BULMACA SÖZLÜĞÜ
A
B C Ç
D E
F G H
I İ J
K L M
N
|
|
Saat,kılıç,anahtar vs ucuna takılan zincir.:KÖSTEK Saat,pusula gibi araçlarda,üzerinde yazı rakam veya başka işaretler bulunan düzlem.:KADRAN Saatleri çalıştıran yay.:ZEMBEREK Saatte binlerce baskı yapabilen bir tür baskı makinesi. : ROTATİF Sabah namazını ortalık ağarıncaya kadar geciktirme.:İSFAR Sabah ve öğle arası. : KUŞLUK Saban demirinin toprakta bıraktığı iz. : ÇİZİ Sabanı çeken hayvanı dürtmek için kullanılan ucu sivri yada çivili uzun değnek.:ÜVENDİRE Sabanın kaldırdığı toprak. : KESEK Sabır.:ÇIDAM Sabit fikir,saplantı. : İDEFİKS Sabit manevralarda ve gemileri bağlamada kullanılan,üç veya dört kollu halat.:YOMA Sabit ve süslü fener.:FANUS Sabretmek.:ÇIDAMAK Sabun otu,çevgen.:ÇÖVEN Sac üstünde pişen yufkayı çevirmeye yarayan yassı tahta aygıt : ATARAÇ Sacda pişirilen bir tür uzun pide. : LOŞ Sacda pişirilmiş yuvarlak pide. : BAZLAMA Saç için değişik tonlarda boyama.:RÖFLE Saç kepeği,baş konağı.: DONRA:DONAR Saç kıvrımı.: LÜLE Saç lülesi,zülüf.:BÜRÇÜK Saç örgüsü. : BELİK Saç tutturacağı.Saç tokası. : FİRKETE Saçın küçük tutamlar biçiminde değişik renklerde boyanmış durumu.:MEÇ Saçları ağarmaya başlamış orta yaşlı erkek.:KIRANTA Saçların tümünü yada bir bölümünü tepede toplayarak yapılan yüksekçe topuz.:GUGURUK Saçma atan av tüfeği.:KAVAL Saçma sapan söz.:YAVE Saçma sapan,boş,anlamsız söz.:ZIRVA Saçma,değersiz,önemsiz,uydurma.:PESTENKERANİ Saçma,saçma söz,zevzeklik. : HERZE Saçma. : ABSÜRD Saçmalama. : HEZEYAN Saçmalık derecesindeki sevilme kuruntusu. : ERETOMANİ Sadık köle.:KAMBER Sadist. : ELEZER Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa ile Rumeli ve Anadolu ayanı arasında 1808’de imzalanan ve Osmanlı padişahının mutlak egemenliğini sınırlayan sözleşme. SENEDİ İTTİFAK Sadrazam kavuğu. : KALLAVİ Sadrazamların veya devlet görevlilerinin padişaha verdikleri armağan. : RİKABİYE Sadrazamlık göreviyle yükümlü olmayan ve Osmanlı ordusunun komutanlığını yapan vezirin unvanı.:SERASKER Saf yün,pamuk ve sentetik elyaf karışımı bir tür sert kumaş.:DRA Saf,tatlı su.:ZÜLAL Safra.Karaciğerin salgıladığı acı su. : ÖD Safran, amber ve misk karıştırılarak yapılan güzel koku. : ABİR Safrana benzeyen,safran renginde.:ZAFERANİ Safranbolu’da Zaman, Urartu’nun İki Mevsimi, Kula’da Üç Gün gibi belgesel filmleriyle tanınmış yönetmenimiz. : SÜHA ARIN Safranla renk ve koku verilen bir çeşit şekerli pirinç peltesi.:ZERDE Sagu,ağıt.:MERSİYE Sagu’da denilen ve kimi hurma ağaçlarının özünden çıkarılan nişastalı bir maddeye verilen ad.:HİNT İRMİĞİ Sağana benzer bir kuş. : SALANGAN Sağanak sırasında atmosfer elektriğinin boşalmasındaki parlak ışık.:ŞİMŞEK Sağduyu. : AKLISELİM Sağılan ayvanların süt torbası. : EN Sağır ve dilsiz. : AHRAZ Sağlam ve sert taş. : ÇİNKE Sağlam,güçlü,kuvvetli anlamında bir erkek adı.:BEKEN Sağlam,kuvvetli. : EKİDE.:BERK Sağlam,kuvvetli.:EKİDE Sağlamlaştırılmış.: MÜSTAHKEM Sağlamlaştırma. : TAHKİM :TARSİN Sağlamlaştırmak.:BERKİTMEK Sağlık havuzu.:JAKUZİ Sağlık servisince denetlenen bir gemiye verilen karaya çıkma belgesi.:PRATİKA Sağlık yurdu,hastane.:DARÜŞŞİFA Sağlıklı beslenme saplantısı.:ORTOREKSİ Sağu,ağıt. :MERSİYE Sahabeler.:ASHAP Sahan altlığı. : NİHALE Sahibinin izni olmadan kullanılan bir mal için,bu kullanma karşılığı verilmesi gereken tazminat.:ECRİMİSİL Sahip çıkanlar,tutanlar. Hz Muhammed’in meclisinde bulunan kimseler. : SAHABE Sahip,malik, iye. : IS Sahnede oynanmak için yazılmış oyun.:DRAM Sahnelediği öncü oyunlarla Türk tiyatrosunda önemli bir yeri olan tiyatro adamımız.