Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa

İ - (İ-İZZETİNEFİS) - Sayfa 3

e-Posta Yazdır PDF
Makale İçeriği
İ - (İ-İZZETİNEFİS)
Sayfa 2
Sayfa 3
Tüm Sayfalar

İRİŞ:Dokumacılıkta atkıların geçirildiği uzunlamasına dizilmiş ipler.

İRİŞKİN: Et sucuğu.

İRİTİS:Gözdeki iris tabakasının iltihaplanması.

İRKİLME: Ürkerek geri çekilmek,şaşırıp duraklamak.

İRKİP:Meşin ya da sahtiyan dikilen ip.

İRKMEK:Halk dilinde biriktirmek,toplamak.

İRL: İrlanda Cumhuriyeti’nin plakası.

İRME: Bahçe aralarındaki geniş yol.

İRMİK:Sert buğdaydan elde edilen,taneleri iri,glutence zengin un. Kalın öğütülmüş buğday.

İRNA:İran’ın resmi haber ajansı.

İRO: Uluslararası Mülteci Örgütü.

İRO:Kütük ve tomrukları çekmek için uçlarına çakılan halkalı çivi.

İROK: Mardin yöresinde,kızartılarak hazırlanan içli köfteye verilen ad.

İROKO:Tropikal Afrika’da yetişen ve odunu kolay işlenen büyük bir ağaç.

İRON: Muş ovasında,önemli bir kuş alanı olan sazlık.

İRONİ:Düşünülenin tersini söyleyerek yapılan ince alay.

İRONİK :Alaysı.İnceden inceye alay eden,cinaslı.

İRRASYONALİZM : Akıldışıcılık.

İRREDANTİZM:Dil,gelenek,görenek ve kültür bakımından belli bir birlik gösterdiği halde,anayurt dışında kalmış toprağı anayurda katmayı amaçlayan milliyetçi hareket.

İRREDENTİSTA: On dokuzuncu yüzyılın son çeyreği ile yirminci yüzyılın başında İtalyan topraklarını yabancı yönetiminden kurtarmayı amaçlayan İtalyan yurtseverlerine verilen ad.

İRS:Kalıtım, soya çekim.

İRSAL:Gönderme , yollama.

İRSALİYE:Bir yere gönderilen eşyanın listesi,gönderme belgesi.

İRŞAT:Doğru yolu gösterme, doğru yola yöneltme.

İRTİCAL:Bir manzumeyi yada sözü birdenbire düşünmeden,içine doğduğu gibi söyleme,doğaçlama.

İRTİCALEN: Doğaçtan,hazırlıksız,içten geldiği gibi.

İRTİFA: Yükseklik.

İRTİFAK: Bir gayrı menkulden başka bir gayrı menkul lehine yararlanma. Başkasına ait mal ya da hak üzerinde belirli bir kişi ya da taşınmaz yararına getirilen yükümlülük.

İRTİFAK:Bir şeye dayanma.

İRTİHAL: Ölme,öbür dünyaya göçme.

İRTİKAP:Eski dilde kötü iş yapma,kötülük etme. Yiyicilik, rüşvet alma.

İRTİŞ:Çin Halk Cumhuriyeti’nde bir ırmak.

İRUA: Kimi Kenya kabilelerinde kızların sünnet edilmesine verilen ad.

İS: Duman,ateşten çıkan duman lekesi.

İS:İzlanda’nın plakası.

İSA:Vasiyet etme.

İSAACNEWTON: Aynalı teleskopu,diferansiyel hesabı,hareket ve yerçekimi kanunlarını bulan İngiliz matematikçi,fizikçi,gökbilimci ve filozof.

İSABEHZATBEY:Türk heykelciliğinde bir aşama sayılan,1875-1916 yılları arasında yaşamış heykelcimiz.

İSABELLA :Doğu Karadeniz Bölgesinin kıyı kesimlerinde yetiştirilen,Batum üzümü,çilek üzümü gibi adlar da verilen siyah bir üzüm cinsi.

