Pazar, Temmuz 25, 2021

05 Mart 1999

05 Mart 1999, Cuma – İZMİR

Artık yaşlanmaya başladığımı hissettiğim, kolesterol ve tansiyon derdine düştüğüm zaman, ister istemez oluşan moral bozukluğunu ve panik duygusunu atlatabilmemde, orta yaş krizini yenebilmemde çok yararı olan bir kitabın, altını çizdiğim satırlarını tekrar tekrar okuyorum.

“Cosby Ailesi” dizisindeki esprilerini, aile ilişkilerindeki doğallığı gülerek izlediğim Bill Cosby, ”Zaman Uçup Gidiyor” adlı kitabında, elli yaşın duygularını ince esprilerle anlatıyor. İşte kitaptan bazı bölümler:

“Elli yaş, bir ağacın genç, bir filin orta yaşlı olduğu bir yaştır.”

“Daha dün onbeş yaşımdaydım ve yaşlı dediğim insanlar, oturacak yer arayan kırk yaşlarında insanlardı. Şimdi bende onlar gibi oturacak yer arıyorum ve karım bana; -Çok fazla oturuyorsun, kalkıp bir şeylerle uğraşsana.- Olur diyorum, biraz sevişmeye ne dersin?. -Otur oturduğun yerde.”

“Yedi yaşındaki bir çocuk için on yaşındaki çocuk yaşlıdır, on yaşındaki çocuk için yirmibeş yaş orta yaştır ve elli yaşındaki bir insan, onun için arkeolojik bir eserdir.”

“Dedem, bunamaktan korkma, bunadığın zaman bunun farkında bile olmayacaksın derdi.”

“Yaşlandıkça, sert olması gereken organlar yumuşuyor, yumuşak olması gerekenler sertleşiyor.”

“Şüphesiz, zihninizin idrarınızdan daha berrak olduğu günlerde daha mutluydunuz.”

“Genç olduğum o günlerde altmış yaşlarında olup hala sevişebilen bir adamın sirkte gösterileceğini düşünürdüm.”

“Çoğumuz altın yıllarımız olacağı söylenen yıllara doğru ağır adımlarla ilerliyoruz ve oraya vardığımızda altının ayarının epey düşük olduğunu anlayacağız.”

“Elli yaşındaki bir adam için en utanç verici anlardan biri, kuyruk olmuş insanların baskısı altında idrarına çıkmak zorunda olmasıdır. Bir kadınlayken başarısızlığa uğramak farklıdır: Size bir öpücük verir ve hala şahane olduğunuzu ve bunun önemli olmadığını söyler, mesele de kalmaz. Fakat tuvaletteyken başarısızlığa uğradınızsa bir felakettir.”

“Çoğumuz dünü korumak isteriz, çünkü bugünden daha iyi olduğunu düşünürüz. Hafıza eski olayları ballandırır ve acı çektiğimiz günleri asla hatırlayamaz. (Eğer kadınlar çektikleri acıları hatırlasalardı tek çocuklu ailelerden oluşan bir millet olurduk).”

“Geçmiş bir hayalettir, gelecek ise bir düş ve sahibi olduğumuz tek şey şimdiki zamandır. Bu felsefi görüş kadercilik gibi gözükebilir ama -elli yaşımdayken- elimden gelen de bu. Önümde yaşayacağım birkaç güzel günüm mü kaldı, yoksa büyükbabam gibi 98 yaşıma kadar mı yaşayacağım bilemiyorum.”

SABAHATTİN ÖZTÜRK

SeSiÖz
Selim Sinan Öztürk. Ayancık doğumlu. İHO ve AÖF Önlisans mezunu. Okulda duvar gazetesi çıkarırken bazan isim olarak sesiöz yazardı, Necip Fazıl'dan esinlenerek. Sonradan bunu kişisel olarak hazırladığı site ismi olarak benimsedi. Ayancık'tan iyiye güzele yönelik haberler ve yazılar yazmaktı maksadı. Yazmak bazan ihtiyaç gibi oluyor. Böylece birşeyler ortaya çıkıyor işte...

Most Popular

Recent Comments