Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

A-1 (AABAM - ANAL) - Sayfa 3

e-Posta Yazdır PDF
Makale İçeriği
A-1 (AABAM - ANAL)
Sayfa 2
Sayfa 3
Tüm Sayfalar

ALAYLI:Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan kimse.

ALAYUN: Batı Sahra devletinin başkenti.

ALAZ: Alev.Yalaz.

ALAZ: Alaca ve siyah kürklü bir cins küçük sansar.

ALAZ: El,ayak ve yüzün kızarıp şişmesi şeklinde ortaya çıkan bir hastalık.

ALAZ:Gümüşhane’nin Torul ilçesinde bir yayla.

ALAZA:Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl.

ALAZAN:Asya’da bir ırmak.

ALAZLAMA:Yılancık da denilen,el,ayak ve yüzde kızartı ve şişmelerle kendini gösteren hastalık.

ALAZLI : Trabzon ilinde bir yayla.

ALAZOM:Cinsiyetin belirmesinde temel rol oynayan özel kromozom.

ALBA:Şafak vakti sevgililerin birbirinden ayrılışını konu alan eski bir Fransız şarkı türü.

ALBARDAK:Bursa ve Kocaeli dolaylarında yetişen yerli bir erik cinsi. Kırmızı renkli,tatlı,sulu ve kokulu bir erik cinsi.

ALBASMA (ALBASTI) : Loğusa humması. Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden loğusanın tutulduğu ateşli hastalık. Kabus.

ALBATR:Kaynak taşı,su mermeri.

ALBATROS: Atlantik Okyanusunda yaşayan iri bir kuş türü.

ALBEDO:Bir cismin ışığını yansıtma gücü.

ALBENİ:Cazibe.

ALBENİZ :Özellikle İberia adlı yapıtıyla tanınan İspanyol besteci.

ALBİNO: Akşın. Çapar.Kıllarında ve gözlerinde kimi zaman da derisinde doğuştan boya maddesi bulunmadığı için her yanı beyaz olan hayvan ya da insan.

ALBÜMİN:Bitkilerin,hayvanların doku ve sıvılarında bulunan,birleşimi karbon,oksijen,azot,hidrojen ve kükürt olan,suda eriyen,beyaza yakın renkte,yapışkan madde.

ALÇI: Toprak içinde katman olarak bulunan bir çeşit taşın pişirilip toz haline getirilmesinden elde edilen madde.

ALDANÇ:Çabuk ve kolay aldatılan kimse.

ALDANTE:Normalden daha az pişirme usulü.

ALDEBARAN:Boğa takımyıldızının en parlak yıldızı.

ALE :Hint sülünü.

ALE :İki yanı ağaçlıklı yol.

ALE:Bir tür İngiliz birası.

ALEF:İbrani alfabesinin ilk harfi.

ALEGA: Hindistan’da üretilen bir tür pamuk ve keten kumaş.

ALEGORİ :Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için simgelerle göz önünde canlandırıp dile getirme.İnsan davranış ve yaşantısına ilişkin doğrular ve genellemelerin,simgesel karakterler ve eylemler aracılığıyla sanatsal anlatımı.

ALEGRİA:İspanya’ya özgü,Flamenko dansının bir türü.

ALEKA: Kan pıhtısı.

ALEKA:Balçık.

ALEKO BACANOS:Rum asıllı Türk besteci.

ALEKO: Rahmaninov’un tek perdelik operası.

ALEKSİ :Görmede hiçbir bozukluk olmadığı halde okuma yetisinin yok olması. Okuma yitimi.

ALELITLAK: Yalın.Genel olarak.

ALELITLAK:Gelişigüzel.

ALELUYA:Yehova’ya hamd olsun anlamına gelen ve ayinlerde kullanılan İbranice sözcük.

ALEM: Minare külahlarına,kubbe ortalarına,bayrak direklerine,minber kürsüsüne yerleştirilen,taş ve madenden tepelik.Hilal ya da lale biçiminde süs. Sembol, işaret, timsal anlamına gelir.

ALEMDAR:Bayraktar.Sancak veya bayrak taşıyan.

ALEMİN:Dünyalar.

ALEMİYAN:İnsanlar,dünya adamları.

ALEMİYANE : Akıllıca.

ALEMŞÜMUL .:Evrensel.

ALENAS:On dördüncü asırda Avrupa’da kullanılan ince,uzun çoğu kez üç köşeli eğri hançer.

ALENEN: Herkesin gözü önünde,açıkça.

ALENGİR: Argo’da gösteriş,fiyaka anlamında sözcük.

ALENGİRLİ:Argo’da gösterişli,yakışıklı.

ALENİ: Açık,gizli olmayan.

ALERJİ :Bazı canlıların bir takım yiyeceklere , ilaç , koku , toz gibi nesnelere gösterdikleri ters tepkiye verilen ad.

ALERYON:Bayraklarda ve armalarda sıkça görülen,ayaksız ve gagasız olarak kanatları açık biçimde betimlenmiş kartal şekli.

ALESTA:Harekete hazır, tetikte.

ALEUT :Bering Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan adalar grubu.

