Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa Ayancık'tan Haberler Kutlu Doğum Haftasına Mesut Şimşek ve Semazenler renk kattı

Kutlu Doğum Haftasına Mesut Şimşek ve Semazenler renk kattı

e-Posta Yazdır PDF

Ayancık'ta ilk olan semazen gösterisi, Kutlu Doğum haftasına renk kattı.

18 Nisan 2011 pazartesi günü akşamı Ayancık Belediyesi Kültür Merkezinde (AKM), Kutlu Doğum haftası münasebetiyle ilçe  Müftülüğünün davetlisi olarak Ayancık'a gelen sanatçı Mesut ŞİMŞEK tarafından konser verildi ve Ayancık'ta ilk defa görülen Semazenler grubunun gösterisi ilgiyle izlendi. Geceye Ayancık Kaymakamı Suat YILDIZ, Belediye Başkanı Ayhan ERGÜN, İlçe Emniyet Müdürü Yüksel ATEŞOĞLU, İlçe Milli Eğitim Müdürü Orhan KÖKSAL, Boyabat Müftüsü Orhan ÖRNEK, İl encümeni Bayram YILDIZ, memurlar, Din Görevlileri ve kalabalık bir topluluk katıldı.


Program saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Ardından Ayancık Müftülüğünün tanıtım ve faaliyetlerini anlatan bir slayt gösterisi izlendi. Daha sonra İlçe Müftüsü Basri BEKTAŞ bir selamlama konuşması yaptı. Konuşmasında şöyle dedi:

"Mekkede hava karanlık simsiyah bulutlar kadar sert ve sarp kayalar da acımasız ve hoş görüsüz idi. Bu sertlik insanların yüreklerine de sirayet etmiş idi. Savaşlar işkenceler acımasızca katliamlar yapılır, güçlüler zayıfların kanından ve canından beslenirlerdi.

Bir adam Rasûlullah'a (s.a.v.) geldi ve cahiliyye döneminde şöyle yaptığını anlattı; "Benim küçük bir kızım vardı ve beni çok severdi. Öyle ki ben onu çağırdığım zaman koşa koşa yanıma gelirdi. Bir gün yine ben onu çağırdım ve koşa koşa yanıma geldi. Sonra onu beraberime alarak, yolda rastladığımız bir kuyuya onu elinden tutarak attım. Kulaklarıma gelen son sözleri "babacığım, babacığım" diyen çığlıklarıydı.' Bunları duyunca Rasûlullah'ın (s.a.v.) gözlerinden yaşlar süzüldü. Ve bunun üzerine orada hazır bulunanlardan biri: 'Ey filan! Sen Rasûlullah'ı (s.a.v.) üzdün' dedi. Rasûlullah (s.a.v.) 'ona engel olmayın, neler hissettiğini anlatsın' diyerek o adama 'bu olayı yeniden anlat' diye buyurdu. O şahıs da bu olayı yeniden anlatınca, Rasûlullah (s.a.v.) mübarek sakalı ıslanıncaya değin ağladı. Daha sonra ona 'cahiliyye döneminde yaptığın için Allah (c.c.) seni affetti. Kendi hayatına yeniden başla' diye buyurdu." Dârimi


Sonra Mekke’ye rahmet indi. Karanlık azap bulutları dağıldı. O yetim kızın başına bir müşfik el dokundu. Sert kayalara güllerle desenler işlendi. Öyle artık masumların yüzü gülüyordu. Dünyanın yüzü gülüyordu. Çünkü rahmet çorak topraklara can vermiş idi. Bir çocuğun kuşu öldüğünde onun derdini anlayan biri vardı ve ona baş sağlığı diliyordu “Ya Eba Omeyr Ma faalen Nuğayr” diyordu.

