J - (JA-JÜT)

Cumartesi, 20 Ekim 2012 21:16 Site Yönetimi
Yazdır

JA :Japonya’nın plakası.

JA :Almanca evet.

JA: Jamaika’nın plaka işareti.

JABİRU :Amerika’da yaşayan bir leylek türü.

JABO: Bir gömleğin göğüs kısmına büzgülü olarak iliştirilen dantel süsleme.

JABORANDİ: Tropikal Amerika’da yetişen ve salya otu da denilen şifalı bir çalı.

JACKPOT:Bazı oyunlarda,özellikle bazı kumar makinelerinde biriken paranın tamamını veya önemli bir bölümünü kazanmayı sağlayan simgeler birleşimi.

JACKSONPOLLOCK:Soyut dışavurumculuk akımının en önemli adlarından biri olup boyayı tuvale damlatarak, akıtarak ya da savurarak yapılan damlatma resmi geliştirmiş ünlü ABD’li ressam.

JAGUAR:Güney ve Orta Amerika’da yaşayan,postu benekli ve iri gövdeli bir hayvan.

JAİALAİ: İspanya’ya özgü,hasırdan yapılmış bir kepçe aracılığıyla bir topun atılıp tutulmasına dayanan ve pelota da denilen spor dalı.

JAJ: Anlamsız saçma sapan sözler.

JAKAMAR:Tropikal Amerika’da yaşayan,ağaçkakana benzer uzun kuyruklu kuş.

JAKAR :Dokumacılıkta,atkı ipliklerinin ayrı ayrı denetlenebilmesini olanaklı kılan tezgah. Aynı adlı tezgahta dokunan karmaşık desenli bir kumaş.

JAKARANDA: Mavi ya da mor renkte gösterişli çiçekler açan bir süs bitkisi. Anayurdu Orta ve Güney Amerika ile Batı Hint adaları olan elli kadar ağaç ve çalı türünün ortak adı.Tropikal Amerika’da yetişen bir orman ağacı.

JAKET:Beyaz porselen kaplama.

JAKETATAY :Resmi ziyafet ve davetlerde erkeklerin giydikleri, arkası yırtmaçlı, etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlak kesilmiş ceket.

JAKO:Batı Afrika ormanlarında,Gine ile Liberya arasında yaşayan,türleri içinde en iyi konuşan gri papağan.

JAKOBEN: Halk adına,halka karşın devrimci girişimlerde bulunan kimse. Devletin merkeziyetçiliğini savunan.

JAKUZİ:Masaj aktiviteli havuzlu banyo, sağlık havuzu.Su masajı küveti.

JAL: Japon Hava Yolları.

JAL: Kazak mutfağına özgü,at etiyle yapılan ve hem sıcak hem de soğuk olarak yenen bir yemek.

JALAPENO: Meksika’ya özgü acı bir biber cinsi.Yeşil renkli çok acı biberlerin ince ince dilimlenerek yapılan turşusuna verilen ad.

JALE : Çiy, kırağı,şebnem.

JALON: Yol yapımında yön bulmak için kullanılan araç. Yer ölçümünde uzaklık saptama,hizalama işlemlerinde kullanılan beyaz ve kırmızı şeritler halinde boyanmış ağaç veya metal çubuk.

JALUZİ :Şerit perde.Bir tür pencere kapama düzeni.

JAMBON: Domuz,tavuk,hindi ya da dana etinden tuzlanarak,dumanlanarak veya başka yöntemle hazırlanan dilimlenerek servis yapılan soğuk et.

JAMBOS:İnce ve mumsu derili, ekşi ve gevrek etli bir sıcak ülke meyvesi.

JAMES CAMERON: Titanic ve Avatar filmlerinin yönetmeni.

JAMES JOYCE:Özellikle Ulysses adlı romanıyla tanınan İrlandalı yazar.

JANR: Sanatta çığır,tür,tarz. Avrupa resim sanatında günlük yaşamı,ev yaşamını,festivalleri yada içki sahnelerini betimleyen yapıtlara verilen ad.

JANSENİZM: Adını ve kaynağını ünlü bir Hollandalı ilahiyatçıdan alan bir Hıristiyan öğretisi.

JANT:Taşıtlarda lastiklerin takıldığı tekerleğin çember biçimindeki bölümü.

JAPONE:Elbisede bir tür kol kesimi. Kolsuz kadın giysisi.

JAPONGÜLÜ:Kamelya.

JARDİNİYER:Çiçek yetiştirilen veya konulan bir sandığı taşıyan süslü mobilya.

JARGON:Dar bir çevreye özgü dil,argo. Meslek argosu.

