BULMACA SÖZLÜĞÜ         A B C Ç D E F G H I İ J K L M N

   Düzenleyen :  

  Sabahattin ÖZTÜRK

        O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z        [Ana Sayfa]

Kaba ,kırıcı ve hırpalayıcı. : HOYRAT

Kaba ayakkabı.  :  KAZGAL

Kaba bir komedi türü.  :  FARS

Kaba dikiş.:LEKENDE

Kaba dokunmuş bir tür kalın yün kumaş :  ŞAYAK

Kaba gülünçlüklerden,tuhaf ve olmayacak şakalaşmalardan yararlanan,karşıt görüntüleri,bağdaşmaz durumları şaşırtıcı biçimde birleştiren güldürü:GROTEKS

Kaba gülünçlüklerden,tuhaf ve olmayacak şakalaşmalardan yararlanan,karşıt görüntüleri,bağdaşmaz durumları şaşırtıcı biçimde birleştiren güldürü biçimi.:GROTESK

Kaba saba kimse.: HIRBO

Kaba sofu. :   ZAHİT 

Kaba ve çirkin, iğrenç.: GALİZ

Kaba ve küfürlü konuşma. : KAYIŞDİLİ

Kaba ve küfürlü söz yada deyim.:ARGO

Kaba yel. : LODOS

Kaba,biçimsiz.:KUBAT

Kaba,çirkin.:SAKİL

Kaba,görgüsüz.nobran.:NADAN

Kaba,haşin,acımasız.:DÜRÜŞT

Kaba,kabartılmış,yumuşak minder.:PUF

Kaba.:SAKİL

Kabaca dokunmuş dayanıklı bir yün kumaş.:ŞAYAK

Kabadayı Rum delikanlısı. : PALİKARYA

Kabadayı,külhanbeyi,efe. : HAYTA :APAŞ

Kabahatten ağır,cinayetten hafif suç.:CÜNHA

Kabak kemaneye benzer  bir Orta Asya çalgısı. : GİZEK

Kabak yada fasulye ile yapılan bir yemek.:ÇİNTME

Kabak yapraklarını andıran geniş ve etli yaprakları olan bir kır bitkisi.:KABALAK

Kabakgillerden,elma büyüklüğündeki meyvesi çok acı ve iç sürdürücü,ishal yapıcı bir bitki.:EBUCEHİL KARPUZU

Kabakulak hastalığı.: YAZMA

Kabarcık.:DOMUR

Kabarık ve kalın olması için arasına pamuk, yün, kauçuk, cam elyafı vb. yumuşak dolgu maddesi yerleştirilen iki kumaşın üzerine el ya da makine dikişiyle çeşitli biçimlerde dikilerek yapılan süsleme; Üzerine bu süsleme yapılmış kumaş. : KAPİTONE

Kabarıklık.:BOMBE

Kabartılmış,yumuşak duruma getirilmiş.:PUMBA

Kabartılmış,yumuşak minder.:PUF

Kabartma biçimlerle ilgili baskı yöntemi.:TİPO.: TİPOGRAFİ

Kabartma bir figür oluşturacak biçimde yontulmuş değerli taş. : KAME

Kabartma;taş.metal,kil,ahşap yada alçı yüzeyi üzerine bazı kesimleri oyuk,bazı kesimleri ise kabartılı bırakmak suretiyle  belirtilen oluşturma yöntemiyle yapılan sanat yapıtı;tek boyutlu heykel.:RÖLYEF

Kabartmalı pamuklu kumaş. :   PİKE 

Kabe yakınında bulunan kuyu ve bu kuyunun Müslümanlarca kutsal sayılan suyu.:ZEMZEM

Kabe’nin ilk yapımı sırasında Hazreti İbrahim tarafından konulan,Kabe’nin doğu köşesinde,yerden bir buçuk metre yükseklikte yer alan,parlak,siyahımsı taş.:HACERİESVET

Kabe’nin örtüsü.:BURKA

Kabe’ye girerken hacıların örtündükleri dikişsiz bürgü.:İHRAM

Kabe’ye verilen bir başka ad. : BEYTULLAH

Kabuğu ayıklanmamış pirinç. : ÇELTİK 

Kabuğu dökülmüş ağaç.:KAVLAK

Kabuğu ince,çekirdeği ufak,iri taneli bir tür beyaz üzüm.:ÇAVUŞ ÜZÜMÜ

Kabuğu kırmızı ya da erguvani renkte olan ve sepicilikte kullanılan bir söğüt türü.:TAVULGA

Kabuğu ve kökü solucan düşürücü ilaç olarak kullanılan bir bitki,kadıntuzluğu,amberbaris.:SARIÇALI

Kabuğundaki zehirden ötürü bazen öldürücü de olabilen ve pişirilerek yenen tropikal bir meyve.:AKi

Kabuğundan düğme ve süs eşyası yapılan deniz kabuklusu .:ABALON

Kabuğundan elde edilen reçine hekimlikte kullanılan bir ağaç.:ASELBENT

Kabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç. : KINAKINA

Kabuğunun üzeri pürtüklü,lezzetli bir tür turşuluk hıyar. :KORNİŞON

Kabuk. : KIŞIR

Kabukları yuvarlak ve yelpaze biçiminde bir deniz yumuşakçası.:TARAK

Kabuklulardan,makasları olmaması,duyargalarının daha uzun ve güçlü olmasıyla ıstakozdan ayrılan,eti için avlanan bir deniz hayvanı. : LANGUST

Kaburga altı.  :  DÖŞ

Kaburga ile kalça kemiği arasında kalan yer.:BÖĞÜR

Kaburga. :  EĞE

Kaç,ne kadar anlamında bir belirteç.:NİCE

Kaçak mal.:ÇAPANAK

Kaçak tütün.:AYINGA

Kaçak,kaçmış olan :FİRARİ

Kaçırılmış,yakalanmamış.:EŞAPE

Kaçkar dağlarında ünlü bir yayla.:VERÇENİK

Kaçmaması için hayvanların ayağına takılan zincir,demir köstek.:BUKAĞI

Kadastro haritalarında parseller topluluğu.:ADA

Kadd-i dildara kimi arar dedi kimi elif./Herkesin maksudu bir amma rivayet muhtelif.(Kanuni Sultan Süleyman).

