BULMACA SÖZLÜĞÜ         A B C Ç D E F G H I İ J K L M N

  Düzenleyen :  

  Sabahattin ÖZTÜRK

        O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z        [Ana Sayfa]

Gabon’da yetişen zakkumgillerden bir ağaç.:İBOGA

Gabon’un başkenti.:LİBREVİLLE

Gaetano Donizetti’nin bir operası. : RİTA

Gaf, : POT

Gagasındaki   deliklerden   rüzgar   estikçe   türlü   sesler   çıktığına   inanılan   bir  masal  kuşu.:MUSİKAR 

Gagasındaki 360 delikten güzel sesler çıkardığına inanılan efsane kuşu.:KAKNUS

Galaksi” de denilen ve milyonlarca yıldızdan oluşan dinamik küme. : GÖKADA:UZAYADASI

Galeta ununa bulanarak yağda kızartılmış pirzola.: KOTLETPANE

Galeta ununa ve yumurtaya bulanarak kızartılmış köfte.:KROKET

Gambiya’nın para birimi.  :   DALASİ

Gametlerde bulunan kromozomların hepsine verilen ad.: GENOM

Gana’da yaşayan bir halk.:AŞANTİLER

Gana’nın para birimi.:SEDİ

Gargantua” ve “Pantagruel” adlı yergili yapıtlarıyla ünlü Fransız yazarı. : RABELAİS

Garnitür yada kapama parçası olarak kullanılan deri yada kumaş bant.:PAT

Gayretli,çok çalışkan.:GAYUR

Gayrı müslim mezarlığı.  :  MAŞATLIK

Gayrı, başka anlamında eski sözcük. :   SİVA 

Gaz söktürücü bir bitki./ Hoş kokulu ve baharlı meyveleri anason gibi yemeklerde ve içkilerde tat verici olarak kullanılan otsu bitki. : REZENE

Gazel okuyan kimse.:GAZELHAN

Gazel ve kasidenin ilk beytine verilen ad. :  MATLA

Gazelin beyitlerinde iki dize arasına aynı vezinde birbiriyle uyaklı dizeler ekleyerek bentlerden oluşan yeni bir şiir (musammat) meydana getirme. : TAŞTİR

Gazete ve dergini baskı sayısı. : TİRAJ

Gazete,dergi gibi yayınlarda sayfa düzeni.:MİZANPAJ

Gazete.:CERİDE

Gazetecilik dilinde bir tür uydurma habere verilen ad. : ASPARAGAS

Gazetelerin birinci sayfa başlığı. : MANŞET

Gaziantep ilindeki Zeugma antik kentine verilen bir başka ad.:BELKIS

Gaziantep kentinin ilk yerleşim merkezinin ilkçağdaki adı.(Bugünkü Dülük).:DOLİHE

Gaziantep ve çevresinde oynanan ağır halay türü bir halk oyunu.:ŞİRİNNAR

Gaziantep ve Kayseri yöresine özgü yoğurt tatlısına benzer bir hamur tatlısı. : NEVZİNE

Gaziantep ve Kilis yörelerine özgü,kuşbaşı et yoğurt ve çeşitli sebzelerle yapılan bir yemek.:MUTAYANA

Gaziantep yöresinde yetişen beyaz bir  üzüm cinsi.: RUMİ

Gaziantep yöresine özgü bir halkoyunu. : AŞEY

Gaziantep yöresine özgü bir tür çörek.:KAHKE

Gaziantep yöresine özgü bir tür kebap. :   CARTLAK 

Gaziantep yöresine özgü bir üzüm cinsi.:HÜSEYNİ

Gaziantep yöresine özgü halka yada küçük pide şeklinde bir cins çörek. : KAHKE

Gaziantep yöresine özgü küçük köftelerle yapılan bir yemek. : YUVARLAMA

Gaziantep yöresine özgü nişasta, pekmez ve cevizle yapılan bir tür helvanın adı. : NİŞE

Gaziantep yöresine özgü,pirinç ve pekmezle yapılan bir tür çorba.:MUNU

Gaziantep,Kilis ve Hatay yöresine özgü,taze acur,patlıcan yada kabak ve kıymayla yapılan bir yemek.:ŞEYHÜLMUHŞİ

Gaziantep’in İslahiye ilçesinde,Hitit dönemine ait ünlü açık hava atölyesi.:YESEMEK

Gaziantep’te,Nizip’in doğusunda Helenistik,Roma,Bizans dönemlerine ait bir kent kalıntısı.:ZEUGMA

Gaziantep-Kilis yöresine özgü bir tür su muhallebisi.:HAYTALYA

Gazinolardaki ilgi çekici, eğlendirici gösteri. : ATRAKSİYON

Gazların hareketini inceleyen fizik bilimi dalı.:AERODİNAMİK

Gebe inek. :  AVGAN

Gebre otu.  :   KAPARİ:KEBERE

Gece açan küçük kokulu çiçekleri olan bir bitki.:AKŞAMSEFASI:GECESEFASI

Gece ateş etrafında oynanan,oyunun baş kişisi su kabağından yapılmış bir maske taktığı için kabak adı da verilen,Anadolu’nun seyirlik oyunlarından biri.:GÖDE

Gece bekçisi. : PASDAR

Gece korkusu.:NYCTOFOBİ

Gece ve gündüzün eşitliği. : EKİNOKS

Gece ve karanlık korkusu.:NİKOTOFOBİ

Gece ziyafetlerinde,galalarda ve gece eğlencelerinde erkeklerin giydikleri,önü açık,ceketi daha çok atlas yakalı takım elbise.: SMOKİN

