Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa

P - (P-PYGMALİON) - Sayfa 2

e-Posta Yazdır PDF
Makale İçeriği
P - (P-PYGMALİON)
Sayfa 2
Sayfa 3
Tüm Sayfalar

 

PASAVAN: Türkiye Cumhuriyeti ile sınırları olan ülkelerin sınır bölgeleri içinde oturan Türk vatandaşlarına serbestçe gidip gelebilmeleri için verilen sınır geçme izni.

PASBAN:Eski dilde gece bekçisi.

PASDAR:Gece bekçisi.

PASİF: Edilgen.

PASİFİZM: Halklar arasında barışı sağlamayı ve insan ilişkilerinde şiddet kullanımını ortadan kaldırmayı amaçlayan akım.

PASKA: Doğu Karadeniz’de köhne yapı, serander.

PASKAL:Tuluat tiyatrosu ve ortaoyununda güldürücü erkek oyuncu. İnsanı güldürüp eğlendiren kimse.

PASKALYA:Hıristiyanların her yıl İsa Peygamberin dirildiğine inanılan günün yıldönümünde kutladıkları bayram

PASKRASAN: Kışlık bir armut cinsi.

PASLAMEN:Pokerde, kağıt dağıtma sırası gelen oyuncunun, karıp kestiği kağıtları dağıtılmak üzere kendisinden sonraki oyuncuya vermesi.

PASMANTARI: Buğdaygillerde ve baklagillerde pas hastalığına neden olan mantar.

PASO: Bir tezgah üzerinde,kesici bir aletle ve tek bir mekanik hareketle yapılan iş.

PASO: Edirne’nin Enez ilçesinde bir göl.

PASPAL :Çok kepekli un.

PASPARTU:Gravür,desen yada fotoğrafın yerleştirildiği çerçeve.

PASSWORD: Şifre ya da parola.

PASTA: Otomobillerin gerçek renklerini ortaya çıkarmak ve parlatmak için sürülen özel karışım.

PASTA:Giysilerde dikişli kıvrım.

PASTAL :Tütün yaprağı dizisi.

PASTAV:Çuha kumaşının sarıldığı top.

PASTEL: Hafif ve soluk renk için kullanılan sözcük.

PASTEL:Kalsiyum karbonat hamurundan yapılan bir tür renkli kalem.

PASTIRMA: Tuz,çemen,kırmızı biber karışımının et üzerine sürülerek güneşte veya iste kurutulması yoluyla yapılan bir yiyecek türü.

PASTİGAN: Mercimek,bulgur ve yoğurtla hazırlanan bir yemek.

PASTİL: Ağızda emilmek için hazırlanmış olan ilaç tableti.

PASTİŞ:Seçkin bir sanat yapıtının taklidi.

PASTORAL:Edebiyatta ve müzikte,kır hayatını ve törelerini anlatan eser.

PASTÖR:Papaz,özellikle de Protestan papazı.

PASTÖRİZE: Özel aletlerle 750 dereceye kadar ısıtılıp birdenbire soğutulmak yoluyla içindeki mikropları öldürülmüş olan süt,bira,meyve suyu vs.

PASTRA: Bir iskambil oyunu.

PASYANS:Tek kişilik iskambil oyunu.

PAŞABAĞI:Kapadokya’da,peri bacalarının en güzel örneklerinin yer aldığı bir yöre.

PAŞAÇADIRI:Begonyagillerden ,yürek biçiminde yaprakları olan bir süs bitkisi.

PAŞALİMANI:Marmara denizinde bir ada.

PAŞMAKLIK:Camilerin girişinde ayakkabı konulan yer.

PAŞMİNA:Tibet ve Keşmir’de bir tür keçinin tüyleriyle dokunan ve özellikle şal yapımında kullanılan çok yumuşak bir dokuma.

PAT :Kasım patına benzer bir çiçek.

PAT: Domuz yavrusu.

PAT:Basık,yassı.

PAT:Deri üzerine uygulamaya özgü hamur kıvamında ilaç.

PAT:Garnitür yada kapama parçası olarak kullanılan deri yada kumaş bant.

PAT:Ressam tarafından kullanılan boya hacmi.

PATA : Oyunda berabere kalma.

PATAGONYA:Arjantin’in güneyinde,çalılıklarla kaplı yarı kurak plato bölgesi.

PATAKÜTE: Müslüman olmayan yangın tulumbacılarının giydiği bir tür ipekli mintan.

PATALYA: Bir veya üç çifteye kadar kürekli ahşap teknelere harp gemilerinde verilen isim. Her iki küreği bir kişi tarafından çekilen,birden üç çifteye kadar savaş gemisi sandalı.

PATARA:Kaş-Fethiye arasında uzanan kumsala ve burada kurulmuş önemli bir Likya kentine verilen ad.

PATASANA: Ahmet Ümit’in bir romanı.

PATASANA:Hititlerde yazıcı,yazan,yazman anlamına gelen kelime.

PATE:Et, balık ya da sebzeden oluşan ve hamura sarılarak fırında pişirilen bir tür et yemeği. Parça veya ezme et ya da sakatata çeşitli harçlar katılarak hazırlanan bir şarküteri ürünü.

PATEN: Buz üstünde kaymak için kullanılan ,tabanına dar uzun bir çelik takılı ayakkabı.Düz yerde kaymak için kullanılan tekerlekli ayakkabı.

