BULMACA SÖZLÜĞÜ         A B C Ç D E F G H I İ J K L M N

   Düzenleyen :  

  Sabahattin ÖZTÜRK

        O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z        [Ana Sayfa]

İbadet etme,Allahın emirlerine uyma.:TAAT

İbis” de denilen ve yurdumuzun sulak alanlarında da yaşayan bir kuş. : AYNAK

İbni Sina’ya batıda verilen isim.  :   AVİCENNA

İbrahim Peygamberin babasının adı.: AZER

İbrani alfabesinin ilk harfi.:ALEF

İbrani rahiplerinin dinsel törenlerde giydikleri giysi. :    EFOD

İbranice v Aramcayla birlikte Yahudilerin üç temel yazı dilinden biri.: YİDDİŞ

İbrik,çaydanlık gibi kapların,suyunu azar azar akıtmaya yarayan içi delik uzantısı.:EMZİK

İcranın ılımlı bir tempoda olması gerektiğini belirten müzik terimi.:MODERATO

İç Anadolu Bölgesinde bir plato. : OBRUK

İç Anadolu bölgesinin Orta Kızılırmak bölümünde sığ ve tuzlu göl. : SEYFE : SİFE

İç Anadolu’da bir göl. :  EBER

İç Anadolu’da volkanik bir göl.: MEKE

İç Anadolu’nun bazı yörelerinde alçıtaşı ve jips içeren oluşuklara verilen ad.:PUR

İç Anadolu’nun çeşitli yörelerinde, özellikle Tokat, Sivas ve çevresinde kadınlar tarafından oynan türkülü halay türü bir halk oyunu. : MADIMAK

İç Anadolu’nun kırsal kesimlerinde,kışın en soğuk günlerinde evlere girdiğine inanılan cadı.:CONCOLOS:KONCOLOS

İç Anadolu’ya özgü halay türü bir halk oyunu. : ÜÇAYAK

İç bükey,konkav,obruk.:MUKAAR

İç donu.: TUMAN

İç duvar.:CIDAR

İç etek.:JÜPON

İç güdülü : İNSİYAKİ

İç içe mineral kabuklardan oluşan balık yumurtası biçiminde kalker.:   PERİDOT.: OVOLİT

İç internet.Bir kuruluşa özgü,güvenlik duvarı arkasında yer alan bilişim ağı.:İNTRANET

İç kulakta kemik dolambacı. : DALIZ

İç organların iç yüzeyini örten ince tabaka.:MUKOZA

İç sıkıntısı.:AFAKAN : İLİNTİ

İç sıkıntısı.:İLİNTİ

İç sıkıntısı.:KASVET

İç sürdürücü bir maden suyu. :SETLİÇ

İç yüz,sır.:BATIN

İçe dert olan şey. : UKDE

İçe doğduğu gibi söyleme,doğaçlama.:İRTİCAL

İçe doğmayla akla gelen yaratıcı duygu yada düşünce. : ESİN

İçe kapanık. : OTİSTİK

İçe kapanıklılık.: OTİZM

İçe yöneliklik.:OTİZM

İçeceklerin direkt güneş ışığı veya oksijen gibi nedenlerle renklerinin bozulmasını ve acılaşmasını önlemek için kullanılan maddelerin genel adı.:ANTİOKSİDAN

İçel ve çevresinde yaygın bir türkü ve bu türkü eşliğinde oynanan kaşıklı, karşılama türü bir halk oyunu. : KEKLİK

İçel’in Silifke ilçesinde bir antik kent ,: URA

İçerleme,kırılma,gücenme.:İNFİAL

İçgüdü.:İNSİYAK

İçi astarlı,su geçirmez pardösü,yağmurluk.:TRENÇKOT

İçi dolu olan,kaplama olmayan.:SOM

İçi kaloit veya yağ gibi sıvı veya yarı sıvı bir madde ile dolu patolojik torba. :   KİST 

İçi kremalı,üzeri çikolata kaplı pasta.:EKLER

İçi pamuk yada yün vatka ile doldurularak dikilmiş,döşemelik veya giyim eşyası yapımında kullanılan kumaş.:KAPİTONE

İçi pirinçle doldurularak pişirilmiş tavuk yada balık yemeği.:LEVENGİ

İçi ve dışı katranla kaplı sepet biçiminde olan ve Fırat nehrinde kullanılan bir tekne türü.:KUFFE

İçimi hoş ve tatlı su.:ZÜLAL

İçinde   magnezyum , kalsiyum , demir   ve   alüminyum   bulunan amfibol grubundan doğal silikat. :TREMOLİT

İçinde açık saçık resimler,yazılar bulunan ve okuyanları cinsel bakımdan uyarmak için yazılan kitaplara eskiden verilen ad.:BAHNAME

İçinde afyon bulunan sulu bir ilaç.:LAVDANOM

İçinde anason, sakız gibi kokulu maddeler olmayan üzüm rakısı. : DÜZ

İçinde ateş kırıntıları olan kül. : KÖZ

İçinde bitki yetiştirilen sobalı camlık,limonluk,sera.:TAVHANE

İçinde bulunduğu hücre veya organizmaya özel bir etkisi olan,kuşaktan kuşağa ve hücreden hücreye geçen kalıtımsal öğe.:GEN

İçinde cinsel konularla ilgili açık saçık yazıların,resimlerin bulunduğu eser.:BAHNAME

İçinde değişik türden şeyler bulunan kap veya yer.:KIRKAMBAR

İçinde deniz kabuğu kalıntıları olan kum.:TREAZ

İçinde diri balık saklanan denizden ayrılmış havuz.  :   LİVAR

İçinde fosil bulunmayan toprak.:AZOİK

İçinde gemi yapılan veya onarılan üstü örtülü büyük havuz.:DOK

İçinde insan,hayvan ve doğa öğeleri bulunan resim veya heykel,figürlü,betili.:FİGÜRATİF

