Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa Makaleler Gönül işi uzun vâdelidir
e-Posta Yazdır PDF

Gönül işi uzun vâdelidir

Selim Sinan ÖZTÜRK

07 Temmuz 2019

Dünyanın neresinde olursa olsun, müslümanlar saldırıya uğruyor zulüm görüyorsa, buna karşı en azından yüreğinde bir acı hissetmek insanlığın ve müslümanlığımızın gereğidir. Çaresizliğimizin duygularımızı da yok etmesine izin vermeyelim. İçimizdeki kıvılcım, bizim varolmamızı sağlayan nüvedir. Beka meselesi, bir bakıma budur işte. Adam taa Yenizelanda'da katliam yapıp işin içine Türkleri de katıyorsa, bilelim ki beka meselesi sadece Türkiye sınırları içinde değildir. Kendilerine karşı saldırı olduğunda topyekün infial gösterip, İslam düşmanlığı karşısında müsamahakâr, hatta teşvik edici hareketler sergileyenleri unutmayalım. Türkiye'nin bu şuurla birlikte ve güçlü olması, düşmana caydırıcılık etkisi, dosta da sevinç ve güven verecektir.

Seçimler birlik ve beraberliğimizin güçlenmesine vesile olmalı. 2019 Seçim dönemi başlayınca, 'biz aday olacaktık, o da nereden çıktı', havasında olanlar vardı. Şöyle yazmıştım o zaman. "Herkesin aday olmaya hakkı var. Merkez kimi gösterirse o olacak değil mi? O halde nedir bu cadı kazanı. Şeytan, fitne ateşiyle ayrılıkları körüklüyor. Başkan olmak isteyen kişinin düşmanlık değil, sevgi üzerine çalışma yapması gerekir. Ayancık gibi küçük bir yerde kıskançlıkla düşman üretmeye kalkmak, köprüleri koparmak insanı yalnız bırakır. Herkesin herkese ihtiyacı var. Ayrı gibi görünse de bir binanın tuğlaları gibi aynı yerde bir aradayız çünkü. Seçime dört ay kalmış. Ne diyor Cumhurbaşkanımız; 'kibir âbidelerini benim önüme getirmeyin.' Evet, sevgi zorla olmaz. Allah sevdirirse olur. Allah severse, gerisi ne gam..."

Recep Ak , merkez tarafından kabul görmüş ve aday olmuştu. "O, Tayyip Erdoğan ekolünden gelen, yaratılmışı yaratandan ötürü sevmeyi şiar edinmiş bir medeniyetin yetiştirdiği güzel insanlardan biri. Siyasetin insana hizmet için olduğunun hep şuurunda olmuş, yeri geldiğinde tavrını ve fikrini ortaya koymuş olan Recep kardeşimizin Belediye Başkanlığı görevini de en iyi şekilde yapacağına inanıyorum, Allah'ın izniyle... Liderlik zorlamayla olmuyor. O bir Allah vergisi. Fırsatlar çıktığı anda kabiliyetler de ortaya çıkar. Bu uzun yolda kardeşimize muvaffakiyetler dilerim."

***

Biz, işçiden yana görünüp de işçinin maaşını bile ödeyemeyen zihniyeti iyi biliyoruz.. Üç dönem Ayancık belediyesindeki icraatları görmeyip "ne yapılmış ki Ayancık'ta" diyenlere... Yerel ve merkezi yönetim işbirliğiyle yapılan çayboyundaki yolu, yeni yapılan hastahaneyi, yenilenen stadyumu, gençlik merkezini, pazaryerini, kapalı spor salonunu, cumhuriyet meydanını, eski hastane yolunu, çamurcudaki düzenlemeleri görmek istemeyenlere... Merkezi yönetimin yurt sathında yaptıklarını, bölünmüş yollar, köprüler, havaalanları, beş yıldızlı otel konforundaki hastahaneleri, her türlü saldırıya rağmen TL'nin güçlendirilmesi çalışmalarını, Türkiyenin devletlerarası itibarının yükselmesini, savunma sanayiinin gelişmesini, PKK ve FETÖ gibi maşaların etkisiz hale getirilmesini, eğitimde yapılan reform niteliğindeki çalışmaları görmeyen ve muhalif olmayı düşmanca bir anlayışla sürdürenlere... ne anlatsanız boş... Bardağın dolu tarafını görmeyip boş tarafını göstererek boş teneke gibi ses çıkaranlara ne anlatsan boş.. İşte görüyoruz dünyadaki olan biteni... Kuduz köpek gibi saldırmak için fırsat bekleyen "yedi düveli" unutmayalım. Ne geldiyse başımıza sen-ben kavgasından geldi..

