Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa

İ - (İ-İZZETİNEFİS)

e-Posta Yazdır PDF
Makale İçeriği
İ - (İ-İZZETİNEFİS)
Sayfa 2
Sayfa 3
Tüm Sayfalar

İ:İyot’un simgesi.

İADELİ: Divan şiirinde her beytin son sözcüğünü, sonraki beytin ilk sözcüğü yapma biçiminde ortaya çıkan söz sanatı.

İAF: Uluslar arası Otomobil Federasyonu simgesi.

İALU:Eski Mısır’da ölüler ülkesine verilen ad.

İAMBOS:Klasik şiirde bir kısa bir uzun iki heceden oluşan ayak.

İANE:Yardım amacıyla toplanan para.

İANET:Eski dilde yardım.

İANUS:Biri öne , öteki arkaya bakan , birbirine karşıt iki yüz biçiminde betimlenen eski bir Roma tanrısı.

İARE:Ödünç verme,eğreti verme.

İASON:Yunan mitolojisinde altın postu aramaya çıkan kahraman.Argonautlar seferinin kahramanlarından biri.

İASOS:Muğla’nın Milas ilçesinde ünlü bir antik kent. Bodrum yarımadasının kuzeyinde yer alan Güllük körfezindeki Güllük koyunda güneye doğru çıkıntı yapan küçük yarımada da bir Karia kenti.

İAŞE:Yedirip içirme.

İAŞEBEDELİ:Geçimlik parası.

İBA:Eski dilde çekinme, razı olmama.

İBA:Halk dilinde çiy,nem anlamında kullanılan sözcük.

İBAD:Eski dilde kovma.

İBADET: Tanrı buyruklarını yerine getirme.

İBADULLAH:Pek bol, pek çok.Tanrının kulları demek ise de dilimizde pek bol anlamında kullanılmaktadır.

İBAHİLER: Müslümanlığın haramlar ve yasaklar konusundaki bütün kısıtlamalarını kaldırarak her türlü davranışı helal ve serbest sayan aşırı Sufiler ve Batıniler.

İBAHİYE:İslam’da,bütün yasakların ve yükümlülüklerin kaldırılmasını savunan dinsel akımlara verilen ortak ad.

İBAK: Bir kölenin kendisine baskı yapılmadığı halde efendisinden kaçması.

İBANEZ: Tanınmış bir gitar markası.

İBANLAR: Borneo adasında yaşayan ve deniz dayakları da denilen bir halk.

İBARE: Bir anlatımı oluşturan sözcük ya da tümcelerin tümü.

İBATE:Barındırma.

İBDA:Devrinin sanat anlayışı içerisinde güzel bir eser meydana getirmek, yaratmak,yoktan var etmek.

İBEKS:Ürdün ve Suriye’de yaşayan,uzun ve güçlü boynuzları olan bir dağ keçisi.

İBERLER :Tarih öncesi çağlarda İspanya’da yaşayan ve bu yarımadaya adını veren halk.

İBİ: Yemeği yapılan,ıspanağa benzer yabani bir ot.

İBİBİK:Çavuşkuşu,hüthüt gibi adlar da verilen bir kuş..

İBİBİOLAR: Nijerya’da yaşayan bir halk.

İBİJO:Güney Amerika ormanlarında yaşayan çok iri çobanaldatan kuşu.

İBİK: Çaydanlık,demlik,ibrik gibi kapların içi delik uzantısı.

İBİK: Köşe,kenar,uç.

İBİK:Horoz tepeliği.

İBİLİ: İnce,narin,nazik anlamında yerel bir sözcük.

İBİS:Leyleğe benzer bir kuş. Mısır turnası.

İBİŞ:Türk tuluat tiyatrosunda baş komik görevindeki uşak tiplemesi. Hımbıl, alık,şapşal palyaço.

İBİZA: Akdeniz’de İspanya’ya ait turistik bir ada.

İBKA: Ağlatma.

İBLAĞ:Bir şeyin miktarını artırma,ulaştırma,eriştirme.

İBN:Eski dilde oğul,evlat.

İBNİMEYMUN : Akıl yoluyla edinilen bilgiyi kutsal kitapların öğretisiyle kaynaştırmaya çalışmış, düşünceleriyle Spinoza ve Leibniz gibi Batılı düşünürleri derinden etkilemiş ünlü Endülüslü Yahudi filozof ve hekim.

İBNİRÜŞD: İslam gelenekleriyle Yunan düşüncesini bütünleştiren çalışmalarıyla tanınan İslam felsefeci.