İSABEY:İzmir’in Selçuk ilçesinde,Aydın oğulları döneminden kalma ünlü cami.

İSAÇELİK: Ünlü bir fotoğrafçımız.

İSAD:Eski dilde mutlu etme, mutluluk verme.

İSADORADUNCAN:Dansta özgür yorumu savunmuş,yapay teknik kısıtlamaları reddederek doğal hareketlerin zarifliğini ön plana çıkarmış,boynundaki eşarbın bindiği arabanın tekerine dolanmasıyla boğularak ölmüş olan ABD’li balerin.

İSAF:Bir dileği yerine getirme.

İSAGA:Eski dilde kalıba dökme.

İSAL:Ulaştırma.Bir şeyi bir yere ulaştırma.

İSALE :Akıtma.Suyu,işleme ve dağıtım tesislerine iletme.

İSAM:Eski dilde günaha sokma,günah işletme.

İSAR: Almanya’nın güney kesiminde bir ırmak.

İSAR: İkram etme,cömertçe verme.

İSAS:Çok,sık,karışık ve uzun saç yada bitki.

İSAURYA:Günümüzde yaklaşık olarak Konya ve Karaman illerinin güneybatı,Antalya’nın ise kuzeydoğu kesimlerini kapsayan bölgenin antik dönemlerdeki adı.

İSAVİYE:Rifailikten türeyen bir İslam tarikatı.

İSBA:Metrenin kabul tarihi olan 1 Nisan 1931’e kadar yurdumuzda da kullanılan, 283 cm. tutarında uzunluk ölçüsü birimi.

İSBAL: Yollama,gönderme.

İSEN: Halk dilinde dingile verilen ad.

İSEO:İtalya’nın kuzey kesiminde turistik bir göl.

İSERAN: Alpler’de yer alan, Avrupa’nın en yüksek karayolu geçitlerinden biri.

İSEVİ :Hıristiyan.

İSFAR:Sabah namazını ortalık ağarıncaya kadar geciktirme.

İSFENDAN:Yurdumuzun Trakya bölümünde de yetişen bir Akçaağaç türü.

İSFİLT:Kutup bölgelerindeki geniş buz alanına verilen ad.

İSHAKİYE:Keramilik tarikatının on iki kolundan biri.

İSİDOROS:Anthemios ile birlikte Ayasofya’yı yapan Bizanslı mimar.

İSİK: Halk dilinde kapıya verilen ad.

İSİLİK:Terlemekten ya da sıcaktan vücutta görülen pembe kabartılar. Isırgın.

İSİMHAKKI:Bir ticarethanenin veya malın adını kullanma karşılığında talep edilen hak,patent hakkı.

İSİN: Mezopotamya’da kurulmuş bir Sümer sitesi.

İSİRİN:Erzincan yöresine özgü yoğurt ve yufka ile yapılan bir çeşit yemek.

İSİRİN:Halk dilinde gürgen ağacına verilen ad.

İSİS:Eski Mısır inanışında ana tanrıça.

İSKAN: Yurtlandırma,yerleştirme.

İSKANDİL: Oltanın dibe gitmesi ya da yüzmemesi için iğneden sonra takılan kurşun ağırlık.

İSKANDİL:Deniz derinliğini ölçme işi (Batimetre).

İSKARÇA:Bir liman veya koydaki karışık tekneler topluluğu.

İSKARMOZ: Küreklerin takıldığı tahta veya demir kazıklar.

İSKARPİN:Ökçeli ve konçsuz ayakkabı.

İSKAT:Düşürme,aşağı atma.

İSKELE:Geminin sol yanı.

İSKELEN:Tohumluk küçük soğan,arpacık soğan.

İSKENDER: Asya’da yaşayan,yeşil renkli ve uzun kuyruklu bir papağan cinsi.

İSKENDER: Bursa yöresine özgü,yoğurtlu döner kebabı.