Daha önce şöyle yazmıştım. "Büyük projeleri hizmetleri, betona yatırım yapmak olarak görmek, işi sadece yüzeysel olarak görmektir. Aslında yapılanlar insan için ve insana hizmet için bir yatırımdır. Belki eksik olan, insan yetiştirmektir. Veya bugünkü çağda insanları etkileyen elektronik bilgi bombardımanından dolayı insanca ve İslamca duyguların törpülenmesidir. Bunu önlemek belki de nefsine ve iradesine hakim olabilen, amacı ve gayesi olan, daha doğrusu nereye gittiğini bilen bir gençlik yetiştirmekle olur.(30.08.2018)"

Evet, 'betona yatırım' diye yapılanları hafif görmek, insan için yapılan sosyal yardım ve destekleri görmemek inatçı bir siyaset körlüğünden başka birşey değil. Yol heyelandan kapandığı zaman, elektrik kesildiği zaman haklı olarak kimse yol ve elektrik karın doyurmuyor demiyor. İşsizlik sorunu yönetimlerin çözüm için çalıştığı bir alan. Her yıl binlerce memur istihdam ediliyor. Özel alanlarda çalışmak isteyenler ise kendilerini kabul ettirmeleri gerekiyor. İşkur vesilesiyle de çalışmak isteyenlere geçici bir fırsat sunuluyor. Öyle olduğu halde boşta gezen, iş beğenmeyen insanlar da çok. Kimse aç açıkta olmasın diye sosyal yardım fonundan faydalandırılanlar da var elbette.. Ayancık ölçeğinde iş sahası kısıtlı. Herkese burada iş bulmak mümkün değil. Mesela biz beş kardeşiz. Biri İzmir'de, biri İstanbul'da, biri Bursa'da, biri Avusturya'da... Buna rağmen Belediye yönetiminin elindeki imkânları insana hizmet için değerlendirmesini elbette bekleriz. İşte maharet burada. Yerel yönetimle merkezi yönetimin uyumlu çalışması ilçemiz için büyük kazançtır. Bunu unutmamalıyız...

***

Erzurumlu İbrahim Hakkı hz.lerinin sözü: 'Deme şu niçin şöyle. Yerincedir ol öyle. Bak sonuna sabreyle. Mevla görelim neyler. Neylerse güzel eyler.'

Seçimler yaklaşırken adaylar belli oldu artık. Tabi, herkes aday olabilir, ama herkesin yönetimde yer alması mümkün değil. Seçilemeyenlerin de kırılsa bile olgunlukla karşılaması beklenir. Madem aynı gaye etrafında bir hedefe gidiliyor, sen olsan ne olur, o olsa ne olur. Bazan beraber yürümek için, beraber yürüdüklerine de dikkat etmek lazım gelir... Herşey istediğimiz gibi gitmez. Olanda hayır vardır diyerek yola devam..

Abdüllatif Şener ve onun gibi olan siyasileri düşünmüşümdür çoğu kez. Arkadaştılar, niçin bu duruma düştüler, diye... AkPartinin kurucularındandı. Bakanlık da yapmıştı. Liderle ters düşünce karşı cephelere savruldu. Nefis, insanı ne hale düşürüyor.. Buna karşılık, Binali Yıldırım, yıllarını liderle uyumlu geçirmiş ve birçok proje ve başarıya imza atmış biri. Nereden nereye...

Yönetime talip olanlar arasında genel olarak her zaman hoşnutsuzluklar olabilir. Ne yaparsanız yapın, bu olur. Nasrettin hoca ve oğlunun eşeğiyle yolculuğunu hatırlayın. Ne yapsanız da herkes birşey söyler. Siyaset sadece belli kişilerin tekelinde değildir. Kabiliyeti olan herkes maharetini gösterebilir. Kimsenin sağa sola savrulmasına gerek yok. Vaktiyle ben de bir yere müracaat ettiğimde S.Vural bir başka arkadaşı tercih etmişti. Hiç gücenmedim. Ve geriye dönüp bakınca, kaderin bana çizdiği yoldan da memnunum. Mevlâ neylerse güzel eyler...

