Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa

L - (LA-LYON) - Sayfa 2

e-Posta Yazdır PDF
Makale İçeriği
L - (LA-LYON)
Sayfa 2
Tüm Sayfalar

LEVENGİ:İçi pirinçle doldurularak pişirilmiş tavuk yada balık yemeği.

LEVENT :Yakışıklı ve uzun boylu erkek

LEVENT: Osmanlılarda deniz eri. Osmanlı donanmasında ve kıyılarında görev yapan asker sınıfı

LEVH: Levha.

LEVHA: Tabela.

LEVHİMAHFUZ:İslam’da olmuş ya da olacak her şeyin içinde yazılı olduğu tanrısal kitap. Üzerinde kaderin yazılı olduğu ilave levha.

LEVİATHAN :Thomas Hobbes’un,”İnsan insanın kurdudur” sözünün de yer aldığı ünlü siyaset bilim yapıtı.

LEVİN:Kokmuş,çürümeye yüz tutmuş hayvan ölüsü.

LEVİRAT: Kocası ölen kadının kayınbiraderiyle evlenmesini öngören gelenek ya da yasa.

LEVNİ :Lale Devri’nin en ünlü minyatür sanatçısı.( Asıl adı Abdülcelil Çelebi)

LEVREK:Eti beyaz,üzeri pullu iri bir balık.

LEVS:Kir,pislik.

LEVÜLOZ:Balda ve bir çok meyvede bulunan bir tür şeker.Meyve şekeri,früktoz.

LEVVAME: Çekiştirici,paylayıcı.

LEVYE:Bir mekanizmanın kumanda kolu.

LEY: Moldova’nın para birimi.

LEY:Hawai’de karşılama ya da uğurlama anısı olarak verilen, çiçeklerden yapılmış kolye.

LEY:Romanya’nın para birimi.

LEYAL:Geceler anlamında eski sözcük.

LEYAN:Konforlu, lüks hayat, parlayan, parlatıcı.

LEYL: Eski dilde gece.

LEYLA:Arapça çok karanlık gece.

LEYLAK : Zeytingillerden bir ağaç ve bu ağacın beyaz,eflatun veya pembe renkte,güzel kokulu çiçekleri.

LEYLAKİ: Pembeye çalan açık mor renk.

LEZ:Osmanlı İmparatorluğu’nun Trablus ve Bingazi’deki hurma ve zeytin ağaçlarıyla kuyulardan aldığı vergi.

LEZAR:Kertenkele derisinin sepilenmesiyle elde edilen bir tür deri.

LEZBİYEN: Eşcinsel kadın.

LEZEZ:Eskiden askerlerin (yeniçerilerin) aldıkları üç aylık maaşın Şevval,Zilkade ve Zilhicce aylarına denk gelen dördüncü bölümü.

LEZGİLER:Kafkasya’da yaşayan Müslüman bir halk.

LEZYON:Doku bozukluğu,hasar.

LGS: Lise giriş sınavı.

LHASA:Tibet’in merkezi olan kent.

LIĞ :Akarsuların taşıyıp yığdıkları balçık,kil vs çok ince taneli şeylerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığın,alüvyon.

LIKA:Zamklı cila.

LIKIR:Sıvıların bir kaptan akarken çıkardığı ses.

Lİ (Yİ): Kore hanedanı.

Lİ: Çin’de bir ırmak.

Lİ: Lityum.

Lİ:Çinlilerin bir güzergah ölçüsü.(576 m değerinde).

Lİ:Konfüçyüsçülükte doğru davranış yada doğruluk anlamına gelen kavram.

LİAN:Karşılıklı lanet okuma.

LİBADE:Bir tür kısa hırka.Pamuklu bir kadın yeleği.

LİBAS: Eski dilde giysi,giyecek.

LİBER: Dionysos’un Latince adı.

LİBERO: Futbolda kaleciyle savunma arasında yer alan oyuncu.

LİBİDO:Cinsel içgüdünün belirtilerini gösteren,yaşama gücünün bütünü.Doğuştan olan ve biyolojik olarak belirlenen cinsel zevk dürtüsü anlamında Freud’un ortaya çıkardığı bir terim.

