Cuma, Mayıs 14, 2021

11 Eylül 2009

11 Eylül 2009, Cuma – İZMİR

Televizyonla ilk tanışmam 1972 yılında oldu. Ankara’da, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin yurdu kapandıktan sonra bitişik komşumuz Hukuk Fakültesi’nin yurdunda kalabilmek için başvurmuştum. Bunun için polisten temiz kağıdı almak gerekiyordu. Emniyet Müdürlüğünde, dilekçem bütün şubeleri dolaşmış, siyasi şubeye sıra gelince karşıma bir dosya çıkarmışlardı. Okula kaydolduğum ilk yıl öğrenci derneğine de üye olmuştum. Yurt ve okul baskınında bütün kayıtları polis toplamıştı. Öğrenci gösteri yürüyüşlerinde önlerde olmadığım, hiçbir olaya karışmadığım halde çekilen fotoğrafları dosyaya koymuşlardı. Ayrıca, Cumhuriyet Gazetesine gönderdiğim ve kısa bir bölümü yayınlanan yazımın tamamının fotokopisi de ellerindeydi. Ancak, suçlayacak herhangi bir kanıt olmadığı için yurtta kalma talebimi onayladılar.

Siyah-beyaz yayın yapan televizyonu ilk kez boks şampiyonasını naklen verdiklerinde yurdun kantininde ve giriş kapısında kalabalık öğrenci grubu arasında seyretmiştim. Okulu bitirip işe başladığımda, bekar evimizde, ilk siyah-beyaz TV’mi taksitle aldım. O dönemde “Kaçak” (The Fugitive) dizisinde Dr. Richard Kimble’ın macerası olağanüstü ilgi görmüştü. Ardından “Zengin ve Yoksul”(Riche and Poor) dizisi , özellikle Nick Nolte’un canlandırdığı karakter çok sevilmişti. Bu diziler yayınlanırken sokaklar tenhalaşır, telesafirler çoğalır, tek kanal TRT ekranına kilitlenirdik. Açılıştan kapanışa kadar televizyon hiç kapanmazdı.

Sinemayı seven biri olarak, dizilerin de tiryakisi olmuştum. Televizyonda renkli dönem başladığında en sevdiğim diziler; ”Ziyaretçiler (Visitors)“ adlı bilim-kurgu dizisi ve hala unutamadığım, Türkiye’de Türkçe alt yazılı olarak piyasaya çıkmasını yıllardır beklediğim “Büyük Tuzak (Wise Guy)” dizisiydi. Büyük Tuzak, mafya içine yerleştirilen özel ajan Terranova’nın maceralarını anlatıyordu. Bu rolde Ken Wahl çok başarılıydı. O, diziden ayrıldıktan sonra dizi fazla devam edemedi, ama kendisi de sinemada pek varlık gösteremedi. Büyük Tuzak dizisi sonraki yıllarda yerli dizi “Kurtlar Vadisi”nin de ilham kaynağı olmuştu. Türkiye’de henüz DVD’si yayınlanmadı. Umarım, ”Büyük Tuzak” ile “ Zengin ve Yoksul” dizilerinin Türkçe alt yazılı DVD leri ülkemizde de piyasaya çıkar.

Son yıllarda heyecanla izlediğim diziler ise; ”Prison Break” (dördüncü sezonunda dizi sona erdi), “24” (Sekizinci ve sonuncu sezonu yayınlanacak) ”Lost” (Beşinci sezonunda).

Türk dizilerinin tiryakiliği 1989‘dan itibaren yıllarca devam eden “Bizimkiler” dizisi ile başladı. Bugüne kadar, hayranlıkla izlediğim ve unutamadığım diziler bir hayli fazla;

“Bizimkiler” (.)  “Perihan Abla” (.)  “Süper Baba” (.)  “Tatlı Hayat” (ı)  “Şehnaz Tango” ()  “İkinci Bahar” ()  “Sıcak Saatler” ()  “Yedi Tepe İstanbul” (.)  “Çemberimde Gül Oya” (.)  “Hisarbuselik” (.)  “Hayat Türküsü” (.)  “Köprü” (.)

