Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa

N - (N-NZ) - Sayfa 2

e-Posta Yazdır PDF
Makale İçeriği
N - (N-NZ)
Sayfa 2
Tüm Sayfalar
NERBET: Mehter müziğinde,çeşitli türlerdeki yapıtların art arda çalınıp söylenmesinden oluşan dizi.

NERGİS :Beyaz,sarı renkte soğanlı bir süs bitkisi.Fulya da denir.

NERGİSİ:Zincirleme tamlamalar, seciler, yabancı mecazlar, Arapça ve Farsça sözcüklerle örülü eski düz yazının XVII. Yüzyılda yaşamış en güçlü temsilcisi olan Osmanlı yazarı.

NERİ:Soyulmadan yenen yemişlerin ince kabuğu veya soyulan yemişlerde kabuk altındaki zar.

NERİK: Samsun’un Vezirköprü ilçesinde ortaya çıkarılan Hititlerin kutsal kenti.

NERİMAN:Güçlü,yürekli,bahadır.

NERİNE: Şemsiye halinde toplu çiçekleri olan güzel bir süs bitkisi.Anayurdu Güney Afrika olan soğanlı güzel bir süs bitkisi.

NERİTA:Karındanbacaklı yumuşakça cinsi.

NERİTEL :Denizlerin çekilmesiyle oluşan bölge,yurtlanmaya elverişli arazi.

NERİTİK: Sığ deniz.

NERM:Eski yumuşak.

NERMİ:Eski dilde yumuşaklık,gevşeklik.

NERMİN: Yumuşak,nazik.

NERMİNFARUKİ :İlk dönem yapıtlarında Alman neoklasikçiliğinin etkisinde kalmış, sonraki çalışmalarında soyut bir anlayışa yönelmiş, Türkiye’nin ilk kadın heykeltıraşı.

NERO: Uzun taneli bir pirinç türü.

NERON:Sinir hücresi.

NERSES:Bir çok Ermeni baş patrik ve patriğin adı.

NERVÜR: Kaburga,damar,diş.

NERVÜR:Bir veya iki milimlik pli.Kumaş üzerinde boylu boyunca dipten dikilerek oluşturulan ince pli.

NES: Bir Atari oyunu.

NESEB (NESEP): Soy,sop, baba soyu,atalar zinciri.

NESİ :Unutkan.

NESİB:Divan edebiyatında kasidenin giriş bölümüne verilen ad.

NESİBE:Soylu,soyu belli.

NESİC(NESİCE): Doku. Eski dilde dokunmuş olan şey,dokuma anlamında sözcük.

NESİH: Kuran’ın sonradan inen bir ayetinin,önce inmiş bir ayetteki yargıyı değiştirip ortadan kaldırması.

NESİH:Arap harflerinin,basımda ve yazma kitaplarda en çok kullanılan çeşidi.Hat sanatında bir yazı türü.

NESİM: Hafif yel,esinti.

NESİM: Türk müziğinde kullanılmış bir makam.

NESİMİ:Düşünceleri şeriat ilkelerine aykırı görüldüğünden,Memlük sultanının buyruğu üzerine,Halep’te derisi yüzülerek öldürülmüş olan Türk tasavvuf şairi.(14. asır).

NESİR:Düz yazı.

NESME:Nefes,ruh.

NESNE: Tümceyi oluşturan öğelerden biri.

NESNEL: Bireyin kişisel görüşünden bağımsız olan.

NESTALİK: Nesih ile Talik yazının karışımından meydana gelen bir yazı türü.

NESTEREN: Abdülhak Hamit Tarhan’ın manzum trajedisi.

NESTEREN:Yaban gülü.

NESTURİ: Birinci Dünya Savaşına kadar Van,Musul ve İran Azerbaycan’ının dağlık sınır bölgelerinde yaşayan bir Hıristiyan topluluğu.

NEŞA(KANEŞ) : Hititlerin Anadolu da yerleştikleri ilk kent olan ve günümüzde Kültepe olarak adlandırılan yer.

NEŞAT:Sevinç,neşe.

NEŞET:Çıkma,ileri gelme,meydana gelme.

NEŞİDE: Atasözü gibi kullanılan çok yaygın beyit veya dize.

NEŞİR :Yayım.

NEŞTER: Kan almak , aşı yapmak veya küçük apseleri açmak için kullanılan ufak bıçak. Bisturi. Ameliyat bıçağı.

NEŞVE:Hafif sarhoşluk.

NEŞVÜNÜMA : Gelişme.Tekamül.

