|
Öldükten Sonra Dirilenler
Diyarbakır'ın
Maden kazasında bir kadının öldükten dört saat sonra, tekrar dirildiği ve
hadiseyi şöyle anlattığı bildiriliyor:
"Hiçbir hastalığım yoktu. Akşamdan başımda hafif bir
ağrı hissediyordum, öğleyin saat 12 sıralarında yere düştüm. İlk
hissettiğim şey, parmaklarıma bir sopa ile vurulması idi. Hatta ayıldıktan
sonra bile parmaklarım ağrıyordu. Orada ölen bütün akrabalarımı gördüm.
Beni yüksek bir tepenin üzerine çıkarıp her şeyi gösteriyorlardı.
1954 senesinde ölen kayın validemi, bir kapının
önünde domuz şeklinde bağlı gördüm. Niçin böyle oldu? dedim. Ben dünyada
misafir sevmediğim için onun cezasını çekiyorum, dedi.
1959 senesinde ölen Hulki Sel, ismindeki adam,
dünyada yetim malını yediği için boynuna zincir bağlamışlar, eziyet
çekiyordu.
7 yaşında ölen oğlumu yeşillikler içinde bir elma
ağacı altında elma toplarken gördüm.
1960 senesinde ölen Arif Danışman halen sağ olan
Şerif Harman'dan bir çap "bir ölçü" buğday borç almış, öldüğünde vermediği
için azab çekiyordu. Bana yemin verdirdi. "Oğluma söyle, borcumu götürüp
versin" dedi.
"Bu haber tamamen doğruydu. Nitekim oğlu, maden
işletmesinde çalışan Fahri Danışman babasının borcunu verdi."
Son olarak döneceğim sırada bana, "Senin çocukların
çok küçük, sana acıdık, iki sene müddet veriyoruz, iki sene sonra dünyayı
terk edeceksin, buraya geleceksin" dediler.
***
Bu çeşit olayları, Efendimiz devrinde de görmek
mümkündür. Nitekim, kız çocuğunun bir derede boğularak vefat ettiğini
söyleyen sahabiye Allah Rasülü acımış ve ondan kendisini oraya götürmesini
istemişti. Yanlarında daha birçok sahabe olduğu halde bu yere gelinmiş,
Efendimiz, kıza ismiyle hitap etmiş ve kızın "Lebbeyk Ya Rasülallah"
dediği duyulmuştu. Efendimiz kıza geri gelmek isteyip istemediğini sormuş,
o ise bulunduğu yerden çok memnun olduğunu ve geri dönmek istemediğini
söylemişti.
(Zaman 3.11.1993) |