LİBOR: Londra mali piyasasında yürütülen işlemlerde,birinci sınıf bankaların kullandığı kredilere uygulanan faiz oranı. Uluslar arası bankaların genellikle Londra’da saptadıkları kredi faiz ortalamasına verilen ad.

LİBRE:Yarım kilogramlık eski bir ağırlık ölçü birimi.Günümüzde İngiltere ve ABD’de kullanılan bir ağırlık birimi.

LİBRETTO:Opera,bale gibi müzikli sahne yapıtlarının sözlerini yada konusunu içeren metin kitapçığı.

LİBREVİLLE:Gabon’un başkenti.

LİBURNA: Eski Roma’da kullanılmış,ince ve hafif bir savaş gemisi.

LİCANCABUR: Şili-Bolivya sınırında bir yanardağ.

LİÇ: Hidrometalurjik zenginleştirme yöntemlerinden biri.

LİÇİ:Çin kirazı denilen ve nemli topraklarda yetişen bir meyve.

LİDAKİ:Çipura balığının boyu 10 cm. ye kadar olan gençlerine verilen ad.

LİDAR: Şanlıurfa’nın Bozova ilçesinde ünlü bir höyük.

LİDİAKRASSAARZUMANOVA:Bin dokuz yüz yirmi bir’ de Türkiye’ye sığınarak İstanbul Belediye Konservatuarı’nda bale bölümünü kurmuş ve birçok öğrenci yetiştirmiş, bu çalışmalarıyla yurdumuzda balenin öncüleri arasında yer almış Rus asıllı Türk kadın koreograf.

LİDO: Bir koyun girişinde ileri doğru uzanmış olan ve bir deniz kulağını (lagünü) denizden ayıran kıyı şeridi.

LİDO:Venedik Film Festivalinin yapıldığı küçük ada.

LİDYA:Batı Anadolu’nun orta kesimindeki antik bölge.

LİED: Almanca şarkı anlamında kullanılan sözcük.Şarkı olarak söylenmek üzere yazılmış duygusal şiir,bu şiir üzerine bestelenmiş müzik.

LİF:Siirt ilinde bir kaplıca.

LİFAFE:Eski dilde keten.

LİFT: Teniste,topa kavisli bir yön veren vurma biçimi.

LİG:Takımlar grubu, küme.

LİGA: Üç deniz mili uzunluğunda eski ölçü birimi.

LİGADORA :Denizcilikte kırılmış bir direği, bir sereni geçici olarak onarmaya yarayan ve eski halat liflerinin bükülmesiyle oluşturulan bir tür tirnele, ya da gırcala.

LİGAM: Dizgin,gem.

LİHYE:Sakal.

LİK: Halk dilinde tokmağa verilen ad.

LİK:Eski dilde fakat,ama,ancak anlamında sözcük.

LİKA: Boyacılıkta ve yaldızcılıkta astar olarak kullanılan bir çeşit zamk.

LİKA:Mürekkep hokkalarına konan ham ipek.

LİKANTROPİ:Kişinin,kendisini kurt yada başka bir hayvan sandığı akıl hastalığı,kurt adam hastalığı.

LİKAON: Afrika’da sürüler halinde yaşayan bir yaban köpeği cinsi.

LİKAPA:Avcı üzümü,çay üzümü,aronya gibi adlar da verilen ve Kuzey Anadolu ormanlarında yetişen bir meyve ağacı. Bir tür yaban mersini.

LİKAT:Başak toplama.

LİKATOR:Osmanlı devletinde Bulgarlardan oluşturulan Voynuk örgütündeki subaylara verilen ad.

LİKEMBE :Afrika’ya özgü,bir dizi bambu dilden oluşan vurmalı bir çalgı.

LİKEN:Bir mantarla bir su yosununun ortak yaşamasıyla ortaya çıkan bitkilerin genel adı.

LİKEN:Kaşındırıcı bir deri hastalığı.

