin ekme aygıtı.:EKEK

Ekin tarlalarında biten ve morumsu renkte çiçekler açan zararlı bir bitki.:KARAMUK

Ekinler için zararlı kır bitkisi.:DEVEDİKENİ

Ekinlerde başak.:KELLE

Ekinlere zararlı bir böcek.:BAMBUL

Ekip gereçleri. :  EKİPAJ 

Eklembacaklılardan taşlar altında yaşayan zehirli bir böcek.:ÇİYAN

Eklembacaklıların   ve   kabukluların   örneğini  oluşturan , dayanıklı  ve  esnek  organik madde.:KİTİN

Eklemlerdeki ağrılı hastalık. :ARTRİT

Eklemleri inceleyen anatomi dalı.:ARTROLOJİ

Eklemli bir kol üzerinde hareket eden kepçeli bir çark yada zincirle donatılmış kazı makinesi.:EKSKAVATÖR :KAZARATAR

Eklentiler.:MÜŞTEMİLAT

Ekler’ e benzer bir tür pasta. : PROFİTEROL

Ekmek içi, ceviz, zeytinyağı, sarımsak ve sirke ile yapılan bir tür meze : TARATOR

Ekmek parçası, lokma. :  BANAK

Ekmek yapmak için çeşitli tahılların yasaca gerekli karışım oranı. : PAÇAL

Ekmek,peynir doğranıp,üzer,ne et suyu dökülerek yapılan bir yemek türü.:PAPARA

Ekmek,yağ,tahin ve pekmezle yapılan yiyecek.:YAĞIMCUR

Ekmek.:NAN

Ekoizm.:ALİTERASYON

Ekolojide,bir canlının varlığını sürdürebildiği yaşama ortamının en küçük birimi. : NİŞ

Ekonomide değiş-tokuş,takas anlamında kullanılan sözcük.:TROK

Ekonomik alanda kendi kendine yeterli olmaya yönelen bir ülkenin rejimi.:OTARSİ

Ekonomik olayların açıklanmasında çok sayıda değişkeni göz önüne alarak ve karşılıklı bağıntılar kurarak, teorik çalışmaların deneylerle doğrulanmasını sağlayan matematiksel yöntem.:EKONOMETRİ

Eksen. : MİHVER

Eksik yanı olan,tamamlanmamış,kısa.:GÜDÜK

Eksik,noksan. : NAKIS

Eksiklik, kusur. :  NAKISA  :  AĞMAN  : DEFEKT

Eksiksiz olarak, bütünüyle. : KAMİLEN

Eksiksiz,kusursuz. : HAZA

Ekşimik.:KESİK

Ekvator Afrika’sında ve Güney Afrika’da yaşayan küçük antilop.:GİB

Ekvator bölgelerinde yetişen bir meyve ağacı. : ANONA

Ekvator bölgesindeki büyük suların geçtiği havzalarda bulunan geniş,balta girmemiş ormanlara verilen ad.:SELVA

Ekvator Ginesi’nin başkenti.:MANABO

Ekvator kuşağındaki otsu bitkilerle kaplı çayırlara verilen ad. :SAVANA

Ekvator.  :   EŞLEK

Ekvator’un para birimi.:SÜKRE

Ekvator’un plaka işareti.:EC

Ekzama. : MAYASIL

Ekzotermik.:ISIVEREN

El alıştırma.:MEŞK

El ayası.:RAHE

El çırpmak.:KARŞMAK

El dokuması halılarda kullanılan tek atmalı düğüm biçimi.:SİNE

El dokuması yünden yapılan üst giyeceği. : ABAYİ

El ilanı.:BROŞÜR

El ile bir çeşit dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç.: KOPANAKİ

El ile dokuma. : PEMAS

El işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi.:KANAVİÇE:KANAVA

El kürkü.:MANŞON

El tezgahında bez dokuyan kimse.:ÇULHA

El veya otomatik dokuma tezgahlarında atkı veya argaç denilen ve enine olan iplikleri,uzunlamasına olan arışların arasından geçirmeye yarayan masuralı araç.:MEKİK