Gece. : TÜN:ŞEB

Gece.:LEYL

Gece.:ŞEB

Geceler anlamında eski sözcük. :  LEYAL

Geceleri sık işeme. : NİKTÜRİ

Geceleyin   ateş   çevresinde , genç   erkeklerin   davul   zurna   eşliğinde   oynadıkları  bir  halk  oyunu. :SİNSİN

Geceleyin , açık   havada   sevgi   duyulan   biri   için   bir   müzik   aracıyla   verilen  küçük konser. :SERENAT

Geceleyin açık havada sevgi duyulan biri için verilen küçük konser. : RESİTAL

Geceleyin söylenen ağır ve feryatlı türkülerde uygulanan bir halk ezgisi. : TATYAN

Gecelik,gömlek,peçete yapımında kullanılan bir tür ince,yıkanabilir pamuklu kumaş.:ŞİLEBEZİ

Geceyle ilgili beste.:NOKTÜRN

Geciktirmek,bekletmek anlamında yerel sözcük.:YUBATMAK

Geç doğmuş kuzu.:EMLİK

Geç dönem Rönesans sanatçılarının en önemlilerinden biri sayılan Venedikli Maniyerist ressam.:TİTTERETTO

Geçen yıl,bir önceki yıl.:BILDIR

Geçenek,dehliz. : KORİDOR

Geçerli ve değerli olma,sürüm.:REVAÇ

Geçerli, akan. : CARİ

Geçici istek. : HEVES

Geçici kazanç.:MÜTA

Geçici yada kesin olarak ışığı hiç algılayamama.:AMOROZ

Geçici, yeterli etkinliği olmayan. :   PALYATİF

Geçim. :  MAİŞET

Geçimi yaşlı ve zengin bir kadın tarafından sağlanan genç,erkek sevgili.:JİGOLO

Geçimini orman ürünlerinden sağlayan köylü. : ÇITAK

Geçirgen bir zardan süzerek,zehirli artıkları ayıklamak ve kanı temizlemek için kullanılan tedavi yöntemi. :  HEMODİYALİZ

Geçişme.: OSMOS

Geçmiş yaşantılara özgü öğelerle şimdiki yaşam arasında bağ kurma gücü,muhayyile.:İMGELEM

Geçmişe duyulan özlem. :NOSTALJİ

Geçmişte işlenmiş,mahkemece ispatlanıp cezalandırılmış olan suç.:APAR

Gedik,yarık. :   RAHNE 

Gelecek zaman,yarın.:FERDA

Gelecekçilik.:FÜTÜRİZM

Gelen evrak. :  VARİDE

Gelen ışıkları yansıtan araç.:REFLEKTÖR

Gelenek olarak gelen ve beğenilen.:MESURE

Gelenek. : ANANE

Geleneksel   Türk   evlerinde   odalar   arasında   bulunan   ve   bir   yönü  avluya  açılan  mekan.:EYVAN : AYVAN

Geleneksel Anadolu evlerinde,odada en saygın kişilere ayrılan baş köse. :TOR

Geleneksel Anadolu konut mimarlığında,ahşap yapılardaki çıkmaların altına çaprazlamasına konan dikdörtgen kesitli destek.:ELİBÖĞRÜNDE

Geleneksel Anadolu yaşamını yansıtan yapıtlarıyla tanınmış kadın ressamımız.:ERENEYÜBOĞLU

Geleneksel Hawai dansı.:HULA

Geleneksel Hint mutfağında kullanılan çeşitli baharatların karışımına verilen ad.:MASALA

Geleneksel İspanyol şarkı ve dansı.:JOTA

Geleneksel İtalyan halk çalgısı.:OKARİNA

Geleneksel Japon evlerini dört bir yanından çevreleyen balkon.:ENGAVA

Geleneksel Japon okçuluğuna verilen ad. : KYUDO

Geleneksel Japon türkü ve şarkılarına verilen ad. : UTA

Geleneksel Türk evlerinde bulunan raf. :  TEREK

Geleneksel Türk evlerinde, odalarda kapı yanında bulunan ya da kapının yer aldığı duvar boyunca uzanan, en az bir insan boyu yüksekliğinde dolap, yüklük. Asma kat. Mutfakta yüksekte ve geniş raf. : MUSANDIRA

Gelibolu yarımadasında Çanakkale şehitleri anıtının yer aldığı burnun adı.:HİSARLIKTEPE

Gelibolu yarımadasında eskiçağ kenti.: İDAİON

Gelibolu yarımadasında suvla ‘da denilen bir koy.:ANAFARTA

Gelibolu yarımadasında,Anafarta da denilen bir koy.:SUVLA

Gelibolu yöresinde kadınların boydan boya örtündükleri bir tür çarşaf.:ALAVURA

Gelin başlığı. : KEPEZ

Gelin çiçeği.:KALA

Gelin duvağı da denilen ve çok güzel parlak çiçekler açan bir bitki.:BEGONVİL

Gelin olacak kıza erkeğin verdiği para yada armağan,ağırlık.:KALIN

Gelin tacı.:KALAK

Gelin ya da sünnet alayının önünde taşınan, üzeri çeşitli süslerle bezeli balmumundan yapılmış ağaç. : NAHİL:NAHL

Gelin,yeni evlenmiş kadın.:ARUS

Gelinciğe benzer kürkü makbul bir hayvan. : KAKIM : AS

Gelincik çiçeği. :  KIZALAK

Gelincik.:ARS

Gelincikgillerden,kapsüllerinden afyon,tohumlarından yağ çıkarılan bir yıllık ve otsu bir kültür bitkisi.:HAŞHAŞ

Gelinduvağı” da denilen ve çok güzel parlak çiçekler açan tırmanıcı bir bitki. : BEGONVİL

