Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa

S - (S-SYR) - Sayfa 4

e-Posta Yazdır PDF
Makale İçeriği
S - (S-SYR)
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Tüm Sayfalar

SİTATUNGA :Afrika’nın orta kesimlerindeki bataklık ve longozlarda yaşayan bir antilop türü.

SİTAYİŞ : Övme, övgü.

SİTCOM: Tek bir mekanda geçen TV komedi dizilerine verilen ad.

SİTE: Bilgisayarda,bir kişi ya da kuruma ait internet kurulumu.

SİTE: İlkçağda kendi yasalarıyla yönetilen bir ya da birkaç kentten oluşan devlet.

SİTE:Belli amaçlarla kurulmuş konutlar topluluğu.

SİTİL: Büyük bakraç.Madeni su kovası.Altında mangal bulunan,içinde su kaynatılan ve kahve pişirilen,zincir askılı kahve takımı ve güğümü.

SİTİYOFOBİ:Beslenme fobisi.

SİTİYOMANİ:Ruhsal kökenli oburluk hastalığı.

SİTKA:Siyaha boyanmış Sibirya tilkisi kürküne verilen ad.

SİTOFOBİ:Yemek yemekten korkma.

SİTOGENETİK:Hücre genetiği.

SİTOLOJİ:Genel biyolojinin hücre bölümü,hücrebilim.

SİTTEİSEVİR: Nisan ayında görülen ve yaklaşık 6 gün süren bir fırtına.

SİTTİNSENE :Altmış yıl.

SİVA:Eski dilde gayri, başka.

SİVASİYE:Halvetilik tarikatının bir kolu.

SİVİK: Dam saçağı.

SİVİŞ:Osmanlı maliyesinde Hicri takvimle Rumi takvim arasındaki 11 günlük farkın giderilmesi için her 33 yılda bir atlanan yıla verilen ad.

SİVRİALAN: Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı,Aşık Veysel’in doğum yeri olan köy.

SİVRUŞKA: Mersin balığına verilen bir başka ad.

SİYA:Kürekleri tersine kullanarak sandalı geriye yürütme.

SİYABO: Doğu Anadolu’da yetişen ve otlu peynire katılan bir ot.

SİYAKAT: Rakamla yazı.Eskiden Maliye,Tapu ve Vakıflardaki kayıtlarda kullanılmış bir yazı türü.

SİYAM : Tayland’ın eski adı.

SİYANET: Koruma.

SİYATİK:Bacaktaki iki sinire ve bunların ağrılı hastalığına verilen ad.

SİYEÇ: Tarla ve bağ çevresine çekilen,çalı çırpıdan yapılmış çit.

SİYEK: Çadır için kullanılan kazık.

SİYER :Hazreti Muhammed’in yaşamını anlatan kitap.

SİYER: Ankara yöresine özgü,kuzu eti,patlıcan,domates,biber,sarımsak gibi malzemeyle yapılan bir tür güveç.

SİYEŞ:Halk dilinde dikenlik anlamında kullanılan sözcük.

SİYEZ:Kastamonu’ya özgü bir cins bulgur.Binlerce yıldır Anadolu’da ekilen bir buğday cinsi.

SK:Slovakya’nın plaka işareti.

SKA:Jamaika’da 1960’lı yıllarda doğan ve daha sonra reggae’ye dönüşen müzik türü.

SKALA:Bir müzik yapıtında kullanılmaya elverişli tüm seslerin oluşturduğu dizi,sesler kümesi.

SKALA:Genellikle ölçü aygıtlarında gösterge çizelgesi.

SKALD: Ortaçağda İskandinav ülkelerindeki saray şairlerine verilen ad.

SKALER:Bir birim sistemindeki ölçüsü tek bir sayı olan büyüklük. Yalnızca büyüklüğü ile belirlenebilen fiziksel nicelik.

SKALP:Düşmanın kafa derisini,savaş ganimeti olarak kesip alma eylemi.

SKALYOLA: Renkli macunlar üzerine kakıldığında değerli mermer görünümü alan,parlak katmanlardan oluşmuş taş.

SKAT: Üç kişi arasında 32 kağıtla oynanan,briçe benzer oyun.

SKATOLOJİ: Pisliği,dışkıyı konu alan söz ya da yazı.Kaba saba cinsel anlatım.

