Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa

M - (M-MZABİLER) - Sayfa 3

e-Posta Yazdır PDF
Makale İçeriği
M - (M-MZABİLER)
Sayfa 2
Sayfa 3
Tüm Sayfalar

MODİFİYE: Değiştirilmiş,değişikliğe uğratılmış.

MODİSTRA:Kadın terzisi.

MODLAJ:Biçimlendirme eylemi.

MODÜLASYON:Bir dalganın genlik,evre ve sıklığının bir yasaya göre zaman içinde farklılaşması.

MOFET:Genç yanardağların çevresinde,karbondioksit ve metan gazı ile çeşitli hidrokarbon gazları sızdıran yarık veya delik.

MOGAN:Ankara yakınlarında küçük bir göl.

MOHER:Tiftik keçisi kılından yapılan örgü yünü. Tiftik keçisinin ince,yumuşak,parlak yünü,bu yünden dokunmuş olan..

MOJİTO:Küba’ya özgü,romla yapılan ünlü bir kokteyl.

MOKA:Çok kokulu bir tür kahve.

MOKAMEYA: Altın,gümüş,kalay ve bakır karışımından oluşan karma metal.

MOKASEN :Bağsız ve kısa ökçeli ayakkabı.Kuzey Amerika Kızılderililerinin giydiği deriden yapılmış,tek parça ayakkabı.(Yaygın olarak makosen diye yanlış söylenir).

MOKET: Döşemelik kumaş olarak kullanılan bir tür yünlü kadife.

MOKİSSOS:Kırşehir’in antik dönemlerdeki adı.

MOKSHA: Hint dininde,dünyevi var oluştan ve ruh göçünün bağlarından kurtulmayı içeren nihai tinsel amaç.

MOL:Madde miktar birimi.Molekülgrama ya da belli Avogadro sayısı kadar moleküle verilen ad.

MOLAS :Karbonatlı kum taşı.

MOLEKÜL:Element veya bileşikleri oluşturan ve onların özgül niteliklerini gösteren en küçük birim,madde.Elektromanyetik kuvvetlerle bir arada duran atom topluluğu.

MOLESKİN:Pamuk yada selülozik elyaftan yapılmış ipliklerle,genellikle dimi yada saten örgü ile dokunmuş sık ve çok sağlam bir kumaş

MOLİSMOLOJİ:Çevre kirliliğinin yol açtığı sorunları inceleyen bilim dalı.

MOLLA:Eskiden medrese öğrencilerine verilen ad.

MOLOHİYA: Kıbrıs’a özgü,ıspanağa benzer bir sebze yemeği.

MOLOPO: Kuzey Afrika’da bir ırmak.

MOLOZ:Toprak ve kireçle karışık kırıntılar,yapı döküntüsü.

MOLU: Güğümleri parlatmak için kullanılan araç.

MOLVA:Eti lezzetli bir balık.

MOMENT:Bir kuvvetin,uygulandığı kütleyi bir eksen etrafında döndürme eğilimi.

MOMENTUM :Bir cismin hareketinin ölçülmesinde temel alınan nicelik.Bir cismin kütlesi ile hızının çarpımı.Bir cismi durdurmak için ne kadar güç gerektiğinin ölçütüdür.

MOMOYER:Trabzon yöresine özgü,genellikle yılbaşı günü doğaçlama oynanan köy seyirlik oyunlarının adı.

MON: Güneydoğu Asya’da yaşayan bir halk.

MONAD:Leibniz’in felsefesinde sonul gerçekliği kapsayan bölünemeyecek ölçüde küçük birimler.

MONARŞİ:Siyasi otoritenin genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet düzeni veya rejim,tek erklik.

MONAT:Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik.

MONCUK:Atların boynuna takılan muska,değerli taş,hayvan tırnağı gibi şeylere eski Türklerde verilen ad.

MONDEN:Yüksek sosyete yaşamını seven.

MONET:İzlenimcilik akımının öncüsü olan ünlü Fransız ressamı.

MONETARİZM:Önde gelen temsilcisi ABD’li İktisatçı Milton Friedman olan ve para arzının ekonomideki etkinlik düzeyini belirlediğini savunan iktisat okulu.

MONGOL:Down sendromlu. Zihinsel özürlü.

MONİTÖR:Her türlü çalışmalarda,özellikle sporda yetiştirici.

MONİTÖR:Işınım yeğinlik düzeyini algılayıp ölçen aygıt.Bilgisayar ekranı.

MONİZM:Tekçilik.Gerçekliğin temeli olarak yalnızca tek bir ilkeyi benimseyen dünya görüşü.

MONOFİZİT:Hıristiyanlıkta,Hazreti İsa’nın tek bir doğası bulunduğunu savunanlara yada savunmakla suçlananlara verilen ad.

MONOFOBİ: Yalnız kalmaktan duyulan korku.

MONOGAM: Tek eşli.

MONOGAMİ:Tek eşlilik.

MONOGATARİ:Japon edebiyatında,genellikle düz yazı olarak yazılan,bazen de manzum bölümleri olan roman biçimindeki anlatı türü.

MONOGRAM:Önceleri tek harften,sonraları iç içe geçmiş iki yada daha çok sayıda harften oluşan arma yada marka.Bir ismin baş harflerinden oluşan marka.

MONOKL : Tek gözde kaş ile yanak arasına sıkıştırılan,çerçevesiz ve tek camlı gözlük.

MONOTEİZM:Tek tanrıcılık.

MONSENYÖR:Yüksek aşamalı din adamlarına verilen ad.

MONT:Kumaş veya deriden yapılan,genellikle belden kemerli,üstünde cepleri bulunan ,gömlek veya hırka üzerine giyilen kısa,hafif giysi.Kalçaların üst kısmına oturan spor ceket.

MONTAFON:Süt verimi yüksek bir sığır ırkı.

MONTAJ :Parçaları takıp birleştirme işi,kurgu.Bir filmin değişik süre ve yerlerde çekilen bölümlerini,bir anlam ve uyum bütünlüğü sağlayarak birleştirme.

MONTEVİDEO :Uruguay’ın başkenti.

MONTÜR: Çeşitli takılarda taşın yerleştirildiği çerçeve. Bir takının asıl süslemeye takılan mücevher,madalyon vs bölümü.

MOON :ABD’de oldukça yaygın olan ve “Birleşme Kilisesi” adıyla tanınan tarikatın kurucusu olan Koreli din adamı.

MOPED:Pedallı küçük motosiklet.

MOPSON:Aspendos ve Perge şehirlerini kuran ünlü kahin.

MOR: Süryanilerde azizlere verilen san.

MOR:İnci Aral’ın bir romanı.

MORA: Halk dilinde ,Karadeniz’de böğürtlene verilen ad.

MORAL:Bir inanın ruhsal gücü.

MORALİZM .:Ahlakı araç değil amaç sayan doktrin,ahlakçılık doktrini.

MORATORYUM: Çok bunalımlı dönemlerde bir ülkede,bölgede bir bölüm ya da tüm borçlardaki ödeme zorunluluğunun geri bırakılması. Bir ülkede olağanüstü dönemlerde devletin ödeme süresi gelmiş borçlarını yasayla ertelemesi.

MORAVYA:Çek Cumhuriyetinde tarihi bir bölge.

MOREN :Buzulların taşıyıp biriktirdikleri taşlar.Buzultaşı.

MORFOLOJİ: Sözcüklerin yapısını,türeme yollarını ve çekim biçimlerini inceleyen dilbilgisi dalı.

MORFOLOJİ:Organizmaların biçim ve yapısını inceleyen bilim dalı, biçim bilgisi.

MORGABRİEL:Mardin’in Midyat ilçesinde “Deyr-Ül-Umur” da denilen ünlü Süryani manastırı.

MORİLE:Ahşap bir teknede açılan delikleri geçici olarak tıkamada kullanılan,koni biçiminde ağaç,takoz.

MORİNA:Mezgitgillerden,kuzey denizlerinde yaşayan,eti yenen,karaciğerinden balık yağı çıkarılan bir balık.

MORMENİ: Böğürtlen.

MORMON:Peygamberlik iddiasındaki Joseph Smith tarafından 1930’da kurulan, ABD’de yaygın olan ve birden çok kadınla evlenmeyi kabul eden din.

MORMONLAR: ABD’de 1830’da Joseph Smith Jr’ın Ahir Zaman Azizleri İsa Mesih Kilisesi adıyla kurduğu yeni dinin üyelerine verilen ad.

MOROLAR:Filipinler’de yaşayan Müslüman bir halk.

MORON: Zeka geriliğinin ileri şekli.

MORÖTESİ:Gözle görülmeyen,yapay olarak elde edilip tıpta kullanılan bir ışınım, ultraviyole.Çok sıcak cisimler tarafından yayılan ve güneş yanıklarına yol açan görünmez bir ışık türü.

MORS:Kuzey Atlantik’te yaşayan,4 m uzunluğunda,derisi,dişi ve yağı için avlanan bir deniz memelisi.

MORS:Nokta ve çizgilerden oluşan bir alfabe kullanan telgraf sistemi. Telgraf alfabesi.

MORSELİZM: Küçük mülkiyetin geliştirilmesini konu alan toplumsal öğreti.

MORTADELLA: Bir tür İtalyan sucuğu ve böreği.

MORTGAGE:Kira öder gibi ev sahibi olmanın yollarını açan sistem.

MORTOCU: Hıristiyanlarda cenaze taşımak için tutulan kimse.

MORULA:Yumurta hücresinin embriyon oluşurken gelişerek aldığı ilk biçim,blastula.

MOSKOF:Halk dilinde Rus.

MOSSAD: İsrail Gizli Servisinin kısa yazılışı.

MOSTRA: Örnek,göstermelik,model.

MOŞAV:İsrail’de bir tür kooperatif tarım köylerine verilen ad.

MOTAMOT:Kelimesi kelimesine,hiç değiştirmeden,aynen.

MOTEL:Küçük otel.

MOTET:On üçüncü yüzyıl başlarında ortaya çıkmış çok sesli vokal beste üslubu.

MOTİF:Bir eserde sıkça tekrarlanan süsleyici öğe.

MOTİVASYON :Güdülenme.

MOTMOT: Orta ve Güney Amerika’nın ormanlık bölgelerinde yaşayan bir kuş.

MOTOKROS:Açık ve engebeli bir arazide yapılan motosiklet yarışı.

MOTOPOMP:Motorlu tulumba

MOTOR: Herhangi bir enerjiyi devinime çeviren aygıt.

MOTOTREN:Bir termik motorla çalışan,yolcu taşıyan demiryolu taşıtı.

MOTRİS:Birkaç arabalı bir katarda elektrik motoru veya patlamalı motorla çalışan ve katardaki arabaları çeken taşıt.

MOTTO: Özlü ve iğneleyici söz.

MOTTO: Yerin kabuk ile manto arasındaki sınırı.

MOYAMOYA: En çok Japonya’da görülen ve beyin damarlarının tıkanmasına neden olan bir hastalık.Japoncada sigara dumanı anlamına gelir.

MOZAİK: Türlü renklerde küçük taş,cam,çömlek parçalarının yan yana getirilmesiyle yapılan duvar,döşeme,tavan kaplaması şeklinde resim ve bezeme işi.(Tasvir şeklinde veya geometrik düzende olabilir).

MOZAİK:Tatlı bisküvi parçalarıyla yapılan kakaolu bir pasta.

MOZAK: Domuz yavrusu.

MOZİ: Doğu Karadeniz yöresinde oğul balına verilen ad.

MOZOLE :Anıtmezar. Anıtkabir.

MOZUK:İkinci kez evlenen kadının ilk kocasından olan çocukları.

MOZZARELLA:İtalya’da manda sütünden üretilen, tadı hafif, dokusu pürüzsüz peynir türüne verilen ad.

MÖNÜ :Yemek listesi.

MP3:Bilgisayarda internet üzerinde müzik dağıtımı için kullanılan bir ses kodlama ve sıkıştırma yöntemi.

MR :Manyetik rezonansın kısaltması.

MREN:Kars’ın Digor ilçesinde 7. yüzyıldan kalma bir katedral.

MRİDANGAM: Silindir biçimindeki ahşap gövdesinin her iki yüzüne de deri gerilen klasik Hint davulu.

MS: Beyinin ve omuriliğin bir hastalığı.(Kısaca).

MŞATTA:Ürdün’de, 8. yüzyıldan kalma Amman’ın 22 km kadar güneyindeki ünlü Emevi sarayı.

MŞE:Ünlü öykücümüz Memduh Şevket Esendal’ın kimi öykülerinde kullandığı kısa adı.

MT:Megatonun kısaltması.

MTS: Uzunluk,kütle,zaman birimler sisteminin kısa yazılışı.

MU :Eski dilde kıl,tüy.

MU: Yaklaşık 12.000 yıl önce 64 milyon insanla sulara gömülerek yok olduğuna inanılan,insanlığın ve uygarlığın anayurdu sayılan kıta.

MUACCEL:Peşin,hemen ödenmesi gereken. Acele.

MUACCELE:İltizama verilen vergilerde, mültezim tarafından peşin olarak ödenen tutar.

MUACCELİYET: İvedilikle.

MUADDEL: Değişik.

MUADELET:Eşitlik,denklik.

MUADİL :Denk. Eş değerli.

MUAF: Bağışık.Ayrı tutulmuş,ayrıcalık tanınmış.

MUAHEDE :Antlaşma.

MUAHEZE: Kınama.Küçük düşürme.

MUALLA :Yüksek,yüce.

