BULMACA SÖZLÜĞÜ
A
B C Ç
D E F
G H I
İ J K
L M N
|
|
Tabaklanarak boyanmış ve cilalanmış deri.:SAHTİYAN Tabaklanmamış sığır derisinden yapılan ve deliklerine geçirilen şeritle sıkıca bağlanan ayak giyeceği.:ÇARIK Tabaklanmış deri.:GÖN Tabaklanmış koyun derisi.:MEŞİN Tabaklanmış,çoğu zaman kırmızı renkli ve yumuşak koyun derisi.:FİLALİ Tabaklık,sepicilik.:DEBAGAT Tabanca.:PİSTOLE Tabanı meşinden olan mest.: LAPÇİN:EDİK Tabanı meşinden yapılmış mes , edik.:LAPÇIN Tabanı tahtadan yapılmış deri bir ayakkabı türü.:KALOŞ:GALOŞ Tabiat seslerine benzer seslerle yapılan sözcük,ses yansıması :ONOMATOPE Tabiat, huy. : HASLET Tabut. : SAL Tac Mahal’in bulunduğu kent. : AGRA Tacikistan’ın başkenti.:DUŞANBE Tacikistan’ın internet harfleri.:TJ Tacikistan’ın para birimi.:SOMONİ Taç yaprak.:PETAL Taç.:İKLİL Tadarak kontrol etmek.:DEGÜSTASYON Tadı acı ve ekşimtırak,buruk olan. : KEKRE Tadı ve kokusu karabibere benzeyen bir tür baharat.:KAKULE Tadını artırmak için çay harmanına katılan beyaz bir çay türü.:AKKUYRUK Taflan ağacının,Lazkirazı’da denilen meyvesi. : KARAYEMİŞ Tahıl ambarı. : PETEK Tahıl demetlerinin saplarından yapılan yığın. : ÇUĞUL Tahıl için kullanılan sekiz kiloluk ölçek. : ŞİNİK Tahıl kuyusu. : SARPIN Tahıl ölçmede kullanılan bir ölçek. : KİLE Tahıl ölçmeye yarar kap. :ÖLÇEK Tahıl tanelerinde kabuk.:KAPÇIK Tahıl tanesi,evin.:HABBE Tahıl unlarından nişasta çıkarıldıktan sonra geri kalan albüminli madde.:GLUTEN Tahıl yığını. : ÇEÇ Tahıl,kepek ve kendir tohumu karışımından oluşan at yemi.:MAŞ Tahıl,yiyecek veya eşya saklanan yer.:AMBAR Tahılı aletler kullanarak başaktan ayırma işi.:HARMAN Tahılı saman ve kavuzlardan ayırmaya yarayan,kıldan yada kamıştan yapılmış elek.:TEPİR Tahılı yabancı maddelerden ayırmak için kullanılan aygıt.:SELEKTÖR Tahılın taş ve samanla karışması./Harmanda ürün kalıntısı. : AFARA Tahılın taşlarını ayıklamakta kullanılan,budaksız ağaçtan yapılmış az kenarlı tepsi.:EVSECEK Tahin,nohut,patates ve soğanla yapılan meze.:TOPİK Tahitili kadınlardan esinlenerek oluşturulmuş bir plaj giysisi. Üzerinde basılı büyük motifler bulunan ve Tahiti’de göğsün üstünde yada belde düğümlenerek giysi olarak kullanılan kumaş parçası. : PAREO Tahmini,tahmin edilen.:MUHAMMEN Tahsildar.:CABİ Tahsin YücelL’in bir romanı. : YALAN Taht. : ERİKE.:SERİR Tahta ayakkabı. Tek bir tahta parçadan yada tahta parça üzerine tutturulmuş kösele bir üstlükten oluşan ayakkabı. : SABO Tahta kaşık.:MİLAKA Tahta kepçe. : ÇÖMÇE Tahta kılıçlarla yapılan Japon dövüş sporu. : KENDO Tahta kırpıntısı.:TALAŞ Tahta maşa. : ŞAKŞAK Tahta ve kereste biçmeye yarayan,elektrik ve su gücüyle çalışan büyük bıçkı. : HIZAR Tahta,ağaç yontmaya ve çivi çakmaya yarayan,kısa saplı,bir yanı keskin ağızlı çelikten yapılmış araç.:KESER Tahta,çinko gibi hafif şeylerden yapılmış eğreti yapı.:BARAKA Tahtacılar da denilen konar göçer Türk topluluğu. : AĞAÇERİLER Tahtadan kafes biçiminde yapılmış portatif ev.:DERİMEVİ Tahtadan parçaları uç uca takılı,uzun bir boru biçiminde,perdeli bir üflemeli çalgı. :FAGOT Tahtadan topları,tokmaklar yardımıyla bazı kurallara uyarak ve belli bir yolu izleyerek küçük kemerlerin altından geçirmeye dayanan oyun.:KROKET Tahta perde. Tahtaların yan yana getirilmesinden meydana gelen her türlü kaba kaplama.:TARABA Tahtalı da denilen iri bir güvercin cinsi.:ALABOYUN Tahttan indirilen bir hükümdarın yeniden tahta çıkarılmasına taraftar olan. : LEJİTİMİST Taka’dan büyük, baş ve kıç tarafı yukarı kalkık bir çeşit Karadeniz teknesi.:ÇAPAR Takdim etme. : LANSE Takım yıldız. : ALTIKARDEŞ Takım,çeşit.:MAKULE Takımlar grubu, küme. : LİG