(1934-1967).:ASAF ÇİYİLTEPE Sahte,düzmece. : CALİ Saka kuşu. :KUTAN:KUBAN Saka Türklerinin ünlü destanı,: ŞU Sakağı da denilen ve özellikle atlarda görülen ölümcül bir hayvan hastalığı. : RUAM Sakağı hastalığına tutulmuş at.:MANKAFA Sakal. : LİHYE Sakaların içinde su taşıdıkları ağzı dar,altı geniş,deriden yapılmış kap,su kabı,matara.:KIRBA Sakangur adıyla da bilinen kimi küçük yapılı sürüngenlerin ortak adı.:GEKO Sakarca da denilen ve yurdumuzun sulak alanlarında yaşayan bir kuş.:KARAMEKE Sakarya Irmağı üzerinde kurulu bir baraj ve hidroelektrik santralı. : SARIYAR Sakarya ilinin Akyazı ilçesinde bir yayla.:ACELLE Sakarya Meydan Savaşı’nda Başkumandanlık Karargahı’nın kurulduğu, Ankara’nın Polatlı ilçesinde bir köy. : ELAGÖZ Sakarya ovasının diğer adı. : AKOVA Sakarya’nın Akyazı ilçesinde bir kaplıca.:KUZULUK Sakat,kötürüm,hasta.:AHNIT Sakat,malul.: SÖKEL Sakırga.:KENE Sakızla tatlandırılmış rakı. : MASTİKA Sakin deniz. : BONAÇA Sakinler,bir yerde oturanlar. : SEKENE Saklamak için tuzlanmış veya iste kurutulmuş domuz budu veya kolu. : JAMBON Saklambaç oyunu. : EBEKAÇ Saklanmış,korunan,saklı. : MAHFUZ Salah Birsel’in bir şiir kitabı.:VARDUMAN Salam, sosis, sucuk gibi hazır yiyeceklerin satıldığı dükkan. : ŞARKÜTERİ Salamuraya yatırılmış yiyecekler için kullanılan sözcük. : MARİNE Salata olarak yenen bir bitki. : KUZUKULAĞI Salatası ve yemeği yapılan bir ot.:KOPURCUK Saldırgan.:AGRESİF Saldırgan.:MÜTECAVİZ Salep bitkisi. : ASILMIŞ AD Salepgillerden otsu bir bitki.:OFRİS Salepgillerden,bataklık yerlerde yetişen bir bitki.: DANAKIRANOTU Salgın hastalık. : EPİDEMİ Salisilik asidin tuzu. : SALİSİLAT Salkım durumundaki mavi çiçekleri olan bir bitki. : LOBELYA Salkımsöğüt. Baklagillerden,sıcak iklimlerde bir çok çeşitleri yetişen ve zamk,boya gibi maddelerinden yararlanılan bir ağaç.Salkım ağacı. : AKASYA Salvador’un uluslar arası kodu.:SLV Salya. : RİK Saman taşımak için arabalara konulan ince dallardan örülmüş büyük sepet veya çit. : ÇİTEN Saman ve çamur karışımı ilkel tuğla. : KERPİÇ Saman yığını.: TINAZ Samanından ayrılmamış arpa, buğday yığınları. : NAMLI Samankapan.:KEHRİBAR Samanla karışık tahıl. : MALAMA Samanlık,odunluk,hayvan yemi deposu veya ahır.:MEREK Samanyolu.Saman uğrusu. : KEHKEŞAN Samaryumun simgesi. : SM Sambaya benzer,Haiti kökenli bir dans.:MERENGE Samit’de denilen ve sözsüz oynanan köy seyirlik oyunlarının genel adı, dilsiz. :LAL Samoa takımadaları devletinin para birimi.:TALA Samsun ilinde bir kaplıca.:HAMAMAYAĞI Samsun’un Ladik ilçesinde bir kaplıca. : HIRLAS San Marino’nun plaka işareti. : RSM Sanal. : FARAZİ Sanat eserlerinde insan ruhunun mahrem ve gizli sırlarını içtenlikle anlatma eğilimi,içtenlik.:ENTİMİZM Sanat, hüner. : EPİK Sanatı temel değer sayan kimse.:ESTET Sanayi atıkları deposu.:DEPONİ Sanayi Nefise Mektebinin ilk mezunlarından olup özellikle İstanbul’un çeşitli mekanlarını konu alan tablolarıyla tanınmış ressamımız.