LİKİDASYON:Ticarette tasfiye.

LİKİDİTE:Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü.

LİKİTFON:Hem yatırım fonu almak hem de istenildiği anda nakit olarak kullanmak amacıyla oluşturulan fon türü.

LİKOAN: Afrika’da sürüler halinde yaşayan bir yaban köpeği.

LİKOPEN:Domatese kırmızı rengini veren organik bileşik.

LİKORİNOZ:Balıkların iste kurutularak yapılan pastırması.

LİKRA:Çok esnek bir kumaş cinsi.

LİKUD: İsrail’de bazı sağcı partilerin oluşturduğu siyasal koalisyon.

LİKYA:Antik çağlarda,Anadolu’nun güneybatısına verilen ad.

LİLA:Leylak rengi,açık mor.

LİLİBRİK:Mayakovski’nin sevgilisi.

LİMAKİ:Ayakkabıcılıkta kullanılan küçük eğe.

LİMAN: Gemilerin yükleme boşaltma yaptıkları doğal ya da yapay sığınak.

LİMANTEPE: İzmir’in Urla ilçesinde önemli bir kazı alanı.

LİMBA (LİMBALİ):Tropikal Afrika’da yetişen ve odunu doğramacılıkta ve parke yapımında kullanılan bir ağaç.

LİMBO:Bir ticaret gemisinin içindeki yükü,bordasına yanaşan başka bir gemiye aktarma işlemi.

LİMBO:Irmaklarda ve sığ sularda yük taşımakta kullanılan bir tür tekne.

LİME: Parça, lokma, dilim

LİMETİN: Yeşil limondan elde edilen organik bileşik.

LİMİT:Erişilecek nokta veya yer.Sınır.

LİMNİ:Gümüşhane’nin Torul ilçesinde, doğal güzelliğiyle tanınmış bir göl.

LİMNOLOJİ:Gölleri inceleyen bilim dalı.

LİMONİ:Yeşile çalan açık sarı renk.

LİMONİT: Sarı ya da kahverengi doğal hidratlı demir oksit.

LİMUZİN:Üç yanı camlı ve dört kapılı bir otomobilin standartlaştırılmış adı. Eski özel otomobillerin karoseri biçimi.

LİNDOR: İtalyan komedisindeki aşık tiplerinden biri.

LİNEER:Matematikte değişmesi bir doğruyla gösterilebilen fonksiyonlar için doğrusal anlamında kullanılan sözcük.

LİNET:Sürgün.

LİNG:İsveç jimnastiğinin kuramcısı ve kurucusu olan kişi.

LİNGA:Hinduizm’de üreme gücünü kişileştiren tanrı Şiva’nın simgesi erkeklik organı.

LİNGALA: Kongo’da konuşulan bir Bantu dili.

LİNİMENT:Deriye sürme yada ovma suretiyle uygulanan ve ağrıların dindirilmesine yarayan sıvı ilaç. İlaçlı yağ ya da merhem.

LİNİN :Hücre çekirdeğinde bulunan ve kromatin tanelerini taşıyan biçimindeki ipliksi yapı.

LİNK:Atın eşkin yürüyüşü.

LİNK:İki nokta arasında iletişim kurma olanaklarının varlığını belirtmede kullanılan genel terim. İletişim dizgesi birliği.

LİNKA: Bilecik iline özgü yumurta,ceviz ve pekmezle yapılan bir tür tatlı.

LİNOLYUM:Yer döşemesi olarak kullanılan,üzeri keten yağı ve mantar tozuyla kaplanmış jüt bezi,muşamba.

LİNOS: Yunan mitolojisinde ağlama ve inlemenin kişileşmiş biçimi.

LİNOTİP:Basım evinde harfleri dizen ve satırları blok durumunda döken dizgi makinesi.

LİNZ:Avusturya’da bir kent.

LİONS:Amerika’da 1917’de çeşitli meslekten insanları kültürel,insancıl amaçlar çerçevesinde toplamak amacıyla kurulan kulüp.

LİPARİ:Çiroz durumundan çıkarak yağlanmaya başlamış olan uskumru.