Takıntı,saplantı.:OBSESYON Takla böceği.:ELATER Taklit.:İMİTASYON Taklitçi.:MUKALLİT Takma ad,rumuz.:NİCKNAME Takma saç. : PERUK Takoz gibi parçalar. : BESİ Takoz. : KISKI Taksim eden,bölüştüren,ayıran.:MUKASSİM Takunya. : NALIN Talih, şans, uğur.. : NEVAL : KUT Talimatname.:YÖNETMELİK Tallı bitkilerin,çoğu sularda yetişen ilkel yapıdaki örneklerine verilen genel ad.:: YOSUN Tam açılmamış çiçek.:GONCA Tam olgunlaşmamış ekin.:ALACATEK Tam tersine.:BİLAKİS Tambura benzeyen maden gövdeli bir saz türü.:CÜMBÜŞ Tan vakti,gün ağarması.:FECİR:SEHER Taneleri hayvan yemi olarak kullanılan ve mercimeğe benzeyen bir bitki.:BURÇAK Taneleri için yetiştirilen ve dıştan bakıldığında mısırı andıran tarım bitkisi. : SORGUN :SORGUM Tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı. : RASTIK Taneli yada tanesiz saman yığını.:NODA Tanınan,bilinen varlıkları görme,işitme gibi duyu organları yoluyla ayırt edememe durumu,tanısızlık.:AGNOSİ Tanınmış, bilinen. : MARUF Tanıtma filmi.:FRAGMAN Tanıtma yazısı.: JENERİK Tanıtmalık.:PROSPEKTÜS Tanrı alemi.:LAHUT Tanrı birliği.:VAHDANİYET Tanrı buyruğu.:FARİZA Tanrı ile şakalı,takılmalı bir söyleşiyle yazılan tekke edebiyatı şiir türü.:ŞATHİYE Tanrı katı. : LEDÜN Tanrı korusun. : MAZALLAH Tanrı saygısı ve ahret kaygısından ötürü günah işlemekten titizlikle kaçınma.:VERA Tanrı seni korusun anlamında kullanılan bir deyim.:SANEKALLAH Tanrı yoluna girme. / Tövbekar olma. : İNABE Tanrı, sahip, efendi, azat olmuş köle, terbiye eden. : MEVLA Tanrı,tanrıça,evrenin doğuşu ile ilgili düşsel,alegorik anlatımı olan halk öyküsü. : MİTOS Tanrı. : ÇALAP : OGAN:YEZDAN Tanrı’nın insan ruhlarını yarattığı zaman.:ELEST Tanrı’nın varlığını ve İslam dininin doğruluğunu konu edinen bilim. : KELAM Tanrı’ya şükretme.:HAMD Tanrıbilim.:ARGONOMİ Tanrıcılık.: TEİZM Tanrıdan bir şey dilemek amacıyla söylenen söz.:YAKARI : DUA Tanrılar tarafından kendisine emanet edilen kutuyu merakına dayanamayarak açan ve umut dışında bütün kötülüklerin dünyaya yayılmasına neden olan mitolojik kahraman.:PANDORA Tanrılık sıfatı,Allahlık vasfı.:ULUHİYET Tanrının birliği,bir olması.:VAHDANİYET Tanrının birliğine inanan.:MUVAHHİT Tanrının Yahudilere gönderdiğine inanılan buyruklar.On emir.:EVAMİRİAŞERE Tanrısal. : LAHUTİ Tanrıtanımaz(Ateist). : ATE Tanrıya boyun eğme,gönlü saygı ve korkuyla dolu olma.:HUŞU Tanrıya eş ,ortak koşma. .:ŞİRK Tanrıya şükretme.:HAMT:HAMD Tanrıyı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden,Tanrı için başka herhangi bir güç ve nitelik tanımayan,vahyi reddeden görüş.:DEİZM Tanrıyı,insanı ve genel olarak varlığı harfler ve sayılarla açıklayan tarikatın taraftarı.:HURUFİ Tantal’ın simgesi.:TA Tanyerinde güneş doğmadan önce beliren kızıllık. : FECİR Tanzanya plakası. : EAT Tanzanya’da bir kent.:ARUŞA Tanzimat döneminde trajedi,dram anlamında kullanılan sözcük.:HAGARAGORT Tanzimat’a kadar her türlü davaya,Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme,boşanma,nafaka,miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları. : KADI Tanzimat’tan Meşrutiyet’e kadar Türkiye’de kullanılan,yakası kapalı bir tür redingot.:İSTANBULİN Tanzimat’tan sonra kolağası rütbesine eşit olan sivil unvanı.:RABİA Tanzimat’tan sonra,Osmanlı yönetim teşkilatında sancakların yöneticisine verilen ad.:MUTASARRIF Tapınaklarda yada mezarlarda ölünün heykelinin konduğu mihrap.:AEDİCULA Tarama işleminden geçirilmiş ipliğe ve bu iplikle dokunmuş kumaşa verilen ad. : PENYE Tarhana otu da denilen kokulu bir bitki.:ÇÖRTÜK Tarhana,bulgur yapmak için kullanılan,kabuğu soyulmuş ve kırılmış buğday.:GÖCE Tarım bilim.:AGRONOMİ Tarım işçisi.:RENÇBER:IRGAT Tarıma elverişsiz toprak:GEN Tarıma zararlı bir böcek. : MANAS Tarımda bir yılda elde edilen herhangi bir ürünün toplamı.:REKOLTE Tarımda kullanılan bir mantar ilacı.:ZİRAM Tarih öncesi dinsel konu ve kahramanlarla ilgili olağanüstü olayları konu alan şiire verilen ad.:DESTAN Tarih öncesi çağlarda İspanya’da yaşayan ve bu yarımadaya adını veren halk. :İBERLER Tarih öncesi çağlarda tanrılara adak olarak sunulan heykelciklere verilen ad.: İDOL Tarih öncesine dayanan efsane. : MİT Tarihe aykırılık,çağa uymama.:ANAKRONİZM Tarihi olayların zaman bakımından sırası.:KRONOLOJİ Tarihsel coğrafyada Anadolu’nun Lykia bölgesinde,kalıntıları Fethiye ilçesi yakınlarında bulunan antik kent.:TLOS Tarihsel koşullar ne olursa olsun devletin ortadan kaldırılması gerektiğini savunan öğreti.:ANARŞİZM Tarihte gariplikleriyle tanınan bir kavim.:AMALİKALAR Tarihte İran’da kullanılan bir soyluluk unvanı. :MİRZA Tarihte Kırım Hanlığında veliahta verilen unvan.:KALGAY Tarihte kölelerden kurulu bir asker sınıfı.:KÖLEMEN Tarihte,demirden veya tunçtan dökülmüş,yuvarlak ve boş olan, içine patlayıcı maddeler doldurulup havan topu veya elle atılan yuvarlak bir tür bomba. : HUMBARA Tarihte,Rumeli’de oturan Rumeli fatihlerinin torunlarına,bölge fethedildikçe Anadolu’dan getirilerek buraya yerleştirilenlere ve bunlardan oluşturulan askeri örgüte verilen ad.:EVLADIFATİHAN Tarikat ehlinin başlığında bulunan kabarık dilimler. : TERK Tarikat inancında en yüksek makama ulaşan kutbun sağında ve solunda oturan iki imama verilen ad.:İMAMAN Tarikatlarda şeyhlik makamı. : POST Tarikattan olanların barındıkları, ibadet ve törenleri yaptıkları yer.: DERGAH Tarikattan olanların barındıkları,ibadet ve tören yaptıkları yer,dergah.:TEKKE Tarla faresi. : GELENİ Tarla ve yol kenarlarında yetişen,çiçekleri hekimlikte kullanılan bitki.:ŞAHTERE Tarla,bağ,bahçe gibi yerlerden kaldırılan ürünlerden arta kalanlar.:TARAŞ Tarla,bağ,bahçe gibi yerlerden toplanan üründen artakalanlar.:TARAŞ Tarla,bahçe gibi yerlerde ağaç dallarından örülmüş barınak. : ÇARDAK Tarlada açılan su yolu, tarlayı sulamakta kullanılan tahta oluklar.: ABARA Tarlada saban izi. : ABARA Tarlakuşu,toygar.:TURGAY Tarlalarda sele karşı taştan yapılmış set.:ÖRÜ Tarlanın saban iziyle ayrılan parçalarından her biri,evlek.:ANAVUL Tarlaya atılan tohumu örtmek için gezdirilen ağaçtan yapılmış araç. : TAPAN Tarsus yakınlarında dinlence yeri olarak kullanılan ünlü yayla. : NAMRUN Tartışma,çekişme,münakaşa etme.:CEDEL Tarz,cins,çığır.:JANR Tarz,şekil.:MİNVAL Tarz.:STİL Tasarı. : LAYİHA Tasarım.:DİZAYN Tasavvuf inançlarını benimseyerek kendisini Tanrıya adamış kimse,sofi.:MUTASAVVIF Tasavvuf ve tekke müziğinde bir form. : SAVT Tasavvufta,Allah’ın maddesel ve bedensel kuluyla birleşerek tekleşmesi.:HULUL Tasavvufta,kalbin sezgi yoluyla elde ettiği duyu üstü bilgi.:MARİFET Tasım mantığında, bir önermenin anlamı. : VEKTON Taslak :ESKİZ Tasvir. : BETİM Taş bilimi.:LİTOLOJİ Taş devrinin son çağı ile ilgili.:NEOLİTİK Taş dibek. : SOKU Taş kırıntısı. : MICIR Taş kırmakta kullanılan büyük çekiç. : VALYOS: BALYOZ Taş levreği. : MİNAKOP Taş pamuğu,kaya lifi.:ASBEST Taş silindir . : LOĞ Taş ve tunçtan yaptığı soyut ama organik biçimli yapıtlarıyla XX. Yüzyılın önde gelen sanatçılarından biri olan ünlü İngiliz heykeltıraş. : HENRİ MOORE Taş veya ağaçtan yapılmış büyük havan.:DİBEK Taş veya mermerden oyma mezar.: LAHİT Taş veya tuğladan yapılmış olan. : KAGİR Taş ya da sıva yüzeyini taraklamaya,yumuşak taşları yontmaya yarayan bir tür taşçı çekici.:DİŞENGİ Taş yontmaya yarayan alet,taşçı