Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa

T - (TA-TYURATAM) - Sayfa 2

e-Posta Yazdır PDF
Makale İçeriği
T - (TA-TYURATAM)
Sayfa 2
Sayfa 3
Tüm Sayfalar

TAVAHİMAHİ:Lübnan mutfağına özgü kıyma,patlıcan,pekmez,tahin gibi malzemelerle hazırlanan bir yemek.

TAVANFİYAT:Hisse senetlerinin bir seans içinde işlem görebileceği en yüksek fiyat.

TAVAŞİ:Osmanlılarda saraylarda hizmet eden hadımların genel adı,hadım ağası.

TAVAT: Gürcistan’da soylu kabul edilen kimselere verilen ad.

TAVERNA :Çalgılı meyhane.

TAVHANE:İçinde bitki yetiştirilen sobalı camlık,limonluk,sera.

TAVIR: Davranış.

TAVİÇE:Osmanlılarda akıncıların amiri durumundaki çeribaşılara verilen ad.

TAVİL: Aruz ölçüsünün ana kalıplarından biri.

TAVLA :At ahırı.

TAVLA: On beşer pulla ve iki zarla oynanan oyun.

TAVLI: Semiz,şişman.

TAVSAMAK: Gücünü,hızını kaybetmek,yavaşlamak,gevşemek.

TAVSİF: Nitelendirme,niteliklerini söyleme.

TAVŞAN: Tahta oymacısı.

TAVŞANATLET: Koşu yarışlarında, rekor kırılabilmesi için önde koşarak tempoyu artıran atlete verilen ad.

TAVŞANKANI: Parlak ve koyu kırmızı renk.

TAVUK:Sülüngillerden,eti ve yumurtası için üretilen kümes hayvanı.

TAVUKKARASI :Az aydınlık yerlerde görememe biçiminde beliren göz hastalığı.

TAVULGA:Kabuğu kırmızı ya da erguvani renkte olan ve sepicilikte kullanılan bir söğüt türü.

TAVUSKUŞU: Sülüngillerden,erkeğinin tüyleri uzun,kuyruğu parlak,güzel renkli,acı ve tiz sesli bir kuş türü.

TAVZİF: Görevlendirme.

TAVZİH: Açıklama,aydınlatma.

TAY: Atın yavrusu.

TAY: Denk,eşit,eş.

TAY:Hayvanın bir yanındaki yük.

TAYA: Dadı.

TAYDAŞ: Yaş,meslek,toplumsal durum vs bakımından birbirine eşit olanlardan her biri,öğür,akran.

TAYF:Birleşik bir ışık demetinin bir biçmeden (prizmadan) geçtikten sonra ayrıldığı basit renklerden oluşmuş görüntü. Işığın bileşenlerine (temel gökkuşağı renklerine) ayrılması.

TAYFA:Gemide türlü işlerde çalıştırılan işçi.

TAYFBİN:Güneşin yedi rengini ayrıştıran spektroskop.

TAYFUN:Çin denizinde ve Hint denizinde görülen güçlü tropikal siklon.

TAYFURSÖKMEN:Hatay devletinin ilk ve tek cumhurbaşkanı olan Türk devlet adamı.

TAYGA:Sibirya’da çok geniş yer tutan ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan sık ormanlara verilen ad.

TAYGELDİ:İkinci kez evlenen kadının beraberinde götürdüğü çocuklar.

TAYIN: Asker azığı.

TAYİNAT: Hatay ilinde ünlü bir arkeolojik buluntu yeri.

TAYKO:İki sopayla çalınan,fıçı biçiminde Japon davulu.

TAYKONOT: Çin’de uzay pilotu ya da uzay yolcusuna verilen ad.

TAYLASAN: Sarığın omuza sarkıtılan ucu.

TAYLORİZM:İşçi emeğinden mümkün olduğu kadar fazla yararlanmayı hedef alan bir üretim yöntemi.

TAYR:Eski dilde kuş(Arapça).

TAYT: Esnek kumaştan yapılan ve bacakları sımsıkı saran bir tür pantolon.

TAYYAR: Uçucu.

TAYYARE: Uçak.

TAYYİP: İyi,güzel,hoş.

TAZ :Rusya’da kıyı ırmağı.

TAZAMMUN : Kapsama, içerme, içine alma.

TAZARRU:Yakarma.

TAZI:Genellikle tavşan avında kullanılan,uzun bacaklı,çekik karınlı,çok çevik bir köpek cinsi.

TAZİM: Saygılı olma,yüceltme.

TAZİP: Azaba sokma,üzme.

TAZİYE: Şiilerin Kerbela olayıyla ilgili olarak genellikle muharrem ayında düzenledikleri seyirlik oyun.

TAZİYE:Başsağlığı dileme.

TAZİYE:Murathan Mungan’ın ödüllü bir tiyatro eseri.

TAZMİN: Zararı ödeme.

TAZMİNAT: Ödence,zarar ödentisi.

TB:Terbiyum’un simgesi.

TC: Teknesyum.

TC:Türkiye Cumhuriyeti kısaltması.

TE : Tellür’ün simgesi.

TE: Borudan kol almakta kullanılan bağlantı parçası.

TE:Mühendis cetveli.

TEADÜL:Birbirine denk olma,denklik.

TEALİ :Yükselme, yücelme.

TEAMÜL: Gelenekler. Bir yerde öteden beri olagelen davranış.

TEATİ: Karşılıklı alıp verme.

TEAVUN: Çerkez cemiyeti.

TEB:Eski dilde sıcaklık,hararet.

TEB:Eski Mısır’ın en parlak dönemindeki başkenti.

TEBAA :Uyruk.

TEBAH:Bozuk,çürük,yıkılmış.

TEBARÜZ: Belirme,görünme.

TEBCİL: Yüceltme,ululama.

TEBDİL: Değiştirme.

TEBE:Eski dilde tabi olanlar.

TEBELLEŞ:Dadanma.

TEBER: Eskiden kimi dervişlerin silah olarak taşıdıkları sapı uzun,keskin ayça biçiminde küçük ve hafif balta.

TEBER:Meşin kesmek için kullanılan araç.

TEBERİK:Armağan,andaç.

TEBEROTU: Halk dilinde havuca verilen ad.

TEBERRU: Bağış.

TEBESSÜM: Gülümseme.

TEBEYYÜN: Belirlenme.

TEBLİGAT: Bildirimler.

TEBLİĞ:Bildiri.