PATENT: Bir buluşun sahipliğini ve kullanımını koruyan belge. Uyrukluk belgesi.İhtira beratı.İmtiyaz.

PATERA:İçmeye yada tanrıların onuruna yere şarap dökmeye yarayan, derinliği az, tabana oturan, geniş ağızlı ,ortası bombeli,ayaksız antik kap.

PATERNALİZM: İşçi işveren ilişkilerinin,bir aile yaşamındaki gibi karşılıklı saygı ve sevgi ile yürütülmesi gereğini savunan anlayış.

PATETİK :Heyecan veren edebi üslup. Dokunaklı, etkili.

PATİK: Kısa örme çorap.

PATİLE:Elazığ ve Diyarbakır yörelerine özgü,çökelekle yapılan bir tür gözleme.

PATİSKA: Çoğu pamuktan dokunmuş sık ve düzgün bez.

PATKA:Yurdumuzun sulak alanlarında da yaşayan bir ördek cinsi.

PATO:Hentbola benzeyen Arjantin kökenli binicilik sporu.

PATOFOBİ.:Hasta olmaktan duyulan aşırı korku.

PATOJEN: Hastalığa sebep olan mikrop ya da virüs. Hastalık oluşturan.

PATOLOJİ:Hastalıklar bilimi. Organ ve dokularda hastalık veya kaza sonucu oluşan yapısal ve fonksiyonel bozuklukları inceleyen bilim dalı.

PATOS: Karadeniz bölgesinde yetişen bir zeytin cinsi.

PATOZ: Fındık taneleme makinesi.Harman dövme makinesi.

PATPAT: Su motorundan yapılan,tarımda ve taşımacılıkta kullanılan bir taşıt.

PATPATANAK: Güneybatı Anadolu’da yetişen ve yumruları salep yapımında kullanılan otsu bir bitki.

PATRİK :Ortodoks Hıristiyanların bağlı olduğu kilisenin başkanlarına verilen san.

PATRİOT:ABD yapımı bir tür füze.

PATRİSA:Yelkenli gemilerde ana direkler üzerine sürülmüş çubukları cundalarından kıç tarafına doğru meyilli tutan halatlardan her biri.

PATRONA: Osmanlı devletinde tüm amirale yakın bir deniz subaylığı unvanı.

PATRONAJ:Cezaevinden serbest bırakılan suçlunun toplum yaşantısına yeniden uyabilmesini sağlamak amacıyla yapılan yardım çalışması.

PATYO: Bir evde taş döşeli avlu.

PAVURYA:Bir cins iri yengeç. Bir deniz böceği türü.

PAX: Roma mitolojisinde barışın kişileştirilmişi.

PAY: Bir tür pasta,kek.Hamurdan yapılan ve üzerine ister tatlı,ister tuzlu malzeme katarak lezzetlendirilen yiyecek.

PAYAM :Halk dilinde badem.

PAYAN: Son,sonuç,nihayet.

PAYANDA:Yerinden oynamış bir şeyin düşmemesi için konulan eğik yada düz destek.

PAYBEND: Ayak bağı,engel.

PAYET: Eşyanın üzerini işlemek için kullanılan sedef, plastik, metal vs malzemeden yapılmış parlak ve yassı plaka. Giysi vs işlemek için kullanılan küçük,pırıltılı pul.

PAYİDAR :Sürekli, iyice yerleşmiş. Kalımlı.

PAYİTAHT: Başkent.Başşehir.

PAYMAL: Ayak altına alınan.

PAYREKS: Sıcaklığa ve kimyasal etkilere dayanıklı bir tür cam.

PAYTAK: Eğri,çarpık bacaklı.

PAYTAK:Ördek yavrusu.

PAYTAK:Satranç oyununda piyade taşı.

PAZARÖREN: Yurdumuzda kurulmuş 21 köy enstitüsünden biri.(Kayseri).

PAZEN:Dokuması kalın,sık ve yumuşak,bir tür pamuklu bez.

PAZI : Yabani ıspanak.

PAZI:Bir ekmeklik hamur topağı.

PAZIBENT(PAZUBAND): Belli bir amaçla kola geçirilen enli kuşak,kolçak.

PAZUZU:Babil mitolojisinde ateş perisi.

PAZVAL:Ayakkabıcıların çalışırken ayakkabıyı dizleri üzerinde tutmak için kullandıkları kayış.

PAZVANT:Osmanlı İmparatorluğu’nda Rumeli’de gece bekçilerine verilen ad.

PB:Kurşunun simgesi.

PC:Kişisel bilgisayarın kısaltması.

PCE: İspanya Komünist Partisinin kısa yazılışı.

PD:Paladyumun simgesi.

PE:Peru’nun plakası.

PEÇ:Evde soba yerine kullanılan,toprak yada tuğladan yapılmış ocak.

PEÇE: Yüz örtüsü,nikap.

PEÇENEKLER:Sekizinci ve on birinci yüzyıl arasında Türkistan’da,Güneydoğu Avrupa ve Balkanlarda yaşamış bir kavim.6. ve 7. Yüzyıllar arasında Karadeniz’in kuzeyindeki bozkırlara egemen olan Türk kökenli göçebe halk.

PEÇİÇ:Hindistan’da zar yerine yedi tane deniz hayvanı kabuğu ile oynanan, bazı kuralları damayı andıran eski bir oyun.

