BULMACA SÖZLÜĞÜ
A
B C Ç
D E F
G H I İ
J K L
M N
|
|
İbadet etme,Allahın emirlerine uyma.:TAAT İbis” de denilen ve yurdumuzun sulak alanlarında da yaşayan bir kuş. : AYNAK İbni Sina’ya batıda verilen isim. : AVİCENNA İbrahim Peygamberin babasının adı.: AZER İbrani alfabesinin ilk harfi.:ALEF İbrani rahiplerinin dinsel törenlerde giydikleri giysi. : EFOD İbranice v Aramcayla birlikte Yahudilerin üç temel yazı dilinden biri.: YİDDİŞ İbrik,çaydanlık gibi kapların,suyunu azar azar akıtmaya yarayan içi delik uzantısı.:EMZİK İcranın ılımlı bir tempoda olması gerektiğini belirten müzik terimi.:MODERATO İç Anadolu Bölgesinde bir plato. : OBRUK İç Anadolu bölgesinin Orta Kızılırmak bölümünde sığ ve tuzlu göl. : SEYFE : SİFE İç Anadolu’da bir göl. : EBER İç Anadolu’da volkanik bir göl.: MEKE İç Anadolu’nun bazı yörelerinde alçıtaşı ve jips içeren oluşuklara verilen ad.:PUR İç Anadolu’nun çeşitli yörelerinde, özellikle Tokat, Sivas ve çevresinde kadınlar tarafından oynan türkülü halay türü bir halk oyunu. : MADIMAK İç Anadolu’nun kırsal kesimlerinde,kışın en soğuk günlerinde evlere girdiğine inanılan cadı.:CONCOLOS:KONCOLOS İç Anadolu’ya özgü halay türü bir halk oyunu. : ÜÇAYAK İç bükey,konkav,obruk.:MUKAAR İç donu.: TUMAN İç duvar.:CIDAR İç etek.:JÜPON İç güdülü : İNSİYAKİ İç içe mineral kabuklardan oluşan balık yumurtası biçiminde kalker.: PERİDOT.: OVOLİT İç internet.Bir kuruluşa özgü,güvenlik duvarı arkasında yer alan bilişim ağı.:İNTRANET İç kulakta kemik dolambacı. : DALIZ İç organların iç yüzeyini örten ince tabaka.:MUKOZA İç sıkıntısı.:AFAKAN : İLİNTİ İç sıkıntısı.:İLİNTİ İç sıkıntısı.:KASVET İç sürdürücü bir maden suyu. :SETLİÇ İç yüz,sır.:BATIN İçe dert olan şey. : UKDE İçe doğduğu gibi söyleme,doğaçlama.:İRTİCAL İçe doğmayla akla gelen yaratıcı duygu yada düşünce. : ESİN İçe kapanık. : OTİSTİK İçe kapanıklılık.: OTİZM İçe yöneliklik.:OTİZM İçeceklerin direkt güneş ışığı veya oksijen gibi nedenlerle renklerinin bozulmasını ve acılaşmasını önlemek için kullanılan maddelerin genel adı.:ANTİOKSİDAN İçel ve çevresinde yaygın bir türkü ve bu türkü eşliğinde oynanan kaşıklı, karşılama türü bir halk oyunu. : KEKLİK İçel’in Silifke ilçesinde bir antik kent ,: URA İçerleme,kırılma,gücenme.:İNFİAL İçgüdü.:İNSİYAK İçi astarlı,su geçirmez pardösü,yağmurluk.:TRENÇKOT İçi dolu olan,kaplama olmayan.:SOM İçi kaloit veya yağ gibi sıvı veya yarı sıvı bir madde ile dolu patolojik torba. : KİST İçi kremalı,üzeri çikolata kaplı pasta.:EKLER İçi pamuk yada yün vatka ile doldurularak dikilmiş,döşemelik veya giyim eşyası yapımında kullanılan kumaş.:KAPİTONE İçi pirinçle doldurularak pişirilmiş tavuk yada balık yemeği.:LEVENGİ İçi ve dışı katranla kaplı sepet biçiminde olan ve Fırat nehrinde kullanılan bir tekne türü.:KUFFE İçimi hoş ve tatlı su.:ZÜLAL İçinde magnezyum , kalsiyum , demir ve alüminyum bulunan amfibol grubundan doğal silikat. :TREMOLİT İçinde açık saçık resimler,yazılar bulunan ve okuyanları cinsel bakımdan uyarmak için yazılan kitaplara eskiden verilen ad.:BAHNAME İçinde afyon bulunan sulu bir ilaç.:LAVDANOM İçinde anason, sakız gibi kokulu maddeler olmayan üzüm rakısı. : DÜZ İçinde ateş kırıntıları olan kül. : KÖZ İçinde bitki yetiştirilen sobalı camlık,limonluk,sera.:TAVHANE İçinde bulunduğu hücre veya organizmaya özel bir etkisi olan,kuşaktan kuşağa ve hücreden hücreye geçen kalıtımsal öğe.:GEN İçinde cinsel konularla ilgili açık saçık yazıların,resimlerin bulunduğu eser.:BAHNAME İçinde değişik türden şeyler bulunan kap veya yer.:KIRKAMBAR İçinde deniz kabuğu kalıntıları olan kum.:TREAZ İçinde diri balık saklanan denizden ayrılmış havuz. : LİVAR İçinde fosil bulunmayan toprak.:AZOİK İçinde gemi yapılan veya onarılan üstü örtülü büyük havuz.:DOK İçinde insan,hayvan ve doğa öğeleri bulunan resim veya heykel,figürlü,betili.:FİGÜRATİF İçinde insan,hayvan,doğa