LİPARİT:Granitle aynı kimyasal yapıda,içinde mikrolitler olan kayaç.Cam bakımından fakir riyolit.

LİPİT:Her tür organik yağa verilen ad.

LİPOGRAM :Abecenin bir yada bir çok harfini kullanmamaya özen gösterilerek yazılan yazı.(Halk edebiyatındaki lebdeğmez denen şiir türü bunun en güzel örneklerinden biridir.).

LİPOM: Yağ dokusunun bulunduğu yerde büyümesiyle oluşan zararsız ur. Yağ uru.

LİPPE: Almanya’da Ren nehrinin bir kolu olan ırmak.

LİPSOS:İskorpitgillerden,Akdeniz ve Atlas Okyanusunda yaşayan yüzgeçleri dikenli ve zehirli,eti lezzetli bir balık.

LİR:Kaynağı mitolojik çağlara dayanan kirişli bir çalgı.Gövdesi ağaç veya kaplumbağadan yapılmıştır.

LİRA: Yunan halk müziğinde kullanılan yaylı bir çalgı.

LİRA:Eskiden kullanılan yedi gram ağırlığında altın sikke.

LİRİK: Aşk,özlem gibi duygusal konuları işleyen şiir türüne verilen ad. İçten gelen duyguları çok etkili ve coşkun bir biçimde anlatan edebiyat eseri.

LİRİZM:Kişisel duyguların ilham yolu ile coşkulu ve etkili anlatımı.

LİRKUŞU:Avustralya’da yaşayan çok uzun boylu ötücü bir kuş.

LİS: Yapısına girdiği sözcüğe yalayıcı anlamını katan sonek.

LİSAM :Eski dilde peçe. Müslüman kadınların yüzlerine örttükleri yaşmak.

LİSANIMADERZAD: Anadil.

LİSANS:Genellikle dört yıl süren üniversite veya yüksekokul öğrenimi.

LİSTE: Alt alta yazılmış şeylerin bütünü.

LİŞAKAT:Divan edebiyatında içkiyi ve içkili toplantıları övmek amacıyla yazılan şiir türü.

LİŞER : Trabzon ilinde bir yayla.

LİTARJ: Mürdesenk.

LİTAS:Litvanya’nın para birimi.

LİTERATÜR: Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin tümü, yazın, edebiyat.

LİTOFON: Düzgün ve ötümlü sesler çıkaran bir dizi taş üzerine vurularak çalınan bir çalgı.

LİTOGRAFİ: Taş baskı.

LİTOGRAFYA: Kalkerli taş yüzeyine sert bir cisimle kazındıktan sonra basılmış olan yazı,resim,taş basması.

LİTOLOJİ:Taşların yapısını inceleyen bilim.

LİTOSFER:Yer kabuğunu oluşturan ve yer yuvarlağının merkez çekirdeği çevresinde bulunan katı yuvar,taş küre,taş yuvarı.

LİTOT: Fena değil örneğinde olduğu gibi,bilinçli hafifsemeye dayanan söz sanatı.

LİTRE:Sıvıları ölçmede kullanılan,bir desimetreküp hacminde ölçü birimi.

LİTURYA:Kudas.

LİTYUM:Gümüş parlaklığında,bilinen en hafif element.

LİVA: Eski dilde sancak.

LİVA: Osmanlı devletinde iki alaydan oluşan askeri birlik.

LİVA: Osmanlı devletinde il ile ilçe arasında yer alan yönetim biçimi.

LİVANE:Artvin’in eski adı.

LİVAR:Avlanan balıkları canlı olarak saklamak için ağız içine doğru konik olarak örülmüş sepet. İçinde diri balık saklanan,denizden ayrılmış havuz.

LİVATA:Erkekler arasındaki cinsel ilişki.

LİVAYDA : Trabzon ilinde bir yayla.

LİVAYDA: Kader, alınyazısı.

LİVERA:Karadeniz’de yetişen ve derideki tahrişleri iyileştirmekte kullanılan otsu bitki.

LİVRE:Hizmetçi ve uşakların özel forması.