TEBRİYE :Aklama,temize çıkarma.

TEBRİZ: Türk müziğinde bileşik bir makam.

TEBŞİR: Müjdeleme,muştulama.

TECAHÜL:Bilmez gibi görünme,görmezlikten gelme.

TECANÜS: Bir bütünü oluşturan öğeler arasında uyum bulunması durumu.

TECDİT: Yenileme.

TECEDDÜT: Yenileşme,yenilik.

TECELLİ : Kader, alınyazısı.

TECELLİ: Belirme,görünme,ortaya çıkma,meydana çıkma.

TECESSÜM: Cisimlenme,boyut kazanma,görünmeye başlama,belirme.

TECESSÜS: Belli etmeden,kendisini ilgilendirmeyen şeyleri öğrenmeye çalışma.

TECHNOFOBİ:Teknoloji korkusu.

TECİL: Erteleme.

TECİM:Eski dilde ticaret.

TECİMEN: Tüccar.

TECRİT: Ayırma,ayrı bir yerde tutma,yalıtım.

TECVİT: Kelimelerin söylenişinde,seslerin çıkışlarına,uzunluk ve kısalıklarına göre okunması.

TECZİYE:Cezalandırma.

TEÇHİZAT:Silah dışındaki savaş gereçleri,donatı. Donanım.

TEDAİ: Çağrışım.

TEDARİK: Araştırıp bulma,sağlama,elde etme.

TEDAVÜL: Sürüm.Geçerlilik.Mal ya da paranın elden ele dolaşması.

TEDHİŞ: Korku salma,yıldırma,terör.

TEDİP: Uslandırma,yola getirme,terbiye etme.

TEDİYE: Ödeme.

TEDRİCEN: Azar azar,giderek,gittikçe.

TEDRİS:Ders verme,öğretme,öğretim.

TEDRİSAT:Öğretim.

TEDVİR: Asıl görevlisi olmadığı halde diğer kişi tarafından o işi yapma. Çevirme, döndürme.

TEESSÜF: Acınma,yerinme.

TEESSÜR:Üzülme,üzüntü.

TEESSÜS: Kurulma,ortaya çıkma.

TEF:Etiyopya’da yetişen,ekşimsi ve hoş bir çeşit ekmeğin yapımında kullanılan tahıl.

TEF:Zilli bir kasnağa geçirilmiş kursak zarından oluşan çalgı.

TEFARİK:Kokulu ve esanslı yağı halk hekimliğinde kullanılan otsu bir bitki.

TEFAZÜL:Erdem ve meziyette birbiriyle yarışma.

TEFE:Dokuma tezgahında tarağı tutan ağaç veya metal parça.

TEFEKKÜR: Düşünme,düşünüş.

TEFERRUAT: Ayrıntılar.

TEFERRÜÇ: Açılma,rahatlama.

TEFESSÜH: Çürüme,bozulma,kokuşma.

TEFEÜL:Şiir kitapları açılarak bakılan eski bir falcılık yöntemi.

TEFİL:Eski dilde fal açma,fal baktırma.

TEFİLE:Aruz ölçüsünde bir dize ya da beyitte bulunan kalıp parçalarının her biri.

TEFRİK: Ayırma.

TEFRİKA:Eski dilde yazı dizisi.

TEFRİŞ:Bir yeri gerekli eşya ile döşeme.

TEFSİR: Yorum.

TEFTİŞ:Denetleme,denetim.Bir görevin yolunda yürütülüp yürütülmediğini anlamak için yapılan araştırma.

TEGANNİ:Şarkı söyleme.

TEGUCİGALPA: Honduras’ın başkenti.

TEĞELTİ: Eyerin altına konan keçe.

TEĞET:Matematikte,bir eğrinin yanından geçen ve ona ancak bir noktada değen doğru.

TEHACÜM: Birlikte ve birden hücum etmek.

TEHAŞİ: Çekinme,korkma.

TEHECCÜD: Gece namazı.

TEHİ :Boş,ıssız.

TEHİR: Sonraya bırakma,erteleme.

TEHYİÇ: Coşturma,heyecanlandırma.

TEHZİP: Düzeltme,ıslah etme.

TEİZM:Tanrıcılık.

TEKA: Antik çağlarda lahit olarak kullanılan mermer sandık.

TEKABÜL:Karşılık olma, karşılama.

TEKALİF: Eski dilde vergiler anlamında sözcük.

TEKAMÜL: Olgunlaşma,evrimleşme.

TEKAPU: Dalkavukluk etme.Birinin her dediğini ve yaptığını onaylama.

TEKÇİ:Monist.

TEKE: Antalya ve Fethiye körfezleri arasında yer alan yarımadanın adı.

TEKE:Bir cins karides.

TEKE:Erkek keçi.

TEKEBBÜR: Kibirlenme,büyüklenme,kurum,çalım.

TEKEDİKENİ:Patlıcangiller familyasından yüksek çalı biçiminde dikenli bitki.

TEKEFFÜL: Kefil olma.

TEKEL: Kısa bacaklı ve tıknaz bedenli bir köpek cinsi.

TEKELİ:Orta Karadeniz bölgesinde bir dağ.

TEKELLÜF:Zahmet veren bir iş görme,güçlüğe katlanma.

TEKERRÜR: Tekrarlanma.

TEKESAKALI:Bileşikgillerden,kökleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki

TEKEVVÜN: Oluş,oluşma,var olma,doğuş.

TEKEZORTLATMASI:İç Ege yöresinde oynanan bir halk oyunu.

TEKFUR: Bizans imparatorluğu zamanında vali düzeyinde olan yöneticilerle Anadolu ve Rumeli’deki Hıristiyan beylerine verilen ad.

TEKİLA:Meksika’ya özgü sert bir içki.

TEKİN: Uğurlu.

TEKİN:Eski Türklerde bir babanın taşınmaz mallarının mirasçısı olan en küçük oğul.

TEKİNARAL:Bir karikatürcümüz.(1941-1999 yılları arasında yaşadı).

TEKİR: Postu siyah çizgili ve benekli, kül renginde kedi.

TEKİR:Barbunyaya benzeyen bir balık.

TEKİROVA:Antalya’nın Kemer ilçense bağlı turistik bir yöre.

TEKİT:Önceden yazılmış ve gerekli süre içinde cevaplandırılmamış bir yazıyı yineleme. Üsteleme,kuvvetleştirme,sağlamlaştırma.