Kadeh.:PEYMANE.: KESİ

Kader, alınyazısı. :  TECELLİ  : FATALİTE

Kadercilik.:FATALİZM

Kaderi inkar ederek kul,ettiklerinin yaratıcısıdır diyen ve Tanrı’nın sıfatları konusunda sünnet ehlinden ayrılan bir felsefe.:MUTEZİLE

Kadı ya da hükümdar vekilliği. : NİYABET

Kadılar.:KUZAT

Kadın arkadaş. :  NEDİME

Kadın baş süslemelerinde kullanılan, çene altından ve yanakların üzerinden yukarı doğru geçirilerek baş örtüsüne kancalanan, genellikle gümüşten yapılmış takı. : TOMAKA

Kadın başlı aslan heykeli.:SFENKS

Kadın başörtüsü. :   YAŞMAK 

Kadın dansçıların dans ayakkabılarının ucuna yerleştirilen ve ayağın yere en dar yüzeyiyle basmasına olanak veren,ustalık alıştırmaları yapmayı sağlayan destek.:POİNTE

Kadın düşmanlığı. : MİSOJİTİZM

Kadın erkek birlikte oynanan bir halk oyunu. : ACARA

Kadın giysilerinin etek ucu,kol gibi yerlerinde verev kesilmiş kumaştan yapılan süs.:VOLAN

Kadın giysisi,entari.:SUBUN

Kadın giysisi. : FİSTAN

Kadın hapishanesi. : İMAMEVİ

Kadın hastalıklarını konu edinen tıp dalı, nisaiye. :   JİNEKOLOJİ

Kadın hükümdar.:MELİKE

Kadın keseleyici.:NATIR

Kadın kılığına girip oynayan erkek.:KÖÇEK

Kadın masajcı.:MASÖZ

Kadın saç tuvaleti. : MİZANPLİ

Kadın seslerinin en kalını ve sesi böyle olan sanatçı.: KONTRALTO

Kadın seslerinin en pes olanı. : ALTO 

Kadın şapkalarına konulan ve yüzü örten ince tül. : VUALET

Kadın terzisi.:MODİSTRA

Kadın yeleği.:JİLE

Kadın.:ZEN

Kadında cinsel isteğin hastalık derecesinde artması. :   UTEROMANİ 

Kadında örtünme.:TESETTÜR

Kadının nikahlanınca kocasından hak ettiği para veya mal.:MEHR:MEHİR

Kadınlar hamamında hizmet eden ve müşterileri yıkayan kadın. : NATIR   

Kadınlar, kızlar anlamında eski sözcük. :  İNAS

Kadınlarda adet yokluğu. : AMENORE

Kadınlarda doğurmanın sona ermesi. : MENOPOZ

Kadınların ata binerken giydikleri bir ceketle uzun bir etekten oluşan kıyafet. : AMAZON

Kadınların genellikle başlarının arkasına taktıkları ek saç.:POSTİŞ

Kadınların genellikle bluz üzerine giydikleri yelek biçimindeki bir giysi türü.:JİLE

Kadınların kapalı giyinmesi.:TESETTÜR

Kadınların kaşlarını ya da saçlarını boyamak için sürdükleri siyah boya. : RASTIK

Kadınların özel gecelerde giydiği şık giysi veya tuvalet.: ABİYE

Kadınların sokağa çıkarken örtündükleri büyük ve dört köşe sınır.: CAR

Kadınların sokakta giydikleri mantoya benzer üst giysisi. : FERACE

Kadınların süs için saçlarının üstüne taktıkları,çeşitli renk ve biçimde yapılmış küçük başlık.:HOTOZ

Kadınların yüzlerine örttükleri peçe, yaşmak. :  LİSAM

Kadınların yüzlerine sürdükleri allık:. GAZE

Kadınların,cildi pürüzsüz göstermesi,renk vermesi için yüzlerine sürdükleri yarı sıvı,yarı boyalı krem.: FONDÖTEN

Kadınsı davranışları olan erkek.:EFEMİNE

Kadırga balığı. :  BALİNA:FALYANOS

Kadife balığı,yeşil sazan gibi adlar da verilen tatlı su balığı.:İNBALIĞI

Kadife,çuha,yün gibi kumaşların yüzeyindeki ince tüy. : HAV

Kadife. : VELUR

Kadifemsi bir görünüş kazandırılmış sığır derisi. : NUBUK

Kadifeye benzer uzun tüylü, yumuşak ve parlak bir kumaş. : PELÜŞ

Kadifeye benzer,döşemelik bir kumaş cinsi.:ŞÖNİL

Kadiri tarikatının kollarından biri.:ESEDİYE

Kadmiyum’un simgesi.:CD

Kafadanbacaklılardan,salyangoz kabuğu biçiminde kabuğu olan ve ahtapota benzeyen bir hayvan.:ARGONOT

Kafasının ön-art ekseni yan eksenine göre kısa olan kimse, kısakafalı.: BRAKİSEFAL

Kafatası kemikleşmeden önce kemiklerin birleşme yerlerinde bulunan kıkırdak bölüm.:BINGILDAK

