Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa

R - (RA-RYA) - Sayfa 2

e-Posta Yazdır PDF
Makale İçeriği
R - (RA-RYA)
Sayfa 2
Tüm Sayfalar

RESTO:Lokantada garsonların vazgeçilen yemeği mutfağa bildirmek için söyledikleri söz.

RESTORASYON: Aslına sadık kalınarak onarma işi.

RESULMAL:Eski dilde sermaye,kapital.

REŞ :Yağmur çisentisi.

REŞAD: Hak yolunda yürüme.

REŞADİYE: Tokat’ın bir ilçesi.

REŞADİYE:Datça yarımadasına verilen bir başka ad.

REŞAT: Doğru yolda yürüme.

REŞATEKREMKOÇU: İstanbul Ansiklopedisi,İstanbul’da meyhaneler ve meyhane köçekleri,Osmanlı padişahları gibi yapıtlarıyla tanınmış tarihçi ve yazarımız.

REŞİDİYE:Eskiden şeker ve nişastayla yapılan bir tür tatlı.

REŞK :Kıskanma.

REŞKO:Doğu Anadolu bölgesindeki Cilo (buzul) dağının en yüksek tepesi olan Uludoruk’un eski adı.

REŞME:Atların koşum takımlarına gümüş ve altın yaldızlı pullarla yapılan süsleme.

REŞME:Penye konfeksiyonunda kullanılan ve zincirli dikiş yapan bir tür makine.

REŞTİYE: Osmanlı mutfağına özgü,tulum peyniri,ceviz,maydanoz ve kırmızı biberle yapılan erişte yemeği.

RETEPORA: Denizde yaşayan yosun hayvanı cinsi.

RETİME :Bir şeyi unutmamak için parmağa bağlanan iplik.

RETİNA :Gözdeki ağ tabaka.

RETORİK: Güzel söz söyleme,hitabet sanatı.

RETRET:Karşılığı ödenmemiş bir poliçeden dolayı, hak sahibince sorumlu kişilerden birine çekilen yeni poliçe.

RETRİVER:Bir İngiliz av köpeği türü.

RETRO:Yaşanmamış geçmişe duyulan özleme verilen ad.

RETROSPEKTİF:Bir sanatçının,bir okulun,bir dönemin yapıtlarını toplu biçimde sunan sergi.

RETT:Yalnızca kız çocuklarında görülen, anormal vücut hareketleri ve konuşma bozukluğuyla ortaya çıkan sendrom.

REV:Eski dilde korku,heyecan.

REVA :Yakışır,yerinde,uygun.

REVAÇ:Geçerli ve değerli olma,sürüm.

REVAK:Binaların önlerinde,üstü örtülü ve önü açık yer. galeri,kemer altı. Sundurma.

REVAKIYE: Aklın egemenliğini,doğaya uygun yaşamayı ve dünya yurttaşlığı ülküsünü amaç edinen stoacılık felsefesinin eski adı.

REVAN: Giden,yürüyen.

REVANİ:Yumurta ve irmikle yapılan,fırında kabarıp piştikten sonra şerbet dökülen bir tür tatlı.

REVENDÜK:Eskiden dokunan bir tür kalın ve pamuklu bez.

REVERANS:Selam vermek veya teşekkür etmek için eğilerek veya dizleri kırarak yapılan hareket.

REVERSİ:Dört kişi arasında ve 48 kağıtla oynanan bir iskambil oyunu.

REVİR: Okul,kışla gibi yerlerde hastalar için ayrılmış bölüm.

REVİŞ:Üslup.

REVİZEETMEK: Yenilemek.

REVNAK:Eski dilde parlaklık,göz alıcılık.

REVNAKNÜMA: Türk müziğinde bileşik bir makam.

REVOLVER: Tek parçadan oluşan bir tabanca türü.Altıpatlar.

REVÜ: Çeşitli dans ve oyunlardan oluşmuş sahne gösterisi.

REY: İran’da tarihi bir kent.

REYAN :Her şeyin evveli, tazesi, turfanda.

REYB :Kuşku, sanı.

REYE:Çizgili kumaşlar için kullanılan bir sözcük. Çubuklu çizgileri olan kumaş.

REYHAN :Fesleğen’de denilen,yaprakları güzel kokulu bir süs bitkisi.

REYHANİ: Arap abecesiyle yazılan bir yazı türü.

REYHANİ: Mardin iline özgü,kadın-erkek karşılıklı oynanan bir halk oyunu.