İSKERLET:Dikenli salyangoz.

İSKETE:Asya ve Avrupa’nın büyük bölümünde yaşayan güzel sesli ötücü kuş. Gagaları dişli,zararlı böcek ve kurtlarla beslenen,serçegillerden güzel sesli bir kuş.

İSKORBÜT:C vitamini eksikliğinden meydana gelen ve güçsüzlük,zayıflık,diş etlerinde iltihaplanma,kanama gibi belirtilerle kendisini gösteren bir hastalık türü.

İSKORÇİLA: İri gözlü büyük bir cins balık ağı.

İSKORÇİNA :Akdeniz yöresinde yetiştirilen ve lezzetli kökleri sebze olarak kullanılan bir bitki.

İSKORPİT:Yüzgeçlerinde zehirli dikenleri bulunan,eti beyaz ve lezzetli bir balık.

İSKOTA: Yelkenleri bağlamaya yarayan zincir,halat veya palanga.

İSLİM:Gücünden yararlanmak için elde edilen buhar.

İSMA: İşittirme,duyurma anlamında eski sözcük.

İSMAİLCEVHERİ: Hezarfen Ahmet Çelebi’den 600 yıl önce kanat takarak uçma denemelerine girişen ve bu denemeler sırasında ölen Türk bilgin ve sözlük yazarı.

İSMAİLGÜLGEÇ:Çoğu günlük yaşamdan alınmış esprilere dayalı karikatürleriyle tanınmış,1947 doğumlu çizerimiz.

İSMENE: Yunan mitolojisinde,bir çok trajediye konu olan Kral Oidipus’un kızı.

İSMET: Namus.

İSO/ASA: Filmlerdeki piksellerin ışığa karşı duyarlıklarını belirleyen standart ölçü sistemi.Değer büyüdükçe filmin ışığa karşı duyarlılığı da artar.

İSO:Uluslar arası standartlar örgütünün simgesi.

İSOLOMA: Salkım durumunda kırmızı ya da turuncu renkte çiçekler açan ve süs bitkisi olarak kullanılan otsu bir bitki.

İSOT (ISIOT) :Halk dilinde acı pul biber.

İSPANYOLET:Pencere kanatlarını kapadıktan sonra sürgülemeye yarayan uzun demir sürgü.

İSPANYÖL: Çeşitli av ve süs ırkları bulunan uzun tüylü bir köpek cinsi.

İSPARÇENA:Bir halatın çeşitli etkenlerle aşınmasını önlemek için üzerine sarılan ip.

İSPARİ:İzmaritgillerden bir balık.

İSPAROZ:Akdeniz’in kıyı şeridinde yaşayan bir balık.

İSPASA: Denizcilikte,palanganın makaralarını,halatları gevşeterek birbirinden uzaklaştırma işi.

İSPATİ:İskambilde sinek işaretine verilen bir başka ad.

İSPATULA:Cerrahide , marangozlukta kullanılan bir maddeyi kazımaya yarayan bıçak biçiminde araca verilen ad.

İSPENÇİK: Osmanlılarda,yabancı ülkelerden getirilen esirler için alınan para karşılığında verilen ödeme kağıdı.

İSPENÇİYAR:Eski dilde eczacı.

İSPENDİK:Levrek balığının küçüğü.

İSPERMEÇET: Balinaların başından çıkan ve mum yapımında kullanılan beyaz renkli bir yağa verilen ad.

İSPİNOZ: Güzel sesli bir kuş.

İSPİR:At ya da araba uşağı.

İSPİRALYA: Gemi kamaralarını aydınlatmak için güvertelerde açılan küçük yuvarlak camlı kaporta.

İSPİRİZ:Doğu Anadolu’da yüksek bir dağ.

İSPİRTO: Sanayide ve evlerde çeşitli amaçlarla kullanılan sulu etil alkol çözeltilerinin ticari adı.

İSPİT :Tekerlekli araçlarda lastiği tutan çember biçimindeki parçalardan her biri Jant..