NET TON: Geminin yük ve yolcu almaya elverişli olan kapalı yerlerinin hacmi.

NETA:Denizcilikte temiz,düzgün,derli toplu anlamında kullanılan terim.

NETAETMEK:Dağınık ve düzensiz bir yeri tertip ve düzene sokmak.

NETBOL:İngiltere ve öteki bazı ülkelerde kız okullarında oynanan bir top oyunu.

NETSUKE: Kutsal sayılan hayvan figürlerinin küçük heykelcikleri ile yapılan Japon sanatına özgü maskotlar.

NETWORK:Bilgisayar ağı.

NEUMA:Kısa bir melodi öğesini belirten müzik yazısı işareti.

NEV: Yeni,taze.Yapısına girdiği sözcüğe yeni anlamı katan Farsça önek.

NEVA: Türk müziğinde bir makam adı.

NEVA:Servet.

NEVA:Ses,ahenk,nağme.

NEVABUSELİK: Klasik Türk müziğinde bir makam.

NEVAL : Talih, şans, uğur.Armağan,bahşiş,bağış.

NEVALE:Gereken, yiyecek, içecek şeyler. Azık.

NEVALİÇORİ:Şanlıurfa’nın Hilvan ilçesinde antik bir yerleşim merkezi.

NEVARUS:Yeni gelin.

NEVAZİL: Nezle.

NEVBAHAR:Eski dilde ilkbahar.

NEVBET: Fıçı biçiminde Libya davulu.

NEVESER : Türk müziğinde bir makam adı.

NEVHA: Ölünün arkasından yüksek sesle ağlama.

NEVİN:Yeni,çok yeni olan şey.Aynı zamanda bir kadın adı.

NEVİNÇOKAY:Portre ve figürlerinde gerçekçi ve naif bir yol izlemiş,1930 doğumlu kadın ressamımız.

NEVİR : Yüzün rengi, bet beniz.

NEVİTKODALLI:Atatürk oratoryosu, Van Gogh ve Gılgameş adlı operaları, Hürrem Sultan balesi gibi yapıtlarıyla tanınmış bestecimiz.

NEVMİT: Ümitsiz,çaresiz.

NEVNİYAZ : Acemi, bir işe yeni başlayan. Mevlevilik tarikatına yeni girmiş kimse.

NEVRALJİ :Sinir ağrısı.

NEVRASTENİ:Nevroz,sinir argınlığı.

NEVREGAN:Mukavva ya da deri oymakta kullanılan eğri ve ağzı keskin alet.

NEVRES: Yeni yetişen,genç.

NEVRESİM:Torba biçiminde dikilmiş yorgan çarşafı.

NEVRİT: Sinir iltihabı.

NEVROZ: Genellikle bunalımla beliren ruhsal kaynaklı sinir hastalığı.

NEVRUZ :Baharın ilk günü sayılan Martın yirmi birine rastlayan gün.

NEVRUZİYE: Padişaha sunulmak üzere hazırlanan ve mesir macununa benzeyen bir tür tatlı.

NEVSE: Gaziantep yöresinde yeni doğum yapmış kadına verilen ad.

NEVZAT :Yeni doğmuş.

NEVZATAKORAL :Özellikle özgün baskılarıyla tanınmış ressam ve gravür sanatçımız.

NEVZİNE :Gaziantep ve Kayseri yöresine özgü yoğurt tatlısına benzer bir hamur tatlısı.

NEWAGE:Elektroniğin egemen olduğu bir müzik türü.Bu yeni çağ müziği derin ve çok katlı bir müzik oluşturmak amacıyla seslerin dalga dalga birbiri üzerine bindirilmesi tekniğini kullanır.

NEY (NAY):Klasik Türk Müziğinde ve özellikle tekke müziğinde yer alan,kaval biçiminde,yanık sesli,kamıştan bir üflemeli çalgı.Uzunlukları ve çıkardığı seslere göre şah,Mansur,bolahenk,mabeyn,girift,nısfiye,müstahzen,kız neyi gibi adlar alır.

NEYÇE :Küçük ney.

NEYÇE:Dokumacıların kullandığı küçük kamış.

NEYZEN :Ney çalan kimse.

NEZAFET: Temizlik.

NEZAHET: Ahlak temizliği.

NEZAKET: Başkalarına karşı saygılı,nazik davranma.

NEZAKET: Bir bütün lahananın içine kuşbaşı et konularak yapılan dolma.

NEZARE: Bakma,seyir.

