Cuma, Mayıs 14, 2021
Ana Sayfa Haber Ayancıktan Haberler Ayancık Müftülüğü "Çanakkale'deki manevi izler" konulu bir vefa gecesi düzenledi

Ayancık Müftülüğü “Çanakkale’deki manevi izler” konulu bir vefa gecesi düzenledi

Çanakkale zaferinin 97. yıldönümü münasebetiyle İlçe Müftülüğümüz tarafından “Çanakkale’deki manevi izler” konulu bir anma proğramı düzenlendi. 26 Mart 2012 akşamı Ayancık Kültür Merkezi (AKM)’de çok kalabalık bir dinleyici ve seyirci huzurunda Ayancık Din Görevlilerinin gösterdiği performans, bu tür etkinliklerde Din Görevlilerinin de ne kadar başarılı olduğunu gözler önüne serdi. Gözyaşları içinde izlenen proğram, dört dörtlük bir çalışmaydı diyebiliriz. Proğrama Ayancık Kaymakamı Suat YILDIZ, Ayancık Belediye Başkanı Ayhan ERGÜN, İlçe Emniyet Müdürü Yüksel ATEŞOĞLU, siyasi temsilciler, kurumların amir ve memurları ve vatandaşlar katıldı ve salon tamamen doluydu.

Proğram Pazarcık Köyü Koçcuğaz Mahallesi Camii İmam-Hatibi İrfan SAYAL’ın sunuculuğunda, Saygı duruşu, İstiklal marşı ve Türkeli Merkez Camii İmam Hatibi Hafız İbrahim ÇÖRDÜKÇÜ’nün okuduğu Kur’anı Kerimle başladı. Sunucunun davetiyle kürsüye gelen İlçe Müftüsü Basri BEKTAŞ, günün anlam ve önemini belirten kısa bir konuşma yaptı.

Müftü Basri BEKTAŞ sözlerine şöyle başlayarak sürdürdü:

Sayın kaymakamım sayın belediye başkanım, siyasi partilerimizn ilçe temsilcileri, basınımızın temsilcileri, daire amiri arkadaşlarım, kıymetli hanımefendiler beyefendiler, Çanakkale’deki ruha katkı sağlamak için bu salonu doldurmakla vefasını gösteren siz kıymetli hemşehrilerimiz, hoş geldiniz şeref verdiniz.

Çanakkale, ufukları karanlık, safha safha yıkılmakta olan bir vatanın geleceğine dair umut ışıklarının ateşlendiği yerdir.

Çanakkale, Vatanını, milletini, tarihini sevmenin, Haksızlığın karşısında bir dağ gibi durmanın adıdır. .

Çanakkale, zalimin değil, mazlumun; Şahsî çıkarların değil, ülkesi, milleti, toplumun yararları ve geleceği için savaşan erlerin zaferidir.,.

Çanakkale, tarihe karşı nankörlük edenlerin diyarı değil, geçmişiyle barışık ama ufukların ötesinde gözü olanların, kökleri mazinin derinliklerinde, gözleri her daim atide olan gönlü ve yüreği genç kalanların yani Asımların diyarıdır,

Çanakkale bir vatan gençliğidir ki, adı Mehmet’tir. Ali’dir Seyyid’dir. Asımdır. Ülkesinin kurtulacağına imanı tamdır.İnancı tamdır. Ülkesini işgal etmek isteyenlere karşı aklıyla, gücüyle, İmanıyla, azmiyle mücadele eder. O, savaşa girmeden de kazanacağını bilmektedir. Çünkü dün gece rüyasına gelen bir ses ona sen şehid olacaksın demiştir.

Şairin lisanıyla;

“Âsım’ın nesli… diyordum ya… Nesilmiş gerçek;

İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.”

Çanakkale Bedir’dir. Belki Bedir Çanakkale.. Bedir’de Umeyr ne ise Çanakkale’de Kınalı Ali odur. Umeyr adındaki bir sahabe Bedir’e katılmak için müsaade ister. Çocuktur henüz. Derler ki senin işin yoktur orada, sen çocuksun. Bakın ben nasıl bir güreş tutarım. Bakın ben nasıl bir ok atarım, deyince rüştünü ispat eden Umeyr’dir. Kınalı Ali de çocuktur. O da belki de daha rüştünü ispat etmemiştir. Umeyr ne ise Kınalı Ali odur.

Bir İngiliz subayının “Biz Çanakkale’de Türkler ile değil, Allah ile savaştık, ama kaybettik” dediğini tarih kaydetmiştir.

Şairin; “Bir hilal uğruna Ya Rab ne güneşler batıyor!” dediği mısrayı bir şiir terennümüyle söylemeden geçemeyiz. Ya da biraz inceler bakarız altına. Bir hilal uğruna hangi güneşler batar. Bilir misiniz dostlar. Bayrağımıza dikkatlice bir bakalım. Bayrağımızın hilali, İslam ebced hesabına göre 66 sayısına denk gelir. Ebced’de 66 sayısı “Allah” demektir. Bayrağımızın tam ortasındaki yıldız, Amasya’lı hat kurucusu Hamdullah Efend’nin Muhammed sülüsü ile ortaya çıkardığı yıldızdır. Bir daha okuyalım mı şimdi? Bir hilal uğruna Ya Rab ne güneşler batıyor, Allah ve Muhammed aşkına…

Çanakkale’de birçok manevi izler vardır değerli dostlar. Biz manevi izlerin birkaç tanesinin altını çizmeye çalıştık. Bismillah, bağışlayın Müftü gibi konuşacağım.