öğeleri bulunan resim.:FİGÜRATİF:BETİLİ İçinde magnezyum,kalsiyum,demir ve alüminyum bulunan,amfibol grubundan doğal silikat.:TREMOLİT İçinde mıknatıslı demir bulunan elektrik üreteci.:MANYETO İçinde şarap yapılan bir çeşit fıçı.:FOTA İçinde tek tohum bulunan ve olgunlaştığında kendiliğinden açılmayan kuru meyve.:AKEN İçinde tohum veya krizalit bulunan korunak,kozalak.:KOZA İçinde yağ yakılan toprak kandil,iştin.:PESÜS İçinde yağ yakılan toprak kandil. : PESÜS :İŞTİN İçinde yaşadığı toplumdan ayrılarak bir tarafa çekilen.:MUTEZİL İçinde yatak,yorgan vs taşınan büyük torba.:HARAR İçinde yemek ısıtılan yada yumurta gibi şeyler pişirilen,derinliği az metal kap. : SAHAN İçinde yıkanılan tekne. : KÜVET İçindeki düzenekle,ampullerin ışık şiddetini artırıp azaltmakta kullanılan özel elektrik anahtarı,loşlaştırıcı.:DİMMER İçinden çıkılamayacak kadar güç olan,karışık iş.:ÇAPARIZ İçine çamaşır,elbise gibi şeyler koyup sarmaya yarayan bez veya kumaş.:BOHÇA İçine demir çubuklardan kafes konulmuş beton.:BETONARME İçine doğduğu gibi söylenerek,doğaçlama.: İRTİCALEN İçine elektrik enerjisi yığılan alet,kondansatör.:MEKSEFE İçine hardal katılarak yapılan üzüm şırası. : HARDALİYE İçine ıspanak,patates,peynir yada kıyma konularak yapılan bir tür pide.:LEMİS İçine kor konulan,sacdan,bakır veya pirinçten,üstü açık kap,korluk.:MANGAL İçine kor kömür doldurulan , açık havada ısınmaya yarayan ayaklı ve delikli madeni kaba verilen ad :BRASERO İçine mendil, gecelik gibi şeylerin konulduğu kumaş bohça. : ŞASE İçine mürekkep konulan özel kap. : HOKKA İçine para yada jeton atılarak bir aygıtın çalışmasını sağlayan kumbara. : ANKESÖR İçine parfüm yada merhem koymak için kullanılan dar boyunlu,uzun,testiye benzer yassı kap.:ALABASTRON İçine pekmez, peynir, yağ vs konulan yada yayık olarak kullanılan deri tulum. : TULUK İçine peynir yada kıyma konularak sac üzerinde pişirilen bir tür börek.:KISTIRMA İçine pişirilmiş kuş başı et ve sebze konularak hazırlanan bir tür börek.:TALAŞKEBABI İçine sıvı vermek amacıyla bir damara sokulan ince boru.:KATETER İçine soğan,sarımsak,maydanoz ve havuç gibi şeyler katılarak zeytinyağıyla pişirilen ve soğuk olarak servisi yapılan yemek.:PİLAKİ İçine su biriken doğal çukur.: OBRUK İçine yalnız kürek çekenin girebildiği çok uzun ve çok dar yarış kayığı.:SKİF İçine yalnız kürek çekenin girebildiği uzun ve dar yarış kayığı. : SKİF İçitim.:ZERK İçki bardağı. :SAGAR İçki bardağı.:PİYALE İçki içerken birinin şerefine,sağlığına kadeh tokuşturulması.:TOKA İçki mahzeni.:KAV İçki meclisi.: BEZM İçki sunanlara verilen ad. : SAKİ İçki veya uyku sersemliği.:HUMAR İçki. : AYŞ İçkili eğlence. : İŞRET İçkiye düşkün, içkici, ayyaş. : BEKRİ İçle ilgili,içten.:DERUNİ İçli,acıklı şiir.:ELEJİ İçmeye veya tanrıların onuruna yere şarap dökmeye yarayan,ortası bombeli,ayaksız,az derin,geniş ağızlı kap.:PATERA İçsiz. :TUBELESS İçten çürümüş ağaç : ARDAK. İçten gelen duyguları çok etkili ve coşkun bir biçimde anlatan edebiyat eseri.:LİRİK İçten olmayan,yapmacık.:SURİ İçyağı.:ŞAHIM İçyüz,iç. :ZAMİR İdam mahkumlarının asıldığı ağaç.:DAR İdare lambası ( kandili). : İLİKMEN İdare mahkemeleri,özel mahkemeler ve sulh mahkemelerinin görevi dışında kalan davalara bakan mahkemelere verilen ad.:ASLİYE İdare, yönetim. : ZİMAM İddia,bahis,lades.:ÖCEŞ İdrar kesesi iltihabı.:SİSTİT İdrar yolları hastalıkları,üroloji.:BEVLİYE İdrar yolu hastalıkları hekimi,ürolog. : BEVLİYECİ İdrarını yapamama şeklinde ağır bir böbrek rahatsızlığı belirtisi,İdrarın kesilmesi.:ANÜRİ İffetli,namuslu. : AFİF İflas.:BATKI İftihar etme,övünme.:ULVAN İgor Stravinski’nin tanınmış bir balesi. :PETRUŞKA İğ : EĞİRMEN İğne biçiminde hücre maddesi. :RAFİT İğne korkusu.:BELONOFOBİ İğne yaprakları yaz kış yeşil olan bir orman ve süs bitkisi. : PORSUK İğne, iplik, baharat, zarf, kağıt, tütün gibi şeyler satan kimse ya da