NEZİF:Kanama.

NEZİH:Temiz,lekesiz,temiz ahlaklı.

NEZİK: Kars yöresine özgü mayasız hamurdan,kaymakla yoğrularak yapılan ve sac üstünde pişirilen bir çeşit ekmek.

NEZİR: Adak.

NEZRETMEK: Adamak.

NGAMİ: Botsvana’da bir göl.

NGO:Sivil toplum örgütü anlamında yabancı kısaltma.

NGOMA : Afrika müziğine özgü,özellikle Angola’da kullanılan, ağaçtan yapılma ve silindir biçiminde bir el davulu.

NGONİ: Afrika müziğine özgü telli bir çalgı.

NGULTRUM: Bhutan’ın para birimi.

NIKRİS:Eski dilde damla hastalığı,gut.

NISFİYE:Bir çeşit kısa ney.

NISIF :Yarı, yarım.

NIŞADIR :Amonyak tuzu.

Nİ: Nikel.

NİALAMİT:Depresyon tedavisinde kullanılan ve yapay olarak elde edilen ilaç.

NİAMEY:Nijer’in başkenti.

NİARİ:Kongo’da bir ırmak.

NİBAL Eski dilde Oklar.

NİBELUNGEN: Germen mitolojisinde cüceler soyu.

NİBELUNGEN: Kral Siegfried’in ve Worms halkının başından geçenleri konu edinen Alman Efsanesi. En ünlü iki Alman destanından biri.

NİC :Nikaragua plakası.

NİCAMENA:Çad’ın eski başkenti.

NİCE:Kaç,ne kadar anlamında bir belirteç.

NİCK: İnternet kullanıcılarının takma ismi.

NİCKNAME:Takma ad,rumuz.

NİD:Eski dilde benzer,eş,aynı anlamında sözcük.

NİEBE:Batı Afrika’da yetiştirilen ve fasulyeye benzeyen bir börülcenin yerli adı.

NİELSBOHR:Kuantum fiziği esaslı atom modelini ortaya atan Danimarkalı fizikçi.

NİF :İzmir’in Kemalpaşa ilçesinin eski adı.

NİF: Ege Bölgesinde bir dağın,ovanın ve akarsuyun ortak adı.

NİFAK: Geçimsizlik,anlaşmazlık.

NİFAS: Yeni doğum yapmış kadının durumu,loğusalık.

NİGAHBAN:Bekçi,gözcü.

NİGAR: Türk müziğinde,15. yüzyılda kullanılmış bir makam.

NİGAR:Eski dilde resim gibi güzel,sevgili.

NİGARİ:Asıl adı Haydar Reis ve mesleği denizcilik olup Sinan Bey gibi portre ressamı olarak ün yapmış,16. yüzyıl Türk minyatürcüsü. Yavuz ve Kanuni devirlerinde yaşamış,Kanuni’nin ve Barbaros’un minyatürlerini yapmış bir nakkaş.

NİGARİ:Eskiden portre yapan ressamlara verilen ad.

NİGARİN:Resim gibi güzel olan sevgili.

NİGEHBAN:Mütareke ortamında İstanbul’da kurulan ve Kurtuluş Savaşına karşı yürüttüğü çalışmalarıyla tanınan örgüt.

NİHAL: İnce,düzgün bedenli sevgili.

NİHAL:Fidan,taze sürgün.

NİHALE:Sofrada kullanılan sahan altlığı.

NİHAN:Saklanmış,gizli,sır,saklanan şey.

NİHAVENT : Türk müziğinde bir makam adı.

NİHİLİZM :Moral gerçeği ve değerleri reddeden bir öğreti.Her türlü siyasal düzeni inkar eden ve toplumun birey üzerinde hiçbir baskısını kabul etmeyen görüş. Hiççilik.

NİK: Güzel,şirin. İyi,hoş.

NİKA:Ege ve Akdeniz’de bulunan iri ve büyük bir karides cinsi.

NİKAN:Eski dilde iyiler,iyi kimseler.

NİKAP:Eski dilde yüz örtüsü,peçe.

NİKAT :Noktalar.Nükteler.

NİKATOR: Doğu ve Güney Afrika’nın ormanlık bölgelerinde yaşayan ötücü bir kuş.

NİKBET:Bir kimsenin mevkiinden düşmesi felaketi. Düşkünlük,talihsizlik.

NİKBİN :İyimser,optimist.

NİKE: Eski Yunan mitolojisinde zafer tanrıçası. Zeus’un habercisi olan tek kanatlı kız.