kalemi.:MİNKAR Taş.: SENG Taşa veya duvara delik açmak için kullanılan uzun,ağır ve bir ucu sivri demir.:KÜSKÜ Taşçı,taş ustası.:HACCAR Taşınabilir yatak.: SEDYE Taşınır tahta perde. : PARAVAN Taşınır ya da taşınmaz bir malın belirli bir süre sonunda tek taraflı bir satış vaadiyle kiraya verilmesi.:LEASİNG Taşınmaz malların aşınmalarına karşılık olarak yıllık kardan ayrılan belirli pay.:AMORTİSMAN Taşıtlara yolun açık veya kapalı olduğunu göstermek üzere renkli levhalar ya da ışıklarla işaret veren dikme. : SEMATOR Taşıtlarda lastiklerin takıldığı tekerleğin çember biçimindeki bölümü.:JANT Taşıtlarda yükün yükseklik ölçüsü.:GABARİ Taşıyan, yüklü. : HAMİL Taşıyıcı ahşap direkler üzerine çakılan çıtalar ya da kamışlar üzerine sıva vurularak yapılan duvar ya da tavan.:BAĞDADİ Taşizm’ de denilen soyut resim anlayışı. : LEKECİLİK Taşlama, iğneli söz. : TARİZ Taşların yapısını inceleyen bilim.: LİTOLOJİ Taşların yüzlerini düzlemede kullanılan çekiç.:BUCARDA Taşlayarak idam cezası. : RECİM Taşlı tarla.:LEÇE Taşlı,çakıllı yol.:NALDÖKEN Taşlık yer, çıplak tepe. : ÇAL Taştan yapılmış kemerli büyük köprü.:KANTARA Tatar hanlarına verilen unvan. ALTAN Tatar mutfağına özgü,kuşbaşı et ve pirinçle hazırlanan bir tür börek.:KÖBETE Tatlı su ıstakozu.:KEREVİT Tatlı su kefali.:KEPENEZ Tatlı su levreği.:PERKİ Tatlı sularda yaşayan bir tür gelincik balığı . : LOTA Tatlı sülümen. : KALOMEL Tatlı ve pasta yapımında kullanılan bir tür krem peynir.:LABNE Tatlı ve sulu bir şeftali cinsi.:HALE Tatlı,tuzlu,ekşi ve acı tatları dışında kalan beşinci tat.:UMAMİ Tatsız tuzsuz yiyecekler için kullanılan söz. Çürük yumurta gibi kokan. : SASI Tatsız ve çok konuşan,geveze.:ZEVZEK Tavan resmi. :PANO Tavan tahtalarının arasına çakılan ince çıta. : ŞİŞE:ŞÜŞE Tavana yerleştirilen elektrik armatürü.:PLAFONİYE Tavanla çatıyı ayıran boşluk.:BOSU Tavla oyununda pul dizilen yer. : KAPI Tavlada beş.:PENÇ Tavlada dört sayısı. : CİHAR Tavlada üç sayısı. : SE Tavşan kulağı,siklamen. : BUHURU MERYEM Tavşan vebası,avcı hastalığı gibi adlar da verilen ve kenelerle bulaşan bir hastalık.:TÜLAREMİ Tavşan yavrusu.:ÇİŞİK Tavuğun göğüs etiyle hazırlanan ve pişmiş hamurla yenen bir tür çorba. : ARABAŞI Tavuğun istenilen yere yumurtlamasını sağlamak için kullanılan beyaz taş. : FOL Tavuk ayağındaki uzantı.:MAHMUZ Tavuk eti,patlıcan ve pirinçle yapılan bir yemek.:ÇEVİRME Tavuk eti,sarımsak ve ekmekle yapılan bir çeşit pilav.:SENGESER Tavuk etiyle hazırlanan bir tür yemek. : KİEVSKİ Tavuk için kuluçka.:LOGA Tavuk kümesi. : PİN Tavuk yada dana etiyle yapılan bir tür yemek. : ŞNİTZEL Tavuk,balık,dana ve kuzu etlerinin kemiklerinin çıkartılarak dilimlere ayrılması.:FİLETO Tavuk,et yada balığı ızgarada pişirerek yapılan bir Japon yemeği.:TERİYAKİ Tavukbalığı.:MEZGİT Tavukçulukta bir yumurta ırkı.:MİNORKA Tavukların yumurtlaması için hazırlanmış yer.:FOLLUK Tayfa yamağı.:MİÇO Tayfı kırmızıya doğru şiddetli bir kayma gösteren,yıldız görünümlü ve ışınım gücü çok yüksek gök cismi.:KUAZAR Tayland’ın eski adı. : SİYAM Tayland’ın para birimi.:BAHT Taze bitkileri kıydıktan sonra,laktik mayalanmadan yararlanmak üzere bir siloya doldurarak yada yığın haline getirerek koruma ve saklama yöntemi.:SİLAJ Taze soğan ve etle yapılan bir yemek.:ŞİVEYDİZ Taze soğan ve marulla pişirilmiş kuzu eti yemeği.: KAPAMA Taze tarhana.:OVMAÇ Taze tüketilen bir kekik çeşidi.:ZAHTER Tazelik, sevinç. : NÜZHET Tebeşir.:GİRİT TAŞI Tecrübeli oyuncu.:VETERAN Tecrübeli,usta.:EKE Tecrübeye dayanan.:AMPİRİK Tedirgin.:BİZAR Tefarik otu da denilen,kokulu ve esanslı bir yağ elde edilen otsu bir bitki.:PAÇULİ Tefecilik. Bir malı çok fazla karla satma. : MURABAHA Teğmen.:MÜLAZIM Tehlike durumu,imdat,yardım.:CAR Tehlike durumu. : CAR Tehlike sınırı.:RUBİKON Tehlikeli durum.: VARTA Tehlikeli son.:VEHAMET Tehlikesiz salgı bezi uru. : ADENOM Tek yada çok hücreden oluşan , vücudun bütün dış ve iç yüzeylerini kaplayan doku.:EPİTELYUM Tek at koşularak çekilen, üzeri kapalı, yanları açık bir tür araba. : PARAŞOL Tek başına oynanan bir iskambil oyunu.: SOLİTER Tek biçim.:STANDART Tek bir hücre veya organizmadan eşeysiz üreme yoluyla türetilmiş,genetik yapıları birbirinin tıpatıp aynı hücre veya organizmalar topluluğu. : KLON Tek bir mekanda geçen TV komedi dizilerine verilen ad. : SİTCOM Tek deste kağıtla oynanan bir iskambil oyunu. : PİNAKİ Tek düze,monoton.:YEKNESAK Tek eşlilik.:MONOGAMİ Tek hörgüçlü deve. : HECİN Tek kağıt tabaka üzerine basılan 16 sayfalık kırılmış kitap parçası.:FORMA Tek kişilik halk oyunu. : ALMADERE Tek kişilik iskambil oyunu.:PASYANS Tek kişilik ve yelkenli yarış teknesi. : FİNN Tek kurşun atan bir çeşit tüfek.:MARTİN Tek odalı daire.: STÜDYO Tek parça deri veya uzun esnek bir değneğin ucuna sırım bağlanarak yapılmış vurma aracı.:KIRBAÇ Tek parça hayvan postundan yapılan ceket. :GOCUK Tek parçadan oluşan bir kadın giysisi türü.FİSTAN Tek sıra elmastan ya da inciden gerdanlık. : AKARSU Tek tanrıcılık.:MONOTEİZM Tek tek resimleri ya da hareketsiz resimleri gösterim sırasında hareket duygusu verebilecek biçimde düzenleme ve filme aktarma işi. : ANİMASYON Tek tohumluk kuru meyve. : AKEN Tek tük ağaç bulunan kayalık. : GER Tek ve belirli bir yıldız. : KEVKEP Tek veya çok hücreden oluşan,vücudun bütün dış ve iç yüzeylerini kaplayan doku.:EPİTEL.:EPİTELYUM Tek,eşi benzeri olmayan.:FERİT Tek,eşsiz,biricik.:YEKTA Tek,eşsiz.:YEKTA Tekçilik. : MONİZM Tekel idaresine eskiden verilen ad. : REJİ Tekelci sermaye piyasasında,bir takım ticaret,üretim kuruluşlarının,genellikle kazanma veya başka kuruluşlara karşı tutunabilme gibi amaçlarla aralarında kurdukları dayanışma birliği.:KARTEL Tekelci sermayedarlığa dayalı ortaklıklar birliği.:TRÖST Teker biçiminde yassı nesne.:AĞIRSAK Tekerleğin çıkmaması için at arabasının dingiline takılan demir bilezik.:KATALAK Tekerlek biçiminde,sarı renkte,kaşara benzeyen bir tür peynir. : KAŞKAVAL Tekerlek biçimindeki kaşar peyniri.:DALAK Tekerlekli Alman motosikleti.:TRİKE Tekerlekli araçlarda lastiği tutan çember biçimindeki parçalardan her biri. : İSPİT Tekerlekli ayakkabı.:PATEN Tekir cinsinden bir balık.:ŞENDERE Tekirdağ’ın bir ilçesi. : SARAY Tekirdağ’ın Saray ilçesinde kumsalıyla ünlü turistik bir yöre.:KASTRO Tekke edebiyatı şiir türlerinden biri. : NEFES Tekke edebiyatında,insanın Tanrıdan çıkıp tekrar Tanrıya döneceğini işleyen şiir türü. : DEVRİYE Tekkelerde ayini yöneten kimse.:PİŞKADEM Tekli. : SİNGLE Tekne ziftleme. : KALAFAT Teknecik de denilen,sarı çiçekli ve otsu bir bitki.:ÇEVRİNCE Teknelerde hamuru kazımaya yarayan araç.:ISIRAN Teknelerle suyun dibinde sürüklenerek çekilen, geniş ağızlı balık ağı. : TROL Teknenin kıyıya yanaşması.:ABORDA Tekstilde,çözgüsünde organze,atkısında pamuk ipliği kullanılan dokuma.:GLORİA Tekstilde,rezerve baskıyla elde edilen bir süsleme yöntemi ve bu yöntemle elde edilen dokuma.:İKAT Tektonik çukur. : GRABEN Tel durumundaki gümüşü,altını örerek veya bir şey üzerine kakarak yapılan iş.:TELKARİ Tel,kurşun boru gibi uzun ve bükülebilir şeylerin halka biçiminde sarılmasıyla yapılan bağ.:KANGAL Telemaque adlı eserinde kralların sınırsız gücüne karşı çıkan Fransız yazar ve rahip.:FENELON Telgraf alfabesi. : MORS Telgraf işaretlerini