İçinde insan,hayvan,doğa öğeleri bulunan resim.:FİGÜRATİF:BETİLİ

İçinde magnezyum,kalsiyum,demir ve alüminyum bulunan,amfibol grubundan doğal silikat.:TREMOLİT

İçinde mıknatıslı demir bulunan elektrik üreteci.:MANYETO

İçinde şarap yapılan bir çeşit fıçı.:FOTA

İçinde tek tohum bulunan ve olgunlaştığında kendiliğinden açılmayan kuru meyve.:AKEN

İçinde tohum veya krizalit bulunan korunak,kozalak.:KOZA

İçinde yağ yakılan toprak kandil,iştin.:PESÜS

İçinde yağ yakılan toprak kandil. : PESÜS :İŞTİN

İçinde yaşadığı toplumdan ayrılarak bir tarafa çekilen.:MUTEZİL

İçinde yatak,yorgan vs taşınan büyük torba.:HARAR

İçinde yemek ısıtılan yada yumurta gibi şeyler pişirilen,derinliği az metal kap. : SAHAN

İçinde yıkanılan tekne. : KÜVET

İçindeki düzenekle,ampullerin ışık şiddetini artırıp azaltmakta kullanılan özel elektrik anahtarı,loşlaştırıcı.:DİMMER

İçinden çıkılamayacak kadar güç olan,karışık iş.:ÇAPARIZ

İçine çamaşır,elbise gibi şeyler koyup sarmaya yarayan bez veya kumaş.:BOHÇA

İçine demir çubuklardan kafes konulmuş beton.:BETONARME

İçine doğduğu gibi söylenerek,doğaçlama.: İRTİCALEN

İçine elektrik enerjisi yığılan alet,kondansatör.:MEKSEFE

İçine hardal katılarak yapılan üzüm şırası. : HARDALİYE

İçine ıspanak,patates,peynir yada kıyma konularak yapılan bir tür pide.:LEMİS

İçine kor konulan,sacdan,bakır veya pirinçten,üstü açık kap,korluk.:MANGAL

İçine kor kömür doldurulan , açık havada ısınmaya yarayan ayaklı ve delikli madeni kaba verilen ad :BRASERO

İçine mendil, gecelik gibi şeylerin konulduğu kumaş bohça. :   ŞASE 

İçine mürekkep konulan özel kap. : HOKKA

İçine para yada jeton atılarak bir aygıtın çalışmasını sağlayan kumbara. : ANKESÖR

İçine parfüm yada merhem koymak için kullanılan dar boyunlu,uzun,testiye benzer yassı kap.:ALABASTRON

İçine pekmez, peynir, yağ vs konulan yada yayık olarak kullanılan deri tulum. :   TULUK 

İçine peynir yada kıyma konularak sac üzerinde pişirilen bir tür börek.:KISTIRMA

İçine pişirilmiş kuş başı et ve sebze konularak hazırlanan bir tür börek.:TALAŞKEBABI

İçine sıvı vermek amacıyla bir damara sokulan ince boru.:KATETER

İçine soğan,sarımsak,maydanoz ve havuç gibi şeyler katılarak zeytinyağıyla pişirilen ve soğuk olarak servisi yapılan yemek.:PİLAKİ

İçine su biriken doğal çukur.: OBRUK

İçine yalnız kürek çekenin girebildiği çok uzun ve çok dar yarış kayığı.:SKİF

İçine yalnız kürek çekenin girebildiği uzun ve dar yarış kayığı. : SKİF

İçitim.:ZERK

İçki bardağı. :SAGAR

İçki bardağı.:PİYALE

İçki içerken birinin şerefine,sağlığına kadeh tokuşturulması.:TOKA

İçki mahzeni.:KAV

İçki meclisi.: BEZM

İçki sunanlara verilen ad. : SAKİ

İçki veya uyku sersemliği.:HUMAR

İçki.  :   AYŞ

İçkili eğlence. : İŞRET

İçkiye düşkün, içkici, ayyaş. :  BEKRİ 

İçle ilgili,içten.:DERUNİ

İçli,acıklı şiir.:ELEJİ

İçmeye veya tanrıların onuruna yere şarap dökmeye yarayan,ortası bombeli,ayaksız,az derin,geniş ağızlı kap.:PATERA

İçsiz. :TUBELESS

İçten çürümüş ağaç : ARDAK.

İçten gelen duyguları çok etkili ve coşkun bir biçimde anlatan edebiyat eseri.:LİRİK

İçten olmayan,yapmacık.:SURİ

İçyağı.:ŞAHIM

İçyüz,iç. :ZAMİR

İdam mahkumlarının asıldığı ağaç.:DAR

İdare lambası ( kandili).  :  İLİKMEN

İdare mahkemeleri,özel mahkemeler ve sulh mahkemelerinin görevi dışında kalan davalara bakan mahkemelere verilen ad.:ASLİYE

İdare, yönetim. :   ZİMAM 

İddia,bahis,lades.:ÖCEŞ

İdrar kesesi iltihabı.:SİSTİT

İdrar yolları hastalıkları,üroloji.:BEVLİYE

İdrar yolu hastalıkları hekimi,ürolog. : BEVLİYECİ

İdrarını yapamama şeklinde ağır bir böbrek rahatsızlığı belirtisi,İdrarın kesilmesi.:ANÜRİ

İffetli,namuslu. : AFİF

İflas.:BATKI

İftihar etme,övünme.:ULVAN

İgor Stravinski’nin tanınmış bir balesi. :PETRUŞKA

İğ  : EĞİRMEN

İğne biçiminde hücre maddesi. :RAFİT

İğne korkusu.:BELONOFOBİ

İğne yaprakları yaz kış yeşil olan bir orman ve süs bitkisi. :   PORSUK 

İğne, iplik, baharat, zarf, kağıt, tütün gibi şeyler satan kimse ya da dükkan. : AKTAR