El ya da baş ile yapılan işaret. : İŞMAR

El yazısı çok güzel olan sanatçı.:HATTAT

El yazması kitapların sonuna güveden koruyacağına inanılarak yazılan ve tılsımlı sayılan sözcük.:KEBİKEÇ

El yazması kuranlarda ayetlerin arasına konan kırmızı noktalar.:SECAVENT

El,göz,kaş ve yüzle yapılan hareket.:İŞMAR

El.:DEST.:YED

Elazığ ilinde bir baraj.:CİP

Elazığ ve Diyarbakır yörelerine özgü,çökelekle yapılan bir tür gözleme.:PATİLE

Elazığ yöresinde yetiştirilen ve kaliteli bir kırmızı şarap veren üzüm cinsi.:ÖKÜZGÖZÜ

Elazığ yöresine özgü bir halk oyunu. :   AVREŞ

Elazığ’ın Baskil ilçesinde,ilk tunç çağına tarihlenen bir höyük.:İMİKUŞAĞI

Elazığ’ın eski adı.:ELAZİZ

Elazığ’ın Sivrice ilçesinde,kayak merkezi olan dağ.:HAZARBABA

Elbise plesi.:BÜZGÜ

Elbise, çamaşır” anlamında eski sözcük. : CAME

Elbise,çamaşır ve örtü gibi şeylere süs olarak dikilen seyrek örgü,tentene.:DANTEL

Elbise,giyecek.:GEYGİ

Elbise.:CAME

Elbisede bir tür kol kesimi.:JAPONE

Elbiselerde kumaşların altına konulan ve beslemeye  yarayan astar.:FODRA

Elçi atama onay yazısı : AGREMAN

Elçiliğe bağlı uzman:. ATAŞE

Elçilik ve konsolosluklarda yönetimle ilgili olan görevli.  :   KANÇILARYA

Elçilik veya konsolosluklarda çalışan koruma memuru. : KAVAS

Elde edilen başarı,verim gücü.:PERFORMANS

Elde yada makinede işlenmiş süslü şerit. : FİSTO

Elde yün eğirmeye ve bükmeye yarayan ve ipliğin yumak halinde elde  edilmesini sağlayan ağaçtan yapılmış bir tür iğ. :  KİRMAN : KİRMEN

Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazıklarla belirtme.:APLİKASYON

Eldiven ve giysi yapımında kullanılan bir tür yumuşak deri. :  NAPA 

Ele başı. :   SERGERDE 

Elek ve kalbur üzerinde kalan iri taneler.: İRİNTİ

Elek,kalbur.:GIRBAL

Elek.  :  KALBUR

Elektrik akım şiddeti temel birimi. yeğinlik:AMPER

Elektrik akımının şiddetini azaltıp çoğaltmaya yarayan araç. :REOSTA

Elektrik direnç birimi. : OHM

Elektrik geriliminde evre.:FAZ

Elektrik kutusu. : BUAT 

Elektrik sıgası birimi.  :   FARAD

Elektrik ve ısı enerjisinin birlikte üretildiği teknoloji. :  KOJENERASYON

Elektrikli bir mıknatısın manyetik alanıyla indüklenen elektrik üreteci. : MANYETO

Elektriksel kapasite.:SIĞA

Elektroensefalografi’nin kısaltması.:EEG

Elektrokardiyografiyi simgeleyen harfler.:EKG

Elektron,proton,nötron gibi atomu oluşturan parçaların her biri.:PARTİKÜL

Elektrondan ağır,protondan hafif bir atom cisimciği :MEZON

Elektroniğin egemen olduğu bir müzik türü.:NEWAGE

Elektronik fon transferinin kısaltması.:EFT

Eleman,unsur.: ÖGE

Elemanları belirli bir sıraya göre dizili bir kümedeki konum yada yer.:RANK

Element veya bileşikleri oluşturan ve onların özgül niteliklerini gösteren en küçük birim,madde.:MOLEKÜL