MUALLAK:Sonuca bağlanmamış,sürüncemede kalmış,asılı,bağlı.

MUAMELE: İşlem,davranış.

MUAMMA:Anlaşılmayan,bilinmeyen şey.

MUAMMA:Halk edebiyatında manzum bilmece.

MUAMMER:Yaşamış.Yaşayan,hayatta olan.

MUAR: Ödünç verilmiş şey.

MUARAZA: İhtilaf.

MUARE:Dalgalı parıltılar verilmiş olan bir tür kumaş.

MUARIZ :Karşı koyan , karşı çıkan.

MUASIR:Çağdaş.

MUAŞŞER:Divan şiirinde onar dizelik bentlerden kurulan nazım biçimi.

MUATTAR:Itırlı,güzel kokulu.

MUAVAZA: Değiş tokuş,trampa.

MUAVENET :Yardım etme.

MUAVENET: Bir Nato tatbikatı sırasında,1922’de, ABD gemisi Saratoga tarafından bombalanan ve 5 mürettebatı ölen Türk muhribi.

MUAYENE: Gözden geçirme.

MUAYYEN: Belirli.

MUAZZEZ:Sayılan,saygı duyulan,aziz.

MUBAH:Dince yapılmasında sakınca olmayan,yapılması günah veya sevap olmayan.

MUCİP: Uygunluk.Olur verme.Gerek. Gerektiren,önerici.

MUCİR:Kiraya veren.

MUCUK :Bir çeşit küçük sinek.

MUÇİK: Saban demirini temizlemeye ve çamurunu düşürmeye yarayan ucu keskin demir değnek.

MUD: Osmanlı devleti zamanında kullanılmış bir tahıl ölçeği.

MUDEJARLAR: İber Yarımadası’nın Hıristiyanlarca yeniden ele geçirilmesinden (11. Ve 15. Yüzyıllar) sonra İspanya’da kalan Müslümanlara verilen ad.

MUDHİKE:Komedi.

MUDİ: Bankada hesap açan,emanet bırakan. Bankaya para yatıran kimse.

MUEZZA: Hazreti Muhammed’in kedisinin adı.

MUFLA: Cisimleri,aleve değdirmeden ateşin etkisine uğratmak için kullanılan büyük toprak kap.

MUFLON: Bu isimle anılan bir cins koyunun postuna benzeyecek surette dokunan havlı kumaşlar.

MUFLON: Pardösülerin içine iliklenerek geçirilen bir çeşit çok kalın,eğreti astar.

MUG:Eski dilde ateşe tapan,ateşperest.

MUGAN :Ateşe tapanlar, Zerdüşt dinine bağlı olanlar.

MUGANNİ:Şarkı söyleyen kimse,şarkıcı.

MUGAYİR:Aykırı,uymaz.

MUGNİ:Eski Türk çalgılarından biri.

MUĞBER:Gücenmiş,dargın,küskün.

MUĞLAK :Anlaşılmaz,karışık.

MUHACERET:Göç,göçme.

MUHACİM:Forvet hattında oynayan futbolculara eskiden verilen ad.

MUHACİR :Göçmen.

MUHADDİS:Hadis bilgini.

MUHAFAZAKAR: Tutucu.

MUHAL :İmkansız.

MUHALLEBİ: Süt,şeker ve pirinç unuyla yapılan bir tatlı.

MUHAMİ : Koruyan,müdafaa eden.

MUHAMİ: Eskiden avukat anlamında kullanılan sözcük.

MUHAMMARA :Biber salçası,kızarmış ekmek,dövülmüş ceviz,tahin ve nar ekşisiyle hazırlanan bir tür meze.(Antalya yöresi).

MUHAMMEN:Önceden tahmin edilen,oranlanan.

MUHAMMES: Türk müziğinde bir usul.

MUHAMMES:Beş parçası olan,beşli.

MUHAMMET UZUNER: Kalbim Seni Seçti,Koyu Kırmızı,Öyle Bir Geçer Zamanki dizilerinde ve Bir Zamanlar Anadoluda filminde rol almış tiyatro ve sinema oyuncusu.

MUHARREF:Asıl niteliği değiştirilmiş,bozulmuş,tahrif edilmiş olan.

MUHARREM:Kamer takviminin birinci ayı,aşure ayı.

MUHARRER :Yazılmış,yazılı.

MUHASARA:Kuşatma,sarma,çevirme.

MUHASEBE:Hesaplaşma,karşılıklı hesap görme.

MUHASSAL:Osmanlı maliye örgütünde vergi toplamakla yükümlü kamu görevlisi.

MUHASSALA:Bileşke.

MUHAŞERLAŞ:Süryani mutfağına özgü kırılmış nohut ve patlıcanla yapılan bir yemek.

MUHATARA: Zarar,ziyan korkusu. Korku verici durum.

MUHAVERE: İki kişi arasında karşılıklı olarak yapılan konuşma.

MUHAYYER: Seçmeli.Beğenmece. Seçmeye,beğenmeye bağlı olan.

MUHAYYER: Türk müziğinde bir makam adı.

MUHAYYERBUSELİK:Türk müziğinde bir makam.

MUHAYYERKÜRDİ : Türk müziğinde bir makam.

MUHAYYERSÜMBÜLE: Türk müziğinde bir makam adı.

MUHAYYİLE :Hayal gücü,imgelem. Düş gücü.

MUHAZARAT: Arap edebiyatında her türlü pratik ve yararlı bilgiyi içeren eğlenceli ve didaktik yapıtların genel adı.

MUHBİR: Haberci.

MUHİBBEDARGA:Ön Asya dilleri ve kültürleri konusundaki çalışmalarıyla tanınmış,1921 yılında doğmuş kadın arkeologumuz.

MUHİBBİ:Kanuni Sultan Süleyman’ın şiirlerinde kullandığı mahlas.

MUHİK:Haklı,doğru.

MUHİP:Seven,sevgi besleyen,dost.

MUHKEM:Sağlam.

MUHLİS:Dostluğunda ve inançlarında içten olan.

MUHRİM: İhram giyinmiş olan hacı.

MUHRİP:Torpido,top ve denizaltılara karşı kullanılmak üzere silahlarla donatılmış,küçük,hızlı giden bir savaş gemisi türü,destroyer.

MUHSİN:İyilik eden,bağış yapan.

MUHTARİYET:Özerklik.

MUHTASAR:Kısaltılmış olan,kısa,özet.

MUHTEKİR:Vurguncu,spekülatör.

MUHTELİT:Karma, karışık.

MUHTEMEL:Olası, olabilir.

MUHTEREM :Saygıdeğer,saygın,sayın.

MUHTERİS:Hırslı.

MUHTERİZ:Çekingen.

MUHTEVA: İçerik.

MUİN: Yardımcı,yardım eden.

MUİNAR: Latife Tekin’in bir romanı.