dükkan. : AKTAR İğnenin deliği. :YURDU İğneye yol açmak için kullanılan,çelikten,ince ve sivri uçlu bir alet.:BİZ İğrenme, tiksinme. : KERAHET İhsan Oktay Anar’ın bir romanı.:AMAT İhtiyaçları devletçe karşılanan onbaşı ve çavuş rütbesindeki asker.: ERBAŞ İhtiyar kimse.:PİRİFANİ İhtiyarlığın başlamasını geciktirmeye yarayan araçların tümü.:GERİATRİ İki gövdeli (birbirine paralel tutturulmuş iki kütükten yapılmış) deniz taşıt aracına verilen ad.:KATAMARAN İki akarsuyun birleştiği yer.:KOYAR İki anlamı olan bir sözcüğün akla en az gelen anlamının amaçlanarak kullanılması sanatına verilen ad. : İHAM İki atlı kızak.:ZANKA İki avuç dolusu.:KOŞAM İki ayrı dilin komik bir etki yaratacak biçimde konuşturulmasıyla yazılan Latin kökenli şiir biçimi.:MAKARONİK İki ayrı ırktan gelme. : LETİS İki bağlantı parçasını birbirine yakın olarak eklemekte kullanılan özel parça. : NİPEL İki büyüklük arasındaki bağıntı. : ORAN İki çeneklilerden,yaprakları çok iri ve kalp biçiminde,çiçekli bir süs bitkisi.:KATALPA İki çenetli yumuşakça.:ARCA İki çift kürekli balıkçı kayığı.:TARLAKOZ İki çift öküzle çekilen ağır saban.:PAPURA İki çöküntü alanını birbirine bağlayan,boğaz biçiminde dar vadi.:KLÜZ.:KLÜR İki dağ arasındaki geçit yeri,boğaz.:DERBENT İki dağ arasındaki sırt. : SENİR İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı.: ÇATAK İki denizi ayıran dar kara parçası veya dünya ile ahret arasındaki yer. : BERZAH İki direkli bir tekne türü. : KEÇ İki direkli yelkenli bir gemi.:USKUNA İki direkli yelkenli bir savaş gemisi türü. : GULET İki direkli, seren yelkenli, birkaç top taşıyan gemi.: BRİK İki dörtlü ve iki üçlüden oluşan,on dört dizeli bir Batı şiir türü.:SONE İki elemanlı mermer yapıştırıcısı.:AKEMİ İki gemi veya gemi ile kıyı arasında haberleşmede kullanılan üç kollu işaret sütunu.:SEMAFOR İki iletken arasında meydana gelen ve çok yüksek bir ısı açığa çıkaran, ışıklı elektrik boşalımı.:ARK İki kaş arası.: BELCE İki katı cisim veya parçayı birbirine bağlayan demir veya telden bağ.:KANAT İki kişi arasında altmış dört kareli bir tahta üzerinde değerleri ve adları değişik olan altışar siyah ve beyaz taşlarla oynanan bir zeka oyunu.:SATRANÇ İki kişi tarafından yönetilen bir çeşit sportif amaçlı yelkenli. : PİRAT İki kişilik bisiklet.:TANDEM İki kişilik ve yelkenli bir yarış teknesi.:TORNADO İki kişilik,alçak,oldukça geniş koltuk.:MARKİZ İki kulplu ve küfe biçimindeki büyük sepete halk dilinde verilen ad. : KELET : KELETER İki kulplu,dibi sivri,dar boyunlu,karnı geniş testi.:AMFORA İki nokta arasında iletişim kurma olanaklarının varlığını belirtmede kullanılan genel terim. : LİNK İki nokta arasındaki uzaklığı ölçmeye yarayan gereç.:TELEMETRE İki olay arasındaki süre İki peygamber veya padişah arasında peygambersiz veya padişahsız geçen süre.:FETRET İki parmak ucuyla tutulabilen miktar.:FİSKE İki Peygamber veya iki padişah arasında peygambersiz veya padişahsız geçen süre.:FETRET İki renkten oluşan.:YANAL İki sac arasında yada külde pişirilen mayasız ekmek.:KÖMBE İki sert cismi birbirine bağlamaya yarayan,iki ucu sivri ve kıvrık metal parça.:KENET İki sıra kürekli Antikçağ Roma teknesi. :BİREMİS İki sopayla çalınan,fıçı biçiminde Japon davulu.:TAYKO İki şey arasındaki benzerlik.:MÜŞABEHET İki şey arasındaki uygunluk ilkesi.:UYGU İki tarafı ağaçlıklı geniş kent yolu. AVENÜ İki tarla arasındaki sınır. : AN İki tekerlekli,tekerlekleri tek parça,dingili tekerlekle birlikte dönen öküz arabası. :KAĞNI İki tepe arasındaki düzlük.:YALPİ İki ucu açık küçük boru. : ZIVANA İki ucuna birer kişi oturup,karşılıklı olarak havada yükselip inerek eğlenmeyi sağlayan,ortasından bir yere dayalı tahta kalas.: TAHTEREVALLİ İki ülke parasının karşılıklı değeri.:PARİTE İki veya daha çok katlı ev.:HANAY İki veya üç direkli bir gemi türü.:ISKUNA İki veya üç telli bir saz türü.:CURA İki veya üç yaşındaki