Kafatasının     biçimine     bakarak     insanın     karakterini    ve    zihni     yeteneğini    inceleme.:FRENOLOJİ

Kafatasının art bölümünde ve beynin altında,hareket dengesi merkezi olan organ.:BEYİNCİK

Kafatasının biçimine bakarak insanın karakterini ve zihni yeteneğini inceleme.:FRENOLOJİ

Kafatasının içgüdü ve yeteneklerle olan ilgisini inceleyen bilim dalı.:KRANİYOLOJİ

Kafatasının içinde bulunan sinirsel organların tümü.:ANSEFAL

Kafatasının ön art ekseni,yan eksenine göre uzun olan kimse,uzun kafalı.:DOLİKOSEFAL

Kafes biçiminde bir tür el işi. : MUŞABAK

Kafkas çingenelerine verilen ad.: BOŞA

Kafkas müziğine özgü bir tür davul.:DOLİ

Kafkaslara özgü bir tür akordeon. : GARMONİ:GARMON

Kafkaslarda rastlanan bir çalgı.:DOMRA

Kafkasya’da sarp bölgelere kurulan dağ köyü.: AUL

Kafkasya’da yaşayan Müslüman bir halk. : LEZGİLER

Kağıt cilası.Hattatların kağıt cilalamakta kullandıkları özel bir bileşim. :  AHAR 

Kağıt oyunlarında ortaya para koyma.:DAV

Kağıt para koymaya yarayan cüzdan.:KAİMELİK

Kağıt parçası.:VARAKPARE

Kağıt süslemeciliğinde kitre,kola vs yapıştırıcılarla yoğunlaştırılmış su üzerine,neft yağı ile sulandırılmış yağlı boya damlatılarak yapılan ve kağıda geçirilen süs.:EBRU

Kağıt ya da zarf üstüne basılmış ad ve adres. : ANTET

Kağıt yada bez yapıştırmakta kullanılan,kaynatılmış nişasta bulamacı. : KOLA

Kağıt,kumaş veya plastik madde gibi değişik maddelerden yapılan ve deri üzerine gelecek yüzüne etken madde sıvanmış olan sargı.:SPARADRAP

Kağıtları bir arada tutturmaya yarayan çengel. : ATAŞ

Kağıtların yüzünü düzeltmekte kullanılan araç.:PESTEREK

Kağnı ve arabalarda iki tekerleği birbirine bağlayan ağaç dingil.:MAZI

Kahırlar. : SATAVAT

Kahkaha çiçeğine benzeyen bir süs bitkisi.:NOLANA

Kahraman,güçlü kimse.:BÖKE

Kahramanları çoklukla hayvanlardan seçilen,sonunda ders verme amacı güden,genellikle manzum hikaye.:FABL

Kahramanlık ve din konularında yazılıp bestelenen şiir veya bu şiirin orkestra eşliğindeki tek veya çok sesli bestesi.:KANTAT

Kahramanlık, savaş gibi konuları işleyen şiir türüne verilen ad. : EPİK

Kahramanlık.:CELADET.:HAMASET

Kahramanmaraş ilçesinde bir baraj.:SIR

Kahramanmaraş yöresine özgü tadı ekşimsi üzüm pekmezi.:RAVANDA

Kahramanmaraş yöresine özgü,kaynatılmadan güneş ısısıyla yapılan,tadı ekşimsi üzüm pekmezi.:RAVANDA

Kahve kreması.:MATE

Kahve tortusu. : TELVE 

Kahve ve çayda bulunan,hekimlikte kullanılan,kasları sinirleri uyarıcı,mide salgısını ve metabolik hızı artırıcı etki yapan bir madde.:KAFEİN

Kahve,Hindistan cevizi,süt ve alkolden oluşan bir içki. :MALİBU

Kahveci tepsisi. : ASKI: FİNER

Kahverengi ve tüylü kabuğu olan C vitaminince zengin bir meyve. : KİVİ

Kahverengine bakan kırmızı kiremit rengi. : AŞI BOYASI

Kahverengiye çalan yeşil renkte olan.:KİMYONİ

Kahverengiye yakın yeşil renk.:ZEYTUNİ

Kahya.:KETHÜDA

Kakao,süt ve şekerden yapılan tatlı bir yiyecek türü.:ÇİKOLATA

Kakım, gelincik gibi hayvanların beyaz renkteki postu. : ERMİN

Kaktüs. : ATLAS ÇİÇEĞİ 

Kaktüsgillerden,yaprakları etli ve yayvan dikenli bir bitki ve bu bitkinin kalın,dikenli kabuğu olan tatlı yemişi.:FRENKİNCİRİ:FİRAVUNİNCİRİ:HİNT İNCİRİ

Kaktüslerde bulunan dikenli iğne.:SETULA

Kakül.:PERÇEM

Kalabalık çok sayıda askere sahip ordu” anlamında eski bir sözcük. : AREMREM

Kalabalık korkusu. : OKLOFOBİ

Kalabalık korkusu.:DEMOFOBİ

Kalabalık yerlerde sürtünerek doyum sağlamayı amaçlayan ve argo’da fortçuluk adı verilen cinsel sapıklık.:FROTORİZM

Kalabalık,yoğun insan topluluğu. :  MAŞER  :  MAHŞER 

Kalay oksit katılarak donuklaştırılmış yada kemik tozu katılarak yarı donuk hale getirilmiş cama verilen ad. :OPALİN

Kalayın simgesi. : SN

Kalbin atışlarını yavaşlatan,sindirim sistemini ve salgıları düzenleyen sinir sisteminin adı.:PARASEMPATİK