REYNADAS:Sefarad Yahudilerinin mutfağına özgü soğan dolması.

REYON: Bir mağazanın yalnız tek tür eşya satılan bölümü.

REYTİNG: Sıralama.

REZ:Eski dilde asma,bağ kütüğü.

REZANET: Ağırbaşlılık.

REZE: İki koldan oluşan T biçiminde menteşe.

REZE:İnce talaş.

REZEDE :Muhabbetçiçeğigillerden , 1,5 m yüksekliğinde , tohumlarından kandil yağı , çiçeklerinden sarı boya çıkarılan otsu bir bitki.

REZENE:Maydanozgillerden,baharlı meyveleri yemeklerde ve bazı içkilerde tat verici olarak kullanılan bir bitki. Gaz söktürücü bir bitki

REZERPİN:Zakkumdan elde edilen ve tansiyon düşürücü olarak kullanılan bir alkaloit.

REZERV: Yeraltında bulunan sıvı,gaz ve katı yakıt,mineral ve doğal kaynakların kullanılabilir potansiyeli.

REZİDANS:Restoranı,otoparkı,havuzu,alışveriş merkezlerini içinde barındıran ve otel gibi hizmet veren gökdelenlerdeki dairelere verilen isim.

REZİDANS:Yüksek dereceli devlet görevlileri ile elçilerin oturması için ayrılan konut.

REZİSTANS: Bir nesnenin elektrik akımına karşı durma özelliği,direnç.Isı oluşturmaya yarayan elektrik direnci.

REZZAK: Bütün yaratıkların rızkını veren Allah.

RF: Rutherfordyum elementinin simgesi.

RG: Röntgenyum elementinin simgesi.

RH: Kan grubunda sabit işaret.Rhesus faktörü.(Bu faktörün isim babası bir maymun türüdür).

RH:Haiti plakası.

RH:Rodyum elementinin simgesi.

RHESUS:Bir maymun türü.

RHODİAPOLİS: Antalya’nın Kumluca ilçesinde antik bir kent.

RIDVAN:İslam inancına göre,cennetin muhafızı olan melek.

RIDVAN:Razı olma,kabul etme.

RIFK: Yumuşaklık,yavaşlık,tatlılık.

RIFKI: King adlı iskambil oyununda kupa papazına verilen ad.

RIH : Mürekkeple yazılan yazıyı kurutmak için kağıt üzerine serpilen çok ince ve renkli kum.

RIHDAN:Eskiden yazı kurutmak için kullanılan özel kumun konduğu üzeri delikli kap.

RIKA:Arap harflerinin en çok kullanılan el yazısı biçimi.

RITL:Büyük şarap kadehi.

RIZA: Kabullenme.

RIZALIK:Anadolu’nun bazı yörelerinde kaçırılan kızın,buna razı olduğunu göstermek üzere kendisini kaçıran kişiye verdiği mendil,yüzük gibi armağan.

Rİ :Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m değerinde çizgisel ölçü. Eski Japon uzunluk ölçüsü.,

Rİ: Endonezya’nın plakası.

RİA:Deniz tarafından ırmak ağızlarında yada akarsuların kazdığı derin vadilerin aşağı kesimlerinde oluşan yüksek kenarlı kıyı biçimi. Denizin örttüğü vadi.

RİATA:Fas’ta yaşayan bir Berberi kabilesi.

RİAYET: Saygı gösterme,itibar etme.

RİAYET: Uyma,boyun eğme,sayma,itaat etme.

RİBA:Eski dilde faiz. İslam dinine göre haram sayılan faiz.

RİBAS:Eskiden veba, basur ve mide hastalıklarının tedavisinde kullanılan bir ravent türü.

RİBAT :Eskiden İslam devletlerinde sınır boylarında gözcülük amacıyla kurulan karakol. İslam mimarlığında kara ve deniz sınırlarının önemli noktalarında yer alan korunaklı yapı.

RİBAT: Diyarbakır yöresinde ayağına ip bağlanarak diğer keklikleri yakalamakta kullanılan kekliğe verilen ad.

RİBAUNT: Basketbolda potadan ya da çemberden dönen ve seken topa sahip olmak için yapılan iş.

RİBERA:Barok dönemin dramatik gerçekçiliği doğrultusundaki dinsel ve mitolojik konulu resimleriyle ünlü İspanyol ressamı.

RİCA: Dileme,dileyiş.

RİCAL:Yüksek makamlardaki devlet adamları. Eski dilde erkekler.