(1868-1935).:OSMAN ASAF BORA Sanayi ve tarımda kullanılan, istenilen yere çekilebilen, patlamalı motor ya da buhar makinesi.:LOKOMOBİL Sanayi, endüstri. : URAN Sanayi,ekonomi ve devlet yönetiminin politikacılar değil,uzmanlar,teknisyenler ve uygulayımcılar tarafından yönetilmesine dayanan sistem.:TEKNOKRASİ Sanayide elektrik yalıtkanı,kalıplama ve döküm malzemesi,yapıştırıcı,renkli ve pişirilmiş emaye kaplama malzemesi gibi pek çok uygulama alanı olan yapay genel formaldehit reçinesi.:BAKALİT Sanayide kullanılan kimi bitkilerin (kahve,kakao,kauçuk gibi) geniş ölçüde yetiştirildiği işletme.:PLANTASYON Sanayileşmemiş bir toplumda,bir kabile içinde iki yada daha çok sayıda klanın birleşmesinden oluşan grup.:FRATRİ Sanayileşmiş bir toplumda, bir kabile içinde iki ya da daha çok sayıda klanın birleşmesinden oluşan grup. : FRAKTAL Sancağı, yelkeni veya sereni direkten aşağı alma.Yelken indirme. : ARİYA.:ARYA Sancak. : LİVA Sancı. : BURU Sandalı kıçtan yürüten kısa kürek..:BOYNA:BOYANA Sandalları asmaya yarayan ve gemilerin bordalarında bulunan dikmelere verilen ad.:MATAFORA Sandalye arkalıklarının duvarı zedelememesi için duvar yüzüne,arkalık yüksekliğinde boydan boya yerleştirilen ensiz ahşap,plastik parça.:SANDALYELİK Sanı.:ZAN Saniyede bir jüllük iş yapan motorun güç birimi. : VAT Sanma,zannetme.:ZEHAP Sansargillerden,kürkü çok beğenilen bir memeli türü,vizon.:MİNK Sansargillerden,pis kokulu,memeli bir hayvan.:PORSUK Santim,gram,saniye sözcüklerinin kısaltılmasından oluşan uluslar arası fizik birimleri sistemi.:CGS Sap ve kökünde bol tanen bulunan çok yıllık bir bitki.:KURTPENÇESİ Sap yüklemede ve harman aktarmada kullanılan tahta tarım aracı.:ANADUT Sap,kök yada dallarda bulunan yedek besin taşıyan şişkinlik.:YUMRU Sapaklık, aykırılık. : ANOMALİ Sapı siyah ve çatallı bir tür bıçak.:KARAKULAK Sapı veya ortası omuza geçirilebilen tek veya iki gözlü bir tür çanta. : HEYBE Sapı,çiçek,yaprak ve başakları emerek yada yiyerek ekin hastalığına yol açan,vücudu kalkana benzeyen zararlı bir böcek. : KIMIL Sapınç,sapkınlık,doğru yoldan ayrılmak. : DALALET Sapınç.:ABERASYON Sapındaki liflerden halat,çuval gibi kaba örgüler yapılan bir bitki.:KENEVİR Saplantı,sabit fikir.:İDEFİKS Saplantılı.:OBSESİF Sapları ve yeşil çiçek tomurcukları sebze olarak yenen bir bitki.:BROKKOLİ Saplarından lif ile kağıt ve yakacak hammaddesi,tohumlarından yağ ve dişi bitkilerin çiçekli veya meyveli dal uçlarından esrar elde edilebilen,mahalli olarak bazı yörelerde kendir,hint keneviri,çedene veya çetene olarak isimlendirilen bitkiler.:KENEVİR Saplı tencere.:KAÇARULA Sara hastalığı. : EPİLEPSİ :TUTARIK : TUTARGA : YİLBİK Sararmayı gidermek için beyaz çamaşırların son suyuna karıştırılan mavi renkte bir toz boya.:ÇİVİT Sararmış,solgun,sarı. : ZERD Saray.:DARÜSSAADE Saraylarda harem ve hazine dairelerinin bulunduğu yer. : ENDERUN Saraylarda hizmet gören hadım ağalarının bir bölümüne verilen ad. : AKAĞA Sardalye balığının küçüğü.:PAPALİNA Sardunya adasının kuzeybatı kıyısında İtalya’ya ait bir ada.:ASİNARA Sarhoş olmak. : ESRİMEK Sarhoş,mest.:ESRİK Sarhoşlar. : MESTAN Sarhoşluk.:SEKR Sarı çiçekli,acı ve kokulu bir ot.:ANDIZOTU Sarı çiçekli,keskin kokulu bir bitki.(Turşulara lezzet ve koku vermek için kullanılır).:ÇÖRDÜK Sarı humma virüsü.:AMARİL Sarı kırmızı renkli ve uzun bir Çin ipeklisi.:LOKTAY Sarı renkli bir üzüm cinsi. : EMİRALİ Sarı renkte ve cam parlaklığında,doğal demir ve magnezyum silikat. : ZEBERCET Sarı taneli bir üzüm cinsi. : TAHANNEBİ Sarı tüylü kedi.:SARMAN Sarı ve güzel kokulu çiçekleri olan bir kır bitkisi.:MANTIVAR Sarı.:ZERD Sarıdan kızıl kahveye kadar değişik renklerde,tuğla ve kiremitten çok daha düzgün,ince dokulu pişmiş toprak(Kalıplı kornişler,vazolar,heykelcikler ve duvar blokları yapımında kullanılır).:TERRAKOTTA Sarık.:DESTAR Sarıkların omuz üzerine dökülen ucu.:DALYASAN sarımsağın antibiyotik