“Kurtlar Vadisi” ( Dizinin VCD leri çıkana kadar izleyemedim. Ne zaman diziye göz atacak olsam bir silahlı çatışma veya işkence sahnesiyle karşılaşıyordum. Sonra VCD den ilk bölümleri izleyince diziyi sevdim. Dizide büyük bir aşk, yurt sevgisi, görev bilinci, dostluk ve dayanışma vardı. Bataklığın içinde bile insani değerleri olanlarla olmayanların kavgası sürüyordu. Başroldeki Necati Şaşmaz’ın ilk oyunculuğu olmasına rağmen, ajan Ali iken yüzünün değişmesi ve Polat kimliği ile mafya arasına girmesi sırasında donuk bir yüzünün olması rolüne uygundu. Senarist ve yapımcı ağabeyi Raci Şaşmaz, dizinin başında Ali rolünde daha başarılıydı. Oktay Kaynarca, ”Süleyman Çakır”; Gürkan Uygun, ”Memati”; Selçuk Yöntem, ”Arslan Bey”; Nihat Nikerel, ”Seyfo Dayı” karakterlerinde çok başarılıydılar. Ama,dizinin en iyi oyuncusu “Elif” rolündeki Özgü Namal’dı.)

“Bir İstanbul Masalı” (.)  “Cennetin Çocukları” ()  “Yol Arkadaşım” ()  “Hatırla Sevgili” (.)  “Cam Kırıkları” (.)

“Zoraki Başkan” (Eserek ilçesinde Belediye Başkanının ölümünden sonra Belediye Meclisi yeni bir Başkan seçmek ister. Oyların eşitliğiyle seçim tıkanınca taraflar daha kolay yönlendirebileceklerini düşünerek Başkan Yardımcısı Emin Eminoğlu’nu Başkan seçerler. Ama, yeni başkan çok dürüst ve namuslu olunca çatışmalar başlar. Başkan rolündeki başarılı oyuncu Ahmet Uğurlu’nun bir röportajında belirttiği gibi, bu günkü toplumda bu kadar adil davranabilen bir başkan biraz ütopik görünse de belediye başkanının nasıl olması gerektiği konusunda seyirciye fikir veriyor. Dizideki karakterlere uygun oyuncular seçildiği için hepsi başarılılar. Dizinin ilk beş bölümü Sinop’ta, sonraki sekiz bölüm Ayancık ilçesinde çekildi. 14.Bölümden sonra İstanbul Küçükçekmece’de çekim yapıldı. Umarım, tekrar Ayancık’a dönerler ve dizi çekimleri devam eder.)

“Elveda Rumeli” (Makedonya’da otantik mekanlarda çekilen dönem dizisi. İlk iki sezon 1898 tarihini baz alırken üçüncü sezonda 1907 olayları anlatılacaktır. Oyuncuların karakterlerle uyum sağladığı başarılı bir dönem dizisi. Erdal Özyağcılar, ana karakter sütçü Ramiz rolünde.)

“Canım Ailem” (. Sevimli ve sıcak bu mahalle hikayesinde tüm oyuncular başarılı. Dizideki adları ve kullandıkları replikleri dillerde dolaşıyor.)

Yeni başlayan dizilerden ikisi daha ilgimi çekti:

“Es Es – Namıdiğer Eskişehir-“ (Suç bataklığından çıkmaya çalışan bir gencin ve ona yardımcı olmaya çalışan bir adamın hikayesi. Ahmet Rıfat Sungur ”Daha önce Hatırla Sevgili dizisinde izlemiştim. Üç Maymun filminde de başarılıydı, ama, filmin karanlık ve umutsuz havasını sevmemiştim”, Berk Hakman “Onu da Hatırla Sevgili dizisinden hatırlıyorum.” ve Erdal Beşikçioğlu çok başarılılar. Dizinin çekimleri İstanbul ve Eskişehir’de devam ediyor.)