RİCHTER: Amerikalı Charles F. Richter’in depremlerin şiddetini ölçmek için geliştirdiği ölçek. Dokuz dereceden oluşan,depremlerin gücünü ölçme birimi.

RİDA:Dervişlerin omuzlarına örttükleri post.

RİE : Akciğer.

RİEL:Kamboçya’nın para birimi.

RİF:Yelken yarışlarında, yelkenin yüzeyini küçültme eylemi.

RİFAİLİK: Irak’ta 12. Yüzyılda kurulan bir İslam tarikatı.

RİFAMİSİN:Yarı sentetik bir antibiyotik ilaç.

RİFAT: Yücelik.

RİGA :Letonya’nın başkenti.

RİGEL: Gökyüzünün en parlak yıldızlarından biri.

RİGOLETTO: Verdi’nin ünlü bir operası.

RİH :Eski dilde rüzgar, esinti.

RİHTECİYAN (RİHTEGAN): Osmanlılarda top döküm ustalarına ve kalfalarına verilen ad.

RİJİT: Katı,eğilip bükülmez.

RİK:Eski dilde salya.

RİKAB:Eski dilde üzengi.

RİKABDAR:Osmanlılarda hükümdarın ata binerken üzengisini tutan kişi.

RİKABİYE :Sadrazamların veya devlet görevlilerinin padişaha verdikleri armağan.

RİKAZ:Yeraltından çıkarılan define yada maden.

RİKKAT: İncelik,naziklik,sevecenlik,acıma.

RİKŞA:Hindistan’da yolcu taşımakta kullanılan üç tekerlekli bisiklet.

RİL :Kutuların katlama yeri.

RİLA:Bulgaristan’ın ve Balkan Yarımadasının en yüksek dağ sırası.

RİLİ :Yelkenli gemilerde,gabya çarmıklarını ana direğe bağlayan kısa çarmıklar.

RİM :Roma’nın eski adı. Osmanlı döneminde Roma kentine verilen ad.

RİM: Moritanya’nın plakası.

RİM:Maden pisliği, balmumu.

RİMAHAT: Mızrak,süngü,kargı yapma zanaatı.

RİMAYET :Atıcılık.

RİMUR:Özel bir şiir diliyle yazılmış epik İzlanda şiiri türü.

RİN: Eski Japon bozuk parası.

RİNA :Tırpana balığı. Yan kanatları vücuduna yapışık,uzun kuyruklu,iri bir balık.

RİNDAN:Kalenderler.

RİNG: At yarışlarında bahisçiler topluluğu ve bu topluluğun bulunduğu yer.

RİNGA :Uskumru iriliğinde bir balık.

RİNGGİT :Malezya’nın para birimi.

RİNİT :Burun iltihabı,nezle.

RİNJANİ:Endonezya’nın Bombok adasında etkin bir yanardağ.

RİNOLOJİ:Burun ve burun boşluğu hastalıklarıyla uğraşan hekimlik dalı.

RİNT: Hoşgörüsü geniş,açık yürekli ve güvenilir kimse.

RİP: Yüzeni içeriye çeken deniz akıntısı.Yüzey sularını belli bir süre içinde kıyıdan açığa doğru sürükleyen tehlikeli deniz akıntılarına verilen ad.

RİPARİA:Bir Amerikan asması türü.

RİPER:Genellikle bir traktörün arkasına monte edilen ve zemini derince kazmaya yarayan alet.

RİPOFOBİ: Pislik ve dışkı görmekten duyulan korku.

RİR:Cezayir sahrasında vahalar dizisi.

RİS:Eski dilde öfke.

RİSALE: Küçük kitap,broşür.

RİSET:Bir kimsenin,en çok da Hazreti Muhammed’in Tanrı tarafından halka doğru yolu göstermeye memur edilmesi.

RİSK: İki veya altı oyuncu arasında oynanan bir strateji oyunu.

RİSOTTO:Pirinç ve rendelenmiş peynirle yapılan bir tür İtalyan yemeği.

RİSTURN: Bir tüketim kooperatifinin yıl sonunda üyelerine yaptığı ödeme.

RİŞ:Eski dilde bıyık.

RİŞE:Püskül,saçak anlamında eski sözcük.

RİŞEGİR:Eski dilde kök tutmuş,köklenmiş.

RİŞİ: Hint inanışında kutsal sayılan bilge kişilere verilen ad.

RİŞLİYÖ :İlmekli bir tür sarma işi ve bununla yapılmış işleme.