NİKEL :Gümüş parlaklığında,demir sertliğinde,kolay işlenebilen ve kolayca tel durumuna getirilebilen bir element.

NİKELAJ:Metal bir yüzeyi nikelle kaplama.

NİKKEİ:Japonya’daki Tokyo Borsasına verilen ad.

NİKKİ:Japon edebiyatında günlük türüne verilen ad.

NİKOLATESLA:İndüksiyon motorunu bulan,jeneratörler,dinamolar ve transformatörler yapan,yüzlerce buluşuyla elektrik üretimi ve kullanımına büyük katkıda bulunmuş Sırp asıllı Amerikalı mühendis,araştırmacı ve mucit.

NİKOMEDEİA:İzmit’in eski adı.

NİKOTİN:Tütün yapraklarından çıkarılan,renksiz,açıkta bırakıldığında havadan oksijen alarak esmerleşen, çok zehirli bir alkoloit.

NİKOTOFOBİ:Gece ve karanlık korkusu.

NİKRİS: Gut,damla hastalığı.

NİKRİZ: Türk müziğinde bir makam adı.

NİKTÜRİ: Geceleri sık işeme.

NİL: Mısır’a hayat veren nehir.

NİLA:Hindistan’da ipek ve bitkisel elyaf karışımından dokunan bir tür kumaş.

NİLGÜN:Çivit renginde koyu mavi.

NİLİ:Çivit rengi,mavi.

NİLÜFER : Yaprakları yuvarlak ve geniş,çiçekleri beyaz,sarı,mavi,pembe renkte,durgun sularda veya havuzlarda yetişen bir su bitkisi.

NİM:Genellikle kibrit çöpleriyle oynanan bir oyun.

NİMARA:Marmaris ilçesindeki Cennet Adası’nda,MÖ on bin yılına tarihlenen arkeolojik mağara.

NİMBÜS:Karabulut.

NİMET:Yiyecek, içecek, özellikle ekmek

NİMETE:Toprak sürahi.

NİMETŞİNAS:İyilik bilir kimse.

NİNA :Kristof Kolomb’un Amerika seferi sırasında yönettiği üç gemiden biri.

NİNİGİ:Japon dininde güneş tanrıçası Amaterasu’nun torunu olan ve Japon imparatorluk hanedanının atası sayılan tanrı.

NİNKASİ: Sümer mitolojisinde bira tanrıçası.

NİNNARE:Balıkesir yöresine özgü bir halk oyunu.

NİNNİ: Çocuk türküsü.

NİNO:Büyük Okyanus açıklarında akıntı.

NİNOVA: Irak’ta Musul yakınında eski Asur başkenti.

NİNURTA: Mezopotamya’nın fırtına,savaş ve ay tanrısı. Babillilerin savaş tanrısı.

NİOBE :Manisa’daki Ağlayan Kaya’nın o olduğuna inanılan, doğurganlığıyla ünlü Frigya Kraliçesi.

NİPEL:İki bağlantı parçasını birbirine yakın olarak eklemekte kullanılan özel parça.

NİPİ:Madagaskar ve Filipinlerde ağaç liflerinden dokunan bir tür bez.

NİPPON:Japonya’nın resmi adı.

NİR :Boyunduruk.

NİRAN: Eski dilde ateşler ,cehennem anlamında sözcük. Işıklar,nurlar.

NİRBAC: Osmanlı mutfağına özgü,havuç ve koyun etiyle yapılan bir tür yemek.

NİRE: Dokuma tezgahı çerçevelerinin gücü tellerine takılan ve içinden çözgü ipliği geçen küçük halka. Gücü de denilen ve bez tezgahında ipliği ayarlayan tarak.

NİREMBERGİYA: Ak kadeh çiçeği de denilen ve süs bitkisi olarak yetiştirilen otsu bir bitki.

NİRENGİ :Haritasını çıkarmak için bir araziyi üçgenlere bölme işi.

NİRİZİ:Türk müziğinde kullanılmış bileşik bir makam.

NİRMALİKE:Moğolistan’a özgü,sütten yapılan bir cins votka.

NİRU:Güç,kuvvet.

NİRVANA :Budizm de ruhun ulaştığı en yüksek mertebeye verilen ad.

NİSANAKMAN:Beyaz Bisiklet, Bir Kırık Bebek, Dünden Sonra Yarından Önce gibi filmleriyle tanınmış kadın sinema yönetmenimiz.

NİSAP:İstenilen oran,yeterli sayı.

