Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa

L - (LA-LYON)

e-Posta Yazdır PDF
Makale İçeriği
L - (LA-LYON)
Sayfa 2
Tüm Sayfalar

LA:Başına eklendiği sözcüğü olumsuz yapan Arapça önek.

LA:Lantanın simgesi.

LAAKAL:Eski dilde en azından, asgari.

LAB:Deterjanlara belirli oranda katılan bir madde.

LABA (LABADA): Ege bölgesinde Bafa Gölünün güneyinde bir dağ.

LABA:Antalya yöresine özgü,kaburga eti ve pirinçle yapılan bir yemek.

LABADA:Efelek de denilen çok yıllık otsu bir bitki.Yaprakları sebze olarak yenen bir bitki.

LABEL:Bir ürünün kalitesini garanti eden işaret.

LABİRENT:Çıkış yeri kolaylıkla bulunamayacak kadar karışık koridorları olan yapı.

LABİS:Eski dilde giyen,giyinmiş.

LABNE: Hiç tuzu olmayan yumuşak krem peynir.Daha çok tatlılarda ve pastacılıkta kullanılır.

LABO: Hasır taklidi kağıt ya da kenevir lifinden dokuma.

LABORANT:Araştırmalarda,laboratuar deneylerinde yardımcı olarak çalıştırılan kimse.

LABRANDA: Muğla’nın Milas ilçesinde antik bir kent.

LABROS:Lapina balığının büyüğü.

LABUNYA:Yapımı tamamlanmış deri bir eşyanın kırışıklarını gidermeye yarayan ve ısıtılarak kullanılan alet.

LACEREM:Şüphesiz,elbette anlamında bir sözcük. Mutlaka.

LACROSSE: İki takım arasında uzun saplı raketlerle oynanan bir top oyunu.

LAÇIN (LAÇİN): Bar türü türkülü bir halk oyunu.

LAÇİN: Beyaz benekleri olan ayakları ve gagası kırmızı bir cins doğan.Atmaca.

LAÇİN:Çıkılması güç kayalık yer.Yalçın.

LAÇKA: İşlemez duruma gelmiş,düzensiz şeyler için söylenir.

LAÇKA:Gemi halatının gevşetilip boşa bırakılması.

LAÇO: Argo’ da genç ve yakışıklı erkeğe verilen ad.

LADANG:Endonezya’da yakılarak açılmış tarlalarda yapılan göçebe tarımı.

LADEN: Akdeniz ülkelerinde yetişen tüylü ve genellikle yapışkan yapraklı,beyaz,kırmızı veya pembe çiçekli olan,reçinesi hekimlikte ve rastık olarak kullanılan bir ağaççık.

LADİK: Konya’nın Sarayönü ilçesinde dokunan tanınmış bir halı.

LADİK: Samsun’un bir ilçesi.

LADİN:Çamgillerden,50-60 m kadar yükseklikte olan,düz gövdeli,kozalağı aşağıya doğru sarkık,kerestesi ve reçinesi çok beğenilen,çam türüne çok yakın orman ağacı.

LADİNGOLAR: Çoğunluğunu İspanyol kökenlilerin oluşturduğu Avrupalılaşmış Orta Amerikalılara verilen ad.

LADİNİ:Din dışı.

LADİNO: Yahudi İspanyolcası.

LADOGA:Avrupa’nın en büyük gölü.

LADURİ:Ege yöresine özgü,et suyu ve unla yapılan bir çorba.

LAEDRİ:Bilmiyorum anlamında kime ait olduğu bilinmeyen şiirlerin altına yazılan bir sözcük. Yazarı bilinmeyen,anonim.

LAEDRİYE : Bilinemezcilik.

LAERTES: Yunan mitolojisinde Odisseus’un babası.

LAFAZAN: Geveze.

LAFIZ:Yasanın sözle anlatmak,bildirmek istediği anlam.

LAG:Latife,şaka.

LAGANİA: Beypazarı’nın eski adı.

LAGAR: Hareketleri yavaş olan uyuşuk kimse.

LAGAR:Zayıf,çelimsiz,etsiz.

LAGARİHASANÇELEBİ: Uçmayı başaran ve 17. Asırda yaşayan Türk.

LAGER: Bir cins Alman birası.

LAGİNA: Muğla’nın Yatağan ilçesinde Karia halkının kutsal kenti.

LAGOS:Kaya hanisi.

LAGÜN: Açık denizden bir kum setiyle ayrılmış yada kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini almış sığ koy yada körfez,kıyı gölü,deniz kulağı.