RİT :Dinsel tören ve kuralları. Ritüel. Mason sırlarının öğretildiği tören.

RİTA: Hindistan’da yetişen ve sabun ağacı da denilen bir ağaç.

RİTA:Gaetano Donizetti’nin bir operası.

RİTALİN:Hiperaktif çocukları sakinleştirmek için kullanılan ilaç.

RİTİM: Müzikte zaman öğesi.Tartım.Dizem.Ses uygunluğu.

RİTON (RYTON):Arkeolojide,genellikle boynuz veya hayvan başı biçiminde içki kadehi.

RİTORNELLO:Müzikte,birbirine karşı öğeler içeren farklı bölümlerinin dönüşümlü olarak seslendirilmesiyle oluşan tekrar bölümü.

RİTÜEL:Ayin.

RİVA:İstanbul’da, üzerinde Ömerli Barajı bulunan dere. Kocaeli yarımadasının en uzun akarsuyu.

RİVİERA: Fransa’daki Cannes yakınlarından başlayıp İtalya’da Cenova körfezine kadar uzanan ve çok canlı bir turizm yöresi olan kıyı şeridi.

RİVİERA: Özellikle kızartma ve yemeklerde kullanılan bir zeytinyağı türü.

RİVİNA: Süs bitkisi olarak yetiştirilen salkım çiçekli bir ağaççık.

RİYA: Gösteriş.Sahtekarlık.

RİYAD: Suudi Arabistan’ın başkenti.

RİYAH: Eski bir Arap kabilesi.

RİYAL:Suudi Arabistan,İran,Umman,Katar ve Yemen’de kullanılan para birimi.

RİYALA(RİYALE): Osmanlı donanmasında amirale eş bir rütbe.

RİYALE : Eskiden padişaha ayrılan gemi.

RİYASET :Başkanlık,reislik.

RİYAZET:Eski dilde nefsin isteklerini kırma,perhiz,diyet.Dünya işlerinden el etek çekmek.

RİYAZİYE:Matematik.

RİYOLİT:Granitle aynı kimyasal yapıda olan kayaç.

RİZOM:Botanikte köksap.

RİZZAİ: Zen Budacılığın Japonya’daki iki büyük mezhebinden biri.

RL :Lübnan plakası.

RM:Madagaskar’ın plaka işareti.

RMM:Mali’nin plakası.

RN: Nijer’in plaka işareti.

RN:Radon’un simgesi.

RNA: Biyolojik bilgiyi kuşaktan kuşağa taşıyan molekül.

RNA: Hücre yapısında bulunan ve proteinlerin oluşturulmasında önemli rol oynayan asit grubu. Protein sentezine yardımcı olan bir asit türü. Ribonükleik asit.

RO:Romanya’nın plaka işareti.

ROBA:Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça, giysi.

ROBAK:Bir cins sincap.

ROBER:Briçte iki manştan oluşan bölüm.

ROBERTZİMMERMAN.:Bob Dylan’ın asıl adı.

ROBMANTO.:Önden iliklenen,ince mantomsu elbise.

ROBOT.:Adını Çek yazar Karel Çapek’in bir tiyatro yapıtından alan ve belirli bir işi kendi kendine yapabilen otomatik aygıt.

ROBSON.:Kanada Kayalık Dağlarının en yüksek tepesi.

ROBUSTA.:Kaliteli bir kahve cinsi.

ROCKMÜZİK.:ABD’de bin dokuz yüz ellilerin ortalarında ortaya çıkan bu müzik tarzı Avrupa’da ve dünyanın diğer bölgelerinde hızla yayıldı.En belirgin özelliği arkaritm,elektronik gitar ve vokallerin yönlendiriciliğidir.70’li yıllarda genç kuşağın isyan ve protesto girişimlerinin simgesi olmuştur.

ROCKN’ROLL.:Amerikan popüler müzik türü.Aslında blues müziğin çok daha ritmik bir türüdür.1950’li yılların sonuna doğru popüler müziğin diğer adı olmuştur.Ses gücü artırılmış elektronik enstrümanlar,gitar,saksafon,bateri,piyano ve bas ilk ritmi vurgulama olanağı sağlar.

RODA .:Düzgün sarılmış halat yumağı. Üst üste halkalar oluşturacak biçimde istiflenmiş halat. Kullanılmamış,açılmamış nebati halat sargısı.

RODAJ.:Bir motorun yavaş yavaş çalıştırılarak alıştırılması.

RODEO:Ata binme ve kement atma gibi becerilere dayalı Amerikan oyunu.