İSPİYON:Birinin sırlarını , eylemlerini , düşüncelerini gözleyip yetkililere bildirerek çıkar sağlayan kimse.

İSPORKA: Bir geminin salgın hastalık nedeni ile karantinaya alınması.

İSPRİTİZMA: Ruh çağırma.

İSR: Eski dilde meslek,izlenen yol anlamında sözcük.

İSRAFİL:İslam inanışına göre kıyamet gününü,öttüreceği boru ile bildirecek olan melek.

İSTANBULİN:Tanzimat döneminden yirminci yüzyıl başlarına değin giyilmiş,önü kapalı bir tür uzun ceket.

İSTANPAJ: Bir kabartmanın ya da yazıtın örneğini çıkararak çoğaltma yöntemi.

İSTATİSTİK:Nesnelerin veya olayların miktarını rakamlarla belirtme işi.Sayılama.

İSTAVRİT: Uskumrugillerden pulsuz ve az kılçıklı bir balık.

İSTEFAN :Ayancık ilçesinin eski adı.

İSTEKA: Basımevlerinde kitap formalarını kırmak,katlamak için kullanılan tahta ya da kemikten yapılmış küçük araç.

İSTEKA:Bilardo oyununda kullanılan değnek.

İSTERİ (HİSTERİ): Duyusal, ruhsal ya da harekete ilişkin çok çeşitli rahatsızlıklarla tanımlanan hastalık,psikonevroz.

İSTİARE: Benzetmeyi oluşturan benzeyen ve benzetilenden birinin söylenmemesi ile yapılan söz sanatı.

İSTİDA: Dilekçe.

İSTİDAT: İşe yatkınlık,yeteneklilik.

İSTİDLAL: Tanıt ve kanıt yoluyla sonuca varma.

İSTİDRAK:Över gibi yerme, yeriyormuş gibi övme sanatı.

İSTİFHAM :Zihinde beliren soru.

İSTİHARE :Bir işin hayırlı olup olmayacağını rüyadan anlamak için uykuya yatma.

İSTİHDAF ETMEK :Amaçlamak.

İSTİHDAM: Çalıştırma.

İSTİHFAF:Küçümseme.

İSTİHKAK: Hak etme.

İSTİHKAM: Askerlikte savunma alanı.

İSTİHLAK: Tüketim.

İSTİHZA:Gizli veya ince alay,saraka.

İSTİHZAR:Yardım isteme,güvenme.

İSTİKRAR:Kararlılık.

İSTİKRAZ: Borç alma.

İSTİM:Buhar.

İSTİMA: Dinleme.

İSTİMAL:Kullanım.

İSTİMARA: Bir kabın oylumunu ya da alabileceği miktarı hesaplama.

İSTİMATOR:Gümrüklerde deniz yoluyla gelen mallara değer biçen görevli.

İSTİMLAK: Kamulaştırma.

İSTİMNA: Kendi kendine cinsel doyum sağlama.

İSTİMVAL:Devletin,kişilerin elindeki mallara,bedeli karşılığı el koyması.Kamu idaresine, gereksindiği mal ve hizmetleri kamu gücünü kullanarak elde etme olanağı sağlayan yöntem.

İSTİNABE: Davanın görülmekte olduğu mahkemeye gönderilmek için,başka bir yerde bulunan bir tanığın oradaki mahkemece ifadesinin alınması.

İSTİNAT: Dayanma.

İSTİNCT:İçgüdü.

İSTİNGA ETMEK: Yelkenleri toplamak.

İSTİNGA: Gırgır ağlarının kurşun yakasındaki halkaların içinden geçip vinçle çekildiğinde ağın tor kısmının torba halinde tekneye alınmasına yarayan çelik tel.

İSTİNKAF: Çekilme.Vazgeçme.

İSTİNTAK:Söyletme,sorgu.