Kalbin gevşeyip kasılmasından ileri gelen kımıldanışı,vuruş.:VURU

Kalbur ve elek üzerinde kalan iri taneler.:İRİNTİ

Kalbur ve tef gibi şeylerin tahta çemberi.:KASNAK

Kalburdan geçmiş tahıl.:ELENTİ

Kalça kemiği, bel kemiği. : OMA

Kaldıraç. : MANİVELA

Kaldırılmış. : MÜLGA

Kaldırma, giderme. : REF

Kale çukuru. :  MELE 

Kale duvarlarında düşmana ok atmak için açılmış olan delik.:DARBAKAN

Kale hendeği.:OR

Kale kulesi.:BURÇ

Kale muhafızı.:DİZDAR

Kale, duvar. : BAR

Kale,hisar,küçük kent anlamına gelen ve bazı yer adlarında kullanılan sözcük.:BURGAZ

Kalelerde mazgal ve mazgal siperlerinin oluşturduğu girintili çıkıntılı dış duvarların üst bölümü,kale korkuluğu.:BARBATA

Kalenderler.: RİNDAN

Kalevi. : ALKALİK

Kalıba dökme.  :   İSAĞA

Kalıba dökülerek dondurulmuş kremayla yapılan pasta.:PARFE

Kalıcılık, ölmezlik: BEKA

Kalımlı.:PAYİDAR

Kalın bağırsak iltihabı :  KOLİT

Kalın biçilmiş uzun tahta. :  KALAS 

Kalın bir değnek üzerine monte edilmiş dört telli ve sesi yankılayan iki asmakabağı olan gitar.:VİNA

Kalın gözleme.:BAZLAMA

Kalın kabuklu olgun kavun.:DİVLEK

Kalın kafalı,ahmak, anlayışsız,ebleh.:GABİ:  GABİYE

Kalın kum. : KAYIR

Kalın öğütülmüş buğday. :   İRMİK

Kalın sopa,değnek.:MATRAK

Kalın su buğusu. : SELİS:KÜNK

Kalın tüylü battaniye. : VELENSE 

Kalın ve dar tahta. :  LATA

Kalın ve enli diken.:OMÇA

Kalın ve ensiz bir kumaş cinsi.:KUTNU

Kalın ve kaba kumaş. : ABA

Kalın,kısa ve düzgün sopa.:LOBUT

Kalın,tok ve gür erkek sesi.:DAVUDİ

Kalınbağırsağın son bölümü. : REKTUM

Kalınca bir bambudan yapılmış Japon flütü.:ŞAKUHAÇİ

Kalınca kabuklu,iri ve uzunca taneli bir tür üzüm.:RAZAKI

Kalınca ve açık saman renginde ipekten yapılan yarı mat bir kağıt türü. : ABADİ  

Kalıntılar.:BAKAYA

Kalıp çıkarma işi. :  MULAJ 

Kalıp işlerini önce kauçuğa,kauçuktan da kağıda geçirmeye dayanan çift kopyalı baskı yöntemi,düz baskı.:OFSET

Kalıplaşmış,basmakalıp.:KLİŞE

Kalıpta pişen bir tür meyveli pasta. :   TART  

Kalıtım bilimi.:GENETİK

Kalıtım, soya çekim. :  İRS:GEN

Kalıtımın maddi temeli olan ve kromozomları oluşturan maddenin kısa yazılışı. : DNA 

Kalıtımla ilgili olmayan değişiklik.:MODİFİKASYON

Kaliforniya’da yetişen ve kaliteli bir şarap veren üzüm cinsi.:ZİNFANDEL

Kaliforniya’da yetişen,yüksek boylu ve çok uzun ömürlü kozalaklı bir ağaç türü.:SEKOYA

Kaliforniyum’un simgesi.:CF

Kalite. : NİTELİK

Kaliteli bir kahve cinsi. : ARABİKA

Kalkan balığının yavrusu. : PARPA

Kalkan ve zırh gibi koruma aracı. : YAT

Kalkerli taş yüzeyine sert bir cisimle kazındıktan sonra basılmış olan yazı,resim,taş basması.:LİTOGRAFYA

Kalkerli ve jipsli kayaçlarda oluşan, huni yada çanak benzeri çöküntü.  : DOLİN

Kalori. :  ISIN

Kalp atışının dakikada en çok 90 olan normal atışını aşması.:TAŞİKARDİ

Kalp atışlarındaki düzensizlik ve eşitsizlik.:ARİTMİ

Kalp kası.: MİYOKART:MİYOKARD

Kalp kasına oksijence zengin kan taşıyan iki damarın ortak adı.:KORONER

Kalp kasını doğrudan doğruya kaplayan perikardın üst tabakası. : EPİKART

Kalp kasının kasılma devresinden biri.Kalp kasının kasılması. : SİSTOL

Kalpte sol kulakçık ile sol karıncık arasını kapayan kapak.:MİTRAL

Kalsiyum karbonat hamurundan yapılan bir tür renkli kalem.:PASTEL

Kalsiyum ve magnezyumlu karbonat bileşiminde bir mineral. : DOLOMİT

Kalyon cinsinden küçük savaş gemisi.  :   BARÇA

Kam. : DİLEK

Kamaralarla alt güverteyi aydınlatmak için bordalardan ve güvertelerden açılan yuvarlak pencere.  :  LOMBOZ

Kamboçya’nın para birimi.:RİEL

Kamelya.:JAPON GÜLÜ

Kamer takviminin birinci ayı,aşure ayı.:MUHARREM

Kamış düdük.:NAL

Kamış elek. :   TEPİR 

Kamış kalem.:MİZBER

Kamış kemiği.:FİBULA

Kamış yada benzeri nesneden yapılmış düdük.:ZIBIK

Kamıştan yapılmış çift düdük ve tulumdan oluşan,tiz sesli,nefesli bir çalgı türü.:GAYDA