İBNİSİNA :Batı’da “Avicenna” olarak bilinen, ünlü İslam filozofu ve hekimi.

İBOGA:Gabon’da yetişen zakkumgillerden bir ağaç.

İBOLAR: Nijerya’da yaşayan bir halk.

İBRA : Aklama, temize çıkarma.

İBRAHİMBALABAN:Resimlerinde Anadolu köylüsünün yaşamını düşsel bir boyutta,grafik kurgulu yüzeyler ve canlı renklerle işleyen ünlü ressamımız.

İBRAHİMDİBAĞ :Küresel lif demetleri için derece teorisi adlı çalışmasıyla cebirsel teknolojiye yeni kavramlar getiren ve Sedat Simavi Fen Bilimleri Ödülü’nü 1983’de kazanan ünlü matematikçi.

İBRANİ:Eski Yahudilere verilen ad.

İBRE: Çam,ardıç,sedir gibi ağaçların yaprağı.İğne yaprak.

İBRE:Ölçü aletlerinde sayı yada işaret göstermeye yarayan hareketli iğne.

İBRİK:Su ve sulu şeyler koymaya yarayan kulplu,emzikli kap.Kulplu su kabı.Daha çok İslam ülkelerinde abdest almak ve el yıkamak için kullanılırdı.

İBRİŞİM: Kalınca bükülmüş,dokumacılıkta kullanılmak üzere hazırlanmış ipek iplik. İpek veya floş demeti.

İBU: Uluslar arası Yayın Birliği’nin simgesi.

İBYİZAZ:Beyazlama, ağarma anlamında eski sözcük.

İBZOR: Mardin yöresine özgü,anasonlu şekere verilen ad.

İCABET:Bir çağrıyı yerine getirme.

İCADİ: Ruhsati’nin bazı şiirlerinde kullandığı mahlas.

İCARE:Devlete yada bir vakıfa kira olarak ödenen para.

İCARELİLER:Yeniçeri ocağının kaldırılmasından önce,kent ve kalelerin yerli halkı arasından görevlendirilen topçulara verilen ad.

İCAZ : Az sözle çok şey anlatma.

İCAZETNAME:İzin belgesi.

İCBAR:Zorlama,zorunda bırakma,zorla bir işi yaptırma.

İCİRAN: İltihap.

İCLAL :Ağırlama.

İCMA: İslam bilginlerinin bir konuda fikir birliği etmeleri.İslam müçtehitlerinin hukuki bir soruna ilişkin olarak aynı yargı üzerinde birleşmeleri.

İCMA:Eski dilde toplama,bir araya getirme.

İCMAL: Özet,kısaltma.Sözün özeti,hesabın özeti.

İCOM:Uluslar arası Müzeler Konseyinin kısaltması.

İCRA: Bir müzik yapıtını oluşturan notaları seslendirme.

İCRA:Yürütme.

İÇERİK:Bir anlatımda verilmek istenen öz.

İÇERLEMEK: İçin için öfkelenmek.

İÇGÜDÜ: Genetik kökenli olan ve verili bir tür içindeki bütün olağan hayvanlarda bulunan sabit bir davranış kalıbı.

İÇİRİK:Yatak, yorgan doldurmaya yarayan yün, pamuk, kıtık gibi şeyler.

İÇKERİYA:Çeçenlerin kendi ülkelerine verdikleri ad.

İÇKİN :Felsefede varlığın içinde bulunan,varlığın yapısına karışmış olan.

İÇLEK :Maddi nitelikleri olmayan,manevi.

İÇLEM:Bir kavramdaki temel özelliklerin tümü.Bir nesnenin içeriğini oluşturan şey.

İÇLİKÖFTE:İçine kavrulmuş soğanlı kıyma,ceviz ve baharat konularak hazırlanan,yumurta biçimli bir köfte.

İÇMELER: Muğla’nın Marmaris ilçesine bağlı turistik bir belde.

İÇOĞLANI:Osmanlı İmparatorluğunda , saraylarda türlü devlet hizmetleri için aday olarak yetiştirilen devşirme gençlere verilen ad.

İÇREK:Felsefede,belirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyen,yalnızca sınırlı,dar bir çevreye aktarılan her türlü bilgi,öğreti. Batıni.

İÇSALGI:Vücuttaki salgı bezlerinin doğrudan doğruya kana karışacak yolda çıkardıkları salgı.