İğnenin deliği. :YURDU

İğneye yol açmak için kullanılan,çelikten,ince ve sivri uçlu bir alet.:BİZ

İğrenme, tiksinme. : KERAHET

İhsan Oktay Anar’ın bir romanı.:AMAT

İhtiyaçları devletçe karşılanan onbaşı ve çavuş rütbesindeki asker.: ERBAŞ

İhtiyar kimse.:PİRİFANİ

İhtiyarlığın başlamasını geciktirmeye yarayan araçların tümü.:GERİATRİ

İki  gövdeli  (birbirine  paralel  tutturulmuş  iki  kütükten  yapılmış) deniz  taşıt  aracına verilen ad.:KATAMARAN

İki akarsuyun birleştiği yer.:KOYAR

İki anlamı olan bir sözcüğün akla en az gelen anlamının amaçlanarak kullanılması sanatına verilen ad. : İHAM

İki atlı kızak.:ZANKA

İki avuç dolusu.:KOŞAM

İki ayrı dilin komik bir etki yaratacak biçimde konuşturulmasıyla yazılan Latin kökenli şiir biçimi.:MAKARONİK

İki ayrı ırktan gelme. :  LETİS

İki bağlantı parçasını birbirine yakın olarak eklemekte kullanılan özel parça. :  NİPEL 

İki büyüklük arasındaki bağıntı. : ORAN

İki çeneklilerden,yaprakları çok iri ve kalp biçiminde,çiçekli bir süs bitkisi.:KATALPA

İki çenetli yumuşakça.:ARCA

İki çift kürekli balıkçı kayığı.:TARLAKOZ

İki çift öküzle çekilen ağır saban.:PAPURA

İki çöküntü alanını birbirine bağlayan,boğaz biçiminde dar vadi.:KLÜZ.:KLÜR

İki dağ arasındaki geçit yeri,boğaz.:DERBENT

İki dağ arasındaki sırt. : SENİR 

İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı.: ÇATAK

İki denizi ayıran dar kara parçası veya dünya ile ahret arasındaki yer.  :   BERZAH

İki direkli bir tekne türü. : KEÇ

İki direkli yelkenli bir gemi.:USKUNA

İki direkli yelkenli bir savaş gemisi türü. : GULET

İki direkli, seren yelkenli, birkaç top taşıyan gemi.: BRİK

İki dörtlü ve iki üçlüden oluşan,on dört dizeli bir Batı şiir türü.:SONE

İki elemanlı mermer yapıştırıcısı.:AKEMİ

İki gemi veya gemi ile kıyı arasında haberleşmede kullanılan üç kollu işaret sütunu.:SEMAFOR

İki iletken arasında meydana gelen ve çok yüksek bir ısı açığa çıkaran, ışıklı elektrik boşalımı.:ARK

İki kaş arası.: BELCE

İki katı cisim veya parçayı birbirine bağlayan demir veya telden bağ.:KANAT

İki kişi arasında altmış dört kareli bir tahta üzerinde değerleri ve adları değişik olan altışar siyah ve beyaz taşlarla oynanan bir zeka oyunu.:SATRANÇ

İki kişi tarafından yönetilen bir çeşit sportif amaçlı yelkenli. : PİRAT

İki kişilik bisiklet.:TANDEM

İki kişilik ve yelkenli bir yarış teknesi.:TORNADO

İki kişilik,alçak,oldukça geniş koltuk.:MARKİZ

İki kulplu ve küfe biçimindeki  büyük sepete halk dilinde verilen ad. : KELET : KELETER

İki kulplu,dibi sivri,dar boyunlu,karnı geniş testi.:AMFORA

İki nokta arasında iletişim kurma olanaklarının varlığını belirtmede kullanılan genel terim. : LİNK

İki nokta arasındaki uzaklığı ölçmeye yarayan gereç.:TELEMETRE

İki olay arasındaki süre İki peygamber veya padişah arasında peygambersiz veya padişahsız geçen süre.:FETRET

İki parmak ucuyla tutulabilen miktar.:FİSKE

İki Peygamber veya iki padişah arasında peygambersiz veya padişahsız geçen süre.:FETRET

İki renkten oluşan.:YANAL

İki sac arasında yada külde pişirilen mayasız ekmek.:KÖMBE

İki sert cismi birbirine bağlamaya yarayan,iki ucu sivri ve kıvrık metal parça.:KENET

İki sıra kürekli Antikçağ Roma teknesi. :BİREMİS

İki sopayla çalınan,fıçı biçiminde Japon davulu.:TAYKO

İki şey arasındaki benzerlik.:MÜŞABEHET

İki şey arasındaki uygunluk ilkesi.:UYGU

İki tarafı ağaçlıklı geniş kent yolu. AVENÜ

İki tarla arasındaki sınır. : AN

İki tekerlekli,tekerlekleri tek parça,dingili tekerlekle birlikte dönen öküz arabası. :KAĞNI

İki tepe arasındaki düzlük.:YALPİ

İki ucu açık küçük boru. : ZIVANA

İki ucuna birer kişi oturup,karşılıklı olarak havada yükselip inerek eğlenmeyi sağlayan,ortasından bir yere dayalı tahta kalas.: TAHTEREVALLİ

İki ülke parasının karşılıklı değeri.:PARİTE

İki veya daha çok katlı ev.:HANAY

İki veya üç direkli bir gemi türü.:ISKUNA

İki veya üç telli bir saz türü.:CURA

İki veya üç yaşındaki erkek koyun.: ÖVEÇ

İki ya da daha çok öğeyi birleştirerek yeni bir öğe oluşturma. : BİLEŞİM

İki ya da daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek, kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması,keşikleme,münavebe.:ALMAŞ