MUİT:Eskiden okullarda çocukları çalıştırmakla görevli kimse.

MUJİK : Rus köylüsü.

MUJONSO:Daha çok Tanzanya’da yetişen ve acı yaprak da denilen,şifalı bir bitki.

MUK : Karınca.

MUKAAR:İç bükey,konkav,obruk.

MUKABELE:Camilerde kuran okunurken , hafızların da karşılıklı olarak ezbere kuran okumaları.

MUKADDEM: Önceki.

MUKADDERAT: Alın yazısı,kader,yazgı.

MUKADDES:Kutsal.

MUKADDESAT:Kutsal sayılan inanç ve davranışlar.

MUKADDİME:Bir olayın başlangıcı.

MUKALLİT:Taklitçi.

MUKAR: İkrar olunmuş,onaylanmış.

MUKARNAS:Bir yüzeyden dışarıya taşan başka bir yüzeye geçmek ve ona destek görevi yapmak için birbiri üzerine oturan taş ya da tuğladan yapılmış bindirmelik. Merdiven biçiminde çıkıntıları olan kubbe.

MUKARRER:Kararlaşmış,kararlaştırılmış.

MUKASSİ:Eski dilde sıkıntı verici. Sıkıntılı,bunaltıcı.

MUKASSİM:Taksim eden,bölüştüren,ayıran, ikilem..

MUKATAA:Geliri merkeze ait arpalık.

MUKATELE:Birbirini öldürme,savaş,vuruşma.

MUKAVVES:Kavisli,eğri,eğmeçli.

MUKAYYET:Bağlı olan,bağlanmış.

MUKBİL:Mutlu,bahtiyar.

MUKİM: Bir yerde oturan.

MUKNİ :İnandıran, ikna eden.

MUKOZA:Üzerinde çok sayıda ince memecik ve salgı bezi delikleri bulunan,iç organları kaplayan koruyucu doku,sümükdoku.

MUKRİZ: Borç veren.

MUKTEDİR:Bir şeyi yapmaya.başarmaya gücü yeten,iktidarlı.

MUKTERİZ:Ödünç para alan.

MUKTESİT:Tutumlu.

MUKTEZA (MUKTEZİ) : Gerekli olan,gereken.Bir konuyu ve o konudaki görüşü zamana,bulunulan yere,duruma uygun biçimde dile getirme.

MULAJ :Alçı,balmumu gibi maddelerden bir şeyin kalıbını çıkartmak için yapılan işlemlerin bütünü.

MULAJ: Terzilerin patron çıkarmak için kullandıkları bir tür saydam kağıt.

MULATTO:Haiti’de,bir Avrupalı ile bir siyahın birleşmesinden doğan melez kimseye verilen ad.

MULAVARA: Halk dilinde saklambaç oyununa verilen ad.

MULETA :Boğaya tutulan kırmızı şal (Matadorların boğayı yormak ve hırslandırmak için kullandıkları kırmızı renkli kumaş parçası).

MULETA: Portekiz’e özgü bir tür balıkçı teknesi.

MULTİVİZYON: Çok sayıda ekran üstünde aynı anda ya da art arda yapılan görsel-işitsel gösterim.

MULUKHİYYA: Pirinçle ya da kuzu ve tavşan gibi etlerle servis edilen sulu ebegümeci yemeği.

MUM: Işık şiddeti birimi.

MUNÇAK: Güneydoğu Asya ormanlarında yaşayan küçük yapılı bir geyik cinsi.

MUNDAR (MURDAR): Pis,usulünce kesilmeden öldürülen hayvanın eti.

MUNEN:Kuzey mitolojisinde Odin’in omzuna konan iki kargadan biri.

MUNİ (MUNU): Gaziantep yöresine özgü,pirinç ve pekmezle yapılan çorba biçiminde tatlı.

MUNİA: Japon serçesi de denilen ötücü bir kuş.

MUNİS:Cana yakın, uysal,sevimli.

MUNTAZAMAN: Düzenli olarak.

MUNTAZIR: Bekleyen,gözleyen.

MUNZAM:Katılmış,ulanmış,eklenmiş.

MUNZUR: Baş belası,dert.

MUR :Eski dilde karınca.

MURABAHA :Tefecilik. Bir malı çok fazla karla satma.

MURABBA: Eskiden kareye verilen ad.

MURABBA:Divan edebiyatında dört dizeli bentlerden oluşan şiir türü ,dörtlü.

MURABBA:Kaynatılıp kıvama geldikten sonra dondurulan meyve suyu tatlısı.

MURABUT ( MARABUT) :Kuzey Afrika’da şeyhlere ve dervişlere verilen ad.

MURABUT:Leyleğe benzer leşçi bir kuş.

MURADNAME:Bedri Dilşad tarafından 1472 de yazılan ilk ansiklopedik Osmanlı yapıtı.

MURAFAA:Eski dilde duruşma.

MURAHHAS :Delege .

MURAHHAS AZA: Anonim şirketlerde yönetim kurulu adına bir takım işlemleri yürütmeye yetkili üye.

MURAKABE: Denetleme,denetim.

MURAKIP:Denetleyici,denetçi.

MURAKKA:Hat sanatında birkaç kağıdın,suları ters yönde olmak üzere üst üste yapıştırılmasıyla elde edilen mukavva.

MURANA:Yılanbalığına benzer,yırtıcı,eti beyaz,göğüs yüzgeci olmayan deniz balığı.

MURASSA :Değerli taşlarla donanmış,süslenmiş olan.

MURAT: Fırat ırmağının iki kolundan biri.

MURÇ :Beton delme kalemi. Betona delik açmakta kullanılan sivri uçlu, çelikten yapılmış bir alet,delgi,keski.

MURÇİNGE: Sivas’ın Divriği ilçesinde,Mengücükler döneminde yapılmış tarihi köprü.

MURTAZA: Beğenilmiş,seçilmiş.

MURTAZA:Orhan Kemal’in iki kez filme alınmış ünlü romanı.

MURTUĞA:Doğu Anadolu’ya özgü,yumurtayı tereyağı ve unla kavurarak yapılan ve kahvaltıda yenilen yemek.

MUS :En iri geyik.Avrupa ve Kuzey Amerika’da yaşayan iri bir geyik.

MUS: Yumurta akının iyice çırpılıp köpük kıvamına gelmesine denir.

MUS:Köpük kıvamında tuzlu yada tatlı yiyecek.

MUSADDIK:İspatlayan,gerçekleştiren.

MUSAFAHA:Selam ve dostluk için el ele tutuşma.

MUSAHABE:Konuşma,görüşme,söyleşi.

MUSAHHİH: Düzelten,ıslah eden.

MUSAHİP: Osmanlı padişahının sohbet arkadaşı. Sohbet eden,arkadaşlık eden kimse.