Gelinin çeyizi.:DÜRÜ

Gelinlerin oturması için hazırlanmış süslü sedir.:ERİKE

Gelip çatma,girme.  :   HULUL

Gelip geçici. :ARIZİ

Gelir getiren,kar sağlayan.:RANTABL

Gelirler. :  VARİDAT

Gelişigüzel toplanmış eşya. :   DERİNTİ

Gelişigüzel ve dayanıksız yapılmış anlamında. : ÇER   

Gelişigüzel. : ALELITLAK

Gelişme. : NEŞVÜNÜMA : TEKAMÜL

Gelişmek, büyümek. : ÜNEMEK

Geliştirdiği halk egemenliği kavramıyla Fransız devriminin başlarında burjuvazinin monarşi ve aristokrasiye karşı mücadelesine yön vermiş ünlü Fransız din adamı. : SİEYES

Gemi armasında bulunan oynak halat.:SELVİÇE

Gemi bordalarına ve küpeştelerine açılan dörtgen biçiminde  delik. : LOMBAR

Gemi bordasındaki top çıkarılan dört köşe boşluk ve açıklık. :SAPARTA:ZAPARTA

Gemi çapasında kolların birleştiği şişkin yer.:MEME

Gemi çatmasındaki eğri parça. :PARAÇOL

Gemi çifte demir attığında zincirlerin dolaşmasını önlemek için kullanılan donanım.:KARAMUSAL

Gemi demiri.:ÇAPA.:LENGER

Gemi demirinin ucundaki yassı parça.: TIRNAK

Gemi demirinin zinciri.:GOMİNA

Gemi enkazı, batık.  :  LAŞE

Gemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri.:KEMERE

Gemi için, pervaneyi ters yönde çevirme.: TORNİSTAN

Gemi içini aydınlatmaya yarayan siperli fener.:MAPA

Gemi kalafatında,buharlı makinelerde,temizlik işlerinde,otomobilcilikte kullanılan didilmiş kendir. :ÜSTÜPÜ

Gemi kiralama. : ISKAPARMA

Gemi omurgasının baş ve kıç tarafından yukarıya uzanan ağaç yada demir direklerden her biri.:BODOSLAMA

Gemi safrası. :   SABURA

Gemi teknesinin su içinde kalan bölümü.Gemi omurgası. KARİNA 

Gemi ya da tren yatağı.  :   KUŞET

Gemi yada iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir,ağaç yada beton dikme.:BABA

Gemi yapılan yer.:TERSANE

Gemi yapım yeri.Gemilerin yükleme ve boşaltma yapması için rıhtımlarla çevrili havuza verilen ad.:DOK

Gemi zincirinin su içindeki bölümü. : KALOMA

Gemi,tren,kışla gibi yerlerde üst üste yapılan yatak yeri.:RANZA

Gemici çırağı. :  MİÇO 

Gemici düdüğü.:SİPSİ

Gemici kaması. :KAVELA

Gemici,denizci.:MELLAH

Gemici,işçi gibi kimselerin eğlenmek için gittikleri içkili ve danslı yer.:BALOZ

Gemicilerin yada işçilerin birlikte bir şey çekerken haydi çek anlamında bir ağızdan yüksek sesle ve makamla söyledikleri söz,gayret sözü.:HEYAMOLA

Gemicilikte denizin içinde iki zincirin birbirine dolaşmasına verilen ad.:KORZA

Gemicilikte halat germe. :   TİZE

Gemide ambar ve kamaraların üstü.:GÜVERTE

Gemide direklere takılı halatları bağlamak için küpeştenin iç tarafında bulunan delikli ve çubuklu levha.:ARMADURA

Gemide hareket halinde bulunan bir halatın veya zincirin,bir an durdurulması için verilen komut.: ABOSA

Gemide hava bacaları.  :   MANİKA

Gemide tahta kaplama yuvası.:AŞOZ

Gemide tayfa başı.  :  LOSTROMO

Gemide teslim satış. : FOB

Gemide türlü işlerde çalıştırılan işçi.:TAYFA

Gemide yelkenlerin açılması.:AMORA

Gemilerde ateşçiye ateşi harlandırmak için verilen komut.:FAYRAP

Gemilerde bayrakları direğe çekmekte kullanılan ince ip. :SAVLA

Gemilerde bulundurulan sandal.:FİLİKA

Gemilerde can kurtaran filikalarını oturtmak için güvertelere konulan sehpa.:KALASTRA

Gemilerde civarda donanımını desteklemek için yerleştirilen ek yapı öğesi.:TALİMAR

Gemilerde denizcilik kurallarına aykırı durum. : KARAVELA

Gemilerde güverte hizasında ıskarmoz bağlarına tutturulan dikmelerin dış yüzlerine kaplanan kaplamaların oluşturduğu siper,borda kaplamalarının en üstü,güverteden yukarıda kalan bölüm,korkuluk,parapet.:KÜPEŞTE

Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtalarının yan yana gelmeleri sonucu aralarında oluşturdukları çizgi.:ARMOZ

Gemilerde havalandırma bacası.:MANİKA

Gemilerde içine içme suyu konulan ortası basık küçük fıçı.:KARTEL

Gemilerde içme suyu konulan büyük ve yassı fıçı.:MANCANA

Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün.:AYNA

Gemilerde kamaralarla alt güverteleri aydınlatmak için bordalardan ve güvertelerden açılan yuvarlak pencere.:LOMBOZ

Gemilerde korkuluk olarak kullanılan kalın halat.:VARDAMANA

Gemilerde kullanılan demir halka. : ANELE

Gemilerde kullanılan küçük makara. : MANDAR

Gemilerde kullanılan küçük su fıçısı.  :   KARTEL

Gemilerde küçük yaşta tayfa yamağı. :  MİÇO:MUÇO

Gemilerde mizana direğinin gerisindeki yelken. : RANDA

Gemilerde pruva direkleri üzerinde yer alan gözetleme yeri.:VİGLA

Gemilerde torpidolara karşı ve daha başka işler için kullanılan halattan örülmüş ağ.:ŞIPKA