PEÇORA: Rusya’da bir ırmak.

PEÇVÖRK(PATCHWORK):Kırk pare, Yamalı bohça da denilen, değişik renk ve desenlerde kumaş parçalarının yan yana getirilip dikilmesiyle oluşturulan el sanatı.

PEDAGOG: Eğitimci.

PEDAGOJİ :Eğitim bilimi.

PEDAL :Ayaklık.

PEDANTİK:Bilgisini,başkalarını sıkacak şekilde gösterişli sunan kişiler için kullanılan sözcük.

PEDERASTİ: Erkek çocuklara duyulan cinsel ilgi.

PEDERŞAHİ: Ataerkil.

PEDİANTİK: Bilgisini başkalarını sıkacak biçimde gösterişli sunan kişiler için kullanılan sözcük.

PEDİATRİ :Çocuk hastalıkları ile ilgili bilim dalı.

PEDİGRİ :At, köpek gibi evcil bir hayvanın soy kütüğü.

PEDİKÜR:Ayak bakımı.

PEDODONTİ:Diş hekimliğinde çocuk dişlerinin tedavisine ağırlık veren uzmanlık alanı.

PEDOFİLİ:Yetişkinlerde heyecan ve doyumun yalnızca çocuklarla yaşanması biçiminde görülen cinsel sapma.

PEDOLOG:Çocukbilimci.

PEDOLOJİ: Çocuk bilimi.

PEDOLOJİ: Toprakbilim.Toprakların fiziksel ve kimyasal özelliklerini inceleyen bilim dalı.

PEDUM: Eski Roma’da kır tanrılarına özgü ucu kıvrık değnek.

PEEL: Kanada’da bir ırmak.

PEGASOS :Eski Yunan mitolojisinde Medusa’nın kanından doğma kanatlı at.

PEGMATİT:Başlıca kuvars,feldspat ve Moskof camından oluşan açık renkte bir tür magma taşı.

PEHLEV: Kahraman,yiğit.

PEJMÜRDE: Eski püskü,yırtık.

PEJORATİF:Küçümseyici,aşağılayıcı,kötüleyici,yermeli.

PEKARİ: Eldiven yapımında kullanılan işlenmiş domuz derisi.

PEKARİ:Amerika’da yaşayan ve göbekli domuz da denilen bir hayvan. Yaban domuzu.

PEKENT:Kolayca geçit vermeyen,aşılması çok güç doğal engel.

PEKİNUA:Uzun tüylü bir süs köpeği cinsi.

PEKİTMEK:Güç vermek,güçlendirmek.

PEKLİK: Kabızlık.

PEKMEZ: Üzüm,dut gibi meyvelerin kaynatılarak koyulaştırılmış suyu.

PEKSİMET: Pişirildikten sonra dilimler halinde kesilerek ısı ile kurutulan ekmek.

PEKTORAL: Çeşitli madenlerden yapılmış gerdanlıklara verilen ad.

PEKTORAL: Göğüsle ilgili anlamında kullanılan tıp terimi.

PELE: Hawaii inancında ateş tanrıçası.

PELE: Siyah inci de denilen Brezilyalı ünlü futbolcu.

PELE: Terazinin her bir kefesi.

PELEM :Atların ağzına takılan kantarma türlerinden biri.

PELEME:Irmaklarda işleyen altı düz,gondola benzeyen bir tür kayık.

PELENG: Panter.

PELENGA:Küçük kale.

PELENK:Turşu gibi yiyeceklerin üstünde oluşan küf.

PELER: Çamaşır sepeti.

PELERİN:Omuzlardan aşağı dökülen geniş,kolsuz bir çeşit üstlük,harmani.

PELESENK:Kimi ağaçlardan elde edilen kokulu bir reçine. Kahverengi, mor, esmer, vişne çürüğü renginde ağır,sert,ahşap kaplamacılığında kullanılan ağaç türü.

PELİKAN:Pembeye çalan beyaz tüylü,kanatları gri renkli,alt gagasında deriden bir kesesi olan su kıyılarında yaşayan çok iri bir kuş.Kaşıkçı kuşu.

PELİKÜL:Sinema ve fotoğrafçılıkta boş filme verilen ad.Boş film şeridi.

PELİN:Apsent adlı içkinin de yapıldığı çok acı ve ıtırlı bir bitki.

PELİT: Küçük tortul kaya kırıntıları.

PELİT:Çınar,meşe,palamut gibi ağaçların meyvesi,palamut.

PELOTA:Üç duvarlı bir sahada , iki oyuncu veya iki takım arasında,rakete benzer eldivenlerle oynanan bir oyun.İspanya’ya özgü,hasırdan örülmüş bir kepçe aracılığıyla bir topun atılıp tutulmasına dayalı bir spor dalı.

PELTA:Trakya ve Anadolu’da kullanılmış elips biçiminde bir kalkan.

PELTE:Nişasta,şeker ve su karışımının pişirilerek soğutulmasıyla yapılan bir tür tatlı.

PELTEK :Bazı harfleri kusurlu söyleyen,kekeme.

PELÜR: İnce ve yarı saydam bir kağıt türü.

PELÜŞ:Kadifeye benzer uzun tüylü, yumuşak ve parlak bir kumaş.

PELVAZE:Uşak yöresine özgü,nişasta ve pekmezle yapılan bir tatlı.

PELVİS: Leğen kemiği.