RODEZYA:Zimbabwe’nin eski adı.

RODİ.:Bir konser için sahneyi kuran ve gerekli malzemeleri hazırlayan kimse.

RODOP: Balkan yarımadasında bir dağ kütlesi.

ROK.:Satrançta özel bir hareket.

ROKA.:Turpgillerden,yaprakları salata gibi yenen,20-40 cm yüksekliğinde,sebze olarak bahçelerde yetiştirilen,kokulu,bir iki yıllık bir bitki.

ROKAY.:Batı mimarlığı ve dekoratif sanatlarında 18.yy da ortaya çıkan stilize deniz kabuğu, çakıl taşı ve sarmal motiflere verilen ad.

ROKELA.:Herhangi bir değerli taş yada metali sabitleştirmekte kullanılan yapışkan madde.

ROKFOR:Fransa’nın Rokfor bölgesinde yapılan içi küflü,değerli bir peynir çeşidi. Koyun sütünden yapılan, mahzenlerde olgunlaştırılan, içi özel küflü peynir.

ROKOKO.:Bir pasta cinsi.

ROKOKO:Bir tür süsleme sanatı. 18. yy başında Fransa’da çok geçerli olan,kavisli çizgileri bol,gösterişli bezeme üslubu. Başak iğnesi de denilen bir işleme türü.

ROL:Bir tür küçük ekmek.

ROM:Şeker kamışından şeker yapılırken elde edilen öz suyun,melas ve artıkların mayalandırılarak kurutulmasıyla elde edilen alkollü sert içki.

ROMAİKA .:Yunan ulusal dansı.

ROMAN.:Çingene.

ROMAN.:İnsanın veya çevrenin karakterlerini,göreneklerini inceleyen,serüvenlerini anlatan,duygu ve tutkularını çözümleyen,kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebi tür.

ROMANCERO.:Avrupa balad edebiyatı içinde kendine özgü bir gelenek oluşturan İspanyol halk baladlarına verilen ad.

ROMANESK.:Duygusal,düşçü.

ROMANESK.:Ortaçağ Avrupa’sında mimarlık resim ve heykel sanatlarında birbirini izleyen iki üsluptan birincisi.

ROMANO .:Koyun,keçi ya da inek sütünden yapılan sert bir İtalyan peyniri.

ROMANOV.:Rusya’yı 1613-1917 yılları arasında yöneten hanedan.

ROMANS .:Fransa’da 12. yüzyılın ortasında gelişen ve genellikle şövalyelerin aşklarını konu alan edebiyat biçimi.

ROMANS.:Sekiz hecelik dizelerden oluşmuş bir İspanyol şiir türü.

ROMANS.:Şarkı türünde ve piyano için hazırlanmış,genellikle kıtalar biçiminde beste.

ROMANŞ.: İtalya’nın kuzeyinde ve İsviçre’de konuşulan bir dil.

ROMANTİZM: Duygusal eğilim.18. yüzyıl sonunda başlayan,duygu , coşku ve sembole aşırı yer veren sanat akımı.

ROMATOLOJİ :Romatizma hastalıklarını tedavi eden tıp dalı.

ROMB:Amerika,Avustralya ve Yeni Gine’de kullanılan,bir sicimin ucunda döndürülen iki tahta parçasından oluşan müzik aracı.

ROMEN RAKAMLARI :I (1) , V (5) , X (10) , L (50) , C (100) , D (500) , M (1000).

ROND: El ele tutuşan dansçıların dönerek yaptıkları toplu dans.

RONDELA:Somun ile sıkıştırılacak parça arasına yerleştirilen,hafif bombeli ortası delik parça. Cıvataların altına yerleştirilen ortası delik yuvarlak pul,metal parça.

RONDENA: Çok canlı ve neşeli bir İspanyol dansı ve müziği.

RONDO:Ana motifin yinelenmesinden ibaret canlı ve hareketli bestelere verilen ad.

RONDO:Sonatların,senfonilerin,konçertoların finali olarak kullanılan müzik biçimi.

RONGE: Kanada’da bir göl.

RONİN:Efendisinin hizmetinden ayrılan ve serüvenler ardında ülkeyi baştan başa dolaşmaya koyulan samuray. Gezgin samuray.

RONT:Argo’da dikizleme.

ROOF: İngilizce çatı katı,ruf.

ROP:Çoğu tek parça kadın giysisi.

RORİ:Polinezya yerlilerinin inancında deniz canavarı.

ROSA :Küçük orak.