ALEV EBÜZZİYA:Bin dokuz yüz otuz sekizde doğmuş,özellikle ince bir işçiliğin egemen olduğu çanaklarıyla tanınmış kadın seramik sanatçımız.

ALEV:Mızrak uçlarına takılan küçük bayrak,flama.

ALEXANDREGUSTAVEEİFFEL: Paris’te yaptığı ve kendi adını taşıyan kule ile ünlü mühendis.

ALEYHTAR: Karşı olan.

ALEYNA: Bizim üzerimize olsun anlamında Arapça sözcük.

ALEZ: Yatağı korumak için kullanılan bir tür çarşaf.

ALFA: Akdeniz yöresinde kendiliğinden yetişen ve dokumacılıkta kullanılan mavi-beyaz yada menekşe renginde çiçekler açan bir bitki. Kuzey Afrika’da ve İspanya’da yetişen ve kağıt,ip,halı yapımında kullanılan bir bitki.

ALFA: Yunan abecesinde bir harf.

ALFENİT: İçinde bakır,çinko,nikel bulunan ve çatal bıçak takımı yapmakta kullanılan gümüşlü bir alaşım.

ALFRED SİSLEY:Fransız izlenimciliğinin kurucularından olan ünlü ressam.

ALG:Su yosunu.

ALGARNA(ALGARİNA): Denizde ağır cisimleri kaldırmaya,batık gemileri çıkarma veya askıya almaya yarayan,su kesimi az,vinçli tekne yada duba.

ALGERDAN: Temiz,iffetli.

ALGERDAN:Nar bülbülü de denilen ötücü bir kuş.

ALGI: İdrak.

ALGI:Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.

ALGIN :Cılız,zayıf,hastalıklı.

ALGOFOBİ: Acı görme veya çekme korkusu.

ALGOL: Genellikle fen ve matematik problemlerine ilişkin programların yazılmasında kullanılan bilgisayar programlama dili.

ALGORİTMA:Bir sorunu çözmek için belirlenmiş kurallar veya işlemler.

ALIÇ:Gülgillerden yabani bir ağaç ve bu ağacın mayhoş yemişi. Geyik dikeni.

ALIÇORA: Denizli yöresine özgü,kuru fasulye ve bulgurla yapılan bir yemek.

ALIK(ALAK):Eskimiş giyecek. Hayvan çulu.

ALIK: Aptal.

ALIK:Koyun,kuzu ve keçilerin tanınması için vücutlarının belli bir yerine,yün kırpılarak vurulan işaret.

ALINLIK:Kimi yapılarda giriş kısmının yada kapı ve pencerelerin üstünde bulunan üçgen veya yarı değirmi süsleme.

ALIYAR: Türk boylarından Terekemeler arasında söylenen türkülü büyük halk hikayesi.

ALİ AVNİ ÇELEBİ:Bin dokuz yüz dört – bin dokuz yüz doksan üç yılları arasında yaşayan ve Türkiye’de modern resmin ilk temsilcilerinden biri sayılan ünlü ressamımız.

ALİ BİN İSA: On birinci yüzyılda yaşayan,göz anatomisi ve göz hastalıkları üzerine çalışmalarıyla tanınan Arap hekim.

ALİ EMİRİ: Bağışladığı yaklaşık on beş bin kitapla İstanbul’daki Millet Kütüphanesini kuran ünlü tarihçi ve yazarımız.

ALİ PAŞA KEBABI:Kuş başı doğranmış et ve baklava yufkasıyla yapılan bir tür kebap.

ALİ RUHİ:Divan edebiyatı geleneğini sürdüren şiirlerini “LEAMET” adlı kitabında toplamış, acıklı hayatı Behçet Necatigil’in “Ertuğrul Faciası” adlı oyununa konu olmuş 19. yüzyıl Türk Şairi.

ALİ: Antalya’nın Gündoğmuş ilçesinde Helenistik dönemden kalma bir köprünün adı.

ALİ:Orhan Hançerlioğlu’nun bir romanı.

ALİ:Yüce,yüksek.

ALİABA:Hazreti Muhammed’in aile üyelerine verilen ad.

ALİBABA:Kütahya’ya özgü,şişkin,yuvarlak gövdeli,kısa ince boyunlu sürahi türü.

ALİBEŞE (ALUBEŞE):On dokuzuncu yüzyılda Gaziantep yöresinde yaşamış,yalın bir dille söylediği şiirlerinde doğa güzelliklerini ve sevgiyi konu edinmiş halk şairimiz.

ALİBEY:Ayvalık ilçesindeki Cunda adasına verilen bir başka ad.

ALİBİ:Bir sanığın,kendisini suçun işlendiği anda başka bir yerde bulunduğu şeklindeki savunması.

ALİBORON: Ünlü Türk bilgin El Biruni’nin Batı dillerindeki adı.

ALİCAN: Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınır kapısı.

ALİCENAP : Onurlu,yüce gönüllü,şerefli.

ALİÇO:Kel lakaplı,1845-1922 yılları arasında yaşamış,aralıksız 27 yıl Kırkpınar başpehlivanı olmuş güreşçi.

ALİDAT :Bir doğrultuyu, dereceli bir çember üstünde işaretleyerek belirleme olanağı veren cetvel türü. Açı ölçmeye yarayan dönme hareketli bir çeşit cetvel.