PEMAS :El ile dokuma.

PENA:Telli çalgıları çalmaya yarayan üçgen biçimli alet. Çalgıç,mızrap.

PENBEZAR:Bir cins, yumuşak ve ince gömleklik bez.

PENCAH: Elli.

PENCEVÜŞ: Yemeği ve kebabı yapılan bir sakatat türü.

PENÇ:Tavlada beş.

PENÇECİ: Argo’da beş parmağını da iyi kullanan yankesiciye verilen ad.

PENÇİK: Akın ve savaşlarda ele geçirilen her beş tutsaktan birinin hükümdarın hakkı olarak ayrılması ya da devlete vergi olarak verilmesi.

PENÇİK:Eski dilde beşte bir.

PENDNAME: Öğüt kitabı.

PENEL: Süs olarak kullanılan,ziynet altını taklidi,sarı tenekeden pul.

PENELOPE:Yunan mitolojisinde Odysseus’un eşi.

PENEPLEN:Erozyon etkisiyle oluşmuş,yumuşak engebeli yeryüzü parçası,yontukdüz.

PENERT: Aşılması çok güç doğal engel.

PENES : Süs olarak kullanılan ziynet, altın taklidi sarı tenekeden pul.

PENGÖ:Macaristan’ın eski para birimi.

PENGUEN:Güney kutbunda yaşayan bir kuş.

PENİ:Sterlin’in yüzde biri değerinde para birimi.

PENİSİLİN:Sir Alexander Fleming tarafından 1928’de bulunan,metabolizma ürünlerinden elde edilen antibiyotik.

PENS:Giysilerde bazı yerlerden,içeriye doğru daraltılarak dikilmiş bölüm.

PENSE:Çeşitli biçim ve büyüklükte maşa veya plastik kıskaç.

PENTATLON:Eski Yunan’da koşu,uzun atlama,cirit atma,disk atma ve güreşi kapsayan atletizm yarışması.

PENTİMENTO:Bir resmi yapma süreci içinde gerçekleştirilen değişiklik.

PENYE:Tarama işleminden geçirilmiş ipliğe ve bu iplikle dokunmuş kumaşa verilen ad.

PEOTA: Adriya denizinde kullanılan,büyük ve çok hafif gondol.

PEPE (PEPEME) :Dudak sesleriyle başlayan kelimelerin ilk seslerini güçlükle söyleyen ve birkaç kez tekrarladıktan sonra arkasını getirebilen kimse. Kekeme,tutuk dilli.

PEPEÇURA:Doğu Karadeniz yöresine özgü, üzüm suyu ve mısır unuyla yapılan bir çeşit pelte kıvamında tatlı.

PEPERONATA:İtalyan mutfağına özgü bir tür biber yemeği.

PEPİL: Kaz yavrusu.

PEPİNO: Anayurdu Peru olan,,armut kavun da denilen,ahududu ve kavun karışımı bir tada sahip olan, C vitaminince zengin tropikal meyveye verilen ad.

PEPSİN:Mide öz suyunda bulunan,proteinleri sindiren enzim.

PEPTON:Vücutça özümlenebilecek duruma gelmiş besin.

PEPUZA:Uşak ilinde, Montarizm adlı Hıristiyan mezhebinin merkezi olan antik kent.

PER :Kuş kanadının büyük tüyleri.

PER: Poker,konken gibi oyunlarda aynı cins iki kağıda verilen ad.

PERA :İstanbul’daki Beyoğlu semtinin eski adı.

PERAPALAS: İstanbul’un 120 yıllık ünlü tarihi oteli.

PERAVU:Nevşehir ve Kayseri yöresine özgü,içi peynirli bir tür mantı.

PERÇEM:Kakül,alındaki saçlar.

PERÇİN: Birleştirilecek levhalara geçirilen çivinin, ezilerek sökülmeyecek duruma getirilen ucu.

PERDAH:Parlatma,parlaklık verme. Cila.

PERE:İstanbul’un İngilizler tarafından işgalinden sonra İstanbul’da Türkler tarafından kurulan gizli telgraf merkezi.

PERE:Yapıcılıkta dolmaların kaymasını önlemek için bunların eteklerine moloz taşıyla örülen kaplama.Bir yapıyı koruyan ve suların yapıya zarar vermesini önleyen duvar.

PEREME :Gondola benzer bir kayık.

PEREMEÇ:Tatar mutfağına özgü,ağzı açık da denilen ve içine kıyma konularak hazırlanan bir tür çörek. Tatar mutfağına özgü,mantıya benzer bir yemek.

PEREN:Çoban yastığı da denilen,gri yeşil renkli ve tüylü bir bitki.

PERENDE: Havada çark gibi dönerek atılan takla.

PERESE: Duvarcıların doğrultu bulmakta kullandıkları şakul (çekül) ipi.

PERESTİŞ: Taparcasına sevme,tapma.

PERESTROİKA:SSCB’de 1985’de Gorbaçov tarafından başlatılan, ekonomik açıdan yeniden yapılanma politikasına verilen ad.

PERFORAJ:Delme.

PERFORMANS:Elde edilen başarı,verim gücü.

PERGAMON :Bergama’nın eski adı.

PERGE: Antalya ilinde ünlü bir antik kent.

PERGEL :Yay çizer.

PERGOLA: Dikmeler ve sık kirişleme ile yapılan ve üzerine yeşillik sardırılan gölgelik.