JARSE:Esnek dokunmuş ipekli veya yünlü bir kumaş türü.

JARTİYER:Çorapları diz altında yada üstünde tutmaya yarayan lastikli çorap bağı.

JASMİNE: Bir pirinç çeşidi.

JAVEL: Ağartmakta ve yara temizlemekte kullanılan kimyasal bir su.

JAYADEVA:Kuzey Hindistanlı şair.Kirişna Şarkısı adı verilen yapıtı,bugün de dinsel halk bayramlarında oynanan ve yatra adı verilen oyunlardan oluşmuştur.(12. yüzyıl).

JAZZ: Avrupa,Amerikan ve Afrika müziği öğelerinin bir araya gelmesiyle New Orleans’da ortaya çıkan bir müzik türü.Doğaçlama ve anlatımcı bir müzik tarzı olan Caz,daha çok bir kent müziği olarak gelişmiştir.

JEL: Kozmetikte,hekimlikte kullanılan saydam ve pelte kıvamında madde.

JELATİN:Genellikle hekimlik ve fotoğrafçılıkta kullanılan,hayvanların kemik,kıkırdak,vb dokularından veya bitkisel yosunlardan elde edilen saydam,renksiz,kokusuz bir madde.

JELOZ: Deniz yosunlarından çıkarılan bir tür jelatin,agaragar.

JENA:Isıya dayanıklı bir cam.

JENERASYON:Kuşak,nesil,soy.

JENERATÖR:Üreteç.

JENERİK:Bir filmde emeği geçenlerin adlarını içeren ve filmin başında ya da sonunda yer alan liste. Tanıtma yazısı.

JENET:Lekeli postu kürkçülükte kullanılan memeli bir hayvan.

JENGA: Üst üste konmuş tahta parçalarının en altından bir parçayı ötekileri düşürmeden alıp üste koyma oyunu.

JENOSİT:Bir insan topluluğunu ulusal,dinsel vb sebeplerle yok etme,soykırım.

JEODEZİ:Yer ölçme bilgisi.Yerin boyutlarını ve biçimini konu alan bilim dalı.

JEOFİZİK:Yerin yapısı ile yerin sarsıntı ve yük altında dinamik davranışını araştıran bilim dalına verilen ad.

JEOLOG:Yer bilimi uzmanı.

JEOLOJİ:Yer yuvarlağının yapısını,birleşimini,evrimini inceleyen bilim dalı,yer bilimi.

JEOPOLİTİK: Devletlerin coğrafi özellikleriyle siyasetleri arasındaki ilişkileri inceleyen bilim.

JEOTERMAL: Sıcak su buharı.

JEREZ:İspanya’da üretilen ünlü bir beyaz şarap.

JERFİN: Kapı sürmesi.

JERSEY: Küçük yapılı,kısa boynuzlu bir kültür sığırı türü.

JERZYKOSİNSKİ:Boyalı Kuş,Şeytan Ağacı,Çelik Bilye gibi romanları dilimize de çevrilen Polonya asıllı yazar.

JEST: Yerinde yapılan ve beğenilen davranış.

JESTİYON: Bir devlet saymanının bir mali yıl içinde ya da görev süresi boyunca gerçekleştirdiği işlemlerin tümü.

JET:Tepkili uçak.

JETLAG:Uzun süreli uçuşlarda vücudun saat farkına uyum sağlayamaması.

JETON:Kimi aygıtlarda ve işlerde para yerine kullanılan küçük marka.

JETSKİ:Su kızağı.

JİAOÇU:Eski Çin kaynaklarında güreşe verilen ad.

JİBON:Hindistan yarımadasında yaşayan kuyruksuz,çok uzun kollu maymunların ortak adı.

JİG:Bir ortaçağ yaylı çalgısı.16. ve 17. yüzyıllarda İskoçya ve Kuzey İngiltere’de,18. yüzyıldan başlayarak da İrlanda’da yaygın olan ve genellikle tek başına yapılan halk dansı.

JİGO:Kasaplık hayvanların budu.

JİGOLO:Geçimi yaşlı ve zengin bir kadın tarafından sağlanan genç erkek sevgili.

JİK:Yağmur damlası.

JİKLE:Motorlu taşıtların yüksek devirde çalışması için fazla benzin akışını sağlayan alet.

JİLE:Kadınların genellikle bluz üzerine giydikleri yelek biçimindeki bir giysi . Önü ve arkası tek parça,yakasız ve kolsuz kadın yeleği.

JİNEKOLOJİ:Kadın hastalıklarını konu edinen tıp dalı, nisaiye.

JİNGOİZM:İngiliz şovenizmini anlatmakta kullanılan terim.