İÇTİHAT:Hukuksal bir sorun ya da uyuşmazlıkla ilgili olarak hukuk bilginlerinin ya da yargı organlarının vardıkları görüş ve yargılar.

İÇTİMA: Toplanma.Askerlerin silahlı ve donanımlı olarak toplanmaları.

İÇTİMAİ:Sosyal.

İÇTİNAP: Sakınma.

İD:Bayram.

İD:İlkel benlik.

İDA (İnternational Development Association) :Uluslararası Kalkınma Birliği.

İDA :Kaz dağının mitolojideki adı.

İDA: Yunan mitolojisinde Zeus’un süt annesi.

İDADİ:Eskiden lise düzeyinde okul.

İDAİON:Gelibolu yarımadasında eskiçağ kenti.

İDAME:Sürdürme, devam ettirme.

İDANE:Borç verme anlamında eski bir sözcük.

İDARE: Helali de denilen ve giysi yapımında kullanılan yarım ipekli bir kumaş.

İDBAR: Baht ve talihin kötüye gitmesi,düşkünlük.

İDDET:İslam hukukunda kocası ölen yada kocasından boşanan kadının yeniden evlenmesi için beklemesi gereken süre.

İDDİA: Sav.

İDE:Felsefede fikir.

İDEA:Felsefede,bilgi ile varlık arasında ilişki kurduğu düşünülen kavram. Nesneler, somut şeyler hakkında insanda var olan bilgi.

İDEAL:Düşüncenin tasarlayabileceği bütün üstün nitelikleri kendinde toplayan.

İDEALİZM:Bilgide temel olarak düşünceyi alan ve varlığı insan düşüncesinin kurduğunu kabul eden öğretilerin genel adı.

İDEFİKS:Sabit fikir,saplantı.

İDENTİK:Matematikte özdeş.

İDENTİKİT:Polis tarafından aranan bir kimsenin yüz hatlarının tanıkların ifadelerine göre portre olarak çizilmesi yöntemi.

İDEVA:Tropikal Afrika’da yetişen ve odunu ince marangozlukta kullanılan bir ağaç.

İDİAZABAL:İspanya’nın Bask bölgesine özgü bir peynir cinsi.

İDİKUT:Uygur hükümdarlarına verilen san.

İDİL:Kır yaşamı içinde aşk konusunu işleyen kısa şiir.

İDİOKRASİ:Geri zekalıların egemen olduğu toplum düzeni.

İDİOM: Deyim.

İDİOPATİ:Yalnız başına ilerleyen ve öbür hastalıklı durumlara bağlı olmayan hastalık.

İDİOT:Zeka geriliğinin ileri bir şekli,doğuştan ahmak,aptal.

İDOL:Çok sevilen kimse ya da şey. Putlaştırılan kişi.

İDOL:Tarih öncesi çağlarda tanrılara adak olarak sunulan heykelciklere verilen ad.

İDOMENEO: Mozart’ın üç perdelik bir operası.

İDRAK :Kavrayış. Algı. Anlama yeteneği.

İDRİSİLER:Fas’ta 789-974 yılları arasında hüküm süren Müslüman Arap hanedanı.

İDRİSOTU: Bir tür ayrık otu.

İDUS: Bir açlık salgını sırasında Roma’yı sekiz gün besleyen efsane kişi.

İEF: İzmir Enternasyonal Fuarı.

İFA: Yerine getirme.

İFADE: Bir düşünceyi,bir duyguyu açıklamak,deyiş,anlatım.

İFADE: Mahkemede tanık ya da sanıkların olay hakkında sözlü açıklamaları. Bir soruşturmada yetkili kişilere verilen yazılı veya sözlü bilgi.

İFAHE: Eski dilde,kan fışkırtma anlamındaki sözcük.

İFAKAT: Hastalıktan sonraki iyileşme. Hasta olamama durumu.

İFC: Uluslar arası Maliye Kuruluşu.

İFNA : Yok etme. Tüketme.Ortadan kaldırma.

İFRAT:Herhangi bir konuda çok ileri gitme, ölçüyü aşma.

İFRAZ: Ayırma,parselleme,parselasyon. Bir arazinin bölünmesi,parsellere ayrılması.

İFRİT:Doğu masal ve efsanelerinde kötü ve korkunç cin.

İFSAT:Düzeni bozma,karışıklık çıkarma.

İFTİRA: Birine suç yükleme.

İFZAH: Bir kimsenin kötü eylemini,kusurunu ya da ayıbını açığa vurma.