LAĞ: Küçük teknelerde kullanılan hasır yelken.

LAĞAR:Doğal olarak böğürleri kalçalara doğru daralan at için kullanılan sözcük.

LAĞIM: Bir yerleşim merkezinde atık suları uygun bir yere akıtan ya da arıtma merkezine taşıyan yeraltında açılmış kanal.

LAĞIM: Kuşatma savaşlarında gedik açarak surları ve kuleleri yıkmaya yarayan yer altı galerileri.Osmanlı ordusunda yeraltında yollar açanlara lağımcı denirdi.

LAHANA:Turpgillerden,güz ve kış sebzesi olarak yetiştirilen ve birçok türü olan bitki.Kelem.

LAHAR: Yanardağ yamacından akan çamurlu akıntı.

LAHEY: Hollanda’nın idari başkenti.

LAHİKA:Ek.

LAHİM: Et yiyen,etçil.

LAHİT:Kenarları kagir,üstü kapak taşlarıyla örtülü, taş veya mermerden oyma süslü mezar.

LAHM:Eski dilde et.

LAHMACUN:Üstüne kıyma,kıyılmış soğan ve baharat konularak fırında pişirilen pide.

LAHO:Trabzon ve Rize yöresinde mezgit balığına verilen ad.

LAHOS:Hanigillerden,Akdeniz ve Ege’de yaşayan lezzetli bir balık. Girida.

LAHURAKİ: Lahor şalına benzer biçimde dokunmuş bir tür yünlü kumaş.

LAHURİ:Lahor şalı.

LAHUT:Tanrı alemi.

LAHUTİ :Tanrısal.İlahi.

LAİ: Özellikle 12. ve 13. yüzyılda Fransa’da geliştirilmiş Ortaçağ şiir ve müzik biçimi. Orta çağdaki Breton saz şairlerinin aracılığıyla ortaya çıkan,biri anlatımsal,diğeri de lirik iki şiir türünün adı.

LAİKA:Yunan müziğinde bir tür .

LAİM: Aşağı gören,ayıplayan.

LAİN:Melun , kovulmuş,lanetlenmiş, istenmeyen.

LAK:Çeşitli ağaçlardan elde edilerek cilacılıkta kullanılan bir tür zamk. Tahta cilası. Uzakdoğu’da yetişen Amerikan elmasından çıkarılan bir tür zamk,reçine.Vernik.

LAK:Malatya yöresinde kayısı kurusuna verilen ad.

LAKA:Bir cins reçine.Tahta cilası.

LAKABİ:On ikinci yüzyılda Selçuklular döneminde İran’ın Kaşan kentinde üretilen bir tür seramik.

LAKAH: Hurma,incir gibi bazı meyve ağaçlarının erkeğinden dişisine yapılan aşı.

LAKAYT:Kayıtsız,ilgisiz.

LAKE:Bir cins reçine kullanılarak cilalanmış mobilyalar için kullanılan sözcük.

LAKERDA:Palamut,torik gibi balıklardan dilim dilim kesilerek yapılan salamura.

LAKİTE: Sokağa atılmış kız çocuk.

LAKLAKA:Gereksiz, anlamsız, boş söz.

LAKLAR: Kuzey Kafkasya’da yaşayan Müslüman bir halk.

LAKNUR: Sakarya yöresine özgü ısırganlı börek.

LAKONİK:Vecize,kısa ve özlü söz.

LAKRİMAL:Gözyaşı ile ilgili.

LAKSMİ:Hinduizm’de servet ve iyi talih tanrıçası.Tanrı Vişnunun karısı.

LAKTAZ: Süt şekerini üzüm şekerine çeviren bir bağırsak enzimi.

LAKTİK: Süt asidi.

LAKTOZ:Sütteki ve süt ürünlerindeki şeker.

LAL: Dili tutulmuş,konuşamaz hale gelmiş.

LAL: Kırmızı şarap.

LAL: Yakut gibi değerli taşlardan sayılan parlak kırmızı renkte,billurlaşmış,saydam bir alüminyum oksidi.

LAL:Samit de denilen ve sözsüz oynanan köy seyirlik oyunlarının genel adı.

LAL:Sevgilinin dudağı.

LALA: Çocuğun eğitim ve öğretimiyle ilgili erkek bakıcı.

LALA: Padişahların sadrazamlara hitap için kullandıkları söz.

LALADAŞ:Osmanlı sarayında bir lalanın yönetimi altındaki acemilerin birbirine hitap biçimi.

LALAHAN :Ankara’nın Elmadağ ilçesine bağlı bir belde.