İki yada daha fazla işletmenin belirli bir süre ve belirli bir amaç için yapmış oldukları geçici ve gizli işbirliği.:POOL

İki yanı ağaçlıklı yol. : ALE

İki yaşayışlı. :AMFİBİ

İki yaşına girmiş manda.:EVERE

İki yaşında ipek böceği.:ALADI

İki yaşındaki koyun.:ŞİŞEK

İki yaşından büyük enenmiş erkek keçi.:ERKEÇ

İki yataklı karyola. :   RANZA 

İki yerine üç gövdeli katamaran türü.:TRİMARAN

İki yılda bir düzenlenen gösteri.:BİENAL

İki yönlü bir dalgalı akımı,bir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt.:REDRESÖR

İki yüz elli kiloluk bir ağırlık ölçüsü birimi.:ÇEKİ

İki yüz elli yıldan fazla Türk egemenliğinde yaşamış,1828’de Fransız egemenliğine geçmiş Venedik şehri.:NAVARİN

İki yüzlü, riyakar. : MÜRAİ 

İki, üç veya dört kişi arasında oynanan bir tür iskambil oyunu. : PİKET

İkiçeneklilerden zehirli bir ağaç ve bunun meyvesi.:KARGABÜKEN

İkilem. :  DİLEMMA  :  KIYASI MUKASSİM

İkinci Abdülhamit döneminde saray ressamlığı yapmış,Batı resim anlayışının Türkiye’de yaygınlaşmasına katkıda bulunmuş ünlü İtalyan ressam.:ZONARO

İkinci Abdülhamit’in Selanik’e sürgüne gönderildiği köşkün adı.:ALATİNİ

İkinci Bayezit’in şiirlerinde kullandığı mahlas : ADLİ

İkinci çağın yaklaşık 45 milyon yıllık dönemi.:TRİYAS

İkinci Dünya Savaşı sırasında Polonya’nın doğusunda kurulan, binlerce Yahudinin imha edildiği Nazi toplama kampı. : SOBİBOR

İkinci Dünya Savaşı sırasında Polonya’nın doğusunda kurulan,yaklaşık 250 bin Yahudi’nin öldürüldüğü Nazi imha kampı.:SOBİBOR

İkinci Dünya Savaşı sırasında Rus ordusunca kullanılan roket ağırlıklı silah sistemi.:KAYTUŞA

İkinci Dünya Savaşı yıllarında Japonlar tarafından kullanılan avcı uçağı tipi.:ZERO

İkinci Dünya Savaşında ABD erlerine verilen ad. : Gİ

İkinci kez evlenen kadının beraberinde götürdüğü çocuklar.:TAYGELDİ

İkinci kez evlenen kadının ilk kocasından olan çocukları.:MOZUK

İkinci Mahmut devrinde feslerin tepesine püskülü tutturmak için takılan metal tepelik.:FERAHİ

İkinci Mahmut döneminde,yeniçeri ocağı kaldırıldıktan sonra kurulan yeni ordunun adı.:ASAKİRİMANSURE

İkinci. :   SANİ 

İkisi dikili,üçüncüsü de bunların üzerine kapak gibi yatırılmış üç büyük taştan oluşturulmuş taş devri mezarı.:DOLMEN

İkişer ikişer aynı değerde dört çift telli,kısa saplı bir çalgı türü.:MANDOLİN

İkiyüzelli kiloluk bir ağırlık birimi.:ÇEKİ

İkiyüzelli kiloya eşit olan,odun ve kireç gibi ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan bir ağırlık ölçüsü.:ÇEKİ

İkiz.:KOŞA

İkizler takım yıldızının Latince adı.:GEMİNİ

İklimbilim. :   METEOROLOJİ  : KLİMATOLOJİ

İknalar tarafından kullanılan ve iplerin üstüne atılmış her düğümün rengine göre bir anlamı olan düğüm-yazı.:KİPU

İknaları atası olduğuna inanılan güneş tanrısı.:İNTİ

İktidar makamı.:RESİKAR

İktisatta,iktisadi dalgalanmanın etkinliklerin gerilemesiyle belirlenen aşaması,ekonomik durgunluk.:RESESYON

İlacın alınmasını sağlamak için içine katılan nötr madde.:SIVAĞ

İlaç bilimi. İlaçların etkisini ve kullanılışını inceleyen bilim dalı:  FARMAKOLOJİ

İlaç kullanmadan,yalnız ısı yardımıyla aygıt ve pansuman gereçleri gibi şeyleri mikropsuzlaştırma işi.:ASEPSİ

İlaç olarak kullanılan madde.:DROG

İlaç tedavisi. : KEMOTERAPİ

İlaç, çare, deva. : EM

İlaçla yapay olarak sağlanan ve vücutta bir veya birkaç görevin azalmasına yol açan uyku durumu.:NARKOZ

İlaçların formüllerini gösteren resmi kitap.:KODEKS

İlaçlı yağ yada merhem.:LİNİMENT

İlahi duyuru.:VAHİY

İlahi sırlarla ilgili olan.:LEDÜNNİ

İlahileriyle tanınmış  XVIII. Yüzyıl tasavvuf şairi. : ATUFİ

İlahiyat. :   TEOLOJİ

İleri atılmış,ortaya çıkarılmış.:LANSE

İleri gelen, servet ve mevki sahibi kimseler için alay yollu kullanılan sözcük. : KODAMAN 

İleri gelenler,zenginler.:EŞRAF

İleride meydana gelebilecek fiyat dalgalanmalarından yararlanarak kazanç sağlama.:SPEKÜLASYON