Elemler. :   ALAM 

Eleştirel basım.:EDİSYONKRİTİK

Eli açık, cömert, yiğit. : AKI:   KERİM : KOÇAK

Eli ya da ayağı sakat olan kimse. : ÇOT : ŞOT

Elin ve özellikle tırnakların bakımı.:MANİKÜR

Elinden iş gelmeyen, beceriksiz ve ağır davranışlı kimseye halk arasında verilen ad. : LONGUR

Eline,ayağına çabuk,çevik,atik.:ÇALAK

Elle örülerek yapılan yassı halat.:KALÇETE

Elle sürülen, küçük çocuk arabası. : PUSET

Elle yapılan kalın,seyrek,gelişigüzel dikiş. :OYULGAMA:OYULGA

Elleri soğuktan korumak için kullanılan astarlanmış kürk,el kürkü.:MANŞON

Ellerinde,parmaklarında hiçbir sakatlık olmamasına karşın ruhsal sebeplerle yazma melekesini yitirmek : AGRAFİ.

Elli iki kağıtlık iki deste ile ve iki kişi arasında oynanan bir iskambil oyunu.:KRAPET

Elli kağıtla oynanan bir iskambil oyunu.:FİTİL

Elli şiniklik tahıl ölçeği. : MUT 

Elma armut gibi meyvelerin yenmeyen iç bölümü.  :   EŞELEK

Elmas,yakut gibi değerli taşlar,mücevher.: CEVAHİR

Elmas,zümrüt vs değerli taşların tartısında kullanılan 2 desigramlık ölçü birimi.:KIRAT:KARAT

Elmasın tıraş edilmiş yüzlerinden her biri. :   FAÇETA 

Elverişsiz durum,engel.:HANDİKAP

Elyafından ip ve çuval yapımında yararlanılan bir bitki türü.:JÜT

Emanet.İnam. :  VEDİA

Embriyon,rüşeym.:OĞULCUK

Emekçi topluluğu. :   PROLETARYA 

Emevilerin 8. yüzyılda Bizans’a karşı giriştikleri savaşlarda öne çıkmış Arap komutanı.:BATTAL GAZİ

Emiliano  Zapata’nın devrim planı. : AYALA 

Emir subayı.:YAVER

Emirler. : EVAMİR

Emirlik, beylik. : EMARET

Emme,soğurma. : MAS

Emmeç. : ASPİRATÖR

Emniyet yayı. : SUSTA

Emzikli şişe.:BİBERON

En az : EKAL

En azından, hiç olmazsa. : LAAKAL

En basit konularda bile karar verip harekete geçmeyi engelleyen, hastalık derecesinde ilerlemiş irade zayıflığı. : ABULİ

En beyaz.:BEYZA

En büyüğü yarım kiloyu aşmayan kılçıklı küçük balıklara verilen ad. :ÇİTARİ

En büyük temsilcisi Handel olan dinsel müzik formu.:ORATORYO

En büyük ustası Montaigne olan yazı türü. : DENEME

En büyük. : EKBER : AZAM.:KÜBRA:ULU

En cömert,en şerefli.:EKREM

En çok bağlarda görülen, asalak bir mantarın oluşturduğu bitki hastalığı. : MİLDİYU

En çok vadilerde,yamaçlarda bulunan kil ve kum karışımı,sarı renkli verimli balçık.:LÖS

En elverişli durum. : OPTİMUM

En eski jeolojik sistem.:AZOİK

En gelişmiş konuşma yeteneğine sahip papağan cinsi. : JAKO

En ince bulgur.:DÜĞÜ

En iri geyik. :   MUS 

En iyi,en üstün.:ALİYYÜLALA

En iyi,en yüce yer.:SADR

En iyi.:DANİSKA

En iyisi,en güzeli,en üstünü.:FERİŞTAH

En kalın sesli,yaylı bir çalgı türü.:KONTRBAS

En kısa zaman.: AN                                                                                            

En küçük boylu yarış yelkenlisi. :   KADET 

En küçük izci kuruluşu. :   OBA 

En küçük topçu birliği. :BATARYA 

En parlak. :ENVER

En sinsi bir eza gibidir geçmeyen zaman.(Yahya Kemal)

