Se Si Öz

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
SeSiÖz - Anasayfa Makaleler Whatsapp'da Ashabı Kehf gibi
e-Posta Yazdır PDF

Whatsapp'da Ashabı Kehf gibi

Selim Sinan ÖZTÜRK

11 Ekim 2020

"Mezuniyetten 47 yıl sonra sosyal medyada WhatsApp'ta grup kuran sınıf ve okul arkadaşlarımızın yazışmalarına muttali oldum. Yıllar sonra arkadaşlarımızla sanal ortamda buluşup okul günlerini yâdetmek, o günleri hatırlamak heyecan verici. Hepimiz birer ihtiyar delikanlı olduğumuz şu günlerde böyle bir kapı aralandığı için mutluyum. Yıllardır elimizde kalan birkaç resime bakarak, arkadaşlarımızdan bazılarının milletvekili, belediye başkanı, TDK başkanı veya çeşitli yerlerde yönetici olmalarını gururla takip ettik.

Âhirete irtihal eden arkadaşlarımıza ve hocalarımıza Allah'tan rahmet dilerim. Ölen okul arkadaşlarımızı anarken, bizim buradan, Ayancık'tan Yusuf abi vardı, onu hatırladım. Yusuf Özcan... Ayancık-Büyükdüz köyünden ve Düzce İmam Hatip Okulu 1971 yılı mezunlarından... Kitaplarla, ilimle meşgul olan bir güzel âbimiz. Daha sonra öğretmenlik yaparken Gerede'de Emin Otomotiv sahiplerinin kızıyla evlenip Gerede'ye yerleşti. 'Gençlik ve Namaz', 'Gençlik ve Evlilik' kitaplarını daha okul yıllarında derleyip yazmaya çalışıyordu. Düzce'de kirada kaldığı izbe bir evde ışığı yakmış kitapların başında uğraşırken görmüştüm bir ziyaretimde. Kayınbiraderlerinin "sana bir araba alalım" demeleri üzerine araba parasını olduğu gibi kitaba yatırmış biriydi. 25.04.2013 te vefat etmiş, Gerede'de toprağa verilmişti. Allah rahmet eylesin."

***

Hatıra defteri tutarmısınız bilmem. Ben zaman zaman yazarım, ta okul yıllarından beri. 1971 de Düzce’de 6. sınıftayken Edirne’ye gezi düzenlemiştik. Başlangıcını arkadaşlarımla paylaşmak istedim, hikâye bizi 1971’e götürür belki diye. Birkaç da resim vardı. Sınıf arkadaşlarımın ilgisini gördüm, ama bizden sonraki mezunlardan bazı hızlı kardeşlerimiz bunu manasız buldu, üstü kapalı ima ettiler.

Halbuki 47 yıl öteden sınıf arkadaşlarımızla buluşmanın mutluluğuyla o zamanki hatıraları anmak istemiştim. Arkadaşlarımın anlattıklarını da satır satır okudum. Benim için hiçbirisi lüzumsuz değildi. Çünkü arkadaşlarımızı o günkü haliyle hatırlıyoruz. Yoksa 1969 dan 2020 ye birsürü Düzce İHO mezunu oldu. Herkesi tanımamız mümkün değil. Bazan yazdıklarım kişisel gibi göründüyse kusura bakmayın. İhtiyarlayınca askerlik hatıralarıyla hac hatıraları insanın dilinden düşmezmiş. Bizimkisi de o hesap, arkadaşlarımızla buluşunca okul hatıralarımızı anmadan duramıyoruz. Watsap genişleyince herkesi de tanıyamıyoruz haliyle. Olacak o kadar...

Benim bu serzenişime sınıf arkadaşım İlhan Genç’ten cevap geldi; “Devam et Selim Sinan, inan ki ben senin yazdıklarını bir edebiyat metni gibi okuyorum. Gezi yazın muhteşemdi.” Gezi yazımla ilgili de daha önce şöyle yazmıştı: “Selim Kardeşim önce teşekkür ediyorum bu anıları yazdığın ve paylaştığın için. Ne güzel satırlar ve inci gibi yazılar. Zaten ressamdın, büyük bir yetenektin. Gerçekten sizi tebrik ederim, o kadar maceralı bir yolculuk olmuş. Sizin o gruptan Recep ağabey yıllar sonra ben İzmir’de iken oraya öğrencileriyle gelmişti. Her sene de Balkanlara geziler düzenlermiş. Sizlerin cesaretinizi alkışlıyorum. Ne güzel anıymış. Bir minübüsle yolculuk yapmak cesaret ister. Telefon yok ve film gibi bir yolculuk olmuş.” Prof. İlhan kardeşime bu vesileyle hüsnü teveccühü için teşekkür ederim.

***

Okuldayken beden dersinde Ertana Şimşek hocamızın gösterdiği engel atlama hareketlerini bir türlü anlayamamış, becerememiştim. En sonunda "oğlum, sakatlayacaksın kendini yahu" diye bıraktırmıştı. Bazı arkadaşlarımızın watsap grubundan kapıyı çekip ayrılmalarını veya bu grupta böyle böyle olmalı gibi kendince bir seviye oluşturmalarını da anlayabilmiş değilim. Hemen hepimiz birbirimizi 50 sene öncesiyle hatırlıyoruz. Hatasıyla sevabıyla, tecrübelerimizle bugünlere geldik. Siyasetin ayrıştırıcılığına veya gönül kırıcılığa bulaştırmadan arada sırada biz de buradayız kabilinden yazı ve resim paylaşmak bizim gibilere iyi gelir. Yalnız olmadığımızı, arkadaşlarımızla beraber olduğumuzu hissettirir. Peygamberimizin buyurduğu gibi, 'kişi sevdiği ile beraberdir'. Ben yıllar geçse de unutamadığım arkadaşlarımızı hocalarımızı seviyorum. Allahtan dileğim, umudumuz, moralimiz, sağlığımız her daim yerinde olsun. Vesselam...