etki gösteren etkin maddelerinden biri. : ALİSİN Sarımsaklı yoğurtla yapılan bir tür meze. : HAYDARİ Sarımsı pembe renk. : BERGAMODİ Sarımsı yeşil renkli cam parıltılı magnezyum ve demirli silikat. : OLİVİN .: PERİDOT Sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz ipek kumaş.:ABANİ Sarımtırak renkte zehirli bir böcek : ÇİYAN Sarısabır da denilen bir süs bitkisi. : AZVAY Sarkıt,damla taş.:STALAKTİK Sarkmak.AĞMAK Sarma tekniğiyle yapılan bir tür işleme. : ANAVATA Sarma, kuşatma. : İHATA Sarmal. : HELİSEL Sarmaşık, tırmanıcı bitki. : AŞAK Sarp bölgede kurulmuş Kafkas dağ köyleri. : AUL Sarp geçit. : AKABE Sarp kayalık çıkıntı.:KORNİŞ Sarp ve ormanlık sıra dağlar.:BALKAN Sarp,dik.: YALMAN Satıcının, mal sahibi adına sattığı şeyden aldığı yüzdelik, satımlık. : PEYİKE Satılmak üzere istiflenmiş kereste.:MERKANTİL Satın alma.:MUBAYAA Satır aralığı.:ESPAS Satışa başlamak.:SİFTAH Satranç oyununda piyade taşı. : PAYTAK Satranç oyununda vezir. : FERZ Satrançta acemi oyuncuya karşı vezirsiz oynamak.:FERZ ÇIKARTMAK Satrançta bir değerlendirme ve klasman sistemi.:ELO Satürn’ün bir uydusu. : REA : TETİS: TİTAN Savaş gemilerinde temizlik işiyle görevlendirilen er.:USKUPADOR Savaş gemilerindeki asma yatak.:BRANDA Savaş meydanı. : MAREKE Savaş ve Barış, Waterloo, Vatanları İçin Öldüler, Boris Godunov gibi filimleriyle uluslararası bir üne sahip olan ve 74 yaşında ölen Rus sinema yönetmeni. : SERGEY BONDARCUK Savaş,mücadele.:NEBERD Savaşçı,okçu. : VAKKAS Savaşçıların başlarına giydikleri zırhlı başlık. :TOLGA :MİĞFER Savaşlarda giyilen zırh. : ÇOKAL Savaşlarda üstünlük kazanan kimse,bahadır.:BATUR Savaşlarda,alaylarda at,deve veya araba üzerinde taşınan ve işaret vermek için kullanılan büyük davul.:KÖS Savaşma,cenk,çekişme.:CİDAL Savaşta kullanılan köpeklere verilen ad. : SAMSUN : SANSUN : SEKSON Savaşta ölen yeniçerilerin erkek çocuklarına verilen ad. : NANHAR Savaşta tutsak edilen veya satın alınan ve sahibinin üzerinde tam bir kullanım hakkı bulunan kadın.:KARAVAŞ Savcı.:MÜDDEİUMUMİ Savrulmak için hazırlanan dövülmüş ekin yığını.:TINAZ Savrulmak için hazırlanan dövülmüş ekin.:TINAZ Saydam suluboya katmanlarıyla yapılmış resim.:AKVAREL Saydam tabaka üzerine çekilen pozitif fotoğraf. : SLAYT Sayfa çevresine çekilen çizgi.: ZIH Sayfa düzeni.:MİZANPAJ Saygı ile ağırlama. : İZAZ Saygıdeğer,saygın,sayın. : MUHTEREM Saygın,güvenilir,sözü geçer,hatırı sayılır. :MUTEBER Sayı boncuğu,çörkü. : ABAKÜS Sayı farkı. : AVERAJ Sayı göstergesi.:SKORBORD Sayılan,saygı duyulan,aziz.:MUAZZEZ Sayılar,harfler ve semboller kullanılarak açılan bir çeşit fal.:CİFİR Sayılmış. : MADU Sayım. Toplanma. : TADAT Sayısal. : DİJİTAL Sayma, sayılma. : AD Saymaca . : İTİBAR Saymak,değer vermek anlamında yerel sözcük.:UNAMAK Saz takımında usul vurmaya yarayan tef. : DAİRE Saz ya da kamıştan örülmüş büyük sepet. KAZEVİ Saz ya da kamıştan yapılmış kulübe. : HUĞ Saz, kamış, hasır otu. : KOFA : KİLİZ Sazan balığı familyasından bir tatlı su balığı.:AKKEFAL Sazan familyasından vücudu yandan basık,sarı pullu,eti tatsız,kılçıklı bir tatlı su balığına verilen ad.:ÇAPAK Sazan.:SARIBALIK Sazana benzer bir tatlı su balığı.: KARAKEÇİ Sazdan yapılmış kulübe.:HUĞ Sazı kurmaya yarayan burgu,kulak.: KÖK Sazın en ince ses veren teli.: ZİR Sazın en kalın teli.:BAMTELİ Sazlık, kamışlık. : KİLİZMAN:BİŞE Sebepler. :ESBAB Sebze bahçesi. : AVAR.:BOSTAN Sebze.:ZERZEVAT Secili nesirle yazılmış 32 kitapçıktan oluşan bir Arap kahramanlık