I - (IAAF-IZTIRAR)

Cumartesi, 20 Ekim 2012 21:13 Site Yönetimi
Yazdır

 

IAAF:Uluslararası Amatör Atletizm Federasyonu kısaltması.

IBKA:Eski dilde ağlatma.

IBLIK:Besleyip yağlandırmak için enenmiş horoz.

ICIK:Halk dilinde azmış yaraya verilen ad.

IĞIL:Belli olmayacak kadar yavaş akan su.

IĞRIP: Bir tür balık ağı.

IĞRIP: Yalan,düzen.

IH:Deveyi çöktürmek için çıkarılan ses.

IHLARA :Aksaray ilinde,Bizans dönemine ait tüf kayalara oyulmuş pek çok dinsel yapının bulunduğu ünlü mağara ve belde.

IKLIĞ:Eski bir Türk çalgısı.

IKTA:Osmanlıda ,Padişahın bir miktar toprağı birine mülki olarak veya gelirinden yararlanmak üzere vermesi.Maaş yerine ya da hizmet karşılığı olarak belirli süreler için asker ve ricale bırakılan toprak.

ILGAR:Dizginleri koyuverilmiş bir atın dört nala koşması.

ILGARİNİ: Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde kireç taşları içinde oluşmuş, iki katlı kolay girilebilen ünlü ve Türkiye’nin en derin mağaralarından biri.

ILGAZ: Karadeniz bölgesinin batı kesiminde ulusal park kapsamına alınan ve kayak merkezi olan bir dağ.

ILGIDIR: İpliği çile yapmaya yarayan, iki ucu çengelli tahta araç.

ILGIM:Serap.

ILGIN: Baygın.

ILGIN: Perde ya da çit bitkisi olarak kullanılan bir tür çalı ya da ağaççık.

ILGIN:Konya’nın kaplıcasıyla ünlü bir ilçesi.

ILGINCAR:Gülgillerden,gövdesi kaplamacılıkta ,meyveleri reçel ve likör yapımında kullanılan yabanıl bir ağaç,kuş kirazı.

ILICA: Ankara’nın Nallıhan ilçesinde bir şelale.

ILICA:Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde bir şelale.

ILICA:Suyu sıcak olarak yerden çıkan hamam,kaplıca.

ILICASU:Kütahya’nın Gediz ilçesinde bir kaplıca.

ILIM: İstek ve tutkularda ölçülü davranma erdemi;itidal.

ILINCAK:Küçük çocuk salıncağı.

ILISILIK:Çankırı’nın Ilgaz ilçesinde bir içmece ve maden suyu.

ILISU:Batman’ın Hasankeyf ilçesini sular altında bırakacak olan baraj.

ILKI :At sürüsü. Yılkı.

IMICA: Adana’nın Kozan ilçesinde bir içmece.

IMIZGAN:Uyuklayan.

IMIZGANMAK:Uyku ile uyanıklık arası bir durumda bulunmak,uyuklamak.

INA :Irak’ın resmi haber ajansı.

INCALIZ:Turşusu yapılan bir tür küçük yaban soğanı.

IR: Ezgi,nağme.

IR:Siirt yöresine özgü,kıyma ve bulgurla yapılan bir yemek.

IRABİLİM: Karakteroloji.

IRAK : Türk müziğinde bir makam adı.

IRAKGÖRÜR :Dürbün.

IRAKLİON: Girit adasının,Kandiye de denilen en büyük kenti.

IRAKSAK: Cisimleri olduğundan daha uzak gösteren.

IRAMAK: Uzaklaşmak,ara açılmak.

IRGANDI: Bursa’nın Orhangazi ve Yıldırım ilçelerini birbirine bağlayan arastalı Türkiye’nin tek çarşılı tarihi köprüsü.

IRGAT: Amele,işçi,tarım işçisi.

IRGAT: Teknenin karaya çekilmesini sağlayan alet.Gemilerde ve yapılarda yatay kollarla ve birkaç kişi tarafından çevrilen bocurgat.Teknenin baş tarafına konulan ve demiri çekmek için kullanılan aygıt.