MUSAKKA: Ufak doğranmış sebzelerin kuşbaşı et ya da kıymayla pişirilmesiyle yapılan yemek.

MUSALLA: Namaz kılma yeri. Camilerde cenazenin konulup önünde namaz kılındığı yer.

MUSANDIRA:Geleneksel Türk evlerinde, odalarda kapı yanında bulunan ya da kapının yer aldığı duvar boyunca uzanan, en az bir insan boyu yüksekliğinde dolap,yatak yorgan konulan yer, büyük gömme dolap,yüklük. Asma kat. Mutfakta yüksekte ve geniş raf.

MUSAP:Başına bir kötülük,felaket gelmiş olan. Hastalığa yakalanmış,tutulmuş.

MUSAVVER :Resimli.

MUSE :Eski dilde çizme.

MUSHAF:Kuranı Kerim,Kelamı Kadim. Halife Osman döneminde çıkartılan el yazması Kuran örnekleri.

MUSİBET:Büyük zararlara yol açan ve kolayca savuşturulamayan hal.

MUSİKAR :Gagasındaki deliklerden rüzgar estikçe türlü güzel sesler çıktığına inanılan bir masal kuşu.

MUSİKAR: Türk müziğinde kullanılmış,panflüte benzer üflemeli bir çalgı.

MUSİR:Bir söz yada düşüncede direnen.

MUSKA:Hastalık veya sıkıntıları gidereceği inancıyla katlanıp üstte taşınan dua yazılı kağıt.Kötü gözlerden ( nazardan) hastalıklardan koruduğuna inanılır.

MUSKAT : Halk hekimliğinde gaz söktürücü ve antiseptik olarak kullanılan,aynı zamanda kimi yiyeceklere de katılan bir cins ceviz.Kimi yiyeceklere tat ve koku vermekte kullanılan küçük Hindistan cevizi.

MUSLİH:Düzelten,ıslah eden.

MUSLİN:Sık dokunmuş,parlak,ince,yumuşak bir tür pamuklu kumaş.İpekten dokunanına şifon,kalınına mermerşahi denir.Genelde düz renktir.Musul işi anlamındaki Musuli’den adını alır.

MUSOFOBİ: Fare korkusu.Fareden aşırı derecede korkma.

MUSON:Güney Asya kıyılarıyla Hint Denizinde yaz ve kış mevsimlerinde birbirine ters yönlerden esen geniş alanlı rüzgar.

MUSTABEY:Yazlık bir armut türü.

MUSTAFA:Seçilmiş,seçkin.

MUSTAFAHAKKINDAHERŞEY: Çağan Irmak’ın bir filmi.

MUSTAFAİNAN: Oğuz Atay’ın Bir Bilim Adamının Romanı’nda yaşamını anlattığı ünlü mühendis ve mekanik bilgini.

MUSTANTİK: Eski dilde sorgu yargıcı.

MUSTARİP:Istırap ve acı çeken.

MUSUR: Yunuslarla yakın akraba olan küçük yapılı balinaların ortak adı.

MUSURANA:Güney Amerika’da yaşayan ve zehirli yılanları yiyerek beslenen zehirsiz büyük su yılanı.

MUŞ :Altı düz,küçük gezinti vapuru.

MUŞABAK: Tersi de yüzü de kullanılan,sim ve renkli ipliklerle yapılmış verev iğne tekniğiyle işlenen kafes biçiminde nakış ,bir tür el işi.

MUŞAMBA:Bir tarafına kauçuk veya yağlı boya sürülerek su geçirmeyecek duruma getirilen kalın bez.

MUŞARABİYE: Çıtalardan oluşan,dışarıdan görülmeden dışarıyı görmeyi sağlayan ve İslam dünyasında yaygın kullanımı olan pencere kafesi.

MUŞER:Bir çeşit eğri testere.

MUŞKULU:Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde bir mağara.

MUŞT: Yumruk,tokat.

MUŞTA:Karşıdakine vurmak için parmaklara geçirilen demir parçası. Kunduracıların,derileri vurarak inceltmek için kullandıkları metalden tokmak.

MUŞTU:Sevindirici haber, müjde.

MUT :Elli şiniklik tahıl ölçeği.

MUTA :Veri.

MUTA: İslam’da geçici evliliğe verilen ad.

MUTAASSIP:Bir düşünceye,bir inanışa aşırı ölçüde bağlanıp ondan başka bir düşünce ve inanışı kabul etmeyen,bağnaz.

MUTABIK: Bağdaşmış.

MUTABIKKALMAK: Anlaşmaya varmak.

MUTAF:Keçi kılından hayvan çulu,yem torbası gibi şeyler dokuyan kimse.

MUTANCANA: Osmanlı mutfağına özgü,kuzu etiyle yapılan bir tür yemek.

MUTANTAN: Görkem,ihtişam,şatafat,tantana.

MUTASARRIF:Kendinde kullanım hakkı olan,elinde bulunduran ,işi dilediği gibi yöneten.

MUTASARRIF:Tanzimat’tan sonra,Osmanlı yönetim teşkilatında sancakların (ilden küçük,ilçeden büyük idare bölümünün) yöneticisine verilen ad.

MUTASAVVIF:Tasavvuf inançlarını benimseyerek kendisini Tanrıya adamış kimse,sofi.

MUTASYON:Doğada ve toplumda nitelikle ilgili değişmelerin yavaş yavaş değil,birdenbire olması.Genetik değişme süreci.

MUTAT(MUTAD): Olağan .Alışılmış,alışılan.

MUTAVİN: Suudi Arabistan’da din polislerine verilen ad.

MUTAYANA:Gaziantep ve Kilis yörelerine özgü,kuşbaşı et yoğurt ve çeşitli sebzelerle yapılan bir yemek.

MUTAZARRIR:Zarar görmüş,zarara uğramış.

MUTEBER :Saygın,güvenilir,sözü geçer,hatırı sayılır.

MUTEDİL:Düşünce ve işinde aşırıya kaçmayan,ölçülü,ılıman.

MUTEKİS: Tersine çevrilmiş.

MUTEMET:Dairelerde,işyerlerinde para işlerine bakan görevli.

MUTENA:Özenilmiş,özenle yapılmış,seçkin.

MUTEZİL:İçinde yaşadığı toplumdan ayrılarak bir tarafa çekilen.

MUTEZİLE:Kaderi inkar ederek kul,ettiklerinin yaratıcısıdır diyen ve Tanrı’nın sıfatları konusunda sünnet ehlinden ayrılan bir felsefe.

MUTİ: Boyun eğen. Yumuşak başlı,itaat eden.

MUTLAKBUTLAN: Temelinden bozuk.

MUTMAİN:İnanmış,emin olan,gönlü kanmış.

MUTRİB: Çalgıcı,şarkıcı.

MUTTAKİ:Candan,içten,ihlaslı.

MUTTALİ: Öğrenmiş,haber almış,bilgi edinmiş.

