Cuma, Mayıs 14, 2021

08 Eylül 2002

08 Eylül 2002, Pazar – LONDRA

Dün gece Adnan Yaylacı’nın East Croydon’daki evinde kaldım. (Neriman ve Nihan’ın gidişinden bir gün sonra O’da eşini ve iki oğlunu Adana’ya göndermişti). Bugün sabah erken kalktık. Adnan Beyin bir süredir her hafta sonu gittiği araba bagajında satış (car boot sale) pazarlarına gittik. Şehir dışında açık alanda kurulan bu pazarlar, inanılmaz bir düzen içinde gerçekleşiyor. Genellikle dini ve sosyal yardım örgütlerinin organize ettiği pazarlarda, satıcıların ve alıcıların ayrı yerlere park etmesi, cüzi de olsa park parası alınması, satış yapanların belirli bir sıra ile dizilmeleri, çevrede hep bir görevlinin yol gösterici olması, seyyar tuvaletlerin bile bulunması inanılmaz bir şey. Sabahın yedisinde veya dokuzunda başlayan Pazar öğle üzeri sona eriyor. Satıcılar, genelde evlerinde kullanmadıkları veya artık değiştirmek istedikleri her türlü eşyayı getirip tezgahlarında, yerlerde veya arabalarının bagajında sergiliyorlar. Bağırıp çağırma, çığırtkanlık ve gürültü yok. Ancak, alıcı bir şey sorarsa fiyatını veya özelliğini söylüyorlar. Yaşlılar ve çocuklar bile hem alıcı hem satıcı olarak gelmişler. Her şey dükkanlardaki fiyatlarla mukayese edilemeyecek kadar ucuz. Herkes ilgisine ve zevkine göre bir şey beğeniyor. Ben 3 pound’a bir ayna, 1 pound’a şemsiyeli ördek biblosu, 20 pence’e resim çerçevesi ve 5 sterline bir dürbün aldım.

Adnan Beyin evinde bulunan kullanılabilir durumdaki büfe, koltuk, sandalye, avize vs buralardan alınmıştı. Bu konudaki kitapları da okuyarak hangisinin tarihi değeri var, hangisi hangi yüzyılın işlemesine sahip, eşya hangi ağaçtan yapılmış biliyordu. Temizleyip boyama ve düzeltme gibi şeyler de elinden geliyordu. Bir diğer merakı da fotoğraf makineleri, projeksiyon makinesi ve malzemeleri. Bu gün birkaç parça daha buldu. Ama ben ancak taşıyabileceğim kadarını (daha küçük ve daha ucuz olanını) alabiliyorum. Aldıklarımın en hacimlisi ayna, ona da bir çare bulacağım.

İnsanların özel hobilerinin olması yaşama sevinci ve mutluluk veren bir şey. Bir yaşlı çift, eski LP’lerden birini seçip satın almıştı. Belki de koleksiyonunda eksik kalan bir şeydi. O yaşlılar ölünce o eski plaklar ailesinin hiçbir işine yaramayacak belki ama, onlar da bu pazarlara getirip plakları sergilediklerinde başka meraklı müşteriler bulabilecektir. Bizdeki gibi eskiler sokağa atılmıyor. Her şeyin pazarı oluşmuş. Bu pazarlarda yiyecek, içecek, oyuncak, pil, ampul vs gibi yeni ambalajlı mallar da getirilip satılıyor. Sabah erken başlayan Pazar, birkaç saat sonra bitiyor ve herkes günlük işlerine dönüyor. Örnek alınması gereken bir sistem.

SABAHATTİN ÖZTÜRK

SeSiÖz
Selim Sinan Öztürk. Ayancık doğumlu. İHO ve AÖF Önlisans mezunu. Okulda duvar gazetesi çıkarırken bazan isim olarak sesiöz yazardı, Necip Fazıl'dan esinlenerek. Sonradan bunu kişisel olarak hazırladığı site ismi olarak benimsedi. Ayancık'tan iyiye güzele yönelik haberler ve yazılar yazmaktı maksadı. Yazmak bazan ihtiyaç gibi oluyor. Böylece birşeyler ortaya çıkıyor işte...

Most Popular

Recent Comments