Ayancık'ta seçimin kaybetme telaşından bahsedenler oldu. Bizim kadim geleneğimizde şu söz vardır. "Biz seferle emrolunduk, zafer Allah'a aittir". Elinizden geldiğince çalışır çabalarsınız, netice samimiyetiniz ve mütevaziliğiniz nispetinde kazancınıza yansır. Gönüller kazanmaya çalışırken, bu sadece seçimle ilgili kısa bir zaman değil, bir ömür boyu sürmelidir ve gönül işi uzun vadelidir. Gücenmeler düşmanlıklara dönüşmedikten sonra, zaman değirmeni herşeyi halleder.

Milletvekili N.Maviş, proje tanıtım toplantısında, vatandaşın en büyük talebinin doğalgaz olduğunu ve bunun takipçisi olacağını söyledi. Bu, ilçemiz için önemlidir. Bunu da iktidar gücüyle yapabilirsiniz ancak. Burası küçük bir şehir. Gücü, kazancı bellidir. İktidar gücünü arkanıza alabilirseniz birçok şeyi başarabilirsiniz. Yoksa proje söylemleri sadece sözde kalır. Güzel, mutlu ve müreffeh bir Ayancık için hangi cenahtan olursa olsun, güzel düşüncelerin bir araya gelerek birlikte hareket etmesinde fayda var.

Zordur gönül işi, öyle sade kurukuruya lafla olmaz. Kalbden, içten, samimiyetle davranışlar gerekir. İncinenlere, incitenlere çok hassas bir teraziyle yaklaşılmalıdır. Gönül adamı gönül koymaz. Gülü seven, gül yetiştiren, toprağı suyu havayı hesabetmelidir. Allah'ü teâla, 'dağların bile kaldıramadığı emaneti insanoğlu yüklendi' buyuruyor. Zordur emaneti yüklenmek. Ama hakkını verdiğin zaman sevabı dağlar kadar büyüktür… Zordur gönle girmek. Tarafgirlik ve nefis baskısıyla gönül kapılarını kapatanlara ulaşmak zordur. Lâkin, Allah bir kulunu severse, onu herkese sevdirir. Çünkü gönüllerin sahibi Allah'tır...

***

Eğrisiyle doğrusuyla bir seçim dönemi sona erdi. Yapılan bir takım yanlışlıklar, yılların getirdiği hataların birikimleri AkPartiyi Ayancık'ta geri plana itti. Recep Ak kardeşimiz başarılı bir seçim çalışması yürüttü. Ama siyasetin cilveleri bunlar. Türkeli'de iki dönem MHP idi, AkParti aldı. Gerze'de önceki dönem CHP idi AkParti aldı. Erfelek'te de öyle. Ayancık'ta ise üç dönem AkPartiydi CHP aldı. Takdiri ilahi böyleymiş. Dünyada hiçbirşey devamlı değildir, hep değişim halindedir. Hayırlısı olsun. Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler. Her hâlükârda dua ve istiğfarı ihmal etmemek lazım. Siz nasılsanız öyle idare olunursunuz. Siyaset uzun soluklu bir iştir. Sevgiye dayalı gönül işi siyaset, gönüllerde olduğu müddetçe kaybetmez. Nefret duygularıyla oluşturulan karşı tez, kazanmış gibi görünse de kayıptadır. Bu küçük ilçede kaderimiz hep baraber yaşamaksa, birbirimize saygı duymasını da bilmeliyiz. Mirac gecesi arefesinde, Rabbim hallerimizi güzel hale tebdil eylesin...

Sosyal medyada böyle zamanlarda yalanlar, müfteriler, ikiyüzlüler, kifayetsiz muhterisler, fitnefücurlar ortalığı kaplıyor. Ben olmadığım için bu iş olmadı havasını çalanların, ben demiştim diye sanki gaibi bilebilirmiş gibi hava atanların, iftiranın faturasını hafif görenlerin kendilerine meydan bulduğunu görüyoruz.

Halbuki Akpartinin bu memlekete üç dönem yaptığı hizmetleri görmeyenlere, R.Tayyip Erdoğan'ın bu memlekete Allah'ın son dönemlerdeki en büyük lütfu olduğunu bilemeyenlere, Ayancık'ta yeni bir yüz ve yeni bir umutla yola çıkan Akpartiye garezlerinden ne dediğini bilemeyenlere ne desek boş. Söyleyecek çok şey var, ama hata ve yanlışları dile getirmek bizim için fazla birşey ifade etmez. Onları erbabı gerekli yerlere bildirir zaten.

