Perşembe, Mayıs 13, 2021

23 Ekim 1967

23 Ekim 1967 – Cumartesi- İSTANBUL

Kimya imtihanında sınıfa girip çıkan, salona oturduğumda da yakınımda dolaşan öğretmeni yabancıladım. Oysaki gayet sempatik geliyordu bana. Ama bir türlü hatırlayamıyordum. Zaten soruların heyecanından bunu düşünecek halde değildim. Neden sonra sert ve tatlı sesiyle çocuklara bağırdığında birden bir çağrışım doğdu. Fransızca öğretmenimizin sesini andırıyordu. Fakat, zayıf, gözlüklü, sarı saçlı kadının bu olabileceğine ihtimal veremiyordum. Asker kaçağı gibi kabak kafam ve kısa bıyıklarımla o’da beni bir müddet süzmüş, tanıyamamıştı. Öğrenciler seyrekleşip ön tarafa beni aldıklarında her zamanki tatlı gülümseyişiyle yanıma geldi, ismimle çağırarak sınavın nasıl geçtiğini sordu. Şöyle böyle dedim. Kaldığım derslerin sayısını sordu. Haziran imtihanında da aynı şeyi sormuş iki tane demiştim. Arkaya topladığı saçlarını yana salmış, gözlükleri çıkarmış, teni bronzlaşmış kısaca bomba gibi olmuştu. Öğrenciler imtihandan sonra hep ondan bahsediyorlardı. Sokakta da selamlaştık. Müzik, sanat tarihi ve biraz da beden öğretmeni anlayabilmişlerdi beni. Uslu başlı oluşumla yakınlık göstermişlerdi bana. Fransızca öğretmeni ise derslerimle olduğu kadar şairliğim, aktörlüğüm, şarkıcılığımla da ilgilenmiş, ders kitabımızdaki lirik bir şiiri tercümede gösterdiğim başarıdan dolayı Lamartine adını vermişti bana.

Okul Müdürü ise ihtiyar derdi. Ama gözünde gene de şüpheli bir insandım. Belge kurtarmış olarak karşısına çıktığımda saçlarımın haline bakıp olduğumdan daha yaşlı görmüş olmalı ki okula almak istememişti. İkna edinceye kadar akla karayı seçmiştim. Beden öğretmeni kardeşim Alaattin’in sportmenliğine hayran kaldığından (Bu hayranlık centilmenliğine değil vücut yapısının elverişliliğine idi. Sporla meşgul olmanın armağanını görüyordu.) bana da aynı hareketleri yapmamı telkin ederdi. Müzik öğretmeni huyumu beğeniyor, müzik bilgimi beğenmiyordu. Sonunda solfej çalışmalarındaki kabiliyetimle bunu telafi etmiştim. Çünkü gerekli olanın müzik bilgisinden ziyade müzik zevki olduğuna inanıyordum.

Sanat tarihi öğretmenimiz İlhan Bey baba adamdı doğrusu. Bütün sınıfça imtihandan kaçıp Bakırköy sokaklarına dağıldığımız gün ona rastlamıştım. Yanıma gelmiş, benim diğerleri gibi kaçmayı beceremediğimi anladığı için nasihat ederek gitmişti. Derslerde de bu konu üstünde durur, bilgili insandan ziyade dürüst insan lazım derdi. Dürüst insan nasılsa öğrenecekti. Diplomalı cahil çıkmamalıydı. Diğer öğretmenlerin hafızalarına ve gözlerine girebilmek için aşırı bir harekette bulunmak gerekti.

Aramızda, hatta okulda en iyi öğrenci olan arkadaşım Mehmet Doğan Fransızca dersinde gerçekten başarılıydı. Diksiyonda öğretmen kadar ustaydı. Sadece benim gibi fen derslerinden hoşlanmazdı. İmam Hatipten çıkıp Liseye gelmişti. Akşam Gazetesinin tertiplediği Liselerarası Tiyatro yarışmasında ferdi birincilik almış, Bakırköy Lisesinin birinciliğinde de payı olmuştu. Güzel şarkı söylerdi, iyi bir arkadaştı. Eminim ki üniversite imtihanlarında da başarılı olmuştur.

SABAHATTİN ÖZTÜRK

(Ayancık Sesi Gazetesi, 23 Ekim 1967)

SeSiÖz
Selim Sinan Öztürk. Ayancık doğumlu. İHO ve AÖF Önlisans mezunu. Okulda duvar gazetesi çıkarırken bazan isim olarak sesiöz yazardı, Necip Fazıl'dan esinlenerek. Sonradan bunu kişisel olarak hazırladığı site ismi olarak benimsedi. Ayancık'tan iyiye güzele yönelik haberler ve yazılar yazmaktı maksadı. Yazmak bazan ihtiyaç gibi oluyor. Böylece birşeyler ortaya çıkıyor işte...

Most Popular

Recent Comments