romanı.:SİRETİANTER Seçegillerden,güzel sesli bir kuş.:İSKETE Seçenek.:ALTERNATİF Seçici kurul.: JÜRİ Seçili nesnelerle yazılmış 32 kitapçıktan oluşan bir Arap kahramanlık romanı.:SİRETİANTER Seçilmiş,seçkin.:MUSTAFA Seçimin sonuçsuz kalması.:BALOTAJ Seçki,güldeste.:ANTOLOJİ Seçkin bir sanat yapıtının taklidi. : PASTİŞ Seçkin.:MÜMTAZ Seçme hakkı.:HAKKIHIYAR Seçme iri odun kömürü. : ELLEME Seçmeli yemek. : ALAKARD Seçmesiz yemek. : TABLDOT Sedat SİMAVİ tarafından İstanbul’da yayımlanan haftalık mizah dergisi. : DİKEN Sedefotugillerden,çiçekleri beyaz renkte,susama benzeyen tohumları acı olan,halk hekimliğinde kullanılan bir bitki.:ÜZERLİK Sedefotugillerden,güzel görüntülü ama son derece kötü kokulu çiçekleri olan bir ağaç.:AYLANDIZ:OSURUKAĞACI Sedir ağacı dumanı ile kurutulan,Suriye kökenli Şark tipi bir tütün türü.:LAZKİYE Sedir biçiminde kanepe.:OTOMAN Sedir. : DİVAN Sekiz hecelik dizelerden oluşmuş bir İspanyol şiir türü.: ROMANS Sekiz sesten oluşan ses dizisi.:OKTAV Sekizer hecelik dört dizeden oluşan Hint edebiyatına özgü şiir türü. : ŞLOKA Sekizinci ve on birinci yüzyıl arasında Türkistan’da,Güneydoğu Avrupa ve Balkanlarda yaşamış bir kavim.:PEÇENEK Selam anlamında Latince sözcük. : AVE Selam ve dostluk için el ele tutuşma.:MUSAFAHA Selam veya teşekkür için eğilerek veya dizleri kırarak yapılan hareket. : REVERANS Selçuk ilçesinin eski adı.:AYASULUK Selçuklu devletinde başkomutana verilen unvan.:SİPEHSALAR Selçuklu lalası.:ATABEY Selçuklu şehzadelerin eğitimiyle uğraşan öğretmen,lala.:ATABEY.:ATABEK Selenterelerden, toplu yada tek başına yaşayabilen basit yapılı hayvan. : POLİP Selenterelerden,yassı bir diske benzeyen,saydam,serbestçe yüzebilen deniz hayvanı,medüz.:DENİZANASI Selin getirdiği kumlu toprak. : MİL Selüloz türevlerinin üretilmesinde kullanılan koloidal selüloz çözeltisi.:VİSKOZ Selülozdan yapılan,parlak,bükümsüz iplik.:FLOŞ Selülozdan yapılmış ince,saydam,ambalaj yapımında kullanılan tabaka. : SELOFAN Selülozik örtü boyalarının eritilmesinde ve inceltilmesinde kullanılan sıvı. : ANON Selülozun bir türevi.:KİTİN Sema eden derviş.:SEMAZEN Semazenlerin giysisi. : TENNURE Semer veya eyer bağlamakta kullanılan yassı kemer.:KOLAN Semer,oturmalık. : EYER Semirtme.:BESİ Semizotu,pirinç,yoğurt ve tarhun otuyla hazırlanan çorba kıvamında bir sulu yemek.:PİRPİRİM AŞI Senaryo özeti.:TRETMAN Senegal’in başkenti.:DAKAR Senet. : BELGİT Senfonik şiirde küçük melodi parçası. : LAYTMOTİF Sentetik bir kumaş. : PERLON Sentetik kübizmin öncülüğünü yapan ve 1887-1927 yılları arasında yaşayan ünlü İspanyol ressam. :JUAN GRİS Sentetik polyester lifleri veya ipliği.:TERGAL Sepet örmede kullanılan yumuşak ağaç çubuk.:ZON Sepetçi söğüdü.:SORKUN Sepicilikte ve hekimlikte kullanılan tadı buruk bir madde. : TANEN Sepilenerek boyanmış ve cilalanmış deri. Özellikle ciltçilikte kullanılan bitkisel sepileme görmüş keçi derisi.: SAHTİYAN Sepilenmiş koyun derisi.: MEŞİN Seramik çamurunun süzülüp renklendirilmiş sıvı hali.:ANGOB Serap.:ILGIM:AL:PUSARIK Serap.:PUSARIK Serbest bırakılmış cariyeler , veya köleler, azatlılar. : UTEKA Serbest biçimdeki geleneksel Türk güreşi.: KARAKUCAK Serbest düzenin yaratıcılarından olan sembolist Fransız şairi. : LAMORGUE (1860-1887) Serbest meslek adamlarını içinde toplayan resmi birlik. : ODA Serbest vuruş.:FRİKİK Serçe’nin küçük bir türü. : ÇİMÇEK Serçeden biraz büyük, boz renkli ve boynu kırmızılı bir kuş.:DARICAN Serçegillerden bir