İleriye atmak,fırlatmak.:FIYDIRMAK

İletim. : KONVEKSİYON

İletişim amacıyla kullanılan her türlü gösterge dizgesinin yapısını ve işleyişini inceleyen bilim dalı.:SEMİYOLOJİ

İletişim dizgesi birliği.:LİNK

İletişim.:KOMÜNİKASYON

İletki.:MİNKALE

İlgi eki. :  Kİ

İlgisiz.:BİGANE

İlhan  Selçuk  ve  Turhan  Selçuk  tarafından  1952’de çıkarılan  siyasi   mizah   dergisinin adı.:KIRKBİRBUÇUK 

İlhanlılarda ordu müfettişine verilen ad.: YASAVUL

İlim ve hikmet.:FERZAN

İlişik. : MERBUT

İlk çağdaki uygarlıkla ilgili olan. :  ANTİK

İlk doğan çocuk.:BEŞE

İlk dönem yapıtlarında Alman neoklasikçiliğinin etkisinde kalmış, sonraki çalışmalarında soyut bir anlayışa yönelmiş, Türkiye’nin ilk kadın heykeltıraşı. : NERMİN FARUKİ

İlk İncil’in yazarı sayılan, İsa’nın on iki havarisinden biri.  :  MATTA

İlk insanlar tarafından yapıldığı sanılan en eski aletlere verilen ad.: EOLİT

İlk kadın ressamımız.(1903-1938) : HALE ASAF

İlk kez Hindistan’da dokunan,yumuşak ve hafif bir çeşit ipekli kumaş.:SÜRA

İlk kez Marx Ernst’in uyguladığı ve daha sonra gerçeküstücülerin geliştirdikleri resim tekniklerinden biri. : FROTAJ

İlk satırın ilk harfinin büyük puntoda ve süslü yazılarla dizilmesi işlemi. : İNİSYAL

İlk sesin,içindeki havanın titreşmesiyle oluştuğu çalgıların ortak adı. : AEROFON

İlk Türk antibiyotiği.:EGEMİSİN

İlkbaharda kırlarda yetişen,ufak yeşil yapraklı,ıspanak gibi yenebilen bir bitki.:MADIMAK

İlkçağ insanlarını ve tanrılarını konu eden hikayeler; mitoloji. : ESATİR  

İlkçağda bir çok Ortadoğu toplumunda tapınılan bir tanrı.:BAAL

İlkçağda Mısır’da ayrı bir sınıf oluşturan ve çok kültürlü olan kadın dansçılara verilen ad.:ALİME

İlkel benlik. :  İD

İlkel toplumlarda doğaüstü bir güç taşıdığına inanılan nesne. : FETİŞ

İlkel toplumlarda tapınılan cansız nesne, fetiş. : TAPINCAK

İlkel toplumlarda topluluğun ondan türediği sanılan ve kutsal sayılan hayvan,ağaç,rüzgar gibi herhangi bir doğal nesne.:TOTEM

İlkel yöntemlerle ve düşük verimle işletilen geniş tarım alanları.:LATİFUNDİA

İlkel. :   PRİMİTİF

İlmekli bir tür sarma işi ve bununla yapılmış işleme. : RİŞLİYÖ

İlmiye sınıfının yüksek derecesinde bulunan devlet görevlisi.:KAZASKER

İltihaplı göz hastalıklarının genel adı. : OFTALMİ

İltizama verilen vergilerde, mültezim tarafından peşin olarak ödenen tutar. : MUACCELE

İmalathane.:MANİFAKTÜR

İmkansız. :   MUHAL 

İmren.:GIPTA

İnanç ve bilgiyi kiliseyle,özellikle Aristoteles’in bilimsel sistemini uyumlu bir biçimde birleştirmeye çalışan Ortaçağ felsefesi.:SKOLASTİK

İnanç, iman. : İTİKAT

İnandıran, ikna eden. : MUKNİ

İnanılan kimse. : İNAL

İnanma,güvenme.: İTMİNAN

İnanmış,emin olan.:MUTMAİN

İnat etme,direnme.:BEKİNME

İnatçı,ayak direyen:. ANUT

İnce alay.:İRONİ

İnce bağırsağın bir yada birkaç bölümünün kronik iltihabı.:İLEİT

İnce bağırsak iltihabı.:ANTERİT

İnce beyaz et yada balık dilimi.:ESKALOP

İnce bir pamuklu kumaş türü.:MERMERŞAHİ

İnce bulgur. : SİMİT

İnce bulgur.:DÜĞÜRCÜK

İnce doğranmış taze fasulyeyi pirinçle pişirerek yapılan bir yemek :DİBLE

İnce dövülmüş tavuk eti veya dana eti.(Yağsız ve sinirleri alınmış) ince beyaz et veya balık dilimi.:ESKALOP

İnce halat.:URGAN

İnce iplik ile çok sık dokunmuş yünlü kumaş.  :   LASTİKOTİN

İnce kabuklu bir erik cinsi.:ÜRYANİ

İnce kumaştan yapılan  bir tür kadın üstlüğü.  :  MAŞLAH

İnce pide. :  LAVAŞ

İnce ruhlu. : RAKİK

İnce softan hafif ve dar bir üstlük.:KERRAKE

İnce tel biçiminde, hamurun kurutulup kesilmesiyle elde edilen ve genellikle çorbası yapılan bir yiyecek türü. : TELŞEHRİYE

İnce ve mumsu derili, ekşi ve gevrek etli bir sıcak ülke meyvesi. : JAMBOS

İnce ve uzun metal çubuk. : MİL

İnce yağan yağmur. : ÇİSENTİ  : ÇİSE

İnce yapılı,zarif,narin.:YEPELEK

İnce yapraklar biçiminde ayrılabilen ve özellikle çatı örtüsü olarak kullanılan sistli kayaçlara verilen ad.:. ARDUVAZ