NİSİDA:İtalya’daki Napoli körfezinde küçük bir ada.

NİSPİ: Göreli,izafi.

NİSYAN:Eski dilde unutma.

NİŞ :Akrebin iğnesi.

NİŞ :Diken.

NİŞ:Ekolojide,bir canlının varlığını sürdürebildiği yaşama ortamının en küçük birimi.

NİŞ:Mimarlıkta bir işlevi karşılamak için ya da süslemek amacıyla duvar içinde bırakılan girinti,oyuk bölüm. Üstü kemerli duvar hücresi.

NİŞABÜREK: Türk müziğinde bir makam adı.

NİŞALDA: Özbek mutfağına özgü,ramazan ayında yapılan bir tatlı.

NİŞAN: Belirti,iz.

NİŞAN: Evlilikten önceki tören.

NİŞAN: Gördükleri önemli işlerden dolayı kişileri onurlandırmak için devletçe verilen anmalık.

NİŞANCI:Padişah divanı üyesi olan antlaşma,berat,menşur,name ve fermanların başına tuğra çeken görevli.

NİŞANE :Eski dilde belirti. Hedef.

NİŞANGEÇ:Düzeltilmiş bir ağaç parçasının yüzüne paralel çizgiler çizmeye arayan marangoz aleti.

NİŞASTA: Çeşitli bitkilerden elde edilen una benzer bir madde.

NİŞE:Gaziantep yöresine özgü nişasta, pekmez ,şeker ve cevizle yapılan bir tür helvanın adı.

NİŞİMEN: Toplanılan yer,meclis.

NİŞİN:Eski dilde oturan, oturmuş anlamında birleşik sözcükler oluşturan sözcük.

NİT :Metrekare de 1 kandela’ya eşdeğer ışıltı birimi.

NİTAK:Kemer,bele bağlanan kuşak.

NİTE:Nasıl,niçin.

NİTELİK: Kalite.

NİTRA:Orta Avrupa’da bir ırmak.

NİTRİKASİT:Kezzap.

NİTROGLİSERİN:Uçuk sarı renkte,yağ kıvamında,güçlü patlayıcı özelliği olan bir madde.

NİTROJEN: Azotun bir başka adı.

NİVELMAN:Arazi üzerindeki çeşitli noktalar arasındaki yükselti farklarını ölçme işlemi. Bir araziyi düzleme işi.

NİVİK:Domuz lahanası,yılan yastığı gibi adlar da verilen ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki.

NİVO:Bir arazinin çeşitli noktaları arasındaki yükselti farkını ölçmeye yarayan alet,düzeç. Topoğraf aracı.

NİYABET:Kadı ya da hükümdar vekilliği. Naiplik.

NİYAM:Kılıç kını.

NİYAZ :Yalvarma,dua.

NİYET: Bir şeyi yapmayı önceden isteyip düşünme.

NİZA: Çekişme,kavga.

NİZAMEN: Kural ve usullere uygun olarak,yasalara uyarak.

NİZAMİ: Düzenli,tertipli,yasalara uygun.

NİZAMİYE:Eskiden kara ordusuna verilen ad.

NİZAMNAME: Tüzük.

NİZARİYE: Haşhaşiye de denilen bir tarikat.

NİZEK: Cariye.

NİZEK:Eski dilde küçük mızrak.

NKOMO:Irkçı beyaz azınlık yönetimine karşı sürdürülen mücadelenin önderlerinden biri olan Zimbabveli siyaset adamı.

NM: Tekstil uzunluk ölçüsü birimi.Metrik numara.

NO :Japon lirik dramı

NO: Nobelyum elementinin simgesi.

NO:Norveç’in internet kodu.

NOAH: Çok alkollü,ama çok acı lezzetli bir şarap veren beyaz üzüm cinsi.

NOBİLİTAS:Eski Roma’da soyluların oluşturduğu siyasal parti.

NOBRAN:Davranışı kaba,sert ve gönül kırıcı olan.

NODA :Üstü toprakla örtülü saman yığını.

NODOZİTE:Havadaki serbest azotu özümseyebilen bakterilerin etkisiyle kimi bitkilerin, özellikle baklagillerin kökünde oluşan şişkinlik.

NODUL:Hayvanın yürüyüşünü hızlandırmak için üvendirenin ucuna çakılmış sivri demir çivi.

NODÜL:Deri altında bulunan,yuvarlak ve ele gelebilen lezyon,beze.

NOEL:İsa’nın doğum gününün kutlandığı yortu.