İSTİRALYA (İSTRALYA):Direkleri pruva ve pupa yönünde geren çelik ya da tekstil halat.Geminin kaburgalarını birbirine bağlayan demir kuşak.

İSTİRDAT:Geri alma.

İSTİSKAL: Soğuk davranışlarla hoşlanmadığını belli etme.

İSTİSMAR: Sömürme.

İSTİSNAİ: Kural dışı.

İSTİŞARE: Danışma.

İSTİTRAT:Söz arasında,sırası gelmişken,antrparantez.

İSTRONGİLOS: Akdeniz’de yaşayan eti lezzetli bir balık.

İSTVAN: Macar devletinin kurucusu ve Macar tarihinin en ünlü kişilerinden biri olarak kabul edilen ilk Macaristan kralı.

İŞA: Akşam veya yatsı namazı. Akşam ezanı ile yatsı ezanı arasındaki zaman dilimi. Akşam yemeği .

İŞABE:Gençken saçı sakalı ağarma.

İŞAR:Yazı ile bildirme.

İŞARİ :Parmak yada el kaldırılarak verilen oy.

İŞARİYE:Kuranı ayetlerinin Batıni (içsel) anlamlarına göre yorumlamayı öneren tasavvufi tefsir okulu.

İŞBA:Eski dilde doyurma.

İŞGAL: Bir yeri ele geçirme.

İŞİKİ:Düşünmenin bilincini belirten Japonca bir terim.

İŞKAMPAVİYA:Günümüz donanmalarında personel ve yük taşımada kullanılan büyük filika.Eskiden savaş gemilerinden kıyıya asker taşımada kullanılan büyük filika.

İŞKİL:Kuşku,kuruntu,şüphe.

İŞKİNE: Akdeniz’de yaşayan,vücudu yassı,pullu,eti beyaz ve lezzetli bir balık.

İŞLİK:Atölye.

İŞMAR:El,göz,kaş ve yüzle baş ile yapılan işaret.

İŞPORKA: Bulaşıcı hastalıklar görülen bir geminin karantina altına alınması.

İŞRAKİYE: İslam felsefesinde,gerçeğe sezgi yoluyla ulaşılabileceğini savunan akım.

İŞRET:İçkili eğlence.

İŞTAR:Eski Mezopotamya halklarının savaş ve aşk tanrıçası. Suriye’de oturan Samilerin büyük tanrıçasının yaygın adı.

İŞTİGAL: Uğraşma,uğraşı.

İŞTİKAK: Aynı kökten gelen sözcükleri bir arada kullanma sanatı.

İŞTİN: İçinde yağ yakılan toprak kandil.

İŞTİRA:Eski dilde satın alma.

İŞTİRAK: Katılma.

İŞTİRAKİYE: Gerçeğe akıl yoluyla değil sezgi yoluyla varılabileceğini savunan 12. yüzyıl İslam felsefesi.

İŞTİYAK: Özleme.

İŞYAR: Görevli memur.

İTA:Verme,ödeme.

İTAK:Bir köleyi özgürlüğüne kavuşturma.

İTAKİ: Odysseus’un memleketi.

İTALİK: Üstten sağa doğru eğik olan basım harfi.

İTALOCALVİNO:Dilimize de çevrilen Ağaca Tüneyen Baron, Sandık Müşahidi, Varolmayan Şövalye gibi romanlarıyla tanınmış İtalyan yazar.

İTAM:Yemek yedirme.

İTAMİYE :Bazı vakıf kuruluşlarında fakirlerin doyurulması için ayrılan ödenek.

İTAP:Paylama, azar.

İTARE: Uçurma,uçmasına neden olma.

İTARE:Çabucak gönderme,acele yollama.

İTBOĞAN:Boğanotunun güz çiğdemi de denilen bir türü.

İTDİRSEĞİ: Gözdeki arpacık (Göz kapağında).

İTE: Sofra bezi.

İTEĞİ:Un elerken dökülmemesi için yere serilen örtü.

İTEK:Tarla tarağı,tırmık.

