Ana Sayfa Yazılarım Yazmak İhtiyacı İbretler aleminde üç hatıra

İbretler aleminde üç hatıra

 

İbretler aleminde üç hatıra

Selim Sinan ÖZTÜRK

19.Şubat.2013

Türkeli Gündoğdu köyünden 70’lik Yusuf Özçelik anlatmıştı: (21.06.1980)

Bi tarihte Çatalzeytin’de Toma gâvur vardı. Topal Kâzım’ın dedesi Koca Mustafa oraya giderken, beraber fes almaya gittik. 110 kuruşa bir fes, 25 kuruşa da püskül aldık o Toma gâvurdan… Mustafa emce ona sordu; “haberlerden ne var?” diye… “Canım, Mustafa” dedi “haberler çok iyi. Bizimkiler (Yunan) Ankara’ya yaklaştı. Bugün yarın Ankara’yı ele geçirirler.” dedi. Neyse oradan köye geldik.

Köyde bizim evin üzeri yapılıyordu o zaman. Bu kambur Hasan’ın babası olan benim amcamla onlara bakıyorduk. Amcam; “Yani usta, dedi, haberlerden ne haber var?” O da öyle dedi. “Canım, haberler iyi. Bizimkiler iki güne kadar Ankara’yı alırlar.” “Eyvah öyleyse bizi mahvederler” dedi amcam. “Korkma çavuş, dedi, ben seni korurum, sana dokundurtmam” dedi Yani usta. O zaman, “Ben ne olucam” dedim. Bana bakıp, “Sana karışmam” dedi… Ama bir haber geldi, Yunan denize dökülmüş… Ondan sonra o gâvurların hepsi gemilere doldurulup sürüldü…

***

Ayancıkköyü’nden Recep kaptan (Özdemir) anlatmıştı: (02.02.2013)

İlkokulu Kurtuluş İlkokulunda okumuş. Kaç yıllarıydı unuttum. Ama öğretmenleri İbrahim Bezirci’ymiş.

Birgün ilkokulda öğretmen, Allah’ın -hâşâ- yokluğunu anlatmaya çalışmış. “Çocuklar Allah’tan şeker isteyin bakalım” demiş. Çocuklar hep bir ağızdan; “Allah’ım bize şeker ver” diye bağırmışlar. Tabi, şeker falan veren yok… “Benden isteyin” demiş. “Öğretmenim bize şeker ver” demişler. Öğretmen herkese birer şeker vermiş. “Gördünüz mü, Allah var olsaydı size şeker verirdi. Demek ki yok” diye saf zihinleri bulandırıcı sözler sarfetmiş.

Recep Kaptan akşam eve gelince annesine söylemiş. “Anne, Allah yokmuş, bizi kandırıyorlarmış” Annesi önce şaşkın, sonra da “sen ne diyorsun öyle” diye süpürge sapını kaptığı gibi peşine düşmüş, kovalamış.

Recep kaptanın oğlu Mustafa’ya yıllar sonra bir gün bunu sorup da tekrar teyit ettirdiğimde, Helaldı’da bir öğretmenin de aynı şekilde çocuklara anlattığını ve o olaydan sonra çok geçmeden çarpılmış olduğunu söyledi. Başka bir öğretmenden de bahsetti. “İyi bir adamdı. Ona sordum. Sen de böyle yaptın mıydı” diye. Yaptım, demiş. Çünkü o dönemde emir gelmiş, öyle davranmışlar…

Rusya’da yapılan inançsızlaştırma faaliyetleri gibi bir çalışma yapılmış. Gagarin de uzaya çıkınca “Allah’ı göremedim” demişti de Necip Fazıl; “içinde bulunduğun cihazın kapısı biraz aralansaydı, o zaman görecektin Allah’ı” diye cevap vermişti. Halbuki görünmeyen herşeyi yok saymak cahillikten başka bir şey değil. Çünkü görünmeyen, ama var olduğu bilinen birçok şey var…

***

Eski Ayancık Müftüsü Mehmet Karaman anlatıyor: (18.02.2013)

Ayancıkköyü camisinin müezzini vardı, İbrahim hafız.. Gözleri bozuktu, öldü şimdi. Onun babası, benim de öz dayım. 1942 de Sinop’ta orman askeriydi. O zamanlar orman askeri vardı… Dayım da aynı zamanda hafızdı ve Sinop’ta askerlik yapıyordu. O dayım anlatıyor.

“Başımızda bir yüzbaşı geldi. Arap yüzbaşı derlerdi o zamanlar, Arap’tı demek ki… O adam biraz dindar idi. Halk partisinin dinsiz zamanlarındaydı yani. 1945 te biraz daha düzelmeye başladı işte…

Yüzbaşı, o Kaleyazısı camisini görünce “hafız” dedi, dayım namaz kılıyor ya, “Bu camiyi temizleyeceğiz” dedi yüzbaşı.. Temizleyeceğiz ama en az 10 kişi falan lazım.

İçi saman doluydu, ot doluydu ve kapalıydı cami. Kaç seneden beri kapalıydı kimbilir… “Sen, dedi, maiyetindeki askerleri al, kaç kişi lazımsa.” 10 kişi aldım, diyor dayım. Sabahleyin başladık temizliğe, küreklerle kazmalarla.. Gece yarısı ancak biraz o kaba şeyleri alabildik. Ama, dedi, üzerimiz tahtakurusu doldu. Yani biz tahta kurusundan duramadık, hemen banyoya gittik. Dayım rahmetli anlatmıştı, 1942 lerde bu… Şimdi o camiyi güzelce temizlediler. Hem temiz, hem restore edildi, hem de cemaat var. O zamanlar virane halinde idi.

Sade o değil. Eskiden anlatıyordu dedelerimiz, İstanbul’da Sultanahmete askerleri doldurdulardı. Erzurum’da, babamla 1954 de gittik, mukabele okuyacağız ramazanda. Gittik bir camiye, asker kapıda, cami kapalı. Öbür camiye gittik, kapalı. Minare gözüküyor ama, cami boş. Gürcü kapı camii vardı oraya gittik şimdi, kuran okuyacağız da beğenirlerse mukabele okuyacağız. Yani öyleydi o zamanlar… Burayı da anlattım daha önce. Sahil camisi, tek cami burada. Oraya da asker doldurdulardı. Sahilde Hacı Cemal efendi vardı, merhum, o da anlatırdı bunları…

SeSiÖz
Ayancık doğumlu. İHO ve AÖF Önlisans mezunu. Okulda duvar gazetesi çıkarırken bazan isim olarak sesiöz yazardım, Necip Fazıl'dan esinlenerek. Sonradan bunu site ismi olarak benimsedim. Ayancık'tan iyiye güzele yönelik haberler ve yazılar yazmaktı maksadım. Yazmak bazan ihtiyaç gibi oluyor. Böylece birşeyler ortaya çıkıyor işte...

Most Popular

Recent Comments