NOEMA:Edmund Husserl’in felsefesinde,düşünsel bilincin yönelim nesnesi.

NOGADİT:Artvin’in Arhavi ilçesinde bir yayla ve göl.

NOGAY:Kafkasya’da yaşayan bir boy. Türk kökenli bir halk.

NOHUDİ :Kirli yada donuk sarı renk.

NOKAN:Japon müziğine özgü bir tür flüt.

NOKRA :Büveleğin neden olduğu ,daha çok davar ve sığırlarda,seyrek olarak insanlarda rastlanan,ortası delik şişkinliklerle tanınan hastalık.

NOKSANİ:On dokuzuncu yüzyılda yaşayan ve Bektaşi inançlarını dile getirdiği şiirleriyle tanınan halk ozanı.

NOKTÜRN :Müzikte geceden esinlenen veya geceyi çağrıştıran beste

NOKUL: Genellikle bayramda konuklara ikram edilen mayalı hamurdan,içine çeşitli katkılar konarak hazırlanan Sinop iline özel bir tür kokulu çörek.

NOLANA: Kahkaha çiçeğini andıran bir süs çiçeği.

NOLİNA:Zambakgillerden,anayurdu Orta Amerika olan palmiyeye benzer dibi şişkin saplı, yarı çalımsı bir süs bitkisi.

NOM:Eski Mısır’da şehir devletlerine verilen ad.

NOMA: Atardamar iltihabı ya da tıkanması sonucu yanağın bir bölümünde gelişen kangren.Kangrenli ağız iltihabı.

NOMAHYA:Eski Roma’da eğlence amacıyla düzenlenen deniz savaşı tatbikatına ve bu tatbikatın yapıldığı havuza verilen ad.

NOMIH :Japon mitolojisinde köylü sınıfı.

NOMİNAL: Hisse senedi ya da tahvil üzerinde yazılı bulunan ve onun borsa kurundan farklı olan değerine verilen ad.

NOMİNALİZM:Adcılık da denilen ve ortaçağın son dönemlerinde gelişip yaygınlaşan felsefe öğretisi.Kavramların gerçek varlıklar olduğunu ileri süren öğreti.

NOMİNATİF :Yalın durum.

NOMOFOBİ: Cep telefonundan yoksun kalma korkusu.

NOMOS: Eski Mısır’da yönetim birimi.

NOMOS:Eski Yunanlılarda,belli bir biçimi ve karakteri olan müzik yapıtı.

NONLAR:Senegal’de yaşayan bir halk.

NONSENSE: İngiliz edebiyatında anne,baba ve dadıların çocuk yetiştirmede gösterdikleri tahammülsüzlüğe tepki olarak gelişen akım.

NOPE :Kumaş yüzeyinde,üretim sırasında oluşan düğüm.

NOR :Organik kimyada bir önek.

NORAMİDOPİRİN: Romatizma tedavisinde ve her tür ağrıda kullanılan kimyasal bir ilaç.

NORDUZ:Yerli bir keçi cinsi.

NORİ: Japon mutfağında sıkça kullanılan kurutulmuş deniz yosunu.

NORİTO:Japonya’da Şinto dininde,ibadet edenlerce tanrısal varlığa söylenen sözler,dua.

NORM:Kural olarak benimsenmiş,yerleşmiş ilke veya kanuna uygun durum.Düzgü.

NORMA: Vincenzo Bellini’nin ünlü bir operası.

NORMATİF:Bir kural değerini,gücünü taşıyan.

NORPLANT: Kadınlarda deri altına kapsül yerleştirilerek doğum kontrolü sağlayan yöntem.

NOS: Hollanda radyo-televizyon kurumunun simgesi.

NOSTALJİ: Geçmişe duyulan,tanımlanamaz ve iç sızlatan özlem.

NOSTOMANİ:Kişinin çocukluğunu geçirdiği yere dönmek için duyduğu dürtüsel gereksinme.Evinden,ülkesinden uzak yerlerde yaşayan insanlarda görülen,aşırı biçimde geriye dönme isteği.

NOSYON:Bir şey üzerindeki gerekli bilgi,kavram.

NOTA: Bir devletin başka bir devlete yaptığı bildiri.

NOTAM: Havacı bülteni.

NOTER :Çeşitli belge ve işlemlere geçerlik kazandırmak , yasanın öngördüğü diğer görevleri yerine getirmekle yükümlü , belli nitelikleri ve kendine özgü bir hukuk statüsü olan kamu görevlisi.