JİPS:Toprak içinde katman olarak bulunan ve pişirilip toz durumuna getirilerek alçı yapmaya yarayan hidratlı kalsiyum sülfat,alçı taşı.

JİRİTRNKA: Kukla filmin ve çizgi filmin en büyük ustalarından biri olan Çek sinemacı.

JİRONDENLER(GİRONDENLER):Fransız devrimi sırasında,Gironde ilinden gelme idealist genç avukatların oluşturduğu ılımlı cumhuriyetçiler.

JİYAN:Kükremiş,kızgın,coşmuş.

JOGGİNG:Kır ve orman gibi yerlerde yapılan koşu sporu. Koşmaca .

JOJO:Jacgues Brel’in bir şarkısı.

JOJOBA :ABD’nin güney batısı ile Meksika’nın kuzeyinde doğal olarak yetişen ve tohumundan çıkarılan yağı,sabun,şampuan, saç kremi gibi çeşitli kozmetik ve eczacılık ürünlerinde kullanılan sert dallı bitki.

JOKER:Konken gibi iskambil oyunlarında istenilen kartın yerine kullanılan kart.

JOKEY: Ata binmek için kendilerine bedel ödenen lisanslı binicilere verilen ad.

JONGLÖR:Dengesini ustalıkla korurken top, bıçak, tabak gibi nesneleri havaya atıp tutarak gösteri yapan sanatçı.

JORJET: İpliklerin fazla bükülmüş bulunmasından dolayı bürümcük görünüşlü bir tür kumaş. (Yazlık kadın elbisesi yapılır.).

JORURİ: Japon edebiyatında bir tür.

JOTA:Geleneksel İspanyol şarkı ve dansı. Kuzey ispanya’da,özellikle Aragon’da yapılan geleneksel kur dansı.

JOYSTİCK:Kumanda kolu,oyun çubuğu.

JÖLE: Et suyunun soğuduktan sonra gevşek ve esnek bir kıvam almış durumu.

JÖLE:Meyve suyunun şekerle kaynatılmasıyla istenilen yoğunlukta elde edilmiş şekerleme.

JÖN: Genç erkek öğrenci.Filmlerde önemli rollerde oynayan genç erkek oyuncu.

JPEG:Çok bantlı,duruk imgelerin sıkıştırılarak kodlanması ve yeniden elde edilmesini öngören uluslar arası grafik standardı. İnternette özellikle kaliteli fotoğrafların gösterilebilmesini sağlayan sıkıştırılmış resim formatı.

JUANGRİS: Sentetik kübizmin öncülüğünü yapan ve 1887-1927 yılları arasında yaşayan ünlü İspanyol ressam.

JUANJUANLAR: Tarihte önemli bir rol oynamış Orta Asya halkı.

JUBA: Amerika’daki Afrika kökenli kölelerin dansı.

JUDOKA:Judo yapan sporcu.

JUJU:Nijerya’dan tüm dünyaya 1960’larda yayılan bir tür popüler dans müziği.

JUL: Fizikte bir iş birimi.Standart enerji birimi.

JULİOPOLİS: Ankara’nın Nallıhan ilçesinde antik bir kent.

JUMBO: Çok büyük,kocaman.

JUMBO:Tünel açmakta kullanılan ve üzerinde delme tabancaları bulunan araba.

JUNYOR:Kendi yaşıtları arasındaki yarışmalara katılan 18 yaşını geçmemiş sporculara verilen ad.

JURA: Fransa-İsviçre sınırının her iki yanında uzanan dağ sırası.

JURA: Yer’in jeolojik tarihinin ayrıldığı on bir dönem içinde,en eski sekizinci dönemin adı.

JURO:Jeolojide ikinci çağın triasla kretase arasında kalan dönemi.

JÜBİLE :Yahudilerde,elli yılda bir Tanrıya ve dinlenmeye ayrılan yıl.

JÜBİLE:Bir meslekte uzun süre başarılı olarak çalışanlar için düzenlenen tören.

JÜLİDE:Birbirine girmiş,dağınık.

JÜPİTER: Roma mitolojisinde tanrıların kralı.(Yunan’da Zeus).

JÜPON: Giysi altına giyilen etek,iç etek.

JÜRİ:Seçici kurul.

JÜRİTOKRASİ: Yargı vesayetinin geçerli olduğu yönetim biçimi.

JÜT:Hindistan ve Bangladeş’te yetişen,ip ve çuval yapımında kullanılan,liflerinden yararlanılan bir bitki türü ve bu bitkinin liflerinden yapılan dokuma. Kenevir,kendir.

Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Nisan 2014 11:49