SKAVUT :Çok hızlı gidebilen bir tür keşif gemisi.

SKAY:Modacılıkta ve dekorasyonda kullanılan,deri taklidi sentetik malzeme.

SKAZ: Rus halk edebiyatına özgü bir şiir türü.

SKEÇ:Daha çok radyo için hazırlanmış,genellikle güldürü niteliğinde kısa oyun. Diyalog halinde yazılmış,genellikle eğlendirici sahne eseri

SKEET:Atıcılık sporunda bir dal.

SKELETON:Yüzükoyun yatılarak kullanılan bir tür kayak koltuklu uzun yarış kızağı.

SKENE:Eski Yunan tiyatrolarında sahneye,oyunun oynandığı yere verilen ad.

SKİ :Kayak.

SKİBOB: Bisiklet ve kayağın özelliklerini birleştiren bir kış sporu aracı.

SKİF:İçine yalnız kürek çekenin girebildiği çok uzun ve çok dar yarış kayığı.

SKİNK :Çöl bölgelerinde yaşayan bir sürüngen türü.

SKLEROZ:İçindeki katılgan dokunun artmasından dolayı bir organ veya dokunun patolojik sertleşmesi.

SKOLASTİK:İnanç ve bilgiyi kiliseyle,özellikle Aristoteles’in bilimsel sistemini uyumlu bir biçimde birleştirmeye çalışan Ortaçağ felsefesi.

SKOPOFİLİ:Çıplak kişiyi gizlice seyretmekten cinsel haz duyma.

SKOPOFOBİ: Başkası tarafından gözetlenmekten duyulan aşırı korku.

SKORBORD:Sayı göstergesi.

SKOTOFOBİ: Karanlıktan korkma.

SKUBADALIŞ: Su altı solunum aygıtı kullanarak dalış yapma.

SKUTER: Gövde biçiminde açık kadrolu ve düztaban döşemeli özel bir motosiklet.

SKYPHOS: Pişmiş topraktan yapılmış sırlı içki kabı.

SLALOM:Kayak sporunda bir yarış dalı.

SLAV :Rus, Beyaz Rus,Ukraynalı,Leh, Sırp, Hırvat,Sloven,Bulgar,Slovak ve Çek halklarına dillerindeki yakınlık dolayısıyla verilen ortak ad.

SLAYT:Saydam tabaka üzerine çekilen pozitif fotoğraf.Yarı ya da tam karartılmış bir odada bir gösterici ile beyaz perdeye ya da duvara yansıtılarak öğretim etkinliklerinde kullanılan saydam resim.

SLİCE:Tenis ve golf sporlarında,topa yanlamasına vurulan darbe.

SLİME: Altının siyanürle işlenmesinde,bir madenin siyanürlenmesinde oluşan çökelek.

SLİP: İç çamaşırı ya da mayo olarak kullanılan külot.

SLİP:Kredi kartlı alışverişlerde ödemenin daha sonra denetlenmesi için verilen fiş.

SLİVOVİÇ:Sırplara özgü erik rakısı.

SLO :Slovenya’nın plaka işareti.

SLOGAN: Kısa ve çarpıcı propaganda sözü.

SLUGİ: Kısa kıllı Arap tazısı.

SLV:Salvador’un uluslar arası kodu.

SM :Samaryumun simgesi.

SMAÇ: Voleybolda ve teniste küt inme,yukarıdan aşağıya topu sertçe yere vurma.

SMALT: Kobalt oksitle mavi renk verilmiş özel cam.

SME :Surinam’ın plakası.

SME: Surinam’ın plakası.

SMETANA:Ulus ve vatan temalarını etkileyici bir biçimde kullandığı opera ve senfonik şiirleriyle tanınmış çek besteci.

SMOG:Hava kirliliği gibi sebeplerle oluşan duman tabakası.

SMOKİN:Gece ziyafetlerinde,galalarda ve gece eğlencelerinde erkeklerin giydikleri,önü açık,ceketi daha çok atlas yakalı takım elbise.

SMS:Cep telefonu ile gönderilen kısa mesajlara verilen ad.

SMULTANE:Aynı anda olan.

SMYRNA:İzmir’in eski adı.

SN :Kalayın simgesi.