kuş.:AĞAÇKAKAN Serçegillerden küçük bir kuş.:BECET Serçegillerden,güzel bir kuş türü :SİNEKKUŞU Sergi.:MEŞHER Sersem,ahmak,alık.:SEME Sert ağaçtan masif yada kaplamalı yüzeyleri perdahlamaya yarayan çelik kazıma aleti.:SİSTİRE Sert ağaçtan masif yada kaplamalı yüzeyleri perdahlamaya yarayan çelikten yapılmış kazıma aleti.:SİSTİRE Sert bir metal. : KORİNDON Sert buğdaydan elde edilen,taneleri iri,glutence zengin un.:İRMİK Sert kabuklu, iri ve uzunca taneli bir üzüm cinsi. : KEÇİMEMESİ Sert ve fazla kızarmayan bir domates. : KAVATA Sert ve sarı renkli bir buğday cinsi.:KUNDURU Sert ve siyah renkli tahta. : ABANOZ Sert, kaba. : ANİF Sert, katı. : BERK Sert,gücendirici,kırıcı.:DÜRÜŞT Sert,kaba.:ANİF Sertlik,kabalık,kırıcılık.:HUŞUNET Serto,dorak gibi adlar da verilen bir cins tulum peyniri.:TOMAS Serumda meydana gelen antikor.:AGLÜTİNİN Servet.:NEVA Servi ağacı.: ANDIZ Servigillerden,dipten dallanan bir süs bitkisi.: MAZI Seryum elementinin simgesi. : CE Seryum filizlerinde bulunan,gri renkli bir element.:İTRİYUM Ses birimi.:FONEM Ses gürlüğü birimi. : SON Ses şiddetini gösteren birimin onda biri.:DESİBEL Ses tellerinden ses çıkmaması durumu.:AFONİ Ses yada çalgı ile ilgili bir kompozisyona girişi sağlayan yazılı yada doğaçtan olan müzik parçası.:PRELÜT Ses yitimi:. AFONİ Ses,ahenk,nağme.:NEVA Ses,dalga,vb.’nin birim zamandaki titreşim sayısı,sıklık.:FREKANS Ses,haber,bilgi.:SELEN: SEDA Sesi kalınlaşmasın diye çocukken iğdiş edilmiş şarkıcılara verilen ad. : KASİRATO:KASTRATO Sesin yada sözün yumuşak,ince,tatlı yada yavaş olması.:REHAMET Sesin yükselip alçalması; ton. : TİTREM Seslerin aralarında hiç kesinti olmadan birbirini izlemeleri gerektiğini belirten müzik terimi. : LEGATO Seslerin gittikçe en yüksek bir noktaya doğru kuvvetleneceğini anlatan müzik terimi.:KREŞENDO Sessiz sinemanın üç büyük komedyeninden biri olan “Gülmeyen Adam” Buster Keaton’un Avrupa’da yaygın olarak bilinen adı. : MALEK Sessiz,huzurlu ,dingin..:ASUDE Sessiz,sakin.:ASUDE Sessiz,susan,konuşmayan.:SAMİT Sevap : ECİR Sevecen,şefkatli.:MÜŞFİK Seven,sevgi besleyen,dost.:MUHİP Sevgi,dostluk.:VEDAT Sevgide aldatma. : İHANET Sevgili,yar. : EMRE Sevgilinin dudağı. : LAL Sevgilinin saçı.: ZÜLÜF Sevgilisi Theseus’un Girit Labirentinden çıkabilmesi için ona ipliği veren Girit kralı Minos’un kızı.:ARİADNE Sevgiliye kavuşma. : VUSAL Sevilen müzik yapıtlarından seçilmiş bölümlerin sıralanmasıyla oluşan müzik parçası. : POTPURİ Sevilen,rağbet gören.:MERGUP Sevinç, şenlik. : MESERRET.:TARAB Sevinçli,keyifli.:ŞADAN Sevinçli,sevinmiş.:MESRUR: ŞAD Sevindirici haber, müjde. : MUŞTU Seyelan. : AKI Seyhan ırmağının en uzun ve en önemli kolu. : ZAMANTI Seyir işaretlerini taşımaya, bir geçidi bir tehlikeyi belirtmeye yarayan yüzer cisim.:ŞAMANDIRA Seyrek dokunmuş delikli bir kumaş. : ETAMİN Seyrek dokunmuş,astarlık ince bez.: SALAŞPUR Seyrek dokunmuş,ince,sert bir kumaş.:ORGANTİN Seyrek taneli bir üzüm cinsi. : YAPINCAK Seyrek ve eğreti dikiş.: TEYEL : İLİNTİ Seyrek ve parlak altın sarısı renginde büyük taneli bir üzüm cinsi.:HAFIZALİ Seyrek ve yuvarlak taneli bir çeşit üzüm. : DİMYAT Seyrekçe örülmüş büyük torba.:ÇUVAL Seyrüsefer.:TRAFİK Seyyar ızgara. : BARBEKÜ Seyyar satıcı.:ÇERÇİ Seyyar soba. : SALAMANDRA Sezar’ın selamlama şekli. : AVE Sezyum’un simgesi.:CS Sıcağa ve soğuğa karşı dayanıklılığı kükürtle arttırılmış kauçuk. : EBONİT Sıcak bölge ormanlarında yetişen bir tür sarmaşık.:LİYAN Sıcak bölge ormanlarında