LALANGA:Yağda kızartılarak,üzerine şeker yada şerbet dökülen bir hamur tatlısı.

LALE: Ağır hapis mahkumlarının boynuna geçirilen demir halka.

LALE:Meyve koparmak için ucuna üçlü yada dörtlü bir çatal geçirilmiş sırık.

LALE:Zambakgillerden,yaprakları uzun ve mızraksı,çiçekleri kadeh biçiminde,türlü renkte bir süs bitkisi.

LALEHATUN: Kocasının ölümünden sonra Kirman’da hüküm süren Kutluğhanlar devletinin başına geçen Türk kadın hükümdar ve şair.

LALESAR:Sığırcık.

LALEŞ:Irak’ın Musul kenti yakınında Yezidiler tarafından kutsal sayılan vadi.

LALEZAR:Bursa yöresine özgü,püre haline getirilmiş patatesle yapılan bir tür salata.

LALEZAR:Lale bahçesi.

LALİN:Eski dilde kırmızı renkli olan.

LALİNA:Büyük Okyanus’ta görülen ve dünya iklimi üzerinde büyük etkisi olan deniz akıntısı.

LALİTA: Bir tür tatlı.

LALOFOBİ: Kekeleyeceği veya telaffuz hatası yapacağı endişesiyle konuşmaktan korkma.

LALOPATOLOJİ: Konuşma bozukluklarının tanı ve tedavisiyle ilgili tıp dalı.

LALOTO: Doğu Karadeniz yöresine özgü,mısır ununa çeşitli sebzeler karıştırılarak yapılan ve lames de denilen bir ekmek.

LAM: Dar,çok ince metal parça.

LAM:Ebcet hesabında otuz sayısının adı.

LAMA :Amerikan devesi.

LAMA:Yassı ve dar biçimli metal parça

LAMAİZM: Tibet Budizm’inde oluşan hiyerarşik düzen.

LAMAS : Akdeniz bölgesinde limonlu da denilen bir çay.

LAMAS: Yerli bir limon cinsi.

LAMBA: İdare kandili.

LAMBA:Kapı, pencere ya da kapak kenarlarına açılan dik açılı girinti.

LAMBADA: Brezilya kökenli bir dans ve müzik.

LAMBASA:Yelkenli gemilerde,serenin aşınmaması için direğe vurulan tiriz.

LAMBRİ:Bir yapının iç duvar kaplaması.

LAME:Dokusunda çoğunlukla altın yada gümüş renginde tel bulunan kumaş Maden parlaklığı verilmiş deri veya kumaş,simli kumaş.

LAMEKAN : Mekansız.

LAMELİF: Asaf Halet Çelebi’nin bir kitabı.

LAMELİF:Çapraz,dolaşık yol. Dolambaçlı, eğri büğrü, çapraşık.

LAMENTU:Korsikalıların cenaze töreni şarkısı.

LAMES: Doğu Karadeniz yöresine özgü,laloto da denilen ve mısır ununa çeşitli sebzeler karıştırılarak yapılan bir tür ekmek.

LAMETLER: Laos’ta yaşayan bir halk.

LAMİ: Parıldayan,parlak.

LAMİA: Yunan mitolojisinde,Zeus’la seviştiğinden ötürü Hera’nın kıskançlığına uğrayarak canavarlaşan kız.

LAMİNARYA:Bütün denizlerde yetişen,emici köklerle kayalara tutunan,uzun şeritler durumunda bir deniz yosunu.

LAMİNAT:Mobilyacılıkta dış yüzeylerin kaplanmasında kullanılan,dış etkenlere dayanıklı plastik bir malzeme.Yapay reçine çözeltisi emdirilmiş kağıtların üst üste konup sıkıştırılmasıyla elde edilen gereç.

LAMİSE:Duyarga, dokunma duyusu.

LAMORGUE :Serbest düzenin yaratıcılarından olan sembolist Fransız şairi.

LAMPANT: Duru.

LAMPARO: Fenerle balık avında kullanılan lamba.

LAMPARO:Edirne’nin Enez ilçesinde bir göl.

LAMPASA:Uzun ve yırtmaçlı bir tür etek.

LAN (Local Area Network) : Yerel bilgisayar ağı anlamında kullanılan kısaltma.

LAN:Eski dilde lanet sözü.

LAN:İsveç’te 26’ya bölünmüş olan idari bölümlerden her biri.

LANARKİT: Hidratlı doğal kurşun sülfat.

LAND:Almanya’da eyalet anlamında kullanılan sözcük.