NOTİLUS: Mürekkep balığı türü.

NOTİON :İzmir’in Menderes ilçesindeki antik bir kent.(Diğerleri:Klaros ve Kolophon).

NOVA :Parlaklığı geçici olarak artarak patlayan yıldız.

NOVELLA:Avrupa’da öykü ve roman gelişimini etkileyen,gerçekçi ve yergili bir anlatımla yazılmış sağlam yapılı kısa anlatı.

NOVİLLERO: Acemi boğa güreşçisi.

NOVODEYİÇİ:Moskova’da Nazım Hikmet’in anıtmezarının da bulunduğu mezarlık.

NOYAN:Moğollarda özellikle İlhanlılarda başkomutan,emir.

NOZOFOBİ: Hasta olmaktan duyulan aşırı korku.Hastalık yılgısı.

NÖKER: Aynı erkekle evli iki kadın.Kuma.

NÖKER:Eski Türklerde ve Moğollarda hakanın seçme muhafızlarına verilen ad.

NÖR:Tıpta bir çok sözcüğün bileşimine giren ve lif,sinir anlamı veren önek.

NÖROLOG:Sinir hastalıkları uzmanı.

NÖROLOJİ:Sinir sistemini inceleyen ve tedavisi ile uğraşan tıp dalı. Sinirbilim.

NÖRON:Asıl hücre ile protoplazma uzantılarından ve bir silindir eksenden oluşmuş sinir hücresi.

NÖTRİNO: Işık hızına çok yakın bir hızda hareket eden,çok küçük bir kütleye sahip nötr atomaltı parçacık.

NÖTRON: Atom çekirdeğinde bulunan elektrik yükü taşımayan,kütlesi proton kütlesine eşit bir parçacık.Elektrik yükü nötr olan bir baryon türü.

NP: Neptünyum elementinin simgesi.

NP:Nepal’in internet harfleri.

NRU:Nauru’nun uluslar arası kodu.

NS: Alan isimlendirme sisteminde sitede barındırılan firmaların ip nosu.

NS:Hollanda Demiryollarının kısa yazılışı.

NT:Briçte sanzatu.

NUAKŞOT:Moritanya’nın başkenti.

NUALA:Fas’a özgü,kamış,dal ve kuru otlardan koni biçiminde yapılmış kulübe.

NUAR :Budun ön kısmından elde edilen ve kızartmaya elverişli olan dana eti.

NUAR: Deniz ürünü olan tarak’ın yenen bölümü.

NUBE: Siirt’te acılı ottan yapılan bir çorba.

NUBUK:Yüzü sünger taşıyla parlatılarak hafif kadifemsi bir görünüş kazandırılmış sığır derisi.

NUDARİA: Tırtılları likenler üzerinde yaşayan kelebek cinsi.

NUDUL: Bir tür ince Japon makarnası.

NUFUD:Orta Arabistan’da büyük bir kum çölü.

NUGA:Fındık ve Antep fıstığı veya meyve konservesi katılmış sertçe veya daha yumuşak pişmiş şeker hamuru. Kavrulmuş ceviz yada bademle karameladan yapılan bir tür şekerleme.

NUHUSET:Uğursuzluk,kademsizlik,şeamet.

NUKAT:Noktalar.

NUKS: Eski dilde nakışlar,resimler.

NUKUT :Nakitler, paralar.

NUL :Eski dilde kuş gagası.

NUL: Hiç,sıfır.

NUMAN USTA:Türkiye’nin ilk işçi milletvekili.

NUMAN: Hacı Bayram Veli’nin asıl adı.

NUMBAT : Karınca yiyen hayvan.

NUMEN:Felsefede nesnenin kendisi.Görüngü karşıtı.Sadece aklın ulaşabileceği şeye verilen ad.

NUMEROFOBİ:Rakamlardan korkma.

NUMUNE: Örnek,göstermelik,model.

NUN (NUU)(NU):Mısır tanrılarının en eskisi.

NUN: Eski dilde balık.

NUN:Arap abecesinde bir harf.

NUNATAK:Buzul yüzeyi üstünde yükselen çoğunlukla sivri kayalık tepeler.

NUNAVUT: Kanada’nın kuzeyindeki topraklara,Eskimoların Bizim Ülkemiz anlamında verdikleri ad.

NUNÇAK: Japon kökenli bir tür zincirli topuz.

NUNİVAK:Bering denizinde bir ada.

NUPELER:Nijerya’da yaşayan bir halk.

NUR: Kuran’da bir sure.