erkek koyun.: ÖVEÇ İki ya da daha çok öğeyi birleştirerek yeni bir öğe oluşturma. : BİLEŞİM İki ya da daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek, kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması,keşikleme,münavebe.:ALMAŞ İki yada daha fazla işletmenin belirli bir süre ve belirli bir amaç için yapmış oldukları geçici ve gizli işbirliği.:POOL İki yanı ağaçlıklı yol. : ALE İki yaşayışlı. :AMFİBİ İki yaşına girmiş manda.:EVERE İki yaşında ipek böceği.:ALADI İki yaşındaki koyun.:ŞİŞEK İki yaşından büyük enenmiş erkek keçi.:ERKEÇ İki yataklı karyola. : RANZA İki yerine üç gövdeli katamaran türü.:TRİMARAN İki yılda bir düzenlenen gösteri.:BİENAL İki yönlü bir dalgalı akımı,bir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt.:REDRESÖR İki yüz elli kiloluk bir ağırlık ölçüsü birimi.:ÇEKİ İki yüz elli yıldan fazla Türk egemenliğinde yaşamış,1828’de Fransız egemenliğine geçmiş Venedik şehri.:NAVARİN İki yüzlü, riyakar. : MÜRAİ İki, üç veya dört kişi arasında oynanan bir tür iskambil oyunu. : PİKET İkiçeneklilerden zehirli bir ağaç ve bunun meyvesi.:KARGABÜKEN İkilem. : DİLEMMA : KIYASI MUKASSİM İkinci Abdülhamit döneminde saray ressamlığı yapmış,Batı resim anlayışının Türkiye’de yaygınlaşmasına katkıda bulunmuş ünlü İtalyan ressam.:ZONARO İkinci Abdülhamit’in Selanik’e sürgüne gönderildiği köşkün adı.:ALATİNİ İkinci Bayezit’in şiirlerinde kullandığı mahlas : ADLİ İkinci çağın yaklaşık 45 milyon yıllık dönemi.:TRİYAS İkinci Dünya Savaşı sırasında Polonya’nın doğusunda kurulan, binlerce Yahudinin imha edildiği Nazi toplama kampı. : SOBİBOR İkinci Dünya Savaşı sırasında Polonya’nın doğusunda kurulan,yaklaşık 250 bin Yahudi’nin öldürüldüğü Nazi imha kampı.:SOBİBOR İkinci Dünya Savaşı sırasında Rus ordusunca kullanılan roket ağırlıklı silah sistemi.:KAYTUŞA İkinci Dünya Savaşı yıllarında Japonlar tarafından kullanılan avcı uçağı tipi.:ZERO İkinci Dünya Savaşında ABD erlerine verilen ad. : Gİ İkinci kez evlenen kadının beraberinde götürdüğü çocuklar.:TAYGELDİ İkinci kez evlenen kadının ilk kocasından olan çocukları.:MOZUK İkinci Mahmut devrinde feslerin tepesine püskülü tutturmak için takılan metal tepelik.:FERAHİ İkinci Mahmut döneminde,yeniçeri ocağı kaldırıldıktan sonra kurulan yeni ordunun adı.:ASAKİRİMANSURE İkinci. : SANİ İkisi dikili,üçüncüsü de bunların üzerine kapak gibi yatırılmış üç büyük taştan oluşturulmuş taş devri mezarı.:DOLMEN İkişer ikişer aynı değerde dört çift telli,kısa saplı bir çalgı türü.:MANDOLİN İkiyüzelli kiloluk bir ağırlık birimi.:ÇEKİ İkiyüzelli kiloya eşit olan,odun ve kireç gibi ağır ve kaba şeyleri tartmakta kullanılan bir ağırlık ölçüsü.:ÇEKİ İkiz.:KOŞA İkizler takım yıldızının Latince adı.:GEMİNİ İklimbilim. : METEOROLOJİ : KLİMATOLOJİ İknalar tarafından kullanılan ve iplerin üstüne atılmış her düğümün rengine göre bir anlamı olan düğüm-yazı.:KİPU İknaları atası olduğuna inanılan güneş tanrısı.:İNTİ İktidar makamı.:RESİKAR İktisatta,iktisadi dalgalanmanın etkinliklerin gerilemesiyle belirlenen aşaması,ekonomik durgunluk.:RESESYON İlacın alınmasını sağlamak için içine katılan nötr madde.:SIVAĞ İlaç bilimi. İlaçların etkisini ve kullanılışını inceleyen bilim dalı: FARMAKOLOJİ İlaç kullanmadan,yalnız ısı yardımıyla aygıt ve pansuman gereçleri gibi şeyleri mikropsuzlaştırma işi.:ASEPSİ İlaç olarak kullanılan madde.:DROG İlaç tedavisi. : KEMOTERAPİ İlaç, çare, deva. : EM İlaçla yapay olarak sağlanan ve vücutta bir veya birkaç görevin azalmasına yol açan uyku durumu.:NARKOZ İlaçların formüllerini gösteren resmi kitap.:KODEKS İlaçlı yağ yada merhem.:LİNİMENT İlahi duyuru.:VAHİY İlahi sırlarla ilgili olan.:LEDÜNNİ İlahileriyle tanınmış XVIII. Yüzyıl tasavvuf şairi. : ATUFİ İlahiyat. : TEOLOJİ İleri atılmış,ortaya çıkarılmış.:LANSE İleri gelen, servet ve mevki sahibi kimseler için alay yollu kullanılan