ALİELİ: Hazar ötesinde yaşayan bir Türkmen oymağı.

ALİFATİK: Açık zincirli organik madde.

ALİKABULİBEY: Asarı Tevfik gemisinin süvarisiyken,31 Mart vakası sırasında Yıldız Sarayı önünde ayaklanmacılar tarafından öldürülen Türk deniz subayı.

ALİKEMAL:Kurtuluş Savaşı karşıtı yazıları nedeniyle yargılanmak üzere Ankara’ya götürülürken İzmit’te linç edilen gazeteci.

ALİKULA: Eski Roma’da aşağı sınıf halkın ve balıkçıların giydiği bir çeşit palto.

ALİKURNA (ALİGORNA): Eskiden özellikle sülüs yazı yazmak için kullanılan perdahlı bir kağıt türü .Bazı Karagözcüler tarafından deri yerine kullanılan ışık geçiren pütürlü kağıt.

ALİL:Hastalıklı, sakat.

ALİMALA:Antalya’nın Elmalı ilçesinin antik dönemlerdeki adı.

ALİME:İlkçağda Mısır’da ayrı bir sınıf oluşturan ve çok kültürlü olan kadın dansçılara verilen ad.

ALİNAZİK :Közlenmiş patlıcan,sarımsaklı yoğurt ve kıymayla yapılan bir çeşit yemek.

ALİNDA:Aydın’ın Çine ilçesinde antik bir kent.

ALİPAŞA: Erzurum’un Pasinler ilçesinde bir kaplıca.

ALİPAŞA: Trakya Türkleri arasında yaygın bir halk oyunu.

ALİPAŞA:Kuşbaşı doğranmış koyun eti ve baklava yufkasıyla yapılan bir tür kebap.

ALİSİN:Sarımsağın antibiyotik etki gösteren etkin maddelerinden biri.

ALİŞAR : Yozgat ilinde ünlü bir höyük.

ALİTERASYON :Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Bir büyük boşlukta bozuldu büyü” dizesindeki “b” harflerinde olduğu gibi,şiirde aynı sesin sık yinelenmesiyle elde edilen ahenge verilen ad,ekoizm.

ALİVRE:Ürün daha tarladayken,yetiştiği zaman teslim edilmek üzere,önceden pey verilerek yapılan satış.

ALİYE BERGER :Dışavurumcu anlayıştaki gravürleriyle tanınan kadın sanatçımız.

ALİYYÜLALA:En iyi,en üstün.

ALİZARİN:Eskiden kökboya bitkisinden bugünse bireşim yoluyla elde edilen kırmızı boyar madde.

ALİZE:Tropikal bölgelerdeki denizlerde,bütün yıl boyunca düzenli olarak esen bir takım rüzgarlara verilen ad. Alçak enlemlerde esen düzenli rüzgar.

ALK :Kuzey buz denizinde yaşayan dalıcı bir martı türü.

ALKA: Baltık dininde kutsal ve dokunulmaz olan açık hava ibadet yeri.

ALKALİK:Kalevi.

ALKAN:Parafin.

ALKANTARA:Mobilyaların ve otomobil koltuklarının kaplanmasında kullanılan döşemelik bir kumaş cinsi.

ALKARA:Halk dilinde yabaya verilen ad.

ALKARASI:Halk inanışında lohusalara musallat olarak onları öldürdüğüne inanılan cin.Loğusayı ve yeni doğmuş bebekleri rahatsız ettiğine inanılan düşsel yaratık.

ALKARAZZA: İçine konan içkiyi buharlaşma yoluyla soğutan,gözenekli topraktan yapılmış bir çeşit testi.

ALKARNA :İstiridye, midye gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan ağız kısmı demirden yapılmış bir ağ. Üçgen biçiminde demirden yapılmış ve ağzında file bir torba bulunan, tekneden denize atılıp dibi taramak suretiyle midye ve diğer kabuklu hayvanları avlamakta kullanılan alet.

ALKAZAR:İspanya’da,Endülüs Araplarından kalma saraylara verilen ad.

ALKHUMRA: Suudi Arabistan kökenli öldürücü bir virüs.

ALKIM:Gökkuşağı.

ALKİN: Üçlü bağ içeren hidrokarbonların genel adı.

ALKOV:Bir oda veya mekana açılan,duvar yada çitle çevrili girinti.

ALLAHDİYEN: Manisa’nın Salihli ilçesine özgü bir kiraz cinsi.

ALLAK :Sözünde durmaz,dönek ,aldatıcı.

ALLAME: Çok bilgili olan.

ALLAPRİMA:Yağlı boya resimde,astar ve onu izleyen saydam boya katları uygulamadan zemin üstüne doğrudan boyama tekniği.

ALLEBEN:Gaziantep’teki ünlü dere.

ALLEGORİ: Bir şeyin başka bir şey aracılığı ile betimlenmesi,anlatılması.

ALLEGRETTO: Canlı,süratli müzik.

ALLEGRO:Bir parçanın canlı,neşeli ve hızlı çalınacağını belirten müzik terimi.

ALLERİON (ALERYON):Avrupa armalarında kanatları açık,gagasız ve pençesiz betimlenmiş kartal motifi.