Kamıştan yapılmış kulübe. :  HUĞ

Kampus. :  YERLEŞKE 

Kamu görevlilerinin işlem ve davranışlarının yasalara uygun olup olmadığını araştırmaya ve uygunluğu sağlayıcı yolları önermeye yetkili denetçi.:OMBUDSMAN

Kamu hizmetlerine harcanmak için hükümetin,yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para.:VERGİ

Kamu idaresinin,özel kişilere ait taşınır malların mülkiyetini,taşınmaz malların ise kullanma hakkını kamulaştırması işlemi.:İSTİMVAL

Kamu kuruluşlarının ve devlet memurlarının temel hak ve yükümlülüklerini belirleyen yasalar,tüzükler ve yönetmelikler bütünü.:STATÜ

Kamu yararı için Kızılderililerin tabi tutuldukları zorunlu çalışma :MİTA

Kamuflaj.:ALALAMA

Kamulaştırma.:İSTİMLAK

Kan aktarımı. :   TRANSFÜZYON 

Kan almak,aşı yapmak veya küçük apseleri açmak için kullanılan ufak bıçak.:NEŞTER

Kan bilimci. : HEMATOLOG

Kan çökeltisi. : SEDİMANTASYON

Kan dinmezliği. : HEMOFİLİ

Kan grubunda sabit işaret.:RH

Kan işeme. :  HEMATÜRİ

Kan kanseri. LÖSEMİ

Kan kardeşi.  :   KANKA

Kan korkusu.:HEMATOFOBİ

Kan kurutan.: ADAMOTU

Kan oturması nedeniyle deride oluşan kızarıklık.Deri döküntüsü. :  ERİTEM

Kan pıhtısı:. TROMBUS .:ALEKA

Kan taşı.:HEMATİT

Kan ve lenf gibi vücut sıvılarında bulunan çekirdekli,yuvarlak hücre,lökosit.:AKYUVAR

Kan.:HUN

Kana kırmızı rengini veren çekirdeksiz,yuvarlak,küçük hücre.:ALYUVAR

Kanada Eskimolarının geçici kış evleri veya av bölgesi konutları.:İGLU

Kanada Kayalık Dağlarının en yüksek tepesi.:ROBSON

Kanal,ark,su yolu.:AKAÇ

Kanama. :  NEZİF

Kanamaya bağlı büyük lekeler,çürük.:EKİMOZ

Kanarya sevenler derneği.: SERİNOFİL

Kanatları küt olduğu için uçamayan,bacakları güçlü,Yeni Zelanda’da yaşayan bir kuş.:KİVİ.:APTERİKS

Kanatların bağlı bulunduğu kapı yada pencere çerçevesi. KASA 

Kanatlarının üstü ve boynu kırmızı renkli küçük bir kuş.:ALAMECEK

Kanaviçe veya telleri sayılabilecek türde kumaş üzerine renkli iplikle yapılan özel bir işleme.:GOBLEN

Kanaviçe, el işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi. :  KANAVA

Kanda alyuvar sayısının azalmasından ileri gelen,genellikle genç kızlarda görülen kansızlık.:KLOROZ

Kanda asalak bulunması. : PARAZİTEMİ

Kanda hastalık yapan bir bakteri bulunmasından ileri gelen her türlü hastalık. : SEPTİSEMİ

Kanda şeker miktarını ayarlayan hormon. : ENSÜLİN

Kanda,lenfte,safrada v.s.’de bulunan bir protein türü.:GAMAGLOBÜLİN

Kandaki alkol oranını ölçmekte kullanılan birim.:PROMİL

Kandaki ürik asit miktarı.:ÜRİSEMİ

Kandaş toplumlarda,özellikle öbür dünyayla ilişki kurma ve şifa verme yeteneği taşıdığına inanılan,ayin ve törenleri düzenleyen kişi.:ŞAMAN

Kandil çiçeği de denilen bir kır bitkisi.:CİVANPERÇEMİ

Kanguru derisine verilen ad. :VALABİ

Kanı fazla insan.:DEMENİ

Kanı,kan yapıcı organları ve bunların hastalıklarını konu alan bilim dalı. : HEMATOLOJİ

Kanın hemoglobinle renklenmiş kırmızı yuvarı.  :  HEMATİ

Kanıtlanabilir bilimsel önerme.:TEOREM

Kanla beslenen. : HEMATOFAJ

Kanlı basur hastalığı.:İĞİNİK

Kanlı basur. : DİZANTERİ

Kansızlık. : ANEMİ

Kant’ın doğmatizmin ve kuşkuculuğun karşısına koyduğu felsefe yöntemi. : KRİTİSİZM

Kantoda doğu giysileriyle yapılan dansın adı. :  ARABİS

Kanun, santur gibi yatırılarak çalınan sazların ortak adı. :   YATUK

Kanun,kural,mantık ölçülerine dayanmayan.:KARAKUŞİ

Kanuna benzeyen,tokmaklarla çalınan bir tür telli çalgı.:SANTUR

Kanuni Sultan Süleyman’ın şiirlerinde kullandığı mahlas.:MUHİBBİ

Kanunlarla belediyeye verilmiş emir ve yasakları belediye sınırları içerisinde takip etmekle görevli kolluk kuvveti.:ZABITA

Kanunsuz işlerle uğraşan kimselerden oluşan çete. : GANG

Kanyon.:KAPIZ

Kapadokya bölgesinde bir ilk çağ kenti. : ANİSA   

Kapalı bir yerdeki akışkanın basıncını ölçmeye yarayan aygıt.:MANOMETRE

Kapalı elin aldığı miktar. : SIKIM

Kapalı formülleri aynı,açık formülleri farklı olan maddelerin başka başka özellikler göstermesi olayı.:İZOMERİ

