Perşembe, Ağustos 5, 2021

23 Mayıs 1998

23 Mayıs 1998, Cumartesi – ANKARA

Bugün, Kavaklıdere Sinemasının birinci salonunda Çayırın Sakinleri (Microcosmos) filmini izledim. Özellikle ilk yarısı mükemmel bir belgesel film. Karıncaların, salyangozların,kelebeklerin, çekirgelerin, tırtılların ve örümceklerin gizli yaşamlarını anlatıyor. ”Hayatta kalış süreleri günlerle ölçülelen böceklerin tek bir gününü anlatan film, Fransız yönetmen Claude Nuridsany ve biyolog eşi Marie Perenneu tarafından çekildi. Fransızlar inanılmaz bir işi gerçekleştirmiş ve özel tekniklerle, basit bir çayırın dibindeki inanılmaz, nefes kesici dünyayı beyaz perdeye aktarmışlar. Microcosmos, böcekler hakkında bilgi vermekten çok, farklı yaşam biçimlerinin varlığını anımsatan ve onları anlamamızı sağlayan bir tür felsefi derinliğe sahip. Salyangozların sevişmesindeki estetik, karıncaların ağır taşımacılığındaki irade, bok böceğinin olağanüstü çabası ve sabrı, örümceğin çekirgeleri canlı tabutlara dönüştürmesindeki dehşet, tavuk benzeri bir kuşun karınca katliamındaki korku, çölü tren gibi kat eden tırtıl ordusunun komik hali, böcekleri canlı canlı yutan inanılmaz güzellikteki çiçeklerin taşıdığı ürkünçlük..”

Böcek dünyasını izlerken, insan yaşamına ne kadar benzediğini de fark ediyorum. Ömrü bir mevsim, bir ay, bir hafta ve hatta bazen bir gün olan böceklerin, hangi şartlarda nasıl bir mücadele ile yaşamaya çalıştıklarını görünce dünyanın bütünü içinde bizim de böcekler gibi kaldığımızı anlıyorum. Ömrümüz böceklerinki kadar kısa değil ama kaplumbağalar kadar da uzun değil. Onun için, anlamsız şeyleri sorun yapmadan bilerek ve isteyerek yaşamak lazım.

Hemen bu filmin ardından, Kavaklıdere Sinemasının ikinci salonunda ilgi çekici bir Türk filmi olan Kasaba’yı izledim. Tamamı siyah-beyaz olmasına rağmen sıcak, insancıl, öyküye uygun çevrede uygun oyuncuların başarılı oyunlarıyla sıkmayan bir film. Yönetmen Nuri Bilge Ceylan, sinemayı biliyor ve iyi anlatıyor. Sanat filmi diye kişisel veya düşsel bunalımlarını, ya da toplumun marjinal insanlarının sıra dışı yaşamlarını anlatan sinemacılardan değil. Sanırım imkan verildiğinde daha güzel filmlere de imza atacaktır.

SABAHATTİN ÖZTÜRK

Önceki İçerik30 Mayıs 1998
Sonraki İçerik88 – Ayancık 17.05.2012
SeSiÖz
Selim Sinan Öztürk. Ayancık doğumlu. İHO ve AÖF Önlisans mezunu. Okulda duvar gazetesi çıkarırken bazan isim olarak sesiöz yazardı, Necip Fazıl'dan esinlenerek. Sonradan bunu kişisel olarak hazırladığı site ismi olarak benimsedi. Ayancık'tan iyiye güzele yönelik haberler ve yazılar yazmaktı maksadı. Yazmak bazan ihtiyaç gibi oluyor. Böylece birşeyler ortaya çıkıyor işte...

Most Popular

Recent Comments