LANDA: Geminin ana çarmıklarını bordaya bağlayan demir kollardan her biri.

LANDO (LANDON):Dört tekerlekli, içinde dingillere paralel olarak düzenlenmiş karşılıklı iki oturma sırası bulunan üstü açılıp kapanabilen çift körüklü at arabası,geniş fayton.

LANDÖŞE: Pastane kurabiyesi de denilen ve torba içine konulup sıkıştırılarak yapılan bir tür kurabiye.

LANE:Eski dilde yuva. Kuş yuvası.

LANGIRT: Dikdörtgen biçimli masa üzerinde oynanan minyatür futbol oyunu.Masa üzerindeki türlü aletleri yönetmek yoluyla küçük bilyeleri belirli deliklere sokmak veya bu deliklere girmesini önlemek amacına dayanan oyun.

LANGUR:Hindistan’da yaşayan bir maymun türü.

LANGUST :Kabuklulardan,makasları olmaması,duyargalarının daha uzun ve güçlü olmasıyla ıstakozdan ayrılan,eti için avlanan bir deniz hayvanı.

LANİNA: Okyanusta görülen ve dünya iklimi üzerinde büyük etkisi olan deniz akıntısı.

LANİSTA: Dövüşler için gladyatör yetiştiren,kiraya veren ya da satan kimse.

LANOLİN:Yapağıdan elde edilen,eczacılıkta ve parfümeride kullanılan sarımtırak renkte bir yağ.

LANSE:İleri atılmış,ortaya çıkarılmış. Takdim etme.

LANSMAN: Tanıtma,ortaya çıkarma,ileri sürme.

LANTANİT: Azrak (az bulunur,nadir) toprak elementlerine verilen genel ad.

LANUGO: Çocuklarda ve kadınlarda görülen çok yumuşak tüy;ayva tüyü.

LAO:Laos ve Tayland’da konuşulan bir dil.

LAOLAR:Laos ve Tayland nüfusunun çoğunluğunu oluşturan halk.

LAOZİ:Çin’de Taoculuğun kurucusu.

LAP:Ege bölgesinde taze sarı incire verilen ad.

LAP:Lenf düğümlerindeki büyümeler ve değişiklikler.

LAPA: Keten tohumu ve benzeri bitkilerin kaynatılmasıyla elde edilen,sıcak olarak tülbent içinde vücuda dıştan uygulanan ilaç.

LAPA: Nişastalı tanelerin suyla kaynatılarak bulamaç kıvamına getirilmiş durumu.

LAPACI:Vücutça toplu olmasına karşın direnci az olan.

LAPARATOMİ:Karnın açılması.

LAPAROSKOPİ: Karın duvarında yapılan ufak bir kesikten sokulan aletle karın boşluğunun görsel olarak incelenmesine olanak veren işlem.Karın zarı boşluğunun ışıklı bir aygıtla gözlenmesi ve ameliyatı.

LAPAS:Hayvanların bağlandığı gölgelik.

LAPAZ:Bolivya’nın başkenti.

LAPAZAN : Trabzon ilinde bir yayla.

LAPÇIN:Tabanı meşinden yapılmış düz mest , edik,takunya.

LAPİLLİ:Yanardağlardan fırlayan parça.

LAPİNA: Ilıman ve tropik denizlerin kıyılarında ,kayalık kıyılarda , sığ sularda yaşayan 25-35 cm uzunluğunda kırmızı benekli,mavi veya yeşil bir balık. Çil balığı.

LAPİS: Gök mavisi renginde değerli taş.

LAPTOP: Dizüstü bilgisayar.

LAPYA: Karstik kayaçlardaki küçük kanalcıklar.

LAR: Libya’nın plaka işareti.

LAR:Roma mitolojisinde,aile ocağının koruyucu tanrısı.

LARAN:Etrüsklerde savaş tanrısı.

LARENDE:Karaman kentinin eski adı.

LARENJİT:Gırtlaktaki aşırı ve süreğen iltihap.

LARGETTO:Bir parçanın largo’dan daha çabuk ve hafif çalınacağını anlatan müzik terimi.

LARGO:Bir parçanın ağır ve görkemli çalınacağını veya söyleneceğini anlatan müzik terimi.

LARİ:Gürcistan’ın para birimi.

LARİSSA:İzmir’in Menemen ilçesinde antik bir kent.

LARMO: Denizcilikte,üzerine flok yelkenlerinin çekildiği sabit donanımlı tel halatlar.

LARP:Ansızın ve güçlü bir biçimde.

LARSA:Eski Babil başkentlerinden biri.