yetişen ve sarmaşık gibi ağaçlara tırmanan bir bitki. : LİYAN Sıcak bölgelerde yaşayan bir cins çaylak. : KOCABAŞ Sıcak bölgelerde yetişen çok sert bir ağaç.: TİK Sıcak bölgelerde yetişen kalın gövdeli bir ağaç.:BAOBAP Sıcak bölgelerde yetişen ve lifleri tekstilde kullanılan bir ağaççık.:URENA Sıcak bölgelerde yetişen ve meyvesinden şerbet yapılan bir ağaç. : DEMİRHİNDİ Sıcak bölgelerde yetişen ve portakala benzer meyveleri olan bir ağaç.:KUMKUVAT Sıcak bölgelerde yetişen yağlı bir ağaç.:BAN Sıcak bölgelerde yetişen,kabuğu hekimlikte kullanılan bir ağaç,somak. :SUMAK:SOMAK Sıcak iklimlerde yetişen bir bitki. İlaç olarak kullanılan bir baharat. : KAKULE Sıcak parçanın ansızın su içine daldırılmasıyla elde edilen çatlak cam. : KRAKELE Sıcak rüzgarın etkisiyle cılız kalmış ekin,bostan yada meyveler için kullanılan sözcük.:HAŞLAK Sıcak ülkelerde yetişen bodur bir ağaç ve bu ağacın yara tedavisinde kullanılan reçinesi.:ANZAROT Sıcak ülkelerde yetişen,dini törenlerde yakılan ve yanarken güzel koku veren,odunu ve kabuğu hoş kokulu bir ağaç.:ÖD AĞACI Sıcak ve ılık denizlerde yaşayan bir balık. : İSPAROZ Sıcak ve ılık denizlerin kıyı bölgelerinde yaşayan kemikli bir balık türü.:SARIKUYRUK Sıcak yenilen bir çeşit peynirli tel kadayıf. : KÜNEFE Sıcak, nemli iklimlerde oluşan, demir oksit ve alüminyum bakımından zengin bir cins toprak.:LATERİT Sıcak,kızgın,yakıcı.:HAR Sıcakta biçim verilmeye elverişli,soğukta oldukça sert olan,kalıplandıktan sonra biçim değiştirmeyen yapı malzemesi.:TERMOPLAST Sıçanotu,zırnık. : ARSENİK Sıfat-fiil.:ORTAÇ Sığ deniz. : NERİTİK Sığ sularda ağır yükleri taşımak için kullanılan altı düz tekne. : ŞAT Sığ sulardaki çalılıkların dibinde yaşayan küçük balık.:ANABAS Sığınak,barınak.:MELCE Sığınak.:MELAZ Sığır çobanı.:HODAK Sığır sürüsü. : NAHIR Sığır sürüsünün otlamaya gitmeden önce toplandığı yer.:GEZEKLİK Sığır tüccarı,kasaplık hayvan tüccarı.Koyun,keçi,sığır gibi kesilecek hayvanların ticaretini yapan kimse.. : CELEP Sığır vebası. : ÇOR Sığır vebası. : MALKIRAN Sığır veya davar otlatan küçük yaştaki hizmetkar.:HODAK Sığır yavrusu.:BUZAĞI Sığır,öküz anlamında sözcük. : BAKAR Sığırcık. : LALESAR Sığırın ağzından akan salya.:MEMEŞ Sığırın öd kesesinden çıkan ve sarılığı iyi ettiğine inanılan taş. : HARAZA Sığırtmaç, sığır çobanı. : BAKKAR Sığla yağı’da denilen ve günlük ağacından elde edilen balsam.:TIGALA Sıhhi tesisatta iki boruyu döndürmeden birbirine bağlanmasını sağlayan bağlantı parçası.:RAKOR Sıhhi,sağlığa yararlı. : HİJYENİK Sık çalı.:ÇIKRA Sık dokunmuş bir tür ince yünlü yada pamuklu kumaş. : GABARDİN Sık dokunmuş yünlü bir kumaş türü.:ÇUHA Sık dokunmuş,parlak,ince,yumuşak bir tür kumaş.:MUSLİN Sık gözlü ağ.: TOR Sık orman. : KAPUZ Sık sık hastalanan,sağlıksız kimse.: NANEMOLLA Sık ve küçük taneli bir çeşit ekşi üzüm.:ACIKARA Sıkı dokunmuş bir tür, ağır pamuklu kumaş. : DİMİ Sıkı düzen,disiplin.:ZAPTURAPT Sıkı kapanan bir fermuar türü.:ZİP Sıkılıp suyu alınan üzüm ve başka meyvelerin posası. : CİBRE Sıkılmış üzümün cibresinden yapılan sert bir Fransız içkisi. : MARK Sıkıntı verici,bunaltıcı.:MUKASSİ Sıkıntı, dert. : GAİLE:BUN:KASVET Sıkıntı,çarpıntı.:HAFAKAN Sıkıntı,üzüntü.:KOYUNTU.:MİHNET Sıkıp suyunu çıkarma.:TASİR Sıkışık.:DARAÇ Sıkıştırılmış bitki tellerinden yapılan mukavva yada tahta. : FİBER Sıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılan tahta. : SUNTA Sıkıştırma aleti,pres.:CENDERE Sıkma,sıkarak bağlama.: ŞET Sınıfta