İnce yassı elmas. : KARAVANA

İnce yumuşak tüylü fırça.:BLERO

İnce,beyaz ve bol tüylü bir koyun türü.:MERİNOS

İnce,düzgün dokunmuş pamuklu kumaş.:OPAL

İnce,ipekli bir kumaş türü.:KREP

İnce,kısa değnek.:BAGET

İnce,parlak nakış.:MİRE

İnce,renksiz,kokulu bir reçine türü.:TEREBENTİN

İnce,yuvarlak kesilerek kızartılmış patates.:CİPS

İncelik. : RİKKAT 

İnci Aral’ın bir romanı. : MOR

İnci,boncuk,deniz kabuğu gibi malzemeyi ipe dizip kelep haline getirdikten sonra birbirine dolaşarak yapılan kısa gerdanlık.:KISTI

İncik boncuk işleri. :   TUHAFİYE 

İncil bölümü.:LUKA

İncil’den önceki kutsal kitaplar.:AHDİATİK

İncil’den.:AHDİCEDİT

İnciler. : LEAL

İncir çiçeği de denilen hoş kokulu bir bitki. : MÜGE

İncir ve sütle yapılan bir tatlı.:UYUTMA

İncir yada kayısı ve cevizle yapılan bir tür kurabiye.:MİRİVAN

İncirlerde döllenmeyi sağlayan  sinek. : İLEK

İncitaş da denilen beton ve sıva yapımında kullanılan camsı riyolit.:PERLİT

İndirme,indirilme.:İNDİRİLME

İnebahtı’nın Yunanca adı.:NAUPAKTOS

İnek antilobu. : KAAMA

İnek derisinden meşin.:VAKETA

İnek sütünden yapılan bir tür İngiliz ve Amerikan peyniri. : ÇEDAR

İnek sütünden yapılan mavi küflü klasik İngiliz peyniri.:STİLTON

İnek sütünden yapılan sert ve sarı renkte İsviçre peyniri.:EMMENTAL

İnek veya dana budunun orta bölümü.:TRANŞ

İnen,inmiş.:NAZİL

İngiliz kökenli terye köpeği. : FOKSTERYE

İngiliz şovenizmini anlatmakta kullanılan terim.:JİNGOİZM

İngiliz uluslar topluluğuna üye olan bağımsız ülkelere verilen ad.:DOMİNYON

İngiliz uzunluk ölçüsü birimi(30,5 cm’lik).:FİT

İngiliz uzunluk ölçüsü. : İNÇ  :   YARDA 

İngiliz ve Amerikan deniz kuvvetlerinde deniz piyadesi.:MARİNE

İngiliz yapımı, bir tür makineli tüfek. : STEN

İngilizce British Thermal Unit (İngiliz Isı Birimi) sözcüklerinin kısaltması.Bir libre suyun sıcaklığını bir Fahrenhayt değiştirmek için gereken ısı miktarı.:BTU

İngiltere ve ABD’de kullanılan arazi ölçüsü birimi. : AKR

İngiltere ve öteki ülkelerde kız okullarında oynanan bir top oyunu.:NETBOL

İngiltere’de at yarışı.:DERBY

İngiltere’de bir ırmak.:AVON

İngiltere’de kullanılan bir ağırlık ölçüsü. :   ONS 

İngiltere’de XIX. yüzyıl başına kadar monarşi ve Anglikan geleneğini savunan parti. : TORY

İngiltere’de yarış köpeği olarak kullanılan küçük tazı. :VİPİT

İnişli yer,bayır.: ŞEV

İnişli yer,bayır.:PAH

İnkalar tarafından kullanılan ve iplerin üstüne atılmış her düğümün rengine göre bir anlamı olan düğüm-yazı.:KİPU

İnkalar’ın atası olduğuna inanılan güneş tanrısı. :  İNTİ

İnleme,inilti. : ENİN:NALE:RENİN

İnleyen. : NALAN

İnmiş, inen : NAZİL

İnorganik madde. :  MİNERAL

İnsaf, haklılık. : NASFET 

İnsan bedeni çevresindeki manyetik alan.:AURA

İnsan beyninin deney edilmeden önce üzerine hiçbir şey yazılmamış bir tabletten farksız olduğunu belirtmek için deneyci filozofların kullandıkları deyim. : TABULARASA

İnsan bilgisinin sınırı üzerine felsefe bilinci ve bu bilincin uyanık tutulması,eleştiricilik.:KRİTİSİZM

İnsan bilgisinin yapısını ve geçerliliğini,inceleyen felsefe dalı : EPİTOMOLOJİ

İnsan bilimi uzmanı. : ANTROPOLOG

İnsan bilimi.:ANTROPOLOJİ

İnsan davranışlarına aşırı bir duyarlılığın yön vermesi durumu.:SANTİMANTALİZM

İnsan dışkısı. : GAİTA

İnsan gövdesi.:CÜSSE

İnsan gözünün algıladığı ışık şiddeti.:FANİ

İnsan kalabalığı.:CEMAAT

İnsan nüfusunu yapı,gelişme ve dağılım açısından inceleyen bilim.:DEMOGRAFİ

İnsan omzunda veya deve,fil,at gibi hayvanlara yüklenerek götürülen,üstü örtülü,tekerleksiz taşıt.: TAHTIREVAN

İnsan sesleri için yazılmış bir oda müziği türü.:MADRİGAL

İnsan sever.:FİLANTROP

İnsan soyunun genetik yardımıyla geliştirilmesini amaçlayan bilim dalı. : ÖJENİK

İnsan tiplerini belirleme ve ayırt etme yöntemi.:TİPOLOJİ

İnsan topluluğu. : CEMİYETİ BEŞERİYE

İnsan üstü.:FEVKALBEŞER

İnsan ve dünyanın sonunu, öbür dünyayı anlatmaya çalışan öğreti ve inançların tümü.:ESKATOLOGYA