ROSADA: Galapagos Adaları’nda yaşayan pembe renkli iguana türü.

ROSE: Baş tetanosu da denilen hastalık.

ROSEBUD: Yurttaş Kane’in söylediği son sözcük.

ROSENBERG:Casuslukla suçlanarak 1953 de idam edilmeleri bütün dünyada büyük tepkiler doğuran Ethel ve Julius önadlı ABD li karı kocanın soyadı.

ROSİNANTE:Donkişot’un atının adı.

ROSTO: Koyunun kol-kürek bölümünden elde edilen silindir biçimli et.

ROSTO:Pişirildikten sonra dilim dilim kesilen et.

ROŞAŞANA:Musevilerin yılbaşı bayramı. Yahudi takviminde yılın ilk günü kutlaması.

ROT :Motorlu kara taşıtlarında direksiyon ile tekerlekler arasındaki bağlantıyı sağlayan demir çubuk.

ROTA: Gemilerin üzerinde gittiği çizgi,izlediği hat.

ROTA: Küçük çocuklarda ishal ve kusmalara neden olan bir virüs.

ROTALA: Bileşik salkım çiçekli su ya da bataklık bitkisi.

ROTARİ :Burguya bir dönme hareketi vererek yapılan kuyu açma yöntemi.

ROTATİF:Saatte binlerce baskı yapabilen bir tür baskı makinesi.

ROTİ:Fırında pişirilmiş,kızartılmış et,rosto.

ROTİL: Otomobilin ön düzeninde bulunan,her yöne dönebilen ve mafsal olarak kullanılan küre biçimindeki parça.

ROTOR: Elektrik motor ya da dinamolarında hareketli bölüme verilen ad. Döneç.

ROYALTİ: Bir lisans ya da marka sahibinin bu hakkını bir başkasına devretmesi karşılığında aldığı bedel,komisyon.

ROYENA: Güney ve tropikal Afrika’da yetişen bir ağaç ya da ağaççık.

ROZALUXEMBURG :Alman kadın devrimci.

ROZBİF: Silindir veya yassı biçimli, kemiksiz,içi çiğ kalmış sığır eti.İple sarıldıktan sonra pişirilen bu yiyecek dilimlenerek sıcak veya soğuk yenir.

ROZE :Pembe renkli şarap.

ROZEHAN: İran’da İmam Hüseyin’in çektiği acıları anlatan öykücülere verilen ad.

ROZET:Cezayir menekşesi de denilen,pembe ya da beyaz renkli çiçekler açan bir süs bitkisi.

ROZET:Kapı kolunun altına monte edilen metal parça.

RÖDÖVANS:Maden ocaklarının işletilmesinin kiraya verilmesi.

RÖFLE:Saç için değişik tonlarda boyama.

RÖGAR: Kanalizasyonda,yer altındaki temizleme parçalarını kontrol etmek ve çeşitli doğrulardan gelen boruları,başka bir doğruya yöneltmek için yapılan baca,lağım bacası.

RÖLANS:Bazı iskambil oyunlarında (pokerde) oyuna sürülen parayı artırmak veya düşünme süresi istemek durumundaki oyuncunun söylediği söz.

RÖLANTİ:Motorlu taşıtlarda motorun en az yakıtla çalışma ayarı.Boşta çalışma.

RÖLATİVİTE:Bağıntı,görelik, İzafiyet.

RÖLE :Bir elektrik devresindeki akımı,başka bir devreden geçen akımdaki değişiklikler aracılığıyla denetleyen aygıt,.değiştirgeç.

RÖLÖVE:Genellikle eski bir sanat yapıtının,bir yazıtın çizilerek veya boyanarak yapılmış kopyası.Bir yapıyı plan,kesit ve görünüşleriyle gösteren çizim.

RÖLYEF:Kabartma;taş.metal,kil,ahşap yada alçı yüzeyi üzerine bazı kesimleri oyuk,bazı kesimleri ise kabartılı bırakmak suretiyle belirtilen oluşturma yöntemiyle yapılan sanat yapıtı;tek boyutlu heykel.

RÖNESANS: On beşinci yüzyıldan başlayarak İtalya’da ve daha sonra Avrupa ülkelerinde hümanizmin etkisiyle ortaya çıkan bilim ve sanat çığırı.

RÖNTGENYUM:Periyodik sistemde 111 sıra numarasıyla gösterilen ve simgesi (Rg) olan en yeni element.

RÖPRODÜKSİYON:Özgün bir yapıtın herhangi bir yolla elde edilen kopyası.