bırakma. : İPKA Sınır boyu. : SERHAT.:UÇ Sınır geçme izni. : PASAVAN Sınır nişanı.:URA Sınır,uç. : HAD Sınırdan geçiş belgesi. : LESEPASE Sınırları haritalarla belli edilmiş arazi parçası.:PARSEL Sır saklamayan.:BEYHAN Sır saklayan,ağzı sıkı.:KETUM Sır,gizli tutulan şey.:RAZ Sır.:GİZEM Sıra,nöbet.:KEŞİK Sıralaç. : KLASÖR Sıraları geriye veya kenarlara doğru yükselen tiyatro salonu.:AMFİTEATR Sıralayan. : RATİB Sırası gelince kullanılmak için saklanan yemeklik şeyler, zahire. :AŞLIK Sırbistan parası (kısa).:RSD Sırbistan’a özgü bir halk dansı.:KOLO |
Sırbistan’ın internet kodu.:RS Sırçadan yapılmış büyük bira bardağı. :ŞOP Sırf buğday yolmakta çalıştırılan tarım işçisi. : ABERECİ Sırlar. : SERAİR Sırma veya gümüş işlemeli bir tür ipekli kumaş. : BROKAR Sırma yada sırma taklidi telle işlenmiş bir tür kumaş.:ISTUFA Sırmalı pamuk ipliği.:KILAPTAN Sırmayla işlenmiş,sırmalı.:ZERKAR Sırplara özgü erik rakısı. : SLİVOVİÇ Sırsız porselen veya seramik.:BİSKÜVİ Sırsız seramik.Sarıdan kızıl kahveye kadar değişik renklerde tuğla ve kiremitten çok daha düzgün, ince dokulu pişmiş toprak. : TERRAKOTTA Sırt yüzgeci uzun ve geniş küçük bir balık.:HOROZBİNA Sırta alınan,kolsuz manto veya kısa ceket.:KAP Sırtı sarı,karnı mavimsi yeşil renkte bir kuş.:ARIKUŞU Sırtında büyük dikenleri olan bir balık.:VATOZ Sırtlan. : ANDIK Sırtta taşınan yük.:ŞELEK Sıska. : ARIK Sıtma tedavisinde kullanılan bir ilaç.:ATEBRİN Sıtma. : MALARYA Sıvı ölçer.:AREOMETRE Sıvı yağlara, verniklere ve yağlı boyalara az miktarda katıldığında kuruma özelliğini artıran madde.:SİKATİF Sıvı yakıtı kolayca yanabilecek taneciklere ayırarak püskürten araç.:BRÜLÖR Sıvıları ölçmede kullanılan,bir desimetreküp hacminde ölçü birimi.:LİTRE Sıvıları,solukla içine çekip kaptan kaba aktarmaya yarayan cam boru.:PİPET Sıvılaştırılmış petrol gazı anlamında kullanılan kısaltma.:LPG Sıvılaştırılmış petrol gazı.:LPG Sıvının sertlik derecesi.:PH Sızlatan,ağrı veren.:VECİ Sibirya Ren geyiği./Amerika Ren geyiği. : KARİBU Sibirya’da yaşayan bir halk.:SAMOYED Sibirya’daki sık ormanlara verilen ad. : TAYGA Sibirya’nın Kuzey Buz Denizi kıyısındaki steplerde yaşayan göçebe bir halk. : SAMOYETLER Sicilya kökenli Newyork mafyasına verilen ad. : COSANOSTRA Sicilya’nın , içine alkol katılarak yapılan tatlı şarabı. : MARSALA Sida adlı bitkiden elde edilen ve dokumacılıkta kullanılan lif. : KADYA Sigara artığı. : İZMARİT Sigara içilecek yer.:FÜMÜAR Sigara makinesinde,içine kıyılmış tütün doldurularak sarılmış uzun ve şerit halinde sigara.:MAKARON Sigorta için verilen ücret. : PRİM Sigortada yapılan değişiklikleri gösteren ve poliçeye eklenen belge.:ZEYİLNAME Sih dininin kurucusu. : NANAK Sihirli,büyülü.:FÜSUN Sihizm’de kişinin bu dünyada yaptıklarının öteki alemdeki hayatına tesir edeceğine inancını anlatan terim.:KARMA Sihlerin Hindistan’da kurmak istedikleri bağımsız devletin adı. : HALİSTAN Sihlerin kutsal kitap olarak belledikleri peygamber öğretilerine verilen ad,/ Hindu üstadına verilen ad. : GURU Siirt yöresine özgü, nohutlu ya da kıymalı ıspanak yemeği. : PİRTİKE Siirt ilinde bir kaplıca.:LİF Siirt ve Diyarbakır yörelerinde düzenlenen “cigor” şenliği sırasında yapılması gelenekselleşmiş olan bumbar dolmasına verilen ad. : ZİMBİLOK Siirt ve Diyarbakır yörelerinde Şubat ayında yapılan bahar şenliği.:CİGOR Siirt ve Şırnak yöresinde el tezgahlarında dokunan bir tür kumaşa ve bu kumaştan yapılan iki parçalı erkek giysisine verilen ad.:ŞALŞEPİK |