ALLOPATİ: Karşıt karşıtı iyileştirir ilkesi.Savaşılması gereken hastalığın belirtilerine karşıt belirtiler meydana getiren ilaçların verilmesini öngören ve en çok kullanılan tedavi yöntemi.

ALMA: Kafkas dağlarında yaşadığına inanılan çok iri bir yaratık.

ALMAÇ : Ahize,alıcı,reseptör.

ALMADERE: Doğu Anadolu (Kars) yöresine özgü tek kişi tarafından oynanan bir halk oyunu.

ALMANAK :Kitap biçiminde takvim.Yıllık.

ALMAŞ:İki ya da daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek, kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması,keşikleme,münavebe.

ALMATI:Kazakistan’ın Astana’dan önceki başkenti.

ALMAZ: Yavrusunu emzirmeyen koyun ya da keçi.

ALME: Alp dağlarının yüksek kesimlerinde bulunduğu için kışın gidilemeyen çayırlara verilen ad.

ALNAÇ :Ön taraf, cephe, karşı, yamaç.

ALO:Hakkari yöresinde yetişen ve yemeği yapılan maydanoza benzer bir ot.

ALOE: Sarısabır bitkisine ve bu bitkiden elde edilerek parfüm sanayisinde kullanılan özüte verilen ad.

ALOGAMİ:Bir çiçek tepeciğinin başka bir çiçek tozu ile tozlanması.

ALOHA:Hawaii esenleme sözü.

ALOHA:Hawaii kökenli,üzeri rengarenk çiçekli bir çeşit yazlık gömlek.

ALONJ:Bono,çek ve poliçenin arka yüzünde işlem yapmak için yer kalmadığı zaman,yapılacak işlemler için bunlara eklenen kağıt parçasına verilen ad.

ALOPESİ:Kıl ve saçların dökülmesi ya da yokluğu.

ALOSA: Tirsi balığı.

ALOTROPİ:Karbon ,fosfor gibi maddelerin,fiziksel bakımdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu.

ALOZOM:Erkekliğin ya da dişiliğin belirlenmesinde rol oynayan kromozom.

ALPAGUT:Asilzade,derebeyi.

ALPAKA :Lamaya benzeyen koyunumsu hayvan.

ALPAKA: Alman gümüşü.

ALPHORN: İsviçre Alplerinde çobanlar tarafından kullanılan ve dört metre kadar uzunlukta olabilen,tahta ya da ağaç kabuğundan yapılmış üfleme çalgısı.

ALPİNİST:Dağcı.

ALPİNİZM :Dağcılık.

ALT KURUL : Encümen.

ALTAFA: İbrik.

ALTAMİRA:İspanya’da, tarih öncesi dönemlere ait duvar resimleriyle ünlü mağara.

ALTAN:Tatar hanlarına verilen unvan.

ALTAR: Akrep takım yıldızının kuyruğunun güneyinde yer alan,küçük güney takımyıldızı.

ALTAR: Tapınaklarda,üzerinde kurban kesilen,günlük yakılan,dini tören yapılan taş masa,sunak.

ALTAY: Celal Bayar öncülüğünde 16 Ocak 1914 yılında kurulan İzmir’in köklü spor kulüplerinden biri.

ALTERNATİF:Seçenek.

ALTERNATÖR:Dalgalı elektrik akımı veren üreteç.

ALTES :Prens ve prenseslere verilen şeref unvanı.

ALTES:Peru’da yaşayan uzun tüylü bir memeli hayvan.

ALTIDAN:Hastanelerde perhizsiz hastalara etlisi tatlısıyla verilen tam yemek.

ALTIKARDEŞ :Takım yıldız.

ALTILIGANYAN: Gün içinde yapılan altı koşunun birincilerini tahmine dayalı bahis.Üçlüsü,dörtlüsü ve beşlisi de vardır.İkilisine ise çifte bahis denir.

ALTIN:Kolay işlenen,yüksek değerli,paslanmaz element.

ALTINBAŞ:Kefal balığının bir türü.

ALTINBAŞ:Kırkağaç da denilen kalınca kabuklu bir kavun türü.

ALTINBEŞİK:Antalya ilinde ulusal park kapsamına alınmış ünlü mağara.

ALTINDERE:Trabzon’un Maçka ilçesinde,Sümela Manastırını barındıran ve ulusal park kapsamına alınan vadi.

ALTINOLUK : Altın sırma yada kılaptan işlenmiş çizgili ipek kumaş ve bu cins kumaşların üstünde bulunan sırma işlemeli yollar.

ALTINTAŞ (ANADOLU YAPINCAĞI): Bozcaada,Gökçeada ve Çanakkale yöresinde yetişen beyaz üzüm.

ALTINTOP:Turunçgillerden tadı acımsı bir meyve,greyfurt.

ALTIPARMAK:Palamut balığının bir türü.

ALTIPATLAR:Revolver.

ALTİMETRE:Bulunulan yerin yüksekliğini gösteren aygıt. Yükseklik ölçer.

ALTO :Kadın seslerinin en kalın olanı.

ALTO :Kemanla viyolonsel arası büyük keman, viyola.

ALTUNİ :Altın renginde olan.