RÖTUŞ:Düzeltme amacıyla yapılan değişme.Fotoğrafçılıkta resimleri basmadan önce cam üzerinde düzeltme işi.

RÖVANŞ: İkinci karşılaşma anlamında spor terimi.

RÖVEŞATA: Futbolda,sırtı kaleye dönük oyuncunun ayaklarını yerden keserek vole vuruşu yapmak için sıçraması.

RP: Filipinler’in plaka imi.

RS:Sırbistan’ın internet kodu.

RSD:Sırbistan parası (kısa).

RSM:San Marino’nun plaka işareti.

RU:Eski dilde yüz,çehre.

RU:Rutenyum’un simgesi.

RUA:İskambil kağıtlarında papaza verilen ad.

RUAM :Sakağı da denilen ve özellikle atlarda görülen ölümcül bir hayvan hastalığı.

RUBA.:Eski dilde giysi,giyecek.

RUBA: Denizcilikte rüzgarı başa alıp yelkenli bir gemiye geri yol verme.

RUBAH: Eski dilde tilki.

RUBAİ:Divan edebiyatında dört dizeden oluşan ve belirli aruz kalıpları ile yazılan şiir.

RUBATO: Müzikte,bir pasajın büyük bir ritim özgürlüğü içinde çalınması gerektiğini belirten terim.

RUBERAH: Yüzü yola bakan,gitmeye hazırlanan.

RUBERU:Yüz yüze.

RUBİ :Mora dönük canlı kırmızı renk.

RUBİKON:Bezikte,bir taraf bin beş yüz sayıyı tamamlayamadan ötekinin üç bin sayı yaparak oyunu bitirmesi.

RUBİKON:Tehlike sınırı.

RUBLE:Rusya’nın para birimi.

RUBU:Eski dilde dörtte bir,çeyrek.

RUD:İran müziğine özgü,lavtaya benzer telli bir çalgı.Kemençe.

RUF (ROOF):Çatı,dam.

RUFAİLİK: Ahmet Rıfat’ın kurduğu,insanın bütün nefis baskılarından,geçici eğilimlerinden arınmasını amaçlayan bir Sünni sistemi.

RUGAN:Ayakkabı, çanta yapımında kullanılan parlak deri.

RUGİ :Fas’ta sultanı devirmek isteyen kimseye verilen ad.

RUH: Bedenin yaşama gücü.

RUHA: Şanlıurfa kentinin eski adlarından biri.

RUHAM:Eski dilde mermer.

RUHANİ: Müslümanların Hıristiyan din adamlarına verdikleri ad.

RUHBAN: Rahipler,bir mezhebe mensup kilise adamlarının ve rahiplerinin tümü.

RUHİSU:Batı müziğinin şan tekniğinden yararlanarak geliştirdiği özgün bir üslupla halk türkülerini yorumlamasıyla tanınmış müzik sanatçımız.

RUHR: Almanya’da bir sanayi bölgesi.

RUHSATİ:Biçim güzelliği ve yalınlığın egemen olduğu koşmalarıyla tanınmış XIX. yüzyıl halk ozanı.

RUHSATİYE: Bir izin belgesi gerektiği durumlarda iznin verilmesi nedeniyle alınan para.

RUHÜLKUDÜS: Hıristiyanlıkta,baba ve oğul ile birlikte kutsal üçlemenin üçüncü kişisi.

RUHÜLKUDÜS:İslam dininde Cebrail’e verilen bir ad.

RUKA: Yazı için kullanılan kağıt ya da deri.

RULET: Saplı,yuvarlak bıçaklı hamur kesicisi. Pastacıların,terzilerin kullandığı dişli,küçük demir çark.

RULMAN: Bilyeli yatak. Mekanik ve elektrikli sistemlerde kayma sürtünmesi yerine bir yuvarlanma sürtünmesi sağlayarak enerji kayıplarını azaltmak için yataklar ile dişliler arasına yerleştirilen parça.

RUM:Müslüman ülkelerde oturan Yunan asıllı kimse.

RUMBA:Küba’dan Amerika ve Avrupa’ya yayılan bir dans ve bu dansın müziği.

RUMELİ:Osmanlı İmparatorluğu zamanında Avrupa kıtasında kalan topraklarımıza verilen ad.

RUMİ:Anadolu Selçuklularının üsluplaştırdıkları filiz,yaprak ve hayvan motiflerinden oluşmuş dolaşık süsleme.Türk sanatında bir motif.Rumi,Anadolu’ya ait anlamına gelir.