VEMA KÂNELLAHÜ LİYÜAZZİBEHÜM VE ENTE FÎHİM, VEMA KÂNELLAHÜ MUAZZİBEHÜM VEHÜM YESTAĞFİRUN.

Ey Mü’minler! İçinizde Muhammed’e ait sevda varken, Allah size azabetmez, buyuruyor.

Çanakkale Muhârebeleri’nde kahraman askerimiz, bu âyetin muhtevâsını gönlüne nakşederek apayrı bir îman heyecanı içindeydi. Yâni her neferin sînesinde Peygamber Efendimiz’in engin muhabbeti yer almaktaydı. Sanki Bedir’den esen bir sabâ rüzgârı Çanakkale’ye rûhâniyet tevzî ediyordu. Nitekim düşman çemberi içinde kalan Binbaşı Lütfü Bey’in, o hengâmede , tam savaşın kızıştığı yerde “Yetiş yâ Muhammed, kitabın elden gidiyor.” feryadıyla istimdâd etmesi, bunun en aşikâr bir ifâdesidir.

Malazgirt’te Alparslan, haçlılar karşısında Kılıçarslan, İngiliz haçlıları önünde Selâhaddîn-i Eyyûbî, Kosova’da Murad Hüdâvendigâr, Niğbolu’da Yıldırım Bayezid, İstanbul’da Fâtih, Çaldıran’da Yavuz Selim, Plevne’de Gâzi Osman Paşa ne ise, Çanakkale’de Mehmetçik odur.

Değerli misafirler, Anadolu’da her bir evden bir şehid vardır. Bu manada herbirimiz bir Çanakkale yetimiyiz. Ama biz bu yetimlikle övünmüyoruz, şeref madalyası olarak üzerimizde taşıyoruz.

Değerli kardeşlerim. Bu proğramın, haddizatında mimarı arkadaşlarımız. Din görevlisi arkadaşlarımız, bizi teşvik ettiler. Cesaret verdiler. Biz belki bu alanda ilk yapmaya çalıştık. Hatalarımız şimdiden affola diyoruz. Büyüklere hataları affetmek yaraşır. Ama biz size bir gönül, bir iç hesabı, içe dönmekle tarihe dönmekle ileriye göndermeye çalışıyoruz, veya böyle bir gayretimiz var. Ben huzurunuzda şimdiden bu proğrama emeği geçen kardeşlerimi alkışlıyorum. Onları yürekten tebrik ediyorum. Niye böyle söylüyorsunuz?.. Çünkü bazan sizi ateşleyecek, destek verecek birileri olacaktır. Bu manada arkadaşlarımızı tebrik ediyorum. Sizlere de şükranların en büyüğünü sunuyorum. Çünkü salon tıklım tıklım dolduğu gibi kapının ağzı da dolmuş. Efendim bu bizim davetimiz değildi aslında, Çanakkale’ye çağırdık sizi, bir nebze ibret almak için. Hepiniz geldiniz, şeref verdiniz. Hepinize saygılarımı sunuyorum. Allah’a emanet olun.”

İlçe Müftüsünün konuşmasnın ardından Köprübaşı Camii Müezzin Kayyımı Seyfi ÖZTÜRK ve Sahil Camii İmam Hatibi Nurettin KUMANDAŞ’tan müzik eşliğinde birer anekdot (kıssa) sunuldu. Ardından Merkez Camii İmam Hatibi Sefer KIRBACI o güzel sesiyle “Şehit” kasidesini okudu. Pazarcık Köyü Öleğense Mahallesi Camii İmam-Hatibi Kemal Gazi ÖZTÜRK ve Yenikonak Köyü Camii İmam-Hatibi Cafer ESEN tarafından yine müzik eşliğinde birer anekdot anlatıldı. Peşinden Köprübaşı Camii Müezzin Kayyımı Seyfi ÖZTÜRK’ten “Makber” kasidesi salonu çınlattı. Armutluyazı Köyü Camii İmam-Hatibi Fatih DEMİREL tarafından hazırlanan ve Çanakkale savaşlarının dehşetini hatırlatan bir slayt seyredildi.

Daha sonra Hüseyinbey Köyü Çukur Mahallesi Camii İmam-Hatibi Mustafa YILDIZ ve Kozsökü Köyü Camii İmam-Hatibi Abdrrahman YATĞIN tarafından tek perdelik olarak sahnelenen “Anzak’lı Ömer” piyesiyle proğram sona erdi.

SeSiÖz
Selim Sinan Öztürk. Ayancık doğumlu. İHO ve AÖF Önlisans mezunu. Okulda duvar gazetesi çıkarırken bazan isim olarak sesiöz yazardı, Necip Fazıl'dan esinlenerek. Sonradan bunu kişisel olarak hazırladığı site ismi olarak benimsedi. Ayancık'tan iyiye güzele yönelik haberler ve yazılar yazmaktı maksadı. Yazmak bazan ihtiyaç gibi oluyor. Böylece birşeyler ortaya çıkıyor işte...

Most Popular

Recent Comments