İnsan ve hayvan vücuduna açık yaralardan giren,genellikle toprakta,gübrede yaşayan bir basilin yol açtığı kasların sürekli ağrılı kasılmasıyla kendini gösteren ateşli ve tehlikeli bir hastalık.:TETANOS

İnsan ve hayvan vücudunda çıkan kabarcık, şiş. :  KOP 

İnsan vücudunda yapay bir delik yada çıkış oluşturmak için gerçekleştirilen cerrahi girişim.:OSTOMİ

İnsan ya da çalgı sesinin yükseklik ya da alçaklık derecesi. : TON

İnsan yada hayvan vücudunu derisiz,yalnızca kas yapısı görülür biçimde betimleyen sanat eseri.:EKORŞE

İnsan zihninin deney edinmeden önce,üzerine hiçbir şey yazılmamış bir tabletten farksız olduğunu belirtmek için deneyici filozofların kullandığı terim.:TABULARASA

İnsan,hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim.:ANATOMİ

İnsan. : İN

İnsana çok hoş,güzel görünen durum,davranış,naz.:DELAL

İnsanbilim.:ANTROPOLOJİ

İnsanda ayağın yüksek olan üst bölümü.:TARAK

İnsandaki etkisi açısından tanımlanan ışınım dozu birimi.:REM

İnsanı güldürüp eğlendiren kimse.:PASKAL

İnsanın doğumu,doğma.:TEVELLÜT

İnsanın erdeme ve mutluluğa ve hiçbir değere bağlı olmadan bütün gereksinmelerden sıyrılarak bağımsız olarak erişebileceğini savunan Antisthenes’in öğretisini benimseyen kimse.:SİNİK

İnsanın fiziksel gücünün üretimde kullanılması için gerekli koşulları inceleyen bilim dalı;amacı maksimum işgücü ve sermaye üretmek için en elverişli fiziksel ortamı sağlamaktır. İnsanın işine uymasını,amaca göre çalışmasını düzenleyen inceleme ve araştırmaların tümü.:ERGONOMİ

İnsanın kendi deneyimleriyle elde ettiği olguların ötesinde hiçbir şeyi bilemeyeceğini öne süren öğreti,bilinemezcilik.:AGNOSTİSİZM

İnsanın kendi kendini yiyip bitirmesi. :OTOFAJİ

 

İnsanın kendisine karşı duyduğu saygı. : ONUR

İnsanın ruhsal yetkinliği.:ERDEM

İnsanın ve dünyanın sonunu ,öbür dünyayı anlatmaya çalışan tanrıbilim kolu.:ESKATALOGYA

İnsanın veya çevrenin karakterlerini,göreneklerini inceleyen,serüvenlerini anlatan,duygu ve tutkularını çözümleyen,kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebi tür. :ROMAN

İnsanın yada hayvanın göğsü ve karnı içindeki organlar. : AHŞA

İnsanın yaratılış özelliği. :  NATURA

İnsanlar için tehlikeli olmayan bir örümcek türü.:TARANTULA

İnsanlar,dünya adamları. : ALEMİYAN

İnsanların arasına karışmaktan hoşlanmayan,insanlardan kaçan kimse.:MERDÜMGİRİZ

İnsanların ırklara ayrılışını,bunların nereden çıktığını,oluşumunu,yeryüzüne yayılışını,aralarındaki niteliklerini inceleyen bilim. :  ETNOLOJİ

İnsanların ince bağırsağında yaşayan bir solucan türü. :  TRİŞİN 

İnsanların,özellikle çocukların bağırsaklarında yaşayan küçük bir solucan,sivrikuyruk.:OKSİYÜR

İnsanüstü.:FEVKALBEŞER

İnşaat harcı karmaya yarayan kürek boyutundaki geniş ağızlı çapa.:GELBER

İnşaatta çalışanların ve madencilerin giydiği koruyucu başlık.:BARET

İnternet ortamında yapılan sohbetlere verilen ad, çet. : CHAT

İnternette grup üyelerine gelen mesajları üyelere dağıtmadan önce süzerek ayıklayan mesaj yöneticisi.:MODERATOR

İnternette istenmeyen elektronik postalara verilen genel ad.:SPAM

İnternette, bir kullanıcı adının altında yer alan grafik yada resim.:AVATAR

İnternette,aynı amaçlı web sitelerini tek bir adreste toplayan site. :PORTAL

İnternette,eğitim kurumlarının kullandığı üst seviye alan adı.:EDU

İonya adalarından biri.: İTHAKİ

İp ve çuval yapımında kullanılan,liflerinden yararlanılan bir bitki türü ve bu bitkinin liflerinden yapılan dokuma.:JÜT

İpek böceği kozaları çözülerek çıkarılan ve dokumacılıkta kullanılan çok ince,esnek ve parlak tel.:İPEK

İpek eşarp.:FULAR

İpek ibrişim yapan kişi.  :  KAZAZ

İpek iplikle dokunmuş ince,şeffaf kumaş.:ŞİFON

İpek sargılı ip.Pamuk veya ipekten sicim.  :  KAYTAN

İpek ve bitkisel elyaf karışımından dokunan bir tür kumaş.:NİLA

İpek veya yünden esnek dokunmuş bir kumaş türü.:JARSE

İpek yada ince kumaştan yapılmış eşarp.:FULAR

İpekböceği kozası.:KUKULYA: KAKULYA

İpekböceklerinin koza yapmalarından bir hafta,on gün önce çok yaprak yeme devresi.:ALADI