PERİCİK:Kilit dili.

PERİCİK:Sara ve isteri gibi kimi hastalıklara halk arasında verilen ad.

PERİDE: Uçmuş,solmuş.

PERİDECELAL:Evli Bir Kadının Günlüğünden”, “Üç Kadın”, “Kurtlar” gibi romanlarıyla tanınmış kadın yazarımız.

PERİDO: Zebercet taşı.

PERİDOT: İç içe mineral kabuklardan oluşan balık yumurtası biçiminde kalker Sarımsı yeşil renkli cam parıltılı magnezyum ve demirli silikat.

PERİFER: Merkezden uzak.

PERİFERİ:Dış yüzey yada kenar,çevre.

PERİHAN: Peri padişahı.

PERİHEL: Dünyanın güneşe en yakın olduğu tarih.

PERİKART(PERİKARDİYAL): Kalbin üzerini saran zar.

PERİMASASI: Jeolojide,dik taşların üstüne konulduğu yassı kaya.

PERİPATEİZM:Gerekmezcilik.

PERİPATETİZM: Derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles’in öğretisi. Aristotelescilik.

PERİPESİ:Bir sahne oyununda sonucu hazırlayan vaka yada bir roman veya piyes kahramanının durumunda meydana gelen ani değişim.

PERİSKOP: Denizaltılarda, tanklarda, siperlerde kullanılan ve bir engelin üstünden görmeyi sağlayan optik aygıt.

PERİSPİRİ:Ruhun maddesel bedenlerle bağlantı kurmasını sağlayan,ince bir maddeden meydana gelen ve ruhu çevreleyen şey.

PERİSTİL:Bir avlu veya bina çevresindeki sütunlu galeri.Eski Yunan mimarlığında bir yapının çevresini saran sütunlu galeri.

PERİTON: Karın içi organlarını örten saydam görüntülü ince bir zar. Karın zarı.

PERİTONİT(PERİTONEAL):Karın zarı iltihabı.

PERİYE: Siirt’in tandırda susuz olarak pişirilen kuyu kebabı,Büryan.

PERİYOT: Dönem.

PERKENDE: Osmanlı donanmasında kullanılmış çektiri türünden bir gemi.

PERKİ:Tatlı su levreği.

PERKOTE:Çanakkale ilinde antik bir kent.

PERLİT: İncitaş da denilen beton ve sıva yapımında kullanılan camsı riyolit.

PERLON:Sentetik bir kumaş.

PERMAFROST: Sibirya,Alaska ve Antarktika gibi bölgelerde kara yüzeyini kaplayan,sürekli donmuş haldeki toprak.

PERMAKÜLTÜR: Kalıcı tarımsal sistem.

PERMEÇE :Denizcilikte yedek halat.

PERMİ:Yazılı izin belgesi ve özellikle dış ticarete ilişkin olarak devletçe verilen izin.

PERNİYAN: İpekten yapılmış bir cins işlemeli kumaş.

PERNO: Bir makaranın üzerinde döndüğü mil.

PERON:Tren istasyonlarında tren yolu boyunca uzanan,inilip binilen yüksekçe döşeme.Garajlarda otobüslerin hareket edeceği bölümlerden her biri.

PERONİZM: İşçi sınıfı ile işverenleri kontrol altına alabilmek için partiye bağlı sendikalardan yararlanan ve adını,bu modelin uygulayıcısı olan Arjantinli devlet adamından alan siyasal akım.

PEROS :Tıp dilinde bir ilacın ağızdan alınacağını belirten terim.

PERRE : Adıyaman ilinde, Kommagene krallığının beş önemli kentinden biri.

PERSENK: Konuşurken gereksiz yere tekrarlanan söz.

PERSEUS:Kuzey gök kürede bir takımyıldız.

PERSONAGRATA:Güven mektubunu sunduğu devlet tarafından memnuniyetle karşılanan diplomasi temsilcisi için kullanılan terim.

PERSONALİSMO:Latin Amerika’da siyasal önderleri yüceltip putlaştırma geleneğine verilen ad.

PERSONANONGRATA :İstenmeyen diplomatik kişiler için kullanılan terim.

PERSPEKTİF: Eşyayı,durağan bir noktaya göre uzaklıklarını ve aralarındaki duruş ayırımlarını canlandıracak şekilde resimleme yolu. Nesneleri bir yüzey üzerine görüldükleri gibi çizme sanatı.Gerçekte üç boyutlu olan bir cismin iki boyuta indirgendiğinde büyüklüğü ve biçimi arasındaki ilişki.

PERT: Bir taşıtın hurdaya çıkması.Sigortacılıkta hurda taşıt araçları için kullanılan sözcük.

PERTEV: Parlaklık,ışık.

PERUK:Takma saç.

PERUKAR :Eski dilde berber.

PERÜT:Püskürük esaslı cam.

PERVA:Çekinme,sakınma,korku.

PERVANE(PERVAN): Geceleri ışık çevresinde dönen küçük kelebek.

PERVANE: Selçuklularda dirliklerle ilgili fermanlara verilen ad.

PERVAZ: Kapı ve pencerenin kenarlarına geçirilen uzun,ensiz parça. Bir şeyin çevresine veya kenarına uzunluğuna eklenen dar kenarlık.

PERVERDİGAR: Besleyici,rızık veren.

PERVİN: Ülker yıldızı.