SN:Senegal’in plakası.

SNACK:Büyük bölümü hazır olarak buzdolaplarında saklanan,sonradan birleştirilip çabucak hazırlanabilen basit ve standart yiyecek servisinde uzmanlaşmış lokanta.

SNACKBAR :Atıştırmalık.

SNİK:Hollanda’ya özgü,yelkenli bir tekne.

SNİPE:Yelkenli bir yarış teknesi.

SNOP:Züppe.

SO: Japon müziğine özgü,on üç telli bir tür gitar.

SO:Somali’nin plaka işareti.

SOAPOPERA : Pembe dizi de denilen, gerçek yaşamdan kopuk TV dizilerine verilen ad. ABD’de,değişmeyen bir oyuncu kadrosu ve kalıp olaylara dayalı sürekli bir öyküsü olan,eylemden çok diyalogun önemsendiği ve gerçek yaşamdan daha ağır bir tempoda gelişen radyo ve televizyon dizilerine verilen ad.

SOBESOS: Nevşehir’in Ürgüp ilçesinde antik bir Roma kenti.

SOBİBOR:İkinci Dünya Savaşı sırasında Polonya’nın doğusunda kurulan,yaklaşık 250 bin Yahudi’nin öldürüldüğü Nazi imha kampı.

SOBOL:Bazı bitkilerde tomurcuk , meyve ya da tohum yerinde bulunan ve bitkinin çoğaltılmasına yarayan soğancık.

SODA:Billurlaşmış sodyum karbonatın piyasadaki adı.

SODOM: Lut Gölü kıyısında,günahları nedeniyle yok edildiğine inanılan iki kentten biri (Diğeri Gomorra).

SODOMİ: Erkekler arasındaki cinsel ilişki. Makat yoluyla cinsel temas; livata.

SODRA:Milas ovasında bir dağ.

SOF :Ham ipekten yapılmış astarlık kumaş.

SOF: Ankara keçisinin yumuşak tiftiğinin yıkanıp eğrilerek iplik haline getirilmesi ile Ankara ve çevresindeki el tezgahlarında dokunan yünlü kumaş.Softan erkek ve kadın elbiseleri (kaftan,şalvar,cepken,entari),bel kuşakları,perdeler,yatak örtüleri, döşemeler, seccadeler yapılmıştır.

SOFA:Evlerde oda kapılarının açıldığı genişçe yer,giriş bölümü.

SOFİSTİKE:Aşırı karmaşık ve incelikli şeyler için kullanılan sözcük.

SOFİTA:Tiyatro sahnesinde dekorların hareket edebilmesi için yapılmış parmaklıklı tavan.

SOFİZM:Bilgicilik.

SOFT :Hard sözcüğünün tersine , pornografik filmlerden daha erotik filmler için kullanılan sözcük.

SOFTA: Bir görüşe,bir inanışa körü körüne bağlanan kimse.Medrese öğrencisi.

SOFTABOĞAN:Uludağ’da bir şelale.

SOFTWARE:Bilgisayarda yazılım.Bilgisayarda program,kural ve belgelerin tümü.

SOFU:Dinin buyruk ve yasaklarına bütünüyle uyan kimse. Medrese öğrencisi.

SOFYAN : Türk müziğinde bir makam adı.

SOGMATAR :Harran ovasında ünlü bir ören yeri.

SOĞANLAMA:Aksaray iline özgü,kıyma ve soğanla yapılan bir yemek.

SOĞUCAK: Sakarya’nın Sapanca ilçesinde bir yayla.

SOĞUKSU:Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde ulusal park kapsamına alınan orman alanı.

SOK: Pulluğun uç demiri.

SOKALAK: Çimlenmiş ekin.

SOKAN:İskorpit balığına verilen bir başka ad.

SOKAR: Kızıldeniz’den Akdeniz’e geçen,istilacı ve otçul bir balık.

SOKARIÇ: Yağda kavrulmuş soğan ve salçadan oluşan bir tür sos.İnce doğranmış soğanı yağda kavurarak yapılan bir yemek.

SOKET: Kısa çorap.

SOKMAN: Bir tür uzun konçlu çizme.

SOKRA:Güverte döşemesinde iki ağacın uç uca gelmesiyle oluşan aralık.