sözcük. : KODAMAN İleri gelenler,zenginler.:EŞRAF İleride meydana gelebilecek fiyat dalgalanmalarından yararlanarak kazanç sağlama.:SPEKÜLASYON İleriye atmak,fırlatmak.:FIYDIRMAK İletim. : KONVEKSİYON İletişim amacıyla kullanılan her türlü gösterge dizgesinin yapısını ve işleyişini inceleyen bilim dalı.:SEMİYOLOJİ İletişim dizgesi birliği.:LİNK İletişim.:KOMÜNİKASYON İletki.:MİNKALE İlgi eki. : Kİ İlgisiz.:BİGANE İlhan Selçuk ve Turhan Selçuk tarafından 1952’de çıkarılan siyasi mizah dergisinin adı.:KIRKBİRBUÇUK İlhanlılarda ordu müfettişine verilen ad.: YASAVUL İlim ve hikmet.:FERZAN İlişik. : MERBUT İlk çağdaki uygarlıkla ilgili olan. : ANTİK İlk doğan çocuk.:BEŞE İlk dönem yapıtlarında Alman neoklasikçiliğinin etkisinde kalmış, sonraki çalışmalarında soyut bir anlayışa yönelmiş, Türkiye’nin ilk kadın heykeltıraşı. : NERMİN FARUKİ İlk İncil’in yazarı sayılan, İsa’nın on iki havarisinden biri. : MATTA İlk insanlar tarafından yapıldığı sanılan en eski aletlere verilen ad.: EOLİT İlk kadın ressamımız.(1903-1938) : HALE ASAF İlk kez Hindistan’da dokunan,yumuşak ve hafif bir çeşit ipekli kumaş.:SÜRA İlk kez Marx Ernst’in uyguladığı ve daha sonra gerçeküstücülerin geliştirdikleri resim tekniklerinden biri. : FROTAJ İlk satırın ilk harfinin büyük puntoda ve süslü yazılarla dizilmesi işlemi. : İNİSYAL İlk sesin,içindeki havanın titreşmesiyle oluştuğu çalgıların ortak adı. : AEROFON İlk Türk antibiyotiği.:EGEMİSİN İlkbaharda kırlarda yetişen,ufak yeşil yapraklı,ıspanak gibi yenebilen bir bitki.:MADIMAK İlkçağ insanlarını ve tanrılarını konu eden hikayeler; mitoloji. : ESATİR İlkçağda bir çok Ortadoğu toplumunda tapınılan bir tanrı.:BAAL İlkçağda Mısır’da ayrı bir sınıf oluşturan ve çok kültürlü olan kadın dansçılara verilen ad.:ALİME İlkel benlik. : İD İlkel toplumlarda doğaüstü bir güç taşıdığına inanılan nesne. : FETİŞ İlkel toplumlarda tapınılan cansız nesne, fetiş. : TAPINCAK İlkel toplumlarda topluluğun ondan türediği sanılan ve kutsal sayılan hayvan,ağaç,rüzgar gibi herhangi bir doğal nesne.:TOTEM İlkel yöntemlerle ve düşük verimle işletilen geniş tarım alanları.:LATİFUNDİA İlkel. : PRİMİTİF İlmekli bir tür sarma işi ve bununla yapılmış işleme. : RİŞLİYÖ İlmiye sınıfının yüksek derecesinde bulunan devlet görevlisi.:KAZASKER İltihaplı göz hastalıklarının genel adı. : OFTALMİ İltizama verilen vergilerde, mültezim tarafından peşin olarak ödenen tutar. : MUACCELE İmalathane.:MANİFAKTÜR İmkansız. : MUHAL İmren.:GIPTA İnanç ve bilgiyi kiliseyle,özellikle Aristoteles’in bilimsel sistemini uyumlu bir biçimde birleştirmeye çalışan Ortaçağ felsefesi.:SKOLASTİK İnanç, iman. : İTİKAT İnandıran, ikna eden. : MUKNİ İnanılan kimse. : İNAL İnanma,güvenme.: İTMİNAN İnanmış,emin olan.:MUTMAİN İnat etme,direnme.:BEKİNME İnatçı,ayak direyen:. ANUT İnce alay.:İRONİ İnce bağırsağın bir yada birkaç bölümünün kronik iltihabı.:İLEİT İnce bağırsak iltihabı.:ANTERİT İnce beyaz et yada balık dilimi.:ESKALOP İnce bir pamuklu kumaş türü.:MERMERŞAHİ İnce bulgur. : SİMİT İnce bulgur.:DÜĞÜRCÜK İnce doğranmış taze fasulyeyi pirinçle pişirerek yapılan bir yemek :DİBLE İnce dövülmüş tavuk eti veya dana eti.(Yağsız ve sinirleri alınmış) ince beyaz et veya balık dilimi.:ESKALOP İnce halat.:URGAN İnce iplik ile çok sık dokunmuş yünlü kumaş. : LASTİKOTİN İnce kabuklu bir erik cinsi.:ÜRYANİ İnce kumaştan yapılan bir tür kadın üstlüğü. : MAŞLAH İnce pide. : LAVAŞ İnce ruhlu. : RAKİK İnce softan hafif ve dar bir üstlük.:KERRAKE İnce tel biçiminde, hamurun kurutulup kesilmesiyle elde edilen ve genellikle çorbası yapılan bir yiyecek türü. : TELŞEHRİYE İnce ve mumsu derili, ekşi ve gevrek etli bir sıcak ülke meyvesi. : JAMBOS İnce ve uzun metal çubuk. : MİL İnce yağan yağmur. : ÇİSENTİ : ÇİSE İnce yapılı,zarif,narin.:YEPELEK İnce yapraklar biçiminde ayrılabilen ve özellikle çatı örtüsü olarak kullanılan