IRIM:Orta Asya’da yaşayan Şamanist Türkler arasında çeşitli şeylerden anlam çıkartarak bakılan fal.

IRIP:Bir tür delikli balık ağı.

IRIZVA:Güney Anadolu’da yaşayan Türkmenler arsında yaygın telli bir çalgı.Kara düzen.

IRKI:Zayıf, cılız, hastalıklı anlamında yerel sözcük.

IROK:Mardin yöresinde,kızartılarak hazırlanan içli köfteye verilen ad.

IRS:Karı ile kocadan her biri.

IRZ:Bir kimsenin cinsel dokunulmazlığı. Namus,iffet.Dokunulmaması ve saygı gösterilmesi gereken kişinin namusu.

IS:Sahip,malik, iye.

ISDAR (ISTAR): Halı,kilim gibi kirkitli el dokumalarının yapıldığı dikey tezgah.

ISFAHAN : Türk müziğinde bir makam adı.

ISIDENETİR:Bir yer yada nesnenin ısısını kendiliğinden düzenleyen,aynı derecede olmasını sağlayan cihaz,termostat.

ISIK: Bektaşi dervişi.

ISIKERTE:Halk dilinde termometreye verilen ad.

ISIL: Termik.

ISIN:Kalori.

ISINAK: Ocak,soba gibi ısınma aracı.

ISIRAN :Fırında ekmek, börek, çörek çevirmeye yarayan bir tür kürek. Teknelerdeki hamuru kazımaya yarayan araç.

ISIRGIN:İsilik.

ISIVEREN:Ekzotermik.

ISIYAYAR:Konvektör.

ISKAÇA: Omurga üzerinde direğin oturması için yapılmış oyuk.

ISKALARYA:Çarmıkların halat basamakları.

ISKAPARMA:Gemiyi toptan kiralama.

ISKARÇA: Geminin pek sıkı istif halinde yükletilmiş olması.

ISKARLAT: Venedik’te dokunan ve Osmanlılar tarafından ithal edilerek yeniçerilere dağıtılan bir tür çuha kumaşı.

ISKARMOZ: Bir balık türü.

ISKARMOZ:Gemilerin kaburgalarını oluşturan eğri ağaçların adı.Kürek takmak için kayık ya da sandalın yan kenarına dikine yerleştirilmiş ağaç çubuk.

ISKARPELA:Demirden yapılmış keskin uçlu bir marangoz aracı.

ISKARTA:Herhangi bir nedenle değerini yitirmiş mal.

ISKAT:Düşürme,düşürülme,hükümden düşürme. Geçersiz kılma.

ISKAT:Ölünün ruhunun azap çekmemesi için dağıtılan,ölenlerin kılınmamış namazları ve tutulmamış oruçları için verilen sadaka.

ISKOTA:Denizcilikte büyük yelkenleri yönetmek için kullanılan ip.Bir yelkenin rüzgara göre açısını ayarlamak için kullanılan halatlar.

ISKUNA :Brikten küçük,iki direkli bir çeşit yelkenli gemi.

ISLAH:Düzeltme,iyileştirme.(Çoğulu:ıslahat)

ISLAMA: Sakarya iline özgü bir tür köfte.

ISLAMA:Kesilmiş hamurları yada ekmeği,yağlı su yada et suyuna doğrayıp pişirerek yapılan bir yemek.

ISLANGA: Kazanda yeteri kadar mayası gelmemiş hamurun içinde bekletilerek dinlendirildiği derin madeni tekne.

ISLIKÇIN: Fiyu da denilen ve yurdumuzun sulak alanlarında da yaşayan bir ördek cinsi.

ISMARLAMAK: Parasını kendi ödeyerek başkaları için yiyecek ya da içecek getirmesini istemek.

ISNAN:Diş çıkarma.

ISPANAK:Yapraklarından sebze olarak yararlanılan bir bitki.