İGALALAR: Nijerya’da yaşayan Müslüman bir halk.

İGAPO:Amazon bölgesinde bataklık sık ormanlar.

İGEME: İhracatı Geliştirme Merkezi.

İGERM:Fas dağlarında yaşayan göçebe çobanların meskeni olan kolektif yapı.

İGLO (İGLU):Eskimoların buzdan kulübeleri. Kanada Eskimolarının geçici kış evleri ya da av bölgesi konutları.

İGOR:Rusların ünlü destanı.

İGUAÇU:Güney Amerika’da ünlü bir şelale.

İGUANA:Amerika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan,sırtında dikenli çıkıntılar bulunan büyük sürüngen .Hint kertenkelesi..

İĞ: Hastalık,dert.

İĞ:Pamuk,yün gibi şeylerden iplik eğirmek için kullanılan, ağaçtan yapılmış araç, eğirmen, kirmen.

İĞAĞACI:Odunu tornacılık ve kaplamacılıkta kullanılan,kömürü ile karakalem resim yapılan küçük bir ağaç.

İĞBİRAR:Gücenme,kırılma.

İĞDE:Zeytin biçiminde,beyaz unlu,tadı mayhoş bir yemiş.

İĞDEMİR:Marangozlukta ağaç delmek için kullanılan çelik araç.

İĞFAL: Aldatılma,kandırılma.

İĞİNİK:Kanlı basur hastalığı,dizanteri.

İĞNEDAN: Terzilerin bilezik gibi kollarına taktıkları bombeli kumaş.

İĞNELİK :Dönbaba, Turna gagası gibi adlar da verilen ve yapraklı dalları Ege bölgesinde sebze olarak kullanılan otsu bir bitki.

İHALE: Arttırma ya da eksiltme ile işi en uygun koşullarda talep edene bırakmak.

İHAM:Edebiyatta,iki ya da ikiden daha çok anlamı olan bir sözcüğü yaygın olmayan anlamlarını düşündürecek şekilde kullanma sanatı. Kuruntuya düşürme

İHAN:Eski dilde güçsüz bırakma.

İHANET:Sevgide aldatma.

İHATA:Kuşatma, çevirme.

İHATALI:Kavrayışlı,anlayışlı.

İHDAS: Meydana getirme,ortaya çıkarma.

İHİ:Eski Mısır’da doğan güneş tanrısı.

İHKAK:Hakkı yerine getirme.

İHLAL:Bozma, zarar verme.

İHLAS:Art kuşaklar,ardıllar.

İHMAL: Savsaklama.

İHRACAT: Dışsatım.

İHRAM:Hacıların Kabe’ye girerken örtündükleri dikişsiz beyaz giysi.

İHRAZ: Elde tutma,bir şey kazanma.

İHSAN: İyilik,bağışlama.

İHSANKETİN:Kuzey Anadolu fay hattını keşfeden ünlü yer bilimcimiz.

İHSANOKTAYANAR:Puslu Kıtalar Atlası,Kitab-ül Hiyel,Efrasiyab’ın Hikayeleri,Amat, Suskunlar,Yedinci Gün ve Galiz Kahraman adlı eserlerin sahibi olan öğretim üyesi yazarımız.

İHŞAD: Birikme.

İHTİDA: Doğru yola girme.

İHTİFAL:Anma töreni.

İHTİKAR:Vurgunculuk,vurgun,spekülasyon.

İHTİMAM: Özen.

İHTİRA: Yeni bir şey bulma,türetme.

İHTİRABERATI: Yeni bir şey bulan kimseye,bulduğu şeyden yalnız kendisinin yararlanması için devletçe verilen belge.

İHTİRAM: Saygı.

İHTİRAS: Güçlü istek,tutku.

İHTİRASLI: Tutkulu.

İHTİVA: Kapsama,içerme.

İHTİYAÇDUYMAK: Gereksinmek.

İHTİYARİ:İsteğe bağlı,seçmeli olan.

İHTİYOLOJİ: Balık bilim.

İHVAN:Eski dilde dostlar, arkadaşlar.

İHVANÜSSAFA: İslam dünyasında bilim anlayışını ve doğa bilimlerine dayalı bir felsefi düşünce tarzını egemen kılmak için 10. Yüzyılda Basra’da kurulan dernek.

İHYA: Yeniden canlandırma,diriltme.

İHZAR:Hazırlama,hazır etme. Zorla getirme.

İHZARİ: Hazırlık sınıfı.

İJOLAR: Nijerya’da yaşayan bir halk.