TEKKE:Derviş denilen tasavvuf ehlinin toplandığı,barındığı,zikrettiği,ibadet ettiği yer.(Dergah).Aslı,tekye’dir.Farsçada dayanmak,dayanılan yer anlamına gelir. Dinsel işlevin dışında eğitim,öğretim ve sanat kurumu niteliği taşıyordu.

TEKKOZ:Hatay’ın Dörtyol ilçesinde,tabiatı koruma alanı kapsamına alınan bir orman bölgesi.

TEKLİF: Öneri.

TEKNOKRASİ:Sanayi,ekonomi ve devlet yönetiminin politikacılar değil, uzmanlar, teknisyenler ve uygulayımcılar tarafından yönetilmesine dayanan sistem.

TEKRE:Çevre,bölge.

TEKS (TEX VİLLER): Novajo kabilesinin beyaz reisi olan,Bonelli’nin yazıp Galeppini’nin hayat verdiği efsanevi İtalyan çizgi roman kahramanı.

TEKSİF: Yoğunlaştırma,toplama,koyulaştırma.

TEKSTİL:Dokumacılık.

TEKTONİK :Parçalanıp dağılmış yer katmanlarının birbirleriyle olan ilgilerini,süreçlerini araştıran yerbilim dalı.

TEKVİN: Oluşturma,var etme,yaratış,yaratma. Eski Ahit’in ilk kitabı.

TEKZİP:Yalanlama.

TELA:Kumaşla astar arasına konularak giysinin dik durmasını sağlayan kolalı bez.

TELAFFUZ: Söyleyiş,söyleniş.

TELAFİ:Yerine koyma.

TELAKİ:Buluşma,kavuşma.

TELAKKİ:Anlayış,görüş.

TELAMAN: Akhalar döneminde kılıç ve kalkanın asıldığı,altın yada gümüş işlemeli deri omuz kayışı.

TELATİN :Bir tür kalın,sağlam ve yumuşak dana veya öküz derisi.

TELCİK:Botanikte çok ince bazı organlara özellikle köklerin ince ayrıntılarındaki ince iplikçiklere verilen ad.

TELDOLAP:Yanları ve kapağının aynası sinek telinden yapılmış yemek dolabı.

TELE: Yapısına girdiği sözcüğe uzak anlamı katan yabancı bir önek.

TELEF:Boş yere harcama,yıpratma.

TELEFOTO:Fotoğraf,yazı,resim gibi görüntülerin elektrik akımıyla iletilmesi yolu.

TELEK:Kuşların gövde,kanat ve kuyruğunda bulunan,uçma,örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan çeşitli renklerde kalın eksenli tüy.

TELEKE: Kanat teleklerinin uzun ve serti.

TELEKİNEZİ:Parapsikolojide,zihnin madde üzerinde yoğunlaşarak maddede hareket yada değişime yol açması. Ruh biliminde nesnelerin dokunulmaksızın hareket edişi.Uza devim.

TELEKOMÜNİKASYON:Haber,yazı,resim,sembol veya her çeşit bilginin tel, radyo, optik ve başka elektromanyetik sistemlerle iletilmesi,bunların yayımı veya alınması, uziletişim.

TELEKS :Uz yazım.

TELEM:Pulluğun toprakta bıraktığı çizgi iz.

TELEME: Bir tür yağsız ve tuzsuz peynir.

TELEME: Samsun yöresine özgü,süt ve kuru incirle yapılan,dondurmaya benzer bir tatlı.

TELEMETRE:İki nokta arasındaki uzaklığı ölçmeye yarayan gereç.

TELEOBJEKTİF:Uzaktaki cisimlerin çok yakın görüntülerinin elde edilmesini sağlayan,çok uzun odaklı mercek türü.

TELEOLOJİ:Felsefede,olayların ve ilişkilerin bir amaca yada sona yönelik olduğu görüşü,erekbilim.

TELEPATİ :Uzaduyum.

TELESİMEK :Çok yorulmak.

TELESİNE:Bir sinema filmini televizyonda göstermeye yarayan cihaz.

TELESİYEJ: Kayakçıları ya da yayaları,sürekli hareket halindeki bir kabloya asılı oturma yerlerinde taşıyan bir tür teleferik.

TELETE: Bir tarikata giriş,kabul töreni.

TELETE:Zeugma’da şarap tanrısı Dionysos’un yanında resmedilen kadın.

TELİF: Eski dilde uzlaştırma.

TELİF: Kitap yazma. Bir eser üzerindeki hak.

TELİK: Eskiden kadınların çarşaf yerine başörtüsünün üstünden örtündükleri örtü.

TELİN:Lanetleme.

TELİS :Bitkisel tellerden yapılmış kaba örgülü büyük çuval.

TELKARİ: Tel haline getirilmiş altın ya da gümüşü işleyerek yapılan kuyumculuk işleri.Altın veya gümüş telleri eğip bükerek desenler yapma ve bu desenleri birbirine ya da bir zemine kaynakla tutturma tekniği.

TELKIRMA: Tül üzerine sırma işleyerek yapılan elişi.

TELKUYRUK: Denizlerde ve iç sularda yaşayan,küçük bedenli ve göçmen bir yaban ördeği.

TELLAK:Hamamda insanları keseleyip yıkayan erkek.

TELMİH:Anlatılmak istenen şeyi söz arasında imalı olarak belli etme,açıkça söylememe. Bir mısrada yada beyitte bilinen bir olayı,bir atasözünü yada fıkrayı hatırlatma sanatı.

TELŞEHRİYE:İnce tel biçiminde, hamurun kurutulup kesilmesiyle elde edilen ve genellikle çorbası yapılan bir yiyecek türü.

TELTEL: Pişmaniyeye verilen bir başka ad.

TELTİK:Bir şeyin tamamlığını bozan eksiklik ya da fazlalık

TELVE:Fincanın dibine çöken kahve tortusu.

TELVİS:Kirletme, pisletme.

TEM: Kuzey Avrupa ülkeleri ile Ortadoğu’yu birbirine bağlayan otoyolun simgesi.

TEMADİ:Sürme,sürüp gitme,uzama.

TEMARUZ: Kendini hasta gibi gösterme.

TEMAŞA:Hoşlanarak bakma.

TEMAŞAHANE:Eskiden tiyatroya verilen bir ad.

TEMATİK:Bir tema etrafında oluşan. Konusal.