RUMİ:Gaziantep yöresinde yetişen beyaz bir üzüm cinsi.

RUMİNE :Lozan antlaşmasının yapıldığı sarayın adı.

RUMKALE: Gaziantep’in Yavuzeli ilçesinde ünlü bir kale ve kent kalıntısı.

RUMUZ: Gizli kalması gereken ya da istenen durumlarda bir adın yerine kullanılan sözcük.

RUN (RÜN): Eski İskandinav halklarının 3. yüzyıldan sonra kullandıkları,günümüzde ise fal bakmak için kullanılan abece.

RUNİK:Gizemli eski yazı.

RUPİ(RUPİAH):Endonezya’nın para birimi.

RUPİ:Hindistan’ın para birimi.

RUS: Salatası ve ruleti ünlüdür.

RUSA :Üç Urartu Kralının ortak adı.

RUSA: Hindistan’dan Filipinler’e kadar uzanan bölgede yaşayan bir geyik.

RUSALKA: Slav mitolojisinde su perisi.

RUSDAĞI: Lunaparklardaki korku tüneline verilen ad.

RUSHMORE: ABD Başkanları Washington,Jefferson,Lincoln ve Roosevelt’in dev büstlerinin oyulduğu dağ.

RUSTAİ :Eski dilde köyle ilgili,köylü.Köy ve çiftlik yaşamı,kır manzaraları gibi konularda yapılmış resim.

RUSTAVİ: Gürcistan’da bir kent.

RUŞEN :Parlak, aydınlık.

RUŞEN: Belli,meydanda.

RUŞENALİ:Köroğlu’nun gerçek adı.

RUŞENGÜNEŞ:Ünlü viola virtüozumuz.

RUŞEYM: Embriyon,oğulcuk.

RUTENYUM: Sert ve kırılgan bir element.

RUTİN: Sedef otu,domates,karabuğday,kapari gibi bitkilerde bulunan ve damar çeperlerinin esnekliğini arttıran glikozit.

RUTİN:Aralıksız yinelenen ve artık düşünmeden yapılan eylemlerin tümü.Eğitimle değil alışkanlıkla elde edilmiş maharet( beceri).Bir şeyi düşünmeye gerek duymadan hep aynı biçimde yapma alışkanlığı.

RUTUBET:Nem.

RUTUKU:Orta Afrika’ya özgü,manyok bitkisinin kökünden yapılan çok sert bir içki.

RUZ:Eski dilde gün,gündüz.(Çoğulu ruzan).

RUZBA: Özellikle Aleviler arasında yaygın olan telli bir çalgı.

RUZE: Eski dilde oruç.

RUZNAME :Eski dilde günlük olayların yazıldığı defter.

RÜCU:Geri dönme,cayma.

RÜÇHAN:Üstün olma,üstünlük.

RÜESA: Eski dilde reisler,başkanlar.

RÜFEKA :Arkadaşlar.

RÜKN: Temel direk,sütun.

RÜKU:Öne doğru eğilme.

RÜKÜN :Bir kurulun, bir topluluğun en önemli üyelerinden her biri.

RÜKÜN:Bir şeyin en güçlü ve sağlam yönü.

RÜKÜŞ:Gülünç bir biçimde giyinip süslenen kadın.

RÜN: Eski İskandinav halklarının üçüncü asırdan sonra kullandıkları,günümüzde ise fal bakmak için kullanılan abece.

RÜNİK: Kökeni belirsiz,özel göstergelerden oluşan eski yazılar için kullanılan sözcük.

RÜSTA: Eski dilde köy.

RÜSTİK:Köy evi yada köy görünüşü veren,kutsal.

RÜSUMAT:Bazı mallardan devletçe alınan vergiler.

RÜSUP:Tortu,çökelti.

RÜSVA:Ayıplanacak halde olan,rezil.

RÜŞEYM: Embriyon,oğulcuk.

RÜŞT:Erginlik.

RÜŞTİYE: Eskiden Ortaokul derecesinde olan eğitim kurumlarına verilen ad. Tanzimat sonrasında açılan ortaöğretim amaçlı Osmanlı eğitim kurumu.

RÜŞTİYEİ İNAS:Osmanlı döneminde açılan ortaokul düzeyindeki kız okullarına verilen ad.

RÜYET:Eski dilde görme.

RYA:İsveç ve Finlandiya’da üretilen uzun havlı bir cins halı cinsi.



Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 14:50