Gemilerde yemek pişirilen yer,mutfak.:KUZİNE

Gemilerde yolcuların hizmetine bakan görevli.:KAMAROT

Gemilerdeki usta gemicilere verilen ad.:MARNEL

Gemilere ve yakın kıyılara yük taşıyan,güvertesiz büyük bir tekne türü.:MAVNA

Gemileri bağlamakta kullanılan üç yada dört kollu halat. :   YOMA 

Gemileri farklı iki su düzeyinin birinden ötekine geçirmek için yapılan ara havuz.  :   LOK

Gemileri iskele,rıhtım veya şamandıraya bağlamaya yarayan kalın halat. : PALAMAR

Gemilerin alabileceği yükü belirtmekte kullanılan bir tona eşit birim.:TONİLATO

Gemilerin baş bodoslamalarının her iki yanında,çapayı içine alabilen ve güverteye açılan demir zincirin geçtiği delik.:LOÇA

Gemilerin kaburgalarını oluşturan eğri ağaçların adı.:ISKARMOZ

Gemilerin mizana direğinin gerisindeki yelken. : RANDA

Gemilerin üst güvertelerinde ve palavralarında bulunan mutfak.:GALİ

Geminin  kaplama  tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi. :  KALAFAT 

Geminin  saatteki hızını ölçen alet. : PARAKETE

Geminin arkası,kıç.:PUPA

Geminin bağlı olduğu limanın adı yazılan düz veya yuvarlak kıç bölümü : AYNACIK.

Geminin baş ve kıç tarafında asıl güverteden yüksek olan kısa güverte. : KASARA

Geminin başka bir gemiden veya kıyıdan uzaklaşması.: AVARA

Geminin baştan ikinci direği.:GRANDİ

Geminin cıvadrasına çekilen üçgen yelken.: FLOK

Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler.:KANA

Geminin en geniş yeri. : MASTURİ

Geminin hangi devlete ait olduğunu gösteren bayrak.  :   BANDIRA

Geminin içindeki en alt bölüm.: SİNTİNE

Geminin kaplama tahtalarının arasının doldurulup ziftlenerek,su geçirmez hale getirilmesi.:KALAFAT

Geminin kemerleri üzerine döşenmiş,baştan kıça kadar uzanan kısmı.:GÜVERTE

Geminin ön tarafı. :   PRUVA 

Geminin rüzgar alan yönü. : ORSA

Geminin rüzgar almayan yanı.:BOCA

Geminin rüzgar üstüne veya altına dönmesi için yelkenlerin bazısını gevşetme, bazısını germe işlemi. :  TİRAMOLA 

Geminin saatteki hızını anlamak için kullanılan araç.:PARAKETE

Geminin sol yanı.:İSKELE

Geminin su altında kalan kaplamalarının dış kısmı.:KARİNA

Geminin yan kısmı.:BORDA

Geminin yürümesine hizmet eden direk,seren,ip,halat ve yelken takımı. : ARMA

Geminin zincirini toplayıp  demirini kaldırmaya hazır bulunması : APİKO

Gemiyi baştan ve kıçtan halatla karaya bağlama. : ABAŞO

Gemiyi istenilen bir yerde tutmak için bir zincirle denize atılan gemi demiri.:ÇİPO:ÇAPA

Gemlik ilçesinin antik dönemdeki adı. : KİOS

Genç yanardağların çevresinde,karbondioksit ve metan gazı ile çeşitli hidrokarbon gazları sızdıran yarık veya delik.:MOFET

Genç, toy. :   TORLAK 

Gençken saçı sakalı ağarma.:İŞABE

Genel binalarda erkeklere ayrılmış tuvaletlere yerleştirilen ve işemeye yarayan gereç.:PİSUAR

Genel kural.:DÜSTUR

Genel mağazalara mal bırakırken karşılığında alınan ticari belge.:RESEPİSE

Genel mağazaya bırakılan bir malı teslim eden bir malı teslim eden ve onun üzerinde rehin hakkı kuran emre yazılı senet. : VARANT

Genelevlerde ayak işleri yapan ve sırası geldiğinde mamaya vekalet eden kadın:ÇAÇA

Genelge. : TAMİM

Genelleştiği için yanlışlığına önem verilmeden kullanılagelen söz,deyim,terim,yaygın yanlış.:GALATIMEŞHUR

Genellikle 12 Martta görülen,Batı Karadeniz’e özgü şiddetli bir fırtına.:HUSUM

Genellikle 29 Temmuzda görülen bir fırtına. : KIZILERİK

Genellikle 31 Ağustos’ta meydana gelen bir fırtına.:MİRCAN

Genellikle alt bölümü killi ve kumlu, üst bölümü tebeşir olan II. Jeolojik çağın son dönemi.:GREGASE

Genellikle altına gömlek veya bluz giyilen örgü kazak.:SÜVETER

Genellikle arkasından yağmur getiren sert ve geçici yel.:BORA

Genellikle askerlerin giydiği konçlu ve kaba potin.:POSTAL

Genellikle bakterilerin neden olduğu sidik torbası iltihabı.:SİSTİT

Genellikle bayramlarda konuklara ikram edilen kokulu bir çörek.:NOKUL

Genellikle beyaz renkli ve damalısı da olan cilalanabilen billurlaşmış kireç taşı. :  MERMER

Genellikle bir çok Avrupa ülkesinde giyilen tahta ayakkabı.:SABO

Genellikle bir traktörün arkasına monte edilen ve zemini derince kazmaya yarayan alet.:RİPER