ALU: Eski dilde erik.

ALUBEŞE: Gaziantep yöresinde 19. Asrın ikinci yarısında yaşamış,doğa güzelliklerini ve sevgiyi konu alan şiirleriyle tanınmış halk şairimiz.

ALUDE:Bulaşmış, bulaşık,kirli.

ALUK:Aşık kemiğine ve bu kemikle oynanan oyuna verilen ad.

ALUMEL: Alüminyum,manganez ve silisyum içeren nikel alaşımı.

ALÜVYON: Akarsuların taşıdığı malzeme.

ALVALA: İnce ipekten dokunmuş tülbent ya da gelin başörtüsü.

ALYAN: Vidaları sıkmakta ya da sökmekte kullanılan L biçimli ve altıgen anahtar.

ALYANAK :Güney Ege ve Akdeniz kıyısı bölgelerimizde Çipura balığına verilen ad.

ALYANAK: Bir kayısı cinsi.

ALYANAK: Yerli bir elma cinsi.

ALYANS: Nişan yüzüğü.

ALYON: Çok zengin kimse.Para babası,kalantor kişi.

ALYUVAR:Kana kırmızı rengini veren çekirdeksiz,yuvarlak,küçük hücre.

ALZHEİMER: Zihinsel etkinliklerde kötüleşme,beyin hücrelerinde bozulma,ağır hafıza kaybı,kafa karışıklığı,davranış bozuklukları ve kişilik değişmeleri ile belirginleşen ve hastanın işlev kaybı neticesinde başkalarına bağımlı hale gelmesine yol açan,genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkan kronik,ilerlemeli,dönüşümü olmayan,ölümcül bir organik hastalıktır.Bunama hastalığı.

AM: Amerikyum.

AM:Eski dilde yıl.

AMA :Gözleri görmeyen.

AMA:Japonya’da Buda Rahibesi.

AMABİLE:Bir parçanın sevimli ve cana yakın çalınacağını anlatan müzik terimi. Sakin,yumuşak müzik.

AMADE:Bir işi yapmaya hazır.

AMADİNDA:Afrika müziğine özgü,ağaç gövdelerinden yapılan bir tür ksilofon.

AMAK:Eski dilde derinlikler.

AMAK:Gözpınarları.

AMAKAT:Derinlik., aptallık.

AMAKİHİ:Hawaii’de çok yaygın olan ötücü bir kuş.

AMAKUSA:Japonya’da adalar topluluğu.

AMAL: Eski dilde emeller, istekler. İşlemler.

AMALAKA:Hindistan’da eğri çatılı tapınaklarının mahyasını süsleyen yollu yastık biçiminde mimari öğe.

AMALGAM :Dişçilikte kullanılan,cıva ve bakır yada cıva,gümüş ve kalay bileşiği.

AMALİK (AMALİKA):Hud Peygamber döneminde Hicaz’da oturan,kötü ahlaklarının yok olmalarına neden olduğu rivayet edilen,Kutsal Kitap’ta adı geçen,Kuranda söz edilmeyen bir kavim. Sina yarımadasında yaşamış,gariplikleriyle tanınan bir kavim.

AMAN:Evli olmadığı bir kadının dostluğuna mazhar olmuş kimse.

AMAN:Güvenlik içinde olma.

AMANİ: Safranbolu,Zonguldak yöresine özgü bir halk oyunu.

AMANİTA:Şapkasının altında ışınsı levhacıklar,sapının üst kısmında bir yaka ve dip kısmında bir etek bulunan ormanlarda oldukça yaygın bir mantar türü.

AMANOS:Güney Anadolu’da bir dağ.

AMAR : İstatistik.

AMAR:Eski dilde hesap, tahmin, istatistik. Araştırma, inceleme.

AMAR:Eski dilde karında su biriktirme hastalığı.

AMAR:Eski dilde ömürler, hayatlar, yaşlar.

AMARA (AMARE) : Irak’ta bir kent.

AMARAK: Mercanköşk de denilen ıtırlı bir bitki.

AMARAT :Marangoz, dülger, demirci ve çiftçilerin kullandıkları, testere, keser, balta, saban demiri, çizek gibi aygıtlar.

AMAREGİR:Muhasebeci,sayman.

AMARELO: Tropikal Amerika’da yetişen ve Brezilya şimşiri de denilen odunu marangozlukta kullanılan bir ağaç.

AMARETTO: Acıbadem ya da kayısı çekirdeği aromalı İtalyan likörü.

AMARİL:Sarı humma virüsü.

AMARİLİS: Güzelhatun çiçeği de denilen,güzel çiçekli bir süs bitkisi. Huni biçiminde çiçekleri olan,kısa ömürlü,soğanlı bir süs bitkisi.

AMARİLİT:Hidratlı doğal demir ve sodyum sülfat.

AMARNA:Mısır’da ünlü bir arkeolojik bölge.

AMARO: İtalya’ya özgü,keçiboynuzundan yapılan bir içki.

AMAROK: Eski Türklere özgü bir dövüş sanatı.

AMAROLİ: Hindistan’da idrarla yapılan tedavi yöntemine verilen ad.

AMAROS:Anadolu’nun Sinop yarımadasında kuzey fırtınalara kapalı doğal liman.

