Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

23 Kasım 2012

e-Posta Yazdır PDF

23 Kasım 2012, Cuma – İZMİR

Yunus Emre’nin ölümünden birkaç yıl sonra, Molla Kasım adında önemli bir kişi, onun şiirlerini okumak istemiş ve başlamış okumaya. Ancak bu şiirlerin gerek tonu gerekse imgeleri ona öyle pervasız görünmüş ki bunların tümünü dine imana aykırı bularak her birini okudukça yakmaya ve küllerini de denize atmaya başlamış. Yüz kadar şiiri böyle yaktıktan sonra karşısına şu dize çıkmış;

- “Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme
Seni sîgâya (sorguya) çeker bir Molla Kasım gelir.”

Bunun üzerine yanılmış olduğunu anlayan Molla Kasım, geri kalan şiirleri büyük bir özenle saklamış.

(Jacques Lacarriere’nin “Dünyanın Tozu” kitabından.)

* * *

Cordoba’da doğan ve öksüzler yurdunda büyüyen Manuel Benitez Perez, İspanya’nın en ünlü boğa güreşçisi olmadan önce El Cordobes (İspanyolca kordobalı adam demek) adıyla ilk ve çok tehlikeli sınavı için arenaya çıkarken ablasına şöyle der:

- “Ağlama Angelita; bu akşam ya sana bir ev alacağım ya da yasımı tutacaksın.”

(Larry Collins – Dominique Lapierre’nin “Yasımı Tutacaksın” adlı kitabından.

* * *

“Ah, düşünmeden atılan ilk adımlar. O adımları istediği anda geri almak için insanoğlu nelerini vermezdi ki. Ama bunu düşündüğümüz, bilincine vardığımız anda, çoktan bir uzak ülkenin dönülmez kıyılarına ulaşmışızdır bile. Üstelik zamanı geriye çevirmek için hiçbir güce de sahip değilizdir. Bu, birazda zamanı, geriye dönüşü olmayan bir kavram olarak kabul edişimizden geliyor. Evet, bu ilk yargımızdan sıyırabilirsek kendimizi, zaman kavramına yeni bir anlam verebilsek belki bir çok şeyi de değiştirebiliriz.”

ERDAL ÖZ

(Odalarda,1960)

* * *

“Gelecek bir posta kutusu sayılır

Romantiklerin durmadan mektup gönderdiği

Hayallerse mektup açacağı gibidir.

Postacıların yüzündeki tebessüme dikkat edin

Bu dünyaya erken yazılmış mektupların adresini, vaktini sadece onlar bilir

Çünkü adresi hayalden bir mektubun

Pulu da romantiktir.”

HAYDAR ERGÜLEN

(Zarf, 2004)

* * *

Benim için bu filmin ulaşabileceği en güzel nokta şu; çocuk filmden çıkar, cep telefonunu açar, babasını arar, ”nasılsın” der; ya da bir adam, ne zamandır annemleri görmüyorum, belki bu kadın yarın ölecek, gidip bir ziyaret edeyim, diye düşünür. İşte benim için en büyük ödül bu olacak. Anne babalarla çocuklar arasında üç günlük bir yakınlaşma kursam bile yeter bana.

ÇAĞAN IRMAK

(Sabah Günaydın,9 Kasım 2005)

* * *

“Kasaba, tipik bir Anadolu kasabasında yaşayan ve üç kuşağı bünyesinde barındıran bir ailenin hayatını çocukların gözlerinden anlatan bir film.”

----------------------------------------------------------------

İstanbul’da doğdum, ama iki yaşına geldiğimde, babamın doğduğu Çanakkale’nin bir kasabasına taşındık. Babam ziraat mühendisiydi. Onbeşinci yaş günümde bir fotoğraf kitabı hediye edildi bana. Ve sanata yönelişimi belki de bu belirledi. Yönetmenliğe başlamadan önce fotoğraf çektim, sergiledim ve birkaç albüm yayınladım. Üniversitede elektrik mühendisliği eğitimi aldım, ama hiçbir zaman mühendis olarak çalışmadım. Asıl neden, ailenin benim en saygın mesleklerden birini seçmemi istemesiydi. Ayrıca bütün arkadaşlarım mühendis olmak istiyorlardı.

NURİ BİLGE CEYLAN

(Positif dergisi,Nisan 2001,Fransa)