MUVAFAKAT :Razı olma,uzlaşma.

MUVAFFAKİYET:Başarı,başarma.

MUVAFIK: Uygun,münasip.

MUVAHHİT:Tanrının birliğine inanan.

MUVAKKAT: Geçici.

MUVAKKATEN: Geçici olarak.

MUVAKKİT: Güneşe bakarak namaz vakitlerini bildiren kimse.

MUVAKKİTHANE:Eskiden imaret ve camilerde,güneşin her mevsim izlenebildiği, saat ayarı için ayrılmış küçük oda.

MUVASALA :Erişim.

MUVAZENE:Denge, ölçü.

MUVAZİ :Paralel.

MUVAZZAF: Bir görev ve hizmetle yükümlü olan kimse.

MUVAZZAF:Silahlı kuvvetlerde çalışan meslekten subay ve astsubaylarla askerlik hizmetini yapan erler.

MUYLU:Bir top namlusunun iki yanına tutturulan millere verilen ad. Bir milin yatağında dönmesini sağlayan bölüm.

MUYMUL:Atmaca ve doğana benzeyen bir tür yırtıcı kuş.

MUZ :Sıcak bölgelerde yetişen,bir çenekli,çok yıllık bir bitki.

MUZAHERET:Yardım etme,arkalama,destekleme,arka çıkma.

MUZIR: Zarar verici.

MUZLİM:Karanlık,gizli,belirsiz.

MÜBADELE :Değiş tokuş.

MÜBADİL: Türkiye’deki Rumlarla değiştirilerek Yunanistan’dan getirilmiş Türklere verilen ad.

MÜBAH: Dince sakıncası olmayan.

MÜBALAĞA: Abartı.

MÜBAREK: Kutsal,uğurlu,kutlu.

MÜBAREZE: İki düşman taraftan çıkan birer kişinin çarpışması.

MÜBAŞİR: Mahkemede duruşmaya girecekleri ve tanıkları çağıran,yargıcın emirlerini bildiren,kağıtları getirip götüren görevli.

MÜBAYAA: Satın alma.

MÜBECCEL: Yüceltilmiş,ulu.

MÜBERRA: Arınmış,temize çıkmış.

MÜBEŞŞİR: Muştu veren,müjde getiren kimse.

MÜBEYYİN: Gösteren.

MÜBİN:İyiyi kötüden,hayrı şerden ayırt edebilen.

MÜBREM: Kaçınılmaz,vazgeçilmez.

MÜCAHEDE: Çalışma,gayret.

MÜCAP: İsteği kabul edilen.

MÜCAVİR: Yakın komşu.

MÜCBİR: Zorlayıcı.

MÜCEDDERE:Anadolu’nun bazı yörelerinde mercimekli bulgur pilavına verilen ad.

MÜCEDDİT: Yenilik getiren.

MÜCEHHEZ: Donanmış,hazırlıklı,hazırlanmış.

MÜCELLA: Parlatılmış,parlak.

MÜCELLİT: Ciltçi.

MÜCERRET: Soyut.

MÜCESSEM: Cisim durumunda olan,görünür biçimde.

MÜCİRİM:Ankara yöresine özgü bir tür köfte.

MÜCMEL:Kısa ve özlü.

MÜCRİM:Suçlu.

MÜCVER :Rendelenmiş kabağa un,yumurta,peynir,dereotu,tuz,karabiber,taze soğan katılarak yapılan bir tür köfte.

MÜÇTEBA:Seçilmiş,seçkin.

MÜD: Osmanlılar döneminde kullanılan bir tahıl ölçeği.

MÜDANA:Halk dilinde minnet.

MÜDAVİM:Sürekli giden kimse,gedikli.

MÜDDEİ: Davacı.

MÜDDEİALEYH: Davalı.

MÜDDEİUMUMİ:Savcı.

MÜDEBBİR: Tedbirli.

MÜDERRİS:Ders veren,profesör.1933 Üniversite Reformu’na kadar profesöre karşılık olarak kullanılan unvan.

MÜDRİK:Anlamış,aklı ermiş.

MÜEBBET:Sonu olmayan,ömür boyu.

MÜEDDEP:Uslu,terbiyeli,edepli.

MÜEKKEDE:Sağlamlaştırılmış.

MÜELLİF:Kitap yazan veya hazırlayan , bir eseri ortaya koyan ve eserin sahibi olan kimse , yazar.

MÜELLİM: Elem veren,acıtan,iç sızlatan.

MÜENNES:Dişi.

MÜESSESE: Kurum.

MÜESSİF:Üzüntü veren,üzücü.

MÜESSİR:Etkili,dokunaklı.

MÜEYYİDE: Yaptırma gücü.

MÜFESSİR:Kuranı yorumlayan kimse.

MÜFİT:Faydalı,yararlı

MÜFLİS: Batkın.İflas etmiş.

MÜFREDAT :Öğretim programı. Ayrıntılar.

MÜFREDATLI: Dökümlü.

MÜFREZ:Ayrılmış,ifraz edilmiş.

MÜFRİT:Aşırı.

MÜFSİT:Arabozan.

MÜFTERİ:İftiracı,kara çalan.

MÜGE:İnci çiçeği de denilen hoş kokulu bir bitki.

MÜHİMMAT:Savaş gereçleri,cephane.

MÜHLİYE: Adana yöresinde yetiştirilen ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki.

MÜHRE:Kimi av hayvanlarını çekmek için kullanılan çığırtkan kuş.

MÜHTEDİ: Başka bir dinde iken Müslüman olan kimse.

MÜHÜRFEKKİ:Mühür bozma,mührün kaldırılması.

MÜJGAN:Eski dilde kirpikler.

MÜKALEME: Karşılıklı konuşma.

MÜKEBBİRE: Büyük camilerde,son cemaat yerinin camiye bitişik duvarında yer alan balkon biçimindeki küçük çıkma.

MÜKELLEF: Yükümlü.

MÜKERREM:Saygıdeğer,aziz.

MÜKTESEP:Kazanılmış,edinilmiş.

MÜL: Eski dilde şarap.

MÜLAHAZA:Düşünce.Bir konuda inceden inceye ve etraflıca düşünme.

MÜLAKAT: Görüşme.

MÜLAZIM:Teğmen.

MÜLEVVES:Kirli,pis,karışık,düzensiz.

MÜLGA :Kaldırılmış.

MÜLHAK: Eklentili.

MÜLHEM: Esinlenmiş.

MÜLTEFİT:Hoş davranan.

MÜLTEZİM:Devlete ait bir geliri götürü olarak üstüne alıp toplayan kimse.

MÜMASİL:Benzeyen,andıran.

MÜMBİT:Bitek.

MÜMESSİL: Temsilci.

MÜMEYYİZ: Ayırtman. İyiyi,kötüyü,doğru ve yanlışı ayıran,seçen.

