Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
e-Posta Yazdır PDF

6 Ocak 2013- Pazar – İZMİR

MUHAMMET UZUNER

“Arif karakterini sevdim. Dizide anlatılan 12 Eylül öncesi dönemde Lise ikinci sınıftaydım. Yani çok iyi hatırlıyorum olan biteni. Çok sıkıntılı günlerdi. Her gün bir çok gencin ölüm haberini, bir çok işkence haberini alıyorduk. Her ne kadar ülkenin yanlış yönetildiğini söylüyorsak da muhalefet etmenin başka bir yolu olması gerektiğini de tartışıyorduk. Gündelik hayatın üzerindeki can korkusu bizi de ailelerimizi de bezdirmişti. 12 Eylül sabahı ölümsüz bir güne başlamak hepimizi sevindirmişti. Kısa süre sonra anladık ki, o gün toparlanamamak üzere dağılmışız. O gün ölmüşüz aslında.”

(Hürriyet Gazetesi, 1 Ocak 2013)

* * *

YANKI YAZGAN

“ Dedem çok uzun bir süre doktorluk yaptığı Aydın’dan İzmir’e taşındığında, Aydın’daki hastaları epey bir süre kapısını aşındırmaya devam ettiler. Dedem artık yeni bilgileri takip edemediğini, doktorluğa devam edemeyeceğini söyledikçe, hastalar ona daha bir bağlanıyor, bu ifadesini onun tevazuunun bir parçası sayıyorlardı. 1885 doğumlu Dr. Nafiz Yazgan işi gücü bırakmaya karar verdiğinde ve hastalarını artık işini iyi yapamadığına ikna etmeye çalıştığında, 82 yaşındaydı.

“Sağlık Bakanlığı’nın uygulamasına bakılırsa, ya ülkede doktor ihtiyacı pek az, ya da 65 yaşını geçmiş insanların doktorluk yapabileceklerine ilişkin kuşkuları var.

“Genç olmak, beyin yapısı gereği, hızlı öğrenme (ve çabuk unutma) ve dürtülerin güçlenmesi (ve kendini tutamama) gibi özelliklere sahiptir. Bu özellikleri gençler kadar belirgin olmayan, ama belki biraz aşınmış yetenek ve bilgilerini, deneyimleri sayesinde kıvrakça ve etkili biçimde kullanabilen yaşlılar, beyin bölgeleri arasındaki bağlantı trafiğinin sürati ile gençleri sollayabilirler. Tabii, yaşamaktan bezmemişlerse.”

(Akşam Gazetesi,3 Eylül 2007)

 

* * *

İLKER AKSUM

“Muhafazakarlaşma ayyuka çıkmış durumda. Bilinmesi gereken bunun yalnızca bugünkü hükümetle bağlantılı olmadığı! Bizim ülkemizde zaten oldum olası buydu. Şimdi var olanı iktidarda görüyoruz. Daha önce onlar hiç bu kadar güçlü olmadılar. Evet baskı var, senaristler kontrol altında. Hayallerimiz bile kontrol ediliyor.

“Sanatın politikası olur, muhafazakarlığı olamaz. Sanat kapalı değildir. Herkes eleştirilebilir. Bunu biri sanatla yapar biri siyasetle. Baskı ve sansür ise kabul edilemez.”

(Cumhuriyet Gazetesi,6 Ocak 2013)

Son Güncelleme: Salı, 22 Nisan 2014 12:20