PERYAVŞAN:Halk hekimliğinde iştah açıcı ve mide ağrılarını giderici olarak kullanılan,kısa Mahmut,kurtluca gibi adlar da verilen otsu bitki.

PESAPALLO:Finlandiya’ya özgü,dokuzar kişilik iki takım arasında oynanan beyzbola benzer bir spor.

PESEK:Diş kiri,diş pası.

PESEND: Yazma kitapların ilk sayfalarına yapılmış altınla karışık süsleme.

PESENDİDE: Beğenilmiş,seçilmiş.

PESETA:İspanya’nın eski para birimi.

PESİMİST : Kötümser,karamsar.

PESİMİZM:Karamsarlık,kötümserlik.

PESKÜTAN:Tuzlu ayranın kaynatılıp süzdürülmesiyle elde edilen çökelek peyniri.

PESO:Küba’nın para birimi.

PESPAYE: Alçak,soysuz,aşağılık.

PESSİNUS: Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde ünlü bir antik kent.

PESTALOZZİ: İsviçreli eğitim reformcusu.(1746-1827 yılları arasında yaşadı,öğrencinin yeteneklerini geliştirici eğitim yöntemlerine ağırlık verilmesini savundu.

PESTENKERANİ:Saçma,değersiz,önemsiz,uydurma.

PESTEREK:Kağıtların yüzünü düzeltmekte kullanılan alet.

PESTİL: İnce yufka biçiminde kurutulmuş meyve ezmesi.Dut pekmezi kurutması.

PESTO: İtalyan mutfağına özgü,fesleğen ve peynirle hazırlanan makarna sosu.

PESÜS:İçinde yağ yakılan toprak kandil,iştin.

PEŞ :Arka ya da kimi giysilerin bol olması için yanlarına eklenen kumaş parçası..

PEŞ :Osmanlılarda giysilerin bol olması için yanlarına eklenen kumaş parçası.

PEŞKEŞ :Armağan, karşılıksız verilen.

PEŞKİR:Halk dilinde havlu. Pamuk ve keten ipliğinden özel olarak dokunan el ve diz havlusu.

PEŞMELBA: Ahududu soslu şeftalili, dondurma benzeri tatlı.

PEŞREV :Alaturka fasılda,giriş taksiminden sonra çalınan,dört haneli ve dört teslimli parça.

PEŞTAHTA:İşyerlerinde kucakta masa gibi kullanılan küçük sandık ya da çekmece.

PEŞTAMAL: Hamamda örtünmek ve kurulanmak için el tezgahlarında özel olarak dokunan pamuk ipek karışımı dokuma.

PEŞTUCA: Afganistan’ın resmi dili.

PEŞTUN: Afgan halklarından biri.

PET: Radyoaktif ışınlar yardımıyla insan beyninin renkli olarak filmini çekme yöntemi.

PET:Polietilen tereftalatın kısaltılmış adı.Tamamen geri dönüşebilir termoplastik bir malzeme.

PETA: Hayvanlara etik kurallar çerçevesinde davranılması için mücadele veren örgüt.

PETAL:Taç yaprak.

PETALİNİS:Üstünde kapak gibi tek bir kabuğu olan küçük bir yumuşakça.

PETANK: Metal topların küçük bir ahşap topun yakınına atılmasını amaçlayan spor dalı.

PETE:Halk dilinde mendile verilen ad.

PETEK : Balçıktan yapılan ve dikine duran sandık biçimindeki tahıl ambarı.

PETEK: Arıların yumurtalarını bırakmak ve bal depo etmek için yaptıkları düzgün altıgen ağızlı balmumu yuvacıklar topluluğu.

PETEK:Minarede külah ile şerefe arasında kalan bölüme verilen ad.

PETEREK: Artvin’in Yusufeli ilçesinde bir kale.

PETERPAN: Hep çocuk kalmak isteyen masal kahramanı. J. M. Barrie’nin,çocuk edebiyatı klasiklerinden biri olan eseri.

PETRA: Ürdün’ün güney batısında yer alan ünlü bir antik kent.

PETROGALE: Avustralya’da yaşayan küçük bir kanguru cinsi.

PETRUŞKA :İgor Stravinski’nin tanınmış bir balesi.

PETRUŞKA: Rus kukla tiyatrosunun başlıca kişisi.

PETUNYA:Patlıcangillerden,çeşitli renkte çiçekler açan,kokulu bir süs bitkisi.

PEY:Önceden verilen güvence parası. Öndelik.

PEYAM:Eski dilde haber,bilgi.

PEYDA: Belli,açık.

PEYDERPEY: Yavaş yavaş,azar azar.

PEYE: Hayvanları barındırmak için taş ya da kerpiçten yapılmış ahır.

PEYİKE :Satıcının, mal sahibi adına sattığı şeyden aldığı yüzdelik, satımlık.

PEYK :Osmanlı devletinin ilk döneminde postacılık,kuryelik ve muhafızlık yapan,daha sonraki dönemlerde törenlerde yer alan asker sınıfı.

PEYKE:Genellikle eski kahvelerde ve evlerde bulunan,duvara bitişik,alçak tahta sedir,kerevet.

PEYKER:Yüz,surat.

PEYMAN: Yemin,ant,akit.

PEYMANE.:Kadeh.

PEYOTE:Kuzey Amerika yerlileri arasında en yaygın yerel dinsel hareket.