TEMAYÜL:Bir tarafa meyletme,eğilim.

TEMAYÜZ: Başkalarına göre üstün duruma gelme,sivrilme,seçkinleşme.

TEMBUL:Hindistan’da yetişen tırmanıcı bir biber ağacı.

TEMCİT: Recep,Şaban ve Ramazan ayları süresince sabah ezanından sonra minarelerden okunan ve Allah’ın ululuğunu belirten dua.

TEMDİT: Uzatma.

TEMEK: Ahırlarda gübreyi dışarı atmak yada ahıra saman almak için kullanılan kapaklı yada kapaksız delik,pencere.

TEMEL: Zeminin üzerinde oluşturulan,kolonların yükünü alan taşıyıcı yapı elemanı.

TEMELLÜK: Kendine mal etme.

TEMENOS: Bir ya da birçok tapınağı içeren etrafı duvarlarla çevrili kutsal alan.

TEMERRÜT: Gecikme.Karşı durma.Borçlunun borcunu zamanında ödememesi.

TEMETTÜ:Kazanç.

TEMİLAV: Doğu ve İç Anadolu’da yaygın bar türü bir halk oyunu.

TEMİNAT: Güvence.

TEMİR:Vali olarak atama.

TEMKİN:Bir işin sonunu düşünerek ölçülü,tedbirli davranma.

TEMLİK: Devretme.Mülk olarak verme. Bir malın sahipliğini başkasına devretmek.

TEMPERA:Suyla karışabilen pigmentlerle yapılan resim.

TEMPO: Bir müzik yapıtının seslendirilme hızı.

TEMPURA: Deniz ürünlerinin ve sebzelerin tavada çok kızgın yağda pişirilmesiyle yapılan Japon yemeği.

TEMRE:Temriye de denilen deri hastalığının halk arasındaki adı.

TEMREN: Demir parmaklık çubuklarının ucundaki sivri kısım.

TEMREN:Ok,kargı gibi şeylerin ucundaki delici ve kesici sivri demir.

TEMRİN:Tekrarlatarak alıştırma.

TEMSİL: Benzetme.

TENAKUS:Azalma,eksilme.

TENAKUZ: Çelişme,çelişki. Anlam aykırılığı.

TENASÜH: Ruh göçü.

TENASÜP: Oran,orantı,uyma,yakışma.

TENASÜP:Birbiriyle ilgili sözcük ve kavramların dizelerde toplanması sanatı.

TENDER :Bir buharlı lokomotifin hemen arkasına yerleştirilen ve lokomotifin beslenmesi için gerekli yakıt ve suyu taşıyan araç.

TENDON:Kasları vücuttaki öbür organ ve dokulara bağlayan yapı,kiriş.

TENEBBÜH: Uyanma,uyarım.

TENEDOS: Bozcaada’nın antik dönemlerdeki adı.

TENEKAR: Mukavva yapımında ,kabı kurtlanmaktan korumak için kolaya katılan bir madde.

TENEKE: Yaşar Kemal’in bir romanı.

TENEKE:Yumuşak çelikten yapılmış üzeri kalay kaplı ince sac.

TENENTİSMO: Ülkede toplumsal adaleti sağlamaya yönelik reformlar yapılmasını amaçlayan,çoğu yoksul ailelerden gelme genç ve idealist Brezilyalı subaylar arasında 1920’lerde gelişen hareket.

TENEŞİR :Üzerinde ölü yıkanan kerevet, salacak.

TENEVVÜR:Aydınlanma.

TENEZZÜL: Alçalma,alçakgönüllülük gösterme.

TENG:Eski dilde zor.

TENGE :Kazakistan’ın para birimi.

TENİS :Alan topu.

TENKİS: Azaltma,eksiltme.

TENKİYE:Anüsten su vermek yoluyla kalın bağırsağın içini temizleme.Lavman.

TENNURE:Mevlevi dervişlerinin giydiği kolsuz,yakasız,yırtmaçlı,beli kırmalı,uzun ve geniş etekli beyaz giysi. Tennure,insan sevgisini ve barışı temsil eder.Üzerine giyilen siyah pelerin ise maddi dünyanın nimetlerini sembolize etmektedir.

TENOR:En tiz erkek sesi.

TENÖR: Maden cevheri içindeki saflık oranı.

TENSIKAT: Bir işyerinde kadro düzenlemeleri,işten çıkarma.

TENSİP: Uygun görme,yaraştırma. Uygun bulma.

TENŞİT:Şenlendirme.

TENTE: Güverteyi yağmur ve güneşten korumak için açılan branda,bez,naylon veya başka bir malzemeden (çoğu çadır bezinden) yapılmış örtü.Gölgelik.

TENTENE:Dantela sözünün halk dilinde söylenişi.

TENVİR (TENVİRAT): Aydınlatma, ışıklandırma.

TENYA:Bir bağırsak asalağı,şerit.

TENZİH: Kusur kondurmama.

TENZİL: İndirme,azaltma,çıkartma,aşağı düşürme,aşağılatma.

TENZİLAT: Fiyat indirimi,ıskonto.

TEOFOBİ: Tanrıdan aşırı derecede korkma.

TEOLOJİ:İlahiyat.Tanrı bilimi.

TEOREM:Kanıtlanabilir bilimsel önerme.

TEORİ: Kuram,nazariye.

TEOS : İzmir’in Seferihisar ilçesindeki ünlü antik kent.

TEOSOFİ:Kökeni ilk çağa dayanmakla birlikte özellikle 19. ve 20. yüzyıllarda Batı’da dinsel düşünceyi etkilemiş olan mistik eğilimli dini felsefe.

TEPELİK:Anadolu’da köylü kadınların kullandıkları, altın ve gümüş paralarla,bazı değerli taşlarla süslü başlık.

TEPENGİ:Enli eyer kolanı.

TEPEROTU:Havuca verilen bir başka ad.

TEPHİR: Buğulama,buğuya tutma,etüvden geçirme.

TEPİR:Tahılı saman ve kavuzlardan ayırmaya yarayan,kıldan yada kamıştan yapılmış elek.Tahılın taşını ayıklamaya yarayan elek.

TEPİSKİ:Tespih.

TEPKİ: Herhangi bir etkiye yanıt olarak doğan söz ya da davranış.

TEPSİ: Maden,cam,emaye ve ağaçtan yapılan,bardak,fincan,tabak gibi eşyaların taşındığı kenarlı,kenarsız,kulplu,kulpsuz tabak.