MÜMİN:İnanan,inançlı,imanlı,Müslüman.

MÜMTAZ:Seçkin.

MÜMTEZİÇ:Birbirine uygun, karışık.

MÜNACAT (MÜNACAAT) :Tanrıya yalvarma,yakarış.

MÜNACAT: Divan edebiyatında Tanrıyı öven bir şiir türü veya şiirin bir bölümü.

MÜNADİ: Kamuya duyurulmak istenen şeyleri yüksek sesle haber vermeyi iş edinmiş olan kimse.

MÜNAFIK :Arabozan,bölücü.

MÜNAKALAT: Ulaşım.

MÜNAKALE: Bir şeyi bir yerden bir yere aktarma.

MÜNAVEBE:Nöbetleşme.

MÜNAZAA: Ağız kavgası,çekişme,münakaşa.

MÜNAZARA :Bir konu üzerinde belli kural ve yöntemlere uyularak yapılan tartışma.

MÜNCİ:Kurtarıcı,kurtaran.

MÜNDEMİÇ :Bir şeyin içinde var olan.

MÜNDERECAT (MÜNDERİCAT): İçerik. İçindekiler.

MÜNECCİM: Yıldız falcısı.

MÜNEVVER: Işıklı,parlatılmış,aydınlatılmış.

MÜNEZZEH:Temiz,arı.

MÜNFERİDEN:Tek başına,yalnız olarak.

MÜNHAL:Boş,açık.

MÜNHASIRAN:Özellikle,yalnız.

MÜNHAVİ:Eğri.

MÜNİF:Büyük,yüce,ulu.

MÜNİP:Tövbekar olan.

MÜNİR: Işık veren,parlak. Nurlandıran.

MÜNKESİR: Kırılmış,kırık.

MÜNKİR:İnkar eden,kabul etmeyen.

MÜNTAZIR:Bekleyen,gözleyen,intizar eden.

MÜNTEHİR:İntihar eden.

MÜNZEVİ: Topluluktan kaçan,yalnız yaşamayı seven.

MÜPHEM :Belirsiz.

MÜPTELA:Tutulmuş,vurgun.

MÜPTEZEL:Saygınlığı olmayan,aşağı görülen.

MÜR:İlaç ve parfüm olarak kullanılan değerli hoş kokulu bir yağ.Tütsü olarak kullanılan bir reçine.

MÜRAFAA: Hakim huzurunda duruşma. Davasını yargıca anlatma.

MÜRAİ :İki yüzlü, riyakar.

MÜRDÜMÜK:Baklagillerden bir yem bitkisi.

MÜREBBİYE :Kendisine bir çocuğun eğitim ve bakımı verilmiş olan kadın. Çocuk eğitmeni.

MÜREKKEP:Bileşik.

MÜREN:Tropik ve ılıman bölge denizlerinde yaşayan bir balık.

MÜRİD (MÜRİT): İrade ve ihtiyarını şeyhe vermiş kişi. Bir tarikat şeyhine bağlanarak ondan tasavvufun yollarını öğrenen,onun doğrultusunda ilerleyen kimse.

MÜRNEL:Gevşek bükümlü olarak hafif katranlı kendirden yapılmış ince halat.

MÜRRÜSAFİ: Çeşitli balsam ağaçlarından elde edilen bir tür reçine sakızı.

MÜRSEL:Gönderilmiş.

MÜRŞİD (MÜRŞİT): Manevi yolculukta önderlik eden,doğru yola götüren,irşad eden anlamına şeyhe verilen diğer ad. Doğru yolu gösteren kimse,kılavuz.

MÜRT: Ölmüş hayvan.

MÜRTECİ:Yeni düzene karşı çıkan,gerici.

MÜRTEKİP:Para,kazanç karşılığı olarak kötü,uygunsuz işler çeviren kimse. Rüşvet yiyen.

MÜRTET:İslam dinini bırakıp başka bir dine geçmiş olan kimse.

MÜRUR:Eski dilde geçip gitme, sona erme.

MÜRURİYE:Osmanlılar döneminde, yabancı ülkelerden gelen ve ülke içinde tutulmayarak diğer bir ülkeye nakledilen (Transit) eşya üzerinden alınan gümrük vergisi.

MÜRÜRUZAMAN: Zaman aşımı.

MÜRÜVVET:Ailede sünnet,evlilik,iyi bir görev gibi olaylardan duyulan mutluluk,sevinç.İnsanlık,yiğitlik.

MÜRVER:Demet durumundaki çiçekleri hekimlikte kullanılan ve meyvesi zeytine benzeyen bir bitki.

MÜSADEME:Silahlı iki grup arasındaki kısa çatışma,çarpışma.

MÜSAMAHA: Göz yumma,hoşgörü ile karşılama,tolerans.

MÜSAMERE:Okullarda öğrencilerin sunduğu,programında şiir,oyun gibi gösterilerin yer aldığı eğlence.

MÜSAVİ :Eşit,denk.

MÜSEBBİP: Sebep olan kimse.

MÜSEBBİYE:Bingöl yöresine özgü bulgur köftesi.

MÜSECCEL: Tescil edilmiş,kayda geçmiş.

MÜSEDDES: Divan edebiyatında her bendi altı dizeden oluşan şiir türü.

MÜSEDDES: Eskiden altıgene verilen ad.

MÜSEKKİN :Yatıştırıcı.

MÜSELLAH :Silahlı.

MÜSELLEM:Yeniçeri ocağının kurulmasından önce Osmanlı ordusunda atlı asker.

MÜSELLES: Eski dilde üçgene verilen ad.

MÜSELLES:Kaynatılarak koyulaştırılmış,baharat ve şekerle karışık şurup.

MÜSELLESAT:Eski dilde trigonometri.

MÜSELLİM: Ege denizinde Midilli adası ile Biga yarımadası arasındaki boğaz.

MÜSEMMA :Ad verilmiş,adı olan.

MÜSKİRAT :Alkollü içkiler.

MÜSTACEL: Acele,ivedi.

MÜSTAFİ: Kendi isteğiyle istifa etmiş olan.

MÜSTAĞNİ:Elinde olanla yetinen,doygun.

MÜSTAHAK: Hak etmiş,hak kazanmış,layık.

MÜSTAHDEM:Hizmetli.

MÜSTAHKEM:Sağlamlaştırılmış.

MÜSTAHSİL: Üretici.

MÜSTAHZAR: Kullanıma hazır duruma getirilmiş,hazırlanmış.

MÜSTAKİL: Bağımsız.

MÜSTAKİM:Doğru,doğruluktan şaşmayan.

MÜSTAKRİZ: Borç eden.

MÜSTAMEL: Kullanılmış,yeni olmayan,eski.

MÜSTANTİK :Eski dilde sorgu yargıcı.

MÜSTEAR: Eğreti olarak alınmış,takma.