SOKRANMAK:Söylenmek,homurdanmak,isteksiz iş görmek.

SOKU:Taş dibek.Tahıl dövmeye yarayan büyük taş dibek.

SOKUM: Yufka ekmeğinden yapılan dürüm. Lokma.

SOKUR: Köstebek.

SOL: Meksika’ya özgü bir tür bira.

SOL: Peru’nun para birimi.

SOLAK: Osmanlı devletinde padişahın muhafızlığını yapan asker sınıfı.

SOLANAHTARI:Portedeki notaların “fa” yüksekliğinde olacağını gösteren işaret.

SOLAR: Güneş enerjisi.

SOLARİS:Stanislaw Lem’in ünlü bilimkurgu romanı.

SOLARKAR: Güneş enerjisiyle işleyen otomobillere verilen ad.

SOLARYUM:Hastalıkları güneş ışınları ile tedavi etmeyi amaçlayan kuruluş. Güneş odası.

SOLAS(Safety of life at sea):Uluslar arası denizde can emniyeti sözleşmesi.

SOLDUÇ:Anadolu’nun bazı yörelerinde sağdıcın işlevini paylaşan kişiye verilen ad.

SOLFATAR: Yanardağların püskürmesindeki başlangıcı gösteren gaz tütmeleri.

SOLFEJ: Notaları değerlerine göre seslendirmeyi amaçlayan müzik çalışması.Nota eğitimi.

SOLİ:Mersin’in 10 km güneybatısında Pompeipolis de denilen antik bir kent.

SOLİDARİZM :Dayanışmacılık.

SOLİPSİZM:Felsefede tekbencilik.

SOLİTER:Tek başına oynanan bir iskambil oyunu.

SOLMA: Trabzon ilinde bir yayla.

SOLMİZASYON :Müzik notalarını hece adlarıyla gösterme sistemi.

SOLO:Tek çalgı veya tek sesle verilen konser.

SOLSTİS: Gün dönümü (21 Haziran-21 Aralık).

SOLT :Pokerde rest.

SOLUĞAN:Uzaklarda esen rüzgardan sonra başlayan dalga hareketi.

SOLVENT: Kimi maddeleri çözme özelliği taşıyan sıvı.

SOM :Masif. İçi dolu olan,dışı kaplama olmayan.Katışıksız.

SOM:Kırgızistan’ın para birimi.

SOM:Rıhtımın su üstünde kalan bölümü.

SOMA :Hint mitolojisinde ayin içkisinin elde edildiği bitkiyi kutsallaştırma.

SOMA(SUMA):İlk damıtılan ve içinde anason bulunmayan rakı.

SOMA:Cinsiyet hücreleri dışında,vücut hücrelerinin tümü.

SOMAK :Antep fıstığıgillerden , sıcak bölgelerde yetişen,kabuğu hekimlikte,yaprakları dericilikte kullanılan bir ağaç.

SOMAK:Hayvanlarda yüzün çıkıntılı ve az çok sivri olan bölümü.

SOMAKİ :Kızıl veya yeşil renkte sert porfir türü bir mermer.

SOMAT:Bektaşi ve Mevlevi tekkelerinde belli tören kuralları olan meşinden,kalın kumaştan yapılan yer sofrası.

SOMATA :Badem sübyesi.Bademden yapılan şerbet.

SOMATİK :Bedenle ilgili olan.

SOMELİYE :Görevi sadece şarap dağıtmak olan garson.

SOMON: Pembemsi turuncu renk.

SOMON: Yurdumuzda da üretilen bir balık.

SOMONİ:Tacikistan’ın para birimi.

SOMUN: Yuvarlak fırın ekmeği.

SOMUN:Cıvatanın ucuna geçirilen,içi yivli demir başlık

SOMYA:Şilteyi taşımaya ve ona esneklik vermeye yarayan yaylı kerevet.

SON: Küba kökenli bir dans.

SON:Ses gürlüğü birimi.

SONALAR: Zimbabwe’de yaşayan bir halk.

SONAR Batmış olan nesnenin yerini ve durumunu akustik dalgalarla belirleyen sistem. Çalışma ilkesi ses ötesi dalgaların yansımasına dayanan ve akustik işaretlerin denizde yayılmasıyla algılamada, ölçmede ve iletişim kurmada kullanılan dinleme aygıtı.