Genellikle bir traktörün arkasına monte edilen ve zemini derince kazmaya yarayan bir alet.:RİPER

Genellikle birbirine ekli metal levhalardan oluşan soyut heykel. : STABİL

Genellikle boynuz yada hayvan başı biçiminde yapılmış içki dolabı.:RİTON

Genellikle çay ve kokteyller için hazırlanan,peynir,sucuk,salam gibi şeylerle süslenen çok küçük ekmek.:KANEPE

Genellikle dağlarda oluşan bir aşınma toprağı. : RANKER 

Genellikle doğayı yansıtan fotoğrafları kadar “İshak Paşa Sarayı”, “Türkiye’nin Kuş İnsanları”, “Çölde Fırtına” gibi  belgesel filmleriyle de tanınmış fotoğraf sanatçımız. : ERSİN ALOK

Genellikle dondurmanın yanında yenilen bir tatlı bisküvi. :  KEDİDİLİ

Genellikle dört yıl süren üniversite veya yüksekokul öğrenimi.:LİSANS

Genellikle eski bir sanat yapıtının,bir yazıtın çizilerek veya boyanarak yapılmış kopyası.:RÖLÖVE

Genellikle eşeklere,bazen de atlara vurulan,kaşsız,enli,yayvan ve yumuşak bir çeşit eyer.:PALAN

Genellikle ev içinde giyilen hafif ayakkabı. : TERLİK

Genellikle gece kulüplerinde,pavyonlarda genç bir kadının müzik eşliğinde dans edip soyunarak yaptığı gösteri.: STRİPTİZ

Genellikle genç kızlarda görülen kansızlık.:KLOROZ

Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı,ilgi çekici bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği.:TABİR:DEYİM

Genellikle geyik veya keçi derisinden yapılmış yumuşak ve mat meşin.:GÜDERİ

Genellikle giysinin yaka,kol,etek çevresine kendi kumaşından veya başka kumaştan geçirilen ince şerit.: BİYE

Genellikle gömlek yapmakta kullanılan,çizgili ve ince bir pamuklu kumaş.:ZEFİR

Genellikle güneşten korunmak için bir yerin üzerine gerilen bez,naylon v.s.’den yapılmış örtü.:TENTE

Genellikle hamsi veya sardalye balığından yapılan zeytinyağlı ve tuzlu balık ezmesine verilen ad.:ANÇÜEZ

Genellikle hamurunda yumurta bulunan, özel biçim verilmiş İtalyan kökenli çubuk. : GRİSSİNİ

Genellikle haşlandıktan sonra salata olarak yenilen,deniz kenarlarında ve tuzlu topraklarda yetişen otsu bir bitki.:DENİZ BÖRÜLCESİ

Genellikle hayvan postundan yapılan başlık.:BÖRK

Genellikle hekimlik ve fotoğrafçılıkta kullanılan,hayvanların kemik,kıkırdak,vb dokularından veya bitkisel yosunlardan elde edilen saydam,renksiz,kokusuz bir madde.:JELATİN

Genellikle Hindistan’da dokunan, özel motifleri olan değerli bir yün kumaş. : ŞAL

Genellikle iplik durumuna getirilebilir lifli maddeler.:ELYAF

Genellikle kadınların denize girerken saçları ıslanmasın diye kullandıkları başlık.: BONE

Genellikle kahveyle birlikte yenilen bir tür çikolata. : TRÜF

Genellikle kıldan dokunan büyük çuval.:HARAR

Genellikle kıldan yapılmış kaba dokuma. :ÇUL

Genellikle kısa kollu,pamuklu spor gömlek.:TİŞÖRT

Genellikle kışın akan,yazın kuruyan küçük çay  : DERE

Genellikle kibrit çöpleriyle oynanan bir oyun.:NİM

Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı bir ya da birkaç yanı açık sofa. : HAYAT

Genellikle kürkten yapılmış omuz atkısı : ETOL

Genellikle mantardan yapılan tıpaları çekmeye yarayan burgu. :TİRBUŞON

Genellikle mısır unundan yapılan bir tür pide.:KİRDE

Genellikle midenin bozulmasından ötürü dilin üzerinde oluşan beyaz tabaka. : PAS

Genellikle Museviler için,İslam dinine dönmüş olan.:AVDETİ

Genellikle operalarda bazen da senfonik şiirlerde sık sık yinelenen küçük melodi parçası.:LAYTMOTİF

Genellikle ölçü aygıtlarında gösterge çizelgesi. : SKALA

Genellikle posta vapurlarında üst güvertenin altında bulunan güverteye verilen ad.:PALAVRA

Genellikle resmi yerlerde,resmi işlerde uyulması gereken kural,yol ve yöntemlerin tümü.:SEREMONİ

Genellikle sevecen ve hüzünlü bir konu işleyen küçük lirik şiir.:ELEJİ

Genellikle söğüt veya başka ağaç dallarından örülen,yük taşımaya yarayan,kaba ve dayanıklı sepet.:KÜFE

Genellikle şeker hastalarının kullandığı tatlandırıcı : SAKARİN

Genellikle tahıl ölçmekte kullanılan bir ölçek.:KİLE

Genellikle ticaret eşyasının saklandığı yer,depo.:ARDİYE

Genellikle tiyatro ve sinemada konuşması olmayan veya konuşması çok az olan rollere çıkan kimse.:FİGÜRAN

Genellikle topla yapılan yaylım ateş. :   SALVO

Genellikle uluslar arası bir serginin yapımcılığını üstlenen kişi. :  KÜRATER

Genellikle Uzakdoğu ülkelerinde  B vitamini eksikliğinden  doğan bir hastalık. :  BERİBERİ