Kapalı jimnastik ayakkabısı. :  KES

Kapalı olarak yapılan veya söylenen,dolayısıyla anlatılan,kapalı,gizli.:ZIMNİ

Kapalı yerlerde bulunmadan duyulan korku. : KLOSTROFOBİ

Kapasite. :SIĞA

Kapı kolunun altına monte edilen metal parça.:ROZET

Kapı mandalı. : TIRKAZ

Kapı önlerine yapılan masif seki.:ÇUTRA

Kapı önü,eşik anlamında eski sözcük. :ASİTAN

Kapı sürgüsü.:KÜSKÜ

Kapı ve pencerelerin ağaç,taş yada betondan üst eşiği,boyunduruk.:LENTO

Kapı ve pencerelerin üst eşiği.  :  LENTO

Kapı ve pencerelerin üstüne atılan ağaç ya da beton destek. : ATKI

Kapı veya dolap kanatlarının kenarına çakılan çıta.: BİNİ

Kapı vs şeyleri kapalı tutmaya yarayan,döner tahta veya metal parça.:MANDAL

Kapı yada pencere boşluğu.:AÇIT

Kapı yada pencere gibi açıklıkların üzerine konulan ağaç,taş veya beton kiriş,lento.:BOYUNDURUK

Kapı, geçit, boğaz, : BAB:  DER

Kapı, pencere ya da kapak kenarlarına açılan dik açılı girinti. : LAMBA

Kapı,dolap gibi şeylerin kanatlarına çakılan çıta.:BİNİ

Kapıcı.:BEVVAP

Kapıların halka biçiminde tutulacak yeri.:KULP

Kapının,pencerenin dışarıdan açılmasını engellemeye yarayan ve çengele benzeyen küçük aygıt.:TIRKI

Kaplama olmayan.:SOM

Kaplama yada doldurma olmayan.  :  MASİF

Kaplamada kerestesinden yararlanılan bir sıcak iklim ağacı.:TİKAĞACI

Kaplarda su nedeniyle oluşan tortu. : BAR

Kaplıca, ılıca.: ÇERMİK:BANA

Kaplumbağa kabuğu.:BAĞA

Kapsam. : ŞÜMUL

Kapsama, içerme, içine alma. :   TAZAMMUN  :   TEŞMİL

Kapsız yorgan. : MİTİL

Kaptanın ve  tayfaların,   gemi  sahibine   ya da   sigorta   ortaklığına  bilerek   verdikleri   zarar.:BARATARYA

Kaput,prezervatif. : KONDOM

Kar ayaklığı./Tokaçlı kar ayakkabısı. :  LEKEN

Kar’ın doğusunda ünlü antik kent. : ANİ

Kara bulut. : NİMBÜS

Kara elmas. : KARBONADO

Kara kurbağası.:OTLUBAĞA

Kara ordusu. : NİZAMİYE

Kara tavuk da denilen bir kuş.:BAKAL

Kara yemiş ağacı. Süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilen küçük bir ağaç. :   TAFLAN 

Kara yumuşakçası. : ENA

Kara,siyah.:ESVED

Karaağaçgillerden buruk lezzette meyvesi olan bir ağaç türü.:ÇİTLEMBİK

Karabibere benzeyen bir baharat türü.:KEBABE

Karabuğdaygillerden,20-40 cm yükseklikte,basit yapraklı,kökü sürgün kesici olarak kullanılan ağaççık.:RATANYA

Karabuğdaygillerden,büyük yapraklı bir bitki.:RAVENT

Karabulut.:NİMBÜS

Karabük’ün Safranbolu ilçesinde bir mağara. : MENGİLİS

Karaciğerinden balık yağı çıkarılan bir balık. :   MORİNA 

Karadeniz bölgesinin dağlık kesimlerinde görülen dağınık kırsal yerleşme tipi.:DİVAN

Karadeniz Ereğlisi’ne özgü,ketenle dokunan ve giysi yapımında kullanılan bir bez.:ELPEK

Karadeniz kıyısı halkının giydiği dar paçalı potur. :ZIPKA

Karadeniz yöresinde haşlanmış mısıra verilen ad.: KOLİVA

Karadeniz yöresinde kadınların kullandığı iki renk üzerine çubuklu pamuklu peştamal.:FUTA

Karadeniz yöresinde patlamış mısıra verilen ad.:PAFULİ

Karadeniz yöresine özgü  bir tür erkek ayakkabısı. : ÇAPULA

Karadeniz yöresine özgü, yontulmamış ağaç gövdelerinin üst üste oturtulmasıyla yapılan ev.:ÇANTI

Karadeniz yöresine özgü,aynı adlı taş üzerinde pişirilen mısır ekmeği.:BİLEKİ

Karadeniz yöresine özgü,mısır ununa çeşitli sebzeler karıştırılarak yapılan bir ekmek.:LAMES

Karadeniz yöresine özgü,pekmezle yapılan aşuremsi bir tatlı.:TERMONİ

Karadeniz’de kereste taşımakta kullanılan bir tür küçük mavna.:İNEBOLU KÜTÜĞÜ

Karadeniz’de yetişen ve derideki tahrişleri iyileştirmekte kullanılan otsu bir bitki.:LİVERA