SONAT:Bir veya iki çalgı için yazılmış beste formu,3 veya 4 bölümden oluşan müzik eseri.

SONATİN: Kısa sonat.

SONDA: Suyun derinliğini ölçmek ya da dip tabakaların yapısını incelemek için kullanılan araç.

SONDA: Vücut içinde herhangi bir boşluk ya da mesafeye sokulan, teşhis, inceleme, tedavi için dışarı sıvı atmada kullanılan araç.

SONDAJ: Bir durum,bir düşünce ile ilgili olarak yapılan yoklama.

SONE:İki dörtlü ve iki üçlüden oluşan,on dört dizeli bir Batı şiir türü.

SONSUZPANAYIR:Halide Edip Adıvar’ın bir romanı.

SONURTU:Mantıkta,birbirine bağlı iki önermeden sonraki.

SOPRANİST: Soprano sesi bozulmasın diye gençliğinde hadım edilen erkek şarkıcılara verilen ad.

SOPRANO: En tiz kadın sesi.

SORBE:Meyveli dondurma.

SORGUÇ: Genellikle İslam ülkeleri hükümdarlarının başlıklarına takılan balıkçıl kuşu tüyü ve değerli taşlarla süslü takı.

SORGUM :Taneleri için yetiştirilen ve dıştan bakıldığında mısırı andıran tarım bitkisi(yem).

SORGUN (SORKUN) :Çalı görünümünde olan ve dallarından sepet yapılan çeşitli söğüt türlerine verilen ad.Sepetçi söğüdü.

SORİT:Öncül sayısı ikiden çok olan tasımsal çıkarım.

SORMACA :Anket.

SORMAGİR:Bartın’ın Amasra ilçesinde Roma döneminden kalma bir kale.

SOROPTİMİST:Uluslar arası iş ve meslek kadınlarını içine alan dernek.

SORORAT:Bir erkeğin karısı sağken yada öldükten sonra baldızıyla evlenmesi.

SORTİ: Askeri havacılıkta çıkış anlamında kullanılan sözcük.

SORTİ: Elektrik döşeminde lamba ya da fiş konacak kolların her biri.

SOS: Yemeğin suyu.Et,tavuk,balık suları.Yumurta,yağ gibi çeşitli malzemelerden elde edilen,yemeğe tat veren sıvı ya da krem şeklindeki kıvamlı malzeme.

SOSEH: Şanlıurfa yöresine özgü bir halk oyunu.

SOSİS:Kıyılmış,baharat katılmış etle,tütsüleme ve pişirme gibi işlemlerden sonra yapılan bir tür sucuk.

SOSYALFOBİ:Rezil olacağını düşünerek soru soramama,arkadaşlık kuramama,flört etmekten , telefonla konuşmaktan kaçınma biçiminde ortaya çıkan psikolojik hastalık.

SOSYALİZASYON:Toplumsallaştırma.

SOSYOLENGÜİSTİK :Dil,toplum ve kültür arasındaki ilişkileri konu edinen dilbilim adı.

SOSYOLOJİ: Toplumbilim.

SOTA :Argo’ da gizli yer. Argo’da,uygun durum,fırsat anlamında sözcük.

SOTE:Küçük parçalar halinde doğranmış et ve sebzelerin kızgın yağda karıştırılarak kısa sürede pişirilmesi.

SOTHOLAR: Afrika’nın güneyindeki yüksek otlaklarda yaşayan bir halk.

SOUL: Amerika’da 1960’lı yıllarda geliştirilmiş ve son derece güçlü duygular taşıyan bir kompozisyon tarzı.Bu müzik türü esas olarak ağlama,sızlama,iç çekme,feryat etme,fısıltı ve falsettolar (yüksek perdeden sesler) da içeren dramatik bir vokal üzerine kuruludur.

SOVTAJ: Kısmen hasara uğrayan sigortalı malın,sigorta şirketi tarafından sigorta bedelinin tamamı ödenerek devralınması.

SOY: İz sürmede av hayvanının aldığı koku.

SOYA: Eğimli,yatık.

SOYA:Menzil oklarının ucuna takılan,yüksük biçiminde kemik parça.