Kalabalıklar arasında bir çocuk tenhalaşmış kenarda beklerken, kısacası bir bayram günü herkes oynar ve eğlenirken biri oynamıyor ve mahzun bir kenarda bekleşirse onun halini anlayıp gören bir göz vardı. Sadece rahatta değil elem ve kederde halden anlayanlar vardı.

Bu gün bayram yavrum sen neden oynamıyorsun diye sorduğunda kız çocuğu başına saçlarına bir merhamet elinin dokunduğunu hissetmiş idi. Birden neden eğlenip oynayayım ki dedi? Neden? Onların babaları var ve anaları var ama benim öyle mi? Benim anam da yok babam da! Dedi. Anlamıştı rahmet elçisi kanadı kırık bir serçe olduğunu. Hakkın karşısında eğilinmesi gerektiğini öğretmek için. Eğildi ve kızın kulağına duyulabilecek dünyanın en güzel sözünü söyledi. Yavrum üzüntün üzüntümdür. Bak sana bir teklifim var dilersen Aişe annen olsun ben Muhammed (As.) da baban olayım sen bizim kızımız olasın dedi. Rahmet düşmüştü toprağa, sen cemre diyebilirsin. Ortalıkta çocuk cıvıltılarıyla mutluluk şarkıları söyleniyordu. Yakın tarihten bir sahne aktardığımın vehmine kapılsın hazırun. Bu bir tarih sahnesi değildir.  Öğretmeninin karşısında önünü iliklemeyen öğrencinin yitiğidir.

Sevgilisine “annemi halletttm kestim doğradım” diyen çağdaşımız genç kızımızın yitirdiğidir. Rahmet annesini hunharca katleden haberlere düşmüş doktorumuzun ruhundaki marazın sebebidir. Okuduğu okulu ateşe veren üniversiteli kardeşlerimizin eylemsizliğidir rahmetsizlik. Rahmetiniz bol olsun, kalbiniz rahmetle dolsun.

Yer gök ağlıyordu Hamza'ya - Mesut Şimşek_2011_Ayancık



Mesut Şimşek ve Semazenler Ayancık'ta -2011

Bizler ne rahibiz ne de yaptığımız iş ruhbanlıktır. Bizler Budistler de değiliz ki dünyadan elimizi çekelim. Bizler din gönüllüleri ve rahmet sevdalılarıyız. Bizler dini ev ile Camii arasına hapsetmiş, postları üzerine kurulmuş, bir lokma bir hırka bekleyenler de değiliz. Bizler hayatın tam merkezinde aktif, canlı, neşeli, bu hayatı da dolu dolu yaşayan, sevdiğinde  sevdaya kara çalmayan, gönlünü alçaltırken kendisini alçaltmayan, alçak gönüllü olmayı insanlık sayan bir inancın sahipleriyiz. Tüketirken kirletmeyen, üretirken kirlenmeyen, temizliği hayatın ve ibadetin her safhasına yazmış bir inancın sahipleriyiz. Bizde müzik dinliyor müzikler yazıyoruz. Ama biz kıl olmuyoruz. Bu gece ölmüyoruz. Biz sana, ona tap tapmıyoruz. Biz sadece Allaha tapıyoruz.  Bizim müziğimizde bir fark var erken kalkıyoruz ve diyoruz ki:

Bir ilkbahar sabahı ezanla uyandın mı hiç?
Bir his dolup için uçuyorum sandın mı hiç
Geçen günlere yazık etmişsin gönül sen
Öyle ise hiç sevmemiş sevilmemişsin gönül sen

Sevgiyle kalın muhabbetle Muhammed’le kalın.

Açılış ve selamlama konuşmasının ardından sahne alan Mesut ŞİMŞEK, Tasavvuf Müziği tarzında özgün müzik albümlerinden seçmelerle ve bir grup Din Görevlisinin de vokal olarak iştirakiyle söylediği ilahilerle gelenlere hoşça vakit geçirtti.

Son Güncelleme: Salı, 26 Nisan 2011 12:19