|
Düşünce
Mecmuası,
15 Mayıs
1972
Selim
Sinan ÖZTÜRK
DÜŞÜNÜYORUM
Hava bulutlu. Gökyüzünü kara,
bulutlar kaplamış. Faruk Nafiz'in "CENNET ve
CEHENNEM"inde olduğu gibi, ortalığı nasıl bir kızıllık kaplamışsa
şimdide bulutlar yeryüzüne nüfuz etmişler sanki. Kime, neye baksam bulut
renginde görüyorum. Evler kırmızı-beyazlığını kaybetmiş, ağaçlar yeşilliğini
yitirmiş, iskeletleşmiş, donuk renge dönüşmüşler. Gözlerimin gördüğü bu renk
gibi içimde grileşmiş, bulut rengini almış sanki. Gözlerimden yaş gelmiyor
belki ama, ağlıyorum. Böyle bir his var içimde...
Düşünüyorum. Acaba herkes
benim gibi böyle pencere kenarına yaslanıp uzun uzun
düşüncelere dalabiliyor mu? Ama sanmam. Herkesin bir işi var çünkü. Herkes bir
işte... Lâkin aklıma güzel bir fikir geldi mi işi falan unutuyorum. Düşünce
daha değerli, daha mukaddes geliyor bana.. Çünkü insan hakikatleri düşüne
düşüne buluyor. Hz.
İbrahim (A.S) Allah'ı (cc) aramış, akli
muhakemesiyle, tefekkür, sayesinde bulmuştur. Düşünceden yoksun bir insanın
robottan farkı nedir ki?.
Düşünmek lâzımdır. Ama, öyle
boş şeyleri değil. Memleketin kalkınması için neler yapmalı, insanlığa yararlı
olabilmek için neler yapmalı diye toplumun bam
teline dokunan şeyleri düşünmek lâzımdır. Tabi iş sadece bununla da kalmaz.
Düşünceyi tatbik için bir aksiyon gereklidir en nihayet.. Hareket ister,
canlılık ister, ölçülü bir atılganlık ister memleket meseleleri. İstikbalin
emin adımları bu şekilde atılır.
İstikbal kahvelerde
sinemalarda futbol sahalarında aranmaz. İstikbal insan beyninde aranır. Beyin
çöplüğe döndü mü hayır gelmez artık ondan. Temiz olmalıdır, sağlam ve ince
duygularla örülmüş olmalıdır beyin.
Kötülükleri içinden atan,
daima güzel duygular besleyen, iyi şeyler düşünen mutlu kişi olurmuş. "Tatlı
yiyelim tatlı konuşalım" sözünü buna.uygulayalım da, iyi düşünelim, iyi kimse
olalım bari...
|