Karadeniz’in bazı bölgelerinde yetiştirilen bir tür koyun.:HERİK

Karadeniz’in kuzeyindeki iç deniz. : AZAK

Karagöz balığına benzer bir Akdeniz balığı. :  ÇİPURA 

Karagöz balığının yavrusu.:KAÇİKOROZ

Karagöz oynatan kimse. : HAYALCİ : HAYALİ

Karagöz oyununda kullanılan tiz sesli kamış düdük.: NAREKE

Karagöz ve ortaoyununda Ermeni tiplemesine verilen ad. : HAY

Karagöz ve ortaoyununda Yahudi tiplemesine verilen ad. : CUD

Karagöz,orta oyunu,tuluat gibi seyirlik oyunlarda lafı açan ve karşıdakine nükte yapma fırsatı vererek konuşan kişiye verilen ad.:ŞİRİNKAR

Karagöz’ün başlığı. :  IŞKIRLAK

Karagözdeki kambur ve cüce tip.  :   BEBERUHİ

Karahindiba’nın sebze olarak yenen yaprakları. : RADİKA

Karakalem resimde cizgiyi ya da pastel boyasını yaymak için kullanılan kendi üzerine sarılmış kağıt ya da der. : ESTOMP

Karakehribar da denilen ve sigaralık,tespih,takı yapımında kullanılan linyit türü.:OLTUTAŞI

Karakış.:ZEMHERİ

Karakter çözümlemesi ya da geleceği önceden bilmek amacıyla sayıların kullanılması.:NÜMEROLOJİ

Karakter, huy, yaratılış. : SECİYE 

Karakul kuzusunun kıvırcık ve parlak postu.  : ASTRAGAN

Karaları  çevreleyen  ve  karalardan  sayılan,  200  metre  derinliğe  kadar  olan  sığ  deniz dipleri.:ŞELF 

Karaman’da Yörükler tarafından dokunan bir cins halı.:TÜLÜ

Karaman’ın Ermenek ilçesinde,Türkiye’nin en uzun mağaralarından biri.:MARASPOLİ

Karaman’ın eski adı.:LARENDE

Karaman’ın Taşkale beldesinde,dik bir kaya kütlesine kat kat odacıklar biçiminde oyulmuş mağaralara verilen ad.:MANAZAN

Karaman-Silifke karayolunda yüksek bir dağ geçidi. : SERTAVUL

Karamsarlık,kötümserlik.:PESİMİZM

Karamsarlık.:PESİMİZM

Karanfilgillerden,bazı türleri bahçelerde süs olarak dikilen bir bitki.:HÜSNÜYUSUF

Karanlık,gizli,belirsiz.:MUZLİM

Karanlık. :   ZİFİR 

Karanlık.:ZULMET

Karar veremeyen,mütereddit.: DURUKSUN

Karargah.:MAKAR

Kararlaşmış,kararlaştırılmış.:MUKARRER

Kararlılık. : İSTİKRAR

Kararsız. : MÜTEREDDİT

Kararsızlık, tereddüt. : İKİRCİK

Karasal.:BERRİ

Karasergi” de denilen, siyah, yuvarlak ve ekşi bir üzüm cinsi. : KARAPARMAK

Karasevda. : MALİHÜLYA : MELANKOLİ

Karate sporunda,çeşitli hareketler ve figürlerden oluşan yarışma dalı.:KATA

Karate,judo gibi dövüş sporlarında vuruş,darbe anlamında kullanılan terim.:ATE

Karateci.:KARATEKA

Karatede yumruk ve tekme atma gibi dövüş tekniklerinin uygulandığı yarışma.:KUMİTE

Karayip Adalarında yaşayan yerli bir halk.:KALİNA

Karayla toprakla ilgili. : BERRİ

Karayolunda oluşmuş çukurlar ve tümsekler.:KASİS

Karbon ,fosfor gibi maddelerin,fiziksel bakımdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu.:ALOTROPİ

Karbonatlı kum taşı. : MOLAS

Karbonil grubuna iki alkol kökünün bağlanmasıyla türeyen bileşik. : KETON

Kardeş çocuklarının birbirlerine göre her biri.:BÖLE

Kardeş” anlamında yerel sözcük. : KADA

Kardinal başlığı.:BARATA

Kare : DÖRDÜL.

Karelere ayrılmış zemin üzerinde on altı taşla  iki kişi arasında oynanan oyun.:DAMA

Kargabükenden çıkarılan etkili bir zehir.:STRİKNİN

Kargagillerden,karnı beyaz,kanatları ve kuyruğu kül rengi diğer yerleri parlak,kara uzun kuyruklu kuş.: SAKSAĞAN

Karı ile kocadan her biri.:IRS

Karı kocanın baba ve analarının her biri.:DÜNÜR

Karı, eş. Kadın. : AVRAT

Karın üstü kaslarının veya boğazın kasılmasına yol açan,paniğe kapılma şeklinde görülen ruhsal ve fiziksel rahatsızlık.: ANGUAZ

Karın zarı iltihabı. :   PERİTONİT 

Karın zarı. : PERİTON

Karın.:BATIN

Karınca yiyen hayvan. :  TAPİR : NUMBAT 

Karınca yuvası.: KÖRE

Karınca. : MUK 

Karından bacaklı bir yumuşakça cinsi. :   RAPANA 

Karındanbacaklı yumuşakça cinsi.:NERİTA

Karındanbacaklı yumuşakça türü.:OTİNA

Karışık durum.:CURCUNA

Karışık iş. :ÇAPARIZ 

Karışık olduğu için kolayca çıkılamayan yer.:LABİRENT

Karışık renkli,birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. : ALACA

Karışıklık, kargaşa. : KAOS

Karma, karışık. : MUHTELİT

Karmaşık desenli bir kumaş türü.:JAKAR

Karmaşık sistemlere uygulanan ve “güdümbilim” de denilen denetim kuramı. :  SİBERNETİK

Karmaşık sorunların çözümünde ve incelemesinde bilimsel ve özellikle matematiksel yöntemlerin uygulanması.: YÖNEYLEM