sistli kayaçlara verilen ad.:. ARDUVAZ İnce yassı elmas. : KARAVANA İnce yumuşak tüylü fırça.:BLERO İnce,beyaz ve bol tüylü bir koyun türü.:MERİNOS İnce,düzgün dokunmuş pamuklu kumaş.:OPAL İnce,ipekli bir kumaş türü.:KREP İnce,kısa değnek.:BAGET İnce,parlak nakış.:MİRE İnce,renksiz,kokulu bir reçine türü.:TEREBENTİN İnce,yuvarlak kesilerek kızartılmış patates.:CİPS İncelik. : RİKKAT İnci Aral’ın bir romanı. : MOR İnci,boncuk,deniz kabuğu gibi malzemeyi ipe dizip kelep haline getirdikten sonra birbirine dolaşarak yapılan kısa gerdanlık.:KISTI İncik boncuk işleri. : TUHAFİYE İncil bölümü.:LUKA İncil’den önceki kutsal kitaplar.:AHDİATİK İncil’den.:AHDİCEDİT İnciler. : LEAL İncir çiçeği de denilen hoş kokulu bir bitki. : MÜGE İncir ve sütle yapılan bir tatlı.:UYUTMA İncir yada kayısı ve cevizle yapılan bir tür kurabiye.:MİRİVAN İncirlerde döllenmeyi sağlayan sinek. : İLEK İncitaş da denilen beton ve sıva yapımında kullanılan camsı riyolit.:PERLİT İndirme,indirilme.:İNDİRİLME İnebahtı’nın Yunanca adı.:NAUPAKTOS İnek antilobu. : KAAMA İnek derisinden meşin.:VAKETA İnek sütünden yapılan bir tür İngiliz ve Amerikan peyniri. : ÇEDAR İnek sütünden yapılan mavi küflü klasik İngiliz peyniri.:STİLTON İnek sütünden yapılan sert ve sarı renkte İsviçre peyniri.:EMMENTAL İnek veya dana budunun orta bölümü.:TRANŞ İnen,inmiş.:NAZİL İngiliz kökenli terye köpeği. : FOKSTERYE İngiliz şovenizmini anlatmakta kullanılan terim.:JİNGOİZM İngiliz uluslar topluluğuna üye olan bağımsız ülkelere verilen ad.:DOMİNYON İngiliz uzunluk ölçüsü birimi(30,5 cm’lik).:FİT İngiliz uzunluk ölçüsü. : İNÇ : YARDA İngiliz ve Amerikan deniz kuvvetlerinde deniz piyadesi.:MARİNE İngiliz yapımı, bir tür makineli tüfek. : STEN İngilizce British Thermal Unit (İngiliz Isı Birimi) sözcüklerinin kısaltması.Bir libre suyun sıcaklığını bir Fahrenhayt değiştirmek için gereken ısı miktarı.:BTU İngiltere ve ABD’de kullanılan arazi ölçüsü birimi. : AKR İngiltere ve öteki ülkelerde kız okullarında oynanan bir top oyunu.:NETBOL İngiltere’de at yarışı.:DERBY İngiltere’de bir ırmak.:AVON İngiltere’de kullanılan bir ağırlık ölçüsü. : ONS İngiltere’de XIX. yüzyıl başına kadar monarşi ve Anglikan geleneğini savunan parti. : TORY İngiltere’de yarış köpeği olarak kullanılan küçük tazı. :VİPİT İnişli yer,bayır.: ŞEV İnişli yer,bayır.:PAH İnkalar tarafından kullanılan ve iplerin üstüne atılmış her düğümün rengine göre bir anlamı olan düğüm-yazı.:KİPU İnkalar’ın atası olduğuna inanılan güneş tanrısı. : İNTİ İnleme,inilti. : ENİN:NALE:RENİN İnleyen. : NALAN İnmiş, inen : NAZİL İnorganik madde. : MİNERAL İnsaf, haklılık. : NASFET İnsan bedeni çevresindeki manyetik alan.:AURA İnsan beyninin deney edilmeden önce üzerine hiçbir şey yazılmamış bir tabletten farksız olduğunu belirtmek için deneyci filozofların kullandıkları deyim. : TABULARASA İnsan bilgisinin sınırı üzerine felsefe bilinci ve bu bilincin uyanık tutulması,eleştiricilik.:KRİTİSİZM İnsan bilgisinin yapısını ve geçerliliğini,inceleyen felsefe dalı : EPİTOMOLOJİ İnsan bilimi uzmanı. : ANTROPOLOG İnsan bilimi.:ANTROPOLOJİ İnsan davranışlarına aşırı bir duyarlılığın yön vermesi durumu.:SANTİMANTALİZM İnsan dışkısı. : GAİTA İnsan gövdesi.:CÜSSE İnsan gözünün algıladığı ışık şiddeti.:FANİ İnsan kalabalığı.:CEMAAT İnsan nüfusunu yapı,gelişme ve dağılım açısından inceleyen bilim.:DEMOGRAFİ İnsan omzunda veya deve,fil,at gibi hayvanlara yüklenerek götürülen,üstü örtülü,tekerleksiz taşıt.: TAHTIREVAN İnsan sesleri için yazılmış bir oda müziği türü.:MADRİGAL İnsan sever.:FİLANTROP İnsan soyunun genetik yardımıyla geliştirilmesini amaçlayan bilim dalı. : ÖJENİK İnsan tiplerini belirleme ve ayırt etme yöntemi.:TİPOLOJİ İnsan topluluğu. : CEMİYETİ BEŞERİYE İnsan üstü.:FEVKALBEŞER İnsan ve dünyanın sonunu, öbür dünyayı anlatmaya çalışan öğreti ve inançların tümü.:ESKATOLOGYA İnsan