PEYREV: Başkasının izinden giden,izleyici.

PEYZAJ: Görünüş.

PEYZAJ: Kır resmi.

PEYZAJMİMARİSİ: Bir toprak parçasını bitki,su,taş gibi doğa elemanları ile düzenleme sanatı.Bahçe mimarlığı.

PEZİK:Halk dilinde pancara verilen ad.

PEZO:Arjantin’in para birimi. Kolombiya’nın para birimi.

PEZÜ: Hamur yassı ağaçta açılmadan önce küçük hamur topları şekline getirilmesi.

PH:Sıvının sertlik derecesi.

PHASELİS: Antalya ilinde,Likya döneminden kalma ünlü antik kent.

PILIPIRTI:Eski eşya.

PINARA: Fethiye ilçesinde antik bir şehir.

PIRAÇİRE:Eskiden Ege Denizi’nde kullanılan narin yapılı bir tekne.

PIRASA:Zambakgillerden,sapından yararlanılan,çok yıllık bir kış sebzesi.

PIRAZVANA:Bıçak,kılıç gibi kesici aletlerin kabzanın içinde kalan bölümü.

PIRNAL:Bir tür yeşil meşe çalısı.

PIRTI: Elbise.

PITPIT: Mayalı hamurdan yapılıp sacda pişirilen bir tür ekmek.

PITRAK:Dikenli bir bitki türü.

Pİ:Atasözlerine dayanan didaktik Çin şiiri.

Pİ:Çemberin çevresinin çapına oranını gösteren sayı.

PİAN:Tropikal bölgelerde görülen ve frengiye çok benzeyen bulaşıcı bir hastalık.

PİBLOKTO: Eskimolarda görülen,aşırı heyecanlanma ve şiddete başvurmayla belirginleşen depresyon türü.

PİÇ: Bir ana bitkinin çevresinde yeniden beliren sürgün ve filizler.

PİÇ: Gayrı meşru,evlilik dışı doğan çocuk.

PİÇUTA:Palamut balığının iri bir türü.

PİETA:Hıristiyan sanatında ölü İsa’nın vücudunu kollarında tutan Meryem Ana betimlemesi.

PİETROCANONİCA:Bir yüzünde Kurtuluş Savaşı,diğer yüzünde ise Cumhuriyetin ilanı canlandırılan,8 Ağustos 1928’de açılan Taksim Atatürk Anıtının İtalyan heykeltıraşı.

PİGMENT:Canlı bir organizmanın oluşturduğu ona özel bir renk veren kimyasal madde.

PİK :Dökme demir, font.

PİK: Geminin kıç tarafındaki bayrak serenine açılan üçgen biçimindeki yelken.

PİK: İskambilde maça rengine verilen bir başka ad.

PİKA: Besleyici değeri olmayan maddeleri yeme alışkanlığı.

PİKADOR:Boğa güreşinde hayvana mızrakla saldıran atlı.

PİKAN(PECAN):Vatanı Kuzey Amerika olup son yıllarda yurdumuzda da yetiştirilen bir tür ceviz ağacı.

PİKAP:Küçük kamyon,kamyonet.

PİKARESK:Toplumun alt kesimlerinden gelen ve yaşadığı serüvenler sırasında toplumun kurulu düzenini eleştirme fırsatı bulan bir kahramanın öyküsünü anlatan yapıtlara verilen ad.

PİKE:Birbiri üzerine uygulanan ve kabartma desenler oluşturacak biçimde noktalarla birleştirilen iki dokumadan meydana gelmiş pamuklu kumaş. “İğne ardı” da denilen elişine benzer desenlerle süslü kalın pamuklu kumaş. Bu kumaştan yapılmış yatak örtüsü.

PİKET :İki, üç veya dört kişi arasında 32 kağıtla oynanan bir tür iskambil oyunu.

PİKİ: Güney Amerika’da yetişen ve özütü karaciğer ve sidik yolları hastalıklarında kullanılan bir ağaççık.

PİKNOMETRE: Yoğunluk ölçmeye yarayan alet.

PİKO:Kimi örtülerin yada çamaşırların kenarına makineyle yapılan bir tür süs. Makinede yapılan bir dikiş.

PİKOLA :Küçük taneli fındık türü.

PİKOLO:Orkestra ve askeri bandolarda kullanılan en tiz sesli tahta nefesli çalgı.

PİKSEL: Dijital makinelerde görüntüyü oluşturan noktacıklar.

PİLAKİ:İçine soğan,sarımsak,maydanoz ve havuç gibi şeyler katılarak zeytinyağıyla pişirilen ve soğuk olarak servisi yapılan yemek.

PİLATES: Son yıllarda moda olan bir tür jimnastik.

PİLE: İpek kozası.

PİLİTA: Doğu Karadeniz yöresinde ısınmak ve ekmek pişirmek için kullanılan kuzine.

PİLLİK: Halk dilinde hindiye verilen ad.

PİLOTAJ: Bir hava taşıtını yönetmek.

PİM :Metal saplama.

PİMPİNEL:Bir anason türü.(Çorba,sebze ve balık yemeklerinde kullanılır).

PİN:Bowlingde oyuncunun devirmeye çalıştığı,üzeri plastik kaplı tahta kuka.

PİN:Halk dilinde kümese verilen ad.

PİNA:Denizlerde yaşayan iki çenetli ve iri bedenli yumuşakça cinsi.