Karmaşık.:KOMPLEKS

Karnı geniş testi.:AMFOR

Karnı şiş,altı düz su kabı. :   FIÇI

Karnın açılması. :  LAPARATOMİ

Karnıyarık yemeği.:KISTIRMA

Karpuz,kavun ve ham incir kurutulup pekmezle kaynatılarak yapılan bir tatlı.:İLENDE

Kars ve Ardahan yöresinde yaşayan Türkmen kökenli bir halk.:TEREKEMELER

Kars ve çevresinde yaygın bir halk oyunu.:ARZUMANİ

Kars ve yöresinde yaşayan Türkmen kökenli bir halk.:TEREKEME

Kars yöre sine özgü bir halk oyunu. :  ASKERANİ

Kars yöresi halk oyunu. :ATABARI

Kars yöresinde oynanan bir halk oyunu.:TEREKEME

Kars yöresine ait bir kalk oyunu.:AKMA

Kars yöresine özgü tandırda pişirilen bir tür pide.:KALIN

Kars yöresine özgü,tuzlu ve yumuşak bir peynir cinsi.:ŞOR

Kars, Ardahan ve Iğdır yörelerinde yetiştirilen beyaz yünlü koyun cinsi. : TUJ

Kars, Erzurum ve Ağrı yöresine özgü türkülü bir halk oyunu. : ENZELİ

Kars’ın Akyaka ilçesinde,yüzlerce kuş türünü barındıran bir göl.:KUYUCUK

Kars’ın Sarıkamış ilçesinde kayak merkezi olan dağ.:CIBILTEPE

Karşı eylem, tepki. : AKSÜLAMEL

Karşı gelmek.:ÇEMKİRMEK

Karşı koyan , karşı çıkan :. MUARIZ 

Karşıdakine vurmak için parmaklara geçirilen demir parçası. : MUŞTA

Karşılığı ödenmemiş bir poliçeden dolayı, hak sahibince sorumlu kişilerden birine çekilen yeni poliçe. : RETRET

Karşılık olma, karşılama. : TEKABÜL

Karşılıklı alıp verme. : TEATİ

Karşılıklı iki yandan her biri. : GEÇE

Karşılıklı yer değiştirme.  :  BECAYİŞ

Karşılıklı.:MÜTEKABİL

Karşısındakine vurmak için özel olarak açılmış deliklerine parmakların geçirilmesi ile kullanılan demir parçası.:MUŞTA

Karşıtlık. : TEZAT

Kartal takımyıldızının eski dildeki adı.:UKAB

Kartal,atmaca,çaylak gibi yırtıcı kuşlara verilen ad.:ÇALAĞAN

Kartalgillerden,leşle beslenen bir kuş.:KERKENEZ

Karton,tahta veya plastikten yapılan,üzerine şerit,iplik vs sarılan koni veya silindir.:MASURA

Karyokinez bölünme sırasında hücre çekirdeğinin içinde beliren ve kromatin ipliklerinin parçalara ayrılmasıyla oluşan,bazı yeteneklerin yeni bireylere geçmesine yarayan,kıvrık çubuk biçimindeki cisim.:KROMOZOM

Karyokinez. :MİTOZ

Kas ağrısı.:MİYALJİ

Kas faaliyeti. : KİNEZİ

Kas yapılı ur. : MİYOM

Kasap.:CEZZAR

Kasaplık hayvanlarda karnın içinde,belkemiğinin iki yanından aşağıya doğru uzanan ve yumuşaklığı dolayısıyla beğenilen et bölümü. : BONFİLE

Kasaplık hayvanlardan çıkarılan iç yağı.:ÇÖZ

Kasaplık hayvanların budu.:JİGO

Kasaplık hayvanların kesilmiş ayağı.:PAÇA

Kasaplık hayvanların omurga kemiğinin iç tarafından elle çekilip çıkarılan,en ideal kebaplık et.:KÜŞNEME

Kasaplık hayvanların sırtında,dikensi çıkıntı boyunca iki yandaki et.:FİLETO

Kasaplık hayvanların timüs ve pankreas bezlerine verilen ad.: UYKULUK

Kasatura, bıçak gibi kesici silahların uzun ve keskin bölümü.: NAMLU

Kasık biti.  :  KIRKAYAK

Kasık lenf bezlerinin iltihaplanması.:HIYARCIK

Kasık.,: ANE

Kasım patına benzer bir çiçek. : PAT

Kasımpatına verilen bir başka ad.: KRİZANTEM

Kasları vücuttaki öbür organ ve dokulara bağlayan yapı,kiriş.:TENDON

Kasların kasılmasını giderici, hekimlikte kullanılan bitki. : TATULA

Kasların,özellikle diz kaslarının iradesiz kasılması.: SPAZM

Kasnağa gerilmiş kumaşa iğne veya tığla yapılan bir tür nakış. : SÜZENİ

Kastamonu ilçesinde bir baraj.:KARAÇOMAK

Kastamonu ilinde bir kanyon ve mağara.:KARACEHENNEM

Kastamonu ilinde bir sulama barajı.:ASAR

Kastamonu yöresine özgü,mercimek ve pirinçle yapılan bir çeşit çorba.:ANAKIZ

Kastamonu’nun  Cide ilçesinde, doğal güzelliğiyle tanınmış bir koy. : GİDEROS

Kastamonu’nun Abana ilçesinde bir iskele.:İLİŞİ

Kastamonu’nun bir ilçesi. : ABANA : DADAY:ARAÇ:CİDE:AZDAVAY:AĞLI

Kastamonu’nun Cide ilçesinde doğal güzelliğiyle tanınmış bir