13 Nisan 1968

13 Nisan 1968, Cumartesi – AYANCIK

Liseden mezun olmak için kalan üç dersimi vermem gerek. Boş kalmamak için, fidanlıktaki geçici işim dışında şiir, hikaye ve roman okuyorum, günlük tutuyorum ve tabiî ki bol bol hayal kuruyorum. Lise ikiden belgeli olduğum ve bu yılki gibi Ayancık’ta mecburi ikamete mahkum olduğum 1966 yılında, Ayancık Ortaokulunda okuyan kardeşim Alaattin, ailenizden birini anlatın konulu kompozisyon ödevi için benden yardım isteyince, onun ağzından kendimi anlatan bir yazı yazdım. Ödevden pekiyi aldı, benim için de bir belge-anı oldu. 20 Şubat 1966 tarihli o yazıyı aynen aktarıyorum:

“O”

Tek ideali şöhretli bir gazeteci olmaktır. Evin her köşesinde kesilmiş gazete parçaları bulunur. Okumaya öylesine düşkündür. En mühim özelliği çok az konuşması. Düşünceler içindedir biteviye. Çoğu zaman dalgındır. Adeta filozoflaşmıştır. Kendine güveni azdır. Gece gündüz düşler kurarak maneviyatını kuvvetlendirmeye çalışır. Bu bir alışkanlık haline gelmiştir artık. Bitkinliği, üzüntüsü gözlerinden okunur. Dünyanın tüm derdini o yüklenmiştir sanki. Hayatı göz bebekleri kadar siyah görür. Saçlarının gitgide seyrelmesi bu yüzden olsa gerek. Çocukluk devrini yaşamadan, aniden olgunlaşıp ihtiyarlayıvermiş gibidir. Anlayışlı hareketlerden hoşlanır. Tıknaz ve güçlü kuvvetli olmasına karşılık daha hiçbir münakaşaya girmemiştir. Bazen aktör olmaya heveslenir. O mahcubiyetiyle bu işi nasıl başaracağını sorduğum zaman sinirlenir.

Doğduğundan beri mahiyetini kavrayamadığı bir sıkıntının pençesindedir. Daha küçücükken canım sıkılıyor diye yataktan çıkıp soğuk döşeme üzerine yatarmış. Bu günde aynı sıkıntı içindedir. Kararsızdır, davranışları daima değişir. Kendi hayatını anlatan yazısında bu sıkıntıyı şöyle anlatır:

“Ben bildim bileli böyleyim. Bazıları; bir şeyler yaratacak insanın eserlerini meydana çıkarıncaya kadar rahatlayamayacağını, can sıkıntısı azabından kurtulamayacağını söylediler. Kimisi de ilk çocukları olduğum için anne ve babamın beni şımarttığını ileri sürdüler.”

O’na göre başarının sırrı sevmek, düşünmek ve istemektir. Bütün kötülüklerine rağmen insanları sevebilmekte. Bu kadar duygulu, hassas bir insanın bu eksilmez saf sevgisi olmasaydı tahammülü kalmazdı herhalde. Seven insan düşünür, düşünen ve hayal edebilen insan da vicdanı yıpratmayan bir ihtirasla arzu eder. Bu isteyişte başarıya ulaşması için bir itici kuvvet haline gelir. Bu O’nun felsefesi. Doğruluğunu anlamak için de idealine ulaştığı güne dek beklemek lazım.

Ben O’nun kadar sabırlı değilim nedense. Bazen öyle kızdırıyor ki beni iyice dövmek geliyor içimden. O bir tutam saçından tutuversem diyorum. Boyum O’na yetişti diye kendime güveniyorum artık. Ama, her şeye rağmen kıramıyorum onu. Ne de olsa ağabeyim.

(Alaattin ÖZTÜRK, Ayancık Ortaokulu, III-B No:400)

SABAHATTİN ÖZTÜRK

Önceki İçerik15 Mayıs 1968
Sonraki İçerik09 Nisan 1968
SeSiÖz
Ayancık doğumlu. İHO ve AÖF Önlisans mezunu. Okulda duvar gazetesi çıkarırken bazan isim olarak sesiöz yazardım, Necip Fazıl'dan esinlenerek. Sonradan bunu site ismi olarak benimsedim. Ayancık'tan iyiye güzele yönelik haberler ve yazılar yazmaktı maksadım. Yazmak bazan ihtiyaç gibi oluyor. Böylece birşeyler ortaya çıkıyor işte...

Most Popular

Recent Comments