NURANİ:Işıklı,nurlu.

NURBANU SULTAN: İkinci Selim’in baş kadını ve Üçüncü Murat’ın annesi olan Osmanlı kadını.

NURE:Van ve çevresinde oynanan bir tür halk oyunu.

NURESUFİ: Karamanoğullar’nın en büyük atası olan Türkmen emiri.

NURİ:Işıklı,aydınlıklı.

NURİYE :Diyarbakır yöresine özgü sütle yapılan bir hamur tatlısı.

NUSAYRİ: Suriye’de yaşayan dinsel (şii mezhebi) bir Arap topluluğu ve bu topluluktan olan kişi.

NUSH:Eski dilde öğüt,akıl verme.

NUSKAT: Siyah,ceviz büyüklüğündeki biber,Hint biberi.

NUSRAT:Çanakkale savaşlarında döktüğü mayınlarla üç düşman zırhlısının batmasını sağlayan gemimiz.

NUSRET: Yardım,yardımda bulunma. Tanrı yardımı.

NUSRETFİŞEK : Hacettepe Üniversitesi kurucularından olup uzun yıllar burada öğretim üyeliği yapmış, yurdumuzda halk sağlığının ve koruyucu hekimliğin gelişmesinde öncü rol oynamış ünlü hekimimiz.

NUSRETSUMAN:Ankara’nın simgesi olan Hitit Güneşi (daha doğrusu Hatti Kursu) yapıtıyla tanınan,1905-1978 yılları arasında yaşayan heykelcimiz.

NUŞABE: İçene ölümsüzlük vereceğine inanılan su.

NUŞDARU: Eski dilde şarap.

NUŞİREVAN: Ünlü Pers kralı 1. Hüsrev’in lakabı.

NUŞU:Çinli kadınların iki bin yıldır kendi aralarında konuştukları özel dile verilen ad.

NUT:Eski mısır inanışında gökyüzü tanrıçası.

NUTUK: Bektaşi edebiyatında tarikatın yollarını,adap ve erkanını anlatmak için yazılmış şiirlere verilen ad.

NUTUK: Söylev.

NUUK:Grönland adasının başkenti.

NÜANS:Aynı cinsten şeyler arasındaki ince fark.

NÜBÜVVET: Peygamberlik.

NÜBYE:Afrika’da bir çöl.

NÜCUMİ:Eski dilde astrolog.

NÜDİZM:Tümden çıplak olarak açık havada yaşamayı savunan öğreti.

NÜHÜFT: Türk müziğinde bir makam adı.

NÜKHET: Güzel koku.

NÜKKARİYE: Haricilik mezhebinin bir kolu.

NÜKLEER ENERJİ: Bir atom çekirdeği başka bir atom çekirdeğine dönüştüğünde ortaya çıkan fazla enerji.

NÜKLEER FÜZYON: İki hafif çekirdeğin birleşerek daha ağır bir çekirdek oluşturması.

NÜKLEER:Atom çekirdeği ile ilgili.

NÜKLEON :Atom çekirdeğini oluşturan proton ve nötronun ortak adı.

NÜKTEDAN:Esprili kimse,şakacı.

NÜKUL:Vazgeçme.

NÜL: Hiç,sıfır.

NÜMAYİŞ:Gösteri.

NÜMEROLOJİ:Karakter çözümlemesi ya da geleceği önceden bilmek amacıyla sayıların kullanılması.

NÜMİSMATİK: Para,madalya ve jetonların betimlenmesi ve tarihiyle uğraşan bilim. Metal paraları inceleyen bilim dalı.

NÜNÜ: Halk dilinde gelincik çiçeğine verilen ad.

NÜTASYON: Yer’in dönme ekseninin yaptığı koni devinimi boyunca dalgalanması. Astronomide,ılım noktalarının yalpalanmasında ortaya çıkan küçük düzensizliğe verilen ad.

NÜVE: Bir şeyin içindeki öz,çekirdek.

NÜVİT: Müjde,iyi haber.

NÜZHE: Kanuna benzer bir çalgı.

NÜZHET :Tazelik, sevinç. Eğlenme,gezme,ferahlık.

NÜZUL :Felç,inme.

NYCTOFOBİ:Gece korkusu.

NYİRAGONGO: Kongo Demokratik Cumhuriyetinde etkin bir yanardağ.

NYON:İsviçre’de bir kent.

NYSA:Aydın ilinde antik bir kent.

NZ : Yeni Zelanda plakası.



Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 14:43