LARVA: Kurtçuk.

LAS: Biçilmiş otlardan yapılmış ot dizisi.

LASER:Dört beş metre boyunda ve tek kişilik bir spor yelkenlisi.

LASKİNE: İskambil kağıtlarıyla oynanan bir çeşit oyun.

LASO:Güney Amerika’da yaban hayvanlarını yakalamakta kullanılan kement.

LASTA:Bir geminin alabildiği yük miktarı (Kuzey Avrupa’da kullanılan 200 kg’a yakın gemi yüklerine ve büyük miktarda ticaret mallarına değer biçmeye yarayan kütle ölçü birimi).

LASTARYA: Bir çeşit iri karalahana.

LASTEKS:Lastik,ipek,pamuk veya yün karışımı yapay bir kumaş türü.

LASTİKOTİN: İnce iplikle çok sıkı dokunmuş bir tür yünlü kumaş.

LAŞE:Gemi enkazı, batık.

LAŞE:Leş.

LAT: Müslümanlık öncesi Kabe’de bulunan üç puttan biri.

LAT:Letonya’nın para birimi.

LATA: Yapıda kullanılan dar,uzun ve kalın tahta.

LATA:Osmanlılarda ilmiyenin giydiği bir tür üstlük.

LATANYA:Bazı türleri evlerde süs bitkisi olarak yetiştirilen,bazı türlerinden de dokumalık iplik elde edilen bir tür palmiye.

LATEKS:Kauçuk ağacının ve bazı bitkilerin genellikle süt görünümünde olan öz suyu.

LATERİT:Sıcak nemli iklimlerde oluşan,parlak kırmızı yada kahverengiye çalan kırmızı renkli,demir oksit ve alüminyum bakımından zengin toprak.

LATERNA:Kolu çevrilerek çalınan,sandık biçiminde bir tür org.

LATES : Afrika ve Hindistan’ın tatlı sularında yaşayan, eti lezzetli bir balık. Nil levreği de denilen iri bir balık.

LATİ:Tropikal Afrika’da yetişen ve odunu doğramacılıkta kullanılan bir ağaç.

LATİF: Hoş ve ince bir güzelliği olan.Yumuşak.

LATİFİ:Kendi dönemine değin gelen şairleri anlattığı tezkiresiyle tanınan XVI. Yüzyıl Osmanlı yazar ve şair.

LATİFUNDİA: İlkel yöntemlerle ve düşük verimle işletilen geniş tarım alanları.

LATİLOKUM :Lokuma verilen bir ad.

LATİN:İtalya’da yaşamış antik halk.

LATİNO : ABD’de Latin kökenli göçmen işçilere verilen ad.

LATMOS: Ege bölgesindeki Beşparmak Dağı’nın antik dönemlerdeki adı.

LAURA: İtalyan şair Petrarca’nın,yaklaşık yirmi yıl boyunca yazdığı aşk şiirlerine konu olmuş sevgilisi.

LAURA: Yemeklik bir patates cinsi.

LAURA:Otto Preminger’in “Kanlı Gölge” olarak da bilinen ünlü filmi.

LAV: Püskürtü.

LAVA: Kazak süvari birliği.

LAVA:Herhangi bir yana yanaşmış filikanın kürek çekmeksizin ilerlemesi için verilen emir.Denizcilikte çekip kaldırma,yısa etme.

LAVAJ:Tıpta,bir organı su vererek yıkayıp temizleme.

LAVALİYER:Çift halkalı bir düğümle bağlanan ve iki kanadı serbestçe sarkan geniş kravat.

LAVANTA:Ballıbabagillerden,mavi veya mor renkli çiçekleri koku sanayinde kullanılan bir bitki.

LAVAŞ :Mayalı hamurdan tandırda pişirilerek yapılan ve yapıldığı yere göre büyüklüğü değişen ince ekmek türü. İnce pide.Yassı,yumuşak ekmek.

LAVAŞA:Yassı gümüş külçesi.

LAVDANOM:Eskiden kullanılan ve içinde afyon bulunan sulu bir ilaç.

LAVİ :Geniş bir yüzeyin sulandırılmış mürekkep,kurum boyası yada suluboyayla hiç fırça izi kalmayacak biçimde boyanarak örtülmesi.

LAVİ: Bir resmi sulandırılmış renklerle boyama ya da gölgeleme biçimi ve bu yolla elde edilen yapıt.

LAVMAN: Kalın bağırsağı anüs yoluyla su fışkırtarak yıkama ve bu işte kullanılan alet.