AMAS: İnsan vücudunda oluşan şiş ya da ur.

AMASA : Eski dilde şişme, kabarma.

AMAT:İhsan Oktay Anar’ın bir romanı.

AMATERASU:Japonların ulusal dini Şintoizm’in güneş tanrıçası.

AMATİ:Keman yapımıyla ünlü bir İtalyan ailesi.

AMATOFOBİ: Tozdan aşırı derecede korkma.

AMAUTA: Güney Amerika’daki And dağlarında yaşayan yerlilerin dinsel önderlerine verilen ad.

AMAZON: İri yarı,güçlü kuvvetli ve erkeksi kadın.

AMAZON:Amerika’da yaşayan iri papağan.

AMAZON:Kadınların ata binerken giydikleri bir ceketle uzun bir etekten oluşan kıyafet.

AMAZON:Muğla’nın Marmaris ilçesinde,doğal güzelliğiyle tanınmış bir koy.

AMBALAJ: Eşyayı sarmaya yarayan malzeme.

AMBALE:Herhangi aşırı bir şeyden şaşırmış,bunalmış.

AMBAR:Tahıl,yiyecek veya eşya saklanan yer.

AMBARGO:Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak.Yaptırım.Ticareti engelleme.

AMBER AĞACI:Bir cins mimoza.

AMBER:Aynı adı taşıyan balıktan çıkarılan güzel kokulu,kül renginde bir madde. Güzel kokulu bazı maddelere verilen ortak ad.

AMBERBARİS: Sarıçalı,kadın tuzluğu,karamuk gibi adlar da verilen,kabuğu ve kökü solucan düşürücü olarak kullanılan bir bitki.

AMBERBU: Hindistan’da,İran’da yetişen,pişince güzel koku veren,iri ve uzun taneli bir tür pirinç.

AMBERİ:Amber kokulu, amber gibi kokan.

AMBERİYE: Hoş kokulu şerbet ya da şarap.

AMBERİYE: İçkicilerin kendi aralarında rakıya verdikleri ad.

AMBERİYE:Yayla çiçeği.

AMBİYANS:Ortam,atmosfer,hava.

AMBLEM:Soyut bir şeyin,bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya. Belirtke.

AMBOLAR:Namibya ve Angola’da yaşayan bir halk.

AMBOLİ:Atardamarda kanın pıhtılaşması veya yağ parçacıklarının oluşması sonucunda meydana gelen tıkanma.

AMBULANS: Cankurtaran.

AMCABEY :Cemal Nadir’in yarattığı bir karikatür tipi ve çıkardığı mizah dergisinin adı.

AME:Divit.yazı hokkası.

AMED:Devlet merkezinde bulunan il memuru. .

AMED:Eskiden devlet dairelerine gelen mektupların üzerine konan kayıt işareti.

AMEDİ:Haberleşmeyi yürüten kalem.Osmanlı devletinde Divan-ı Hümayun kalemlerinden biri.

AMEDİYYE (AMEDİYE):Osmanlı İmparatorluğu’nda yurt dışından getirilen veya nakledilen her türlü mal ve ticari eşyadan alınan gümrük resmine verilen ad.Osmanlılarda bir ilden diğerine geçen mallardan alınan vergi.

AMEL: Bir kimsenin dinin buyruklarını yerine getirmek için yaptıkları.

AMEL:İshal.

AMELE:İşçi.

AMELİ: Pratik. Kılgın.

AMELİMANDA :İşe yaramaz,iş göremez durumda olan.

AMELİYE: İşlem,kılgı.

AMENAJMAN:Devlete ve kişilere ait ormanların,önceden hazırlanıp kabul edilmiş esaslara uygun olarak işletilmesi için uygulanacak kuralların tümü.

AMENNA:Arapçada inandık anlamında bir söz.

AMENOFİS :Eski Mısır’da,18. hanedandan dört firavunun ismi.

AMENOKAL:Tuaregler de krala ya da reise verilen ad.

AMENORE: Kadınlarda adet yokluğu,adet görememe.

AMENSALİZM: Bir bitki türünün,kendisiyle aynı ortamda yaşayan ve engelleyici denilen diğer bir bitki türüne ait köklerden çıkan salgılar nedeniyle gelişememesidir.

AMER:Türlü bitkilerin yaprak ve kabuklarıyla kokulandırılmış acımtırak bir içki.

AMERİKAN :Pamuktan düz dokuma.

AMERİKAN ÜZÜMÜ: Şekerci boyası.

AMERİKANO: Bitter ve vermut karışımına soda ve limon kabuğu katılarak yapılan kokteyl.

AMERİKANO:Bir iskambil oyunu.

AMETİST: Güney Amerika’nın Amazon Bölgesinde yaşayan,kızıl gerdanlı ve yeşil gövdeli bir kuş.

AMETİST:Süs taşı olarak kullanılan mor renkte bir tür kuvars.

AMFETAMİN: Merkez sinir sistemi üzerinde çok güçlü uyarıcı etkisi olan sentetik bir ilaç.

AMFİBİ: Karada olduğu gibi suda da kullanılabilen araba,tank,uçak vs araç.