ISPARMAÇA:Deniz içinde zincirlerin birbirine dolaşması.

ISPAROZ:Sıcak ve ılık denizlerde yaşayan bir balık.

ISPATAN:Halk dilinde yabani tereye verilen ad.Su teresi de denilen ve yaprakları çiğ olarak yenen otsu bir bitki.

ISPAZMOZ :Aşırı titreme,kasılma.

ISPIT: Hodan da denilen ve çiçekli dalları sebze olarak kullanılan otsu bitki.

ISRAR:Direnme,ayak direme,üsteleme.

ISTABL: Ahır.

ISTAKOZ:Suda yaşayan,sevilen,beyaz eti için avlanan,iri bir böcek.

ISTAVROZ: Hıristiyanlığın sembolü sayılan ve birbirini dikey olarak kesen iki çizgiden oluşan biçim,haç,salip.

ISTILAH:Bir bilim veya sanata özgü kelime,deyim,terim. Herkesin anlamadığı özel anlamda kullanılan söz,terim.

ISTIRAP: Acı ,keder,üzüntü.

ISTIRAR: Çaresizlik,mecburiyet,zorunluluk.

ISTRANCA:Marmara Bölgesinin Trakya kesiminde yer alan Yıldız dağlarının eski adı.

ISTUFA (ÜSTÜFE):Sırma ya da sırma taklidi telle işlenmiş bir tür kumaş.

IŞIĞAN:Yurdumuzda yetişen ve beyaz odunu tornacılıkta kullanılan bir ağaç. Kabuğundan siyah boya yapılan yabanıl bir ağaç.

IŞIK HIZI: Saniyede 300.000 km olan kozmik ışık eğrilmesi.

IŞIK YILI: Işığın vakum içinde bir yılda kat ettiği mesafe.(9,46 trilyon km).

IŞIK:Bektaşi dervişi.

IŞILAK:Halk dilinde parıltı.

IŞILGAN :Çoban püskülü de denilen süs bitkisi,dikenli ağaççık.

IŞILTI: Hafif ışık.

IŞINIM:Radyasyon.

IŞITAN (IŞITIN): Toprak kandil. Lamba.

IŞKI:Deri yada tahta kazımakta kullanılan ve iki ucunda da sapı olan eğri bıçak.

IŞKIRLAK:Karagöz’ün açılıp kapanabilen başlığına verilen ad.

IŞMAR: Göz ile işaret etmek.

IŞTIR (IŞTAR):Ispanakgillerden yaprakları etli bir bitki.

ITAMİYE: Eskiden vakıf kuruluşlarına yoksullara yemek verilmesi için ayrılan para.

ITER: Eski dilde nesiller,akrabalar.

ITIK:Köleye yada cariyeye özgürlüğünü geri verme.

ITIR: Güzel koku.

ITIRŞAHİ:Hoş kokulu ve güzel çiçekleri olan tırmanıcı bir bitki. Tüysü yapraklı ve keskin kokulu bir süs bitkisi.

ITLAK:Eski dilde bırakma,salıverme.

ITNAP:Sözü boş yere uzatma.

ITRA(İTRA):Mübalağa yaparak övme.

ITRAH :Eski dilde dışarı çıkarma,dışarı atma.

ITRİ: Klasik Türk Müziğinin en büyük bestecilerinden biri.

ITRİ:Güzel kokulu.

ITRİYAT:Güzel kokular.

ITTILA:Bilgi edinme, öğrenme.

IVIRZIVIR :Küçük ve önemsiz şey.

IYADET: Eski dilde hasta ziyaretine verilen ad.

IZAF:Zayıflama ya da zayıflatma anlamında eski sözcük.

IZBANDUT (İZBANDUT):Görünüşü ve davranışı ile korku veren iri yarı adam. Osmanlılar döneminde Rum korsanlara verilen ad.

IZRAR: Zarar verme. Zarara uğramak

IZTIRAR (ISTIRAR): Zorda kalmak. Yasak olan bir şeyi mecburen yapmak.

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 11:48