En son. :  HATEM 

En tiz erkek sesi. : TENOR

En uç,en son,aşırı. : EKSTREM

En uzun yol koşusu (42,195 m’lik). : MARATON

En ünlü iki Alman destanından biri.:NİBELUNGEN

En yüksek değer.: KEMAL

En,genişlik.:ERB

Encümen. :  YARKURUL:KOMİSYON:ALT KURUL 

Endonezya plakası. :  RI 

Endonezya, Malezya gibi ülkelerde  hem erkek, hem kadın tarafından giyilen ve etek biçiminde sarınılan uzun kumaş parçası. :   SARONG 

Endonezya’da dolmuş olarak kullanılan üç tekerlekli araba.:BEMO

Endonezya’da düzenlenen geleneksel öküz yarışlarına verilen ad.:KARAPAN

Endonezya’da etkin bir yanardağ.:MERAPİ

Endonezya’da takımadalar.  :   ARU

Endonezya’da yakılarak açılmış tarlalarda yapılan göçebe tarımı.:LADANG

Endonezya’da yapılan ve karanfille kokulandırılan bir sigara türü.:KRETEK

Endonezya’da yaşayan   ve mavi peri kuşu da denilen ötücü kuş. : İRENA

Endonezya’da yetişen bir karabiber türünün meyvelerine verilen ad. : KEBABİYE

Endonezya’nın Cava ve Bali adalarına özgü,vurmalı çalgılardan oluşan orkestra.:GAMELAN

Endonezya’nın para birimi.: RUPİ.:RUPİAH

Endonezya’nın plakası.:RI

Endonezya’nın Sumatra adasında bir bölge. : ACEH

Endonezya’nın Sumatra adasında yaşayan Müslüman bir halk.:AÇELER

Endonezya’ya özgü bir gölge oyunu.:VAYANG

Endonezya’ya özgü,daha çok vurmalı çalgılarından oluşan orkestra.:GAMELAN

Endonezya’yı oluşturan adalardan biri. : BALİ

Endülüs Emevilerinde çeşitli saray ve harem hizmetlerinde görev yapan hadım edilmiş Slav kölelerine verilen ad. :SEKALİBE

Enerji.: ERKE

Engebeler,tümsekler,yüzey biçimleri.:AVARIZ

Engel,uymazlık,sakınca.BEİS

Engel. :  KET

Engerek yılanı. : EFİ

Enine boyuna, her yönü ile.: ARİZAMİK

Enine,enlemesine. : ARZANİ

Enis Batur’un bir romanı. : ELMA

Enli çember.:KASNAK

Ensiz olarak dokunmuş  parçaların yan yana eklenmesiyle oluşan nakışlı ince kilim. : CİCİM

Ensiz tahta.:TİRİZ

Epikurosçulara ve Stoacılara göre mutluluğun temeli olan mutlak ruh dinginliği.:ATARAKSİYA

Er bezi,testis.:HUSYE

Erbainden sonra gelen,31 Ocakta başlayan elli günlük kış dönemi.: HAMSİN

Erbezlerinin yangılanıp şişmesi. : ORKİT

Erdem ve meziyette birbiriyle yarışma.:TEFAZÜL

Erden çavuşa kadar olan askerlere verilen ad. : ERAT

Erendiz Atasü’nün bir öykü kitabı. : UÇU

Erganun.:ORG

Ergenlik çağına ulaşmamış erkek çocuk.:SABİ

Erginlik.:RÜŞT

Erik,kayısı gibi ağaçlardan sızan bir tür zamk. :   KEDİBALI

Erik.:ALU

Erim. : MENZİL

Erime durumundaki madenlerin yüzeyinde toplanan madde.:DIŞIK:CÜRUF

Erime. :   ZEVEBAN 

Erimekte bulunan buzun sıcaklığı ile kaynar suyun buhar sıcaklığı arası seksene bölünerek derecelenmiş olan sıcak ölçer.:REOMÜR

Erimekte plan buzun sıcaklığını 32 santigrat derece,kaynar suyun buhar sıcaklığını 212 santigrat derece gösterebilecek biçimde derecelenmiş bulunan bir tür termometre.:FAHRENHAYT