LAVRA:Denizcilikte,kandilisaların donatılması için çubukların üzerine açılan dikdörtgen biçimindeki bastika.

LAVTA:Doğacak çocuğu ana rahminden çekmeye yarayan aygıt. Erkek doğum hekimi.

LAVTA:Mızrapla çalınan,gövdesi çınar,kapağı köknar ağacından yapılan küçük telli bir çalgı.

LAVUK:Argo’da adam,herif anlamında bir sözcük.

LAY:Çamur,cıvık.

LAYEMUT:Ölümsüz , ölmez.

LAYİHA :Herhangi bir konuda bir görüş ve düşünceyi bildiren yazı. Tasarı.

LAYKA(LAİKA):Orta boy ve irilikteki Sibirya av köpeği. Uzaya gönderilen ilk canlı olan köpek.

LAYTER:Kıyıdan açıkta bulunan gemilerin yüklemesinde ve boşaltılmasında kullanılan,genellikle altı düz,sığ su teknesi.

LAYTMOTİF:Genellikle operalarda bazen da senfonik şiirlerde sık sık yinelenen küçük melodi parçası.

LAZ: Karadeniz’in doğusunda yaşayan halka verilen ad.

LAZA:Bal koymaya yarayan tekne.

LAZANYA: Kat kat dizilmiş geniş hamur şeritlerinden oluşan bir tür İtalyan hamur işi. İtalyan mutfağına özgü bir cins makarna yemeği.

LAZAR:Öldükten sonra İsa tarafından diriltildiğine inanılan adam (Marksist terminolojide toplumun en düşkün kesimine onun adı verilir).

LAZARETO:Bir limanda,bulaşıcı hastalıklar bulunan bir ülkeden gelmiş bir gemideki insanların karantinaya alındıkları bina.

LAZER:Küçük bir alan üzerine odaklanmış yoğun ışık kaynağı.Fotonların girişken doğalarının açığa çıktığı ışık kaynağı.

LAZİME: Yapılması gerekli olan şey.

LAZKİRAZI:Doğu Karadeniz yöresinde yetişen ve karayemiş de denilen bir meyve.

LAZKİYE:Sedir ağacı dumanı ile kurutulan,Suriye kökenli Şark tipi bir tütün türü.

LAZOT:Halk dilinde mısır.

LB:Liberya’nın plaka işareti.

LCV: Davetiyelerde,Lütfen Cevap Verin cümlesinin kısaltması.

LE :Vietnam krallık hanedanı.

LEA:Yakup peygamberin ilk karısı ve İsrail’in 12 kabilesinden beşinin geleneksel anası.

LEAL:İnciler.

LEAMET : Alçaklık, bayağılık.

LEANDROS:Yunan mitolojisinde,sevgilisi Hera’yı görmek için Çanakkale boğazını geçerken boğularak ölen kahraman.

LEAR: Kelt mitolojisinde deniz tanrısı.

LEASİNG:Taşınır ya da taşınmaz bir malın belirli bir süre sonunda tek taraflı bir satış vaadiyle kiraya verilmesi.

LEB:Eski dilde dudak.

LEBALEB:Ağzına kadar dolu,silme.

LEBBEYK:Buyurun efendim,emredin anlamında bir seslenme sözü.

LEBENİYE:Diyarbakır yöresine özgü,bir tür yoğurt çorbası.

LEBİB:Akıllı,zeki.

LEBİBE:Eski dilde akıllı.

LEBİSTES:Bir akvaryum balığı.

LEBLEBİ: Dış kabuğu çıkarıldıktan sonra kavrulmuş nohut.

LEÇE:Donmuş lav akıntılarıyla kaplı alan.

LEÇE:Taşlı tarla.

LEÇEK:Baş örtüsü,yün atkı.

LEÇER:Kıl elek.

LED :Minik ampul. Diyotlu aydınlatma yönteminin kısa yazılışı.

LEDA:Yunan mitolojisinde,kuğu kılığına giren Zeus’la karşılaşması bir çok sanatçıya esin kaynağı olmuş ünlü kadın.

LEDAN:Arının kovandaki yarıkları kapatmak için salgıladığı siyah ve koyu sıvı.

LEDRAİ: Kıbrıs’ın kuzey kıyısında antik bir kent.

LEDRO: İtalya’da bir göl.

LEDÜN:Tanrı katı.

LEDÜNNİ:İlahi sırlarla ilgili olan.

LEF: Mayakovski’nin başını çektiği eski Sovyet edebiyat grubu.

LEGAL: Yasal.