Tevbe Sûresi 51. ayetinde buyuruluyor: “Allah’ın bizim için yazdığından başkası bize aslâ isâbet etmez." Resulullah (s.a.v) de İbn-i Abbas'a (r.a) şöyle buyurdu: “Bil ki! Eğer bütün ümmet sana fayda vermek için toplansa, Allah’ın senin için yazdığından başka sana fayda veremez. Ve eğer bütün ümmet sana zarar vermek için toplansa, Allah’ın senin için yazdığından başka sana zarar veremez."

Siyaset dağ gibi sağlam ve dimdik durabilenlerin işidir. En sert ve soğuk rüzgârlar orada eser. Yılgınlık ve bıkkınlık istemez. Tıpkı İslama davet yolu gibidir. Adım adım gönüllere girebilme sanatıdır. Bunları diyorum ama, bana göre değil bu işler. Düşüncelerimi söylüyor olmam bu işi becerebileceğim anlamına gelmez. Yapabilen babayiğitlere dua ve desteğe çalışırız sadece. Allah, Hakkın ve halkın hizmetinde çalışmaya talip olan kardeşlerimize güç kuvvet versin...

***

Bazı insanlara ne desen boş. Doğruya ulaşmak, hak ve hakikati ortaya çıkarmak gibi bir derdi yok. Birşey söylüyorsun, hemen kafasındaki şablonları sıralıyor. Hele eski kulağıkesik siyasetçilerdense ne dersen de zeytinyağı gibi üste çıkıyor. Sol kesimin çok iyi becerdiği işlerden, çamur at izi kalır taktiği böyleydi.

Hakim karşı tarafa hak verse, hükümetin adamı yaftasını yapıştırıyor, kendi lehine karar verse, Türkiye'de adalet var diyor. Seni düşman gibi gören, bencil ve ikiyüzlü insanlardan ne fayda gelir memlekete...

Bizim için Akparti herhangibir parti değil. Yaptıkları ortada. Ama Akpartiyi herhangibir parti gibi görenlere göre akparti içinde de olsa başka partilerde de olsa farketmez, hepsi aynıdır. Birinden ötekine rahatlıkla geçer. Erbakan'ın sözüne benzedi biraz, ama öyle... Biz Tayyip Erdoğan'la Türkiye'nin muasır medeniyetler karşısında, milli, müreffeh, onurlu ve insana değer veren çalışmalarla umulmadık başarı gösteren tarafını sevdik. Yunus Emre'nin dediği gibi; "bilmeyen ne bilsin bizi, bilenlere selam olsun."

Adamın biri; "Bu devletin başında sen varsın, usulsüzlük yapılırken neredeydin" diyor.

Devletin başında iyi ki Tayyip Erdoğan var. Bu memlekette GSMH'yı yükselten, borç batağındaki hantal yapıyı düzelten, karayolları ve havayollarında avrupayı hayran bırakan, eğitim alanında sağlık alanında seviyeyi yükselten, hangi görüşten olursa olsun insana saygıyı esas alan ve daha birçok yapılamaz sanılan şeylerin yapılmasına sebep olan adama karşı insan lâf söylerken biraz daha insaflı olur. CHP, HDP-PKK, FETÖ, İP,SP gibiler biraraya gelerek yıkım ittifakı kurmuş, sahtekârlıkların daniskası yapılmış, sen hırsızı değil de ev sahibini suçluyorsun. Yapılan kanunsuzlukları kimse sineye çekemez. Yapan yaptıklarının karşılığını bulur.

"Sosyal medya zırvalarını okudukça bakıyorum da sanki ben bu ülkede yaşamamışım. Birebir yaşadığım hadiselerde bile, gördüğüm dinlediğim haberlerde bile bambaşka bir bakış sergileyenler var. Yahu kardeşim sen bu haberi nerden aldın. Haberin doğru olup olmadığını ne biliyorsun. Vahiy mi geldi de ısrarla bunu dillendiriyorsun? Öyle iddialar ortaya atılıyor ki zan üzere iftira sınıfına giren şeylerden.. Algı oluşsun, çamur at izi kalsın, rahatça saldıralım havasındalar. İçlerinde iftiranın faturasını umursamayan müslümanlar da var. Çok yazık. Ateş ortaya düştüğü zaman ayırım yapmadan herkesi yakar, pişmanlık da fayda vermez.