Eristik.:DİDİŞİM

Erişim. : MUVASALA 

Erişkin.:KAHİL: KAHYA

Erişmiş. :  NAİL 

Eritilmiş ve birazı yakılmış şekerle yapılan şekerleme.:KARAMELA

Eritre’nin başkenti.:ASMARA

Eritre’nin para birimi.:NAKFA

Eriyen elektrotla, karbondioksit koruması altında uygulanan ark kaynağı. :   MAG

Eriyiği yapıştırıcı olarak kullanılan akasya,kitre,sütleğen gibi bazı ağaçların kabuklarından sızarak donan,renksiz veya sarı kırmızımtırak renkte amorf madde. : ZAMK

Eriyik.  :   MAHLUL

Erkeğin eşi,zevce. :REFİKA.: AYAL:ZEVCE

Erkeğin toplumsal bakımdan kadına egemen olduğu ve bu nedenle efendilik ayrıcalıklarını hak ettiği düşüncesine dayanan ideoloji.:MAŞİZM

Erkek balığın tohumu.:SÜT

Erkek boyun atkısı. FULAR

Erkek boz deveye yedi yaşından sonra verilen ad.:LÖK

Erkek cinsel organlarının işlevlerini,hastalıklarını inceleyen bilim dalı.:ANDROLOJİ

Erkek çocuk. :  KIZAN

Erkek dans eşi. :KAVALYE

Erkek deve,iki hörgüçlü deve.:BUĞRA

Erkek doğum hekimi.:LAVTA

Erkek evlat,oğul.:MAHDUM

Erkek geyik. : HONA

Erkek hayvanın dişisiyle çiftleşmesi.:AŞIM

Erkek hemşire,korkunç güzel örneklerinde olduğu gibi,birleşemeyecek ters kavramların bir araya getirilmesine verilen ad.:OKSİMORON

Erkek hindi.  :  GURK

Erkek için yürekli,yiğit anlamında.:KOÇAK

Erkek kardeş.:DADAŞ

Erkek keçi.:ERKEÇ

Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı.: BABAÇ

Erkek masajcı.:MASÖR

Erkek ördek. : SUNA

Erkek saçı biçiminde kesilmiş kadın saçı.:ALAGARSON

Erkek torun.:HAFİT

Erkek üreme organlarından ersuyu kanalının, kısırlaştırma ya da enfeksiyonu önleme amacıyla kesilmesi. : VAZEKTOMİ

Erkek ve dişinin birbirlerine karşı duydukları istek,şehvet.:KÖSNÜ

Erkek ya da dişi üreme hücresi. : GAMET

Erkek yardımcı.:YAMAK

Erkeklerde resmi,ciddi;kadınlarda öğleden sonra giyilen,özenli,süslü,aksesuarı tamam giyime verilen ad.:ABİYE

Erkeklerde yaş dönemi. :  ANDROPOZ 

Erkeklere ait özel konut. :  GARSONİYER

Erkeklerin gece ziyafetlerinde,galalarda ve gece eğlencelerinde giydikleri önü açık,ceketi daha çok atlas yakalı bir giysi türü.:SMOKİN

Erkeklerin giydiği,genellikle keçeden,ucu sivri veya yüksek başlık.:KÜLAH

Erkekliği güçlü,çok eski bir Mısır tanrısı.:MİN

Erkekliğin ya da dişiliğin belirlenmesinde rol oynayan kromozom.:ALOZOM

Erkeklik organı. :   ZEKER

Erkekte cinsel güçsüzlük.,puluçluk. : ANANET

Erken bunama. : ŞİZOFRENİ

Erken doğmuş bebek. :   PREMATÜRE 

Erken olgunlaşan ince kabuklu bir çeşit siyah üzüm.:DİMNİT

Ermeni asıllı Osmanlı tiyatro oyuncusu (Aznif Hanım diye de bilinirdi).:HRAÇYA

Ermeni müziğine özgü, kavala benzer bir çalgı. :  DUDUK

Ermeni saz şairlerine verilen ad. : AŞUĞ

Ermenistan’ın başkenti.:ERİVAN

Ermenistan’ın kendi dilindeki adı.  :   HAYASTAN

Ermenistan’ın para birimi.:DRAM

Ermiş,Kum ve Köpük,İnsanoğlu İsa,Sözler gibi yapıtları dilimize de çevrilmiş Lübnan asıllı ABD’li yazar ve şair.:HALİL CİBRAN