LEGATO:Bir parçanın notalarının,ara vermeden birbirine bağlanarak söyleneceğini veya çalınacağını belirten müzik terimi.

LEGATUS:Papanın resmi temsilcisi.

LEGO: Çeşitli parçaların birleştirilmesiyle değişik şekillerin elde edildiği bir oyun.

LEGORN:Yumurta verimi çok,genellikle beyaz tüylü bir tavuk ırkı.

LEĞEN: Madenden ve seramikten yapılan geniş ağızlı,yayvan su kabı.

LEH:Polonya halkından olan kimse.

LEHÇE:Bir dilin tarihsel,bölgesel,siyasal sebeplerden dolayı ses,yapı ve söz dizimi özellikleriyle ayrılan kolu,diyalekt. Bölgesel dil.

LEHİM: Erime noktaları düşük metalleri tutturma işlemlerinde kullanılan kalay ve kurşun alaşımlarının genel adı.

LEHİSTAN :Osmanlı imparatorluğunda Polonya’ya verilen ad.

LEİ: Hawaii’de karşılama ya da uğurlama anısı olarak verilen,çiçeklerden yapılmış kolye.

LEİNE :Almanya’nın Aşağı Saksonya eyaletinde ırmak.

LEJAND:Bir fotoğrafın, haritanın ya da karikatürün gösterdiği,temsil ettiği şeyi belirten,özünü anlatan yazı.

LEJİTİMİST:Tahttan indirilen bir hükümdarın yeniden tahta çıkarılmasına taraftar olan kimse.

LEJYONER: Paralı asker.

LEK:Arnavutluk’un para birimi.

LEK:İzmir’in Tire ve Ödemiş ilçelerine özgü bir tür bilye oyunu.

LEKA:Akya balığı,çıplak balık gibi adlar da verilen bir balık.

LEKE:Kirliliği gösteren iz.

LEKECİLİK:Doğa biçimlerini değil boya biçimlerini değerlendiren ve boya vuruşundan doğan görüntünün,insanın iç coşkusunu anlatmaya yeter olduğuna inanan soyut resim anlayışı. Taşizm.

LEKELİHUMMA:Bitle geçen,ortalama 15 gün süren,vücutta pembe lekelerle beliren ateşli ve tehlikeli bir hastalık türü,tifüs.

LEKELİMERCAN:Mırmır balığına verilen bir başka ad.

LEKEN:Kar ayaklığı.Tokaçlı kar ayakkabısı.Kara batmamak için ayağa takılan bir çeşit örgülü ayaklık.

LEKENDE: Saat zincirinin üzerine sarıldığı silindir.

LEKENDE:Kaba dikiş.

LEKGELE: Tek mi çift mi oyununa verilen ad.

LEKSİKOGRAFİ:Sözlük yazarlığı.

LEKSİKOLOG:Sözlükbilimci.

LEKSİKOLOJİ:Sözlüklerin hazırlanmasında tutulacak yolları,yöntemleri konu alan ve saptayan dilbilim dalı.

LEKSİKON: Üzerinde harfler bulunan kağıtlarla oynanan bir kağıt oyunu.

LEKTÖR:Okutman.

LELEG:Anadolu’nun Yunan öncesi halklarından biri.

LELEMENDİ:Yas havalarına uygulanan bir halk ezgisi.

LELİK:Halk dilinde çok ağlayan kimseye verilen ad.

LEM:Eski dilde parlama, parıldama.

LEMA: Eski dilde parlaklık. Parıltı. Parlaklık.

LEMBEKİ: Küçük tabak,küçük sahan.

LEMİS: Gümüşhane’ye özgü bir tür ıspanaklı pide.

LEMİS: Karadeniz yöresine özgü,mısır ununa çeşitli sebzeler katılarak yapılan bir tür ekmek. İçine ıspanak,patates,peynir yada kıyma konularak yapılan bir tür pide.

LEMİS:Bir şeyi elle tutma, dokunarak hissetme.

LEMPİRA:Honduras’ın para birimi.

LEMUR:Maki de denilen,Madagaskar’da yaşayan bir maymun cinsi.

LEMYEZEL:Kalıcılık,ebedilik.

LEN:Avrupa yüzme birliğinin simgesi.

LENA:Rusya’da bir ırmak.

LENDUHA:Çok iri ve kaba şey.

LENF SİSTEMİ: Bağışıklık sisteminin akyuvarlarını içeren sistem.