TER: Bazı işlere karşılık ödenen ücret.

TER: Kastamonu yöresinde yufka ekmeğine verilen ad.(Ter,ince anlamına geliyor).

TER:Testi,küp gibi şeylerden sızan su damlacıkları.

TERA:Japonya’daki Buda tapınaklarına verilen ad.

TERAHİ: Bir işi zamanında yapmama,ihmal etme.

TERAKKİ: Gelişme.

TERAN: Deve yavrusu.

TERANE :Ezgi,makam,nağme.

TERAPİ:Sağaltım,tedavi.

TERAS: Bir yapının damında çevresi ve üstü açık yer.

TERAS: Toprak seki.

TERATOLOJİ:Ucubeleri inceleyen bilim.Doğuştan gelen bozukluklar ya da kusurlar için kullanılan bir terim.

TERAZİ:İp cambazlarının dengeyi sağlamak için kullandıkları uzun sırık.

TERBİ: Küçük bitkilere verilen ortak ad.

TERBİYEETMEK: Et gibi bazı çiğ malzemelerin hoş bir aroma kazanmaları ve yumuşamaları için zeytinyağı,soğan,defne yaprağı,tane karabiber,sarımsak gibi baharat ve otlarla bir süre bekletilmesi.

TERBİYEETMEK: Yemeklerin duru olan sularının un,yumurta,yoğurt,limon gibi malzemelerle koyulaştırılması,lezzetlendirilmesi.

TERCÜMAN: Çevirmen.Dilmaç.

TERCÜMEİHAL: Özgeçmiş.

TERE :Turpgillerden,yaprakları salata olarak yenen baharlı bitki.

TEREBENTİN (TEREMENTİ): Kozalaklılardan ve bazı ağaçlardan ya da kendi kendine ya da ağacın çizilmesiyle akan,yağlı boya,yağlı vernik üretiminde ve inceltilmesinde kullanılan,ince,renksiz,kokulu reçine.

TEREK: Ahırdaki gübreyi dışarı atmak için kullanılan pencere.

TEREK: Evlerde yada dükkanlarda yüksekçe yerde yapılan raf.

TEREK: Nişastayla yapılan bir çeşit tatlı.

TEREKE: Ölen bir kimseden kalan her şey,bırakıt,miras,kalıt.

TEREKEMELER:Kars ve Ardahan yöresinde yaşayan Türkmen kökenli bir halk.

TERENCE YOUNG :Doktor No, Rusya’dan Sevgilerle, Yıldırım Harekatı gibi James Bond filmleriyle tanınan İngiliz sinema yönetmeni.

TERENNÜM: Güzel ve alçak sesle şarkı söyleme.

TEREŞKOVA:Uzaya çıkan ilk kadın olan Rus kozmonot(6 Haziran 1963)

TERFİ:Bir görevde yükselme.

TERGAL:Sentetik polyester lifleri veya ipliği.

TERHİN :Rehin verme.

TERİLEN :Tergal adı da verilen,sentetik iplikle dokunmuş kumaş türü.

TERİM:Bir bilim,sanat,meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime.

TERİYAKİ:Tavuk,et yada balığı ızgarada pişirerek yapılan bir Japon yemeği.

TERİYE :Cesareti ve gücü ile tanınan dayanıklı bir köpek cinsi.

TERK :Tarikat ehlinin başlığında bulunan kabarık dilimler.

TERKİ:Eyerin arka bölümü. Eyer çantası,sırt çantası.

TERKİBİBENT: Divan edebiyatında uyakları başka başka olan birkaç bentten oluşan ve her bendin sonunda kafiyeleri aynı birer beyti bulunan manzume biçimi.

TERKİN: Silme.Kayıt silme.

TERKİP :Bileşim, bileştirme.

TERKOS: İstanbul’da bir göl.

TERLİK:Beyaz patiskadan dikilen yada yünden örülen takke.

TERLİK:Genellikle ev içinde giyilen hafif ayakkabı.

TERLİKSİ:Kirli ve durgun sularda yaşayan,yassı gövdeli,bir gözeli hayvan.

TERMALİZM:Şifalı sulardan yararlanma etkinliği.

TERME:Bir tür yaban turpu.

TERMİK:Isının üretilmesini,iletilmesini ve kullanılmasını inceleyen fizik dalı.

TERMİKSANTRAL: Katı ve sıvı yakıtları yakarak elektrik enerjisi üreten santraller.

TERMİNOLOJİ:Bir sanat kolunda,bilim dallarında yada teknik alanlarda özel olarak kullanılan terimlerin tümü.

TERMİT:Ak karınca, divik gibi adlar da verilen bir böcek.

TERMİYE: Acıbakla,Yahudi baklası gibi adlar da verilen ve nohuda benzer meyveleri kaynatıldıktan sonra yenen bitki.

TERMOFOR: Kauçuktan veya türlü maddelerden yapılan,içi sıcak su veya kimyasal bir madde ile doldurularak sürekli ısı sağlayan kap.

TERMOMETRE: Sıcaklık ölçer.

TERMONİ:Doğu Karadeniz yöresine özgü,pekmezle yapılan aşuremsi bir tatlı.

TERMOPLAST:Sıcakta biçim verilmeye elverişli,soğukta oldukça sert olan,kalıplandıktan sonra biçim değiştirmeyen yapı malzemesi.

TERMOS:Yalıtım maddesiyle kaplı metal bir kılıf içine yerleştirilen,aralarında hava boşluğu bulunan çift çeperli cam şişeden oluşan,içine konan sıvının sıcaklığını uzun süre koruyan kap.

TERMOSTAT: Isı denetir.

TERÖR:Yıldırma, korkutma.

TERRAKOTTA: Sırsız seramik.Arkeolojide pişmiş toprak anlamına gelen İtalyanca bir terim.Sarıdan kızıl kahveye kadar değişik renklerde,tuğla ve kiremitten çok daha düzgün,ince dokulu pişmiş toprak(Kalıplı kornişler,vazolar,heykelcikler ,kap kacaklar ve duvar blokları yapımında kullanılır).

TERS:Hayvan pisliği.

TERSA:İskambilde üçlüye verilen ad.

TERSAKAN :Yeşil ırmağın bir kolu.

TERSAKAN:Tuz gölünün batısında bir göl.

TERSANE:Gemi yapılan yer ,fabrika,tezgah veya sanayi merkezi..