SOYKA: Tüyleri alacalı,küçük bir karga türü.

SOYLU:Asil.

SOYMANTI: Kabuğu soyulmuş değnek ya da sopa.

SÖBE:Yumurta biçiminde olan, oval, beyzi.

SÖBÜCE:Antalya’nın Korkuteli ilçesinde bir yayla.

SÖĞÜRTME:Ateşte közlendikten sonra dövülen patlıcanla yapılan bir yemek.Kuzu etinin fırında pişirilmesiyle yapılan bir tür kebap.

SÖKEL:Sakat kimse.

SÖKÜNTÜ :Ağaçlık yerden açılan tarla.

SÖLPÜK: Gevşeyip kendini koyuvermiş.

SÖLPÜMEK: Şişmanken zayıflamak.

SÖR :Katoliklerde kendini dine adayan ve manastırda yaşayan kadın.

SÖVE :Eşik.

SÖVE (SÜVE): Kapı ve pencerenin yerleştirildiği kasa,çerçeve.

SÖVEN:Büyük sopa.

SÖVEN:Çit yapmakta kullanılan büyük kızak.

SÖYLEM:Bir düşünce biçiminin yazılı ve sözlü anlatımı.

SPA:Şifalı kaynak sularıyla yada çamurla tedaviyi amaçlayan kuruluşlara verilen ad.

SPAGETTİ: İnce ve uzun İtalyan mutfağına özgü çubuk makarna.

SPALYA:Herek.

SPAM:Bilgisayarda istenilmeden gönderilen ticari duyum içerikli e-posta.Çöp posta.

SPANDAU:Nürnberg Mahkemesince 1946 da mahkum edilen Nazi savaş suçlularının kapatıldığı ünlü hapishane.

SPARADRAP:Kağıt,kumaş veya plastik madde gibi değişik maddelerden yapılan ve deri üzerine gelecek yüzüne etken madde sıvanmış olan sargı.

SPARTAKİSTLER : Almanya’da 1914-1918 yılları arasında etkinlikte bulunan devrimci sosyalist grup.

SPASİMO: Hazreti İsa’nın çarmıha getirilişinde Meryem Ana’nın çektiği acıları betimleyen resimlere verilen ad.

SPASTİK: Beyni zedelenmiş.

SPATA: Sarmaşık,palmiye gibi bitkilerde çiçekliği saran boru şeklindeki bürgü.

SPATULA :Küçük mala. Ağaçtan veya çelikten yapılmış,yiyecekleri bir yerden bir yere aktarmaya yarayan yassı alet.

SPATYOM:Bedenden kesin olarak ayrılan ruhun geçtiği mekan.

SPAZM:Özellikle kalp ve diz kaslarının elde olmadan kasılması.

SPEHSALAR:Selçuklularda başkomutana verilen ad.

SPEKÜLASYON:İleride meydana gelebilecek fiyat dalgalanmalarından yararlanarak kazanç sağlama.Kurgu.

SPEKÜLATÖR:Vurguncu. Alavereci.

SPELEOLOJİ :Mağaraları inceleyen bilim dalı.

SPENCER:Uzunluğu bel hizasına kadar olan ceket.

SPESİFİK: Yalnız bir türe özgü olan. Bir türün,bir olayın karakteristik yönünü veren.

SPESİYAL: Özel.

SPİN:Bir atom altı parçacığın yada çekirdeğin açısal momentumu.

SPİRİTÜALİZM:Evrenin gerçeğinin manevi nitelikte olduğunu,insan ve öteki varlıkların hepsinin fiziksel yapıdan ayrı ve bağımsız bir ruhsal yapısı bulunduğunu ileri süren görüş.

SPİSSENTE: Kılkuyruk ördek.

SPLİT:Klimanın iç ve dış iki ayrı üniteden geldiğini anlatan sözcük.

SPONSOR: Destekçi.Etkinliğin maddi yönünü üstlenen kimse veya kurum.

SPONTANE: Kendiliğinden.

SPOR:Çiçeksiz bitkilerde üreme organı.Mantarların,bakterilerin ve diğer tek hücreli organizmaların başka bir üreme hücresiyle birleşmeden yeni bir birey oluşturabilen üreme hücresi.

SPORADİK:Bir toplulukta az sayıda ve seyrek olarak bireylerin yakalandığı hastalıklara verilen ad.