LİYAKAT: Bir kimsenin kendisine iş verilmeye uygunluk,yaraşırlık durumu, yeterlik, kifayet.

LİYAN:Sıcak bölge ormanlarında yetişen ve sarmaşık gibi ağaçlara tırmanan bir bitki.

LİYNET: İshal,hafif sürgün.

LİYNET:Yumuşaklık.

LİZ: Mikrop erimesi.

LİZOL:Mikrop kırıcı olarak kullanılan ve katrandan çıkarılan,koyu renkli yağsı bir sıvı.

LİZÖZ:Yatakta kadınların giydiği bir çeşit yün hırka.

LKA:Sri Lanka’nın uluslar arası kodu.

LLANOS: Güney Amerika’nın kuzeyindeki geniş otlaklara verilen ad.Venezüelle’daki çayırlık ovalara verilen ad.

LNB:Bir uydu anten aksamı.

LO:İsveç İşçi Sendikasının simgesi.

LOA:Antil adalarında yaygın olan vudu dininde tanrılara ve ruhlara verilen ad.

LOALOA: Batı ve orta Afrika’da insanların ve maymunların asalağı olan ipliksi solucan.

LOB:Teniste topun çizdiği yol.Topu rakibin arkasına düşürmeyi amaçlayan vuruş.

LOBELYA:Kardinal çiçeği de denilen otsu bir süs bitkisi. Salkım durumundaki mavi çiçekleri olan bir bitki.

LOBİ:Belli bir çıkar grubunun isteklerini siyasi organlara kabul ettirmek için kurulmuş olan topluluk. Çıkar topluluğu.

LOBİ:Otel,tiyatro gibi yerlerde girişe yakın geniş yer.Dalan.

LOBİK:Halk dilinde börülceye verilen ad.

LOBOTOMİ:Bir yada daha çok lopun,beyindeki öbür bölgelerle sinir bağlantısının kesilmesini içeren cerrahi işlem.

LOBUT: Hallaç tokmağı.Minbaz.

LOBUT: Kol gücünü geliştirmek için kullanılan gürgenden jimnastik aracı. Spor yapmak için tornada çekilmiş kısa ve bir ucu kalın sopa.

LOBYA: Yerel dilde kuru fasulye.

LOCA: Bir tiyatro,sinema ya da konser salonunda izleyiciler için ayrılmış küçük bölmelerden her biri.

LOCARNO: İsviçre’de bir kent.

LOÇ: Kastamonu’nun Cide ilçesinde bir vadi.

LOÇA:Gemilerin baş bodoslamalarının her iki yanında,çapayı içine alabilen ve güverteye açılan demir zincirin geçtiği delik.

LODA:Üzeri toprak ya da otla örtülmüş saman yığını.

LODER: Kum,taş,kömür gibi maddeleri yüklemekte kullanılan bir tür makine.

LODER:Yol yapımında kullanılan bir makine. Yükleyici.

LODOS :Güney, güney rüzgarı, kaba yel.

LOG:On tabanlı logaritmanın kısaltması.

LOG:Petrol araştırmaları sırasında tutulan kayıt.

LOGA:Tavuk için kuluçka.

LOGARİTMA: Büyük çarpmaları,bölmeleri,kök ve kuvvet almaları yapabilmek için kullanılan matematik yöntemi.

LOGİN: Kullanıcı ismi veya parola ile girilebilen bir siteye,giriş işlemine verilen ad.

LOGO: Bir kurum ya da kuruluşun adını simgeleyen kısaltma ya da işaret.Ticari eşya üzerine konulan resim,harf gibi özel işaret.Arma.

LOGOFET:İstanbul Rum Patrikhanesinde, patriklerle hükümet arasındaki işlere aracılık eden sivil görevlinin sanı.Rahip olmayan sivil memur.

LOGOFOBİ:Belirli sözcüklerden ,söz söylemekten duyulan korku.

LOGOMANİ: Aşırı konuşma eğilimi.

LOĞ:Yollarda,toprak damlarda yeri bastırmak veya tarlalarda toprağı ezmek için gezdirilen taş silindir.