Genellikle üzüm şırasının kaynatılması ile yapılan koyu pekmez. : BULAMA

Genellikle Venedik’te kullanılan bir kayık.:GONDOL

Genellikle yakmak için kullanılan iri saman.: KES

Genellikle yelken bezinden veya meşinden yapılmış büyük heybe. : HURÇ

Genellikle yüzük yapımında kullanılan değerli bir taş.:AKİK

General veya amiral aşamasındaki askerler.:ERKAN

Genetik olarak birbirinin aynı olan canlılar.:KLON

Geniş açılı manzara. : PANORAMA

Geniş bir görüş sağlamak için yüksek bir yere yapılan küçük kule.:GAZEBO

Geniş bir yüzeyin sulandırılmış mürekkep,kurum boyası yada suluboyayla hiç fırça izi kalmayacak biçimde boyanarak örtülmesi. : LAVİ

Geniş cadde. : BULVAR

Geniş gagalı böcekçil çobanaldatanlara verilen genel ad. : KECİSAĞAN

Geniş kenarlı silindir şapka. : BOLİVAR

Geniş kollu sabahlık.:KİMONO

Geniş kulplu kap. : LENGER

Geniş ölçüde kahve,kakao,kauçuk gibi ürünler yetiştirilen işletme.:PLANTASYON

Geniş sofa.:DİVANHANE

Geniş şal. Uzun omuz atkısı. : ETOL

Geniş ve derin ağızlı mağara.:KUYLUÇ

Geniş ve derin bilgisi olan. : MÜTEBAHHİR

Geniş yapraklı bir süs bitkisi.:DEVE TABANI

Geniş yapraklı,çiçekleri kokulu bir ağaç ve bu ağacın kestaneye benzeyen yemişi.:ATKESTANESİ

Geniş,engin : VASİ

Geniş,enli.:ARİZ

Genişlik. : VÜSAT

Genizden konuşan,hımhım.:GENZEK

Genizsi,genzel.:NAZAL

Genleşme ölçer.:DİLATOMETRE

Geometri.:HENDESE

Geometrik biçimlerde kesilmiş küçük ahşap parçaların büyük bir yüzey oluşturmak üzere birbirleriyle geçmeli olarak birleştirilmesi tekniği.:KÜNDEKARİ

Geometrik cisimlerin nitelikleriyle ilgili özelliklerini ve bağıl konumlarını,biçim ve büyüklüklerinden ayrı olarak alıp inceleyen geometri dalı.:TOPOLOJİ

George  William  Russell  (takma adı). : AE

Geothe’nin Faust’undaki entelektüel iblis.:MEFİSTO

Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımı.:NATÜRALİZM

Gerçek anlamının dışında kullanılan kalıplaşmış söz grubu. : DEYİM

Gerçek hak sahibinin haklarını kullanamaması gibi sebeplerin varlığı halinde onun yerine (kanuni temsilci olarak) bir malı yönetmek veya bir işi görmek üzere atanan kimse.:KAYYUM:KAYYIM

Gerçek olan,gerçeğe yada aslına dayanan.:OTANTİK:ORİJİNAL

Gerçek öznesi olmayan eylemlere verilen ad. : EDİLGEN

Gerçekleşme.: TAHAKKUK

Gerçekleşmiş olan eylem yada iş.:OLUT

Gerçekliği ve onun çelişmelerini incelemeye yarayan ve bu çelişmeleri aşmayı sağlayan yolları aramayı öngören akıl yürütme yöntemi,eytişim.:DİYALEKTİK

Gerçekte herhangi bir ülkede ilk olarak yaşayan insanlara, günümüzde ise Avustralya yerlilerine verilen ad. : ABORİJİN

Gerçekte var olmayan.:FANTASTİK

Gerçekte var olmayıp var sanılan,var diye düşünülen,kuruntuya dayanan.:MEVHUM

Gerçekte yeri olmayıp zihinde tasarlanan. : SANAL

Gerçekten öyle olmadığı halde öyle sanılan. : İTİBARİ

Gerçekten,doğrusu,hakikaten.:FİLHAKİKA

Gereç.:MATERYAL

Gerede ve Kızılcahamam arasında E-5 karayolunun Köroğlu Dağlarını aştığı yüksek geçit.:AKYARMA

Gereğinde kullanmak için saklanan tahıl.:ZAHİRE

Gerek Müslümanlar gerek Hindular tarafından büyük saygı gösterilen ve adına Şadi denilen düğün günü şenlikleri düzenlenen Hintli Veli.:GAZİMİYAN

Gerekçe. : ESBABI MUCİBE

Gereken, yiyecek, içecek şeyler. : NEVALE

Gerekli notların unutulmaması için yazıldığı takvimli defter,ajanda.:ANDAÇ

Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan kimse.:ALAYLI

Gerekli.:MUKTEZA: MUKTAZİ.: BECİT

Gerekme.  :  İKTİZA

Gerekmezcilik.:PERİPATEİZM

Gereksiz, anlamsız, boş söz. : LAKLAKA

Gereksiz,fazla.:ZAİT

Gerektiği zaman kullanılmak için saklanan tahıl. :   ZAHİRE 

Gerektiğinde tüfeğin namlusuna da takılabilen bir süngü türü.:KASATURA

Geri alma. : İSTİRDAT

Geri çevirme. :   İRCA

Geri dönen.:RACİ

Geri kalan,kalan.:MÜTEBAKİ

Geri kalan.:MÜTEBAKİ

Geri ödeme.  : RAMBURSMAN

Geri zekalıların egemen olduğu toplum düzeni.:İDİOKRASİ

Gerilerek açılmış iki kolun parmak uçları arasındaki uzaklık. : KULAÇ

Gerilim yokluğu. :  ATONİ

Gerilmiş halatla taşıma. :   VARAGELE 

Geriye doğru uçabilen küçük bir kuş. : KOLİBRİ

Germanyum ve silisyum elementlerinin iletkenliklerinden yararlanmayı sağlayarak elektronik tüplerin elektrik titreşimlerini genişletmekte kullanılan alet.:TRANSİSTOR