göndermek için,bir devredeki akımı kesmekte veya yeniden vermekte kullanılan araç.: MANİPLE Telkin yolu ile uyutmak.:İPNOTİZMA Telleri gerilerek yada tellerine vurularak çalınan,sapsız bir çalgı türü.:KİTHARA Tellerine iki küçük tokmakla vurularak çalınan bir çalgı türü.:SANTUR Telli balıkçıl. : OKAR Telli bir Azeri çalgısı. : TAR Telli bir bürümcük cinsi. : ŞİP Telli çalgılarda teli germeye yarayan burgu.:KULAK Telli çalgılarda telleri yüksekte tutan tahta köprücük. : EŞİK Telli çalgıları çalmaya yarayan alet.:PENA Tellür’ün simgesi. : TE Telsiz erişim protokolü.Cep telefonu abonelerinin sınırlı bir kanaldan internete erişimlerini sağlayan protokol.:WAP(Wireless Acces Protocol) Tembel,gayretsiz.:KEHEL Tembelce.:KAHİLANE Temel ağırlık birimi. : GRAM Temel ile zemin arasındaki yükseklik.:KOT Temel maddesi baharat katılmış domates olan bir tür sos.:KETÇAP Temel maddesi çift klorlu etil sülfür olan savaş gazı. : İPERİT Temel maddesi poliamit reçinesi olan dayanıklı ve esnek madde.:NAYLON Temel niteliğinde olan. : ASAL : ESASİ Temel önerme. : AKSİYOM Temel Reis olarak tanıdığımız çizgi film kahramanının orijinal adı.:POPEYE Temel. : BAZ Temeli taklide dayanan sözsüz oyun. : MİM Temiz iş kağıdı.:BONSERVİS Temiz kalpli.:OĞUZ Temiz, iffetli. : AKMAN Temiz, namuslu anlamında yerel sözcük. : ARCA Temiz,namuslu.:SİLİ Temiz,temiz ahlaklı.: NEZİH Temizlenmiş arpayı sütle pişirerek yapılan Polonya ve Rus yemeği.:KAŞA Temizlik işlerinde kullanılan bir cins toprak. : ARİNA Temizlik,arılık.:SAFFET Temriye denilen deri hastalığının halk arasındaki adı. : TEMRE Ten üzerine giyilen ince kadın fanilası.:KAŞKORSE Tende kızartı,kaşınma,sulanma,kabuk bağlama vs doku bozukluklarıyla kendini gösteren ve bulaşıcı olmayan bir deri hastalığı,egzama.:MAYASIL Teneşir, sedir, peyke. : KEREVET Teneşir. : SALACAK Tenis ve golfde,topa yanlamasına vurulan darbe.:SLİCE Tenise benzeyen ve bir tür tüylü topla oynanan oyun. : BADMİNTON Teniste hızlı, iyi, karşılanamayan servis atışı. : ACE Teniste topun çizdiği yol.Topu rakibin arkasına düşürmeyi amaçlayan vuruş. : LOB Tenktonik çukur. : GRABEN Teori. : KURAM Tepeli tavuk da denilen ve Güney Amerika’da yaşayan bir kuş.:HOAZİN Tepelikli bir papağan. : KAKADU Tepesi dar,kenarları geniş,kulak hizasına değin uzanan basık bir fes türü. : AZİZİYE Tepesi devrik ve ucu püsküllü başlık.:ÜSKÜF Tepki,reaksiyon.:AKSÜLAMEL Tepkili uçak. : JET Ter.: ARAK Teras,sundurma.:EYVAN Teratoloji.:ACAİBAT Terazi gözü. : KEFE Terazi yapıp satan kimse. :VEZNECİ Terazi. : MİZAN Teraziyi denklemek için hafif gelen gelen kefeye konulan ağırlık.:ABRA Terbiyum’un simgesi.:TB Tercüman.:DİLMAÇ Tercüman.:DRAGOMAN Terementi ağacının tohumu.: MENEVİŞ Tergal adı da verilen,sentetik iplikle dokunmuş kumaş türü. :TERİLEN Terim.:ISTILAH Terkedilmiş,kullanılmayan.:METRUK Terlemekten ya da sıcaktan vücutta görülen pembe kabartılar. : İSİLİK Termodinamik sıcaklık temel birimi.:KELVİN Termofor. : BUYOT Termostat.:ISIDENETİR Ters anlamlı kelimelere verilen ad.:ANTONİM Ters, aksi. : PAHAL Tersinden de aynı şekilde okunan sözcük yada tümce (pay ederek iki kerede yap örneğinde olduğu gibi ) . : PALİNDROM Tersinden okununca aynı anlamı veren söz.:ANAKİKLİK Terzilerin patron çıkarmak için kullandıkları bir tür saydam kağıt.:MULAJ Terzilikte ölçü almak için kullanılan,genellikle 1,5 m uzunluğunda şerit metre.:MEZURA Terzilikte yırtmaç anlamında kullanılan sözcük.:APERTURA Terzilikte yırtmaç.:APERTÜRA Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim vermesi işi,kesim.:FASON Tesadüf. : RAST Tesbihlerin baş tarafına geçirilen uzunca