TERSANELİ:Osmanlı İmparatorluğunda deniz subay ve erlerine verilen ad.

TERSELME: Sıcaklık nedeniyle su buharı ve kirli gazların atmosfere yükselmeyip yeryüzüne çökmesi,inversiyon.

TERSO:Argo’da elverişsiz iş ya da durum.

TERTİP :Beraber asker olanlar.Askere alınma dönemi.

TERZARİMA:Üçer dizelik bentlerden oluşan bir İtalyan şiir türü.Dante’nin İlahi Komedya eserinde kullandığı şiir biçimi.

TERZİ:Patron kullanan işçi.

TERZİALANI:Çanakkale’nin Çan ilçesinde bir kaplıca.

TESANÜT: Dayanışma.

TESARİF: Tanrının kulları ve dünya üstündeki tasarrufu,istediği gibi hükmetmesi.

TESCİL: Resmi kayda geçirme.

TESELLİ:Avutmak,acısını gidermeye çalışmak.

TESELLÜM: Teslim alma. Verilen bir şeyi alma.

TESELSÜL: Zincirleme.

TESETTÜR:Kadınların kapalı giyinmesi. Örtünme,saklanma.

TESEYYÜP: Kayıtsızlık,tembellik,ihmalcilik.

TESHİLAT :Kolaylıklar.

TESİR : Etkime.

TESİT:Kutlama.

TESKERE:Yapılarda gereç taşımak için kullanılan,dört kollu ve iki kişinin taşıdığı tahta araç.Sedye.

TESLİM:Klasik Türk Müziğinde,saz semaisi ve oyun havası gibi çalgı yapıtlarında her haneden sonra çalınan nakarat bölümü.

TESLİS: Üçe çıkartma,üçleme.

TESPİH: Bir ipe dizili olan ve zümrüt,yakut,firuze,akik gibi değerli taşlardan, inci, mercan, sedef gibi deniz ürünlerinden,kehribar,oltutaşı,lületaşından,abanoz,zeytin çekirdeği,gül ve sakız ağacından,camdan yapılan tespihler aslında bir ibadet eşyasıdır. Tespihin 99 tanesi Allah’ın Esmaülhüsna denilen 99 adının sayılmasıdır. Tespihlerin 33’lükleri cepte taşınan ve elde bulundurulan bir alışkanlık olarak yaygındır. Namaz sonunda tespihin ilk 33 tanesi ile “Süphanallah”,ikinci 33 ile “Elhamdülillah”,son 33 ile “Allahüekber” denir.Sonra okunan dua ile yüz sayısı tamamlanmış olur.Tespih yapımı 33’lük ve 99’luk olarak sanat dalı haline getirilmiştir.

TESTİ:Kulplu,geniş gövdeli,dar boğazlı,emzikli veya emziksiz olabilen pişmiş topraktan su kabı.

TESVİYE:Düz duruma getirme,düzleme.

TESVİYE:Hükümet tarafından bir yere gönderilen erlere verilen ve bilet yerine geçen kağıt.

TEŞBİH:Benzetme.

TEŞCİ: Cesaret verme,yüreklendirme.

TEŞERRÜF: Şeref duyma.

TEŞİ:Bir tür iplik bükme aracı.

TEŞMİL: Kapsama, içerme, içine alma.

TEŞNE: Susamış.

TEŞNE:Mecazen çok istekli.Bir şeye büyük bir istek ve heves duyan.

TEŞRİF: Gelmesiyle bir yeri onurlandırma.

TEŞRİH: Anatomi.Bir konuyu tüm ayrıntılarıyla inceleme.

TEŞRİNİSANİ:Eskiden Kasım ayına verilen ad.

TEŞRÜBE:Kilis yöresine özgü,kemikli et,patlıcan ve nohutla yapılan bir yemek.

TEŞT:Çamaşır leğeni.

TEŞYİ:Uğurlama.

TET:Vietnam takviminde yılbaşı.

TETA: Yunan abecesinde bir harf.

TETABU: Aralıksız birbiri ardına gelme.

TETANOS:İnsan ve hayvan vücuduna açık yaralardan giren,genellikle toprakta,gübrede yaşayan bir basilin yol açtığı kasların sürekli ağrılı kasılmasıyla kendini gösteren ateşli ve tehlikeli bir hastalık.Kazıklıhumma.

TETARİ :İribaş.

TETEBBU: Bir şeyi inceleme.onunla ilgili bilgi edinme,araştırma.

TETERİ:Derileri yumuşak hale getirmek için içine batırıldığı tanenli bitki suyu.

TETİK: Çabuk davranan,çevik.

TETİLE:Derilerin sepilenmesinde yada hayvan yaralarının iyileştirilmesinde kullanılan meşe kabuğu tozu.

TETİR :Cevizin yeşil kabuğu veya yaprağı. Ceviz kabuğu lekesi.

TETİS: Satürn’ün bir uydusu.

TETRA:Bir akvaryum balığı.

TETRALOJİ:Eski Yunan tragedya yazarlarının yarışmalar için hazırladıkları üç tragedya ve bir dramdan oluşan dörtlü yapıt.

TEVALİ:Arası kesilmeksizin sürme.

TEVARÜS: Bir kimseden miras kalması,mirasa konma.

TEVARÜT: Divan edebiyatında,iki şairin birbirinden habersiz aynı dizeleri ya da beyirleri söylemesi.

TEVATÜR: Yaygın söylenti.

TEVAZU: Alçak gönüllülük.

TEVCİH: Yöneltme,verme,çevirme.

TEVDİ: Verme.Bırakma.

TEVECCÜH: Yakınlık duyma,hoşlanma,sevme,güler yüz gösterme.

TEVEK:Asma,kavun,karpuz,kabak ve hıyarın sürgünü veya uzun dalları.

TEVEKKEL:Her şeyi oluruna bırakan.

TEVEKKÜL: Kadere razı olma.

TEVELLÜT:İnsanın doğumu,doğma.

TEVEM:Eski dilde ikiz anlamında sözcük.

TEVERE:Değirmende üstteki taşı döndürmeye yarayan demir.

TEVESSÜL: Başlama,girişme.

TEVFİKAN: Uygun olarak.Uyarınca.

TEVHİT: Birleştirme.

TEVİL: Bir sözü yada davranışı görünür anlamından başka bir anlamda kabul etme,çeviri.

TEVKİ: Padişah buyruklarına çekilen tuğra.