Getirim.:RANT

Geven cinsinden sarı çiçekli ve dikenli çok yıllık bodur çalı. Bu bitkinin saplarından elde edilen zamk.:ANZAROT

Gevenden çıkarılan bir tür zamk.:KİTRE.:KESTERE

Geveze,sözünü bilmez anlamında yerel bir sözcük.:VAZALAK

Geveze. : RAAT : LAFAZAN

Geveze.:ÇALÇENE

Geviş getiren hayvanlarda,dört bölümlü midenin dördüncü bölümü.: ŞİRDEN

Geviş getiren hayvanların ayaklarının arkasındaki körelmiş tırnak,kemik çıkıntısı.:BAKANAK

Geviş getiren hayvanların dört gözlü olan midelerinin üçüncü gözü.:KIRKBAYIR

Gevrek bir elma türü.: FERİK

Gevşek bükümlü olarak hafif katranlı kendirden yapılmış ince halat.:MÜRNEL

Gevşek,iş bilmez,tembel.:SALPA

Gevşemek,ek yerlerinden ayrılmak,oynamak.:KAĞŞAMAK

Geyik dikeni.:ALIÇ

Gezegen. :  PLANET 

Gezen ada,saz ada,Sazak gibi adlar da verilen ve sazlardan oluşarak bir göl içinde yüzen ada.:HOPAL

Gezgin samuray. : RONİN

Gezinti,seyahat.:TURİNG

Gezme, gezinti. Göz gezdirme, seyretme. : SEYRAN

Gırtlağın ön ve alt bölümlerinde bulunan,salgısını kana veren,çok damarlı önemli bir bez.:TİROİT

Gırtlak çıkıntısı. : ADEMELMASI

Gırtlak.:HANÇERE

Gırtlaktaki aşırı ve süreğen iltihap.:LARENJİT

gibi bütün çalışma kollarını içine alan ocak.:AHİLİK

Gidiş.  :   AZİMET

Gine’nin para birimi.:SİLY

Giresun yakınlarında bir burun. :   YOROZ 

Giresun-Şebinkarahisar karayolunda bir dağ geçidi. : ŞEHİTLER

Girida da denilen,eti lezzetli bir balık.:LAHOS

Giriş bölümünde kış mevsimini konu edinen kaside. : ŞİTAİYE

Giriş müziği. :  PRELÜD 

Giriş ücreti.:DUHULİYE

Giriş,önsöz.:DİBACE

Girişik bezeme.:ARABESK

Girit ablukasında ve 1877 Rus savaşında yararlılıklar göstermiş,Osmanlı devletinin son kaptanı deryası.:VESİMPAŞA

Girit’in efsanevi kralı. :  MİNOS 

Gitar eşliğinde seslendirilen Portekiz halk şarkısı.  :  FADO

Gitar ve kastanyet eşliğinde çiftler tarafından oynanan ünlü bir İspanyol dansı.:FANDANGO

Giyeceklerin karşılıklı iki yanını birleştirmekte kullanılan,bir halka ve çengelden oluşan araç,agraf.:KOPÇA

Giyim eşyası alanında uzmanlaşmış moda desinatörü.:STİLİST

Giyim gösterisi.:DEFİLE

Giyim süslemede,çanta,şapka,sepet örmede kullanılan parlak,renkli ve dayanıklı bir şerit.:RAFYA

Giyiminde,tavır ve davranışlarında,beğenilerinde aşırı bir özenti içinde olan erkek.:DANDİ

Giysi dolabı.:GARDROP

Giysi kesimi, kesimle verilen biçim. :  KUP

Giysi vs işlemek için kullanılan küçük,pırıltılı pul.:PAYET

Giysi,perde gibi şeylerin kenarlarına dikilen kırmalı yada büzgülü süs.:FARBALA

Giysi. :  LİBAS:  ESVAP: FİSTAN.:RUBA

Giyside bir kol kesimi türü.:JAPONE

Giysilerde dikişli kıvrım.:PASTA

Giysilerde kimi yerlerden içeriye doğru daraltılarak dikilmiş bölüm.:PENS

Giysilerde omuzları kaplayan ve yakaya doğru uzanan kol. : REGLAN

Giysilerde omuzların dik durması için konulan parça.:VATKA

Giysilerde sırtı örten büyük ve devrik yaka.:EĞİNDİRİK

Giysileri güveden korumak için kullanılan antiseptik bir madde.:NAFTALİN

Giysilerin etek,kol,yaka parçalarına,perdelerin ucuna geçirilen seyrek dokunmuş keten bezi.:EKSTRAFOR

Giysilerin kol,yaka,etek kenarlarına dikilen şerit yada kaytan.:ZIH

Giysilerin üstüne giyilen,önü açık bir tür üstlük.:DOLAMA

Giysinin kenarına  paralel olarak yapılan kendi kumaşından süs. :  BİYE

Giysinin omuzla göğüs arasında kalan bölümüne eklenen parça.:ROBA

Gizemcilik.:MİSTİSİZM

Gizemli eski yazı.:RUNİK

Gizemli zatürree de denilen akut solunum yetersizliği sendromunun kısa yazılışı.:SARS

Gizleme,örtme.: SETR

Gizli bilimler ve kimya üzerine yazdığı yapıtlarıyla tanınmış XIV. Yüzyıl Türk bilim adamı.:CİLDEKİ