“Hanımın Çiftliği” (Orhan Kemal’in daha önce de film ve dizi yapılan üç kitaplık romanının yeni bir versiyonu. Çekimler ve dönem dekorasyonu başarılı..)

Biliyorum; günlüğüme göz gezdirenler, son zamanlarda hep filmlerden söz ettiğimi söyleyecekler. Filmler, öyküler, şiirler ve şarkıların bana hatırlattıklarını anlatıyorum aslında.. Üniversitede ekonomi-politika tahsil ettim, ama, ne para kazanmayı, ne mülk edinmeyi, ne politik manevralara girmeyi bilemedim. Her şeyi takip edebilmesi için, sanat dalları ile ilgilenen kişinin çok varlıklı ve huzur içinde olması gerekir. Aldığı maaşı kitaplara, filmlere, CD lere yatıran birinin zengin olması zaten mümkün değil. Ama, sanat zevki ve bilgi birikimi insanı olgunlaştırıyor ve huzurlu kılıyor. Çok şükür, huzur aile içinde ve iş çevresinde devam ediyor. Ben de tüm ilgimi okumaya, müzik dinlemeye, film izlemeye yöneltiyorum. Sinema tutkum, güncelerimde belirgin şekilde görülüyor zaten.

Örneğin; 20 Şubat 1968 tarihinde Metin Erksan’ın “Sevmek Zamanı” filminden söz etmişim. 29 Mart 1998 tarihinde “Titanic” ve “As Good As It Gets” (Benden Bu Kadar) filmlerini yazmışım. 4 Mayıs 1998 tarihli güncemde “Good Will Hunting” (Can Dostum) filminin çağrıştırdığı anılarım yer alıyordu. 23 Mayıs 1998 tarihinde “Microcosmos” (Çayırın Sakinleri) belgeseli ve Nuri Bilge Ceylan’ın “Kasaba” filmini yazmışım. 17 Ekim 1998 tarihinde “The Truman Show”, 6 Aralık 1998 tarihinde “Cumhuriyet” ve “Gemide” filmlerini, 21 Şubat 1999 tarihinde “You’ve Got Mail” (Mesajınız Var) ile Yılmaz Güney’in “Yol” filminden bahsetmiş, filmde Türkçe bilmeyen ve Kürtçe konuşan kadına atıfta bulunarak, anneannemin de Çerkezce’den başka dil bilmediğini, ama Çerkezlerin hiçbir zaman, Çerkez oldukları için horlandıklarını ve geri bırakıldıklarını düşünmediklerini anlatmıştım. 28 Ağustos 2008 tarihinde Orhan Günşiray’ın filmlerinden, 6 Nisan 2009 tarihinde “Singin in the Rain” (Yağmur Altında), ”As Good As It Gets” (Benden Bu Kadar), ”Big Fish”, ”Billy Eliot”, ”Babam ve Oğlum”, ”August Rush” (Kalbini Dinle) filmlerinden; 26 Ağustos 2009 tarihinde de yine “As Good As It Gets”, ”Umutsuzlar”, ”Neredesin Firuze”, ”Shall We Dance” (Aşka Davet) filmlerinden söz etmiştim. Bana filmler ve şarkılar daha çok şey hatırlatıyor. Yani; dervişin fikri neyse zikri de o.

SABAHATTİN ÖZTÜRK

SeSiÖz
Selim Sinan Öztürk. Ayancık doğumlu. İHO ve AÖF Önlisans mezunu. Okulda duvar gazetesi çıkarırken bazan isim olarak sesiöz yazardı, Necip Fazıl'dan esinlenerek. Sonradan bunu kişisel olarak hazırladığı site ismi olarak benimsedi. Ayancık'tan iyiye güzele yönelik haberler ve yazılar yazmaktı maksadı. Yazmak bazan ihtiyaç gibi oluyor. Böylece birşeyler ortaya çıkıyor işte...

Most Popular

Recent Comments