TEVKİF:Tutuklama.

TEVLİT: Bir şeyin oluşmasına,ortaya çıkmasına neden olma.

TEVRAT: Yahudi dininin kutsal kitabı.

TEVRİYE:Birden çok anlamı olan bir sözcüğün yakın anlamının değil de uzak anlamının kullanılması sanatı.

TEVSİ: Genişletme.

TEVSİK :Belgeleme.

TEVZİ:Dağıtma,üleştirme.

TEYAKKUZ :Uyanıklık.

TEYEL : Seyrek ve eğreti dikiş.

TEYEMMÜM: Su bulunmayan yerde su niyetiyle toprak,kum gibi şeylerle aptes alma.

TEYİT: Doğrulama.

TEZAHÜR:Belirme,ortaya çıkma.

TEZAT :Karşıtlık,çelişki.

TEZEK :Kurumuş sığır gübresi.

TEZENE:Telli çalgıları (Bağlama ve cura gibi) seslendirmede kullanılan ve kiraz ağacı kabuğundan yapılan mızrap.

TEZGAH :Uzun masa.Genellikle şimşir,ceviz gibi sert ağaçlardan yapılmış, halı, kilim, bez,kumaş dokunan ağaç çatkı.

TEZHİP:Süsleme,bezeme,yaldızlama. El yazması kitapların,yazılı levhaların yaldız ve boya ile bezenmesi,altınla süsleme.

TEZKİRE: Divan edebiyatında şairlerin yaşam öykülerini derleyen yapıtlara verilen ad.

TEZKİYE: Temize çıkarma,aklama.

TEZVİR: Yalan söyleme.

TEZYİF: Değersiz gösterme,küçültme.

TEZYİN: Bezeme, süsleme.

TH:Toryum’un simgesi.

THEMİS: Yunan mitolojisinde elinde bir terazi olarak betimlenen adalet tanrıçası.

THEREMİN:Bulucusunun adını taşıyan ve iki metal antenden oluşan elektronik bir çalgı.

THOR:Eski İskandinav mitolojisinde,göksel güçler,yıldırım tanrısı.

TIFIL (TIFL): Küçük çocuk,küçücük.

TIFLİ: Dördüncü Murat’ın nedimi ve aynı zamanda şair de olan ünlü meddah.

TIĞ:Dantel veya yün örmekte kullanılan ucu çengelli kısa şiş.

TIH:Çöl.

TIKIM : Ağzın alabileceği büyüklükte yiyecek parçası, lokma.

TIKIZ:Dolgun,kalın,yağlı,tıknaz. Çok sıkıştırılmaktan ya da çok sıkı doldurulmaktan katılaşmış olan.

TIKNAZ :Şişmanca, kısa boylu, yapılı.

TILA:Eskiden hattatların aharlı kağıtların üzerine sürdükleri eriyik.

TIMAR: Binek hayvanlarının kıllarının,derisinin temizlenmesi.

TINAZ:Savrulmak için hazırlanan dövülmüş ekin yığını. Saman yığını.

TINAZTEPE: Konya’nın Seydişehir ilçesinde Türkiye’nin en uzun mağaralarından biri.

TINGIL:Küçük sepet.

TINI:Türlü müzik araçlarının verdiği sesleri birbirinden ayırt etmeyi sağlayan ses özelliği. Bir cismin titreşiminden çıkan ses.

TIP: Uzun süre konuşmama ilkesine dayalı bir çocuk oyunu.

TIP:Hekimlik.Sağlık bilim.

TIR: Uluslar arası karayolu taşımacılığı.

TIRABZAN:Merdiven parmaklığı,merdiven korkuluğu.

TIRAKA: Hamağı yatılabilir konuma getirmek için baş ve ayak ucuna konulan ağaç.

TIRAKA:Argo’da gösteriş,fiyaka,kabadayılık anlamında sözcük.

TIRIS:Atın kısa adımlarla hızlı yürüyüşü.

TIRIŞKA: Argo’da uydurma söz,yalan anlamında sözcük.

TIRKAZ :Kapı mandalı,sürgü. Kapıyı sıkıca kapamak için arkasına enine sürülen demir veya ağaç.

TIRKI:Kapının,pencerenin dışarıdan açılmasını engellemeye yarayan ve çengele benzeyen küçük aygıt.

TIRMAŞIK:Yurdumuzun orman alanlarında da yaşayan bir kuş.

TIRMIK: Tırnak beresi.

TIRNAK:Bir çeşit yüksekçe komodin.

TIRNAK:Gemi demirinin ucundaki yassı parça.

TIRSMAK: Korkudan yapacağı işten vazgeçmek,geri dönmek.

TIRTAK: Karadeniz’de yaşayan bir yunus balığı.

Tİ :Boru sesi.

Tİ: Titan elementinin simgesi.

TİAMAT:Eski Mezopotamya halklarının deniz tanrıçası.

TİAN:Çin kökenli dinsel inançta ikincil tanrıları ve insanları yöneten yüce güç.

TİARA:Eski Doğu’da ve Bizans’ta hükümdarlık simgesi olan tören başlığı. Eskiden papaların kullandığı tören başlığı .Papalığın simgesi olan üç katlı haç.

TİBA:Vietnam’a özgü armut biçiminde ve ipek telli bir tür lavta.

TİBET:Dünyamızın damı.

TİBR: Altın tozu ya da altın külçesi.

TİBYA:Afrika’da yaşayan bir antilop.

TİC :Eski dilde taçlar.

TİCANİ: Yobaz,gerici.

TİCANİLİK :Kuzey Afrika’da kurulmuş bir tarikat.

TİCARETODASI: Tüccarlar arasında dayanışmayı sağlamak,ortak sorunlarla uğraşmak,yabancı tüccarlarla ilişki kurmak,ortak çıkarları korumak için kanun ile kurulan kurum.

TİEKE: Yeni Zelanda’da yaşayan bir kuş.

TİFİN: Karamandola da denilen bir çeşit kumaş.

TİFLİS:Gürcistan’ın başkenti.

TİFO:Kirli sularda bu sularla sulanmış sebzelerde bulunan Eberth basilinin sebep olduğu ortalama üç hafta süren ateşli ve tehlikeli bir bağırsak hastalığı.

TİFTİK:Aynı adlı keçiden elde edilen ince ve yumuşak yün,keçi yünü.

TİFÜS: Ateşli ve tehlikeli bir hastalık.Lekeli humma.