parça. : İMAME Tesir etmek. : ETKİMEK Testi.:SEBU Tevşih. : AKROSTİŞ Teyze,dayı,hala yada amcanın kız çocuğu.:KUZİN Tez canlı,içi tez,ivecen.:ACUL Tezat.:ANTAGONİZMA Tezhipçilerin altını dövmeleri sırasında tirşenin kenarlarından dışarı taşan parçalara verilen ad.:RAMAD Thomas Hobbes’un,”İnsan insanın kurdudur” sözünün de yer aldığı ünlü siyasetbilim yapıtı.:LEVİATHAN Tıbbın sindirim sistemi hastalıklarını inceleyen dalı.:GASTROENTOROLOJİ Tığ.:BİZ Tımar. : ZEAMET Tınlama.: TANİN Tıp dilinde “dış gebelik” anlamında kullanılan sözcük. : EP Tıp dilinde akciğer veremine verilen ad. : FTİZİ Tıp dilinde bel soğukluğu hastalığına verilen ad. : GONORE Tıp dilinde bere ,morarma,çürük anlamında kullanılan söz. : EKİMOZ Tıp dilinde bir ilacın ağızdan alınacağını belirten terim. : PEROS Tıp dilinde can çekişmeye verilen ad.:AGONİ Tıp dilinde derinin kanlanmasına verilen ad.:ERİTEM Tıp dilinde ergenlik, buluğ anlamında kullanılan sözcük. : ADOLESAN Tıp dilinde felçli anlamında kullanılan sözcük. : PARALİTİK Tıp dilinde idrar salgısının azalmasına verilen ad.:ANURİ Tıp dilinde ishal. : DİYARE Tıp dilinde kalp atışının hızlanmasına verilen ad.:TAŞİKARDİ Tıp dilinde kulak akıntısına verilen ad. : OTORE Tıp dilinde sarılık hastalığına verilen ad. : İKTER Tıp dilinde,nedeni bilinmeyen hastalıklar için kullanılan sözcük.:ESANSİYEL Tıp’ ta delidana hastalığının kısa yazılışı. : BSE Tıp’ta kuvvetsizlik: ADİNAMİ Tıpkıbasım.:FAKSİMİLE Tıpta bir çok sözcüğün bileşimine giren ve lif,sinir anlamı veren önek.:NÖR Tıpta iştahsızlık.:ANOREKSİ Tıpta tüm beslenme işlevlerinin ağır biçimde bozulması ve zayıflaması.:KAŞEKSİ Tıpta yapraklarından yararlanılan bir bitki,melisa. :OĞULOTU Tıpta yeniden oluşan doku. : NEOPLAZMA Tıpta,bir organı su vererek yıkayıp temizleme.:LAVAJ Tıraş etme,kazıma.:YÜLÜME Tıraşlı başlarını güneş ışınlarından ve gözlerini günaha sokacak nesneleri görmekten korumak için Buda rahiplerinin taşıdıkları palmiye yaprağından yapılmış büyük yelpaze.:TALAPAT Tırmanıcı balık.:ANABAS Tırnak kemirme hastalığı. : ONİKOFAJİ Tırnak keratini.:ONİKİN Tırnak, boynuz, kıl gibi üst deri ürünü olan yapıları oluşturan proteinli madde. : KERATİN Tırnak.:CIRNAK Tırpana balığı. Yan kanatları vücuduna yapışık,uzun kuyruklu,iri bir balık. : RİNA Tibet antilobu. : KİRU Tibet Budizminde,ölen bilge bir kişinin ruhunun girdiğine inanılan çocuklara verilen ad.:TULKU Tibet köylülerinin temel besinini oluşturan arpa unu.:TSAMPA Tibet öküzü. : YAK Tibet ve Keşmir’de hircus türü keçinin tüyleriyle dokunan ve özellikle şal yapımında kullanılan çok yumuşak bir dokuma.: PAŞMİNA Tibet’in merkezi olan kent. : LHASA Tibet’in yerel dini. : BON Tibetlilerin alfabelerine verdikleri ad.:DBUÇAN Ticaret eşyası taşımakta kullanılan , 10-15 tonluk , üçgen biçiminde yelkeni olan ticaret gemisi. :SALAPURYA Ticaret gemilerinde tayfaların başı.:LOSTROMO Ticaret gemisi sahibi.:ARMATÖR Ticaret mallarını saklamak için rıhtımda yapılan büyük depo.: DOK Ticaret. : TECİM Ticarette geciktirilmiş ödemeler için kullanılan sözcük.:ARİYERE Ticarette tasfiye.:LİKİDASYON Ticari değer taşıyan yaprak tütünlerin düşük kaliteli olanı.:KAPA Ticari mallara konulan ve elektronik olarak okunabilen,çubuklar biçimindeki simge.:BARKOD Ticari malların geçici olarak konulduğu yer. : SUNDURMA Ticari senetlerde,ödemeden sorumlu olanların ödememesi halinde üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. : AVAL Tifo aşısı.:TAB Tifo gibi bazı hastalıklara eşlik eden kas zayıflığı. : ADİNOMİ Tifo’ya neden olan basile verilen ad. : EBERT Tiftik keçisi kılından yapılan örgü yünü Tiftik keçisinin ince,yumuşak,parlak yünü.:MOHER Tiftik keçisinin yünü.:MOHER Tiftikten yapılan bir cins ince kumaş.:ŞALİ |