Erotik, şehevi  :  KÖSNÜL

Erozyon etkisiyle oluşmuş,yumuşak engebeli yeryüzü parçası,yontukdüz.:PENEPLEN

Erteleme. :   TECİL 

Erzak odası. : KİLER

Erzincan ve Tunceli yöresine özgü,sarımsaklı yoğurtla yapılan ve zerefet de denilen bir tür hamur yemeği.:BABUKKO

Erzincan yöresine özgü siyah üzüm cinsi.:CİMİN

Erzincan,Tunceli,Elazığ,Bingöl illerinde üretilen tanınmış bir tulum peyniri.:ŞAVAK

Erzincan’da bir kaplıca ve buradan çıkarılan tanınmış maden suyu. : BÖGERT

Erzincan’da ünlü bir şelale.:GİRLEVİK

Erzincan’ın bir ilçesi. : İLİÇ

Erzincan’ın Tercan ilçesinde kendi adını taşıyan kümbetiyle de tanınmış Saltuklu emiresi.:MAMAHATUN

Erzincan-Refahiye karayolunda bir dağ geçidi. : SAKALTUTAN

Erzurum ilinde bir göl ve çağlayan. : TORTUM

Erzurum ilinde,Türkiye’nin en yüksekten dökülen şelalesi.:TORTUM

Erzurum yöresinde “saya” törenine verilen ad.  : KALİK

Erzurum yöresine özgü,yoğurt ve yarmayla yapılan çorba.:DEN

Erzurum’da Oltu ilçesine özgü, “yatık döner” de denilen bir tür kebap. : CAĞ

Erzurum’da ünlü bir medrese.:YAKUTİYE

Erzurum’daki çifte minareli medresenin bir başka adı.:HATUNİYE

Erzurum’un Pasinler ilçesinde bir kaplıca.:ALİ PAŞA

Erzurum’un Uzundere ilçesinde, ünlü bir Gürcü kilisesi. : ÖŞKVANK

Esas maddesi gümüş sülfür olan siyah bir minenin,gümüş bir levhanın önceden hazırlanmış bölümlerine kakılmasıyla gerçekleştirilen süsleme tekniği.:SAVAT

Esenlik dilemek. : SELAM

Eserin sonuç bölümü.  :  EPİLOG

Eshabı Kehf’de yedi uyuyanların köpeğinin adı. :  KITMİR

Esinti,rüzgarın bir kere esmesi.:NEFHA

Esir çocuk. :  BEÇE 

Esirgeyici,merhametli.:RAUF

Esirler.:ÜSERA

Eski   toplarda   kullanılan   mermi   ve   demir   parçalarını   taşıyan   silindir   biçiminde  kap.:ŞARAPNEL 

Eski  dilde bir yazıya eklenen parça. : ZEYİL

Eski adı Seylan olan ülke. :  SRİLANKA 

Eski ağırlık ölçüsü okkanın dört yüzde biri. :   DİRHEM 

Eski Ahit’in altı değişik metnini bütünleştiren “Heksapla” adlı yapıtıyla ünlü, erken dönem Yunan kilisesinin en önemli ilahiyatçısı. : ORİGENES