AMFİBİ:Hem karada hem suda yaşayabilen. İki yaşayışlı

AMFİTEATR:Sıraları geriye veya kenarlara doğru yükselen tiyatro salonu.

AMFİZEM: Doku veya organlarda aşırı hava birikmesi.

AMFORA (AMPHORA): İki kulplu,yumurta şeklinde,dibi genelde sivri olan veya bir ayakla biten dar boyunlu,karnı geniş antik kap,antik testi.Zeytinyağı gibi sıvı maddeler için yapılanları olduğu gibi mezar eşyaları arasında koku kapları,ölü külü kabı olarak da kullanılanları vardı.Geniş karınlı olanları hububat taşımak ve saklamak için kullanılmıştır.Eski Yunanlılar ve Romalılarda yapılması ve kullanılması adetti.

AMİD (AMED) : Diyarbakır’ın eski adı.

AMİGİ: Gerçek,somut.

AMİGO: Seyirciyi coşturan.

AMİK: Derin.

AMİK: Hatay ilinde bir ova.

AMİKASİN:Pek çok mikroba karşı etkili olan bir antibiyotik.

AMİL:Etken,yapan,faktör.

AMİLAZ :Nişastayı parçalayarak şekere çeviren enzim.

AMİN: Tanrı kabul etsin anlamında kullanılan söz.

AMİN: Yüreğinde korku olmayan,güven içinde olan.

AMİNALAYI:Eskiden okul öncesi yaştaki çocuklar mahalle mektebine başlarken yapılan tören.

AMİNO: Alkil kökü.

AMİNOASİT: Proteinlerin temel taşı olan organik bileşik.

AMİNOPİRİN: Ateş düşürücü ve ağrı giderici etkisi olan bir tür ilaç.

AMİNOS:Döl kesesi.

AMİP :Vücudun biçim değiştirmesiyle oluşan geçici kollar yada ayaklar üzerinde sürünerek yer değiştiren,tatlı ve tuzlu sularda yaşayan bir hücreli canlı.

AMİR:Buyurucu.

AMİRA: Osmanlı Devletinde 18. yüzyıldan sonra ileri gelen Ermenilere verilen ad.

AMİRE: Devlete ait olan.

AMİRİLER: İspanya’da hüküm sürmüş bir İslam hanedanı.

AMİSOS:Samsun kentinin antik dönemlerdeki adı.

AMİTOZ:Amip,akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğalma, eşeysiz bölünme.

AMLAKİT:Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde bir yayla.

AMME: Antalya yöresinde Trabzonhurmasına verilen ad.

AMME: Kamu.

AMNEZİ:Belleğin güçten düşmesi ya da kaybolması. Hafıza kaybı,unutkanlık.

AMNİOS(AMNİYON): Döl kesesi.

AMNİOSENTEZ: Doğum öncesi bebekten sıvı alınması.

AMOK:Malaya dilinde delirme. Malezya’da rastlanan akut saldırgan çılgınlık nöbeti.

AMON: Eski Mısır’da güneş tanrısı.

AMONYAK:Azot ve hidrojen bileşimi olan,keskin kokulu bir gaz.

AMOR :Roma mitolojisinde aşk tanrısı.

AMOR: Bir kumaş türü.

AMORA: Sübye donanımlı yelkenlilerde yelkenin direğe bağlanan alt köşe yakası.

AMORA:Denizcilikte yelkenlerin açılması komutu.

AMORALİZM :Ahlak dışıcılık. Töredışıcılık.

AMORF:Özel bir biçimleri olmayan maddeler için kullanılan sözcük. Kimyada biçimsiz anlamında kullanılan terim.

AMOROFOBİ:Aşık olmaktan duyulan aşırı korku.

AMOROSO:Bir parçanın sevecenlikle,sevgiyle çalınması gerektiğini belirten müzik terimi.

AMOROZ:Geçici yada kesin olarak ışığı hiç algılayamama. Bakar körlük.

AMORTİSMAN:Taşınmaz malların aşınmalarına karşılık olarak yıllık kardan ayrılan belirli pay.Aşınma payı.

AMORTİSÖR:Motorlu araçlarda sarsıntı,sallantı gibi hareketleri en aza indiren düzen.Yumuşatmalık..

AMPER:Elektrik akım şiddeti temel birimi. Yeğinlik.

AMPİR:Napolyon döneminde Fransa’da ve Avrupa’da yaygın olan yapı,mobilya ve giyim biçemi. On sekizinci yüzyılda Fransa’da yayılan bir süsleme üslubu.

AMPİRİK:Tecrübeye dayanan. Deneysel.

AMPİRİZM: Bilginin gözlem,deneme ya da duyular yoluyla elde edilebileceğini ileri süren öğreti. Deneyimcilik.

AMPLİFİKATÖR: Alçak veya yüksek frekanslı akımların yararlı etkilerini artırmaya yarayan araç,yükselteç.

AMPUL:İçinde vücuda zerk edilecek sıvı ilaç bulunan cam tüp.

AMPÜTASYON: Bir organı kesip çıkartmak.

AMPÜTE: Eli ya da ayağından birinin olmaması durumu.

AMRİ:Yunus Emre tarzında yazdığı ilahileriyle de tanınan 16. yüzyıl divan şairi.