Hatırlıyorum da, bir zamanlar ilmihal dersi yapıyorduk. Hem de büyük islam ilmihalinden türkçe yazılmış bir cümleyi, baktım ki müftü başka anlıyor, ben başka anlıyorum. Kendikendime hayret etmiştim, nasıl farklı algılayabiliyoruz diye... O bir ders oldu bana. İnsanların durdukları yerden bakış açısı farklı olabiliyor. Ama "doğrusu ne" demedikçe yalan ve yanlışların sonu gelmez. Okuduğunuz gazetelerin, dinlediğiniz televizyonun yorumları sizin hoşunuza gidebilir belki ama sizi din ve devlet düşmanlarının safına çekiyorsa orada dikkatli olmak gerekir. Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanına söz ve yazılarla saldıran kişi isterse isminin başına TC yazsın, ingiliz, amerika veya israil gâvuruyla aynı saftadır. Bizim safımız bellidir. Biz, uğruna şehidler verdiğimiz bu memleketi seviyoruz. Elimizden geldiğince savunuruz, gücümüz yetmediğinde de elimizi açar dua ederiz..."

'Medya' deyince, basın-yayın, kitap-gazete, haber-makale, televizyon gibi şeyler akla geliyor. Sosyal medya başka birşey ama ben bunu da biraz bu gözle görmek istiyorum. İyi ve güzel şeyleri yaymak, insanlara doğru bilgi aktarmak, çok kısa bir zaman içinde olan bitenle ilgili haber almak. Maksat bu olmalı. Yoksa birtakım kişilerin küfürbazlıkları, karşı tarafa çirkinlikte üstün gelme inadı, gıybet-nemime-iftira gibi şeylerin olağan hale gelmesi olmamalı sosyal medya. İnsanları terörize ederek moralman çöküntüye uğratmak da bir savaş çeşididir. "İyilik ve takvâ hususunda yardımlaşın, günah ve haksızlık yolunda yardımlaşmayın." buyuruyor, Allahü teâlâ, maide suresi-2'de.. Bu bize hitabetmiyor mu?... Güzel görmek marifettir. Kötü kötülüğünde kalsın, sen iyilerden bahset, iyiliğin yayılmasına çalış, cancağızım...

***

Bu, soldan bakanları bir türlü anlayamadım gitti... 'Her can ölümü tadacaktır', âmennâ... Cenazeyi tanıyorsun ve ona karşı son görevini yerine getirmek istiyorsun, tamam. Ama, Allahaşkına, caminin dibinde tuvalet de var, abdesthane de. Abdest alıp camiye girmek bu kadar mı zor geliyor. Bir çoğunun içinde iman kırıntısı var. Var ki abdestsiz de olsa cenaze namazına durabiliyorlar. İman zayıflığı var demekki. Dünyanın âlâyişi, tarafgirlik, nefis ve şeytanın baskısı âhiret inancını zayıflatmış. Sade onlarda değil, 'namazımı kıldım, tamam' diyenlerin bir çoğunda bile âhirete iman zayıflamış durumda. Az bir güç elde edenler dünyaya kazık çakacağını sanıyor. Allah sonumuzu hayr eylesin. 'Allahümme sebbit kalbî alâ dînike'.

"Hicrî mîlâdî ayrımı yapmadan, yürürlükteki takvime göre düşündüğümüzde yolun sonuna biraz daha yaklaştığımızı idrak edebiliyor muyuz? Nedir bu hırs, bu kendinden geçmeler, bu aldanmalar... Sonra da 'ah yalan dünya' deyip hayıflanıyoruz. Tasavvuf erbabında 'tefekkürül mevt' var. Yani tasavvufi terbiyede ölümü, daha doğrusu kendi ölümünü düşünmek var.. Bu devirdeki 'bir eli yağda bir eli balda' olan insana ölümden bahsedersen, hemen ölecekmiş gibi bir korkuya kapılıp kaçıyor o düşünceden. Halbuki kaçtığı o şey mutlaka gelecek. Kaçsan da kurtulamayacaksın. Düşünsen ve kendini hazırlamaya çalışsan biraz ünsiyet kazanabilirsin belki. Ey can! Hep başkalarına geliyor diye aldanma. Herkese olacak olan sana da olacak. Dünyada sevdiklerinden ayrılacaksın. Maddi varlıklarından sıyrılıp yalnız olarak bir yola çıkacaksın. Allah'dan geldik Allah'a döneceğiz. Dünyada Allah ile beraberliğinin şuurunda yaşamışsan korkma. Bunu düşün ve 'hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi de âhirete çalış'. Sev sevil, dostlarını çoğaltmaya ve iyiliklerini arttırmaya bak, keşke demeden önce..."

Son Güncelleme: Pazar, 07 Temmuz 2019 08:59