LENF: Canlılarda dokularda yer alan, vücudun sıvı dengesinin korunmasını sağlayan, bakteri ve yabancı hücreleri dokulardan uzaklaştıran renksiz sıvı. Aynı adlı damarlarda dolaşan ,kan ve doku öğeleri arasında aracı görevi yapan,kan plazması ve lenfositten oluşan saydam,sarı renkte bir sıvı. Akkan.

LENFOMA: Lenf bezi kanseri.

LENG:Topal, aksak.

LENGER :Yayvan ve kenarları geniş,büyük kalaylı bakır kap,geniş yemek sahanı.

LENGER:Gemi demiri.Çapa.

LENGÜİSTİK:Dil bilimi.

LENS:Göze takılan mercek.

LENTİYE :Denizcilikte kullanılan bir tür ince halat.

LENTO:Bir parçanın ağır çalınacağını belirten müzik terimi.

LENTO:Kapı ve pencerelerin ağaç,taş yada betondan üst eşiği,boyunduruk.

LENUGO: Çocukların ve kadınların yüzünde görülen ince tüyler;ayva tüyü.

LEO:Aslan takımyıldızının Latince adı.

LEON:Jean Reno’nun başrolünü oynadığı Luc Besson filmi.

LEPE: Mersin yöresine özgü,bulgur,patates,domates ve soğanla yapılan bir tür çorba.

LEPEÇ:Hatay yöresine özgü,tarhana,nohut ve ayranla yapılan çorba.

LEPERUJ: Çerkezlere özgü bir dans.

LEPİSKA:Uzun sarı ve yumuşak saç.

LEPRA:Cüzam.

LEPSİ: Samsun yöresine özgü,tavuk eti ve mısır unuyla yapılan bir yemek.(Çerkez tavuğu).

LEPTON: Parçacık fiziğinde,yalnızca elektromagnetik,kütleçekimsel ve zayıf etkileşimlere giren fermiyon türü.

LERCİ:Mis keçisine benzer bir hayvan.

LERP: Okaliptüs yapraklarından sızan ve Avustralya çişi de denilen kudret helvası.

LERZAN:Titrek, titreyen.

LERZANBENGİSU:Daha çok soyut tarzda çalışan ve 1906-1978 yılları arasında yaşayan kadın heykelcimiz.

LERZE:Titreme,titreyiş.

LESBOS: Midilli adasına verilen bir başka ad.

LESEPASE:Sınırdan geçiş belgesi.

LESİDİN:Hücre yapısında ve metabolizmasında önemli bir rol oynayan, fosfolipit bileşiklerinin ortak adı.

LESOTHO: Afrika’da bir ülke.

LEŞ: Hayvan ölüsü.

LEŞKER: Asker, ordu.

LET: Eski dilde dayak atma,dövme.

LETAFET: Yumuşaklık,hoşluk.

LETARJİ:Yaşama işlevlerinin çok zayıfladığı,çok derin ve sürekli patolojik uyku durumu. Halsizlik.

LETİS:İki ayrı ırktan gelme.

LETİYE: Belli oranlarda yüksek fırın cürufu katılmış çimento.

LETO :Eski Yunan mitolojisinde,Apollon ve Artemis’in annesi olan,Titanların kızı . 12 çocuğu da öldürülünce,taş kesilip sonsuza kadar ağlamaya başlayan Frigya kraliçesi.

LETOON:Antalya ilinde antik Likya bölgesinin kutsal alanı olan ören yeri.

LETRASET:Matbaacılıkta sürtme yoluyla kağıt veya düzgün bir yüzeye aktarılan grafik karakteri.

LETRİZM:Yirminci yüzyılda ortaya çıkan,şiirde sözcüklerin anlamlarından çok ses değerlerine ve harflerin dizilişine önem veren edebiyat akımı.

LEV: Ahşap gemilerde sintine sularının akması için döşeklere açılmış deliklerden her biri.

LEVA :Bulgaristan’ın para birimi.

LEVANT: Akdeniz’in batısında görülen doğudan esen bir rüzgar.

LEVANT: Bir fındık çeşidi.

LEVANT: Eskiden,Müslümanların yerleştiği ve Hıristiyan tacirlerin uğrak yeri olan Akdeniz’in doğu kıyısına verilen ad.

LEVANTEN:Osmanlılarda,İstanbul’da ve büyük liman kentlerinde yaşayan ve ticaretle uğraşan,Müslüman olmayan azınlıklara verilen ad. Ortadoğu’da doğmuş Avrupalı. Yakın doğuda yerleşmiş ya da evlenerek soyu karışmış Avrupa asıllı.

LEVAZIM:Değişik iş kollarında gerekli olan şeyler,araç ve gereçler.


Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 14:39