17 Kasım 2009

17 Kasım 2009, Salı – İZMİR

Sunay Akın’ın “Ay Hırsızı” isimli son kitabının büyük bölümünü Ankara’dan İzmir’e dönerken otobüste okudum. Kitaptaki bazı yazıları gazetede yayınlandığında kesip saklamıştım. Sunay Akın, gazete yazılarında ve kitaplarında, TV’deki “Yaşamdan Dakikalar” programında anlattığı her şeyde, bir başka bağlantı ile bilinmeyen ya da az bilinen bir gerçeği açıklayarak ufkumuzu genişletiyor. Elimdeki bir diğer ufuk açıcı kitap, yine merakla okuduğum, Serdar Özkan’ın bütün dünyada en çok satan (bestseller) listelerinde yer alan romanı “Kayıp Gül”. Romanın ilginç, fantastik bir öyküsü var, akıcı ve güzel bir Türkçeyle anlatılmış.

Ama ben bu akşam sadece TV başında olacağım. Haftanın diğer günleri programlar (Benim izlediklerim açısından) dengeli olduğu halde Salı günleri en çok izlediğim TV dizilerini bir araya getirip birbiriyle yarıştırıyorlar. Örneğin; ATV’de “Canım Ailem”i izlerken, Show TV’de ”Bu Kalp Seni Unutur mu?” dizisini kaydediyorum. TRT1 deki “Bahar Dalları” dizisini ise, ya sonraki tekrarında kaydediyorum, ya da kızımdan rica edip internetten indirtiyorum. (Eskiden, kayıt yapamazsam veya elektrik kesilir kaydedicinin hafızası silinirse diziyi izleyemiyordum. Neyse ki şimdi dizi izlemek isteyenler için hizmet sunan siteler var.). ATV de “Es-Es” ve “Kasaba”, Kanal D de “Hanımın Çiftliği” ve Star da “Kurtlar Vadisi-Pusu” ile “Kül ve Ateş” dizilerini takipte zorlanmıyorum. Ayrıca, Salı ve Çarşamba günleri TV 7 de “Kurtlar Vadisi” nin eski bölümleri yayınlanıyor. Ona da göz atıyorum. Ancak, hem seyredip hem de arşivimde bir kopyasının bulunmasını istediğim iki dizi “Bahar Dalları” ve “Bu Kalp Seni Unutur mu?” aynı gün yayınlanıyor. İkisini de önce kaydedip sonra izliyorum.

BAHAR DALLARI: Babadan kalma Nevbahar konağında kızıyla birlikte yaşayan ve konağı butik otel olarak işleten Güzide’nin (Sumru Yavrucuk), kızı Bahar’ın (Yıldız Çağrı Atiksoy) faili meçhul bir cinayete kurban gitmesiyle hayatı kabusa dönüşür. Eşi Ekber (Altan Erkekli) yıllar önce aniden ortadan kaybolmuştur. Bahar, ölümünden önce organlarını bağışlamıştır. Annesi de organlarının alınması için kızının kararına uyarak onay verir. Bir yıl sonra, Bahar’ın organları sayesinde hayata dönen dört kişi Ece (Özlem Conker), Emine (Gözde Kansu), Seda (Başak Daşman) ve Özkan (Tarık Ündüz) Bahar’ın babası Ekber’in çabasıyla ve Güzide’nin kırk yıllık can dostu Bilge’nin (Nurcan Eren) desteğiyle bir araya gelirler. Minnet borçlarını ödemek için, gerçeği söylemeden oteli işletmeye talip olurlar. Ama, bir yandan Nevbahar konağını almak isteyen oteller zincirine sahip iş adamı (Levent Özdilek) ile, bir yandan özel hayatlarındaki sorunları ile uğraşmak zorundadırlar.

Güzel bir hikaye, başarılı ve etkileyici bir oyunculukla birleşince unutulmaz bir dizi yaratılmış. Kamera ve yönetmenliği üstlenen Hakan Gürtop, “Hayat Türküsü” dizisinde olduğu gibi,bu dizide de başarılı. Umarım,Türk TV’lerindeki reyting karmaşasında sergilenen hataya düşülmez ve hikayenin normal seyri gereksiz yere uzatılmaz. Zira, reyting almayan diziler hemen yarıda kesiliyor ya da acele bir son yaratılıyor. İzleyiciler diziyi sevmişse bir sonraki sezonda da devam ettirmek için ya gereksiz eklemelerle uzatılıyor, ya da TRT’nin geçen sezondaki bazı dizilerinde olduğu gibi oyuncusu, konusu, hikayenin akışı tamamen değiştiriliyor. TRT, 13 bölüm çekme ilkesini sürdürmeli, ya da dizi en çok bir sezon sonunda bitirilmelidir. (Sit-com diziler ya da her bölümü bağımsız hikayelerden oluşan diziler hariç tabi.)