TİG:Divan edebiyatında sevgilinin kaşı, kirpiği, bakışı için kullanılan benzetme.

TİG:Eski dilde kılıç.

TİGALA:Hekimlikte kullanılan,sütleğengillerden bir bitkinin verdiği zamk ve özsu. Sığla yağı’da denilen ve günlük ağacından elde edilen balsam.

TİGİN:Eski Türklerde kullanılan bir unvan.

TİH: Eski dilde çöl. Sina yarımadasının ortasında yer alan çöl.

TİK: İstemsiz meydana gelen spazmotik kas hareketleri.

TİK: Kaplamada kerestesinden yararlanılan çok sert bir ağaç.Hint meşesi.

TİKAL:Guatemala’daki en büyük Maya kenti ve tören merkezi.

TİKE :Çoban düdüğü.

TİKE:Bir bütünü oluşturan parçalardan her biri. Et, ekmek, peynir vb lokması, dilimi. Dilim, lokma. Küçük küçük doğranmış et parçası.

TİKEL:Cüzi, kısmi.

TİKFİNİK: Edirne yöresine özgü bir tür kabak yemeği.

TİKİ:Argo’da marka kaygısı olan modayı takip eden züppe kimselere verilen ad.

TİKİ:Büyük Okyanus halklarının yiğitlik ve bereket tanrısı.

TİKO:Argo’da peşin paraya verilen ad.

TİKTAALİK:Evrim kuramına göre karaya çıkan ilk canlı olan ve 2006’da fosilleri bulunan hayvan.

TİL:Buzul kökenli blok kil.

TİLAK: Halk dilinde taya verilen ad.

TİLAKA:Brahma tarikatından olanların vücutlarına ve alınlarına renkli toz,kül,beyaz tebeşirle yaptıkları işaretlere verilen ad. Hint kadınlarının alınlarına taktığı süs.

TİLALİ: Diyarbakır’da,ilk tunç çağa tarihlendirilen bir höyük.

TİLAVET :Kuranı düzgün , usulünce ve yüksek sesle okumak.

TİLİ:Bilgi,malumat.

TİLKİKOVAN: Muğla yöresine özgü bir armut cinsi.

TİLKİŞEN:Kuşkonmaz,acı ot gibi adlar da verilen ve Ege yöresinde körpe sürgünleri sebze olarak kullanılan otsu bitki.

TİLMİZ: Eski dilde öğrenci,çırak.

TİLŞİT:İnek sütünden yapılan sarı renkli bir peynir cinsi.

TİLT:Metal bilyelerin savrulması ilkesine dayanan,elektrikli bir oyun makinesi.

TİM:Belirli bir hizmeti başarabilecek en küçük askeri birlik.

TİMBAL(TİMPANİ):Üstü deri ile kaplı,bakırdan küre biçiminde bir tür davul.

TİMİ: Böcek ısırmasıyla meydana gelen yumru.

TİMİN: Yirmi ya da yirmi dört kiloluk tahıl ölçeği.

TİMOKRASİ:Siyasal hakların yalnız varlıklı sınıfa tanındığı toplum düzeni.

TİMOR:Batı Endonezya’ya ait, doğusu ise bağımsız bir devlet olan ada.

TİMSAL : Simge,sembol.

TİMUR: Demir.

TİMURLENK:Aksak lakaplı,Asya’da Cengiz Han’dan sonra en büyük fatih.

TİMURÖZÜ: Ankara ilinde bir mağara.

TİMÜS: Özden de denilen ve göğüs kemiğinin arkasında bulunan iç salgı bezi.

TİN :Ruh.

TİNAMU:Tropikal Amerika’da yaşayan tavuğa benzer bir kuş. Uçabildikleri halde genellikle yürümeyi ve koşmayı yeğleyen 46 kuş türünün ortak adı.

TİNER: Boyaların inceltilmesinde kullanılan kimyasal bileşimlerin genel adı.

TİNİ:Hatay ilinde incirden yapılan rakıya verilen ad.

TİNİKLİNG:Filipinlerden tüm dünyaya yayılmış bir halk dansı.

TİNK: Gergin anlamında yerel sözcük.

TİNKA :Turna balığı büyüklüğünde eti lezzetli bir balık.

TİNTORETTO: Maniyerizm akımının ve geç dönem Rönesans sanatçılarının en önemli temsilcilerinden biri olan ünlü Venedikli ressam.

TİPİ: Amerika Kızılderililerinin geleneksel konutu olan,koni biçiminde çadır.

TİPİTAKA:Budacılığın güney okullarına ait kutsal metinler bütünü.

TİPİTİ:Güney Amerika yerlilerinin manyok bitkisinin zehrini almak için kullandıkları silindir biçimindeki aygıt.

TİPO (TİPOGRAFİ):Kabartma biçimlerle ilgili baskı yöntemi.

TİPOLOJİ:İnsan tiplerini belirleme ve ayırt etme yöntemi.

TİR: Divan edebiyatında sevgilinin kirpiği için kullanılan mazmun.

TİR:Eski dilde ok..

TİRAD(TİRAT) : Yazı veya konuşmada bir düşüncenin kesintisiz gelişimi,uzun ve tumturaklı konuşmaBir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça.

TİRAJ:Gazete ve dergilerin baskı sayısı.

TİRAJE:Eski dilde gökkuşağı.

TİRAJEDİKMEN:Özellikle manzara resimleri ve portreleriyle tanınmış kadın ressamımız.

TİRAMİSU:İtalyan mutfağına özgü bir cins pasta.Kreması Labne adlı peynirle yapılan,üzerine bol kakao dökülen bir pasta cinsi.

TİRAMOL :Makaraları birbirine kavuşan bir palangayı açıp uzatmak işi.

TİRAMOLA:Geminin rüzgar üstüne yada altına dönmesi için yelkenlerin kimini gevşetme,kimini germe işlemi.

TİRAN: Amerika’da yaşayan,sinekkapan familyasından bir kuş.

TİRAT :Uzun ve tumturaklı konuşma . Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça.

TİRBUŞON :Genellikle mantardan yapılan tıpaları çekmeye yarayan burgu.

TİRE:Dikişte kullanılan pamuk ipliği.

TİRE:Kısa çizgi.

TİREBAHTİ:Her çeşit teknenin,baştan demirleyerek kıçtan da palamarlanarak yatması.

TİREBEZİ: Pamuklu dokuma,basma bez.


Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 14:55