ve hayvan vücuduna açık yaralardan giren,genellikle toprakta,gübrede yaşayan bir basilin yol açtığı kasların sürekli ağrılı kasılmasıyla kendini gösteren ateşli ve tehlikeli bir hastalık.:TETANOS İnsan ve hayvan vücudunda çıkan kabarcık, şiş. : KOP İnsan vücudunda yapay bir delik yada çıkış oluşturmak için gerçekleştirilen cerrahi girişim.:OSTOMİ İnsan ya da çalgı sesinin yükseklik ya da alçaklık derecesi. : TON İnsan yada hayvan vücudunu derisiz,yalnızca kas yapısı görülür biçimde betimleyen sanat eseri.:EKORŞE İnsan zihninin deney edinmeden önce,üzerine hiçbir şey yazılmamış bir tabletten farksız olduğunu belirtmek için deneyici filozofların kullandığı terim.:TABULARASA İnsan,hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim.:ANATOMİ İnsan. : İN İnsana çok hoş,güzel görünen durum,davranış,naz.:DELAL İnsanbilim.:ANTROPOLOJİ İnsanda ayağın yüksek olan üst bölümü.:TARAK İnsandaki etkisi açısından tanımlanan ışınım dozu birimi.:REM İnsanı güldürüp eğlendiren kimse.:PASKAL İnsanın doğumu,doğma.:TEVELLÜT İnsanın erdeme ve mutluluğa ve hiçbir değere bağlı olmadan bütün gereksinmelerden sıyrılarak bağımsız olarak erişebileceğini savunan Antisthenes’in öğretisini benimseyen kimse.:SİNİK İnsanın fiziksel gücünün üretimde kullanılması için gerekli koşulları inceleyen bilim dalı;amacı maksimum işgücü ve sermaye üretmek için en elverişli fiziksel ortamı sağlamaktır. İnsanın işine uymasını,amaca göre çalışmasını düzenleyen inceleme ve araştırmaların tümü.:ERGONOMİ İnsanın kendi deneyimleriyle elde ettiği olguların ötesinde hiçbir şeyi bilemeyeceğini öne süren öğreti,bilinemezcilik.:AGNOSTİSİZM İnsanın kendi kendini yiyip bitirmesi. :OTOFAJİ |
İnsanın kendisine karşı duyduğu saygı. : ONUR İnsanın ruhsal yetkinliği.:ERDEM İnsanın ve dünyanın sonunu ,öbür dünyayı anlatmaya çalışan tanrıbilim kolu.:ESKATALOGYA İnsanın veya çevrenin karakterlerini,göreneklerini inceleyen,serüvenlerini anlatan,duygu ve tutkularını çözümleyen,kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebi tür. :ROMAN İnsanın yada hayvanın göğsü ve karnı içindeki organlar. : AHŞA İnsanın yaratılış özelliği. : NATURA İnsanlar için tehlikeli olmayan bir örümcek türü.:TARANTULA İnsanlar,dünya adamları. : ALEMİYAN İnsanların arasına karışmaktan hoşlanmayan,insanlardan kaçan kimse.:MERDÜMGİRİZ İnsanların ırklara ayrılışını,bunların nereden çıktığını,oluşumunu,yeryüzüne yayılışını,aralarındaki niteliklerini inceleyen bilim. : ETNOLOJİ İnsanların ince bağırsağında yaşayan bir solucan türü. : TRİŞİN İnsanların,özellikle çocukların bağırsaklarında yaşayan küçük bir solucan,sivrikuyruk.:OKSİYÜR İnsanüstü.:FEVKALBEŞER İnşaat harcı karmaya yarayan kürek boyutundaki geniş ağızlı çapa.:GELBER İnşaatta çalışanların ve madencilerin giydiği koruyucu başlık.:BARET İnternet ortamında yapılan sohbetlere verilen ad, çet. : CHAT İnternette grup üyelerine gelen mesajları üyelere dağıtmadan önce süzerek ayıklayan mesaj yöneticisi.:MODERATOR İnternette istenmeyen elektronik postalara verilen genel ad.:SPAM İnternette, bir kullanıcı adının altında yer alan grafik yada resim.:AVATAR İnternette,aynı amaçlı web sitelerini tek bir adreste toplayan site. :PORTAL İnternette,eğitim kurumlarının kullandığı üst seviye alan adı.:EDU İonya adalarından biri.: İTHAKİ İp ve çuval yapımında kullanılan,liflerinden yararlanılan bir bitki türü ve bu bitkinin liflerinden yapılan dokuma.:JÜT İpek böceği kozaları çözülerek çıkarılan ve dokumacılıkta kullanılan çok ince,esnek ve parlak tel.:İPEK İpek eşarp.:FULAR İpek ibrişim yapan kişi. : KAZAZ İpek iplikle dokunmuş ince,şeffaf kumaş.:ŞİFON İpek sargılı ip.Pamuk veya ipekten sicim. : KAYTAN İpek ve bitkisel elyaf karışımından dokunan bir tür kumaş.:NİLA İpek veya yünden esnek dokunmuş bir kumaş türü.:JARSE İpek yada ince kumaştan yapılmış eşarp.:FULAR İpekböceği kozası.:KUKULYA: KAKULYA İpekböceklerinin koza yapmalarından bir hafta,on gün önce çok yaprak yeme devresi.:ALADI İpekli bir kumaş cinsi. : MANTİN.:CANFES İpekli bir kumaş türü.:SEVAİ İpekli peştamal.:FUTA İpekten onüç telli Japon çalgısı. : KOTO İpekten sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz ve ağır kumaş. : ABANİ İplik eğirmek için kullanılan bir alet.:ÇIKRIK İplik eğirmeye yarayan araç,kirmen.:EĞİRMEN İplik kangalı.:ÇİLE İplik sarılan elemgenin, üzerinde döndüğü ağaç eksen. : DİKEÇ:DİKÇE İplik sarılan zıvana.:MASURA İplik üzerine sırma sarmaya yarar bir tür dolap.:KULLAP İpliklerin boyanmak istenmeyen bölümlerinin ağaç kabukları,yapraklar veya balmumuyla sarılarak boyaya batırılması yoluyla uygulanan bir tür boyama tekniği. : İKAT İpotek, rehin. : TUTU İpten düğümlü saçaklarla oluşturulan bir el sanatı. : MAKRAME İpucu. : KARİNE İradesizlikten ileri gelen sürekli cansızlık. APATİ İran asıllı bir kavim ve İran’ın güneyinde bu kavmin adıyla anılan bölge.:FARS İran mitolojisinde 30 kuş büyüklüğündeki efsanevi kuş.:SİMURG İran Moğolları döneminde bastırılan bir tür kağıt para. : ÇAV İran müziğine özgü,lavtaya benzer telli bir çalgı.:RUD İran pilavı.:ÇİLAV İran saray ve evlerinde avluya bakan,üç yanı açık sundurma.:TALAR İran takviminde 6. ay.: ŞEHRİR İran yönetim örgütlenmesinde imparatorluk topraklarında yaşayan kabilelere verilen ad.:İLAT İran,Yemen ve Umman’ın para birimi. : RİAL : RİYAL İran’da Alevi anlamında kullanılan sözcük.:GÖRAN:GURAN İran’da bir kent. : KAŞAN İran’da Mecusi dinini kuran kimse.:ZERDÜŞT İran’da Sasani hükümdarlarına verilen ad. : KİSRA İran’ın plakası. : İR İran’ın resmi haber ajansı.:İRNA İranlı sinema yönetmeni.Yakın Plan,Kirazın Tadı,Rüzgar Bizi Sürükleyecek gibi filmleriyle uluslar arası bir ün kazanmıştır.:ABBAS KİROSTAMİ İri balıklarda kılçık durumunda olan kemik. : GERMİÇ İri bir baykuş türü.:PUHU İri bir çeşit çiğde. : ÇILAN İri bir fındık cinsi.:FOŞA İri bir tür palamut balığı.:ALTIPARMAK İri delikli kalbur.:SARAT İri dişli törpü. : RASPA İri fare.:CARDON İri gövdeli bir papağan türü.:ARA İri gövdeli ve kısa saplı bir tambura türü.:ÇÖĞÜR İri gözlü kalbur. : ÇİLİNGİR İri kemik. :OMACA İri kepekli un.:RAZMOL İri köpek,,çoban köpeği.:ÇOMAR İri muşmula. : BEŞBIYIK İri öğütülmüş mısır unuyla yapılan,Doğu Karadeniz yöresine özgü bir çeşit yemek.:KORKOTA İri taneli bir kiraz.:DALBASTI İri taneli bir zeytin cinsi. : KALAMATA İri taneli misket üzümü.:MALAGA İri taneli tahıl.:YARMA İri taşların tıraşlanmasında kullanılan tırnaklı bir alet.:DOP İri ve ağır çekiç.:BALYOZ İri ve altın sarısı renginde taneleri olan bir üzüm cinsi. : HAFIZALİ İri ve aşılı bir kiraz cinsi. : DALBASTI İri ve boru biçiminde beyaz veya sarı renkli çiçeği olan bir süs bitkisi.: KALA İri ve çok mayhoş bir elma cinsi. : HÜRYEMEZ İri ve delikli kalbur. :SARAT İri ve güzel çiçekli bir süs bitkisi. : İRİS İri ve kokulu çiçekler açan bir süs bitkisi. :SÜSEN İri ve korkunç görünümlü insan.:ZEBELLAH İri ve sert taneli,uzun saplı ve kılçıklı bir buğday cinsi.:ÇALIBASAN İri ve siyah taneli bir üzüm cinsi. : İRİKARA İri ve uzun burunlu.:BURNAZ İri ve uzunca taneli bir üzüm cinsi. : RAZAKI İri ve verimli kiraz çeşidi. : VAN İri ve yuvarlak taneli bir üzüm cinsi.:DEVEGÖZÜ İri yapılı,sarımsı ya da yeşilimsi renkte bir kıyı kuşu.:KOCAGÖZ İri yapılı,uzun boylu ve şişman kimse.:DIZMAN İri yarı,kırıcı,sinirli,asık yüzlü kimse.: AZNAVUR İri,esmer,zehirli bir örümcek. : KARADUL İri,kocaman.:CESİM İribaş. : TETARİ İrice bir çeşit hıyar.:ACUR İridyum’un simgesi.:İR İrilik.:CESAMET İrinli yara. : UFUNET İris iltihabı.:İRİTİS : ORİTİS İrlanda denizinde bir ada.:MAN İrlanda Kurtuluş Ordusu. : İRA İrlanda tarihine ve mitolojisine göndermeler yapan şiirleriyle tanınan 1995 Nobel ödülünü kazanan İrlandalı şair. : SEAMUS HEANEY İrlanda’nın plakası.:EIR İrlanda’nın resmi adı. : EİRE |