LOĞLAZ: Halk dilinde fasulye ya da börülceye verilen ad.

LOĞUSAOTU:Zeravent de denilen ve kökleri halk hekimliğinde kullanılan bitki.

LOİRE:Fransa’nın en uzun ırmağı.

LOJİSTİK:Modern mantık.

LOK:Gemileri farklı iki su düzeyinin birinden ötekine geçirmek için yapılan ara havuz.

LOKA:Pasaklı,kılıksız.

LOKAÇ: Çamaşır yıkarken kullanılan tahta tokmak.

LOKAL: Dernek evi.Müzikli eğlencelerin yapıldığı yer,gece kulübü.

LOKAL: Yerel,mahalli.

LOKALİZASYON:Kuruluş yeri seçimi.

LOKAPALA:Brahmanizm’de ikinci derecedeki tanrılara verilen ad.

LOKATİF:Dilbilgisinde bulunma hali.

LOKMA: Ağıza bir defada alınan yiyecek parçası.

LOKMA: Bir tür hamur tatlısı.

LOKMA: Gemi zincirinin baklalarının ortasına takviye için konmuş parça.

LOKMANHEKİM: Bitkilerin dilinden anladığına ve her türlü hastalığı iyileştirdiğine inanılan efsanevi hekim.

LOKMANRUHU:Eter.

LOKOMOBİL:Sanayi ve tarımda kullanılan, istenilen yere çekilebilen, patlamalı motor ya da buhar makinesi.

LOKOMOTİF: Tren vagonlarını çeken,tekerlekli,buharlı,elektrikli,termik motorlu veya sıkıştırılmış havalı makine.

LOKRA:Bir cins serçe kuşu.

LOKTAY :Uzun ,sarı,kırmızı renkli bir Çin ipeklisi.

LOKUM:Türklere özgü bir şekerleme.

LOLİGO: Türkiye denizlerinde en bol bulunan ve adi kalamar da denilen bir cins mürekkepbalığı.

LOLO:Argo’da oyuna getirilip aldatmaya yönelik söz ve davranışlara verilen ad Argo’da gösteriş,kabadayılık.

LOLOLAR: Çin’in güneybatısında yaşayan ve Yiler de denilen bir halk.

LOMBAK:Argo’da garip çehreli,pörtlek gözlü kimse.

LOMBAR:Gemi bordalarına ve küpeştelerine açılan dörtgen biçiminde delik.

LOMBOZ (LUMBUZ):Gemilerde kamaralarla alt güverteleri aydınlatmak için bordalardan ve güvertelerden açılan yuvarlak pencere.

LOME:Togo’nun başkenti.

LOMİLOMİ: Hawaii’den tüm dünyaya yayılmış bir masaj yöntemi.

LONCA:Aynı meslekten olanların kurduğu örgüt. Esnaf kuruluşu. Belli bir iş kolunda usta,kalfa ve çırakları içine alan dernek.

LONGA : Türk müziğinde bir makam adı. Türk müziğinde Yörük özellik taşıyan oyun havası.

LONGOZ: Denizin normalden çok daha derin bölgesi.

LONGOZ: Taban suyunun yüzeye kadar yükseldiği,gür ve sık bataklık ormanlara Trakya yöresinde verilen ad.

LONGOZ:Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı İğne ada beldesinde, tabiatı koruma alanı kapsamına alınan eşsiz bir orman alanı.

LONGUR:Elinden iş gelmeyen, beceriksiz ve ağır davranışlı kimseye halk arasında verilen ad.

LOP:Bir organın yuvarlak ve birbirinden ayrılmış parçalarından her biri.

LOPA:Kupes balığına verilen bir başka ad.

LOR: Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde bir mağara.

LOR:Bir tür taze ve tuzsuz beyaz peynir.Peynir suyundan yapılan yağsız ve ekşimsi bir peynir.

LORAN:Denizcilikte ve havacılıkta kullanılan radyo seyir sistemi.

LORANT:Bir şeyin parçaları arasındaki uygunluk.