İpekli bir kumaş cinsi. : MANTİN.:CANFES

İpekli bir kumaş türü.:SEVAİ

İpekli peştamal.:FUTA

İpekten onüç telli Japon çalgısı. : KOTO

İpekten sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz ve ağır kumaş. : ABANİ

İplik eğirmek için kullanılan bir alet.:ÇIKRIK

İplik eğirmeye yarayan araç,kirmen.:EĞİRMEN

İplik kangalı.:ÇİLE

İplik sarılan elemgenin, üzerinde döndüğü ağaç eksen. : DİKEÇ:DİKÇE

İplik sarılan zıvana.:MASURA

İplik üzerine sırma sarmaya yarar bir tür dolap.:KULLAP

İpliklerin boyanmak istenmeyen bölümlerinin ağaç kabukları,yapraklar veya balmumuyla sarılarak boyaya batırılması yoluyla uygulanan bir tür boyama tekniği. : İKAT

İpotek, rehin. :   TUTU

İpten düğümlü saçaklarla oluşturulan bir el sanatı. : MAKRAME

İpucu. : KARİNE

İradesizlikten ileri gelen sürekli cansızlık. APATİ

İran asıllı bir kavim ve İran’ın güneyinde bu kavmin adıyla anılan bölge.:FARS

İran mitolojisinde 30 kuş büyüklüğündeki efsanevi kuş.:SİMURG

İran Moğolları döneminde bastırılan bir tür kağıt para. : ÇAV 

İran müziğine özgü,lavtaya benzer telli bir çalgı.:RUD

İran pilavı.:ÇİLAV

İran saray ve evlerinde avluya bakan,üç yanı açık sundurma.:TALAR

İran takviminde 6. ay.: ŞEHRİR

İran yönetim örgütlenmesinde imparatorluk topraklarında yaşayan kabilelere verilen ad.:İLAT

İran,Yemen ve Umman’ın para birimi. RİAL  :  RİYAL 

İran’da Alevi anlamında kullanılan sözcük.:GÖRAN:GURAN

İran’da bir kent. : KAŞAN

İran’da Mecusi dinini kuran kimse.:ZERDÜŞT

İran’da Sasani hükümdarlarına verilen ad. : KİSRA

İran’ın plakası. :  İR

İran’ın resmi haber ajansı.:İRNA

İranlı sinema yönetmeni.Yakın Plan,Kirazın Tadı,Rüzgar Bizi Sürükleyecek gibi filmleriyle uluslar arası bir ün kazanmıştır.:ABBAS KİROSTAMİ

İri balıklarda kılçık durumunda olan kemik. : GERMİÇ

İri bir baykuş türü.:PUHU

İri bir çeşit çiğde. : ÇILAN

İri bir fındık cinsi.:FOŞA

İri bir tür palamut balığı.:ALTIPARMAK

İri delikli kalbur.:SARAT

İri dişli törpü. : RASPA 

İri fare.:CARDON

İri gövdeli bir papağan türü.:ARA

İri gövdeli ve kısa saplı bir tambura türü.:ÇÖĞÜR

İri gözlü kalbur. : ÇİLİNGİR

İri kemik. :OMACA

İri kepekli un.:RAZMOL

İri köpek,,çoban köpeği.:ÇOMAR

İri muşmula. : BEŞBIYIK

İri öğütülmüş mısır unuyla yapılan,Doğu Karadeniz yöresine özgü bir çeşit yemek.:KORKOTA

İri taneli bir kiraz.:DALBASTI

İri taneli bir zeytin cinsi. : KALAMATA

İri taneli misket üzümü.:MALAGA

İri taneli tahıl.:YARMA

İri taşların tıraşlanmasında kullanılan tırnaklı bir alet.:DOP

İri ve ağır çekiç.:BALYOZ

İri ve altın sarısı renginde taneleri olan bir üzüm cinsi. : HAFIZALİ

İri ve aşılı bir kiraz cinsi. : DALBASTI

İri ve boru biçiminde beyaz veya sarı renkli çiçeği olan bir süs bitkisi.: KALA

İri ve çok mayhoş bir elma cinsi.  :   HÜRYEMEZ

İri ve delikli kalbur. :SARAT

İri ve güzel çiçekli bir süs bitkisi. :  İRİS

İri ve kokulu çiçekler açan bir süs bitkisi. :SÜSEN

İri ve korkunç görünümlü insan.:ZEBELLAH

İri ve sert taneli,uzun saplı ve kılçıklı bir buğday cinsi.:ÇALIBASAN

İri ve siyah taneli bir üzüm cinsi. : İRİKARA

İri ve uzun burunlu.:BURNAZ

İri ve uzunca taneli bir üzüm cinsi. :   RAZAKI 

İri ve verimli kiraz çeşidi. :   VAN

İri ve yuvarlak taneli bir üzüm cinsi.:DEVEGÖZÜ

İri yapılı,sarımsı ya da yeşilimsi renkte bir kıyı kuşu.:KOCAGÖZ

İri yapılı,uzun boylu ve şişman kimse.:DIZMAN

İri yarı,kırıcı,sinirli,asık yüzlü kimse.: AZNAVUR

İri,esmer,zehirli bir örümcek. : KARADUL

İri,kocaman.:CESİM

İribaş. : TETARİ

İrice bir çeşit hıyar.:ACUR

İridyum’un simgesi.:İR

İrilik.:CESAMET

İrinli yara. :  UFUNET 

İris iltihabı.:İRİTİS : ORİTİS

İrlanda denizinde bir ada.:MAN

İrlanda Kurtuluş Ordusu. :  İRA

İrlanda tarihine ve mitolojisine göndermeler yapan  şiirleriyle tanınan 1995 Nobel ödülünü kazanan İrlandalı şair. : SEAMUS HEANEY

İrlanda’nın plakası.:EIR

İrlanda’nın resmi adı. :  EİRE