İK (İĞ) :Araba okunun ekseni.

İK: İnsan kaynaklarının kısaltması.

İKA: Verme.

İKA:Türk müziğinde usul anlamında kullanılan sözcük.

İKAKO:Amerika ve Afrika’nın tropik kesimlerinde yetişen erik ağacına benzeyen ve etli meyveleri reçel yapımında kullanılan bir ağaç.

İKAL(IKAL): Ayak bağı,engel.Deve gibi hayvanların ayağına bağlanan köstek.

İKALE: Bir sözleşmenin,iki tarafın anlaşmasıyla ortadan kaldırılması.

İKAME:Yerine koyma, yerine kullanma.

İKAMET: Yerleşilen ve yaşanılan adres.

İKAN: Bir şeyi kesin olarak bilme.

İKANİ:Eski dilde kesin bilgi,sağlam kanıt.

İKANİYE:Bir düşünceyi belirtmekteki kesinlik.

İKAR (IKAR):Derinleştirme,derin hale getirme.

İKAR:Küçük bir gezegen.

İKAROS:Eski Yunan mitolojisinde,balmumundan kanatlarıyla göklerde uçan ilk insan.

İKAT: Rezerve baskıyla yapılan süsleme.

İKAT:İpliklerin boyanmak istenmeyen bölümlerinin ağaç kabukları,yapraklar veya balmumuyla sarılarak boyaya batırılması yoluyla uygulanan bir tür boyama tekniği.

İKBAL:Baht açıklığı.

İKBAL:Padişah ya da şehzadeye eş olmaya aday gözde cariye.

İKDAM:Gayretle çalışma,sürekli uğraşma.

İKE: ABD Başkanı Eisenhower’in takma adı.

İKEBANA:Japon çiçek düzenleme sanatı.

İKİGÖZ:İstanbul ilinde,Türkiye’nin en uzun mağaralarından biri.

İKİLEM: İnsanı istenmeyen seçeneklerden birini izlemeye zorlayan sorun.

İKİLEME: Ufak tefek,eğri büğrü,çer çöp örneklerinde olduğu gibi,anlatımı güçlendirmek için sesçe benzer sözcüklerin üst üste kullanılmasına verilen ad.

İKİLİK:Eskiden kullanılan iki kuruşluk gümüş akçe. Birinci Abdülhamit döneminde bastırılan gümüş sikke.

İKİNCİ YENİ:Türk şiirinde 1950’den sonra Garip akımına ve 1940 kuşağının toplumsal gerçekçi şairlerine tepki olarak doğan,değişik imge , çağrışım ve soyutlamalarla yeni bir söyleyişi amaçlayan şiir akımı.

İKİNCİKANUN (KANUNUSANİ):Eski dilde Ocak ayı.

İKİNCİTEŞRİN(SONTEŞRİN):Eski dilde Kasım ayı.

İKİNDİ: Öğlen ve akşam arası vakit.

İKİRCİK:Kararsızlık, tereddüt.

İKİRU: Akira Kurosava’nın,bir çok eleştirmen tarafından sinema tarihinin en iyi yapıtlarından biri sayılan filmi.

İKİYAŞAYIŞLI:Hem suyun içinde,hem karada yaşayabilen,amfibi.

İKİZARİ:Samsun’da Ladik Gölü kıyısında bir kale.

İKİZTEPE: Uşak ilinde Karun Hazineleri’nin bulunduğu höyük.

İKLİL:Eski dilde taç.

İKLİM: Uzun bir zaman aralığı içinde belirli bir bölgede egemen olan atmosfer koşulları.

İKLİMLER: Nuri Bilge Ceylan’ın bir filmi.

İKNA:Bir konuda birinin inanmasını sağlama.

İKNOLOJİ: Fosil hayvanlardan kalan izleri inceleyen paleontoloji dalı.

İKON (İKONA):Ortodokslarda İsa,Meryem veya ermişlerin tahta üzerine mumlu ve yumurtalı boyalarla yapılmış dini içerikli resimlerine verilen ad.

İKON: Kendi alanında en önde gelen kimse ya da nesne.

İKONİON:Konya’nın antik dönemlerdeki adı.

İKONOGRAFİ: Görsel sanatlarda kullanılan simgeleri,temaları ve konuları belirleyen,tanımlayan,sınıflayan ve yorumlayan disiplin.

İKONOMAŞİ: İkonlara ya da imgelere,özellikle de bunların dinsel tapınmada kullanılmasına düşmanlık.