LORD: İngiltere’de kullanılan bir soyluluk sanı.

LORGON: Samsun yöresinde yemeği yapılan yabani bir bitki.

LORİ:Canlı renkleri olan bir cins papağan. Papağanla akraba küçük bir kuş. Endonezya ve Yeni Gine’de yaşayan bazı papağanların ortak adı.

LORİS:Hindistan ve Malezya ormanlarında yaşayan ilkel maymun.

LORKE:Özellikle Mardin,Siirt,Elazığ,Malatya,Adana ve çevresinde oynanan halay.

LORTA:Ayakkabı kalıbının çapı.

LOS ALAMOS :ABD’de ilk atom bombası denemesinin yapıldığı kent.

LOS: Yakın jeolojik dönemlere ait tortul çökellerden oluşan soluk sarı renkli toprak türü.

LOSTARYA:Küçük han yada küçük otel.

LOSTRA : Ayakkabı boyama.

LOSTROMO:Ticaret gemilerinde tayfaların başı.

LOŞ: Yeterince aydınlık olmayan.Yarı aydınlık.

LOŞ:Sacda pişirilen bir tür uzun pide.

LOT:Bankacılıkta kullanılan,borsada kota alabilmek için gerekli asgari şirket sermayesi veya pay. (1 lot 1000 hisse veya 1.000.000 TL nominal değerli hisse senedini ifade eder.)Hisse senedi piyasasında işlem birimi.

LOTA:Sivas ilinde bir göl.

LOTA:Tatlı sularda yaşayan bir tür gelincik balığı .

LOTARYA :Ad veya numara çekilerek oynanan şans oyunlarının genel adı.

LOTİ:Lesotho’nun para birimi.

LOTUS:Nilüfer cinsinden bir çok bitkiye verilen genel ad.

LOUİSBRAİLLE: Gözleri görmeyenler için alfabe geliştiren Fransız öğretmen.

LOYACİRGA: Afganistan’da aşiretler arası meclise verilen ad.

LOYALİST: İngiltere’den ayrılmaya taraftar olmayan Protestan kuzey İrlandalılara verilen ad.

LÖK:Erkek boz deveye yedi yaşından sonra verilen ad.

LÖKEŞE: Atmaca,çulluk,yaban kazı.

LÖKOSİT: Akyuvar.

LÖKOZ:Lösemi durumuna tıpta verilen ad.

LÖKÜN:Kireç,zeytinyağı,pamuk ve yumurta akının karıştırılmasıyla elde edilen,daha çok musluk ve su borularının deliklerini tıkamaya yarayan bir tür macun.

LÖNGÖZ:Marmaris’in Gökova körfezi kıyısında,doğal güzelliğiyle tanınmış bir koy.

LÖS: Kil ve kum karışımı,sarı renkli verimli balçık. En çok vadilerde,yamaçlarda bulunan kil ve kum karışımı. Rüzgarın taşıyıp biriktirdiği toprak.

LÖSEMİ:Kan hücrelerinin kanseri .

LÖVE: Briçte kazanılan her ele verilen ad.

LPG:Sıvılaştırılmış petrol gazı anlamında kullanılan kısaltma.

LR: Lavrensyum elementinin simgesi.

LT:Litvanya’nın plakası.

LU: Lutesyum.

LUA: Roma mitolojisinde,düşmanların yok edilişinin simgesi olan tanrıça.

LUAB: Bal ya da şekerli şurupla yapılan tatlı.

LUALAR: Kenya’da yaşayan bir halk.

LUANDA:Angola’nın başkenti.

LUCİFER: Hıristiyanlıkta,şeytanın cennetten kovulmasından önceki adı.

LUCKYLUKE:Ülkemizde Red Kit adıyla bilinen çizgi roman kahramanının özgün adı.

LUÇİZM:Yirminci yüzyıl başlarında Rusya’da ortaya çıkan ve ışıncılık da denilen resim akımı.

LUDDİSTLER: İngiltere’de 19. Yüzyılda ,işlerini yitirmelerine yol açan dokuma tezgahlarını tahrip etmek üzere örgütlenen zanaatçılara verilen ad.