MÜSTEAR: Türk müziğinde birleşik bir makam.

MÜSTEBİT: Zorba.

MÜSTECİR: İzmir tavlası da denilen ve daha çok Ege yöresinde oynanan bir tavla oyunu.

MÜSTECİR: Kiracı.

MÜSTEFİT :Yararlanan.

MÜSTEFREŞE:Odalık.

MÜSTEHAP: Hazreti Muhammed’in ara sıra yaptığı,uyulması hoş karşılanan ve sevap kazandırdığına inanılan şeyler.

MÜSTEHCEN: Açık saçık,edebe aykırı.

MÜSTEHLİK:Tüketici.

MÜSTEHZİ: Alaycı.

MÜSTEMLEKE: Sömürge.

MÜSTENİDAT: Dayanak.

MÜSTENİDEN: Dayanarak.

MÜSTENİT:Bir şeye dayanan.

MÜSTERİH :Rahat eden.

MÜSTEŞAR: Bakanlıklarda bakandan,elçiliklerde elçiden sonra gelen en büyük yönetici.

MÜSTEVFİ:İslam devletlerinde maliye işlerinden sorumlu görevli.

MÜSTEVLİ:Bir yeri istila eden,yönetimi altına alan.

MÜSTEZAT: Divan edebiyatında,her dizesine bir küçük dize eklenmiş şiir türü.

MÜSVEDDE: Karalama.

MÜŞABEHET:İki şey arasındaki benzerlik.

MÜŞAHEDE:Gözlem.

MÜŞAHHAS:Somut,gözle görülüp elle tutulabilecek durumda olan.

MÜŞAVERE:Danışma.

MÜŞAVİR :Danışman.

MÜŞEMMEN:Sekizli.

MÜŞERREF:Şereflendirilmiş.

MÜŞEVVİK: Kışkırtıcı.

MÜŞFİK:Sevecen,şefkatli.

MÜŞİR: Eskiden mareşal rütbesine verilen ad.

MÜŞİR: Gösterge.

MÜŞKİLAT: Güçlükler.

MÜŞKÜLE : Bir üzüm cinsi.

MÜŞKÜLPESENT:Zor beğenen,titiz.

MÜŞREFİYE:Arabistan,Mısır ve Kuzey Afrika’da konutlardaki cumbalara verilen ad.

MÜŞRİK:Allah’a ortak koşan.

MÜŞTAK:Çok özleyen,iştiyaklı.

MÜŞTAK:Türemiş,üremiş,ayrılmış.

MÜŞTEKİ:Yakınan,sızlanan,şikayet eden.

MÜŞTEMİLAT:Herhangi bir yapıya göre ayrı bir işlevi bulunan bölüm yada yapı,eklentiler.

MÜŞTERİ: Alıcı.

MÜŞTERİ: Jüpiter gezegeninin eski adı.

MÜTA:Geçici kazanç.

MÜTA:İslam’da (Şiilerde) geçici evliliğe verilen ad.

MÜTALAA: Okuma,tetkik,düşünce.

MÜTEADDİT: Çok,birçok.

MÜTEAHHİT: Yüklenici.

MÜTEALLİK: İlişkin.

MÜTEBAHHİR :Geniş ve derin bilgisi olan.

MÜTEBAKİ:Geri kalan,kalan.

MÜTEBBEL: Közlenmiş patlıcanla yapılan bir meze.

MÜTEBESSİM: Gülümseyen,güleç.

MÜTECANİS: Bağdaşık,homojen.

MÜTECAVİZ:Saldırgan.

MÜTECESSİS:Gizliyi arayan.

MÜTEDEYYİN: Dinine bağlı,dindar.

MÜTEESSİR: Üzülmüş,üzüntülü.

MÜTEFEKKİR: Düşünür.

MÜTEFERRİK: Ayrılmış,dağınık.

MÜTEGALLİBE: Zorba takımı.

MÜTEHASSİS :Duygulu,duygulanmış.

MÜTEKABİL:Karşılıklı.

MÜTEKAİT: Emekli.

MÜTEKAMİL:Olgunlaşmış,gelişmiş.

MÜTEKEBBİR: Kibirli,kendini beğenmiş.

MÜTEMMİM CÜZ: Tamamlayıcı parça.

MÜTENEKKİR: Kıyafet değiştiren ya da takma ad kullanarak kimliğini saklayan.

MÜTERCİM: Çevirmen,tercüman.

MÜTEREDDİT :Kararsız.

MÜTESELLİM:Vali veya mutasarrıfların gönderdiği vergi memuru.

MÜTESELSİL :Zincirleme.

MÜTESELSİLEN: Dayanışmalı,zincirleme.

MÜTEŞEBBİS: Girişken,girişimci.

MÜTEŞEKKİ :Şikayet eden.

MÜTEŞEKKİR: İyilik bilen.

MÜTEVAZI: Gösterişsiz,iddiasız,alçak gönüllü.

MÜTEVAZİN :Denk, uygun.

MÜTEVEFFA: Ölen.

MÜTEVELLİ: Bir vakfın yönetimiyle görevli olan kimse.

MÜTEVELLİT: Doğan.Doğmuş.

MÜTEYAKKIZ: Uyanık,tetikte.

MÜTEZİLE: Kaderi inkar ederek,kul ettiklerinin yaratıcısıdır diyen ve Tanrının sıfatları konusunda sünnet ehlinden ayrılan bir felsefe.

MÜTTEKA: Dayanılacak alet.Dervişlerin ibadet ederken uyuklamamak için yaslandıkları bir tür kısa baston.

MÜVEZZİ:Dağıtıcı.

MÜZAHE:Eski dilde mizah sanatı.

MÜZAHERET: Yardımlaşma.

MÜZAYEDE: Açık artırma.

MÜZE: Sanat ve bilim eserlerinin veya sanat ve bilime yarayan nesnelerin saklandığı,halka gösterilmek için sergilendiği yer veya yapı.

MÜZEHHEP: Yaldızla süslenmiş,altın suyuna batırılmış;yaldızlı.

MÜZEHHER:Çiçekli,çiçek açmış.

MÜZEHHİP:Özellikle yazma kitaplara yaldızlı resimler yapan sanatçı.

MÜZEKKERE:Bir iş için herhangi bir üst makama yazılan yazı.

MÜZEVİR :Söz götürüp getiren,arabozan.

MÜZEYYEN:Bezenmiş,süslenmiş. Süslü.

MÜZİKOTERAPİ:Müzikle tedavi yöntemi.

MÜZMİN :Eskimiş, üzerinden zaman geçmiş, kronik.

MYANMAR:Asya’da bir ülke.

MYLASA :Milas’ın eski adı.

MYRA:Antalya’da,Demre ovası yakınlarında ünlü bir antik Likya kenti.

MZABİLER: Cezayir’in güneyinde yaşayan Berberi halk.



Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 14:42