AMRİTA:Hint mitolojisinde, içenlere ölümsüzlük sağlayan içki.

AMRİTSAR:Hindistan’da Sihler tarafından kutsal sayılan kent.

AMS:Bir Batıni tarikat olan Nusayriliğin kutsal simgesi (Ali,Muhammet ve Selman El-Farisi’nin ilk harflerinden oluşur).

AMUCALAR: Osmanlıların Balkanları fethetmesinden sonra Anadolu’dan Balkanlara geçmiş Yörük Türkmen aşiretlerinden biri.

AMUDERYA: Orta Asya’da Ceyhun da denilen ırmak.

AMUDİ:Dikey,dikine.

AMULET:Eski Mısır’da kişinin muska gibi kullandığı atalarından kalma küçük vücut parçası.

AMUR: Asya’da bir ırmak.

AMURİYE: Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesinde eski bir Frigya kenti.

AMURRULAR: Mezopotamya,Suriye ve Filistin tarihinde önemli bir rol oynamış eski halk.

AMUT:Dikme.Dik.

AMYANT:Kolayca bükülen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş,bir tür ak asbest.

AN :En kısa zaman.

AN: İki tarla arasındaki sınır. Tarlalar arasında sınır çizgisi olarak kullanılan ekilmemiş bölüm.

AN:Güzellik,cazibe.

AN:Zihin.

ANA: Aziz tanınan kadınlar.

ANA:Lütfi Ömer Akad’ın bir filmi.

ANAARI (ARIBEYİ):Adı bey olan kraliçe.

ANABAS:Sığ sulardaki çalılıkların dibinde yaşayan tırmanıcı küçük balık.

ANABASİS:Yunanlı tarihçi Ksenephon’un “Onbinlerin dönüşü” adıyla da bilinen ünlü yapıtı.

ANABATİZM: Küçükken yapılan vaftizin hiçbir değeri bulunmadığını ileri süren Hıristiyan tarikatı.

ANABOLİZAN:Proteinlerin kolay sentezlenmesini sağlayarak vücudun gücünü artıran maddelere verilen ad.

ANABOLİZMA: Biyolojide özümleme,asimilasyon ve biyosentez süreçlerinin tümü.

ANAÇ:Kurnaz, tecrübeli.

ANAÇ:Yavru yapmaya alışmış kümes hayvanları için kullanılan sözcük.

ANADENİZ: Okyanus.

ANADOL: Türkiye’de seri üretimi yapılan ilk otomobil.

ANADOLU: Türkiye’nin Asya kıtasında bulunan toprağı.

ANADUT:Daha çok sap yükleme ve harman aktarma işinde kullanılan uzun saplı tarım aracı. Dirgen.Yaba

ANAEROBİK:Oksijensiz yerde yaşayabilen,yetişebilen.

ANAFARTA:Gelibolu yarımadasında suvla da denilen bir koy.Çanakkale savaşlarının önemli çarpışmalarına sahne olan iki koyun ortak adı.

ANAFOR :Burgaç, çevri, eğrim. Ters akıntıların meydana getirdiği dönme.

ANAGLİF: Oymalı bir eser ya da kabartma heykellerle bezeli antik vazo.

ANAGRAM :Kitap, takip, patik, katip örneğinde olduğu gibi,bir sözcük içindeki seslerin yerini değiştirerek elde edilen yeni sözcüğe verilen ad.Bir sözcüğün ya da cümlenin harflerinin yerini değiştirerek yeni bir sözcük elde etme.

ANAHİTA:Eski İran dininde aşk ve bereket tanrısı.

ANAK: Heykel,abide anlamında kullanılan yerel sözcük.

ANAK:Boynu uzun adam.

ANAK:Yaprak sapı.

ANAKARDİYUM: Tropikal bölgelerde yetişen ve meyvesine kaju elması denilen ağaç.

ANAKENT: Büyükşehir.

ANAKIZ:Kastamonu yöresine özgü,mercimek ve pirinçle yapılan bir çeşit çorba.

ANAKİKLİK:Pay ederek iki kerede yap, Anastas muz satsana, Traş neden şart örneklerinde olduğu gibi, tersten okununca aynı anlamı veren tümce ya da sözcük.

ANAKONDA:Boagillerden,tropikal Amerika’da yaşayan,avını sararak ve sıkarak öldüren çok iri ve zehirsiz bir yılan.

ANAKRONİK:Çağı geçmiş.

ANAKRONİZM:Edebi eserlerde meydana geliş tarihi kesin olarak bilinen bir olayı değişik bir tarihte geçmiş veya yaşadığı zaman belli olan bir kişiyi başka bir zamanda yaşamış gösterme.Tarihe aykırılık.

ANAKSAGORAS: Ay ve Güneş tutulmalarının gerçek nedenini bulmasıyla ünlenen eski Yunanlı doğa filozofu.

ANAKTORON:Antik Yunan’da bir yapının en kutsal bölümü.

ANAKURU: Tokat yöresine özgü bir halk oyunu.

ANAL: Anüsle ilgili.

ANAL: Yıllık.

 

(A) Harfinin sonraki kısmı için Tık'layın



Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 11:30