LUGAZ:Divan edebiyatında manzum bilmece.

LUGOL: Etkili bir bakteri ve mantar öldürücü olan çözelti.

LUİZİN: Bir tür tafta. İpekli bir kumaş cinsi.

LUJO:Afrika kökenli,iç kanamalara sebep olan öldürücü bir virüs.

LUK:Kullanılacağı zaman hazırlanan losyon.

LUKA:Dört İncil’den üçüncüsünün yazarı olan Hıristiyan azizi.

LUKATA:Sokakta bulunan ve sahibi bilinmeyen eşya.

LULELER: Arjantin’de yaşayan bir halk.

LULU:Uzun tüylü bir süs köpeği.

LUMBAGO:Soğuğun etkisiyle yada bir bükülme sonucunda bel bölgesinde birdenbire beliren ağrı.

LUMBUZ:Gemi penceresi.

LUMPEN :Marksist terminolojide,proletaryanın sınıf bilincinden yoksun alt tabakası.

LUNA: Eskimoların doğum ve üreme tanrısı.

LUNA: İtalya’da çıkarılan beyaz mermer.

LUNA: Roma mitolojisinde ay tanrıçası.

LUNA:Resim yapmakta kullanılan bir boya.

LUNDALAR:Angola,Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Zambiya’da yaşayan Bantu halkı.

LUNİK: Ay’a gönderilen ilk kuşak Sovyet uzay araçlarına verilen ad.

LUP:Büyüteç,pertavsız.

LUPANİN:Çeşitli acıbakla türlerinden elde edilen zehirli bir alkoloit.

LUPARA:Mafya adamlarının,hesaplaşmalarında kullandıkları kesik namlulu av tüfeği.

LUPERUS:Bütün dünyaya yayılmış küçük yaprak böceği.

LUR:İskandinav ülkelerine özgü eski bir üflemeli bir çalgı. (Tarih öncesi tunç korno)

LURİLER : Afrika’da yaşayan ve Alurlar da denilen halk.

LUSAKA:Zambiya’nın başkenti.

LUSİTANİA:Bir Alman denizaltısı tarafından batırılan ve 1915’te ABD’nin 1.Dünya Savaşına girmesine neden olan İngiliz yolcu gemisi.

LUTETİA: Paris’in eski adlarından biri.

LUTİ:Oğlancı.

LUTR: Su samurundan elde edilen post. Su samuru.

LUVİLER:Anadolu’nun en eski halkı.

LUZON: Filipin adalarının en büyüğü ve en önemlisi.

LÜHUK KEKESİ: Osmanlı sarayındaki kadınların şekerleme ve macun yemek ve yalamak için kullandıkları zarif kaşığın adı.

LÜKÜSHAYAT: Ekrem Reşit Rey’in metnini yazdığı,Cemal Reşit Rey’in bestelediği ünlü bir operet.

LÜLE:Musluksuz su borusu.

LÜLE:Saç kıvrımı.

LÜLE:Tütün çubuğu,pipo veya nargilenin ucuna takılan,tütün konulan yuva.

LÜLETAŞI:Eskişehir taşı,deniz köpüğü. Kolayca yontulup işlenen,beyaz renkli doğal magnezyum silikat,Eskişehir taşı.

LÜMEN :Işık şiddeti 1 mum olan,eşit dağıtımlı bir nokta kaynağının 1 steradyan içinde yayımladığı ışık akısı.Işık akısı birimi.

LÜP:Argo’da hiç emek vermeden ele geçirilen şey.

LÜSTRİN: Kabartma nakışlı bir tür ipekli kumaş.

LÜTİYE: Yaylı çalgıların yapım ve onarımıyla uğraşan kimse.

LV:Letonya’nın plaka imi.

LVOV:Ukrayna’da bir kent

LYME: Kenelerden bulaşan ve romatizma ile kalp ve sinir rahatsızlığına yol açan hastalık.

LYON:Fransa’da bir kent.



Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 14:39