SPOROFİT:Döl değişimi gösteren bazı bitkilerdeki eşeysiz evre.

SPOT :Kısa süreli tanıtım filmi.Kısa,çarpıcı,akılda kalıcı reklam.

SPOT:Belli bir alana verilen çok güçlü ışık.

SPOT:Bir malı çok miktarda toptancıdan veresiye aldıktan sonra piyasada değerinden daha aşağıya peşin olarak satma.

SPREY: Püskürteç.

SPRİNT: Bir yarış atının son metrelerde yaptığı kuvvetli ataklara verilen ad.

SPUTNİK: Sovyetlerin 1957’de uzaya fırlattığı ilk yapay uydu.

SR:Stronsiyum elementinin simgesi.

SRİLANKA : Eski adı Seylan olan ülke.

SRUTİ: Brahmanizm’in kutsal kitaplarının genel adı.

SS :Nazi partisinin askeri polis örgütünü simgeleyen harfler.

STABİL :Genellikle birbirine ekli metal levhalardan oluşan soyut heykel.

STABİLİTE: Dayanıklılık.

STABİLİZASYON:İstikrar.

STABİLİZATÖR:Otomobillerde eğikliği yada yayların genliğini azaltmak için şasi ve tekerleklere yerleştirilen düzen.

STABİLİZE: Dengeli,kararlı duruma getirilmiş olan.

STABİLİZE:Kum, çakıl ya da mıcırla yapılan ve buldozerle sıkıştırılan henüz asfaltlanmamış düz duruma getirilmiş,sağlamlaştırılmış yol.

STAFİLOKOK: Çeşitli hastalıklara neden olan,küre biçimli bakteriler cinsi.

STAJ:Herhangi bir meslek edinecek olan kimsenin geçirdiği uygulamalı öğrenme dönemi.

STALAG: İkinci Dünya Savaşında Almanya’da savaş tutsağı astsubayların ve erlerin toplandığı kamp.

STALAKMİT:Dikit.

STALAKTİK:Sarkıt,damla taş.

STAMEN: Erkek organ(Çiçeğin).

STAND (STANT): Sergilerde çeşitli firmalara ayrılmış yerlerin her biri. Bir sergide yada fuarda malların sergilendiği yer. Tezgah,sergi.

STANDART:Örnek veya temel olarak alınan tek biçim.

STANDUP :Sözçatar.

STANT :At yarışlarında seyirci tribünü.

STAR:Yelkenli bir yarış teknesi.

STARKİNG:Kırmızı renkli bir elma cinsi.

STARLİÇE:Cennet kuşu da denilen ve gösterişli çiçekleri olan bir süs bitkisi.

START: Çıkış,çıkış yeri.

STARTER:Yarışlarda çıkış işaretini veren hakem.

STASİ:Eski Doğu Almanya’da etkinlik gösteren gizli polis örgütü.

STATER:Antik çağlarda Akdeniz dünyasında kullanılan bazı paralara verilen ad.

STATİK: Durağan.Hareketsiz bir cisme etki eden kuvvetleri inceleyen mekanik dalı.

STATOLİT:Omurgalılarda,denge ve yönelimle olan ilgileri bakımından işitme taşlarına verilen ad.

STATOR:Duruk.

STATÜ:Bir topluluk içinde bir kimsenin durumu ya da kazandığı saygınlık.

STATÜ:Kamu kuruluşlarının ve devlet memurlarının temel hak ve yükümlülüklerini belirleyen yasalar,tüzükler ve yönetmelikler bütünü.

STATÜKO:Yürürlükte bulunan antlaşmalara göre olması gereken veya süregelen durum

STAVANGER :Norveç’te kent.

STAZ : Organizmada oluşan bir sıvının akışının durması.

STAZOFOBİ:Sinirsel hiçbir bozukluğu olmadığı halde bazı kişilerin sıkıntı verici bir kaygı sonucu ayakta duramaması ya da durmakta güçlük çekmesi.

STEL:Antik çağda daha çok mezar taşı işlevi gören ama adak,anı veya sınır taşı olarak da dikilen yekpare taş levha. Yazılı dikilitaş.Ölünün portresini taşıyan mezar sütunu.