İTENEK:Piston.

İTFA:Söndürme, borcu ödeme.

İTHAKİ (İTAKİ):İyonya adalarından biri. Odysseus’un memleketi.

İTHALAT: Dışalım.

İTHAM: Suçlama.

İTİ :Uluslar arası Tiyatro Enstitüsünün simgesi.

İTİBAR: Saymaca Saygınlık,prestij.

İTİBARİ:Gerçekten öyle olmadığı halde öyle sanılan .

İTİKAF: Ramazan ayının son 10 gününde Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak üzere dünya işlerinden ilgiyi kesip ibadet etme. Kendini bir konuya verme.

İTİKAL:Aşınma,oyulma,erozyon.

İTİKAT:İnanç, iman.

İTİL:Volga ırmağına tarihte verilen isimlerden biri.

İTİLA:Yücelme, yükselme.

İTİLAF:Uyuşma, görüşme. Anlaşma.

İTİMATNAME:Güven mektubu.

İTİSAM: Günahtan ve kötülükten sakınma.

İTİZAR:Özür dileme.

İTLA: Kokulu şeyler sürünmek.

İTLAF:Öldürme,telef etme,yok etme.

İTMAM:Tamamlama.

İTMİNAN:Doğruluğuna inanma,emin olma.

İTRAJ:Hisse senedi,tahvil,yabancı para gibi değerli kağıtları daha karlı görülen başka kağıtlarla değiştirme işi.

İTRİYUM:Seryum filizlerinde bulunan,gri renkli bir element.

İTTİFAKİYAT: Tesadüfi şeyler,rastlantılar.

İTTİHAT:Birleşme,birlik kurma.

İTÜZÜMÜ:Halk dilinde böğürtlen.

İTÜZÜMÜ:Köpek üzümü,tilki üzümü de denilen,patlıcangillerden,ormanlarda yetişen,çiçekleri beyaz,meyvesi parlak ve siyah,zehirli bir bitki.

İVAD: Dönme,dönüş.

İVANOV: Anton Çehov’un bir oyunu.

İVATE: Japonya’da bir il.

İVATOGURİ: İkinci Dünya Savaşı sırasında yaptığı radyo yayınlarıyla Pasifik bölgesindeki ABD askerlerinin moralini bozan,1949 da ABD’ye götürülüp hapse mahkum edilen ve Japon Gülü diye de tanınan kadın.

İVAZ: Karşılık.

İVAZ:Ödün.

İVAZSIZ İKTİSAP: Karşılıksız edinim.

İVEDİK: Ankara’nın Yenimahalle ilçesi içinde erimiş eski bir köy.

İVEGEN:Çabuk ilerleyen hastalıklar için kullanılan sözcük.

İVESİ:Yaygın olarak Güneydoğu Anadolu bölgesinde yetiştirilen bir koyun türü.

İVET:Artvin’in Gürcistan sınırı yakınında bir yayla.

İVEZ (İVİZ):Özellikle sığırların kanını emen bir cins sinek. Büvelek de denilen kan emici bir sinek.

İVGİ :Ağaç oymaya yarar kesici araç.

İVİ:Hawai adalarında yaşayan,ispinoza benzer bir kuş.

İVİCAC: Eğri olma,eğrilik.

İVİNTİ:Çabukluk, hız, sürat

İVME: Devinen bir nesnenin hızının birim zamandaki değişimi.

İVRİZ:Yurdumuzda kurulmuş 21 köy enstitüsünden biri.(Konya).

İYA: Halk dilinde kaburga kemiği.

İYAR: Süryani takvimine göre sekizinci ay.

İYEN: Halk dilinde arkadaş anlamında kullanılan bir sözcük.

İYEŞMEK: Tartışmak,didişmek.

İYON:Bir yada daha çok elektron yitirdiğinden dolayı net pozitif elektrik yüküne sahip bir atom ya da molekül..