PİNAKİ :Tek deste kağıtla oynanan bir iskambil oyunu.

PİNAKOLO:Gotik mimarlıkta görülen ve bir çatının üstünde yer alan küçük kule.Mimarlıkta,payanda,kule külahı,çatı mahyası gibi öğelerin üstüne yerleştirilen, piramit ya da koni biçimli dikey süs.

PİNAKOTEK : Almanya ve İtalya’da resim müzelerine çoğu zaman verilen ad.

PİNATUBO: Filipinlerde etkin bir yanardağ.

PİNDA: Hindu cenaze törenlerinin başlıca sungusu olan küre biçiminde pirinç pastası.

PİNE:Yama.

PİNEL :Rüzgarın estiği yönü göstermek için direk şapkalarının üstüne konulan yelkovan biçimindeki ağaç.

PİNES :Azman bir midye çeşidi. Midyeden daha büyük kavkılı bir deniz hayvanı.

PİNGPONG :Masa tenisi.

PİNHAN:Gizli,saklı,gizlenmiş.

PİNK: Eskiden Akdeniz’de kullanılmış üç direkli bir tekne.

PİNO:Marmara Bölgesinde yetiştirilen şaraplık bir üzüm cinsi.

PİNOKO: Bezikten türetilmiş bir iskambil oyunu.

PİNŞER:Bir süs köpeği ırkı.

PİNTAİL : Kılkuyruk ördek.

PİNYİN: Çin yazı dilini Latin harfleriyle yazma sistemi.

PİPA: Çin ve Kore müziğine özgü dört veya beş telli bir tür lavta.

PİPELİNE:Boru hattı.

PİPET:Sıvıları,solukla içine çekip kaptan kaba aktarmaya yarayan cam boru. Akıtaç. Herhangi bir sıvıdan örnek almaya yarayan,genellikle dereceli ve hacmi belli aygıt.Sıvı içilen ince boru.

PİPİZA:Yunan müziğine özgü,tiz sesli bir obua.

PİPO: Ucundaki lüle içine tütün konulan ve yakılarak dumanı çekilen tütün içme aracı.

PİR: Tarikatı kuran kişiye verilen ad.

PİR: Yaşlı,bilmiş,bilge.

PİRANHA: Güney Amerika’nın tatlı sularında yaşayan çok yırtıcı bir balık.

PİRARUCU:Güney Amerika’nın tatlı sularında yaşayan arapayma balığına verilen bir başka ad.

PİRAT: İki kişi tarafından yönetilen bir çeşit sportif amaçlı yelkenli yarış teknesi.

PİRAYE : Süs,ziynet.

PİRE:İnsanın ve bazı hayvanların kanını emerek yaşayan,iyi sıçradığı için kolay yakalanamayan küçük,asalak böcek.

PİREKATEŞİN :Ağacın kimyasal yöntemle boyanmasında,ilk boya gereci olarak kullanılan renksiz ve billursu cisim.

PİREŞE:Tekirdağ’a özgü bir tür pırasa yemeği.

PİRHOY:Çankırı yöresine özgü bir tür mantı.

PİRİFANİ:İhtiyar ve zayıf kimse.

PİRİMUGAN:Divan şiirinde meyhaneci,tasavvufta ise tarikat şeyhi anlamında kullanılan sözcük.

PİRİNA:Zeytinin sıkıldıktan sonra yağ bakımından zenginliğini yitirmeyen,gübre yada hayvan yemi olarak kullanılan küspesi.

PİRİNÇ: Bakıra çinko karıştırılarak elde edilen bir alaşım.

PİRİNÇKUŞU: Kuzey Amerika’nın büyük çayırlarında yaşayan bir kuş.

PİRİT :Pırıltılı kristallerden oluşan doğal demir sülfürü.

PİROFOBİ: Ateşten korkmak.

PİROGRAFİ: Ahşap üzerini dağlayarak yapılan resim.

PİROGRAVÜR:Dağlama resmi.

PİROKSEN:Doğal kalsiyum,magnezyum ve demir silikatlarına verilen ad.

PİROMANİ:Kimi akıl hastalarında yangın çıkarmaya duyulan aşırı istek Yangın çıkarma hastalığı. Yangın çıkarma saplantısı olan.

PİROMETRE :Çok yüksek sıcaklıkları ölçmeye yarayan alet.

PİROŞKİ:Rus mutfağına özgü,içi et,balık yada lahana ile doldurulmuş küçük börek,poğaça.

PİRPİRİ: Yeniçeri salma erlerinin giydikleri kırmızı çuhadan yapılmış cüppe.

PİRPİRİM (PÜRPÜRÜM) (PİRPİRİK): Halk dilinde semizotuna verilen ad.

PİRPİRİMAŞI:Semizotu,pirinç,yoğurt ve tarhun otuyla hazırlanan çorba kıvamında bir sulu yemek.

PİRTİKE:Siirt yöresine özgü, nohutlu ya da kıymalı ıspanak yemeği.

PİRUHİ:Bir çeşit hamur yemeği.

PİRYOL:Üzerinde kümbet biçiminde bir kapağı bulunan,oldukça büyük bir tür cep saati.

PİSİBALIĞI :Kemikli balıklardan, uzunluğu 40 cm kadar olan, sırtı pürtüklü,esmer renkli,yassı bir tür balık.

PİSİN:Yüzme havuzu.



Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 16:46