***

Yaşımız 70 lere yaklaşsa da, 70 li yılları hatırlamak İlhan Genc'in dediği gibi bizim için bir terapi oluyor. Hâtıraları şahsen çok önemsiyorum. Çünkü her insan nev'i şahsına münhasır ayrı bir âlem. Başlarından ne geçti, nasıl hatalar yaptılar, ne gibi tecrübeler kazandılar, başarılı oldukları işler neler, insan merak ediyor. Hatıralar gençliğe de ışık tutucu tecrübelerdir. Hatıralarda öyle şeyler saklıdır ki tarih yazılarında bulamazsınız.

Mesela, Kadir Mısıroğlu bir hatırasında 60 lı yıllarda hacca gittiğinde karşılaştığı bir durumu anlatıyor. "80 li yaşlarda Trabzonlu biri hacca gelmiş, arkasını kâbe'ye dönmüş, yüzünü de şimdi yıkılmış olan Ecyad kalesine dönmüş ağlıyor. “Emice, dedim, ağlayacaksan kâbe'ye dön de ağla, nereye bakıyorsun.” “Yok uşağum, dedi. Ha ben gençliğimde bu kalede askerlik yapmış idim, o günler aklıma geldi de onun için ağlayrum,” demiş. 98 de gittiğimde Ecyad kalesini yıkılmadan görme imkânı bulmuştum. Ecdadın eserlerini aynel yakin görürken, yaşayanların başlarından geçenleri hatırlamak bizim için ibret oluyor.

***

MSP nin Erbakan başkanlığında 1973 ekim ayında yapılan genel seçimlerde 48 milletvekili ile parlamentoya girmesi birçok çevreyi şaşırtmıştı. Bir hoca çıkmış, milletvekilliği seçimine girmiş, girsin bakalım ne olacak derken, cumhuriyetin 50. yılında mecliste 400 şapka kalkarken 50 küsur da sarık kalkacak diye alaycı şaşkınlıklarını ortaya koymuşlardı. İşte bu 1973 seçimlerinde meclise girenlerden biri de Arapça hocamız Harun Aytaç'tı. Allah selamet versin, derslerde söylediklerinden bazılarını not etmiştim. Geçende gözüme ilişti, onu paylaşayım dedim:

13 Ocak 1972 Perşembe, Düzce. “Herkese mutlaka hakkı kabul ettirmek bizim vazifemiz değildir. Hidayete ulaştıracak, hidayet verecek olan ancak Allah’tır. Birine hidayet etmek, doğru yolu kabul ettirmek kimsenin hakkı değildir. Hatta Peygamberimiz bile hidayetle mükellef değildir. İnsanlar ancak tebliğ etmekle mükelleftir.” (Harun Aytaç, 3. saat, Arapça dersinde yaptığı konuşmadan.)

***

1999’daki büyük depremde Düzce Belediye başkanlığı yapan sınıf arkadaşımız Ruhi Kurnaz’ın depremin 21. ci yılında sosyal medyadaki açıklamasını gördüm. Diyordu ki;

“On yıllık belediye başkanlığımın en uzun gecesi ve bitmeyen 45 saniyesi... Toz duman içinde kalmış Düzce'nin her enkazının altından insan sesleri yükseliyor. Zifiri karanlık boğuyor çocuk seslerini... Göğsünüz daralıyor, kazmak istiyorsunuz temelleri, kaldırıp atmak istiyorsunuz enkaz yığınlarını, ama nafile... Sarılacak, tutacak tek dalınız yok. Sesleniyorsun, haykırmak geliyor içinizden. Yâ Rab! Yok mu bu gecenin sabahı? Sabah olmuyor, feryatlar bitmiyor, göz yaşları bitmiyor, güneş doğmuyor... Felaketlerden, musibetlerden ibret almak lâzım. Depremler, insanları öldürmez, insanları cehalet, bilgisizlik, yanlış projeler, cahilce yapılan imar plânları öldürür. Çok uzatarak, sizleri üzmek istimiyorum. Bilime kılıç çekilmez. Deprem bölgesinde yaşadığımızı unutmayalım. Yanaklarından öpüp, hayrlı geceler dediğin yavrularına, kardeşlerine, anne-babana bir daha iyi geceler diyememenin acısı çok büyüktür.”

Ben de, depremin yıldönümünde vefat eden özellikle Düzce’li kardeşlerime Allah’tan rahmet diliyorum. Gençlik dönemimin 7 yılı orada geçmişti. O zamanın çilesini çeken okul arkadaşım Ruhi başkana selam olsun. Böyle musibetlerden Rabbim cümle ümmeti Muhammed'i muhafaza eylesin.

***

24.07.2020 günü bütün Türkiye için olduğu kadar bizim için de tarihi bir gündü. 86 yıldır müze olarak ibadete kapalı olan Ayasofya camii, yapılması gerekenler yapıldıktan sonra yeniden ibadete açıldı. Ayasofya camiinin açılışını televizyondan bir duygu seli içinde takip ettik. Hutbeyi dinledik, dualara iştirak ettik. Allah bu hizmeti gerçekleştiren başta Reisi Cumhurumuz Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere emeği geçen herkesin iki cihanda da yüzünü ak eylesin. Allahü Ekber ve lillahil Hamd…

Son Güncelleme: Cuma, 16 Ekim 2020 16:23