BU KALP SENİ UNUTUR MU:  “Hatırla Sevgili” dizisi 60’lı ve 70’li yıllarda yaşanan siyasi çalkantılar çerçevesinde bir aileyi anlatıyordu. ”Bu Kalp Seni Unutur mu?” dizisi ise 80 sonrasında yaşananları gene bir ailenin bireyleri ve çevresi üzerinden anlatmaktadır.

12 Eylül sonrası, sokaktaki anarşi durmuş görünüşte bir huzur ortamı doğmuştur. Politik bir görüşü olmayan, rahatını ve düzeninin devamını isteyen insanlar hallerinden memnundur. Sol ve sağ politik görüşlerle birbirine düşman olmuş grupların önderleri ise ya yakalanmış, ya da aranmaktadır. Cemile’nin (Melis Birkan) mutlu bir evliliği vardır. Kardeşi Yıldız (Berrak Tüzünataç) ise sol hareketin içindeki biriyle evlidir. Sol kesimden ve aranan Sinan (Bülent İnal) ile Cemile’nin yolları kesişir. Aranan ülkücü Kürşat (Saygın Soysal), gazeteci Kerim (Okan Yalabık), Cemile ve Yıldız’ın annesi (Hale Soygazi) ve üvey babası (Salih Güney) dizinin diğer isimleridir. Ülkedeki değişimin nelere yol açacağı henüz bilinmemektedir.

İlk bölümlerdeki sarsıcı hapishane ve işkence sahnelerini “rüyalarıma giriyor” diye seyretmek istemeyen eşime rağmen ben diziyi ilgiyle izliyorum. Hapishaneden çıktıktan sonra, yaşanılan travma nedeniyle topluma yabancılaşmayı açıklayabilmek için, o işkencelerin ne kadar onur kırıcı, ne kadar insanlık dışı olduğunun gösterilmesi gerekirdi. Yaşadığım bir döneme ilişkin olsa da unuttuklarımız, bu dizide başarılı ve akıcı bir anlatımla bize yeniden hatırlatılıyor. İzlemeye ve arşivimde saklamaya devam edeceğim.

Diziye adını veren Fikret Kızılok’un harika şarkısının sözlerini yeniden mırıldanıyorum:

“Yıllar geçse de üstünden / Bu Kalp seni unutur mu? / Kader gibi istemeden / Bu kalp seni unutur mu? / Bir hasretlik yüzün vardı / İçimde bir hüzün vardı. / Söyleyecek sözüm vardı / Bu kalp seni unutur mu? / Anlamı yok tüm sözlerin / Sensiz geçen gecelerin / Yaşanacak senelerin / Bu kalp seni unutur mu? / Bambaşka bir halin vardı / Fark etmeden beni sardı / Benliğimi benden aldı / Bu kalp seni unutur mu? / Bana aşkı veren sendin / Sonra alıp giden sendin / Yollarımız ayrı derdin / Bu kalp seni unutur mu? / Oysa düşlerim başkaydı / Birden bire yarım kaldı / Yaşanacak çok şey vardı / Bu kalp seni unutur mu? / Her gün akşam yastığımda / Üşüyorum yokluğunda / Yaşıyorum boşluğunda / Bu kalp seni unutur mu? / Bambaşka bir halin vardı / Fark etmeden beni sardı / Benliğimi benden aldı / Bu kalp seni unutur mu?”

 (Söz:Fikret KIZILOK, Beste:Özkan SAMİOĞLU)

SABAHATTİN ÖZTÜRK

SeSiÖz
Ayancık doğumlu. İHO ve AÖF Önlisans mezunu. Okulda duvar gazetesi çıkarırken bazan isim olarak sesiöz yazardım, Necip Fazıl'dan esinlenerek. Sonradan bunu site ismi olarak benimsedim. Ayancık'tan iyiye güzele yönelik haberler ve yazılar yazmaktı maksadım. Yazmak bazan ihtiyaç gibi oluyor. Böylece birşeyler ortaya çıkıyor işte...

Most Popular

Recent Comments