Tifüs hastalığına verilen bir ad.:LEKELİ HUMMA Tilki, samur, tavşan gibi hayvanların karın taraflarından elde edilen kürk. : NAFE Tilkinin ense postu kürkü. : CILKAVA Timur’un torunu ve Şahruh’un oğlu olup 1409-1449 yılları arasında Semerkant hükümdarı olarak bilimin gelişmesine büyük katkılarda bulunmuş, özellikle astronomi ve matematik alanlarında değerli eserler yazmış ünlü bilgin ve hükümdar. : ULUĞBEY Tipo baskıda kullanılmak amacıyla, üzerine kabartma olarak bir kompozisyon yada resim kopya edilmiş madeni levha. : KLİŞE Tire ve Ödemiş ilçelerine özgü bir tür bilye oyunu. : LEK Tirfil’de denilen bir tür yabani yonca.:KORUGAN Tiroit bezinin bulaşma dışında bir nedenle iltihaplanması hastalığı.:HAŞİMOTO Tiroit bezinin büyümesi hastalığı.:GUATR Tirsi balığı. : ALOSA Titrek, titreyen. : LERZAN Titreme korkusu.:TREMOFOBİ Titreme, ürperme. : RAŞE Titreme,titreyiş.:LERZE Titrer gibi dalgalanan ince kumaş.:TİRİLTİRİL Titreştirilince ana seslerden b,irini veren,U biçiminde,küçük bir çelik araç.:DİYAPAZON Tiyatro niteliği taşıyan radyo ya da televizyon yayını. : DRAMA Tiyatro oyunculuğunun yanı sıra Haraç-Mezat,Evrende Ellerimiz gibi şiir kitaplarıyla da tanınmış şair ve oyuncumuz.:SUAT TAŞER Tiyatro oyunları yazma sanatı.: DRAMATURGİ.:DRAMATURJİ Tiyatro sahnesinde dekorların hareket edebilmesi için yapılmış parmaklıklı tavan.:SOFİTA Tiyatro sahnesine ilk çıkan Müslüman Türk kadını. : AFİFE JALE Tiyatro ve sinemada teknik ustalıkla yapılan hile. : TRÜK Tiyatro yönetmenliği ve oyunculuğunun yanı sıra “Ayak Bacak Fabrikası” adlı oyunuyla da tanınmış yazarımız. : SERMET ÇAĞAN (1929-1970) Tiyatro,sinema gibi yerlerde,sahnenin bulunduğu ilk kata ve burada bulunan koltuklara verilen ad.:PARTER Tiyatro’da sahnenin gerisinde ve yanlarında bulunan bölüm. : KULİS Tiyatroda oyuncunun rol arkadaşının duyamayacağı şekilde seyirciye doğru yaptığı konuşma. :APAR Tiyatroda karşılıklı konuşma sırasında bir oyuncunun rol arkadaşının sorularına ya da sözlerine verdiği karşılık. : REPLİK Tiyatroda oyunun oynandığı sahneye verilen ad.:SKENE Tiyatroda sahne önüne rastlayan loca. :AVANSEN Tiyatroda sahne. : ŞANO Tiyatroda sahneye çıkma sırası gelen kişileri uyarmakla görevli kimse.:KONDÜVİT Tiyatrolarda oyunu alkışlamak için parayla tutulan kimse. : KLAKÖR Tiyatroya uygulanan masal. : FEERİ Togo’nun başkenti.:LOME Tohum için ayrılmış tahıl,tohum.:BİDER Tohum yaprağı.:ÇENEK Tohum,döl.:EMBRİYON Tohumda embriyonu kaplayan etli bölüm.: ÇENEK Tohumla saksıda ve tarlada üretilebilen bir süs bitkisi,güneş topu.:ACEMLALESİ Tohumları kırmızı bibere benzeyen bir bitki,çemen otu.:POY Tohumlarından elde edilen yağ,yapay kauçuk yapımında kullanılan bir bitki.:KOLZA Tohumlarından kandil yağı, çiçeklerinden sarı boya çıkarılan otsu bir bitki. : REZEDE Tohumlarından sabunculukta kullanılan bir yağ elde edilen ve Asya’da yetişen bir ağaç.:BASYA Tohumluk küçük soğan,arpacık soğan.:İSKELEN Tohumu kuş yemi olarak kullanılan kimi bitkilerin cins adı.:FAREKULAĞI Tohumu örten kabuk. : ÇENET Tohumu serperek,saçarak ekmek.:ÇİLEMEK Tok ve kalın ses. : DAVUDİ Tokaç,raket.:VURAÇ Tokat yöresinde yetişen bir tütün cinsi. : EREK Tokat yöresine özgü bir halk oyunu. : ANAKURU Tokat’ın Pazar ilçesinde,sarkıt ve dikitleriyle ünlü bir mağara.:BALLICA Tokat’ın Reşadiye ilçesinde bir göl.:ZİNAV Tokat’ta yetişen ve kaliteli bir şarap elde edilen beyaz üzüm çeşidi. : NARİNCE Tokmaklarla çalınan bir Afrika çalgısı.:BALAFON Tokyo kentinin eski adı. : EDO
|