İYONOSFER:Atmosferin,yeryüzünden 80 km yükseklikte başlayan son tabakası.

İYONYA: İzmir’den Büyük Menderes’e kadar uzanan bölgenin antik dönemlerdeki adı.

İYORA: Asya’nın güneyinde yaşayan,yeşilimsi ve sarı tüyleri olan ötücü bir kuş.

İYOT:Tabiatta deniz suyunda sodyum iyodür durumunda rastlanılan,bazı deniz bitkilerinde de çokça birikmiş olarak bulunan,mavimtırak esmer renkte katı element.

İZ: Belirti,nişan.

İZ:Yeşim Ustaoğlu’nun bir filmi.

İZABE:Madenleri sıvılaştırma, ergitme.

İZAÇ:Bunaltma,tedirgin etme.

İZAFE: Bir şeyi bir kimseye ya da nedene bağlama. Katma,ekleme.

İZAFET:İki şey arasındaki ilgi,bağ.

İZAFETEN:Bir kimseye veya şeye mal ederek.

İZAFİ:Göreceli. Rölatif.

İZAFİYET: Rölativite.

İZALE:Ortadan kaldırma,yok etme,giderme.

İZALEİŞÜYU:Hukukta bir mülk üzerindeki ortaklığı giderme.

İZAM: Olduğundan büyük gösterme,büyütme,abartma.

İZAN:Anlayış,seziş,sezgi,zeka.

İZAR:Eski dilde yanak.

İZAZ:Saygı ile ağırlama.

İZBA:Doğu Avrupa ve Kuzey Asya köylülerinin,çam ağacından yapılmış konutları.

İZBANDUT(IZBANDUT):Eskiden Rum korsanlarına verilen ad.

İZBE: Basık,loş ve kuytu yer.

İZBİRO:Çeşitli yükleri yukarı çekmek için halattan yapılmış sapan.

İZDİVAÇ:Evlenme.

İZDÜŞÜM:Bir ışık kaynağından çıkan ışınlarla ekran üzerinde görüntü oluşturma.

İZHAR:Belirtme,gösterme,açığa vurma.

İZİ: Şamanist Türklerde kutsal sayılan dağın,ırmağın,pınarın,ağacın sahibi olduğuna inanılan ruhlara verilen ad.

İZLATKO:Osmanlı devletinde celeplik yapanlara verilen ad.

İZLEK:Bir sanat yapıtında işlenen ve geliştirilen ana düşünce.

İZLEK:Halk dilinde keçiyolu,patika.

İZLENCE:Program. Seyredilen şey.

İZMARİT:Pullu ve kılçıklı bir çeşit balık.

İZMARİT:Sigara artığı.

İZMİHLAL: Yıkılma,çökme.

İZOBAR :Hava basınçları eşit olan yeryüzü noktaları .Eş basınç.

İZOGAMİ:Dişi ve erkek gametlerin özdeş olduğu eşeyli üreme biçimi.

İZOHİPS: Coğrafya da eş yükselti.Yükseklikleri birbirine eşit olan yerler.

İZOLASYON: Yalıtım.

İZOLATÖR:Yalıtkan.

İZOLE:Etrafla ilgisi kesilmiş,yalıtılmış.

İZOMER:Aynı oranda aynı element oluşumunda ama farklı özellik taşıyan iki bileşikten biri.

İZOMORF:Başka bir şeyin biçim ya da yapı bakımından aynısı olan şey.

İZOTERM: Sıcaklığı eşit olan yeryüzü noktaları.

İZOTOP:Aynı kimyasal özellikleri ve aynı atom numaralarını taşıyan kütle numarası farklı elementlere verilen ad.

İZTUZU:Muğla’nın Ortaca ilçesine bağlı Dalyan beldesinde,caretta tipi deniz kaplumbağalarının yumurtlama alanı olan kumsal.

İZZET:Büyüklük,ululuk,yücelik.

İZZETİNEFİS:Onur,haysiyet,şeref.



Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 11:49