Gizli bir anlamı olan, bir şeyi ima eden. : MANALI

Gizli düzen. : TOZAK

Gizli görevli. : AJAN

 

Gizli oyun.:DALAVERE

Gizli öğreticilik. : EZOTERİK

Gizli veya ince alay,saraka.:İSTİHZA

Gizli yazılar,şifreli belgeler bilimi yada incelemesi.:KRİPTOLOJİ

Gizli yer, köşe bucak. :   TUN 

Gizli,saklı,gizlenmiş.:PİNHAN:MAHFİ.:MEKNİ.:HAFİ

Gizlice söyleyip haber vermek. : AKOZLAMAK

Gizlilik taşıyan belge.:KRİPTO

Gizlilik.:MAHREMİYET

Gobene’de denilen bir balık. :   TORBİL

Gol pası. : ASİST

Golf’te topu çukura sokmak amacıyla yapılan uzun vuruş.:DRİVE

Gomalak da denilen ve cilacılıkta kullanılan hayvansal kökenli reçine.:ŞELLAK

Gonçarov’un, uyuşuk ve iradesiz bir toprak sahibinin portresini çizdiği ünlü romanı. : OBLOMOV

Gondola benzer kayık. :   PEREME 

Gondolcu şarkısı.:BARKAROL

Gotik mimarlıkta görülen ve bir çatının üstünde yer alan küçük kule. : PİNAKOLO

Göbek,kuşak.:BATIN

Göç,göçme.:MUHACERET

Göçebe bir kuş. : TURNA

Göçebe çadırı,oba anlamında eski sözcük.:HİBA

Göçebe ve yarı göçebe Türkmenler arasında, genellikle ölülerin ardından söylenen ağıt  ve bozlağa benzer türkü. :   YAKIM 

Göçebe ve yolcuların yolculuk yada göç sırasında konakladıkları yer.:KONALGA

Göçebe, eti için avlanan bir kuş. :  ÇULLUK

Göçebelik:. BETAET

Göçmen. :MUHACİR

Göçücü balıkların Akdeniz’den Karadeniz’e çıkması. : ANAVASYA

Göçücü balıkların Karadeniz’den Akdeniz’e geçmesi.  :  KATAVASYA

Göğe bakmaktan korkma.:URANOFOBİ

Göğe çıkma. : MİRAÇ

Göğün en yüksek katı.: ARŞ

Göğün en yüksek yeri.:AYYUR

Göğüs boşluğunun iç yüzünü ve akciğerleri saran zar,göğüs zarı.:PLEVRA

Göğüs kemiği arkasında bulunan iç salgı bezi.: TİMÜS

Göğüs zarı. : PLEVRA

Göğüs, bağır.: DÖŞ : TORAKS 

Gök bilim.:ASTRONOMİ:FELEKİYAT

Gök biliminin en belli başlı olayları ele alan dalı.:KOZMOGRAFYA

Gök biliminin,matematik ve fiziğin yalnız temel kavramlarından yararlanarak en belli başlı olayları ele alan dalı.:KOZMOGRAFYA

Gök boşluğu.:CEVV

Gök cisimlerinin doğması.:MATLA

Gök cisimlerinin yükseltisini ölçmekte kullanılan araç.:USTURLAP

Gök gürlemesinden duyulan aşırı korku. BRONTOFOBİ

Gök gürültüsü ve yıldırımdan aşırı derecede korkma. : ASTRAFOBİ

Gök küreyi gösteren alet.:NAVİSFER

Gök yakut da denilen süs taşı. : SAFİR

Gökada.:GALAKSİ

Gökbilimde güney açısına verilen ad.:AZİMUT

Gökbiliminin,matematik ve fiziğin temel kavramlarından yararlanarak en belli başlı olaylarını ele alan dalı. : KOZMOGRAFYA

Gökçe adanın eski adı.:İMROZ

Gökçeada’da  yurdumuzun batıdaki en uç noktası olan burun. :  AVLAKA

Gökkuşağı ,eleğimsağma. : ALAİMİSEMA:ALKIM .:TİRAJE

Gökküresinde üzerinde on iki burcun eşit olarak dağıldığı kuşak. : ZODYAK

Gökküreyi gösteren alet. : NAVİSFER

Gökler.:EFLAK

Göklerin en yüksek katı. : ARŞ

Gökova körfezi kıyısında turistik bir belde. : AKYAKA

Gökova Körfezi’nin en güzel koylarından biri. : OKLUK

Gökova körfezinin güney kıyısında doğal güzelliğiyle ünlü bir koy.:BÖRDÜBET

Göksu’nun eski adı.:ARETAS

Göktaşı. Taş meteorit. : AEROLİT

Gökteki ay. :  MAH

Göktürk devletinin batı bölümünün başkanına verilen unvan.:ŞAD

Gökyüzü. : ASUMAN

Göl bilim.:LİMNOLOJİ

Göl kenarlarından çıkarılan ve çiçekçilikte kullanılan değerli bir toprak.:TORF

Gölge. : SAYE

Gölgede kalan taraf.: KUZ

Gölgede kuruması için tütün yapraklarının asıldığı üstü kapalı yer.:ARAN

Gölgeler. :   ZILAL

Gölgelik. : SAYEBAN :  TENTE 

Gölleri inceleyen bilim dalı. : LİMNOLOJİ

Gömlek.  :  KAMİS

Gömülmüş olan,gömülü.:MEFTUN

Gönderme , yollama. : İRSAL

Gönderme kağıdı.  :   İRSALİYE

Gönlü rahat. Sessiz,sakin. : ASUDE

Gönül alıcı davranış, kompliman.:CEMİLE

Gönül alma.: TALTİF<