STEN:Dokuz milimetre çapında,İngiliz yapısı,hafif,kullanışı kolay bir tür makineli tüfek.

STENO:Kısa ve yalın işaretlerden oluşan bir yazı yönteminin kısa yazılışı.Çabuk yazmaya elverişli bir yazı sistemi.

STENOGRAFİ: Söylenen sözleri söylendiği kadar çabuk yazmaya elverişli,kısa ve yalın işaretlerden oluşan yazı yöntemi.

STENOTİP:Stenografi için yapılmış yazı makinesi.

STENSİL: Duvarlara çiziktirilen resimlere verilen ad.

STENT: Tıpta,kalbe giden damarlardaki tıkanıklığı gidermek amacıyla takılan cihaz.

STEP:Müzik eşliğinde yapılan bir çeşit jimnastik.

STEPNE : Motorlu taşıtlarda yedek olarak bulundurulan tekerlek.

STEPS:Basketbolda hatalı yürümeye verilen ad.

STER: Yığın durumundaki yakacak odun için kullanılan,1 metre küpe eşit hacim ölçüsü birimi.

STEREOTİP:Etnik bir grup,kabile ya da ulus için öngörülen basmakalıp yargı.

STERİLİZASYON:Bir yaranın,bir maddenin laboratuar ya da ameliyat araçlarının taşıdığı ferment ve mikropları yok etme.

STERİLİZE: Her türlü mikroptan arınmış.

STETESKOP:Doktorların kulaklarına takarak insanların iç organlarını dinlemek için kullandıkları tıbbi alet.

STEVYA:Anayurdu Paraguay olan ve şeker otu,tatlı ot gibi adlar da verilen bir bitki.

STİCKER: Çıkartma.

STİFNO: İt üzümü,bambul otu gibi adlar da verilen ve salatası yapılan,Ege yöresine özgü bir ot.

STİGMA: Nazi Almanya’sında Yahudilerin takmak zorunda oldukları,altı köşeli sarı yıldız simgesi.

STİL:Tarz,biçem,üslup.

STİLİST:Giyim eşyası alanında uzmanlaşmış moda desinatörü.

STİLTON:İnek sütünden yapılan mavi küflü klasik İngiliz peyniri.

STİPA:Mantarlarda şapkayı taşıyan sapa verilen ad.

STL :Suriye Plakası.

STOA: Önünde sütunların yer aldığı üstü örtülü salon.Eski Yunan mimarlığında,genellikle bir agora içinde yer alan revak.

STOK: Bir satış yerinde satışa hazır bulundurulan malların tümü.

STOLA:Eski Romalı kadınların elbisesi.

STOMA:Bitkilerde gaz alışverişine yarayan aralıklar.

STOMATİT :Ağız ve diş etleri mukozasının iltihaplanması.Ağız yangısı.

STONEHENGE:İngiltere’de ünlü bir eskiçağ anıtı.

STOP:Dur anlamında bir sözcük.

STOPAJ:Vergi için,ödenilen paradan kanunun öngördüğü ölçüde yapılan kesinti,kaynaktan kesme. Ön kesinti.

STOPER:Futbolda defansta oynayan ön orta oyuncu.

STOR :Ağaç veya kumaştan yapılmış bir kanal içinde hareket ederek açılıp kapanan perde.

STORNELLO:Özellikle doğaçtan söyleme yarışmalarında kullanılan İtalyan halk şiiri biçimi.

STRATEJİ:Önceden belirlenen bir amaca ulaşmak için tutulan yol.

STRATOSFER: Yer atmosferinin 10-60 km yükseklikleri arasında kalan katman.

STRATUS:Gri renkli,sise benzeyen fakat yere kadar inmeyen bulut tabakası,katmanbulut.

STREÇ: Yiyecekleri korumak amacıyla kullanılan saydam ve esnek kaplama gereci.

STREPTOMİSİN: Verem basiline,şarbon,difteri,menenjit gibi hastalıklara sebep olan mikroplara karşı kullanılan bir tür antibiyotik.

STRES:Kaygı,üzüntü,gerilim.İnsanın bedensel ve ruhsal dengesini bozan her türlü etkene verilen ad.

STRİKNİN:Kargabükenden çıkarılan etkili bir zehir.


Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 14:52