İKONOSKOP: Televizyon kameralarında kullanılan ve görüntüleri almaya yarayan tüp.

İKRAH: Tiksinme.

İKRAMİYE:Piyangoda bir kimseye çıkan para ya da mal.

İKRAZ:Borç ya da ödünç verme.

İKSA:Yamaçlarda yapılan kazılarda,kazı içerisine yıkılmasını ya da çökmesini önlemek için,askeri amaçla yapılmış siperlerin çökmesini önlemek için toprağı tutan kaplamalara verilen ad.

İKSİR:Olağanüstülüğüne inanılan düşsel sıvı.Büyülü ve iç ferahlatıcı ilaç ya da içki.Eskiden içeni ölümsüzleştirmek,madenleri altına çevirmek gibi olağanüstü özellikleri olduğuna inanılırdı.

İKTA: Bir malın sahipliği.

İKTEBET:Mardin yöresine özgü , basmavat da denilen ve haşlanarak hazırlanan içliköfte.

İKTER: Yapılarda dolgu gereci olarak kullanılan delikli tuğla.

İKTER:Tıp dilinde sarılık hastalığına verilen ad.

İKTİBAS: Bir yazıya başka bir yazarın yazısından alınmış parça.Alıntı.

İKTİFA: Yetinme.

İKTİSAP: Edinme. Kazanma.

İKTİZA:Gerekme.

İKU:Hititlerde arazi fiyatlarının saptanmasında kullanılan bir ölçü birimi.

İKVA: Şiirde yapılan uyak hatası.

İKVAL:Birinin söylemediği bir sözü,söylediğini iddia etme.

İL:İsrail’in plakası.

İLA: Nijerya’da bir kent.

İLA:Eski dilde yemin etme.

İLAAN:Leğen.

İLAHİ:Allah sevgisiyle söylenip makamla okunan tekke edebiyatı şiir türlerinden biri.

İLAK:Sülük yapıştırma.

İLAKSA: Trabzon’un Maçka ilçesinde bir yayla.

İLALAR: Zambia’da yaşayan bir halk.

İLAM:Bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmi belge.

İLAMAŞALLAH: Sonsuza kadar anlamında kullanılan bir söz.

İLANİHAYE:Sonsuza kadar.

İLARYA: Gümüşbalığının küçüğü.

İLAT:İran yönetim örgütlenmesinde imparatorluk topraklarında yaşayan kabilelere verilen ad.

İLAYDA:Eski Türklerin inanışında su perisi.

İLBAY:Dil devriminin ilk yıllarında.(1930’larda) vali anlamında kullanılan sözcük

İLBİR: Muğla ilinde bir dağ.

İLCA:Mecbur etme.

İLÇEBAY:Kaymakam.(1930’larda).

İLDEM:Yaptığı işin verdiği ters sonuçtan üzüntü duyan kimse.

İLE: Eski Yunan’da küçük süvari birliğine verilen ad.

İLE:Öbek.

İLEİT:İnce bağırsağın bir yada birkaç bölümünün kronik iltihabı.

İLEK:İncirlerde döllenmeyi sağlayan sinek.

İLEL: Aşırı dereceye varan alışkanlıklar.

İLEL: Sakatlıklar.

İLEN: Burdur yöresine özgü,mısır unu ve pirinçle yapılan bir börek.

İLENÇ:Beddua,lanet.

İLENDE:Karpuz,kavun ve ham incir kurutulup pekmezle kaynatılarak yapılan bir tatlı.

İLETİ:Bir anlatının vurgulandığı temel düşünce.

İLETİR:Halk dilinde salep otuna verilen ad.

İLETİŞİM: Bireyler arasında ortak simgeler sistemiyle gerçekleştirilen anlam ve bilgi alışverişi.Bilginin bir birey veya gruptan öbürüne aktarılması.

İLETKİ :Açı ölçmeye ya da çizmeye yarayan araç.

İLGA:Yürürlükten kaldırmak. Bir şeyin varlığını ortadan kaldırma.

İLGAZ: Sözdeki amacı gizleme,sözü kapalı bir biçimde söyleme.

İLGAZİ: Haçlıların saldırılarını durduran ilk Müslüman hükümdarlardan biri olan Artuklu emiri.

İLGEÇ:Edat.

İLHAK: Katma,fetihle alma.

İLHAMİ:Padişah III. Selim’in şiirlerinde kullandığı mahlas.

İLİ : Ağrı Dağı’ndaki bir yayla.


Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 11:49