Eski Asur kenti. : NİNOVA

Eski ayakkabı. : KELİK

Eski Babil başkentlerinden biri.:LARSA

Eski bez parçası,paçavra. : ÇAPUT

Eski biçimine çevirme. : İRCA

Eski bir ağırlık ölçüsü birimi. : FARAK

Eski bir ağırlık ölçüsü birimi.(1283 gramlık). :OKKA

Eski bir ağırlık ölçüsü birimi.:BATMAN

Eski bir Avrupa kavmi.:KELT

Eski bir çalgı. : MAR

Eski bir fitilli tüfek. : ALAYBOZAN 

Eski bir hacim ölçüsü.: KA

Eski bir Hindu tapınağı tipi.:ASANA

Eski bir Mısır tanrısı.:PTAH

Eski bir salon dansı.: KADRİL

Eski bir tahıl ağırlık ölçüsü. : KİLE,: SA

Eski bir tüfek. :   KARABİNA

Eski bir Türk çalgısı.:IKLIĞ

Eski bir Türkistan parası.:KİPEK

Eski bir uzunluk ölçüsü birimi (68 santimetreye eşit).: ARŞIN

Eski bir uzunluk ölçüsü.(65 cm boyunda).  :  ENDAZE

Eski çağ Roma yapıtlarında bulunan tuhaf,gülünç figürlerden oluşmuş süsleme üslubu.:GROTESK

Eski çağlardan kalma eserleri tarih ve sanat bakımından inceleyen bilim dalı.:ARKEOLOJİ

Eski çağlardan kalma yapıt. : ANTİKA

Eski çağların en büyük hekimlerinden biri olan ve deneysel fizyolojinin kurucusu sayılan eski Yunanlı hekim. : GALENOS

Eski Çin felsefesinde,evrenin birliğini sağlayan düzen ilkesi.:TAO

Eski Çin kaynaklarında güreşe verilen ad.:JİAO ÇU

Eski dide dullar.:ERAMİL

Eski dilde  surat,yüz. : RU

Eski dilde acıyan. : RAİF

Eski dilde adalet,doğruluk.:ADL

Eski dilde adet, tören. : DEB

Eski dilde ağırbaşlılık, vakar. : VAK 

Eski dilde ağız. : FEM

Eski dilde ağız.:DEHEN

Eski dilde ağlatma.  :  IBKA

Eski dilde akıllı. : LEBİBE

Eski dilde aktar anlamında sözcük.:ATTAR

Eski dilde alametler, işaretler. : ALAİM

Eski dilde alın. : NASİYE

Eski dilde altın. :  ZER

Eski dilde ameller, istekler. AMAL

Eski dilde anahtar.:MİFTAH

Eski dilde anlama,kavrama,kavrayış.:FEHİM

Eski dilde anne. : EM.:  ÜM.:MADER

Eski dilde Aralık ayı. :  BİRİNCİ  KANUN : İLK KANUN

Eski dilde arka,sırt.:ZAHR

Eski dilde arkası sıra.: DERADAP

Eski dilde arkeoloji.:ATİKİYAT

Eski dilde asla,hiçbir zaman. : EBEDA

Eski dilde aslan. : ŞİR : ESED

Eski dilde aslan.:ESED

Eski dilde asma,bağ kütüğü.:REZ

Eski dilde astrolog.:NÜCUMİ

Eski dilde aşçı.:AŞPEZ

Eski dilde aşiretler,oymaklar.:AŞAİR

Eski dilde at, beygir.  :  ESB

Eski dilde atasözü.:DARBIMESEL

Eski dilde ateşler. NİRAN 

Eski dilde atik,çevik.:ÇALAK

Eski dilde atlı haberci,postacı.:ÇAPAR

Eski dilde ayırıcı özellik. : ŞİAR

Eski dilde ayna. : MİRAT

Eski dilde ayrı  durma.Sıkma, sıkarak bağlama. :   ŞET 

Eski dilde aysberg. : CUMUDİYE

Eski dilde azı dişi.: NAB

Eski dilde baba Cet. :  EB

Eski dilde bağırsaklar. : EMA

Eski dilde bağlı kılma,kısıtlama.: TAKYİT

Eski dilde balık. : MAHİ

Eski dilde balta.: TEBER

Eski dilde başhekim.:SERTABİP

Eski dilde bayağı insanlar. :   EDANİ

Eski dilde bayrak,sancak.:RAYET

Eski dilde belediye . :   URAY

Eski dilde belirti. : NİŞANE

Eski dilde bencillik.:ENANİYET

Eski dilde benzer,eş,aynı anlamında sözcük.:NİD

Eski dilde berber. :PERUKAR

Eski dilde berrak,duru.:NAB

Eski dilde beşte bir.:PENÇİK

Eski dilde beyaz şaraba verilen ad.:ZERAB

Eski dilde beyazlanma,ağarma anlamında sözcük.:İBYİZAZ

Eski dilde bırakma,salıverme.:ITLAK

Eski dilde biçimsel anlamında bir sözcük.:SURİ

Eski dilde bilgiçlik taslayan.:MALUMATFURUŞ

Eski dilde bilmeceler.:ELGAZ

Eski dilde bin sayısı.:ELF

Eski dilde bir şeyin geçmişi.:SİBAK

Eski dilde bir yazıya eklenen parça. : ZEYİL

Eski dilde bisiklete verilen ad.:DERRACE

Eski dilde bitiştirme,birleştirme,iki şeyi birbirine  ekleme. :  İLSAK 

Eski dilde boy,endam. :   KAD

Eski dilde boylam. : TUL

Eski dilde boynuzdan yapılan bir tür boru.:NEFİR

Eski dilde bozma,.feshetme. : FEK

Eski dilde böğürtlen.:BÜK

Eski dilde burun ucu. / Hayvanların burun ucu.: KALAK

Eski dilde burun.:ENF

Eski dilde bülbül. :   ANDELİB 

Eski dilde cam,kristal.: MİNA

Eski dilde cehennem. :  TAMU 

Eski dilde cehennem.:NİRAN

Eski dilde cıva. : ABEK

Eski dilde cömertlik,iyilikseverlik.:SEMAHAT

Eski dilde çekinme, razı olmama. :  İBA

Eski dilde çekirge. : MİK

Eski dilde çeyrek. : RUBU

Eski dilde çizme. :   MUSE 

Eski dilde çocuklar.:EFTAL

Eski dilde çok bağışta bulunan. : MİNAM

Eski dilde çok konuşan,geveze anlamındaki sözcük.:RAAD

Eski dilde çok olma durumu, çokluk, bolluk. Kalabalık. : KESRET

Eski dilde çok sık kadın boşayan erkek. : MITLAK

Eski dilde çöl. :  TİH 

Eski dilde çukur.:ÜKRE

Eski dilde dağ eteği, çayırlık, çimenlik. :   RAG 

Eski dilde dağ kırlangıcına verilen ad.:UVVAR

Eski dilde dağ.:CEBEL

Eski dilde dağ.:KUH

Eski dilde daha doğru, en sağlam. :  ASAH

Eski dilde damar.: REG

Eski dilde damla hastalığı.:NIKRİS

Eski dilde davul.:TABL

Eski dilde değme,dokunma. : MES

Eski dilde delip geçen,içe işleyen.:NAFİZ

Eski dilde demir. : AHEN

Eski dilde deri kalkan.:DARAKA

Eski dilde derin hale getirme. : İKAR

Eski dilde derinlik.:UMK

Eski dilde derinlikler. : AMAK

Eski dilde deve.:ŞÜTÜR

Eski dilde devirler,çağlar,zamanlar.:EDVAR

Eski dilde dışarı çıkarma,dışarı atma. : ITRAH

Eski dilde dilek.:KAM

Eski dilde dilenci.: SAİL.:GEDA

Eski dilde dilsiz.:EBKEM

Eski dilde dinç, güçlü, kuvvetli. : TÜVANA

Eski dilde dinlenme,istirahat.:AJ

Eski dilde diyalektik.:CEDEL

Eski dilde doğuştan kör. : NABİNA

Eski dilde doku. : NESİÇ

Eski dilde dokumacılıkta,tüle benzer ince ve saydam bir kumaş.:SAKANGUR

Eski dilde dolum, dolma, doluluk. :  MELA 

Eski dilde dostlar, arkadaşlar. : İHVAN

Eski dilde doyurma.:İŞBA

Eski dilde dökme,akıtma.:İRAKA

Eski dilde dölleme,döllenme.: İLKAH

Eski dilde dönek.:ALLAK

Eski dilde dönence.: MEDAR

Eski dilde dördüncü.:RABİA

Eski dilde dörtte bir,çeyrek.:RUBU

Eski dilde dudak. : LEB

Eski dilde duruşma.:MURAFAA